Bugünden 1930'a 5,490,587 adet makale



Katalog


«
»

11 KASIM 2002 PA2ARTESİ CUMHURİYET SAY DISRAŞIN 1 ] EyJül sonrası artan ulusal güvenlik kaygılan, ABD'li seçmeni geçici bir süre için de olsa Cumhuriyetçilere yöneltt Demokratlaryeniden güç kazanır• Kjsmı Kongre seçimlerinde Başkan Bush 'un Cumhuriyetçi Panisi hem Senato hem de TemsiJciler Meclisfnde çoğunluğu ele geçirdi. Ancak, terör tehdidine ilişkin kaygılann azalması Demokratlann son yıllardaki yükseliş trendini yeniden yakalamaJannı sağlar. Cumhuriyetçi iktidar yakın gelecekte sona erebiîir. JOHNJUDIS ABD'nin Demokratlan 1996, 1998 ve 2000 yıllannda Kongre'deki temsil oranlannı yükselt- tiler. 1992, 1996 ve 2000 yılındaki başkan se- çimlerinde de oylannı yükselttiler. Bifl Cfin- ton'un yerinegeçmeyi hedefleyen AlGore2000 yılındaki başkanhk seçimini kaybetti, ancak "popülaritewian"nın kazanan tarafı oldu. Gö- rünen tablo, ülkede, 1980'Ierde hâkim olan mu- hafazakâr, Cumhuriyetçi çoğunluğun yerine Demokratlangeçirecek yeni bir eğılimin hâkim olduğuna işaret ediyordu. Bu tabloya geçen sa- lı günü yapılan ve hem Senato'nun hem de Temsilciler Meclisi'nin kontrolünü Cumhuri- yetçilere veren -yüzde 51 ve yüzde 52 ile- se- çimde *dur* denilmiş gibı görünebilir. Ancak, sorulması gereken soru Demokratlan destek- leyen trendin kaldığı yerden devam edip ede- meyeceği ve olursa hangi şartlarda çoğunluğu yeniden ele geçirebileceğine ilişkin. Büyük kentlerln partlsl Sıyasi değişımler sadece ani ve tesadüfi olayîann yansıması değil, daha uzun süreçli, gizli gelişmelerin de yansıması olabilir. Son 50 yılda ABD bir sanayi toplumu olmaktan çı- kıp "sauayi sonrası" (madde üretiminden çok düşünce üretimini asıl alan bir işgücü toplu- mu) toplumuna dönüşfü. Bu, aile, din, aşk, iş. iktidar, pazar ve cinsellik konulannda da ye- ni biranlayışı beraberinde getirdi. Muhafaza- kâr Cumhuriyetçiler, 1980'lerde bu sosyal devrime tepki gösteren taraf oldu. Eski tip köktenci din anJayışını savunuyor, sivil, göç- men, kadın ve tüken'ci haklannı savunan si- yasal değişimlerin ve çevrepolitikalannın kar- şısında duruyorlardı. 1960 öncesinde Demokratlar sendikalaşmış Sonuçlar Başkan'ınyüzünügüldürdü Cumhuriyetçi Parrinin 6 Kasım'daki kısmi Kongre seçimlerinde hem Senato hem deTemsilcilerMecKsi'nde çoğuniuğuelegeçirmesi Başkan Bush'unvüzünügüJdürdü. Bazıeyaletvalilerinin debeliriendiği secimdenbirgünsonrabasın topianösı düzenkyen Bush gazetecilere gülücük dağrttı. Irak'a ilişkin sorulan da yanıtlayan başkanm kamuovunun desteğiyie rahatlamısolduğu berhalinden beOiydi.(Fotoğraf:AP) J mavi gömlekli sınıfa odaklanıyordu. Etnik ço- ğunluğu olan kuzeyin ve beyazlann çoğunluk- ta olduğu güney böigeler. Son 40 yılda ise öğ- retmenden hemşireye, aktörlerden modacılara profesyonellerin başıru çektiği sanayi sonrası top- îumun partisi oldular. Kaliforniya'nın Silicon Valley'i gibi yeni. büyük kentlere ağırhk ver- diler. Biranlamda 1990'larda Clinton-Goreyö- netiminden ortaya çıkan. îngiltere Başbakanı TonyBlairin tt yeni İşçi Partisi anlayışı"nın ku- zeni olan merkezci politikanın öncülüğünü yap- tılar. Bu merkezcilik günümüz ABD yerel politi- kalannın alanını belirliyor. Cumhuriyetçiler, en güneydeki birkaç eyalette Demokratlann dev- letin pazar kapitalizmini regüle etmesine se- bep olan kendini adamışhğı taklit etmek zorun- da kaldı. Son seçimde Cumhuriyitçi adaylar sosyal güvenlik fonlannın özelleştirilmesi için propaganda yaptıklannı inkâr ettiler. Sosyal oüvenHk partlsl Ancak, 1980'lerinrnuhafazakârCurnhuriyet- çileri, Demokratlarda, Vietnam Savaşı ve Iran- la yaşanan rehine krizi sırasında meydana ge- len parçalanmalarda da güç kazanmış, yöne- timi ele geçirmişti. Cumhuriyetçiler, ABD'li- lerin ülke tehlıke altmda olduğu zaman dönüp baktıkJan ve sosyal güvenlik partisi oldular. 1980'lerde Soğuk Savaş sürdüğü sürece sos- yal güvenliğin partisi olarak seçimleri kazana- biliyorlardı. Ancak, 1989 yılında Berlin Du- van yıkıldığında en önemli siyasi popülarite kaynaklannı kaybettiler. 1992'de parti dış po- litika konusunda ikiye bölündü. Clinton yöne- timindeki Demokratlar ise bundan yararlana- rak ülkenin dikkatini ekonomiye yoğunlaştır- ması ve Soğuk Savaş çatışmaiannın hayalet- leri gibi görünen konulardan uzaklaşması ge- rektiğmi savundular. Yukanda anlatılan tablo Dünya Ticaret Mer- kezi ve Pentagon'a 11 Eyiül'de düzenlenen saldırılara kadar değışmedi. Saldırılar ve Bush'un saldırılara Afganistan'da verdiğı çok çabuk yanıt Cumhuriyetçiler'in sosyal güven- iık partisi imajını yeniden canlandırdı. Ve Bush 'un yükselen popülaritesine katkıda bu- lundu. 11 Eylül'ün belki de Saddam Hüse- yin'in profiliyle uzayan gölgesi ABD politi- kalannın üzerine düşmeye devam ediyor. Terörle miicadele güç kazandırdı Bush'un dış politikaya yaklaşımı, teröre kar- şı yürütfüğü savaş Avrupa'da tepkiyle karşıla- nırken ve ABD'li entelektüellerin eleştirileri- ne hedef olurken seçmenin büyük desteğini ka- zandı. Geçen haflaki secimden bir gece önce, CBS ve New York Times'm ortaklaşa yaptık- lan birankette Bushkamuoyunun yüzde62 ona- yını aldı, yüzde 20 ona "hayır" dedi. Bush'un dış politikası da buna yakın bir yüzdeyle ço- ğunluğun onayını aldı. Aynı kamuoyu araşttr- ması ABD'lilerin yüzde 52 sinin terorizme karşı savaşta Cumhuriyetçileri tercih ettiğini, yüzde 30'unun tercihini onlardan yana kul- lanmadığım gösteriyor. Demokratlar bu seçimde dış politikadan çok içpolitıka konulannda yanşmak istediler. Belirli bir ölçüde de eyalet valileri yanşında bunda başanlı oldular. Ancak, ne Senato ne de Temsilciler Meclisi'ndeki yanşı Cumhuriyet- çilerin ekonomi politikalan konusunda bir re- feranduma çevirmeyi başarabildiler. Tam ter- sine Bush ve kurmaylan iki taraftakı seçimı de teröre karşı yürüttükleri savaş konusunda bir referanduma çevirmeyi başardılar. Bush, beş günlük hızlı seçim turunda ulu- sal güvenlik konusunun sıkı sıkı üzerine bas- tı ve Cumhuriyetçi Senatör adaylan Demok- rat adaylanna savunma ve terörle mücadelede zayıf olduklannı söyleyerek propaganda yap- tı. Seçim öncesindeki gece bir Gallup araştır- ması seçmenin teröre karşı mücadele ve ulus- lararası konulara ekonomik sorunlardan daha çok önem verdiğini gösterdi. Tabii, tüm seçmenler Bush yönetiminin dış politikası ve teröre karşı tutumlanna öncelik vermedi. Çok sayıda Demokrat bunun daşuı- da kaldı. Bağımsızlar saf değistirdi Ancak, ABD'li seçmen Cumhuriyetçi, De- mokrat ve bağımsızlar arasında kesin hatlarla üçeaynldı. 1990'larda çoğu meslek sahıbi olan bağımsızlar, sanayi sonrası geiişen metropol- lerde yaşıyor, Demokratlara kayıtlannı yapttr- masalar da özellıkle Kalıforniya'da oylannı onlara veriyorlardı. Ancak, 11 Eylül sonrasuı- daki süreçte Bush ve Cumhuriyetçilerin dış politikası onlara daha sempatik görünmeye başladı. Ve eyalet eyalet Cumhuriyetçilerin geçen hafta kazandığı zafere katkı yaptılar. Ulusal güvenlik kaygılan öncelikli olarak kaldığı ve Bush yönetimi bu soruna Demok- ratlardan daha iyi çare bulacak gibi göründü- ğü sürece bağımsızlar Cumhuriyetçilere des- tek vermeye devam eder. Ve Cumhuriyetçiler hem başkanhk hem de Kongre seçimlerinde 1980'lerde olduğu gibi avantajlı durumda olur- lar. Ancak, eğer ABD'nin yurtdışından gele- cek birterör saldınsı korkusu azalırya da Bush yönetimi teröre karşı açtığı savaşta başansını sürdüremezse -örneğin Irak'ı işgal sonrasın- da batağa saplanırsa- siyasi ortam acilen de- ğişir. Terörle sa\'aş sonunda dünyanın birçok baş- ka bölgesinde olduğu gibi ABD'de de yatışır- saAmerikalılar Demokratlann savunduğu sa- nayi sonrasıpolitikalara dönebilirler. Bush yö- netimi uyguladığı dış politikasında tökezlerse Demokratlar, Vietnam öncesinde olduğu gibi ülkenin dışpolitikasını iyi yönlendirebilen par- ti imajlannı yeniden kazanabilirler. Her iki se- çenekte deBush ve Cumhuriyetçilerin uzun sü- re yönetimi elde tutmalan olası değıl gibi gö- rünüyor. Yann sona ermez, ancak iki ya da dört yılda sona erebiîir. (The Guardian - 8 Kasım) Çeçenistan ildnci Afganistan olabilir PAVEL FELGENHAUER Moskova'daki rehine krizinin kanlı so- nuçlanmasının ardından Kremlin, isyancı- larla hiçbir koşul altında banş görüşmele- ri yapılmayacağını açıkladı. Kremlin'in Çeçenistan konusundaki sözcüsü Sergei Yastrzhembsky, geçen hafta "Çeçenistan'da görüşülecek kimse olmadığııu" söyledi. Oysa Devlet Başkanı VTadimir Putin bun- dan önce birçok kez Çeçen sorununu çöz- mek için sadece askeri gücün yeterli olma- dığını, teröristleri ortadan kaldırmanın ba- nşçıl birçözümyolunda sadece birönadun olacağını söylemişri. Geçen hafta Putin, Kremlin'in siyasi çö- züm olarak nitelediği -Çeçenistan'da, böl- geyi daha "normal" bir Rusya bölgesi ha- line gerirecek, ancak özerklik hakkı sağ- lamayacak yeni bir anayasayı onaya suna- cak yerel bir referanduma gidiünesi- şeyi detaylıca açıkladı. Referandum sonrasında ise Moskova yanlısı bir Çeçen lideri başagerirecek yerel se- çimler yapılacak. Rus- ya bundan önce 1996'da Çeçenistan'ı işgal etti- ğindede seçimler yapı- lıp Moskova yanhsı bir parlamento ve lider se- çihnişti, ancak bu, böl- geye banşve istikrarge- tirmedi. Gerillalar sa- vaşa de\-am efti. bölge- deki nüfus ise Rus as- kerler köylere girerken Moskova yanlısı lideri gerçek lideri olarakka- bul etmedi. Rusya'daki seçim sonuçlan çoğunlukla düzmecedir. Putin'in Çeçenistan için seç- tiği siyasi çözüm ise kesinlikle işlemeye- cektir. Bu da bölgede öldürücülüğü artan silahlı çatışmanın süreceği anlamma gelir. Sa\Tinma Bakanı Sergei Ivanov, bu haf- ta inriharsaldınsı düzenleyenlerin Çeçenis- tan'da silah altına alınıp yetiştirileceğini ve birçok yerde terör saldınlan planladık- lannı açıkladı. Şuanda40bini Sa\-unmaBakanhğı'ndan olmak üzere Çeçenistan'da görev yapan 80 bin görevli var. Birlikler tüm bölgeye ^erleşmiş durumda. yüzlerce kontrol nok- ası var. Ancak Moskova yanhsı binlerce 7eçenmilitana rağmen durum kontrol edi- • Çeçen savaşçılann Çeçenistan'da organize ve etkili bir saidınsı Moskova ve başka büyük kentlerde terörist saldınlanyla birleşirse Ruslar Afganistan'dan olduğu gibi Çeçenistan'dan kaçabilir. Bu arada militanlar. Afganistan'da Taleban'ın başa geçtiği gibi yönetimi ele geçirebilir. lemiyor. Ivanov'unaçıklamalanndada yankılanan yeni güvenlik kaygılan birçok Çeçen'ın militan ya da militan sempatizanı olarak tu- tuklanacağının işareti. Kimileri "tutukla- maya karşı çıktıklan için" yakalandıklan yerde öldürülecek, kimileri ise "sorgulan sırasında suçlannı kabul edecek" Ancak Ivanov'un planı isyancılan yen- meyeyeterli olmayacak. Yukandakine ben- zertutum geçenüç yıl içinde zaman zaman takınıldı ancak isyancılan destekleyen Çe- çenlerin sayısını arttırmaktan başka işe ya- ramadı. BirçokÇeçen songünlerde Rus ga- zetecilere kameralarkarşısında, rehineal- ma işini savaşı sona erdirmek için ise des- tekledıklerini açıkladılar. Ruslan öldür- mek için eyleme katılmak amacıyla silah kuşanan çocuk yaşta Çeçenlerin sayısı da azalacağa benzemiyor. Moskova'daki rehine alma işini yaptığı söylenenlerin lideri degenç savaşçılara bir örnek: 20'li yaşlannın başındaki Movsar Baraye\ f . Ulusalcıhk gururu ve köktenci İslam ateşinden kaynağını alan bu isyankâr hareket şimdiye kadar hiç olmadığı kadar organize. Geçen iki ayda altı Rus he- likopteri, Rus yapımı fiize- lerkullanılarak düşürüldü. Bu saldınlarda 140Rus as- keri öldü, 30'a yaknıı yara- landı. 1980'lerin ortalarında Sovyet işgali altındaki Af- ganistan'da ABD yapımı Stinger uçaksavar fuzeleri- nin de\Teyegirmesi savaşta bırdönüm nok- tası oldu. Sadece Stinger'lann uğrattığı za- rar değil. Ruslann hava saldınsı ve savun- ması konusundaki eksikleri de Afganis- tan'dan çekilmeye zorladı onlan. Rus birlikler günümüzde de 1980'lerde kullandığı silahlan ve aynı yöntemleri kul- lanıyor. Çeçen savaşçılann Çeçenistan'da organize ve etkili bir saldınsı Moskova ve başka büyük kentlerde terörist saldınla- nyla birleşirse Ruslar Afganistan'dan ol- duğugibi Çeçenistan'dan kaçabilir. Bu ara- da militanlar,Afganistan'da Taleban'ın ba- şa geçtiği gibi yönetimi ele geçirebilir. (Moscow Times - 6 Kasım) Irak lideri, BM GüvenJik Konseyi karanna, sadece kışı geçirmek için birkaç ay uyar Saddam, asla silahsızlanmaz• Saddam Hüseyin'in Birleşmiş MiHetler'in karanna uyması mümkün değildir. Bu diktatör, silahsızlanmayı kabul edeceğine savaşırken ölmeyi tercih eder. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin oybirJiğiyle aldığı karar, Başkan Bush'un Irak'ın dünyayı kitle imha silahlanndan anndırmayolundayürüttüğü kam- panya için önemli biradımdı. Kon- sey tarafından onaylanan ve Bağ- dat'a silahsızlanması için son uya- n niteliğinde olan karar tasansı, Saddam Hüseyin'in kimyasal ve biyolojik silahlardan, füzelerden ve nükleer silahlardan sonunda vazgeçip vazgeçmediğini anla- mak için sıkı bir denetleme prog- ramı öngörüyor. Daha da önemJisi dünyayı Bush yönetiminin yürüttüğü kampan- ya arkasında bırleştınyor ve ABD askeri müdahalesinin yaygın şe- kilde uluslararası destek görme- sinin garanti olmasına yardımcı oluyor. Sekiz haftalık ıstırap Güvenlik Konseyi 'nin onayını ahnak Dışişleri Bakanı Colin Po- weD'ınyaptığı sekiz hafta süren ıs- tıraph görüşmeler ve ABD'nin verdiği birdizi taviz sonrasında el- de edildi. Bush. Irak'taki denetim sırasın- da kitle imha silahlan konusunda bir ihlale rastlandığı takdirde oto- matik olarakaskeri müdahaleye gi- rişmek yerine Güvenlik Konse- yi'yle durumu tartışmakkonusun- da ikna edildi. Bunun dışında Irak'ın geleceği- ne yönelik söyleminı de rejim de- ğişiklığinden "silahsızveitaatiiâr" bir Saddam Hüsejin'in yönetım- de kalabileceğine çevirdi. Bu es- nekliğin, sonuçta Irak ile bir ihti- laf söz konusu olduğunda eğer ABD'ye müftefik sağlayacaksa yararlı olduğu kesin. ABD yönetiminin tek taraflı ru- rumu konusunda yapılan gürül- ^ s Uranyumu /zenginJeştirmek ) varken? tü patırhyı dayatışhrmalı. Ancak, ülkedeki rejimin kahcılığmı sağ- layacak bu yumuşama Bush'un Irak kampanyasım batağa da sap- layabilir. Bu sadece diplomatik bir saptama değil, tehlike içeren bir gerçektir. Tehlike var olmaya devam edecektir. Çünkü Saddam Hüseyin'in Birleşmiş Milletler'in karanna uyması mümkün değildir. Bu diktatör, 1990'larda yedi yıl süreyle Birleşmiş Milletlerdenet- çilerini banndırdı, ancak silahsız- lanma ilkesini kabul etmedi. O, silahsızlanmayı kabul ede- ceğine savaşırken ölmeyi tercih eder. Diktatör, ABD liderliğinde- kı bir operasyon için en elverişli zamanlama olan önümüzdeki kı- şı çucarmasını sağlayacak süre zar- fında oyunu kurallanna göre oy- nayarak işbirliği yapıyor gibi gö- rünecektir. Isveçli diplomat Hans Blix'in yönetimindeki denetçile- rin Güvenlik Konseyi kararıyia edindikleri yetkileri saldırgan bir tavırla kullanmayacağmı umacak- tır - ki BIix yetkiler konusundaki bazı çekincelerini açıkladı. Eğerdenetçilere mağlup olursa Birleşmiş Milletler'i, karan onay- lama konusundaellerinden geldi- ğinceolumsuzetkilemeye çalışan Fransız ve Rus hükümetlerine gü- venecektir. Başkan Bush, "ötekidevieflerin Irak'ın bazı durumlardaJd itaat- sizliğinin ciddiye alınacak bir şey olmadığı yolunda gereksiz taröş- maJara girmenıeleri'' konusunda uyanda bulundu. Bu daha önce de olmuştu. Saddam Hüseyin de yine risk alacak gibi görünüyor. Koallsyon korunmalı Başkan dün Irak'ta Güvenlik Konseyi'ni açmaza sokacak bir ihlal söz konusu olduğunda ABD'nin Birleşmiş Milietler'in onayı olmadan müdahale edece- ği konusunda yeniden bir uyan yaptı. Bu, 1999'daKosova'yamü- dahalede olduğu gibi şimdi de ge- rekli olabilir. Ancak, bu söylem, Saddam Hüseyin'in oyun arkada- şı olarak eli kolu bağlanmış ol- maktan kurtulmayı sağlayacak ol- sa da Bush yönetimi bin bir güç- lükle kurduğu koalisyonu ko- rumaya özen göstermeli. Güvenlik Konseyi karan 30 gün içinde Irak'tan silahlan konusun- da detaylı bir rapor isriyor. Yönetimin kurmaylan hazırla- nacak raporu düzmece sayıp der- hal savaşa başvoırabilir. Ancak, geride bıraktığımız se- kiz hafta, ABD'nin tek taraflı ka- rar alma ve aceleci müdahaleden vazgeçmesı halinde Güvenlik Kon- seyi ve kilıt müttefik ülkelerini Irak'ın yeniden yapılandınlması konusunda ikna edebileceği konu- sunda ümit vaat ediyor. Bu, sadece ABD güçlü bir ülke ve Bush kesin kararh olduğu için böyle değil. Saddam Hüseyin'in vahşi ve saldırgan rejiminin, ulus- lararası hukuku ihlaline son ver- mekhaklı bir amaç olduğu için de gerekli, tüm dünyaya yarar sağlayacak bir şey. (WashingtonPost- 9 Kasım)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog