Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

SAVFA CUMHURİYET 11 KASIM 2002 PAZARTESİ HABERLER KLapalı kutu AKP, kendisine oy veren kesimin dışrnda kalan görüşlerin temsiline izin vermeli, hatta onu ısrarla aramalı GüçlüiktidannriskidebüyükERHAN KARAESMEN AJCP'ninseçimperformansı 1983'te- ki ANAP'ın zaferi ile karşılaştınlabile- cek türden bir "Mutiak Başan" niteliği taşımaktadır. Yine I983"teki ANAP ile karşılaştınlabilecek biçimde, her kesim- derL. her partınin tabanından oy topla- mıştır. AKP'ye oy kayışı dindar muha- fazakârlığın. sağ ideolojik düşüncelerin kümeleşmesinin epey ötesinde, "umut çığHdan"na dönüşmüştür. Coğrafyasal da- ğılımı da etkileyicidir. CHP'nin gerisin- de kaldığı Trakya; Güney Ege ve Akde- niz yörelerindeki 10 seçim çevresi ile DEHAP'uı gerisinde kaldıklan Doğu ve Güneydoğu'daki 7 seçim çevresinin dı- şında. yetmişe yakın seçim çevresinde ilk partidir. Ancak bu zaferin getirdiği olağanın çok üzerinde bir yurttaş beklen- tisi söz konusudur. Bu canhıraş beklen- tinin içindeki yurttaşın ne ölçüde sabır gös- terip göstermeyeceği belirsizdir, zaman- la anlaşılacaktir. Oy akışı AKP'ye yıkılan olağanüstü sorumlu- luğun daha net algılanabilmesi için par- tiler arasındaki oy kayması büyüklükle- rine yakından bakılmasında yarar vardır. Yazann seçim öncesinde Cumhuriyet'te yayımlanan yazılannda seçmenin yanya yakınının 1960'a göre ad değiştireceği hu- susuna değinilmiştir. 1999'da tabanı da- ha az kayganlık gösteren ve sadık seçmen sahibi partiler sadece sırasıyla DEHAP, AKP ve CHP olarak kendini açığa vuru- yordu. Diğer partilerde geleneksel yan- daşlık anlayışı büyük ölçüde sarsılıyor ve oylar bir önceki seçimdeki akış doğ- rultusundan başka tarafa yönleniyordu. Bu noktada CHP'ye bir ilk baİaş yö- neltildiğinde DSP'den açığa çıkmış olan 7 milyona yakın oyun nereye gittiği, CHP'yi hangi ölçekte beslediği tam bi- linememektedir. Ancak CHP oylannın 1999'a göre sadece 3.5 milyon artış gös- terebildıği düşünülürse. DSP'den dağılan oylann CHP'ye çok fazla gitmediği açık- ça görülmektedir. CHP ıçin, "DSP'deki ödünçoylangerialabibneumııdu'' aslın- da hiç gerçekçı değıldi. 1995 ile 1999 arasında CHP'deki oy azalması sadece üç yüz bin mertebesinde olup aynı dönem- de DSP iki milyona yakın oy artışı sağ- lamıştı. CHP'nin (ya da SHP'nin) içi za- ten Çflkr'li DYP ile yaptığı o kişiliksiz ve beceriksiz koalisyon çerçevesinde 1993 ile 1995 arasında boşalmıştı. Bu derece sağa yalpa vuran ve tüm ilkesel konularda ödünîer veren bir CHP'ye es- ki klasik yandaşlannın oy vermesi çok zor- laşmıştı. Bu seçmenler sadece DSP'yi değil diğer partileri ta o tarihte destekler olmuş, bir bölümü de sandık başına git- memişti. CHP'ye yakın düşen seçmenin sandığa gitmeme yoluyla bir ceza uygu- lamasının böylece bu partinin geçmişin- dekuv\^etlibirörneğidemevcuttu. 1999'da ise ülke çapındaki iki seçimden milletve- kili genel seçüni adını taşıyanda CHP yüzde 8.7 oy oranıyla barajın gerisine düşmüş, oysa yan sandıktakı ll Genel HP'nin seçmenlerinden bir bölümünün 2002 'de oy kullanmaya gitmeyerek ashnda hâlâyandaşı olduklanpartiye, 1999 seçimlerinde olduğu gibi, yine bir ikaz gönderdikleri düşünülmelL Ezen kiûelerin kurtancısı olma umudu aşılarken AKP, ashnda CHP'nin sergilemesi gereken Hnsancü soV görüşü sergüedi... Meclisi Seçimi'nde altı yüz bin oy faz- lasıyla yüzde 11 'lik bir oranı tutturmuş- tu. Yandaşı olduğu partiye bir sandıkta oy verip diğerinde esirgiyor olmak ancak polirik bilinci yüksek yurttaşlann koya- bileceği bir eylem türüydü. Derviş bardağı taşırdı 2002'de ise CHP'nin potansiyel yurt- taşlanndan bir bölümünün oy kullanma- ya gitmeyerek ashnda hâlâ yandaşı olduk- lan partiye yine bir ikaz gönderdikleri düşünülmelidir. Sayılan rahatlıkla bir- kaç yüz bini (hatta belki miryonu) bula- bılecek yurttaşlann temel kırgınlığı CHP'nin aşın ortacı, neredeyse merkez sağa göz kırpan yaklaşımlan olduğu ta- sarlanabilmektedır. Ezilen kitlelerin kur- tancısı olma umudunu aşılarken AKP, aslında CHP'nin sergilemesi ve sahip çıkması gereken birdara düşmüş yurttaş- tan yana insancıl sol görünüşü sergileye- biliyordu. CHP'ye gelince, çok soyutbır "ortadald tarafaziar"ı yanına çekebil- me stratejisinın peşinde koşan. toplum- sal hedefleri belirsiz, mesajlan net olma- yan bir siyasal grup görünüşü veriyordu. 1999'da hayali birtarafsızlan kazanma yaklaşımı sergilenmiş ve hüsrana vanl- mıştı. Ancak bu çok derin yarulgıya bir kez daha düşüldüğüne tanıklık ediliyor. Ancak, kırgınuklar ve kuşkular dolu bar- dağın taşmasına yol açan olayın Kemal Derviş'in CHP saflanna katıhşı olduğu kesin gibidir. Bu katılma ile şişirilmiş bir rakip olanYTP'ye gidebileceği tasarlanan orta ve tarafsız (!) oylann CHP'ye yön- lendirilebileceği hesabı yapıldığı aşikâr- dır. Ancak bu oylann mertebesi vatandaş sağduyusunun belli bir süzgecinden geç- tikten sonra zaten çok sınırlı kalacaktı. Ve öyle kalmıştır. Bu çok küçük girdiye karşılık işin çık- tısı çok daha büyük olmuştur. 'AY-EM- EF' ile ilişkilerin kökünden gözden ge- çirilmesi; moneterci yaklaşunlann ve devlet kurumlanna yönelik, rasyonel da- yanağı olmayan kurumsal düzenlemele- rin kitlelerin çıkarlan uyannca irdelen- mesi; globalleşme denen hokkabazhğın tuzaklanna çok dikkatlı olunması... Yurtsever seçmen bu konulardaki du- yarlılığı ve uyanıklığı yansıtan bir tavir- lar dizisinin sergilenmesinı bekliyordu, CHP'den. Ama tam tersine, düzeltilme- si umulan tüm bu edilgenliklerin inanç- lı birtemsilcisiyle CHP neredeyse bütün- leşti. Çeşitli "rağmen"lerle birlikte ama başka yol olmadığı için CHP'ye oy ve- recekJerin bir bölümü için yeni bir iç he- saplaşma süreci başladı. Sonuç olarak insanlann bir bölümü sandığa gitmedi Becerikli ve mağdur lider AKPye bakalım, biraz da. 11 milyon mertebesinde oy kuvvetli bir destek, el- bette. Bunun dikkate değer bir bölümü- nün, eski RP-FP çizgisinin bir süreklili- ğini yansıtmakta olduğu kesindir. Ek bir bölümü de 1999'da dirsek yediği dindar milliyetçi MHP ile hesaplaşmasından ak- tanlmış oylardır. Ama üç miryonu aşkın bir bölümü dınsel düşünce ağırlıklı ide- olojik dürtüye sahıp değildir. Geçım dar- hğı, işsızlik ve gelecek endişesi kâbusu içinde kıvranan umarsız yurttaşlar, ken- dilerine daha yakın gördükleri bir siya- sal muhatap aramışlardır. Recep Tayyip Erdoğan büyük kenttte başanlı olmuş taşra kökenli bır politikacı olarak Ana- dolu kökenlilik olgusunun çok egemen olduğu bir toplumun, özel bir dönemde- ki, bu özel arayışına ce\ ap vermiştir. En- li boylu, yakışıklıya yakrn yapısıyla. bı- yığı ile gerektiğinde avam üslubuyla ko- nuşabilme ve kararlı sert adam görüntü- sü verebilme yetisiyle taşralı yurttaşlan olduğu kadarbüyük kentlerin, yeni hem- şerilerine de yakın düşmüştür. Kimi göz- lemcilerin şaibeli ilişkilerle dolu oldu- ğunu iddia etmelerine karşın Istanbul Be- lediye Başkanlığı görevini başanyla yö- nettiğine geniş kitleler inandınlmışhr. Beceriklidır, atılgandır. Ayncakendisiy- le uğraşılan "mağdur" bir liderdir. An- cak Erdoğan'ı kidelerce Zaloğlu Rüs- temimsi bir imge ıçınde neredeyse bir çağdaş halk kahramanına dönüştürten unsur. ezilip itelenegelmiş mazlumlara yar- dımcı olabileceği umudunu aşılamış olu- şudur. Orta kesimi çok yıldızlaşmış, aşa- ğı kesimi daha da güçsüzleşmiş ama sa- yıca çok kabarmış bir ıkibinler çizgisin- de Türkıye, AKP-Tayyip oluşumu toplum katmanlannın ağırlık merkezini iyi sap- tamıştır. CHP hâlâ hayali bir orta taba- kanın tarafsızlannı kendine çekmeye ça- hşırken, AKP, ezılmiş kitlelerin melalini pragmatik bir dürtüyle fena sayılmaya- cak bır yaklaşımla kavramıştır. Ezilniiş- ten yana bir tavn üstü örtülü bir sosyal demokrat dizisiyle de destekleyerek in- sanlann güvenini kazanmıştır. Bu partınin ve liderinin şu anda zafer kazanmış kahramanlar psikolojisi içinde olması kaçırulmazdır. Ancak kendileri- Seçmeninyüzde 58 'i Meclis 'te değil • AKP, iktidan milletin kendisini büyük çoğunlukla seçmesinden değil, barajın yüksek oluşundan elde etti. Şimdi demokrat olduklannı ileri süren AKP ve CHP'nin bu konuda ne yapacağı önemli... Doç. Dr. TÜRKÂN ARKAN AKP yönetidleri milletin kendile- rini iktidara getirdiğini, CHP yöneti- cileri de Meclis'te temsil edilmeyen yüzde 45'i de dikkate alacaklarmı vurguluyor. Bu görüşler gerçeği yan- sıtmıyor. Evet AKP iktidan elde etti, ama bu milletin kendilerini büyük bir çoğunlukla seçmesinden değil, yasa- larda barajın yüksek oluşundan kay- naklandı. Nitekim, analizi "toplam seçmen sayısı''na göre yaptığımızda gerçek ortaya çıkıyor. 1950-2002 ara- sında yapılan 14 genel seçimde top- lam seçmen sayısına göre Meclis'e gi- ren ve giremeyen partilerin oy oran- lan Tablo 1 ve Tablo 2'de görülebilir. Bu tablolara göre: 1) 1950-2002 arasında 14 genel se- çimde, Meclis'egiren partilerin top- lam seçmen sayısına göre oy oranı, bir kez yüzde 90'ın, bir kez yüzde 85 'in üzerinde, iki kez yüzde 80-84, iki kez yüzde 75-79, iki kez yüzde 70-74, üç kez yüzde 65-69, iki kez yüzde 60- 64, bir kez yüzde 40-45 arasında. Toplam seçmenlerin Meclis'te tem- sil oranı 13 seçimde yüzde 60'ın üze- rinde iken2002'deyüzde41.7'ye düş- müş. Toplam seçmen sayısını dikka- te aldığımızda, AKP'nin oy oranı yüz- de 26.3, CHP'nin oy oranı da yüzde 14.8 oluyor. Meclis'te temsil edilme- yen seçmenlerin oranı ise Sayın Bay- kal'ın belirtriği gibi yüzde 45 değil yüzde 58'in üzerinde. Seçime katılıp Meclis'e giremeyen partilerin toplam seçmen sayısına gö- re oy oranlan 1950-1983 arasında en yüksek yüzde 4.87'dir, en düşük ise yüzde l'in altında. 1987-2002 ara- sında ise en düşük 1991'de yüzde l'in altında, en yüksek 2002'de olmuş ve yüzde 34.6. 2) Yüzde 10 barajını aşamadığı için DSP ve RP 1987'de Meclis'e gire- memiş; iki partinin oy toplamı 3.762.001. 1995'te MHP 2.301.343, 1999'da CHP 2.716.094 oy aldıklan halde Meclis'e girememişler. Baraj yüzde 5 olsaydı, adı geçen partiler Meclis'e girecek ve milletvekili da- ğıhmı değişecekti; toplam seçmen sa- yısına göre Meclis'te temsil oranı 1987'de yüzde 72.74 yerine yüzde 86.98, 1995'te yüzde 70.38 yerine yüzde 77.1,1999'da yüzde 67.09 ye- rine yüzde 74.45 olacakh. 2002'de beş parti yüzde 5-9.5 ara- sında oy almış: DYP 3.008.942, MHP 2.635.787, GP 2.285.598, DEHAP 1.960.660, ANAP 1.618.465 oy aldık- lan halde Meclis'e giremediler; bu oylann toplamı 11.509.452 ve top- lam seçmen sayısına oranı yüzde 27.8. Baraj yüzde 5 olsaydı bu partiler de Meclis'e girecek ve Meclis'te tem- sil oranı yüzde 41.7 yerine 69.5 ola- caktı. 3) 2002 seçiminde DYP 47, MHP 32, DEHAP 17, ANAP 6, GP 10 se- çim çevresinde yüzde 10'un üzerin- de oy alrruşlar. Bazı seçim çevrelerin- de oy oranlan yüzde 20, yüzde 30, yüz- de 40 hatta yüzde 50'nin bile üzerin- de. Bazı seçim çevrelerinde Meclis'e gıren AKP ve CHP'den yüksek oy al- dıklan halde, barajı aşamadıklan için bu partilere ait milletvekillerini di- ğer iki partinin, yasal ama demokra- tik olmayan bir şekilde, haksız yere kazandığı görülüyor. Barajı düşürecekler mi? Bugüne dek, yüzde 10 barajmın kendilerinin de işine yarayacağını dü- şünen tüm partiler; barajı düşürme- ye yanaşmadılar. Yönetimde isrikrar- temsilde adalet arasında denge sağ- layacak hiçbir düzenleme yapmadı- lar. Oy kullanmayan seçmenin yük- selmesi, kanımca tepki oylanndan da kaynaklanıyor. Tüm partilere açık bir uyandır. Bunlar görmezlikten gelin- memelidir. Yüzde 10 barajı yüzde 5'e indiril- seydi ya da yüzde 10 barajını aşama- sa dahi bir parti, seçim çevrelerinin, örneğin yüzde 20'sinde yüzde 10 ba- rajım aştığı takdirde. o seçim çevre- lerinde milletvekili çıkarabihne koşu- lu olsaydı sonuçlar değişecekti. Şimdi, demokrat olduklannı ileri süren AKP ve CHP ne yapacak? 8.7 milyon seçmenin neden oy kullan- madığını düşünmeyeceklermi? Yüz- de 5'inüzerinde oy alan 5 partinin 11.5 milyon seçmenini dikkate almaya- caklar mı? Yönetimde istikrar için temsilde adalet ilkesini tümüyle göz ardı mı edecekler? Meclis'te temsil edilmeyen yüzde 58 seçmeni hiç dik- kate almadan Meclis'te oturmayı iç- lerine sindirebilecekler mi? Yoksa, yasalan düzeltip Yunanistan'ın yap- tığı gibi seçimleri yenileyecekler mi? 2002 Seçiminde Meclis'te Temsil Edilmeyen Seçmenlere Ait Oranlar Meclis'te Temsil Edilmeun Seçmenler \ tizde 5-9 5 arasında o\ alan bej paff Yüzde 5'ın altında oy alan dıger partıler Geçers ı o\ lar 0>S») l a 11509 452 2 783 499 Toplam Seçmen Savısına Göre O> Onuıı 27 % 67 11P341 r 1 8 "00 19" 210 Toplam 24! 10 480 5^ 2 Seçimlerle İlgili Bazı Oranlar S«çim Yıb 1950 1954 1957 1961 1965 1973 197^ 1983 1987 1991 1995 1999 2002 Seçime Katılma Oranı (•/.) 89.3 88 6 76.6 81.0 71.3 66.8 72.4 92.3 93.3 83.8 85 1 86.9 78 9 Kullanılan Oya Göre Geçerii O) Oranı (%) 98 3 98.7 96.4 95 5 95 5 96.5 95.1 97.4 97.0 96.6 95.4 96 6 Toplam Seçmen Sayısına Göre Meclis'e Giren Partilerin Oy Oranı (%) 90.40 82.90 Toplam Seçmen Sayısına Göre Meclis'e Giremeyen Partilerin Oy Oranı(%) 4 87 75 61 77 82 68.03 63.46 69.54 86.78 72.74 80.85 70.38 6^.09 •41.6S 0 63 0.37 0.37 P9" 0.46 11.88 15 21 * 34 56 ne klasik çizgıdeki tabanlannın ötesinde umut peşinde koşan çok değişik katman- lardan seçmenin oyvermişoluşu,AKP'yi derin insancıl ve toplumsal sorumluluk- lara itmektedir. AKP ne kadar hazırlıklı? AKP'nin toplum ve devlet yönetimi- ne ne denli hazırlıklı olduğu bilinme- mektedir. Bir çeşit kapalı kutudur AKP. Bu kutunun kapağı açıldığında gündem- deki konular, uluslararası ılişkiler, dün- yayı algılayabilme alanlannda ne denli be- cerili olduklan anlaşılmaya başlanacak- tır. AB, Kıbns, Irak kıskacı içinde Cum- hurbaşkanlığı'ndan ve muhalefetten an- layışlı destek görecek olsalar bile, per- formanslannı kendi becerileri belirleye- cektir. Yurttaş olarak körü performans göstermelerini diliyor değilim. .Ancak dünyada Türkiye'ye rasyonel ve çağdaş biryer sağlama, ülkeyi ve toplumu \erimli ilüalere götürebilme alanında, samimi ve saydam bır görüntüyü bir an önce ser- gılemelerinde yarar vardır. AKP kendi- lerine yönelmiş olan umut yığmlanna karşı. sadece ezilmişliğintaraftarlığınıya- parak bir yerlere sıçramıştır. Şu andan itibaren yurttaşlann, ülke içindeki sivil top- lum gruplannın irdelemeleri ve ikazlan- nın dikkate alınması gerektiğine inan- malan şarttır. Yüzde 45'lik bir oy oranı- nın temsil ettiği siyasal ve toplumsal gö- rüşlerin yansımadığı bir parlamentonun güçlü iküdan olmak, aslında karmaşık ko- alisyonlann yöneticisi büyük parti ol- maktan daha zor ve risklidir. Kalan yüz- de 45'i temsil eden görüşlerin kendıleri- ne iletilmesine ızin vermeleri, hatta bu- nun ötesinde onu ısrarla aramalan gere- keceği açıktır. Bu yazı dizisi boyunca açık- landığı gibi AKP'nin performansında klasik dinsel düşünce ağırlıklı tabanından çok farklı yeni tabanlann desteği rol oy- namıştır. Bu kesimlerin beklentileri eko- nomiktir. Bu çerçevede mazlumlann ko- nınması gibi bir insancıl yaklaşımı gerek- tirmektedir. Böyle bır dönemde, klasik ta- banının beklentilennin ön plana çıkarhl- masıyla genel huzursuzluk yaratabilecek birtakım düzenlemelere gırmelennin bü- yük bir hata olacağı açıktır. ^ M e r k e z sağ'da yeni yönelimler MHP'nin 1999 şahlanışınm akılcılıktan çok uzak, duygusal unsurlardan kaynaklandığı bilinegelmekteydi. Pratik yaşam dürtülerinin daha belirgin bir yönlendiricilik yaptığı 2002 seçmeni, MHP'nin milliyetçi duygusallığından artık fazla etkilenme durumunda değildi. Aynca MHP'ye sağdaki zinde kuvvet gözü ile bakan ve onu daha dostane ve sempatik bir anlayışla karşılayan diğer bazı kesimler de o cenahtan uzaklaşmıştır. Içeriği ohnayan, anlamsız görünüşlü bir Batı düşmanlığı. MHP'ye bu yumuşak yaklaşımı deneyebilecek yurttaş kesimini de onlardan uzaklaştırmıştır. Yenilgisi kaçmılmazdı, bundan sonra kendilerini nasıl toparlayabileceklerini hep birlikte göreceğiz. DYP'nin tanm ve toprak ilişkilı daha muhafazakâr "hafifçe dindarbk'" unsurunu da sinesinde banndıran yandaşlan da kırsal kesimin ve özellikle varlıksız köylünün daha da zor duruma düşüşünden sıkmtıdaydı. Bu kesimin de .tamamen yandaş cephe değiştireceğiru iddia eden ve DYP'nin yok olacağını tasarlayan bazı uzmanlara karşın kanat değıştirme konusunda muhafazakârlığını hâlâ koruyan DYP tabanı, MHP'ninkine nazaran daha az çözülmüştür.. ama sonuç itibanyla çözülmüştür. Komşu bir ANAP'ın tamamen dağıldığı düşünüldüğünde, DYP bu yan cansız haliyle bile sürerliliğini bir miktar daha götürebilecektir. Yakın gelecekte ANAP ile DYP'nin tek bir çatı altında işbirliği yapmaya başlamalan şaşırtıcı ouîıayabilir. 1983'lenn toplum kahramanı 'Rırgut Ozal'uı gücünün bile ancak 8 sene dayanabildiği. Türk toplumsal ve siyasal davranış kayganhğı sürecinde AKP'nin orta soluklu geleceği de çok parlak olmayabilir. Buna ANAP ve DYP'nin eskimiş temellerine oturacak ve taze bir liderle ortaya çıkacak bir merkez sağ partinin ortak olmayı özlemesi son derece doğaldır.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog