Bugünden 1930'a 5,490,587 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 11 KASIM 2002 PAZARTESİ OLAYLAR VE GORUŞLER olay.gorus@cumhuriyet.com.tr AÇI MUMTAZ SOYSAL Sınırlar ve Sıralar ATATÜRK'ÜN ölümü, bu yıl, her zamankinden çok daha üzüntülü, ama aynı zamanda çok daha anlamlı törenler, demeçler, söylevlerle anılmışsa boşuna değildir. Verilmek istenen çok açık bir me- saj vardı: Insanlar laik Cumhuriyetin havasında do- laşan birtehlike sezmişlerdi ve buna karşı birileri- ni uyarmak, birilerini de hazırlamak ister gibiydiler. Kimlerin uyanlmak, kimlerin tehlikeye karşı ha- zırianmak istendiği şimdiden incetenmeye değer bir konudur. Uyannın adresi belli: Yüzde 35'lik oyun her şe- yi yapmaya ve hele laik Cumhuriyetin yönünü değiştirmeye yeteceğıni düşünebilecek olanlar. llk bakışta, onların böyle düşünmeleri nomnal sa- yılabilir. Hele, son yıllarda rastlanmayan bir oy ora- nının, seçim sistemi sayesinde, tek başına iktidar olmaya fazlasıyla yettiği göz önünde tutulursa. Ama sadece sayısal açıdan bile, seçime katıima- yan yahut oylan parlamentoya yansımayan yüzde 45'lik kitleye bir de CHP'ye verilmiş oylar eklenın- ce, AKP'nin aldıklan, mutlak çoğunluk olmak şöy- le dursun, nispi bir çoğunluk anlamı da taşımıyor. İktidar oylarını "ulusal ırade" sayıp laikliği koruyu- cu sınırlan unutmak, herkesten önce iktidar sahip- lerini yanıltarak vahim hatalara sürükleyebilir. Mesajla hazır olmaları istenenlerin başında ise muhalefet partisi geliyor. Sosyal yapıya etkileriyle laikliği tehlikeye düşü- rebilecek ekonomik politikalar konusunda CHP li- derinin yarattığı ılk izlenim güven verici olmasa da, bu alanda büyük sorumluluğun muhalefet partisi- ne düşeceği kesindir. Yalaka medyanın uyutamadığı gözler, hep onun üzerinde olacak. Aynca, Meclis dışı kalmış ya da seçime gireme- miş eski ve yeni partiler de, ekonomik ve sosyal politikalann dolaylı yoldan laikliği yıkıcı etkilerini düşünmek ve kendi tutumlannı buna göre ayarla- mak zorundadırlar. Sonra, memur ve işçi sendikalan gibi kitle örgüt- leriyle "sivil toplum örgütü" denen dernek, vakıf ve platform türünden kuruluşlar geliyor. On- lar da marjinal ve entipüften konular yerine, ken- dilerinin varolup ses çıkarmalarını sağlayan bir Cumhuriyetin laikliğini zedeleyecek politikalarla uğraşmalıdırlar. Sırada, en alt düzeydeki mahkemelerden Ana- yasa Mahkemesi'ne kadar laikliği savunmada ti- tizlik göstermesi gereken yargı organlan var. Bü- tün öbür mevziler düşse bile, insanlar Cumhuriye- tin yargısına güvenebilmeli. Mustafa Kemal'in, Ankara Hukuk Mektebi'ni kurarken söylediklerini anımsayarak. Nihayet, sıra en sonunda Cumhuriyetin ordusu- na gelmesin isteniyorsa, öbürierinin, yine sırayla, 10 Kasım mesajını iyi anlamış olmaları gerekiyor. Seçim Sonrasında CHP... Parlamentonun dışında kalmış ve olanlann sorumluluğuna katılmamış olan CHP'nin önüne büyük bir fırsat çıkmıştı. CHP sokağa egemen olabilir, işçinin, memurun, emeklinin, esnafın, çiftçinin öfkesini örgütleyebilir, yaratacağı rüzgânn etkisiyle tüm bu kitleleri ardına alabilir ve seçimlerin galibi olabilirdi. Dr. Engİn ÜNSAL, Esh CHPhtanbulMılletvekilı M.Ü. Ögretım Görevlısı E rken genel seçimler, müzikteki deyimiyle bir kreşendo ile müt- hiş bir sonlam (final) ile sonuçlandı. 1999 yılında parlamentoya giraıiş olan partilerin tümü, seçmen tarafindan cezalandınldı ve parlamento dı- şında kaldı. Böyle bir sonuç dün- ya siyaset tarihinde tektir. Üretme- den tüketme, kazanmadan harca- ma, siyaseti soygun aracı yapma politikalannı ısrarla sürdüren, hal- kın beklentilerine yanıt vereme- yen partiler ve liderler tarihin çöp- İüğüne atıldı. Seçim sonuçlan herkes için şa- şırtıcı oldu. Hiçbir devlet deneyi- mi olmayan, yerel yönetimlerde yolsuzluk yapmakla suçlanan, bir zamanlar demokrasiyı araç olarak görenler, anayasayı bile değiştire- bilecek bir sayı ile TBMM'ye gir- di ve iktidann yeni sahibi oldu. Bu- na karşın tek başına iktidar ol- mak savı ile seçimlere katılan CHP, yüzde 19.4 oy oranı ile an- cak tek başına muhalefet olabil- dı. Bu sonuç, 1999 seçbnkrmdeba- rajın alünda kalarak parlamento dtşmadü^CHPiçin bir zaferde- ğil, açık bir yenilgidir. Oysa bir CHP iktidan, hem de tek başına iktidan için her şey ve tüm koşullar hazırdı. Koalisyon hükümetinin uyguladığı sosyo- ekonomik politikalar sonucu eko- nomi çok ciddi bir bunalıma (kri- ze) girmiş, binlerce işyeri kapan- mış, milyonlarca işçi, esnaf işsiz kalmış, emekliler, memurlar ağır- laşan koşullar altında daha da ezil- meye başlamış, yanlış tanm po- litikalan nedeniyle çiftçiler ürün üretemez, satamaz konumuna gel- mişri. Mutsuz çoğunluk, sokakla- ra dökülüp istemlerini dile getir- miş, birilerinin bu soyguna, tala- na, sömürüye dur demesini bek- lemiştir. Parlamentonun dışında kalmış ve olanlann sorumluluğu- na kaOİmamış olan CHP'nin önü- ne büyük bir firsat çıkmıştı. CHP sokağa egemen olabilir, işçinin, memurun, emeklinin, esnafin, çift- çinin öfkesini örgütleyebilir, ya- ratacağı rüzgânn etkisiyle tüm bu kitleleri ardına alabilir ve seçim- lerin galibi olabilirdi. Bu tarihsel firsat ne yazık ki kaçınldı. CHP yöneticileri olay- lan seyretmekle yetindi. Kitlele- rin önüne düşemedi, onlan yön- lendiremedi ve onlann öfkesini CHP kahbı içinde eritemedi. So- nuçta 1999'da 8.7 oy ahnış olan CHP 2002 'de oylannı 19.4'e yük- seltmiş, fakat bu sonucu kendi ça- bası, kendi projeleri ve kendi kad- rosu ile değil, iktidar partilerinin hatalannın sonucu, siyasal kon- jonktürün gereği almıştır. Bu ne- denle bu seçim sonucu CHP için liderinin ve kadrosunun bir başa- nsı değil, koalisyon partilerinin CHP'ye bir armağamdır. Kendilerinin bile beklemedik- leri bir sayı ile tek başına iktidar olan AKP'nin yüreklere saldığı korku ve endişeler üzerinde dur- mak bir başka yazı konusudur. Kı- saca AKP, anayasal düzenin temel ilkeleri, Cumhuriyet ve demokra- tik düzenin aydınlatıcı, çağdaş özü ile ve Kemalizm ile çatışmaya gir- mez, İslamcı parti görünümü ve yansımasını ortadan kaldınr ve çağcıl nitelikler kazanabilirse mer- kez sağın liberal partisi olarakuzun yıllar siyaset sahnesinde kalabilir. Bunlan yapmaz ve demokratik cumhuriyetin aydınlık yüzü ile kavgaya girmeyi denemeye kal- karsa korkanm sonu önceki ben- zerlerinden farkh ohnaz. Geçmiş- ten ders alacaklannı umalım. Bu- rada vurgulamak istediğim, CHP yönetimi için bu seçim sonucu- nun yeni bir umut kapısı aralama- sıdır. CHP lideri aldığı sonucu iyi değerlendirip dogru tanılar koya- bildiği ölçüde CHP'yi merkez so- lun odak noktası, heyecan dohibir buluşma noktası yapabılir. Bunun için işe yakın çevresin- den başlamalıdır. Kendisini yı- ğınlann önderi yapabilecek poli- tikalar üretmek yerine. yalılarda patronlann ortasma oturtan in- sanlann hem kendisine ve hem de CHP'ye büyük zararlar verdi- ğinin arnk ayırdına varmalı ve CHP'nin sayın başkanı, yanhş po- litikalar üreten bu dar kadronun tutsağı oimaktan kendisini kur- tarmahdır. Bu dar kadro Türki- ye'nin en güçlü ve köklü sosyal demokrat partisinin, dünyada hiç- bir sosyal demokrat partiye ben- zemeyecek biçimde, solunu buda- mıştır. CHP, örgütsel yapı olarak işçiye, memura, emeklilere, çiftçi- ye uzakür. Bu kesimlerle ilgflene- cek, bu kesimleri parti ile iKşkiye sokacak örgütü yoktur. Cye pro- fiü bu kesimin insanlanndan oluş- mamaktadır. Sosyal demokrat CHP'nin shil toplum örgürJeriile yapısal birUkteÛği yoktur. Oysa bir partiyı sosyal demokrat ya- pan bu kesimler ve onlann ideolo- jileri ile sağlanan bütünlüktür, yoksa yalılarda patronlarla özdeş- leşmek değildir. Bir sosyal de- mokrat parti elbette işverenleri dışlamayacaktır. Toplumsal çı- karlar için onlar ile dirsek tema- sı içinde olacak, liberal ekonomi- nin toplumsal denetiminı yapa- cak, onlarla işyerlerinde endüst- riyel demokrasinin ilkelenni ya- şama geçirecek, böylece çalışma banşuıın gerçekleşmesine katkı- da bulunacaktır. Yapüması gereken CHP'nin bilmesi gereken bir gerçek vardır: Türkiye örgütlü bir toplum olma yolunda hızla ilerle- mektedir. CHP eğer gelecekte ik- tidar olmak istiyorsa bu örgütlü toplumu parti içine taşımak zo- rundadır. Bu ülkenin bir emekçi milyonlar gerçeği, onlan örgütle- yen sendikalar gerçeği, kadınlan, esnafi, çiftçileri örgütleyen ve on- lann çatısı alünda bir şeyler yap- maya çalışan milyonlar gerçeği vardır. CHP tek başına muhalefet olmanın olanaklannı iyi değerlen- dirir, kitle hedeflerini ve kadrosu- nu yeniden ve akılhca belirlerse çok kısa zamanda iktidara gelme- si kaçmılmazdır. Şirndi üzübnek de- ğil, yenidenyapılanmak ve yeni si- yasetler üretmek zamanıdır. Yürekli Bir Sesti Prof. Dr. î. Reşat Özkan... Oktay SÖNMEZ Denizci Yazar Türkiye Gazetectler Cemiyeti'nin yayınladığı günlük Bizim Gazete Ülke somnlanna ilışkir raporianyia, araştırmalanyla, köşe yazılanyla, tarafsc haberteriyle srvil toplumlann gazetesı. Düzenli okumak ıçın abone olun. Tel: 0.212.51108 75 Y aşadığımız şu son yıllarda umutlan- mızın neredeyse bir yokluğa, belirsizlikle- re vardığı anlar yaşamı- şızdır. Bu yurdun insanı, üzerinde onca inamlmaz işlerin başanldığı, destan- lann yaratüdığı bu toprak- lann sevdalısı olarak gü- cümüzün tükenir, içimiz- deki 1919'lardayakılrnış ateşin söner gibi olduğu günlerdirbunlar. Amaba- karsuıız birden o ateşi o büyük gücüyle yeniden alevlendiren bir şeyler olur. Hızla her yanı sarar ve kı- nk umuüanmız anında tap- taze birer ışık olup yükse- lir içimizden. Özellikle de böyle za- manlarda umutsuzluk ne denli güçsüzleştirici, ka- ranhk ne kadaryoğun olur- sa olsun bu toprağın evla- dı olmayı fazlasıyla ve ger- çekten hak edenlerimiz- den yükselen sesler duya- nz. Bu seslerde yılgınlık, yorgunluk, bıkkınlık hiç mi hiç yoktur. Bu sesler var oldukça da bu toprak- larda koşullanmız, karşıt- lanmız ne olursa olsun içi- mizden 1919'daki ateşi ya- kan o "Mucize Adam"ın cumhuriyeti emanet ettiği bizlerden birileri kesinlik- le çıkar. Sesini bütün kor- kusuzluğu, bilgisi, bilin- ci, haklılığı ile yükseltir ve bu hep böyle olacaktır. Bu, bize üzerinde yaşadı- ğımız gizemli topraktan geçmiş bir lavılcım, yok edümez bir "sakh güç"tür. Kültürümüzde hep üre- tim, verim, bereket kavTam- lannı çağnştiragelmiş gü- zel, bol yağmurlu bir öğle üzeri kıyılan olmayan bir sessiz denize doğru yolcu etn'âimiz 55 yaşındaki Prof. Dr. L Reşat Ozkan bu unu- tulmaz seslerden biriydi. Bu topraklar var oldukça hiç sönmeyecek o ateşin, o ışığın bir parçasıydı. Aynı ocaktan yetişmiş obnâkla(\üksekDenizci- KkOkulu/ŞimditTÜDe- nizcilik Fakültesi) gunır duyduğum bu ender in- san, Kurtuluş Sa\*aşı Baş Kumandanı'nı tüm çahş- malannda bayrak etmiş bu değerti meslektaşmu- zm inamlmazgeniştiktebir yetpazedekibaşanlan, asd eğitiminin dtşmda özdlik- le ülkemizin dSşpoihikaso- runlanndaki şaşırtıcı ve yürekli çıkıslan onun öğ- rencfleri, dostian\çgdecek kuşaklar için unutubnaz örneklerdir. Türkiye - AB üişkikri, Türkrye - Yiına- nistan ve Ege Sorunu, Kıb- ns, Boğazlar'daki Güven- Bk ve Asya Petrolleri gibi konular, değerti bir aka- demisyen. yılmaz bir bütm adamı olması ile birtikte içli dışh olduğu Denizdlik Sektörümüzdeki görev ve çalışmalan onun rüken- mez üretme gücünün ve ka\ gasının er meydanlan otanuştur. Ne yazık ki çok kısa bir süre kalabildiği Denizcüik Müsteşarlığı görevindey- ken Türkiye'nin özellikle deniz ticaret politikasının kalıcı ve temel prensiple- rini yerleştiriyor ve türlü olumsuzluklarla savaşa- rak yıhnadan çalışıyordu. Çahşmak ve üretmek için belirli bir bürokratik düzeyde olması şart olan kimselerden değildi. Her koşulda, her yerde ülkesi- nin yararlan doğrultusun- daki yoluna devam edi- yordu. Denizcilikle ilgili ulus- lararası forumlann dikkat- le dinlenen, dokunduğu yerden ses getiren, argü- manlaruıı hedeflerine us- talıkla sunan ve kabul et- tiren güçlü bir konuşma- cı, ağırbİclı ve biümsellik- le donammlı bir delegey- di. Dış politika sorunla- nyla ilgili olarak katıldı- ğı her etkinlikte adeta bir diplomattı. Prof. I. Reşat Özkan bu konulardaki haklılığımı- zın kavgasını daha etkin biçimlerde vermesini sağ- layacak göre\ r lere soyunu- yordu. Bir sevda işi olan ve" birlikte paylaştığımız de- niz tutkunluğu ile denizci- liğimizin sorunlannı ke- sinlikle kazanmamız ge- reken bir "dava" olarak yüklenmeye hazırdı. Sosyal ilişkilerinde al- çakgönüllü, sevimli, hiç unutamadığımız özel nük- teleriyle candan, sevecen kişiliği ile kusursuz, öz- verüi, tatlı, güzel bir in- sandı. Çok, çok yazık ol- du. Onu, yitirmenin çare- sizliği ve acısı içinde, da- ha bugünden özlüyoruz. Dünya Çocuk Kitaplan Haftası Prof. Dr. B. Suat ÇAĞLAYAN, KültürBakam Cnırnalaı M E N K U L O E Ğ E R L E R esas olan piyasayı yaratmaktır •• global.com.tr globaldirect 444 0 321* -« Mcrkcz Maya Aliı CmttT Büyaidcre Caddcsı No !OOyıO2 EsCTHfp» SO260 tSIANBUl Td 0212 21145 00 F»İ3 0212 21149 01 Şubcfcr: Adana 0322 4S8 77 08 Askan 0312 46a T2 00 Antalya 0242 24« 60 01 - 02 Bakntfiy 0212 570 25 00 Buna 0224 223 70 91 D«mzll 0258 241 28 22 Diyaıbabr 0412 223 77 77 knmO232 445 79 82 - 89 Iımıt 0262 323 66 60 Kon>a 0332 237 73 23 Lrvtnt 0212 316 77 77 Mtnm 0324 237 66 22 Nunıosnumyt 0212 520 55 57 lltibat Büroian. Alaays 0242 511 75 20 B31rQtO312 266 26 16 Bodjum 0252 313 55 15 BuTîua 0224 2:1 S6 70 EdinK 0284 212 40 40 Eskljdnr 0222 230 20 49 Gazuntcp 0342 220 90 50 GAztcp« 0216 386 88 81 EspanaO246 232 59 19 kylen 0352 222 24 20 Eunıremc 0212 287 03 90 Mannans 0252 413 84 21 MaıUH 0236 238 26 22 Mertcr 0212 637 B4 85 Scyd^clıjı 0332 582 78 77 Taksm 0212 235 48 48 Tnluon 0462 229 40 80 tlstanbul. .'Uana. Aüiaıa, Ajıuiya. Buna. Doıızil, Gazıantrpjzmız. Konya vc Menın <liful(iakı ükniaı aTafken 0 212 alao kodusu rklrmryl uButmayınu.} [ ocuklanmıza kitap okuma zevk ve ahşkanlığını kazandırmak, ' çocuk kitaplannı yakından ta- Jalannı sağlamak, anne ve babala- ra çocuklan için yararlı kitap seçebil- me lîrsatı vermek amacıyla her yıl ka- sım ayının ikinci haftası "Dünya Ço- cuk Kitaplan Haftası" olarak kutlan- maktadır. Hafta nedeniyle ailelerimizin, öğret- menlerimizin ve yetkililerin ilgisini çocuklanmıza yöneltmek istiyoruz. Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin ge- leceği ancak bilgi ile donanmış ço- cuklanmız tarafindan güvenceye alı- nabilecektir. Ülkemizin gerek coğra- fik konumu ve gerekse sosyolojik ni- telikleri nedeniyle karşı karşıya bulun- duğumuz tehlikeleri göz ardı etme- miz olanaksızdır. Bu bakımdan çağdaşhk ve laiklik kavramlannın ve bu kavramlann de- ğerlerinin en erken dönemlerden iti- baren çocuklanmıza ve gençlerimize anlatılması gerekir. Ancak bu sayede laik Türkiye Cumhuriyeti korunacak ve kollanabüecektir. Dün, bizler yeterince kitap okuya- madık, okumadık. Keşke biz kitabm ve okumanın değerini çocukluğumuz- dan, gençliğimizden itibaren anlaya- bilseydik! Eminim daha az sıkıntı çe- kerdik bu günlerde. Sevgili çocuklar, Kitap okuyun. Daha mutlu bir yann için okuyun, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin sağla- dığı özgürlükleri iyice içimize sindi- rebihneniz için okuyun. Ulusumuzun çağdaş ve laik değer- lerini yüreğinizin bir parçası yaparak okuyun. Sevgili anneler, Bu hafta çocuğunuza mutlaka bir kitap hediye ediniz. Küçük yavrulan- mıza siz okuyunuz. Ve siz Cumhuri- yet'ten, Atatürk'ten ve laiklikten bah- sediniz yavrulanmıza bu hafta. Tüm çocuklanmızın "Kitap Hafta- sı"m kutluyor, gözlerinden öpüyorum. E M R E K O N G A R Demokrasi ve Vampirler Hem insanlığın hem de Türkiye'nin 21. yüzyılda nereye gittiğini, politikacılann nasıl ve niçin vampirleştiğini Prof. Emre Kongar'ın kaleminden okuyacaksınız. R E M Z I K I T A B E V I DENİZLER İDAMA GİDERKEN ORALÇALIŞLAR Herbirı ayrı bir anıyı anlatan. özgiin yazılardan derlenen kitap. yıtırılen ınsanları otuz yıl sonra tekrar anmak ıçın hazıriandı Deniz SOM TEPE TEPE ISTANBUL "Herhangi Bir Yerde" *Jüm jtkığtttmlatdta os Krfopçdatda G ü n i z i Y a y ı n c ı l ı k Tel: 0212-512 42 19 FakS: 512 11 72 2OO3 KÜLTÜR AJANDASI çıktı Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vaktı'ndan satın alabilirsiniz. Sraselviler Cad. 48/1 Taksim-lstanbul Tal: (0-212) 252 63 14-15
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog