Bugünden 1930'a 5,492,155 adet makale



Katalog


«
»

1 - I KASIM 2002 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA KULTUR kulturfa cumhuriyet.com.tr 15 0 I 6ohemian Rhapsody1 eniyiantfe • LO1VDRA (BBC) - Queen'in 'Bohemian Rhapsody' adlı - parçası, BBC Radio 2 kurumu tarafından İngiltere müzik listelerinin 50. yılını kutlamak amacıyla yapılan seçmelerde ,^ son ellı yılın en -, sevilen 'single'ı seçildi. Topluluğun 1974 yılında çıkardığı adı geçen parçanın yer " aldığı single'ı, ikinci sırada John Lennon'ın Imagine' ve üçüncü sırada Beatles'ın 'Hey Jude' adlı parçalan izliyor. Beatles'ın kurucu üyelerinden George Harrison'm 'My Sweet Lord'u listede beşinci sırada yer alırken, 100 parçalık listeye aynca "Can't Get You Out Of My Head' ile Kylie Minogue, 'Don't Look Back In Anger' ile Oasis ve 'Beautiful Day" ile L2 girebildiler. Ankara'da BGST gösterisi • Kültür Servisi - 'Boğaziçi Gösteri Sanatlan Topluluğu' (BGST), bugün saat 20.00'de Ankara M.E.B Şûra Salonu'nda sanatseverlerin karşısına özel bir dans - müzik gösterisiyle çıkacak. Anadolu ve Balkanlar'ın yerel dans ve müziklerini buluşturan gösteri, deneysel olarak nitelendırilebilecek koreografi ve düzenleme anlayışını da taşıyan bölümler içeriyor. 'Farklı kültürlerin bir arada yaşayabilmesi' düşüncesinden yola çıkılarak iki sahne oluştulmuş: Balkan ve Doğu. Balkan sahnesinde Türk, Boşnak, Makedon, Arnavut, Rum danslan ve müzikleri, Doğu sahnesinde ise Kürt, Süryani, Enneni, Türk dans ve müzikleri sunuluyor. 'The Police' geri dönüyor • Kültür Servisi - "Roxanne' ve 'Message in a Bottle' gibi hit parçalara imza atan ünlü lngiliz rock grubu 'The Police', 2003 yılında New York'ta verecekleri konser için bir araya gelecek. 20 yıl aradan sonra ilk kez buluşan ve sahnede 3 parça seslendirecek olan grup, 1976 yılında davulcu Stewart Copeland, gitarist Andy Summers ve Sting adıyla tanınan solist Gordon Sumner tarafından kurulmuştu. bŞT'den 'Düğün ya da DavuT • Kültür Servisi - Istanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolannın yeni sezon oyunlanndan Haşmet Zeybek'in yazıp Prof. Dr. Nurhan Karadağ'ın sahneye koyduğu 'Düğün ya da Davul' adlı oyun yaruı saat 20.30'da Omraniye Haldun Alagaş Spor Salonu'nda ücretsiz olarak sahnelenecek. Yerleşik tiyatro sahnelerinin dışında, sezon boyunca spor salonlannda, meydanlarda, açık hava mekânlannda genış bir izleyici kitlesi ile buluşacak olan ve ilk rurnesini ekim ayında Makedonya'ya yapan 'Düğün ya da Davul', yurtiçi ve yurtdışı turnelerini de sürdürecek. Robert de Nino'ya ödül • Kültür Servisi - Sinema dünyasınm efsanevi oyunculanndan Robert de Niro, Amerikan Film Enstitüsü tarafından onurlandınldı. Ünlü oyuncu 'Hayat Boyu Başan Ödülü'nü 2003 yılınm haziran ayında alacak. De Niro'dan önce bu ödülü almış diğer ünlüler arasında Jack Nicholson, Clint Eastvrood. Harrison Ford ve Tom Hanks yer ahyor. Amerikan Film Enstitüsü'nden yapılan açıklamada De Niro'nun kendi döneminin en büyük oyunculanndan olduğu söylendi. Bursa'da klasik müzik • Kültür Servisi - TC Kültür Bakanlığı Bursa Devlet Bölge Senfoni Orkestrası 15 Kasım Cuma günü saat i 20.30'da Bursa Tayyare Kültür Merkezi'nde bir konser verecek. Ionescu Galati yönetimindeki orkestranın solisti Gilles Apap. Konserde Mozart ve Schubert'ten eserler seslendirilecek. Modernizmin iki büyük öncüsünün, Matisse ve Picasso 'nun yapıtları Paris Grand Palais 'te sergileniyorBir eşliğin ve karşıtlığın sıra-dışı dökümüKAYA ÖZSEZGİN Kapsamlı ve kuşatıcı sanat göste- rileri, önemli sanat olaylan açısın- dan ayncalıklı dönemlerinden biri- ni daha yaşıyor şu günlerde Paris. Görme olanağını bulduğum üç ulus- lararası sanat fuannın (FIAC, Art Paris 2002 ve MAC 2002) yanı sıra, çağdaş sanatın iki büyük ustasmı. Matisse ve Picasso'yu, dünya mü- zelerinden ve özel koleksiyonlardan derlenmiş yapıtlanyla bir araya ge- tiren Grand Palais'deki "Matisse- Picasso" sergisi; Pompidou Kültür Merkezi'nde, yüzyılın ilk yansının bunahmlı ortamında ve iki büyük savaşın yarattığı sosyal ve ekono- mik çalkantılar sürecinde Alman dı- şa\r urumcu sanatının öncülerinden Max Beckmannı video enstalas- yonlan eşliğinde, sanatçının oto- portreleri ve üçlü (triptik) resimleri de dahil olmak üzere etraflı biçim- de tanıtan sergi; uzun bir aradan son- ra Paris'te ilk kez Luxembourg Mü- zesi'nde, kısa ve fırtınalı yaşamının ürünlerini, yani portre ve çıplakla- nnı bir arada sunan Modigliani ser- gisi ve nihayet 19. yüzyılda Velaz- quez ve Ispanyol kültürünün yansı- malannı Paris'e taşımış olan Ma- net'yi, bu görkemli sanatçının ve döneminin yansımalarıyla tanıtan "Manet Velazquez" sergisi... Fuar sergileri, hep alışılagelmiş olduğu gibi, birer hafta ya da birkaç gün süren etkinlikler. Ama onlann dışında kalan ve kuşkusuz güncel gelişmelerin dışına taştığı için, sanat dünyasınm ilgisine daha büyük çap- ta muhatap olan, o nedenle de kapı- lannda onlarca metre kuyruklar uza- yan sergiler, önümüzdeki yılın ilk aylanna kadar sürecek. İki ayrı kaynaktan gellyorlardı Karşıt sanat görüşlerinin temsilci- leri olarak bilindiklerinden, farklı görüş açılan içinde değerlendirilmiş olan Matisse ve Picasso'yu, aynı ta- rihlerde oluşturulmuş yapıtlannın yan yana getirildiği bir sergide izle- yince, birinin yüzeye (satıh) dayalı dekorativizme, ötekinin hacimsel ve modern üç boyutluluğa bağlanmış yapıtlan arasındaki "fark"ın, çağ- daş sanat tarihçilerini ilgilendiren r^ ^ ağdaş sanatın, Cezanne 'dan sonra gelen bu iki büyük ustasını, bir arada, yapıtlan eşliğinde tanımadan günümüz sanatının ulaştığı noktayı açıklıkla seçmek mümkün değildir. "Matisse-Picasso " sergisi, bu olanağı gö'rünür bir çizgiye getirmekte ve çağdaş sanatın gözden kaçan bir sırrını, eşlik ve karşıtlık ikilemini açığa vurmaktadır. Picasso, Matisse'in 'Portrait de Marguerite' adlı tablosunun önünde. (1959 / Fotoğraf: D. Douglas Duncan) Matisse, Picasso'nın bir seramiğine bakıyor. (Haziran 1951 / Fotoğraf: Henri Cartier Bresson) "görece" bir değer aynmından kay- naklandığını, söz konusu farkın "modernist" bir dünya görüşübağ- lamında eriyip kaybolduğunu sapta- mak kolaylaşıyor. İki sanatçı, iki ayn kaynaktan ge- liyordu: Biri kuzeyin, öteki güneyin sanat ve doğa gerçekleriyle ısınan dünyasında yetişmişlerdi; biri Fran- sız, öteki Ispanyol kökenliydi. Ara- lannda 12 gibi küçük bir yaş farkı vardı. İlk sergilerini bir yıl arayla açmışlar ve 19O5'te iki Amerikalı koleksiyoncunun, Gertrude ve Leo Stein'in evinde ilk kez karşılaşmış- lardı. Matisse'i, Doğu estetiğinin saf ve süslemeci mantığı ilgilendiriyor- du. Picasso ise, nesneleri ve görü- nümleri derinliğine algılayan ve nesneyi plastik bir bütünlük içeri- sinde kavramaktan yana olan bir gö- rüşün peşindeydi. Ama modern sa- natın doğuşunu hazırlayan yeni plastik anlatım biçimleri, onlan or- tak ilkeler çevresinde buluşturduğu için, dostluklan ve sanatsal ilişkile- ri. uzun bir zaman dilimine yayıl- makta gecikmeyecekti. Nesnelerin biçimlendirilmesinde "Yorum" pa- yınm baskın olması gerektiği yolun- daki kanı, eğilim aynmını bir anda silip götürmeye yetiyordu. Yarım yüzyıllık sanat blrlklml 14 ayn salonda, 1900'lü yıllann başından 60'h yıllara uzanan ve iki sanatçının otoportreleriyle başlayıp resimler ve heykeller eşliğinde sü- ren yanm yüzyıllık sanat birikimi. her salona yapıtlarla birlikte işlen- miş yazılar ve yorumlann ışığında, yer yer karşıt yer yer paralel oluşum- lan somutlaştınyor. Duyumsayıcı ve yansıhcı öğelerin birinci planda kendini gösterdiği Matisse'in plastik yorumlannda, Fas izlenimlerini öne çıkaran çizgi- selliğin işlevini, özellikle desenler- de egemen kılarken, boyanın yüzey- de yayılan yumuşak etkisı de buna uyumlu biçimde yeni bir konum ka- zanıyor. Picasso, ilk bakışta kendi- siyle çelişir gibi görünen bu yorum- dan etkilenmiyor değildir. Onun çok bilinen deyüniyle, karnında bir gü- neş taşımaktadır Matisse. 1907-14 döneminin kübist yıllannda ve onu izleyen 194O'lı yıllarda, iki sanatçı- nın dostluklan pekişecek, duyum- lann lojik bağlantısı çe\Tesmde bir- birlerini anlamalan daha da kolay- laşacak, daha sık görüşmeye başla- yacaklardır. Picasso'daki titreşimli espas, gi- derek modernist bir teknik düzeyin- de önemıni belirginleştırirken, Ma- tisse, rengi daha da yahnlaştıracak, mavi kâğıtlardan kestiği dekupe çıp- laklarla, sanatının ileri aşamalann- dan birinı daha gerçekleştirecektir. Bu önemli serginin mesajı. daha Picasso hayattayken, gene onun ta- rafından özlü bir deyişle ortaya ko- nulmuştu: Picasso"ya göre, Matisse ile kendisinın yaptıkları yan yana konulup bakıldığında, ki böyle bir şey gerçekten de gereklidir, iki sa- natçının yaptıklan daha kolaylıkla görülebilecektir. Onun resimleriyle Matisse'inkiler arasında herhangi bir uzaklık söz konusu değildir. Ak- sine, çağdaş sanatın, Cezanne'dan sonra gelen bu iki büyük ustasını, bir arada, yapıtlan eşliğinde tanımadan günümüz sanatının ulaştığı noktayı açıklıkla seçmek mümkün değildir. "Matisse-Picasso" sergisi, bu ola- nağı görünür bir çizgiye getirmekte ve çağdaş sanatın gözden kaçan bir sırrını, eşlik ve karşıtlık ikilemini açığa vurmaktadır. Osman Şahin yine o çok iyi bildiği coğrafyalarda geziniyor Yaşam ve ölüm öyküleriNENA ÇALİDtS Osman Şahin, Can Yayınla- n'ndan çıkan 'Ölüm Oyunla- rı'nda okuyucuyu ölüm teması çevresinde bozkırlarda, dağlar- da, yörükler ve aşiretler arasın- da bir gezintiye çıkanyor. - Ölüm Oyunları'nda da öteki kitaplarınızda olduğu gi- bi ölüm teması egemen... OSMAN ŞAHIN - Ölüm ev- rensel bir duygu. Aynca ilgimi çeken bir şey. Anadolu insanı, üstünde her zaman silah taşıyor, günlük yaşantımızda ne kadar entelektüel olursak olalım, şaka yoluyla da olsa "Öldürürüm ha!" diyoruz. Aslında hepimi- zin bilinçaltında olan, yaşamı ölümle korkutmak. Yaşam da ölüm olmadan değerli ohnuyor. Bunun için ölüm konusunu özellikle seçtim ve bu adla ya- yımlamak istedim. Öldürmek sadece tetiğe basmakla olmuyor, aslında o bir oyun. Yazgıları kesişen iki insan - iki farkh karakterin ölü- me bakışlarını birleştirmişsi- niz... ŞAHİN - Ölüm Oyunu öykü- mün kahramanı, kan davasının ocağında doğdu. Çocukluğu bo- yunca oyuncak yerine hep silah- la oynamış bir karakter. Diğer yanda başansızlıklanndan dola- yı intihar etmek isteyen bir kişi var. O da ölümü özleyen bir ka- rakter, fakat bu girişimi başan- sız oluyor. Bu ikisi birbirleri ta- nımamalarına rağmen onlann yazgılannı bir noktada birleştir- mek istedim. Biri ölmek, diğeri de yaşamak istiyor. Bir kaçış öy- küsü. - Öykülerinizde gelenekler- "Ashnda hepimizin bilinçaltında olan, yaşamı ölümle korkutmak. Yaşam da ölüm olmadan değerli olmuyor. Bunun için ölüm konusunu özellikle seçtim ve bu adla yayımlamak istedim." den çok fazla besleniyorsu- nuz... ŞAHİN - Sözlü edebiyat bir halk hikâyesidir ve insanlığın ta- rihi kadar da eskidir. Hâlâ Do- ğu "da sözüme sözlüyüm sözü kullanılır. Bu yemin yerine ge- çiyor. İnsanlar o mitolojileri, o destanlan o zaman yarattılar. Yazının bulunmasıyla da bu ya- zıya aktanldı. Don Kişot bugün dünyanın sayılı başyapıtlan arasında yer ahyor. Cervantes onu Ispan- ya'da halk arasında anlatılan yüzlerce şövalye öyküsünden yola çıkarak yarattı. Bizden de Nâzım Hikmet'in 'Yusuf ile Menofis', 'Şeyh Bedrettin Destanı' örnek ola- rak verilebilir. Son öykiim olan Çukhan mesela gerçekten ya- şanmış bir olaya dayanır, bunu bana bir arkadaşım anlattı. Ben de subayın ağzından aktardım okuyucuya. Bildiğin yoldan sapmamak - Kitabınızda yer alan Çolak Osman Ağa ile de gerçek yaşa- mında bir bağınız var mı? ŞAHİN - Dört kuşak öteden büyükdedem oluyor. Adım da o- nun adı. Otoriter bir insandı ve ben bu kitapta onun başından geçenleri anlatıyorum. Orta To- roslar'da bugün dahı herhangi bir yörüğe sorsanız sıze bu hikâ- yeyi anlatır. Oralarda günümü- ze kadar da süren bir şey var, o da kız kaçırmalar ve tecavüzler. Ben de bu konu kapsamında üç dört ana tema buldum. Erden Kıral daha önce bunu beyazper- deye de aktarmıştı. - Kitapta Yörüklerin felsefe- lerini de anlatıyorsunuz... ŞAHİN - Yörük kelimesi yü- rümekten geliyor. Yörük için önemli olan, bildiğin yoldan sapmamak. Romanda Çolak Os- man Ağa ana yoldan çıkıp or- mana sapıyor, çüanca da başın- dan bazı şeyler geçiyor. Bu olay- da Yörüklere verilen bir mesaj var. o da k ana yoldan sapma' Insanlann doğayla ve insanın in- sanla mücadelesi anlatılıyor.. Aynca cinsellik ve şiddet de var, özellikle erkeklerde. Buradakö- tülük doğadan değil, insandan geliyor mesajı var. Insan hem iyi hem kötü tarafi ile korkunç bir şey ve toplumsal uyum sağla- ması yönünde eğitiriz. Bu öykünün babamdan dinle- diğim hali 'Yoluma Giderken' adını taşıyor. Orada feodalizmin eleştirisi de var. - Yaşar Kemal üzerine çalış- malarımz hangi aşamada? ŞAHİN - Yaşar Kemal üstü- ne 1974 yılından beri çalışıyo- rum. Kitabın adı Geniş Kenar- lı Bir Nehrin Akışı: Yaşar Ke- mal. Gerçekten büyük bir yazar. Romanlan bir arkeolojik kazı gibi. Kurgusunun içinde folklor, doğa, geleneklerin yanı sıra halk söylenceleri de bulunuyor. 31 yıllık yazarlık yaşamım içinde 50'ye yakın makalem yayımlan- dı. Onlan toplayıp ayn bir kitap olarak çıkarmak istiyorum. 2003 yılının sonuna doğru 'So- nuncu İz' adlı bir kitap çıkar- mayı tasarlıyorum. Orada gene insanı anlatıyonım. Mazhar-Fuat-Özkan üçlüsü ilk kez senfonik bir orkestra eşliğinde konser verecek. İş Sanat'ta müziğin farklı tınılan Külrür Servisi - Iş Sanat Kültür Merkezi sanatseverleri bu sezon da yeni projeler. farklı etkinliklerle buluşturmayı hedefliyor. Senfonik konserlerde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Rusya Senfoni Orkestrası ve NDR Senfoni Orkestrası'nı ağırlayacak olan İş Sanat'ta Hilary Hahn, Mischa Maisky, Daniil Shtoda, Antonio Meneses, Teresa Berganza ve Alicia de Larrocha'nın resitallen de izlenebılecek. Oda müziği konserlerinde ise Juilliard Dörtlüsü, Tokyo Yaylılan. Çağdaş Türk Bestecileri Konseri ve Dumay - Causse Sermet'ten oluşan özel bir proje olan 'All - Star' yer alacak. Michel Portal / Richard Galliano, Terence Blanchard Altılısı. Jacques Loussier Play Bach Trio, Michel Camilo Trio, Michael Nyman, Kerem Görsev, Wayne Shorter, Emmanuel Pahud - Jacky Terrasson ise İş Sanat'ın caz sensi kapsamında cazseverlerle buluşacak. Björn Again, Beatles Alaturka ve Beatles go Baroque konserlen 20. yüzyıl pop müzik tarihine damgasını voırmuş iki efsanevi grup ABBA \e Beatles ı anımsamak için hoş bir fırsat sunacak. Bağlama ustası Arif Sağ, Flamenco gitaristi Gerardo N'unez ile İş Sanat'ta buluşurken, MFÖ ise ilk kez senfonik bir orkestra eşliğinde konser verecek. Konserlerin yanı sıra Hugh NVhitemore'un "Sonsuz Döngü' adlı oyunu bu sezon da sahnelenmeye devam edecek. (0 212 316 15 76)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog