Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

1 1 KASIM 2002 PAZARTESİ CUMHURİYEÎ SAYFA J İ i J v U i ı f _ J İ V l X ekonomitgcumhuriyet.com.tr 13 DERTMOD, bu yılın en güncel modellerini ve en çarpıcı koIeksiyonJannı, dünya ile aynı andaTürk tüketicisiyle buluşturuyor. Derimod diza.vnırlan tarafından uyarlanarak tasarlanan üriinler. daha uygun fiyata bulunabiliyor. CAPPY, gerçek meyve tadındaki ürünlerini artık 200 ml'lik cam şişelerde tüketicinin beğenisine sunuyor. Cappy, özel tasanmlı ambalajmda çilek. vişne, şeftali ve kanşık meyve nektanndan oluşan dört farklı tadıyla raflardaki yerini aldı. DEMSA. 24 Kasım'a kadar yapılan tüm ahşverişlerle birlikte armağan edilecek olan hediye çeklerinı. 29 Kasım'a kadar sürecek "6 taksit" ile ödeme imkânıyla birleştiriyor. ÇekJer, yapılan ahşveriş tutarına göre 15 milyon ile 250 milyon arasında degişiyor. BAŞAK HAYAT, "Geleceğe Yatınm Sigortası" ve "Size Özel Hayat Sigortası" adında iİci yeni sigorta ürününü hayata geçiriyor. Her iki seçenekte de prim, sigorta başlangıcında toplu olarak bir seferde ödenebiliyor. 1VIAGGİ, Türk yemeklerinin lezzetini arttırmada en çok kullanılan sebze olan domates lezzetini tavuk ve et lezzetiyle birleştirerek, sofralan dört mevsim domatesle hazırlanmış yemeklere kavuşturacak. gerçekleştirdiği yeni işbırliği kapsamında elektronik sektöründe bir dünya markası olan JVC'nın büyük ilgi gören müzik setlerini pazara sunuyor. JVC ürün grubu arasında EISA ödüllü JVC UX- A60V VCD'li mikro müzik seti de yer ahyor. SIEMENS, yeni iriinleri 'Buharlı Fınn" ve "Kuzine"yi piyasaya sundu. Buharlı fınn, yiyecekleri yağa ihtiyaç duymadan sıcak buharda pişirirken kuzine ise geçmişin izlerini evlere taşıyacak. YAPIKREDİ LEASING, yılın ilk 9 ayında 19 trilyon lira net kar elde etti. Şiketin cırosu ise yüzde 24 artışla 126 trilyon liraya çıkarak finansal kiralama şirketleri arasında en yüksek karlılığa ulaştı. Tayyip Erdoğan'm faizin zararlanna ilişkin açıklamalan, dikkatleri ÖFK'lere yöneltti Faizsiz kazancaAKP ivmesi• ÖFK Birlığı Başkanı ve Al Baraka Türk Genel Müdürü Akyüz. yeni iktidarla güven unsurunun sağlanacağını belirterek "Sektörde büyiik bir genişleme olacak" dedi. "İslami bankacılık" yapan kurumlarda toplam 1 milyar 750 milyon dolarlık fon bulunuyor. GÜLŞAHKARADAĞ Faiz nedeniyle finans ala- nına girmeyen tasarrufçuya ve tslami sermayeye, "kâror- taklığına" katılarak para ka- zanma firsah sunan Özel Fi- nans Kurumlan"nın (ÖFK), AKP iktidanyla birlikte, bü- yük bir genişleme yaşaması bekJeniyor. AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın. "Bu faiz dediği- miz olayın alOnda ezilenler var" sözleri, İslamda "ha- ram* kabul edilen faiz kavra- mını faaliyetleri dışında tutan ÖFK'lerin yeni döneme nasıl baktığı sorusunu da akla ge- tirdi. Hukuki sorunlannı 56. ve 57. hükümetler dönemin- de gideren ÖFK'ler ilk defa, prensiplerine yakın bir parti- nin iktidarda olduğu bir dö- nemde yasal statülerini kul- lanma şansuıı yakaladı. ÖFK Birliği Başkanı veAl Baraka Türk Genel Müdürü Osman Akyüz, yeni iktidarla birlikte güven unsurunun sağlanacağını belirterek, "Sektörde büyük bir genişle- me olacak" dedi. Akyüz. kı- sa vadede tasarrufçudan top- lanan fonlardaki artışın bu- günkünden çok daha hızlı olacağını ifade etti. Bu dö- nemde reel ekonomiye yöne- limle birlikte, ÖFK'lerin kâ- ra dönük işlemlerinin artaca- ğını kaydeden Akyüz, yeni hükümete "Hiznıederini iyi- leştirmelerini saglamaya yö- nefik" talepler sunacaİdannı ifade etti. ÖFK'kr krizi atlattı Mali veriler, ÖFK'lerin kriz dönemini kasun 2000 ile mayıs 2001 arasında yaşayıp atlattığını gösteriyor. Kriz ön- cesinde 1 milyar 800 milyon dolan bulan toplam fon mik- tarlan, bu altı aylık dönemde yan yanya azalan ÖFK'lerin bugünkü fon toplamı yeniden 1 milyar 750 milyon dolara çıkmış durumda. ÖFK'lerin tasarrufçu sayısı 250 bini, iş yaptığı firma sayısı ise ço- ğunluğu KOBÎ olmak üzere 30 bini buluyor. Türkiye'deki 5 ÖFK'nin 31 Ekim itibanyla topladıklan fon miktan ise şöyle: Al Baraka Türk: 456 mil- yon dolar. KuveytTürk: 518 milyon dolar. Asya Finans: 370 milyon dolar. Family Fi- nans: 200 milyon dolar. Anadohı Finans: 204 milyon dolar. FAİZ DEĞİL KÂR PAYI Faiz, mevduat ve kredi kavram- lannı tanımlan dışında tutan ÖFK'lerin işleyiş şekilleri şöyle: - Faiz yerine kâr payı: Tasarruf- çuya belirli bir faiz oranı sunul- muyor. Toplanan fonlann çeşitli ti- cari işlemlerde değerlendirilmesi sonucu oluşan kâr(ya da zaran) da- ğıtılıyor. - Kâr nasıl oluşuyor?: Tasarruf- çudan toplanan fonlar, para cinsi- ne göre TL, dolar ve Euro havuz- lannda biriktirilip ticari işlemlerde kullandınlıyor. Orneğin şirketlere "fon kullandınhyor" ve elde edilen net kâr (ya da zarar) yeniden para havuzuna atıhyor ve tasarrufçula- nn vadeli hesaplanna dağıtılıyor. PARASAL tŞLEMLERDE KİMLİK ZORUNLULUĞU MASAK kara para peşinde Ekonomi Senisi - Mali Suçlan Araştırma Kurulu (MASAK), mali sektör kuruluşlannın. müşterileriyle gerçekleştirdiği ve aralanndaki iş iİiş- kisinde "devamhlık unsuru" taşıyan tüm parasal işlemlerde, limıte bak- maksızın kimlik tespiti yapmak zo- runda olduğunu bildirdi. MASAK, banka ve özel finans ku- rumlanna, şüpheli işlem bildirimleri konusunda görevlendirilecek idan düzeyde birer "uyum görevnsi'' atamalan için 30gün süre verdi. MASAK'ın,Karapa- ranın Aklanmasının Ön- lenmesi Yönetmeliğinin uygulamasına ilişkin ^ ^ ~ ~ ^ " ~ esaslar hakkındaki teblığı Resmi Ga- zete'de yayımlandı. Tebliğde, kirahk kasa, sıgortalama, finansal kiralama, mevduat hesabı, kâr-zarara katılma hesabı, cari hesap, repo veya benzeri hesap açma işlemlerinde herhangi bir parasal sınır olmaksızm kimlik tespi- • Mali kuruluşlar, devamlılık unsuru taşıyan tüm parasal işlemlerde, 2 milyar liralık limite bakmaksızın kimlik tespiti yapacak. tinin zorunlu olduğu anımsatıldı. Di- ğer işlemlerde ise işlem tutannın 2 milyar lıra ya da eşiti dövizi aşması durumunda kimlik tespiti yapılacağı belirtildı. MaJi kuruluşlar, 2 milyar liralık sı- nıra tabi olan ve olmayan işlemleri be- lirlerken, yapılan işlemin devamlılık _ ^ _ _ ^ ^ unsuru taşıyıp taşımadı- ğmı dikkate alacaklar. Yapılan bir işlem daha sonra bununla bağlantılı olarak bir veya daha faz- la işlem yapılmasma ola- nak veriyorsa, bu işlemin devamlılık unsuru taşıdı- ğının kabul edilmesi ve benzeri hesap açma iş- —^—— lemleri kapsamında de- ğerlendırihnesi gerekiyor. MASAK, banka ve özel finans ku- rumlarına. üst düzey personel arasın- da seçecekleri uyum görevlilerini ata- malan için 30 gün süre tanıdı. Görev- lilerin açık kimlik bilgilerini aynı süre için MASAK'a bildirmeleri istendi. Herkesin gözü yeni hükümette ZAM BEKLENTİSİ AKP hükümeti, yoğun bir gündemle işbaşı yapacak. Yeni hükümetin 2003 yılı için önce geçici bütçe çıkarması gerekecek. Geçici bütçe ile sayıları 4 milyonu bulan devlet memurları, sözfeşmeliler ve memur emeklilerinin Ocak zammı da belirlenecek. VERGİİADESİ Çalışanlann vergi oranlannda yapılacak indirimin yanı sıra, işçi ve memurlara vergi iadesi sisteminin devamı da bu kesimi yakından ilgilendiriyor. Maliyecilerin tahminlerine göre, yeni yılda ücretlilere yaklaşık 1.5 katrilyon lira vergi iadesi yapılacak. ZORUNLU TASARRUF AKP'nin açıkladığı gibi hareket etmesi halinde, çalışanlara, eylül ayı tutarlan üzerinden toplam 3.1 katrilyon lira ödenecek. Ancak bu ödemenin gelecek yıla sarkması halinde, Şubat ayında ayrıca nema ödemesi de yapılması gerekiyor. ÇtFTÇlYE DESTEK AKP hükümetinin, doğrudan gefir desteği ödemelerini de tamamlarnası zorunlu. 2002'ye ilişkin ödemeler için gereken 2.1 katrilyon liralık kaynağın 750 trilyon lirası bu yriın bütçesinde bulunuyor. ödemelerin en azından Nisan-Mayıs ayına kadar tamamlanması gerekiyor. İŞ GÜVENCESİYASASI İş Güvencesi Yasası da 15 Mart 2003te yürürlüğe girecek. İş _T zL_ Gülşveren kesiminin bu kanuna yönelik önemli itirazlan bulunuyot- j g j g Işverenler, iş Yasası'nda degişiklik yapan tasannın da bir an önce yasalaşmasını istiyor. Maliye Bakanı Oral: Havada vaatler uçuşuyor, ancak program belli ve uyulmak zorunda Kimse mucîze beldemesiıı • Oral, Cumhuriyet'in piyasalardaki bayram havasına ilişkin '• sorulannı yanıtlarken "Vaatler uçuşuyor. Ancak Türkiye'nin gerçekleri unutulmamah. Faiz dışı fazla hedefinde I fedakârlık yapılamaz, kamu dengesi sağlanmak zorunda. Mucizeyle olmaz" dedi. FATMAKOŞAR Maliye Bakanı Sümer Oral. seçim sonrasında piyasalarda yaşanan gelişmeleri değerlen- dirdi. Cumhuriyet'in dövizkur- lanndaki düşüş, Istanbul Borsa- sı'ndaki iyimser hava ve faiz dı- şı fazla hedefiyle ilgili tartışma- lara dönük sorulannı yanıtlayan Sümer Oral, "Türkrye'nin ger- çekleri unutulmamalı. Ödene- cek borçlar bellL Faiz dışı bütçe fazlasında fedakârlık yapıla- maz" dedi. Yeni hükümetin bir anlamda "harcama kabitiyetini gösteren* ve uygulanmakta olan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın temelini oluşturduğu için Ulus- lararası Para Fonu'nun (IMF) yüzde 6.5 rakamında ısrarlı ol- duğu faiz dışı fazla hedefinin tutturulması gerektiğini belirten Oral. Adalet ve Kalkınma Par- tısi'nin (AKP) yatınm seferber- liği, vergilerde indirim, işsizliği azaltma gibi vaatlerini kastede- rek "Bir hayli fedakârhklar yapılarak olumlu bir tabloya ge- hndi. Ancak 2005"e kadar sür- dürülmesi gereken bir program var ve Türkiye hem bu ekono- mik program hem de Avrupa Birliği konusunda çok ciddi so- rumlulukla adını atman. Prog- ramdaki hedeflere u\ıılnıalı. Bu îıesap işidir ve yakuıda herkesin gözünde tabJo netleşecektir. Söy- lenecek her sözün, vaadin prog- ramda karşıhğı olnıalT dedi. Kadük kalan taslağa göre 143.2 katrilyon lira olarak belir- lenen 2003 yılı bütçesinden 76 katrilyon liranm üzerindeki bir kaynağın faiz ödemelerine ayn- lacağını belirten Oral. "TMFra- n olmaz demek istemiyonım. Çünkü zaten dünyada kamu dengesi, bütçe dengesi birinci ön- celik. Bütün vaatlerin bunun içinde olması gerekiyor. Kamu dengesi yakalanamadan sağlık- h büyümeye geçmek mümkün değil" uyansını yaptı. Oral, "Aradaki dengeyi saglamak la- zım. Mucize>1e olmaz" diye ko- nuştu. Ekonomistlerin dövizde- kı düşüş nedeniyle "cari işlem- ler açığı vaı; dış borçlarm çevTÜ- mesinde sorun yaşanabilir" yö- nündeki uyanlannın sorulması üzerine Oral, "Bahar havası hâ- kim. Ancak Türkiye'nin sorun- lan unutulmamah. Türkiye bü- tün sorunlannı henüz çözme- nuştir" dedi. A1NKARAPAZARI YAKUP KEPENEK Yüzeyselliğin Sesleri Seçim sonuçları günlerdiryorumlanıyor. Yorum- ların ortak bir özelliği var. Yorumlar, neredeyse tü- müyle çok yüzeysel kalıyor; kamuoyunda yalnız- ca yüzeysel yorumların sesı yankılanıyor. Yüzeysel yorumların en başında geleni, sol oy- ların nereye gittiğiyle ilgilidir. CHP ve DSP'nin 1999 seçimlerinde aldıkları oy oranları, sırasıyla 8.7 ve 22.2, toplanıyor ve bu seçim sonuçlarıyla karşılaştınlarak yaklaşık yüzde 10'luk bir kayıptan söz ediliyor. Gerçekten de bu seçimde CHP yüz- de 19.4 DSP de yüzde 1.23 oranında oy aldıklan- na göre, ikisinin toplamı yüzde 20.6'da kalıyor ve ortada 10.3'lük bir açık var. Her iki seçimde de ka- tılma oranlarının farklılığı nedeniyle oy veren seç- men sayısı birbirine çok yakın, yani mutlak sayı ola- rak da bu oranda bir azalma var. Ek olarak, kar- şılaştınma için genel ortalamalarla da yetinilmiyor; illere göre de yapılabiliyor. Ve bu karşılaştırmalar- dan çok keskin sonuçlara varılıyor. Burada belırtilmesi gereken temel nokta, 1999'da DSP'ye oy veren seçmenin ne ölçüde "sol" nitelikli olduğudur. Açıkça "Ben sosyal de- mokrat değilim" diyen bir liderin partisine oy ve- renienn tamamının sol eğilimli olduğu gibi bir var- sayım nasıl yapılabılir? Ya da 1999'da DSP'ye oy verenlerin ne kadan bu partinin düşünsel yapısı ya- ni ideolojisi solcu olduğu için bu partiye oy ver- mişlerdir? Bu ve benzeri sorular gerçek verilerle yanrtlanmadıkça, bu bakış açısının hiçbirsağlık- h dayanağı olamaz. Genel ortalamalarıyla geçersiz olan bir yorum- lamanın, değişik yerel etkenlerin geçerli olduğu il- ler düzeyinde doğru olması ise esasen beklene- mez. Seçim sonuçlarına ilişkin olarak yapılan bir baş- ka hızlı çıkarsama da ülke siyasetinin sağ ve sol koşu yollarında büyük boşluklar doğduğudur. Bu çıkarsamanın doğal sonucu yeni partilerin ku- aılmasıdır. Bu yorum ve sonuç, günlük ve yapay yapılanma özlemcilerinin son seçimlerden gerekli dersleri çı- karamadığını bir kez daha kanıtlıyor. Seçimlerden önce sağda ve solda çok sayıda parti vardı. Burada yalnızca sola bakalım. Son iki yıl boyunca, önce CHP'den, sonra da DSP'den ay- rılanların büyük bölümü, yeni partiler kurdular. Medya rüzgânnı da arkasına alan bu partilerin san- dıkta aldığı yıkım sonuçlarının henüz mürekkebi kurumadı. Bu durumda boşluk kuramının ya da teorisinin gerçekçi olduğu öne sürülebilir mi? • • • Seçim sonuçlarının kanıtladığı kımi gerçekler var. Bunlann başında, seçmenin, siyasetin aşın par- çalanmışlığını ortadan kaldırması geliyor. Siya- sal tarihimizde çoğu kez yaşandığı gibi kimi med- ya ve sözüm ona sıyasetçinın yapay kurgulanna, toplum mühendisliği çalışmalarına seçmen hiç- bir değer vermiyor; tam tersine bunlan boşa çıka- rıyor. Ancak, kendini toplum mühendisi sayan si- yasetçi ve yorumcusu, bu alışkanlığından bir tür- lü vazgeçmiyor. Anımsanacağı gibi 12 Eylül askeri rejimi, siyasal istikrargerekçesiyle, yalnızca üç partiye olanakta- nımıştı; yirmi yıl sonra, halk ülke siyasetini yeniden düzenledi. İki partiyi Meclis'egönderdı. Bunlardan biri Islamcı niteliğiyle ilgili tartışmalarşimdilik birya- na merkez sağı diğeri de merkez solu temsil edi- yor. Bu sonucu, iki büyük parti eksenine yerieşen sağlıklı bir parlamenter düzenin oluşmasının çok geç kalmış bir ilk adımı olarak değerlendirmek ge- rekir. Kuşkusuz iki büyük partili sistem yerleştikçe küçük partilerin de yeşerip güçlenmesi kaçınılmaz- dır. Eğer yasama, yürütme ve yargı erklerinin et- kinlik kazanması sağlanır, kurumlaşmalan güçlen- dirilebilirse, ülke ikıde bir yapılan, başkanlık siste- mi gibi, yersiz siyasal düzen tartışmalanna sürük- lenmez; siyasal kurumlaşma sürecini geride bıra- kabilir ve daha büyük ekonomık ve toplumsal so- runlannın çözümüne yönelebilir. Son olarak, seçim sonuçlarının yorumunun aşı- n ölçüde kişiselleştirildiği görülüyor. Hiç kuşkusuz liderlerin kişiliği oy verme sürecini etkiler. Ancak toplumsal yapılann, ekonomik, siyasal ve kültürel çalkantı ve dalgalanmalardan çok etkilendiği de gözden uzak tutulmamalıdır. Kamuoyunun çok daha derinlemesine ve bilim- selliğe yaklaşan seçim sonucu yorumlarına gerek- sinimi var. Bu yapılmazsa. yüzeyselliğin rüzgârı, sonuçlan ve görüşleri sonbaharyapraklan gibi siler süpürür. yakup@metu.edu.tr DUNYA EKONOMİSİNE BAKIŞ / ERGÎN YILDIZOĞLL LONDRA erginy(Ş tr.net "Her şey paramparça olur. merkez tutu- namaz/Anarşi zincirlerinden boşanır dün- yanın üzerinde." Geçen hafta gelişmeler bana W. B. Yates'in 1920'de yazdığı bu di- zeleri anımsattı, büyük bir karamsarlıkla... ABD ara dönem seçimlerinde muhafaza- kârlar meclisı ve senatoyu ellerıne geçırdi- ler. VVashington Post (6/11) Yemen'deki yargısız infazı "Teraz/ş" olarak niteledi. Cu- ma günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Kon- seyi. ABD'nin, Irak'la ilgili önerisini, Suriye dahil oy birliğiyle onayladı. Rusya Savunma Bakanı orduya, sınır ötesi operasyonlaryap- ması için yetki veriliğini söylerken Stratfor, Rusya'nın, "geleneksel bağlarını" kullana- rak Saddam a karşı bir darbe/suikast ger- çekleştirmeye çalıştığını yazıyordu. Şimdi bunlara bakıp biçimsel bile olsa, uluslara- rası hukukun, ülkelerarası eşitlik varsayımı- nın hızla anlamını yitirdiği, silahların iktida- rının giderek önem kazandığı bir uluslarara- sı sistemin kıvrımlarının açıimaya başladığı- nı söyleyemez miyiz? Muhafazakârlarm zaferi ABD meclis ve senato ara dönem seçim- lerinde Cumhuriyetçi Parti hem mecliste hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Bu.iktidardaki bir parti açısındanolağanüs- tü ve 1946'dan bu yana benzeri olmayan bir zaferdi. The Economist'ın bu haftaki yo- rumlarında aynntılı bir biçimde anlartığı gi- bi, bu saptamanın, iki meclisin işleyişi açı- sından durumu tam olarak yansıtmadığını kabul etsek biie, uluslararası başında ege- men olan genel kanı böyle: "Tarihselzafer", Bu Gidiş Nereye? "Bush başkanlığını kanıtladı", "Bush prog- ramını uygulamakta artık özgür" vb... Ve. esas kaygı veren de bu son saptama. Çün- kü bu program uluslararası siyasi ortam, ül- ke içinde toplumsal ilişkiler ve küresel eko- lojik denge açısından çok kötü gelişmelerin habercisi. "Village l/o/ce"ten "VVashington Ti- mes"a kadar çok geniş bir spektrumda ga- zetelerin ilk tepkisi "Bush şimdi, Irak sava- şı için halktan da yetki aldı" oldu. Birçok gözlemciye göre "Savaşa artık olmuş bit- miş gözüyle bakmak gerekiyordu." Seçim sonuçları Bush'un BM Milli Güvenlik Kon- seyi'ni dize getirmesinde de hiç şüphesiz önemli rol oynadı. Bush'un programının ekonomik bileşen- lerine bakınca şunları görüyDruz: (1) Zengin- ler yararına yeni vergi indirimleri, bunların bütçe üzerindeki etkisini azaltmak için sos- yal harcamalarda kesintiler. (2) Devlet emek- lilik fonlarını borsaya yatınlmasına izin verip fiilen özelleştirerek çalışanlann yaşlılık dö- nemleri için yaptıkları tasarrufları mali ser- mayenin hizmetine sunmak ve kumarhane- ye dönmüş bir dünya ekonomisinin (üstelik Enron VVorld Com skandallanndan sonra) riskine açmak. (3) Sağlık reformunu, ilaç şir- ketlerinin gereksinimlerine göre yeniden şe- killendirmek. Bu alandaki önergeler önceki meclisetakılmıştı. Sosyal/toplumsal alan- da, meclisten geçmeyi bekleyen iki önerge dikkati çekiyor, biri tüm istihbarat, casusluk ve güvenlik örgütlerıni bir bakanlık altında merkezileştirmeyi amaçlayan Iç Güvenlik Bölümü" ve devletin sosyal yardım kurum- larının yerine ikame edilecek "inanca bağlı hayır dernekleri" yasası. Birincisi vatandaş- ların hak ve özgürlüklerine yönelik büyük birsaldınanlamınagelirkenikincisi.yoksul- ları tümüyle dini kurumlann, fanatiklerin eli- ne teslim ederek Bush yönetimi altında dev- lete yeni bir dinci boyut ekliyor. Ama belki de en önemlisi yüksek mahke- me üyelerinin atanmasıyla ilgili gelişme. Bush yönetiminin gündeminde yargı siste- minden liberal eğilimli hâkimleri tasviye et- mek var. Bush yönetimi, yargının en tepesi- ne, muhafazakâr hâkimleri atayarak böyle- ce "temizleyerek", yönetimin bundan son- raki uygulamalarına olası bir yargı engelini ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Bu doğal çev- renir korunması açısından da önemli. Çün- kü Bush hükümeti doğal koruma alanı ola- rak seçilen yerlerden ağaç kesimi yapmak, daha önemlisi. örneğin Alaska da petrol ara- mak için kuyu açmak istiyor, ancak yasal sü- reçlerle engelleniyordu. Özetlersek, yoksullardan zenginlere doğ- ru yeni bir transfer atılımı sırasında, yasa- ma. yürütme ve yargının arasındaki aynmın pratikte ortadan kaldırılarak "monolitik bir yönetim" oluşturulması. Belki, "sinik" bil- gelikle, imparatorluğa da bu yakışır dene- bilir, ama bu gelişmelerin hepimizin yaşa- mını »tkileyeceğinı de unutmamak gerekir. Geçen hafta başında CIA, Yemen'de, bir pilotsuz uçaktan atılan füzeyle altı kişiyi öl- dürdü. Bu ınsanların El Kaide üyesi olduğu için öldürülmesine, diğer bir deyişle suçlan- masına, yargılanmasına ve infazına CIA bü- rokratlan karar verdi. Böylece Israil'in Filis- tinde benimsediği ve dünyada çok tepkı çe- ken "hedeflenmiş öldürmeler" yöntemiyle tasviyeyi, ABD yönetimi de benimsemiş olu- yordu. Gelişmiş ülkelerin basınında, bir iki yazarın dışında ve diğer ülkelerin liderlikle- ri arasında bu "yargısız infazı" kimse eleş- tirmedi. bunu yasa dışı keyfi bir öldürme olarak mahkûm etmedi, olağan karşıladı. Sırada kim var? Moskova tiyatro katliamından sonra Pu- tin de "önleyici vuruş'' prensibini benimse- yerek ABD'nin ızinden gideceklerini açıkla- mıştı. Geçen hafta The Moscovv Times'ın bildirdiğine göre Savunma Bakanı Ivanov orduya, rusya sınırları dışında operasyon yapma yetkisi verildiğini açıkladı. Böylece Rusya'nın bir süredir Çeçenistan bağlamın- da izlediği bir politika, ABD sayesinde meş- rulaşıyor ve diğer ülkelere sıçraması günde- megeliyordu. Israil, ABD, sonra Rusya, son- ra kimbilir hangi ülke... Önce terörist ilan et, sonra git yakalamakla, yargılamakla ve id- dialarını kanıtlamakla uğraşmayagerek kal- madan öldür. "Temiz iş" doğrusu... Böyle yöntemleri olağan kabul etmeye başlayan bir uluslararası sisteminın önde gelen ülkeleri de bu mantığın bir sonucu olarak geçen hafta ABD'nin Irak önerisini, Irak sonrası dönemde kendi petrol çıkarla- rını garanti altına aldıktan sonra ya da kay- betmek korkusuyla "oy birliğiyle" kabul et- tiler. Böylece, sequencing (karşınızdaki önerinizj kabul etmiyorsa, önce, bir kez atı- lınca oluşacak yeni durumda sizin önerini- zi kabul etmekten başka seçenek bırakma- yan bir başka adımı attırmak) yöntemiyle sonunda savaşı da onaylamak zorunda ka- lacakları bir koridora sokulmuş oldular. Ar- tık Fransızlarkendilerini, "amayumuşattık" diye avutabilirler. Suriye temsilcisi herkesi enayi yerine koyup "Bizim değil ABD'nin tavrı değişti" diyebilir ve bir sonraki raundu kazanacaklannı hesaplayabilirler. Onlarpro- fesyonel diplomat, tabii ki neyaptıklannı da- ha iyi bilirler ama.. ABD'nin önündeki "Ener- ji kirini" (Bkz: Strategic Energy Policy Chal- lenges forthe21 st Century, Council of Fo- reign Relations ve Baker Institute-Nisan 2001) aşmak için önce Irak petrollerini ele geçirmeyi, orda Japonya'daki MacArthur hükümetine benzer bir rejim kurmayı sonra da Suudi petrollerine sarkmayı planladığını artık "sağır sultanın" bile duyduğunu, pro- jenin iş çevrelerine hizmet veren internet si- telerinde ortalıkta tartışıldığını akılda tut- makta fayda var. Bir de şunu: "ABD'nin, ekonomisinin muazzam mali dengesizlik- lerfe malül olduğu bir dönemde" bu proje- yi yaşama geçirmeye kalkması "bir ekono- mik felakete yol açabilir" (Prudentbear 5/11), biz de bu felaketi Bush yönetiminin etkileri altında yaşayabiliriz...
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog