Bugünden 1930'a 5,492,510 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 1 KASIM 2002 CUMA 14 KULTUR kuttur@cumhuriyet.com.tr Turgut Özakman'm romanı yakın tarihimizin yaşamsal aynntılannı anımsatıyor tatürk yeniden Samsun'daIŞKKANSU ANKARA- Samsun'da o bildık 19 Mayıs sabahlanndan bin gibi, ama değil. Mustafa Kemal Atatürk. arala- nnda Salih Bozok, Mahmut Esat Boz- kurt, Mustafa Necati, Vasıf Çınar, Ha- sanAIYüceheYunusNadi'nindebu- lunduğu 18 kışıyle birlikte Samsuna ayak basıyor. Kıyamet de ondan son- ra kopuyor... Turgut Özakman'ın yeni çıkan U 19 Mayıs 1999/Atatürk Yeniden Sam- sun'da" romanı bır "düş" üzerine ku- rulmuş. Hanı. yıllardır dıle ge- tirilen "An, Atatürk bugün yaşıyorolsaydı''özlemi var ya, işte ona dayanan, yaza- nnın deyimıyle bir "şaka roman"bu. Türolarak "roman", ama daha çok belgesele yakın bır akışı var kitabın. Özak- man'ın yakın geçmışte ha- zırladığı "Dr.RızaNurDos- yasT gibi,"Vahidetiin, Mus- tafa Kemal veMflB Mücade- le'' gibi inceleme kıtaplann- daki birikımlennin. Kurru- luş ve Cumhuriyet filmlennin senar- yolanndaki tarihsel bilincınin bır fark- lı türe, Toman"a aktanlmış bıçimı de diyebilirsıniz. t Belleği zayrf bir toplumuz' Neden böyle bir karma rür? Özak- man'ın kaygısı, "belleği zayıflaülmış bir toplunı haline getirilmemiz" olma- h: "Dünüiyibilmiyoruz,onuniçinbu- gûnü iyi okuyanuyor, yannı göremiyo- ruz. MilM Mücadele ve devrimler dö- nemi, biraz bilerek, biraz da ihmal ne- deniyle soldunüdu. Çok hayati aynn- ölar unutuldu. unutturuldu. Bunlan bfl- meden, günümüz devietinin amacnu ve fekefesini anlamaya oianak yok. Zaten Atatürk'ün kurduğu devletk bugün- kü deviet arasında çok düşündürücü ve üzücü derin farklar var. Bu kitap- la, beüekleri tazelemek ve günümüzün daha i>i okunmasma yardım etmek istedim." Bellek tazelerken ne yapıyor Özak- man? Örneğin, Kurtuluş Savaşı'nda- ki ordunun durumunu Atatürk'ü ko- nuşturarak, yaluı bir dille şöyle anla- tıyor: "Askerin bir kısmı y'amn çank- h, bir kısmı çıplak ayak. Tüfeklerin ya- nsı süngüsüz. Mekanizmalar uydu- ruk. Herkes cephanesini iizerinde ta- şıyor. Cephane mevcudu her- zakman '19 Mayıs 1999/Atatürk Yeniden Samsun'da' kitabındaki amacını şöyle özetliyor: "Şakayla ciddiyeti, fantazi ile gerçeği bir araya getirmeyi amaçlarken, doğru bilgi vermeyi öne aldım." kesin üzerindekinden ibareL Bir ordu ki, nakliye kafılesi namına hiçbir vası- tası yok. Süngüsüz asker kürekle, vıım- rukla dövüşüyor." Işte bu ordunun Bü- yuk Taarruz ile kurtuluşa ulaşırken efsanelere konu olduğunu yine Ata- türk'ün ağzından şöyle aktanyor Ozak- man: "Kadınlar askerlerin, süvarüe- rin ayaklanndaki tozu sürme diye göz- lerine sürerler. Genç kızlar gelinlik tel- lerini, çeyizlik mendillerini gazi asker- lerin üzerine serperler.... Her zaman nehrin kaynağına doğ- ru yüzen sazanlar bile batiya döndü- ler ve muzaffer orduyla birlikte deni- ze aktılar..." Özakman. kurgusundaki bu anla- tım özelliklerine de bır işlev yüklüyor: "İhtiyacmuz olan bir kurgu tasariadım ve gerçekleştirdim. ÖzeDikle gençleri- mize yakın tarihimiz olması gerektiği gibi anlanlmryor. onlara bunu sevecek- leri şekilde anlatmaya çaba gösterdim. Befleği zayıf bir toplumuz. Gençleri ve diğer okuyuculan kucaklayan ortala- ma bir üslupla bu fantaziyi işledinı." Yoğun araştırma ürünü Romanın yazılış sürecinin de bir ge- ri planı var elbette. Kurtuluş ve Cum- huriyet'in kuruluş sürecine yönelen. tarihsel gerçeklere aykın saldınlara karşı yanıt niteliğı de taşıyan romanın bır başka yanı da okuru bılgiyle donatması. Yazar donanımlı olmalı ki, okuru aydınlatsın. Burada Özakman'ın araştırmacı ki- şiliği öne çıkıyor: "1948'den beri MiDi Mücadele döne- mryle ilgüiyim. Önce anüan toplamakİa başlamıştım. Sonra Mflü Mücadeleve Ata- türk ile Ugili hemen hemen tüm Idtaplan gözden geçir- dim. O zamanlar fotokopi yoktu, alamadığım kitaplan el yazısıy- la defterlere gectim. O döneme ait fo- toğraflan ve haritalan da topladım. bkTBMMtutanaklanmokudum.K0- nuyla ilgiK çeviri ve Türkçe'ye çevril- memiş kitaplan sağladım. Kurtuluş Savaşı'nın yaşandığı aianlan defalar- ca dolaşOm. Dergileri taradım. Kısa- cası, böyle bir arşfv den yararlanıyo- rum." Özakman, son40yılın "muhasebe- si" olarak tanımladığı "19 Mayıs 1999/ Atatürk Yeniden Samsun'da" kıtabın- daki amacını ise şöyle özetliyor: "Şa- kayla ciddiyeti, fantazi ile gerçeği bir araya getirmeyi amaçlarken, doğru bilgi vermeyi öne aküm." Özakman, kitabını son 40 yıhn muhasebesi olarak tanımhyor. Cemal Reşit Rey'de düzenlenen 'VII. Uluslararası Mistik Müzik Festivali' yarın başlıyor Dünyanın dörtyanından gizemli ezgiler KültürServisi- Cemal Reşit Rey Genel Sa- nat Yönetmenlıği'nce düzenlenen Ulusla- rası Mistik Müzik Festivallerinın yedincisi yann başlıyor. 12 Kasım'a kadar sürecek olan etkınlik kapsamındaki konserler. Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapılacak. Yann akşam saat 20.00'dekı açıhş konse- rinde. tstanbul Tarihi Müzik TbpluhıgıT ndan 'Mevlevi Ayini' ızlenecek. Kültür Bakanlı- ğı'nabağlı olarak 1991 yılında kurulan top- luluğun bu konserinde solist olarak, toplu- lugun genel yönetmenlığinı de yapan Ahmet Özhan yer alacak. 4 Kasım günü saat 19.30'da müzikse- verlerle buluşacak 'Azerbaycan Su- fî Müzik Üçlüsü' Vokal Grubu. dı- nî ve din dışı eser- leri içeren bir re- pertuvara sahip. 1990 yıhnda Azer- baycan Deviet Fi- larmoni Orkestrası içinde kurulan top- luluk, 'ilahi', 'kasi- de' ve 'methiye' tü- ründeki eserlen aslı- na sadık kalarak yo- rumluyor. Fas'tan gelen 'Fils Ganua De Tanger' et- kinlığın ılgmç konuk- lan arasında. Kuzey Af- rika ülkelerinin, günlük yaşamın değişik boyut- lannı yansıtan müzikle- nnı seslendiren topluluk, 5 Kasım saat 19.30'dakı konserlerinın ilk bölümünde din dışı şarkılar, ikinci bölümde ise ilahi ve zi- kirler söyleyecek. 6 Kasım Çarşamba saat 19.30'da yapılacak 'Birükte Vaşamak" başlıklı konser, farklı kültürleri temsil eden 'Üç Horon KUisesi Akapei- la Korosu', 'Los Pasaros Topluluğu* ve 'Yakanş Mü- zik Tophıluğu'yla, üç dinin müziklerini buluşturacak. 7 Kasım Perşembe saat 19.30'da, 'Meryem Ahondy & En- sambleBanu-Iran' topluluğunun konseri var. Topluluğun solısti Meryem Ahondi klasik tran musıkisinin güçlü kadın seslennden bi- ri. Yaşamını Almanya'da sürdüren sanatçı, çalışmalannı 'Banu' adını verdıği kendi top- luluğuyla sürdûrüyor. 90'h yılların ortalannda Havvaii'li şarkıcı Crystal White'ın kurduğu 'J. C. C. Gospel Explosion" adlı topluluğa, 8 Kasım Cuma 19.30'daki konserinde, Italyan caz pıyanis- ti Gianni Aquihno eşlik edecek. Dginç sahne tasanmlan 9 Kasım Cumartesi 15.30'damüzıksever- lerle buluşacak olan 'Setona - African Cross- roads' adlı topluluk Sudan, Nubıa ve Mısır yerel müziklerinin en önemlı temsılcılerin- den bıri. Ilgınç sahne tasanmlanyla dıkkat çeken topluluk. Setona ve eşı Ahmet Abdül Kerim tarafından kuruldu. Â stanbul Tarihi Müzik Topluluğu'nun 'Mevlevi Ayini'yle başlayacak olan festival 12 Kasım'da çanlar ve insan seslerinin enstrüman olarak kullamldığı Tibet Rahipleri'nin konseriyle sona erecek. Etkinlik kapsamında aynı gün 20.00'de Taşkın Savaş Müzik Topluluğu, 'Nefes ve Se- mah' adlı konserde, Bektaşı Tekkelerinde okunan nefeslerden örnekJer sunacak. 'Sofya Madrigal Korosu'"nun konseri. 11 Kasım Pazartesı 19.30'da. 1961 yılında Sof- ya Akademisi'ni orkestra şefi olarak bitiren Stoyan Kralev'in kurduğu topluluk, Japon- ya'dan Kanada'ya birçok ülkede başarılı konserler verdi. Çanlar ve insan seslerinin enstrüman ola- rak kullamldığı, bir ritüeller bütünü olan ve bınlerce yıllık geleneklerle beslenen müzik- lenyle, 12 Kasun Salı 19.30'da 'Tibet Ra- hipleri' müzıkseverlerle buluşacak ve bu konserle etkiniik son bulacak. TÜYAP 21. Istanbul Kitap Fuan etkinlikleri söyleşi ve panellerle sürüyor Yazar. vapıt ve okıır üiskisi üzerine... Kültür Servisi - TÜYAP 21. Istanbul Kitap Fuan etkinlikler zincirinin önceki günkü hal- kalan arasında 'Ölümünün 50. yıhnda Mem- duh Şevket Esendal' konulu söyleşi ve 'Yaprt, Okur, Yazar: Son Söz Kimin?' konulu panel- de önemli isımler bir araya geldi. 'Yapıt, Okur, Yazar: Son Söz Kimin?' konu- lu paneli Üstün Akmen yönetti. Panelin ko- nuşmacılan gazetemiz yazan Ataol Behramoğ- lu, Hıfzı Topuz, Konur Ertop ve Erendiz Ata- sü'ydü. Hıfeı Topuz, konuya ıletişım açısından yaklaştı ve yazann okurlann algılama olasılık- lannı düşünmesi, okurun nabzını turması ve ya- ratıcı ohiıayı da ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı. Konur Ertop da "Sadeceyapıtıoluş- turup, ortaya koymak değil onun algılannıa gü- cü, kabul edici olgularuu da yazar göz önünde bulundurnı; lıdır" dedı. 'Zaman en büjiik hakemdir' diyen Erendiz Atasü ise "Edebijatm bir miktar ricari tarafj elbette vanür. Ama artık madde anlamını yitir- meye, rümden nitelik değişimi göstermeye baş- lanuş durumda. Edebiyat böyle bir defişimin içerisindedir'' şekJınde konuştu. Gazetemiz yazan Ataol Behramoğlu, okur kavramı üzerine geliştirdiği konuşmasında 'Okurkimdir?', 'Biryapınnkendindendeğer- libği bakunından okurun rolü nedir?' sorusu- nu ırdeledi: "Yapıtin kendinden değerüliğinde nesnel ölçütlerimiz vardır; yenilikler, ilginç bir içerik, içerik biçim tutariılığı. Ama bunlar ye- terti mi? Yazar-yapıt Uişkisinde okur, yazar ve yapıt kadar önemli bir unsur. Belki de yapıtın değerini sağlayan şey bilinçalüyla, sezgilerie, bir yapıtın okurda uyandırdığı etkinin farkh yorumlara açık olabUmesidir." 'Ölümünün 50. yılında Memduh Şevket Esendal' söyleşisinin konuşmacıları Doğan Hızlan, Uğur Kökden. Mustafa Şerif Onaran ve Sevgi Ozel'di. Onaran, Esendal'ı "'Tamn- maya, öğrenmeye, öğretilmej e değer bir insan, siyasi, sanatçı ve sevgi dolu insan kişiliğiyle say- gı görmüş mümtaz bir Idşüik" sözlenyle nite- lerken. Doğan Hızlan Türk hıkâyesinin serü- veninı, gelişim çizgisinı. ıçındekı insan tipıni, toplumsal öğelenni, siyasal ızdüşümlenni bıl- mek için mutlaka Esendal'ı okumak gerekti- ğini belırtti. Sevgi Özel, ustarun yapıtlanyla ülkenin Cum- huriyet ile değişen, yenileşen yüzünün görüle- ceğini belirtirken Uğur Kökten ise Esendal'ı "Cumhuriyet'in mimatianndan biri, Türk Ede- biyaü'nın Balzac'u bir yaşam filozofu ve sevgi insanı" sözlenyle niteled^ YAZIODASI SELtM İLERİ Çirozunöyküsüd) 1950'lerın, hatta 1960'lann orta halli, gösterişsiz, dıngın, neredeyse huzuriu Istanbul hayatında çoğu günler tekdüze geçerdi. Mesela, her sabah babalar ışe giderdi, bız çocuklar okula, yazsa, parka, anne- ler de mutfağa gırerdi. Sevınçler, mutluluklar orta halli, ama üzüntüler, ke- derler de sanki daha az üzüntü, daha az keder... Bü- yük bekleyışler yoktu, büyük heyecanlar da. Bununla birlikte kuçuk sevinçlerle avunulur, küçük sevinçler için küçük heyecanlar duyulurdu. Daha 1958'in Kasım'ından başlayarak, 1959'un Mayıs' ına kadar yaşanmış öylesi küçuk bir heyeca- nı derin biryurtsamaylaşimdi hatırlayabıliyorum. Bu, 'çiroz sevinci' için çekilmış bir heyecandı. Çünkü büyüklerim 1958'in sonbaharında uskum- ruların Karadeniz'den beslenerek döndüklerıni gör- müşler, söylemişlerdi. Üç dört yıldır uskumrulann Maımara'da göründükleri yokmuş. Hatta Ikbal Hanım'ın eşi, mahallemizin emekli pa- şası uskumrulann sırra kadem basışını enikonu ür- kütücü buluyor, işi içinde Moskof parmağı anyor, us- kumrulan komünist Rusya'nın Marmara'ya gen gön- dermediği kanısına varıyordu. Neyse ki o hep güneşli geçmış sonbahar uskum- rular çıkageldiler. Güneşli geçmiş sonbaharın ardın- dan da kar yağışlı bir kış çıkagelmışti... Uskumruyla çıroz arasındaki ilıntıyi pek kuramaz, gelgelelim sormaya yanaşmazdım. Büyüklerin her şeyi 'biliyor' oluşu, benımse hiçbir şeyi 'bilmiyor' oluşum çocukluk gururumu kırardı. Güzden ılkyaza uskumrular o kadar çok konuşul- du ki, kulak kabartıp öğrendim: Karadeniz'den dönen uskumrular Marmara'da yu- murtalannı bırakıyorlarmış. ,Çok yorgun düşüyoriar- mış. Nisanda mayısta yeniden Karadeniz'e yola çı- karken hem cılız, hem güçsüzmuşler. O haldeyken avlanan uskumrular kurutuluyor ve çıroz adını alıyor. Uskumru. çiroz sözcukleri, her ıkısı de dilimıze Yu- nanca'dan gelmiş. Çıroz, yumurtasını atmış, der- mansız uskumruya dendiği gibi, mecazi olarak, sıs- ka, çok zayıf kışiler için de kullanılıyor. Bizim evde çilingır sofrası düzeni yoktu. Babam bin- de bir ıçer, çoğu kez, misafirlikte içer ya da bıze mi- safirgeldiğınde içerdı. Ama dedemlerde, Evımızın Tek Istakozu'nda an- lattığım gibi, duzen bambaşkaydt. Akşamcı dedeme, anneannem her akşam çilingir sofrası kurardı. Işin tuhafı, 1958 güzünde, hem babam, hem de ka- yınbabası çıroz salatası hayallerıyle esriyip duruyor- lar, Kıbnslı babama Istanbullu dedem, geçmiş zama- nın nice çıroz mevsimini ballandıra balllandıra anla- tıyordu. Dedemın gençlik yıllannda, imparatorluk başken- ti Istanbul, mevsimi geldiğinde. çiroz sergilenyle do- luptaşarmış. Istanbul'un "çırozlukmevkilen" varmış Rumelikavağı'ndan ta Dragos'a kadar. Buralara çıroz sergıleri seyredilmeye gidılirmiş. Çi- roz salatasını akşamcılar kadar, akşamcı olmayan- lar da sevdığinden, çıroz gezintileri pek kalabalık olurmuş. Oralarayaklaşıldığında, daha uzaktan çirozun ken- dine özgu kokusu duyulur; bir kadeh rakının, kıva- mında çiroz salatasının hayalı kurulurmuş... Çiroz söyleşilerı kış boyu sürüp giderken, biryan- dan da nısan başında çirozun sofraya gelıp gelme- yeceğı heyecanı yaşanıyordu. Uskumrular yayumur- ta atmazlarsa... Tabıatın ne yapacağı belli mi olur... Sonra nisan ortasında çiroz görunmüş, bir şenlik- tir kopmuştu. Takvimde tz Bırakan: "Sonuna dek izlemedi hiçbir filmi/hayır, bir öykü- yü bır romanı/çıldırmadan, kendını öldürmeden ön- ce/çünkü, bütün sonlan bitirmişti" Gülten Akın, Sonra Işte Yaşlandım, Yapı Kredi Yay., 1995. Savaş karşıtı filmler • DÎYARBAKIR (A\) - Dıyarbakır Tabip Odası ile Diyarbakır Sanat Merkezi işbirliğiyle düzenlenen 'Savaş Karşıtı Filmler Haftası' başladı. Söz konusu hafta kapsamında önceki gün yönetmenliğinı Emır Kustarica'nın yaptığı 'Yeraltı' filminın, dün de Mikhail Romm'un yönettiği 'Sıradan Faşizm'in gösterimi yapıldı. Film haftası kapsamında bugün yönetmenliğini Danis Tanovic'in yaptığı 'Tarafsız Bölge', yann ise Stanley Kubrick'in yönettiği 'Dr. Strangelove' filmleri izlenebilecek. Gösterimler ücretsiz olarak Diyarbakır Sanat Merkezi'nde yapılıyor. K Ü L T Ü R # Ç İ Z İ K K Â M İ L M A S A R A C I Ataol Behramoğlu yazar-yapıt Uişkisinde okurun yazar ve yapıt kadar önemli bir unsur olduğunu vurguladı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog