Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 27 EKİM 2002 PAZAR HABERLER DÜNYADA BUGUN ALİ SİRMEN 11 EylülZOOV Sevgili, Osman Ulagay'ın "HedeftekiAmerika, 11 Ey- lül Şoku" adlı yapıtından, şu sıralarda VVashing- ton D.C. veçevresini dehşetle titreten, 12 kişiyi AX tüfeğiyle öldürmüş olan Bay x veya Ameri- kalılann deyimiyle "sniper"\ (keskin nişancı) ko- nu alan yazımda söz etmiştim. Çarpık küreselleşmeyi ve ABD'nin politikasını eleştirel bir açıdan ele alan Ulagay'ı 11 Eylül ola- yı kadar, hatta ondan da fazla etkileyen ve gide- rek dehşete düşüren, bu saldırının ABD'de ya- rattığı ve çok olumsuz boyutlara varan tepkiler, G.W. Bush'un "Bizimle olmayan herkes bize karşıdır" politikası, histeri boyutuna varan toplu savaş naraları ve Amerikan demokrasisini şizof- renik bir yırtılmayla karşı karşıya bırakacak olan büyük paranoya. Çok kişi, bu duyguları yaşadı ve ABD'nin etik değerleri ile demokrasisinin bugüne kadar faz- la tartışılmayan temellerini sorguladı. ABD'de ise bu tür insanlar ve bu yönde yazı- lar yok değildi, ama azınlıktaydı ve geniş kitlele- re ya ulaşamıyor ya da ulaşsa bile insanlann bir kulağından girip bir kulağından çıkıyordu. Acaba Amerikalı, dünyanın çokçeşitli yerlerin- de bu olayın nasıl algılandığını hiç merak etmi- yor muydu? * • • Bu hafta Brüksel'e gitmeden önce iki gün kal- dığım Paris'te, "11 Eylül 2001" adlı birfilm izle- dim. Yapımcılar, dünyanın 11 değişikülkesinden, 11 sinema ustasına 11 'er dakikalık filmler ısmaria- mışlar. Bu fılmlerin kimileri, üzerinde durmayı gerek- tirmeyecektürden. Hiçbirzaman kanımın ısınmadığı, belirli biran- latım yeteneği olmasına karşın bana göre hep yü- zeysel kalan, Claude Lelouche'un filmi olsa da olmasa da olur kabilinden, 11 Eylül dramıyla il- gisini kurmaktagüçlük çekeceğin, bunalımlı Ba- tı aydınının kendi duvarlan içinde kalmış benmer- kezciliğinin tipik göstergesiydi. Bir filmden çok anlamsız, tatsız bir hapening- den öteye geçmeyen, rejisörünün adını bile ak- lımda tutamadığım Meksika yapımı ise 11 daki- kayı 11 saateçeviren birsıkıntıydı. Mısırlı "üstat" (filmde kendini böyle niteliyor), Yusuf Şahin ise her zamanki gevezeliğini tek- rarlıyor, her şeyi bir anda vermeye çalışırken, or- taya garip bir yapıt çıkarıyordu. Ama bu on bir filmin dördü. damakta müthiş bir tat, bellekte silinmez izler bırakıyordu. ••• Bu fimlerin ilki, babası gibı sinemacı olan genç Iranlı hanım Tamira Makmalbaf'ınkiydi. Ülkesi- nin Afganistan sınırındaki göçmen ilkokul ço- cuklannın, kendi küçük dünyalanna odaklanmış gözünden bakıyordu 11 Eylül olayına. Ingiliz Ken Loach'ın yapıtında ise sürgünde- ki Şilili ozan, 11 Eylül faciasında yakınlarını kay- bedenlere başsağlığı mektubu yazıyor ve kendi 11 Eylüllerini, yani ABD'nin Pinochet aracılığıy- la Allende'yi devirdiği 11 Eylül 1973'ü, sonra gördükleri işkenceleri, ölümleri, bunlar karşısın- da Henry Kissinger'ın tavnnı dile getiriyor ve sür- gündeki ozan "Çektiğiniz acıları çok iyi anlıyo- rurn" diyordu. Üçüncü filmde Amerikalı Sean Penn, Ernest Borgnin'in canlandırdığı, izbede yaşayan yaşlı ve yalnız adamın öyküsünü anlatıyordu. Kansı- nı yitirmiş olan yaşlı adam, her gece onun gece- liğini yanına koymakta, gündüz onu elbise ile değiştirmekte, sürekli, olmayan kansı ile konuş- maktadır. Dairenin iki penceresinden de ışık girmediği için bütün çiçekler solmuştur. Sonra 11 Eylül.. evdeki TV'den ikiz kulelerin il- kine uçak çarpmasını görürüz, biraz sonra, ön- ce birinci, sonra ikinci pencereaydınlanır, çiçek- ler canlanır. İkiz kulelerçökmüş, izbe, iki penceresinden de güneş almaya başlamıştır. Japon Imamura ise savaştan yaralı dönen bir kahraman askeri anlatıyor. Yaşadıklarından o hale gelmistir ki, asker yı- lan gibi sürünmekte, kendine yaklaşana tısla- makta, okşamak isteyen karısını bile ısırmakta- dır. Kahraman, sonunda sürüne sürüne suya gi- der ve intihar eder. Film biterken ekranda bir ibare görülür: "Kutsal savaş yokiur"... Bu film Sevgili, ABD'de oynamıyor. Acaba, hiçbir yasal engel olmamasına rağ- men, yine de oynayabilir mi? Amerikan tepkisi ne olur? Seyirci para verip bunu izler mi? Ne dersin?.. Leblebicilerden Erbakan'a tepki • ÇORUM (AA) - Çorumlu leblebiciler, kapatılan Refah Partisi'nin genel başkanı Necmettin Erbakan'ın, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı kastederek mitinglerde söylediği "Bunlara değil devlet, leblebi dükkânı dahi teslim edilmez" şeklindeki sözleri nedeniyle Erbakan'ı kınadı. Çorum Leblebiciler ve Kunıyemişçiler Odası Başkanı Mahmut Ahıska, Erbakan'ı, leblebicileri küçümsediği için kınadığını belirterek şunlan söyledi: "'Leblebicilik mesleği aşın derecede güç ve sermaye ister, basite alınacak bir meslek değildir. Erbakan'ın bu açıklamasının ne anlama geldiğini kendisinden öğrenmek isriyoruz." Nazmi Akdağ MGO Başkanı • MERSİN (Cumhuriyet) - Mersin Gazeteciler Derneği Birinci Olağan Genel Kurulu'nda tek listeyle seçime gidildi. Gazetemizin Mersin muhabiri Nazmi Akdağ üyelerin tamamının oyunu alarak yeni başkan seçildi. Akdağ, gazetecilerin meslek örgütlerine sahip çıkması gerektiğini vurgulayarak derneğin sorunlara duyarlı ve aktif bir örgüt olacağını söyledi. Derneğin yeni yönetimi Kıymet Gökçe. Mustafa Ercan, Hüseyin Kar ve Cengiz Köse'den oluştu. Erdoğan-Baykal buluşmasında borçlar ve kentlere vize konusunda da anlaşma sağlanamadı TürbandauzlaşamadılarANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - AKP Genel Başkanı Recep TayyipErdoğan, *içborçöteleme- 9, büyük kentiere vize ve tür- ban" konulannda toplumda ve piyasalarda kaygıyla karşıla- nan yaklaşımında ısrarh olaca- ğını ortaya koydu. Erdoğan, CHP üderi DeıuzBay- kal'la katıldığı Kanal D'deki "Seciın Arenas" programın- da, u 3Kasnnsonrasmınola- sı bunahnı nedenleri" ara- sında göstenlen konularda gerginlik yaratan görüşle- rinde ısrarh olduğunu gös- terdi. Deniz Baykal'ın "Tür- banı namus borcu olarak göstermek, konuyu çok teMkeJi bir noktaya çekiyor. Bu çok kutuplaşo- ncı bir yaklaşun" uyansı üzerine, Tayyip Erdoğan AKP Grup Başka- nı Biilent Armç'ın bu yöndeki söz- lerini sahiplenmedi. Tayyip Erdo- ğan'ın tartışma yaratan konulardaki değerlendirmeleri şöyle: IÇBORÇ ERTELEMESİ: Şu an- da görüşümüz bu, ama karşılıklı bir mutabakata vararak yapacağız. Çün- kü gelecek yılın borç ödemesi çok yüklü. Bu takası yapmak suretiyle çözeceğiz. Şu andaki görüşümüz bu, dış borca değil yalnız sadece iç bor- ca öteleme. Neden olmasın? BunJar olağan şeyler, çok rahat olur. Kalkar iki ayda yaparsınız. Ana borcu ileri- ye doğru aktanrsınız. TURBAJV: Başörtüsü konusunda ben Türkiye'deki tavrı hâlâ anlamış değilim. Acaba bu gerekçeler (parti kapatma gerekçeleri) uydurma ola- rak mı ortayakondu? Dediler ki "Bu bir sünge~.r> Velev ki sımge olsun. Buyrun ben simge taşıyorum, sim- ge taşımak yasak mı? Ben ülkemde kızlanmı, oğullanmı okutamıyorum. çünkü imam hatipler meslek lisesi sayılıyor, üniversiteye gir- meleri zorlaştırıhyor. Bunun acısını çeken bir baba olarak söylüyorum, parlamentoda inanıyorum ki başör- tüsü sorununun da beraberce çözül- mesi ülkeyi rahatlatacaktır. Biz bunu söyleyince karşımızdakiler diyor ki, "Bizhn anamızm başı daörtülü" Ananızın başının örtülü olması bu sorunu çözmüyor ld... BÜYÜKKENTLERE \1ZE: Gelenler bölgeyi bilerek gelmi- yor. Bununkontrol altına alınma- sı, şehircilik açısından söylüyo- rum, vize uygulanmasını bugün de savunuyoruz. Bunun ne kadar doğru olduğunu gelişmeler ortaya koydu. O illere hizmet götürdükten sonra vatandaşın göç etmesine gerek kalma- yacak. Vize denilen olayın insan haklany- la, seyahat özgürlü- ğüyle ne alakası var... Aleviler seçimde ne yapacak! İzzettin Doğan tavnnı açıkladı İstanbul Haber Servisi -Cem Vakfi Baş- kanı Prof. Dr. İzzettinDoğan, Alevılenn is- teklerine en çok DSP'nin seçim bildirge- sinde yer verdiğini, CHP'nin ise Alevile- ri görmezden geldiğini belirterek "Benim oyum CHP'ye değfl" dedi. Doğan, önceki gün Ritz Carlton Ote- li'nde, Alevi-Bektaşi-Mevlevi sivil toplum örgütü temsilcilenyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, tasa bir süre önce tüm siyasi partilerden, Alevilerin istemlerine üişkin takmacaklan tavn sorduklannı anım- sattı. Türkiyetarihindeilk defasiyasi par- tiler. seçim bildirgelerinde Alevi yurttâşja- nn isteklerine yer verdüer" diyen Prof. Dr. Doğan, kendisini merkez sağ olarak ifade eden partilerin bile "AJeviyuıttaşlarahak- sızhk yapıldığını" söyledıklerini anlattı. Prof. Dr. Doğan. "MerkezsoldaDSP, YTP az da olsa CHP, merkez sağda ise DYP ve ANAP açıkbir biçimde seçim büdirgelerin- de, iktidara geldiklerinde Alevi yurttaşla- rm istekleriniyerinegetireceklerinitaahhüt ettfler" diye konuştu. Doğan milletvekili aday listelerinde de yine en çok DSP'nin, Alevi yurttaşlan seçüecek sıralardamillet- vekili adayı gösterdiğini söyledi. Öte yandan Alevi dernek ve kuruluşla- n yöneticileri, Doğan'ın açıklamalarına tepki gösterdi. Karacaahmetsultan Derne- ği, ŞahkuluVakn, Kartal Cemevi Vakfi, Ha- cı Bektaşi Veli Kültür Tanıtma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği yöneticileri, kimse- nin Alevilerin oylan adına açıklama yap- maya hakları olmadığını belirtti. İĞNELİ FIRÇA ZAFER TEMOÇİN KUTAN, AKP'Yİ KORKAKLIKLA SUÇLADI Başörtüsü ilksorunumuz TRABZON/tSTANBUL (Cum- huriyet)- Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Recai Kutan, üniversite- lerdeki başörtüsü sorununun parti- si açısından birincil sorun olduğu- nu açıkladı. SP'nin Trabzon Atatürk Ala- nı'nda düzenlenen mitingine yak- laşık 3 bin kişi katıldı. Kutan, AKP'ye yüklenerek "Basmınönün- de korka korkazaman içindebaşör- tüsü sorununu halledeceğiz diyen- leredeğil,cesaretle başörtüsü bizim birinci sorunumuzdurdrvenfcredes- tekverin" çağnsında bulundu. "Mü- cahit Erbakan" slogaruyla kürsü- ye çıkan Necmettin Erbakan ise 3 Kasım'da yeni bir dönem açarak kurtuluşa ulaşacaklanru ileri sür- dü. SP'nin bir diğer mitingi de dün istanbul'daydı. Erbakan, SP Genel Başkanı Recai Kutan'la birlikte 3 saat gecikmeyle geldiği Üsküdar Meydanı'nda SP için oy istedi ve yandaşlanna yemin ettirdi. Fatih Sultan Mehmet de MflB Görûşçüydfl' "Şevkatin başbakanı", "Mffli kahraman", w Mücahit Erbakan" sloganlan ve anonslanyla kürsüye gelen Erbakan, Kutan'ın kısa ko- nuşmasından sonra, yaklaşık bir sa- at boyunca hükümeti eleştirdi ve SP'yi övdü. Erbakan, Fatih Sultan Mehmet'in de Milli Görüşçü oldu- ğunu belirterek Türkiye'nin dertle- rinden kurtulabilmesi için, SP'nin tek başına iktidara gelmesi gerek- tiğini söyledi. "Seçimlerdebiryan- da 17 tane takütçi parti, bir yanda da Saadet Partisi var" diyenErba- kan, 3 Kasım'ın depremden kurtu- luş günü olduğunu ifade etri. DEHAP'IN ANKARA MÎTtNGİ Dağdagenç kalmayacak ANKARA/tSTANBUL (Com- huriyet) - EMEP, SDP ve HA- DEP'in çaüsını oluşturduğu DE- HAP, Ankara'daki ilk kitlesel mi- tingini dün yaptı. HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak, "DE- HAP'ın iktidarında. elinde silah dağda bir tek genç bırakmayacak- lannı" söyledi. DEHAP'uı Ankara Abdi Ipekçi Parkı'nda düzenlediği miting, Kürt- çe şarkılar eşliğinde halaylarla baş- ladı. Sık sık "Biji Serok .\po, tm- rah'ya bin selam" slogarîlannın atıldığı mitingde konuşan eski EMEP Genel Başkanı LeventTü- zel, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ı eleştire- rek her iki partinin liderinin de uz- laşma içinde olduklannı söyle- di.HADEP Genel Başkanı Boz- lak. iktidara geldiklerinde Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) ile F tipi cezaevlerini kaldıracaklan- nı söyledi. Bozlak, "DEHAPikti- darmda elinde silah dağda bir tek genç bırakmayaeağız" dedi. DEHAP minibüsüne sflahh saldın: 1 yaralı Öteyandan Kâğıthane Talarpa- şa Caddesi'ndeki MHP Seçim Ir- tibat Bürosu önünden geçen DE- HAP minibüsünün önü, bürodan çıkan bir grup tarafından kesildi. Minibüsün cainlannı laran MHP'li gruptan bir kişinin içeri ateş etme- si sonucuminibüste bulunan Meh- met AB Kaya hafif şekılde yara- landı. Güvenlik güçleri olayla ilgi- li olarak SerdarTürk. AtiDaAkyüz ve Hasan Ozkan'ı gözaltına aldı. Nurettin Sözen: Erdoğan gerçekleri çarpıtıyor SIVAS (Cumhariyet) - CHP Sı\"as millervekili adayı Nurettin Sözen, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın, Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaphğı dönemde, Istanbul'da uluslararası hiçbir proje yapılmadığım söyledi. Sözen, gazetecilere yaptığı açıklamada, Erdoğan'ın, önceki gece bir televizyon kanalında Büyükşehir Belediyesi'ni teslim aldığı dönemde 2 milyar dolar borcu olduğunu söylediğini anımsattı. Tüm kadrosu yargılanıyor' "Yalan beyanlar var" diyen Nurettin Sözen, şöyle de\ f am etti: "Kendisi ve kadrosunun 50 insanı önce devlet güvenlik mahkemelerinde. şhndi tstanbul Ağır Ceza mahkemelerinde yargılanıyor. Bu yargılanan insanlan Anadolu'nun çeşirü yerlerinde kazanacak sıralara yerleştirdikr. Amaçlan, bunlann dokunulmazhklannı saglamak, mahkemeleri ertelemek. Bunlan sorduğun zaman, 'Efendim ben belediye>i borçla aldım. Bu borçlann ödenmesinde bu arkadaşlar çok çalıştılar. Bunlara ihtiyacım vardı. Parlamentoya girmesini istedim' diye cevap veriyorlar. Böyle bir şey olabiür mi? Dünyanm en başainfa yöneticileri olsa öyle bir şey affedilebflir mi?" 'Halkı kandırma çabası' Erdoğan'ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde uluslararası hiçbir proje yapmadığını savunan Sözen, "Uluslararası bir tek projesi varsa söylesin. Ne metro ne kentiçi tram\< ay, ne 2 bin otobüs, ne Istranca derelerl ne dogalgaz, ne kongre sarayi, ne Darülaceze_ Bunlann hepsinin yapımma zamanımızda başlanmışar. İnşaatlannın büyük bir lasmı zamanımızda yapılmıştir. Dogalgaz dünyanuı en büyük projesidir. Kazma \imluk. Anahtar tesümi, tesüm ettik. Yeni biten bir sistemin abonesi olur mu? 'Aboneyi şuradan aldım, şuraya götürdüm' diyor. Bunlar halkı kandmnaktan başka bir şey değildir. Beffi gerçekleri saknyoıf IR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@mynet.com oralcalislar@yahoo.corr Rozi Haleva 55 yaşında. Kırklare- li'deki sekiz Yahudi'nin en genci. Ro- zi Haleva, Mersin'den gelin gelmiş Kırklareli'ye. İki çocuğundan biri Is- tanbul'da, diğeri Ankara'da okuyor. Kırklareli'nin sakin hayatı dışında hiç- bir şeyden şikâyetçi değil. Hürriyet ga- zetesinden Emel Armutçu'ya Kırk- lareli'deki Yahudilerin geleceği ko- nusundaşunlan söylüyor. "Birmed- yumbana, 84yaşında burada Yahu- diliğisen kapatacaksın, dedi. Artıkge- risini siz düşünün." Rozi Haleva, çocukluğunu Mer- sin'de geçirmiş. YaşJarımız aynı oldu- ğu için, Mersin ve çevresinde benzer birtarihi yaşamışız. Benim çocuklu- ğumda Mersin ve Adana'da Yahudi- ler ve Ermeniler vardı. Bir kısmıyla aynı sınıflarda okuduk. Vitali, Leon, Can, Garbis bu arkadaşlanmdan ba- zıları. Bazılanyla Istanbul'da zaman zaman karşılaşıyor, eski günleri anı- yoruz. Mersin'de, Adana'da ne kadar Yahudi, Ermeni, Süryani kaldı, onu da bilmiyorum. • • • Geçmişe sanlıp kalmanın bir anla- Kırklareli'deki Sekiz Yahudi mı olmadığı inancındayım. Türkiye'nin yok olup giden çeşitlilikleri üzerine yapılan vurgulann da ne işe yaradı- ğını kestiremiyorum. Güneydoğu ge- zilerimin birinde, Diyarbakır'da ya- bancı gazetecilerle birlikte dolaşır- ken, çarşının kuyumculanndan biri- si olduğunu söyleyen bir yurttaş bi- ze yaklaşmış ve kendisinin Keldani ol- duğunu söylemişti. Halen Diyarba- kır'da 15 Keldani'nin yaşadığından söz etmişti. Suriçindeki Keldani kilisesi- negötürdü bizi. Kilise yoksullaşmış- tı. 15 kişilik cemaat, kiliseyi ayakta tut- makta güçlük çekiyordu. Keldani kilisesinin hemen yanıba- şındaki Ermeni kilisesi ise çökmüş- tü. Kilisenin çevresinde yaşayan son Ermeni Andon Dayı'yla birlikte bura- daki Ermeni tarihı de kapanacaktı. Kırklareli'deki son sekiz Yahudi ha- berini okurken, "Neden mozaıkdiyor- sunuz, farklılıklara vurgu yapıyorsu- nuz" diyenleri anımsadım. Gerçekten bu farklılıklara vurgu yapmak zararlı mıydı? 74 yaşındaki Suzi Alevi, Kırklare- li ile ilgili bağlannı şöyle dile getiriyor: "Burada doğdum, burada büyüdüm. Annem de burada doğdu, annean- nem de, onun annesinin anneside... 14 yıl önce eşimi kaybettim, iki oğ- lum, dört torunum Istanbul'da yaşı- yor. Hep gel, bizimle yaşa diyortar, ama gidemem. Benim hayatım bu- rada çok iyı, arkadaşlarım var. 30 yıl eczanede çalıştım, emeklimaaşım ve evim bana yetiyor. Orada yalnız ka- lırım." Kendimi Suzi'nin yerine koydum, Kırklareli'nin, Trakya'nın tarihineyol- culukyaptım. Binlerce Yahudi'nin ne- şe içinde yaşadığı günleri anımsa- dım. Akrabalarımı, yakınlarımı dü- şündüm. Şimdi yalnız başımaydım ve buradaki tarih sona eriyordu. • • • Geçmiş tarihe üişkin, yok olup gi- den farklı kültürlere ilişkin haberler beni duygulandınyor. Bırçok şeyin bir dahageridönmeyeceğini biliyorum. Keldanilerbir daha Diyarbakır'da bel- ki hiç olmayacaklar. Yıllar sonra Di- yarbakır'da Ermenilerin yaşadığına ilişkin anılaryalnızca kitaplardayerala- cak, tıpkı Erzincan'da, Elazığ'da, Van'da olduğu gibi. Farklı kültürlere olan ilgi acaba bir zaaf belirtisi mi? Bunlara vurgu yapmak bu ülkenin sı- kıntılarını mı arttınyor? Evet, dünyanın her yerinde geç- mişe yönelik, yitip giden tariheyöne- lik bir ilgi artışı var. Bu ilginin abartıl- dığını söyleyenler de oluyor. Anado- lu bu açıdan en çok değişime uğra- yan topraklardan. 1915 Ermeni Teh- ciri, 1923 Yunanistan'la yapılan bü- yük Mübadele, 1963 Sürgünü bu top- rakta binlerce yıldır yaşayan milyon- larca insanın ve onlann yarattığı kül- türlerin yok olup gitmesini beraberin- de getirdi. Buralarda kımin haklı, ki- min haksız olduğunun bir süre son- ra bir anlamı ve önemi de kalmıyor. • • • İnsanlann dinlerine, ırklanna, mez- heplenne hatta geldikleri kentlere ba- karak değerlendirme yapmak bir alış- kanlıktır. Bu konularda çeşitli yargı- larla karşılaşırız. Siyasi tartışmalarda ya da siyasi değerlendirmelerde in- sanlann kökenlerini kanştırarak suç- lamak ise ırkçılara özgüdür. Bu ırkçı- lık, ülkemizin gelişmesine, demok- ratikleşmesine ve ekonomik olarak ilerlemesine son yıllarda büyük zarar- lar verdi. Irkçılık, baskıcı rejimlerin te- mel altyapısını oluşturdu. • * • Bir zamanlar, çok farklı kültürierin iç içe yaşadığı Anadolu topraklan gi- derek tekdüze bir kültürün parçası haline dönüşmeye başladı. Şimdi Kırklareli'deki son 8 Yahudi'den, Tar- sus'ta üç beş Ermeni'den, Istan- bul'daki bir avuç Rum'dan söz edi- yoruz. Bazılarımız bunlan bile zarar- lı görebiliyor. Bazı şeyler yok olup gidiyor, git- mesini istemesek bile...
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog