Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

27 EKİM 2002 PAZAR CUMHURİYET SAYFA IV | ) I i I U J \ kuttur@cumhuriyet.com.tr 15 KULE CAMBAZI SUNAY AKIN İstanbul'a bir masalcı geldi yoksul olsa da, bir yığın oyuncak yapar babası, Hans Christian An- dersen'e. Ayakkabı ta- mircisi olan babasının hünerli elle- rinden çıkan bez kuklalar ve onlan oynattığı sahne, Danimarkalı ünlü yazann çocukluğunda en çok sevdi- ği oyuncaklardır. Andersen, kendisini 1841 yılında tstanbul'a taşıyan geminin küpeşte- sinde "Züleyha" adlı, altı yaşında- ki bir kız çocuğuyla ahbaplık kur- mayı başanr. Evet, bu bir başandır çünkü, Türk çocukJan yabancılarla muhatap olmamalan konusunda sı- kı tembihlidirler. Ama Andersen, dizlerine bile oturtur Züleyha'yı. Bu dostluğun başlangıcı ise bir oyun- caktır. "Bana oyuncağını göster- di, her iki kulağıntn arkasında mi- nicik birer kuş bulunan at biçi- minde bir su testisiydi bu, Tiirk- çe konuşabilsem, hemen bu oyun- cağa dair bir masal uydurup, an- latırdım ona." İIK buharlı geml 1800'lü yıllardan sonra, birçok şa- ir, yazar, ressam ve müzisyenin Av- rupa'dan istanbul'a gelişi hız kaza- nır. Bunun nedeni buharlı gemilerin ortaya çıkışıdır. Ne gariptir ki, 1828 yılında satın aldığımız ilk buharlı gemi, Andersen gibi bir masalcı olan Jonathan Swift'in adını taşı- yordu. tstanbul halkı buharlı olma- sından dolayı "Buğ Gemisi" demiş olsa da, "Swift"in adı "Sürat" ola- rak değiştirilir. tngiliz yapımı gemi- de tam da masallara konu olacak bir olay yaşanılır. Dönemin padişahı II. Mahmut. Tekirdağ gezisinden dö- nerken lodosa yakalanır. SwifVin ar- kasına bağlı olan saltanat kayığı dal- galara karşı koyamaz ve batar. Böy- lelikle. padişahın elmaslarla süslü şemsıyesi de Marmara'nın dibinde, "Guliver'in Seyahatleri"ni oku- muş bir dalgıç tarafindan bulunul- mayı beklemeye koyulur! Buharlı gemilerle ülkemize gelen gezginlerden Andersen dışında, hiç- birisinin yazdığı yazılarda bir oyun- caktan bahsedildiğini okuyamayız. îstanbul'un sokak köpekleri, Gala- ta Kulesi'nden, Uludağ'ın görülüp görülmediği. Kapahçarşı, Boğaz V köyleri, Karacaahmet Mezarlığı gı- bi birçok konuda, en ufak aynntıyı içeren yazılarda bir oyuncak tebes- süm etmez, nedense!? Ne Eyüp oyuncaklanna rastlanılır, ne de so- kaklarda çocuklara oyuncak satmak üzere gezinen bir seyyar satıcının elindeki kaynana zınltısuun sesi du- yulur. Andersen'in, Züleyha'nın elinde gördüğü bir Eyüp oyuncağı olmalı; kulaklaruıın arkasında birer minik kuş bulunan at biçimindeki bir su testisi!.. Dizlerine oturduğu yaban- cının, çocuklar için en güzel masal- lan kaleme alan bir yazar olduğunu bilmeyen Züleyha şaşırtıcı bir dav- ranışta bulunur: "Çanakkale Bo- ğazı'ndan Marmara Denizi'ne doğru girerken, Asya'nın kızı bir öpücük verdi bana..." Bu masum öpücük, hayal dünya- sını harekete geçirir Andersen'in. Ve başlar, içinde Züleyha ve elinde- ki oyuncak olan bir "Binbir Gece" masalı düşlemeye. "Eğer şimdi, kulaklanıun arkasında minicik kuşlar olan at canlanıverse, ger- çek bir at kadar büyüse, beni ve Züleyha'yı sırtına alıp, Marma- ra'yı aşırsa, mersinlerin arasmda toprağa ayak basar basmaz da Züleyha kara gözleri güneş gibi parlayan genç ve güzel bir bakire- ye dönüşse, inanın hiç şaşırmaz- dım! Yazık ki, ne at biçimli su tes- tisi canlandı ne de bir yeriere uç- tuk." Boflaz geçme verglsl 1880 yıhnın, 16 Ağustos'unda, Hollandalı tüccar Jan Van Mitten ve uşağı Bruno îstanbul'un Topha- ne Meydanı'ndagezinmektedir. Sa- ati de söyleyelim, tam tamına 18.00!.. Birden, Kahraman Ağa çı- kar iki Hollandalı'nuı karşısına. O da kim mi?.. Jan Van Mitten'in ar- kadaşı olan, yirmi yıldan beri alış- veriş yaptığı bir Osmanlı tüccan. Bu arada, Hollandalı tüccar Osmanlıca konuşabilmektedir! Kahraman Ağa, iftar yemeği için Üsküdar'dakı evine davet eder misa- firlerini Evet, aylardan ramazandır. Kahraman Ağa, her akşam bindiği kayığa adım atacakken, borazanlar öter, trampetler çalınır!.. Üniforma- lı bir adam, elinde tuttuğu kâğıdı başlar yüksek sesle okumaya. "Bu- günden itibaren, ister kayıklı ol- sun ister yelkenli veya buharlı tek- nelerle olsun, İstanbul yönfinden Üsküdar'a, Usküdar'dan İstan- bul'a geçmek için, Boğaz'ı geçen araçsız araçlı herkes on para öde- meye mecburdur. Bu emre uyma- yanlar para ve hapis cezasına çarptınlacaklardır." Boğaz geçme vergisine çok sinir- lenen Kahraman Ağa, emre uyma- mak için bulduğu çözümü öfkeyle haykınr: "Karadeniz'in Kuzey sa- hilini dolaştıktan sonra, Kafkas- ya'dan, Anadolu'dan geçip Üskü- dar'a gireceğim! Her ne pahasına olursa olsun, bu haksız vergiyi ödemeyeceğim!.." Misafirleriyle birlikte yola koyu- lan Kahraman Aga, maceralı bir yol- culuktan sonra Usküdar'daki evine ulaşmayı başanr. Avnıpa yakasına yine para vermeden geçmek için de zekice bir yöntem bulur. Kahraman Ağa'nın karşıya nasıl geçeceğini merak eden arkadaşlan, Tophane Meydanı'nda beklerken, gözlerine inanamazlar!.. Boğaz a gerili ip üs- tünde bir cambaz yürümekte ve sür- düğü el arabasının içinde Kahraman Ağa oturmaktadır!.. Jules Verne'ln İstanbul masalı Yahu Sunay Akın başlangıçta yıl, gün hatta saat bile verdin ama bu yazdığın bize masal gibi geldi, diye- bilirsiniz. Ben de size "Haklısı- nız!" derim. Gerçekten de bir ma- saldır "İnatçı Kahraman Ağa"nın başına gelenler. Bu kitabı yazanın kim olduğunu öğrenmek için, Sa- lah Birsel'ekulakverelim: "Benim çocukluğumda Jules Verne'in ki- taplan vardı. Onlan okurdum." Jules Verne'i çoğu insan tanımı- yor Istanbul'da. Tanıyanlann çoğu da, Istanbul'da başlayıp, tüm Kara- deniz kıyısını gezen ve yine Istan- bul'da biten masahnı bilmezler. 2000 yıhnın 16 Ağustos günü, Ba- kırköy'deki bir parka, "Jules Ver- ne" adının verilmesinın nedeni ün- lü yazann istanbul için yazdığı ma- sal değil, 17 Ağustos 1999depremi- dir! Nantes kenti belediyesı Göl- cük"te bir okulun yapımına destek olunca, şükran borcu olarak Fran- sa'nın bu kentinde doğan Jules Ver- ne'in adı Bakırköy'deki bir parka konur. Ermeni soykınm yasasının Fransa parlamentosundan geçişiyle de, "milliyetçi"lerin baskısı sonu- cu yazann büstü de, adını taşıyan ta- bela da sökülür yerinden. Yoooo!.. Bu yazdıklanm gerçek ne yazık ki! Hırsını Jules Verne'den çıkarmaya çalışanlar kuduz aşısı ol- sunlar, diyeceğim ama, onu bulan Pastör de Fransız! 29 Ekim'deki konser saat 19.30'da. Kubat, Kent Orkestrası ile CRR'de Kültür Servisi - Türk halk müziğinin sevi- len isimlerinden Kubat, 29 Ekim günü 19.30'da Kent Orkestrası eşliğinde CRR Konser Salonu"nda müzikseverlerle buluşa- cak. Müzik yaşamına Belçika'da başlayan sanat- çı, öğrenimini sürdürürken üç yüz kişilik bir kilıse korosunun solistliğine seçildi. 1996 yı- lında Türkıye'de ılk albümü 'Knbat'ı yayım- ladı. 1998'de ikinci albümü 'Bugün'ü, 1999'da ise üçüncü albümü 'Bir Ayrüık Bir Yoksulluk Bir Ölüm'ü, 2001 'de de 35 anonim türküyü yorumladığı 'Arşiv' albümlerini çı- kardı. 1 Haziran 2002'de, Rene Giessen yö- netiminde senfonik orkestra, etnik çalgılar ve halkoyunlan topluluğu eşliğinde 'Anadolu Güneşi' konseriyle büyük ilgi gördü. Kubat'a eşlik edecek Kent Orkestrası 1989'da kuruldu. Ağırlıklı olarak üflemeli saz- lardan oluşan orkestra senfonik eserler, pop, caz ve hafif müzik eserlerini yorumluyor; yer- li ve yabancı pek çok ünlü sanatçı ve grupla başarih konserler veriyor. (0 212 231 54 97) tngiliz yazar Barbara Nadel yeni romanının araştırması için Türkiye'deydi Balat sokaklarında korkuGAMZE AKDEMİR îstanbul'un eski Yahudi mahallesi Balat'ta bir Yahudi vahşi bir cinayete kurban gider. Du- varda kurbanın kanıyla çizilmiş gamalı bir haç bulunması, cinayetin ırkçı nedenlerle işlenmiş olabileceğini düşündürür. Altmcı hıssi yüzünden hakkında cadı oldu- ğu söylentileri çıkanlmış Arnavut bir annenin oğlu ve dokuzuncu çocuklanna hamile eşiyle sıra dışı bir polis müfettişi olan Çetin tkmen ile yardımcısı Süleyman ise, olay yerinde araştırma yaptıktan sonra, ırkçılıktan çok baş- ka nedenler üzerinde duracaklardır. tpuçlan onlan iki kişiye götürür. Biri, cina- yet saatinden az önce kurbanın evinin önünde görülen Ingilizce öğretmeni Robert Coraeli- us; diğeri, Nazi sempatizanı, emekli bir işada- mı olan Reinhold Smits. Fakat kurbanın ad- res defterinde bulunan ve Cornehus ile Smits'i birleştiren önemli bir isim, bir bağ olayın tüm seyrini değiştirecektir: Rus göçmen Maria Gülcü. Ailesini yıllardır hasta yatağından yöneten bu kadın aslında olayın odağındaki isimdir de. Katil değildir ama, yaşamı 'olayın neresinde- dir?' sorusunun gizemlere gebe bir yanıtı gı- bidir. Cinayetin de ötesinde, sansasyonel bir olasılığı, belki de gerçeği içeren büyük bir giz söz konusudur çünkü. Maria Gülcü aslında, Çarlık ailesinin, Yekaterinburg yakınlannda- ki ormanda cesetleri bulunmayan iki üyesin- den biri miydi? Çar'ın, 'Belşazar'm kızı mıy- dı? Londra yerine Balat Ingiliz polisiye yazan Barbara Nadel geç- tiğimiz günlerde, konusu Türidye'de geçen po- lisiye dizisinin yeni kitabının araştırmalan için Istanbul-Balat'taydı. Nadel'in yeni bir Türk müfettiş tipini, Çetin tkmen'i yarattığı bu po- lisiye dizisinin ilk kitabı 'Belşazar'ın Kızı' Oğlak Yaymlan'nın Maceraperest Kitaplar 'Türkiye Polisiyeleri' dizisinden çıktı. Na- del'in diziden çıkacak sonraki iki kitabı ise 'Alhn Kafeste' ve 'Arabesk' adlannı taşıyor. Kitabın omurgasında yer alan tarihi çerçe- ve nedeniyle, konunun 20 yıldır düzenli ola- rak geldiği Türkiye'de, Balat'ta geçmesinin daha doğru olacağını düşünmüş Nadel. Yaza- nn Balat'ı seçmesinin bir nedeni de, 2. Dün- ya Savaşı sırasında yakılıp yıkılan, hemen tüm > arbara Nadel'in, Türk pob's müfettişi Çetin tkmen'li polisiye romanlarının ilki "Belşazar'm Kızı" Oğlak Yavınları'ndan çıktı. Dizinin sonraki kitaplan "Altın Kafeste" ve "Arabesk" de yakında kitapçılarda olacak. mahalle ve binalann yok olduğu, geri kalan- lannsa şu veya bu yolla yıkıldığı Londra'yla karşılaştınldığında: IstanbuFun Balat semti- nin çok az değişmiş olması. Bir Türk müfettiş tipi neden yaratılmasındı ki? EvTensel yönleriyle dünyaya mal olabile- cek, geleneksel yönleriyle kültürünün etkile- rini e\Tensele taşıyacak bir Türk müfettiş tipi de kabul görebilirdi pekâlâ. Nadel'in, aile ba- bası, çok çocuklu müfettiş Çetin Ikmen ile benzerlerinden biraz farklı. ahşılmışın dışın- da bir tip yaratmasının nedeni, yaygın ve gi- derek sıkıcılaşan yalnız kovboy tipinden uzak- laşmak istemesi. Aynca, Ingiliz okuyuculanna, başka bir ül- kedeki geleneksel ile modernite arasuıdaki ge- rilimleri, bazen aynı insan içinde var olabilen çelişkileri bir parça da olsa anlatabilmek iste- diğini söylüyor yazar. 'Yaşam bir bümecedir' Halen akıl hastalan ve suç işleyen hastala- nn bulunduğu bir enstitüde halkla ilişkiler gö- revlisi olarak çalışıyor olmasının kitaplannda- ki mistik tada büyük katkısı olmuş yazann. Önsezileri çok önemsiyor. "En sıkı bir bi- çimde işlenmiş, medyatik. sonuca ulaşılan cinayet romanlannda bile tam ne olduğu- nu asla bileme>iz. Her insanın gizemli yan- ları vardır ve kafasının içindekileri tam ola- rak göremejiz. Yaşam bir bümecedir çün- kü." Biraz da bu nedenle acı bir duygusallık du- yumsanıyor 'Belşazar'm Kızı'nda. Hiçbir şey kesin olarak bilinemediği için, okuyucu yan tutamıyor. Bu noktada "Romanlarda bir in- sanın cinayet işlemesinde veya tuhaf cinsel eğilimleri olmasında hep bir neden vardır," diyor Nadel. "Geçmişinde sakh bir neden- dir bu. Geçmişinin derinliklerine indiğiniz- de kesin bir şeyler bulabilirsiniz. Acılar, ya- şanmışlıklar hep konuşur, cümleler kurar. Şifreler biçiminde de olsa" diye ekliyor ar- dından. Nadel'in şu anda yazmakta olduğu dizinin altıncı kitabının geçtiği yer de Balat. Konusu ise insanlann sanat için ne kadar ileri gidebi- leceği üzerine kurulu. Bu arada Barbara Na- del. ilerde bir kitabının konusunun da Adalar- da geçmesini istiyor. Aktön Richard Harris öldü • LONDRA (AA) - Ünlü trlandalı oyuncu Richard Harris, kanser tedavisi görmekte olduğu University College Hospital'da önceki gün yaşamını yitirdi. Son olarak 'Harry Potter ve Felsefe Taşı' fılminde Profesör Albus Dumbledore rolüyle seyircilerinin karşısına çıkan Harris'in ailesi tarafindan yapılan açıklamada '"Damian, Jand ve Jamie Harris büyük bir üzüntüyle sevgili babalannın öldüğünü ilan ediyor" denildi. Nostalji tren gezisi • Kültür Servisi - Isa Çelik, Refık Durbaş, Demirtaş Ceyhun, Osman Şahin ve Tomris Özden'in de katıldığı 'Nostalji Tren Gezisi' bugün saat 08.30'da Sirkeci Gan'ndan başlayacak. 90 dakikahk yolculuğun ardından Çatalca'ya gidecek olan şair, yazar ve sanatçılar yapacaklan kısa gezilerin ardından Aziz Nesin Vakfı'nı ve oradaki çocuklan ziyaret edecekler. Aynı zamanda Vakıf 'ta şnr okumalan ve söyleşiler yapılacak. Tren 17.30'da Sirkeci Gan'na hareket etmek üzere tekrar yola çıkacak. BUGÜN • REMZİ KtTABEVİ CARREFOUR ŞUBESl'nde 16.00-18.00 saatlen arasında Doğan Cüceloğlu'nun imza günü. (0 216 357 57 21) 21. ıüwtenunuııtfı»FUMVMM BUGÜN • INTEREXPO SALONU 12.30 - 14.00: 'Kırmızı Yeşil Söyleşiler' (Aykın Yay). Konuşmacılar: Seyfi Öngider, Şanar Yurdatapan, Abdurrahman Dilipak • 14.00 -15.00: 'Değerliler, Önemliler' (tnkılap). Konuşmacı: Çetin Altan. • 15.00 -16.30: Günümüz Şüri Tıkandı mı ?' (Can) başlıklı panel, yöneten: Hilmi Yavuz. Konuşmacılar: Haydar Ergülen, Baki Ayhan T., V. B. Baynl. • 16.30-17.30: 'Victor Hugo Niçin Çağdaşımızdır?' (TÜYAP) başlıklı söyleşi. Konuşmacılar: Turgay Fişekçi, Server Tanilli • 18.30 - 20.00 : 'Günümüz Şüri Hayatın Neresinde ?' (Edebiyatçılar Birliği) başlıklı panel. Konuşmacılar: Arif Damar, Ataol Behramoğlu, Orhan Akkaya, Refık Durbaş. • MARMARA SALONU /12.00 -13.30: 'Şiir Antolojileri ve Değerlendirme Ölçüleri' (Evrensel) konulu panel, yöneten, Sennur Sezer. Konuşmacılar: Kemal Özer, Turgay Fişekçi, Öner Yağcı, Ataol Behramoğlu. • 13.45 -15.15: 'Zeynep Aliye ve Öykücülüğü' (Bilgi) konulu panel, yöneten: Nedret Tanyolaç OztokaL Konuşmacılar: Tevfıka tkiz Tunaboylu, Oğuz Özdem, Sabri Kuşkonmaz, Aysu Erden. •"15.15 -16.45: 'Buluşmalar' (Alfa) adlı söyleşi. Konuşmacı: Alev Alatlı • 16 45 - 18.15: 'Geriüm Romanlannda Politika' (Doğan) konulu söyleşi. Konuşmacılar: Glenn Meade, Ahmet Ümit. • 18.30 - 20.00: 'Yaşayan En Büyük Kadın Ozan Silva Gabudikyan tle Söyleşi' (Belge). Konuşmacılar: Silva Gabudikyan, Zahrad, Raffi Araks, Ragıp Zarakolu. • KARADENİZ SALONU 15.30 -17.00 : 'Edebiyat ve Diğer Sanatlar - Edebiyat, Resim, Müzik tlişkileri' (TÜYAP) konulu söyleşi. Konuşmacı: Turgay Gönenç. • 17.00 - 18.30: 'Yaşar Kemal ve Bir Ada Hikâyesi' (Adam) Konuşmacı: Feridun Andaç • 18.30 - 20.00: 'Edebiyatta 25 Yü ve 'Gümüş Yaz'dan Okumalar' (Everest) adlı söyleşi. Konuşmacı: Buket Uzuner. • BÜYÜKADA SALONU /13.15 - 14.45 : 'Dünya Tarihçesi' (Ruh ve Madde) adlı söyleşi. Konuşmacı: Yasemin Tokatb. • 15.00 - 16.30 : 'Altkülrürjer ve Fanzin' (Ithaki). Konuşmacı: Altay Öktem. • 16.45 -18.15: 'Türkçenin Dünü, Bugünü, Yannı' (Papatya). Yöneten: Yusuf Çotuksöken. Konuşmacılar: Ömer Demircan, Feyza Hepçilingirler, Oya Adalı, Sevgi Özel. • 18.30 - 20.00 'Kartopu: Pozitif Düşünme ve Kişisel Gelişim Motivasyonu' (Academy Plus). Konuşmacı: Cengiz Alkış. ETHOS«İÜUMTtWTTOFtSTt¥WjTİ)EBÜGÛN • EKİN SATSAT MERKEZt nde 14 30 da Ekol Drama dan 'Gerçekliğe Yansıyan Yüz' adlı oyun ve ardından yönermeni Ayla AJgan ile söyleşi. 18.00'de Ekol Drama'dan 'An' adlı oyun ve ardından Ayla Algan ile söyleşi. • DEVLET REStM ve HEYKEL MÜZESİ'nde 20.00'de Studio Oyuncuları'ndan 'Oidupus Nerede?' adlı oyun ve ardından Şahika Tekand ile söyleşi. • ODTÜ MİMARLIK AMFİSt nde 20 OO'de ODTL Oyuncuları'ndan 'Sezuan'ın lyi Insanı' adlı oyun ve oyun sonrası tlker Karabulut ile söyleşi. • DÖSÎM 75. YIL KÜLTÜR MERKEZt'nde 15.00'te Özgür Tiyatro'dan 'Aşkın Vatanı Yoktur' adlı oyun ve oyun sonrası Özgür Başkaya ile söyleşi. (0 312 417 36 71) JtfON ftllfid RSTtMÜHK BUGÜN • AKM'de 13.30'da 'Popoya', 16.30'da 'The Sting of The Death', 19 30da Mabudachi' ve 21.30da 'The Sting of The Death' adlı fihnlerin gösterimi. (0 212 393 20 10)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog