Bugünden 1930'a 5,504,049 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 19TEMMUZ2001 PERŞEMBE OLAYLAR VE GORUŞLER olay.gorus@cumhuriyet.com.tr \ J. •< "Böylegiderm&irisrdüüüğü çalar ve demokra- sibiter. ' >> S Şu söaü ânımsfiyam^ar mı? , Ikı günspn&demokrasi bitmişti Türikye'de! < Önyı^soöra yefıiden geri geldi. Ama tanınmaz * biçimde?Nş,ahayasası kalmış, neyasaları ne de demoKraşıye yakışan kişıliği... 12 Eylül 1980 günüy- dü\ günierin muhalefet lideri Bülent Ecevit'in o sözü'söylediği... 12 Eylül'de Evren Paşa'nın ön- cüüjğünde diktarejiminingelip yerleşmesi!..Bazı söz- ler bir gerçeğin habercisidir. Boşuna konuşulmaz bu gibi şeyler... Bir kez kurşun namludan çıkmaya göfsün, bir kez ellertetiğe dokunmaya görsün! Ge- ri dönülmez anlar vardır. Şimdilerde yine böyle bir anda mıyız? 12 Eylül 1980'den önce Demirel'in azınlık ikti- dan vafdı. Erbakan'ın desteğiyle ayakta duruyor- du. 24 Ocak kararlarıyla IMF'nin buyurduğu istek- leri yerine getirmişlerdi. Daha önceki iki yıl Ece- vit'in CHP hükümeti... Herzaman, her şeyin altından çıkan iki isim: De- mirel ve Ecevit... Biri gider biri gelir? Birinin yaptı- ğını öteki beğenmez! Al baştan sil baştan! Tepede ABD vardır IMF'si, Dünya Bankası ile. 12 Mart 1971 'de asker geldi, Demirel gitti. 12 Ey- EVET/HAYIR OKTAY AKBAL Hep Aynı Şarkı! lül 1980'de yine asker geldi. Demirel gitti. Tek ba- şına değil, Ecevit'i de yanına alarak. Erbakan'la Türkeş'i Eşekadası'na sürdüler. Demirel'le Ecevit'i Çanakkale'ye... Politikacılanmız hacıyatmaz gibidirler. Düşerler, düşürülürter yine ayağa kalkarlar. Kalkar, bir kez da- ha iktidar koltuğunu kapariar. 12 Eylül paşalan es- kilerden kurtulduk, yeni liderierçıksın" dediler. Özal çıktı, Tansu çıktı, Mesut çıktı... Eskilerden kurtul- duk diyenler eski Demirel'i, Ecevit'i arar hale gel- diler! Bakın 17 Şubat 1980'de bu sütunda ne yazmı- şım: "Türkiye biryere doğrv gidiyor. Oyerneresi? Bu, birgidiş mi, tepetaklakyuvartanış mı? Dümenin ba- şına getirdiklerimiz o dümeni kaç kezyerinden oy- natmış, hatta dümeni yitirmiş, yönettikleri aracı kaç kez uçurumlara yuvarlamış... Öylesine başa- nsız, beceriksiz, öylesine kör, bencil, öylesine bi- linçsiz, öylesine çağdaş gerçeklehn dışında, öyle- sine ulusun çektiğı acılann uzağında..." Derken, 12 Eylül olayı yaşanmış. Partiler kapa- tılmış, liderlertoparianmış, anayasa ortadan kaldı- nlmış. Beş paşanın egemenliği kesin mi kesin! De- mokrasi ertelenmiş. Tıpkı 12 Mart 1971 'deki gibi... Kaçınılmaz gerçek gibi yaşadık hep? Yaza, söyle- ye, uyara, çıkmazlara soktuk ülkeyi! Tarihte yeni bir yaprak açıldı dedik. Dillerde, yazılarda, söylevler- de hep Atatürk vardı. Ama içi boş bir sözcük ola- rak!.. Gazetelerde, TV'lerde, kahve konuşmalarında ev söyleşilerinde bir bekleyiş var: "Ara rejim geli- yor, teknotratlardan oluşan bir yeni hükümet, IMF'nin adayı Derviş Bey mi?" Ne garip biryazgımız var olup bitenlerden hiç ders almıyoruz! Her yeni kuşak bir kez daha kendini çık- mazlarda buluyor. Umutsuzluk içinde yeni bir çare anyor. Sonunda tek çıkar yolun demokrasi olduğu- nu anlıyoruz, ama iş işten geçiyor. Yine, bir düdük sesi bekleniyor! Bu kez o düdü- ğün buyurgan sesi içimizden değil, çok uzaklardan gelecek. En acısı da bu!.. T uhaf insanlanz. Kendi sı- nırlanmız dışında bir Türk'ünbaşansınıyaka- . ladığımızda yen göğü in- letiriz. Bastınlmış ve birikmiş duy- gulann dışavurumudur bu tür dav- ranışlar... Ya sınırlanmız içerisin- deki değerlerimizle ilgimiz... O ya hiç yoktur ya da kıskançlık sarma- lında boğup yok etmeye çabalarız. Bizi anlayabilene aşkolsun! Bankacıların. "banka hortumla- malanyla" alın terleri ve gelecek- leri alıkonulan Türk insanını kurtar- mak için bir başka bankanın görev- Şu Dünya Bankası'nın Türkleri! Lütfü DAĞTAŞ lisi konumundaki Türk'ün (Derviş) görevlendirilmesiyle ödün üstü ödünlerle karartma yıllanna girer- ken ülkemiz, biz bu Türk'ün karşı- sında ağzı açık ayran budalası gibi- yiz... Hele kendileri sosyal demok- rat olduklannı beyan etmediler mi. solu birleştirmek gibi bir 'misyon'u üstlenecek olmanın işaretlerini de vermediler mi, tamam bizi tutabile- ne helal olsun! Geçenlerde ben bir başka Dünya Bankalı Türk'ün dedıklerine takıl- dım. Adı Atilla Sönmez. Bir gaze- teci, 1991 yılında, Dünya Bankası Çin Masası Şefi olan Sayın Atilla Sönmez ile söyleşi yapmış. Söyle- şinin bir yerinde. "Yüksekdüzeyde birçokTürk'ün bankada bulunma- sı sevinilecek bir şey değüdir" de- miş Sayın Sönmez. Hımmm... Okumayı sürdürelim: Gazeteci: - Dünya Bankasf nda çok Türk var bildiğim kadanyla. Sönmez: - Evet. çok var. Ama bu kışisel nedenlerle. Örneğin Al- man çok azdır, oysa Türk uzman ve yönetici çok fazla. Bunun acıklı ta- rafı şudur: Türkiye'de biraz kalbu- rüstü ınsanı tatmin edecek iş ve ola- nak yok. O nedenle Almanya, bu tür insanlarına sahip çıkar, gitmesini engellerken Türkiye kayıtsız kalıyor. • Arkası 19, Sayfada Cumhuriyet'te - 1 Temmuz günü- Ahmet Kaya'ya — — ilişkin birreklamya- yımlandı. Ve bir tartışma yarattı. Aradan iki hafta geçmesi- ne karşın bu tartışma sürü- yor... Sürecek gibi görünüyor. • Konuyu vurgulamak ve özetlemek bakımından 'Ata- türk Vakfı' Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Osman Şentürk'ün gazetemize yol- ladığı mektubundan bir bö- lümü aktarıyorum. Şentürk yazıyor: "Gerçek 'gazetecilik'fen ve ideolojik değerlehnden asla ödün vermeyen, ticari çıkarlarını göz ardı eden 'Cumhuriyet' bütün sıkıntı ve yokluklanna karşın ilkele- rinden ödün vermedikçe gö- zümde ve gönlümde büyü- dü gitti. Nevarki 1 Temmuz günü gazetemizin eki olan Pazar 'Dergi'nin arka sayafasında Türkiye Cumhuriyeti düş- manı ve bölücü düşüncenin militanı olduğunu yurtiçin- de veyurtdışında birçokyer- de açıklayan, bayrağımızı, Ata'mızıinkâreden, Türkiye Cumhuriyeti demeyi bile kendisine yakıştıramayıp 'TC' diyerek aşağılayan Ah- mat Kaya'nın kasetlerinin, müziğinin reklamının yapıl- dığını görünce büyük ve son- PENCERE Tartışalım... suzbirüzüntüduydum. Içim sızladı. Cumhuriyet yoksa zihniyet mi değiştiriyor, de- dim. Bu arada bugün Ahmet Kaya'nın reklamını yayımla- yan Cumhuriyet bir gün ir- ticacı ve yobaz kesimin ön- de gelenlerinin ömeğin Fet- hullah Gülen'/n, Kaplan- cı 'lann reklamlannı yapacak mı diye düşünmeye başla- dım. Biliyorum, ekonominin diş- lileri arasına sıkışınca ödün verme süreci başlıyor, ama, varoluşumuzu sağlayan de- ğerterimizi yitirdikten sonra var sayılır mıyız, bilemem." Sayın Osman Şentürk'e duyariıiığından ve uyansından ötürü teşekkür ederiz. Ama haklı mıdır?.. Tartışmalı. • Cumhuriyet pazar ekinde çıkan bir reklamdan ötürü bu gazete kimlik mi değişti- recek?.. Yok canım... Cumhuriyet Mustafa Ke- mal Atatürk'ün "Cumhun- yetçiAydınlanma Devrimi"n\ 21'inci yüzyıla taşıyan tek gazetedir. Dinci basının dışında, sır- tını bankaya dayamayan tek gazetedir. Yolumuzda — — — ^ yürüyoruz. Sanıyorum ki bu konuda tar- tışmaya yer ver- meyecek kadar ağır sınavlardan geçtik, ya- zariarımız öldürüldü, işken- celer ve zindanlar yazıldı anı- lanmıza... • Soru: Reklamda, haberde, yo- rumda, köşe yazılannda, ka- rikatürde Cumhuriyet'in yel- pazesi ne olmalı?... Tartışalım.. Biz fıkir gazetesiyiz. Kendi fikrimizin özünü "Ay- dınlanma "oluşturuyor, "Ay- dınlanma" sözcüğünde ne- lervar, neleryok?.. Bu söz- cükte bilim var, eleştiri var, özeleştiri var, akıl var; bağ- nazlık yok, softalık yok, yo- bazlık yok, karanlık yok... Bizim kusurianmız olmaz mı?.. Olur.. Ama Cumhuriyet Cumhu- riyet'tir. Açık söyleyelim ki bir rek- lama, yazıya, köşe yazısına dayanarak Cumhuriyefi eteş- tirmek, içinde yaşadığımız koşullara ve insafa sığmıyor. Dostlar, eleştiri güzel.. Destek nerede?.. 1 Şifo Mehmet, jübilesinin gelirlerini Eğitim Gönüllüleri'nin Bir Milyon Çocuk Eğitim Kampanyasx'na r. ı eleoeğine... Bitetler, sadece biletix gişelerinde. Eğlenceye giriş biletiniz. Çağrı Merkezi: (0-216) 454 15 55 i www.biletix.com G-elin siz de, jubilesinde Şifo'ya ve "bir milyon çocuğa destek verin. Beşiktaş JK AC Milan 4 Ağustos 2001 Saat: 20.30 Beşiktaş İnönü Stadı
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog