Bugünden 1930'a 5,432,146 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

7 HAZİRAN 2001 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA J. U İ Y kultur(5 cumhuriyet.com.tr 15 HAYATIN ÖTE YAKASI FERİDUN ANDAÇ Kaflvaııııı güniL, güncesiYazı belleğinin izlerinde dolaştığım ân'lardı. Kuramlan. edebiyat sanat adına söylenilen • beylik sözleri bir yana bırakmış; romanlann, öykülerin dünyasına dalmıştım gene. Gelişigüzel okumalardan uzaklaşmış olma- ma karşın; hayatın içinde akıp giden her bir du- rumolay, yaşanmışlıkla gelinen çizgiyi yetin- gen bulmayıp; içteki o tınıyı hissettirecek, pay- laşacak veya önümü açabilecek sözlerin kanat- lanna takılıp gidiyordum kaçınılmaz olarak. Kafka'nın Milena'ya Mektuplar'ıyla buluş- mam da öylesi bir zaman düiminı içeriyordu. Yaşamın anlammı kavramaya giden yolda, yaşanan sıcak günlerde; sokaklar. meydanlar "Dostların arasuıdayız / Güneşin sofrasında- VTZL" sözleriyle şenleniyordu. tnancın, sevginin, bağlanmanın şarkısı olu- yordu her bir söz. Ama içe, derinlere, kendi a- da'nıza döndüğünüzde; başka sözlerle/sesler- le yüzleşmek, sizi, bendine çekiyordu. Kafka'mn Milenası'na dönmüştüm yüzümü. Biryanda Kafka'nın yazdıklan vardı, ötede ise ona bunlan yazdıran insan duruyordu. Kafka, mektuplanndaki içsel yolculuğuna, gözüpek biçimde, Milena'yı katıyor; FeBce'den, Jıüie'den sonra tanıdığı bu insan, onun dünya- sını iyileştirici biçimde sarmalıyordu. Öyle ki; Milena, Kafka'nın dünyasında de- rin bir iz bırakırken; gününü aydınlatıp, düşün dünyasını biçimleyici kılıyordu. Milena. vazgeçilmez olandır Kafka için. • • • Bir yazann, özellikle de Kafka gibi birisinin " dünyasına yönelirken böylesi mektuplarla yol almak, onu anlayabilmek için farklı bir kanal açar önünüzde. 1 Kafka'nın yazıdaki gerçekliğine Bir Savaşın Tasviri'ndeki öyküleriyle ulaşmış olmak sarsı- cıydı. Ama Dava'daki Josef K-'nin dûnyasıyla yüzleşmek, insanın karşıtlıklar üzerine kurulu, yer yer sanrılı içsel gerçekliğınin sığlaşan bir ortamda "suç"larla örülmesi, bunun korkusu- nu da bir salgın gibi yaşaması... Onun, bize karmaşık gelen dünyasmın hiç de öyle olmadığını, Canetti'nin "Obür Dava" • denemesini okuyunca gözleyebilirdiniz. Yıllar ' sonra, Canetti'nin sözleriyle buluşmak ise Kaf- ' ka'nın bize dönük dünyasına bir başka pence- re açıyordu. Ondaki "hüznün ve ertekme rı nin arka planı- nı Felice'ye yazdıklannda görebiliyordunuz. Nasıl ki, Milena, Kafka'nın gününe ağmışsa; ] Felice de güncesinin ahndığında onun kederi- ni ve yalnızlığını paylaşmıştır. Felice, ona, De- • gişim'i yazma gücünü, derinliğini kazandır- mıştır. "Kadınlar.üzerimdeuyancıbiretkiyap- ü; derken eve gelip Değişim'i okudum; beğeni- lecek gibi değiL " Felice, farkında olmadan, Kafka'ya yazdığı mektuplannda sözünü ettikleriyle onu ateşler. YargL Ateşci, Değüşim' in yanı sıra Amerika'nın bir bölümünü de onunla yazıştığı günlerde yaz- mıştır. Ömrii boyunca bir kadının sevgisini kazan- mak için debelenen Kafka, kurtaran dil ile sus- mayan dil'in sannsına yattığı her anda bu yö- irlilena, Kafka'nın dünyasında derin bir iz bırakırken; gününü aydınlatıp, düşün dünyasını biçimleyici kılıyordu. Milena, vazgeçilmez olandır Kafka için. Felice ise ona Değişim'i yazma gücünü, derinliğini kazandırmıştır. Farkında olmadan, Kafka'ya yazdığı mektuplannda sözünü ettikleriyle onu ateşler. nelişi bir sığınış, yaratıcıhğmın bir dönüşme noktası olarak bulur. Güçsüzlüğünün güce dö- nüştüğü o yazma ân'lan ve bunlann ortaya çık- masını sağlayan kadmlar... Uzakta, ötede du- ruşlan bile onun için yeterli bir güçtür. Onun kararsızhk, sıkıntı, duygusal soğuk- luk, sevisel yetersizlik, inançsızlık, sevgisizlik. sığınışlarla örülü dünyasının gününe, güncesi- ne ağanlann sırrına yöneldikçe Kafka'yı daha ÖKUMA ÖNERİLERİ (*) Franz Kafka mn bütün yapıtları Kâmuran Şipal 'in çevirisiyle Cem Yayınevi tarafindan yayımlanmakta. Bu kitaplardan bazılan şunlar: Roman: Amerika, Dava, Şato. öykû: Hikâyeler, Taşrada Düğün Hazırhkları, Bir Savaşın Tasviri. Giinlük/f Mektup: Gûnlükler, Babama Mektup, Ottla 'ya ve Ailesine Mektuplar. (*) Franz Kafka, Milena 'ya Mektuplar, Çev.: Adalet Cimcoz, 1967, AtaçKit. Yay. (*) Elias Canetti, Öbür Dava: Kafka 'mn Felice 'ye MekUıpları Üzerine, Çev.: KŞipal, 1994, Cem Yay. (*) Max Brod, Kafka da tnanç ve Umutsuzluk, Çev.: KŞipal, 2000, Cem Yay. (*) Gustav Janouch, Kafka ile Söyleşiler, Çev:KŞipal, 1994, Cem Yay. (*) Gilks Deleuze-Felbc Guattari, Kafka Minör Bir Edebiyat îçin, Çev.: Ö.Uçkan- I. Ergüden, 2000, Yapı Kredi Yay. (*) ErnstFischer, Kafka, Çev.: Ahmet Cemal, 1998, Kavram Yay. (*) Roger Garaudy, Picasso, Saint-John Plerse, Kafka, Çev.: MehmetH. Dogan, 1991, Payel Yay. (*) Gürhan Tümer, Insan-Mekân tlişkileri ve Kafka, 1984, San. Koop Yay. BELLEK KUTUSU "Felice 'nin kararh ve metin karakterine tutunmak ister Kafka. Felice 'ye yöneltebildiği her gûçlü söz kat kat güçlenerek dönüp kendisine gelir." E. CanettL \ "Çağımız insamnm temel sorunu, yani yabancılaşmayı aşmak için birey ile toplumun, Ben He dış dünyanın birleştirilmesi, Kafka 'nın yapıtlannın çekirdeğini oluşturur." Erns Fischer \ "Kafka 'nın yapıtı, içinden bakıldığmda \ yaratının -kendi kavramlarına göre ancak cehennemin olabileceği kertede- ş" çatlâklı kıhktı, yıkîk-dokuk biçimde göründüğü biryeri varatıp varsayar." T.lV.Adorno iyi anlayabiliyoruz diye düşünüyorum. Onda- ki gidememe, paylaşamama duygusunu; dışta- ki *tehlike''nin ne olduğunu, korunma arayışı- nın nereler/nelerden kaynaklandığını, bize aç- tığı dünyada gördüğümüz yabuzhğın bilinci"nin neleri içerdiğini görebilmemiz için, belki de öncelikle Felice'ye, Milena'ya, ailesine yaz- dıklarına dönmemiz gerekiyor. Yazma uğraşını, "Benimhayattakahnasava- şımdır" diyerek karşılayan Kafka'nın yazdık- lannın bir parçası olan günlükleri ve mektup- lan, bu açıdan ufuk açıcıdır. Kafka'nın günü de güncesi de bu anlamda derin kavrayışlan getirip sunar bize. Yeter ki o dünyanın sırdaşı olmayakararverin; hem okur- ken hem de yaşarken... www.feridunandac.com 49. Venedik Bienali'nde altı sanatçınm yer aldığı Türk Pavyonu'nun küratörü Beral Madra Doğu ve Batı arasında 'Kokulu Bahçe'Kültür Servisi-Uluslararası güncel sanat ve kültür ortamımn en önemli etkinliği olan Venedik Bienali. 9 Ha- ziran-4 Kasım 2001 tarihleri arasın- da Venedik'teki bienal alanı Giardi- ni di Castello ve Arsenale'de gerçek- leşecek. 21. yüzyüın ilki olan 49. Ve- nedik Bienali'nde Türkiye pavyonu, ücretsiz olarak kullanıma verilen Nu- ova kona Galerisi ve Thetis SpA'ntn Arsenale'deki park alamnda düzen- lenecek. Kültür Bakanlığı ve Dışişle- ri Bakanlığı 'Kokulu Bahçe' başlıklı serginin küratörü ve komiseri olarak Beral Madra'yı görevlendirdi. Sergi- nin ana sponsorlan Borusan Kültür ve Sanat Merkezi, Türk Pirelli Lastik- leri AŞ, Nurol Matbaacılık ve Amba- laj Sanayü AŞ, sergiye destek veren- ler de Alitalia ve tstanbul Bilgi Üni- versitesi. Bu yıl Türkiye'yi Butch Morris. Murat Morova, Ahmet Öktem. Ser- min Sherif ve xurban.net (Güven In- cüiioğhı, Hakan Topal) Venedik Bi- enali'nin bu yılki küratörü Harald Szemann' ın koyduğu 'İnsanhkPlato- su' genel başlığına bir gönderme ola- rak 'Kokulu Bahçe' (The Perfumed Garden) başlığı altında iki bölümden oluşan sergide temsil edecekler. lurkish Delight'- Murat Morova, 2001 ürkiye'yi Butch Morris, Murat Morova, Ahmet Öktem, Sermin Sherif ve xurban.net; bienalin 'Insanlık Platosu' genel başlığına bir gönderme olarak 'Kokulu Bahçe' başlıklı iki ayrı sergide temsil edecekler. Galeri Nuova Icona'da, Morova, Öktem ve Sherif'in serginin kavramı- na uygun yerleştirmeleri, perfor- mans, fotoğraf ve bilgisayar/sanal or- tam yapıtlan yer alacak. Morova'nın 'Turkish Delight' (Türk Lokumu), başlıklı çahşmasında, 19. yüzyıl tar- zı içi kırmızı kadife kaplı, dışı çiçek- lerle süslenmiş bir kutunun içinde Türk lokumları var. Kutunun üzerin- de ise 'Istanbul'un GühT yazılı. Sa- natçı Ahmet Öktem ise bienalde, 1980'den bu yana yaptığı serilerinde. karanlık odalar çerçevesinde meto- dik arşiv çahşmalan sergileyecek. Neon ışıklan eşliğinde galvaniz me- tal kutular içine yerleştirdiği deşifre edilemeyecek durumdaki doküman- ların kenarlannı mavi mürekkeple çizgi halinde lekeleyen Öktem, bu- nunla mekâm daha klostrofobik ve dikkat çekici bir hale dönüştürmeyi amaçlamış. Thetis Parkı'nda ise dün- ya kültürünün oryantalist yazarları, sanatçılan ve düşünürlerinin adlannı içeren levhalardan oluşan bir yapay çiçek tarhı, ortak bir açık hava yapıtı olarak yer alacak. Uluslararası alan- da tanınmış müzisyen Butch Morris, bienalde vereceği konserde gelenek- sel Türk çalgılan için bestelediği bir müzikle bu yapıtı bütünleştirecek. 'Kokulu Bahçe', 1394-1433 arasın- da Şeyh Ömer tbn-i Muhammed El Nefeavi tarafindan yazılmış, Do- ğu'nun aşkuıı, cinselliğini ve kadın- lannı anlatan bir kitap ve 19. yüzyıl- da birkaç kez, farklı yazarlar tarafin- dan dipnotlarla beslenerek Fransızca ve tngilizceye çevrilmiş ve Batı'da, Binbir Gece Masallan kadar beğenil- miş. Bu kitap, özgün içeriği ve Batı- hlann yaptığı eklemelerle yakıız Do- ğu ve Batı arasındaki yoğunlaşmış ve karmaşıklaşmış kültürel ilişkinin bir metaforu değil, aynı zamanda, oryan- talizm ve postoryantalizm bağlamın- da ve Doğu/Batı ikileminde bir çeşit hazır nesne. Serginin 5000 adetlik yayımnın editörlüğü Serhan Ada'ya, grafik ta- sanmı Onur Baniç ve Gözde Oral'a ait. Sergi, Kasım 2001'de Borusan Sanat Galerisi'nde Istanbul izleyici- sine sunulacak. ODAK NOKTASI AHMET CEMAL Yaşamayı Daraltmak... "Yaşadığın sürece son bulamayacağın için bü- yüksün!" der Goethe. insanoğlu için. Bunun anla- mı, insanın -elbet istedıği ve bu yolda çaba harca- dığı takdirde!- doğum ve ölümün sınır noktaları ara- sındaki organik bir yaşam boyunca sonsuzluğun boyutlannı yakalayabilecek tek canlı olmasıdır. Bunun bilincinde olmak ise, insanoğlu için yaşa- mındaki belki de en büyük güç kaynağıdır. Bundan ötürüdür ki, çoğu dinlerinki de içinde ol-- mak üzere, hemen tüm egemenlik ideolojilerinin bi- rincil amacı, insanın bu gücünün bilincine varması- nı önlemek ya da bu bilince bir kez varılmışsa, onu etkisiz kılmanın yollannı aramaktır. Çünkü bir gün ar- tık fizik olarak yaşayabıleceği yarınların tükenece- ğini bilmesine karşın, düşünceleriyle sürekli sınırsız- lığa açılabilen, böylece de yaşam biçimıyle olsun, düşünsel ve sanatsal ürünleriyle olsun kendini için- de yer almayacağı geleceklerde bir biçimde yine de var edebilen insana, bu boyutlara değgin herhangi bir sınırlamayı benımsetebilmek olanaksızdır. Amabu olanaksızlık, günümüzün egemen mode- li kılınmak istenen tüketım toplumunun can düşma- nıdır. Çünkü görünüşte insana kendi dışında nere- deyse sonsuz tüketim olanakları kazandırma eğili- minde olan bu modelin kaçınılmaz biçimde yol aç- tığı en ağır sonuç. günün birinde insanın kendi ken- dini tüketme sürecine girmesi ve bunun bilincine vardığında da vaktin artık çok geç olmasıdır. Kendini tüketme sürecinin başlangıç noktaların- dan biri, insanın yapay bir dolgunluk ve doymuşluk derecesine erişmesidir. Bu noktada madde ve top- lumsal konum adına ulaşılabileceklerin sonuna ge- linmiştir. Öğrenim süreçleri tamamlanmış, iyi bir işe girilmiş, çoluk çocuk sahibi olunmuş, iyi bir "sosyal çevre" edinilmiş, geleceğe güvenle bakılmasını hak- lı kılan güvenceler sağlanmıştır. Hep bir şeyleri gü- vence altına alma hedefine yönelik tutulmuş bir ya- şam, amacına erişmiştir. Bu noktada insanın tükenişi, kendisi bunun bilin- cine varsa da, varmasa da, artık güvence altına alı- nabilecek bir şeyin kalmamasıyla kendini bellı eder. Bu noktayı izleyen günler, aylar ve yıllar, artık insanın kendini, salt güvencelere kavuşmak ama- cıyla bile olsa, var edebileceği zamanlar olmaktan çıkıp öldürülecek vakitlere dönüşür. Gerçek anlamdaki yaşlanmanın, başka deyişle artık işı bitmişlik duygusunun başladığı nokta da bu noktadır. Bu noktadan başlanılarak amaçlanan iyi koşullu bir emeklilik, gerçekte yaşamdan emekli ol- makla eşanlamlıdır. Tüketim toplumu modelinin yarattığı bir başka umarsız insan tipı de, biraz yukarıda sözü edilen gü- venceli ya da normal yaşamı tek hedef olarak sap- tamış, ama bu hedefe vakti geldiği halde erişeme- miş insandır. Genellikle her şeyin bir vakti olduğu- r&inandırılmış olan bu insanın kendini tüketmesi de yaşamın asla bu denli tek boyutlu olamayacağı ger- çeğini görememiş olmasından kaynaklanma bir tü- ketimdir. Ayrıca model, bireylerin bu gerçeği göre- memeleri için zaten gerekli tüm önlemleri alır. Eğitimdediğimizde, yani gençlerimizin en değer- li yıllarını alan bir süreçten söz ettiğimizde ve bu sü- reç bağlamında birtakım hedefler üzerinde düşün- düğümüzde, onları yukandaki gibi yaşamlarını da- raltmalanna yol açabilecek bakış açılanndan koru- mak, kanımca temel amaçlarımızdan biri olmalı. Çünkü gençlere yalnızca "iyiyaşamalannı" öğütle- menin onlan kimi zaman içine düştükleri bunalım- lardan korumanın yeterli bir yolu olmadığı çoktan- dır ortada. Bu bağlamda, buradakı "iyi" sözcüğü- nün çatısı altında yaşamın nasıl boyutlandırıldığını daha açık biçimde tartışma konusu yapmak, sanı- rım daha somut ve yarariı bir tavır olabilir. e-posta:ahmetcemal" superonline.com acem20(« hotmail.com Weigel-Bpecht çittinin aşkı I KüMr Servisi - İletişim Yayınlan'nın 'Aşklar ve Çiftler' adlı. ünlü kişilerin aşk hikâyelerini konu alan dizisine bir yenisi daha eklendi. Carola Stern'in kaleme aldığı 'Helene Weigel-Bertolt Brecht' isimli kitap, Atilla Dirim tarafindan dilimize çevrilmiş. Epik tiyarro öğretisiyle 20. yy tiyatrosuna yön vermiş kuramcı, yönetmen ve oyun yazan Bertolt Brecht ile onun sanatsal tasavvurlannı hayata geçiren, oynadığı rollerle epik tiyatroya cisim kazandıran oyuncu Helene Weigel'in aşkı konu edilmiş. 1920'lerin başında bu iki insanı birbirine çeken, ortak tiyatro tutkulan ve komünist dünya görüşüne duydukları yakınlık olur. Nazilerin iktidara gelmesiyle Almanya'yı terk edip sürgün hayatı > aşayan kahramanlan anlatan kitap, 2. Dünya Savaşı dönemi Almanyası'nı da gözler önüne seriyor. Hollanda Pînkpop Festivali • A.MSTERDAM (AA) - Hollanda'nın Landgraaf kasabasında bu yıl 32.'si düzenlenen Pinkpop Festivali'nin. 60 bin ile rekor sayıda kişi tarafindan izlendiği açıklandı. Geleneksel olarak her yıl Hamsin Yortusu'nun ikinci günü başlayan ve gece yansına kadar devam eden pop müziği konserine konser etkinliğihe Bizkit, The Offspring, Postmen, Tool, Manic Street Preachers gibi Hollandalı \e yabancı şarkıcılar, gruplar katıldı. BUGÜN • ROIELİHİSARrnda saat 21 00de Ali Pöyrazoğhı Tiyatrosu'nun 'Kobav' adlı o>Tinu sahnelenecek." (293 98 82) • BURSA TAYTARE KÜLTÜR MERKEZİ'nde 'Uluslararası Bursa Festivali' kapsamında saat 21.30'da Türk-Yunan müziği konseri izlenebilir. (0224 234 49 12) • FRANSIZ KÜLTÜR MERKEZİ nde saat 20.00'de 'Timoleon Mangus' adlı mim gösterisi gerçekleşecek. (244 44 95) • NÂZLM KÜLTÜREVİ nde saat 15.00'te Luis Bunuelın 'Viridiana' adlı filmi gösterilecek. (245 04 81) • BABYLON'da saat 21.30'da 'Selim Sesler >e Trakya'nın Sesi' başlıklı konser izlenebilir. (292 73 68)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog