Bugünden 1930'a 5,502,228 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 6 HAZİRAN 2001 ÇARŞAMBA 8 HABERLER Kaçakçay operasyonu • İstanbul Haber Servisi - Istanbul'da. yurda kaçak olarak sokulan 8 ton 622 kilogram çay ele geçirildi. İstanbul Kaçakçılık Istihbarat Takibat ve Narkotik Gümrük Muhafaza Müdürlüğü'nce yapılan açıklamaya göre. Bağcılar'da bir depoya yapılan operasyonda 71 adet 35 kilogratnlık tahta kutu. 79 adet 28 kilogramlık tahta kutu, 100 adet 10 kilogramlık çuval, 97 adet 30 kilogramlık çuval içinde toplam 8 ton 622 kilogram kaçak çay ele 'geçirildi. Meımırlardan tabutlu eylem • KAYSERI(AA)- Kayseri'de, Eğitim Bir- Sen üyesi memurlar, kefene sanlıp tabutun içine girerek "Kamu Görevlileri Sendikası Yasa Tasarısı"nı protesto ettiler. Eğitim Bir-Sen Kayseri Şube Başkanı Ahmet llhan. sendika binasında düzenlenen eylem öncesinde. zorluklara rağmen 10 yıldır sürdürdükleri sendikal mücadelelerinin, çıkanlmak istenen yasayla yok edilmek istendiğini öne siirdü. gozaltında tutuldu • MERSİN(AA)- Şişecam'a bağlı fabrikalarda Kristal-lş Sendikası'nca 13 gün - önce başlatılan greve destek vermek amacıyla Mersin'deki Trakya Cam AŞ'ye giden Genel-lş Sendikası üyesi 300 kişi. fabrikada 5.5 saat gozaltında tutuldu. Işçilerin kimliklerini toplayan jandarma ekipleri, 5.5 saat süreyle çıkışlan durdurunca, işçiler de fabrikaya giriş- çıkış yapmak isteyen araçlara izin vermediler. Yaşanan gerginlikten sonra. kimlikleri dağıtılan belediye işçilerinin fabrikadan çıkışlarına izin verildi. İsimleri yaşayacak • İstanbul Haber Servisi -Kozyatağı'ndaki iki sokağa. Mavi Çarşı'ya yapılan molotofkokteylli saldın sonucu çıkan yangında hayatını kaybeden Filiz Soydemir ile Meltem Özkılıç'ın isimleri verildi. Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk. Soydemir ve Özkılıç anısına düzenlenen törende yaptığı konuşmada, terör sonucu birçok kişinin yaşammı kaybettiğini hatırlatarak bu kişilerin sonsuza dek ailelerinin kalbinde yaşayacaklannı vurguladı. Baba katili çocuğa 12.5y«hapis • İstanbul Haber Servisi - Kadıköy'de. annesine ve kendisine sürekli kötü da\Tandığı gerekçesiyle babasını tabancayla vurarak öldürdükten sonra oturduklan apartmanın bahçesine gömen ilköğretim öğrencisi, 15 yaşındaki S. K., 12.5 yjlhapis cezasma çarptınldı. Arama çalışmalapı sonuç vermedî • BİGADİÇ(AA)- Bahkesir'in Bigadiç ilçesinde. 1 hafta önce evinin önünde oynarken kaybolan 4 yaşındaki Erhan Özdamar'ı arama çalışmalarına son verildi. Ankara, îstanbul. Izmir. Balıkesir ve Bandırma'dan gelen kurtarma ekiplerinin yanı sıra jandarma ve vatandaşlann da katıldığı arama çalışmalanndan hiçbir sonuç elde edilemedi. Ekipler Bigadıç'ten ayrıldı. Vahram Çerçiyan, Atatürk'ün imzasını tasarladığı geceyi 30yü önce anlatmıştı Ata'ya manevi armağanZEYNEPORAL Dün. bir gazetenin birinci sayfasın- da Atatürk'ün imzasına ilişkin "Bu im- zayı yaratan bir Ermeni mi?" başlıklı, bol soru işaretli, bol polisiye heyecan- lı, bol kuşkulu ilerleyen ve 'açıkla- ma'yla biten yazıyı görünce şaşırma- dım değil. Sanki Amerika kıtasını ye- niden keşfediyorduk... 30 yıl öncesine bir yolculuğa çıktım. Ve. arşivimden Vahram Çerçiyan ile 10 Kasım 1969 tarihinde yayımlanmiş röportajımı buldum. O zaman 83 yaşın- da olan Vahram Bey sararmış bir say- fadan güler yüzüyle, heyecan dolu el- leri ve gözleriyle bana bakıyordu. 30 yıl önceki röportajımı değerlendirmeyi Cumhuriyet okurlanna bırakıyorum. Ancak, dikkatinizi birnoktayaçekmek istiyorum: Koskoca yazıda bir kez ol- sun Ermeni sözcüğü geçmiyor... 'Atatürk'ün imzasını çizmek görevi bana verildi' Telefondaki ses: tt Biliyorsunuz,Mus- tafa Kemal bugün Atarürk soyadını al- dı. Kendisine, bundan sonra kullanabi- leceği bir inıza takdim ermek istivoruz. Bunu olsa olsa si/in gerçekleştirebileee- ğinize inannoruz. Bu gece hazuiayaca- ğınız bir tek imza taşıyan kartvizit ya- nn sabah sizden alınacakür." lşte. Amerikan kız ve erkek kolejle- rinin yazı ve matematik öğretmeni Vah- ram Çerçiyan, Soyadı Kanunu'nun Meclis'te kabul edildiği günün akşamı böyle birmesaj almıştı. Telefon. Anka- ra'daki birmebustan, eski birtalebesin- den geliyordu. Ankara'da birkaç me- 9 6 9 4<a 1 _ ~ ^Atatürk'ün imzasını çizmek görevi bana veriidi,, Atatürk, ünlu imzasını, yazı uzmanı Vahram Çerçıyan'ın çizHiğı beş örnek arasından seçmiş... k bus arkadaş bir araya gelerek o günün şerefine Ata'ya bir armağan sunmak istemişlerdi. Maddi herhangi bir şeyin kabul edilmeyeceğini bildiklerinden, manevi değer taşıyan bir şey, bir imza örneği vermeye karar vermişlerdi. Üze- rinde bir tek imza taşıyan bu karrv iziti kim yazacaktı? Amerika'da iki yıl bo- yunca yazı sistemleri üzerinde çalış- malar yapan, yurda döndükten sonra Maarif'ten tasdik edilmiş " Yaa Sistem- leri" kitaplannın yazan Vahram Çerçi- yan'dan başka kimse yapamazdı bu işi. Ötnre bedel bir gece Vahram Çerçiyan, Ankara'dan me- sajı aldığında, saat akşamın dokuzuy- du. Önce heyecanını yatıştırmaya ça- lıştı. Nihayet. hayatının en değerli gö- revini yerine getirecekti. Değil sevdi- ği saydığı. "taptığT Ata'ya bir imza bulmak görevi kendisine verilmişti. Bundan büyük bir şeref olabilir miy- di... Ve Vahram Çerçiyan kollan sıva- yıp masasına oturdu. Saatler ilerledik- çe önündeki kâğıt parçaları çoğalıyor- du. Sabahın erken saatlerinde ise kâ- ğıt parçaları yavaş yavaş azalmaya başladı. Ve sabahın sekizinde. önün- de beş imza örneğiyle baş başa kaldı. Aralarında bir seçim yapamıyordu. "Seçimi Ata yapsın" deyip, imza ör- neklerini kapıda bekleyen adama ver- di. Bütün gece gözünü bile kırpmamış- tı. ama hiçbir yorgunluk hissetmiyor- du. Ömre bedel bir gece geçirmişti. Mutluydu. Atatürk'ün kullandığı imza Aradan üç gün geçmişti ki, Vahram Çerçiyan, Ata'dan birmektupaldı. İm- zalardan birini seçtiğihi, bundan böy- le yalnız onu kullanacağını bildiriyor, sevincini paylaşıyor ve teşekkür edi- yordu. Bugün Vahram Çerçiyan 83 yaşında. Ata'dan söz ederken o günlerin heyeca- nını yeniden duyuyor. yaşıyor. "Onunbi- ze yapnklan karşısmda benim yapoğun nedir Id" demekten kendini alamıyor. 50 yıldan uzun bir süre öğretmenlik yapan Vahram Çerçiyan'ın öğrencile- ri bugün birbirlerini el yazılanndan ta- nımaktadırlar. Bu öğrenciler arasında Ecevit, Kasım Gülek, Selim Sarper, Ömer Celâl Sarç, Behçet Ağaoğlu yer almaktadır. Vahram Çerçiyan halen, her sabah uyandığında ilk işinin cüzdanında ta- şıdığı Ata'nm resmini çıkartıp öpmek olduğunu açıkhyor. Kendisinden, Ata'ya yapmış olduğu ilk 5 imza ör- neğini bize tekrar çizmesini istediği- mizde, "MaaJeseP dedi. Yedi yıl ön- ce bir trafik kazasında geçirdiği şok- tan sonra ellerinin bütün muvazenesi- ni kaybetmişti. Artık o güzel yazılan yazamıyordu. Ama bugün her yerde, Ata'ya ait bütün kitaplarda Türkiye Gumhuriyeti'nin bütün pullannda. so- kaklarda, evlerde. resmi dairelerde kendi yazmış olduğu imzayı görüyor- du ya... En değerli görevi yerine ge- tirmişti ya... Ata'yı sevindirmişti ya... Evet, mutlu, hem de çok mutluydu... istanbulda düzenlenen 13. Avrupa Oftalmoloji Kongresi'ne 4 bin hekim katılıyor Hedef, 'körlüğü' dünyadan silmek İstanbul Haber Servisi- Dün- yanın en önemli göz kongrele- rinden biri olarak rütelendirilen Avrupa Oftalmoloji Kongre- si'nin I3'üncüsü Istanbul'da gerçekleştiriliyor. Türk Oftal- moloji Derneği Avrupa Temsil- cisi ve Kongre Başkanı Prof. Demir Başar. asıl savaşlannın körlükle olduğunu vurgulaya- rak "Hedefimiz körlüğü dün- yadan silmek" dedi. 7 Haziran'da sona erecek kongre, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı, Hilton Oteli, Har- biye Askeri Müze ve Muhsin Er- tuğrul Sahnesi'nde yapılıyor. Yaklaşık 4 bin kişinin katıldığı kongrenin başkanı Demir Başar, "Herkes göz olarak algılıyor, ama biz göz deyip geçmiyoruz. Kirpikten beyne giden damar- lara kadar 16 uzmanhk alanına aynlnuş. durumda*" dedi. Doğaya karşı savaş 15-20 yıl önce kör olınaya mahkûm insanlan artık tedavi edebildiklerini belirten Prof. Başarşöylekonuştu. "Eskiden glokom hastalannın yüzde 60- 70'i kör oluyordu, bugün yüz- de 95'ini kurtarabiliyoruz. Re- tina sorunlannda yüzde 70-80 köıiük oram, bugün yüzde 80 bizim lehimize çevrildL Teşais metotlan çoğaldı. Biz hekim- lerdoğaya karşısavaş veriyoruz. Bu savaşı biz kazanırsak kişi köriükten kurruiuyor." Avrupa Oftalmoloji Konse- yi Başkanı Prof. Bo T. Phitip- son ise göz hastalıklannın te- davisi konusundaki gelişme- leri anlattı. Artık retinayı kay- dırarak fokus noktasını hata- lı yerden sağlam yere getire- bildiklerini belirten Philipson, laboratuvar ortamında ise kör bir insana yerleştirilen alıcıy- la kişinin önündeki engelleri algılamasını sağladıkJanru, bu konudaki çalışmalann sürdü- ğünü belirtti. YOK Harç zammı yolda ANKARA (AA)-Yük- sek Öğretim Kurulu (YÖK). üniversite öğren- cilerinden gelecek öğre- tim yılında alınacak harç- lara, hükümetin enflasyon hedefi oranında zam ya- pılmasını öngördü. YÖK'ün önerisinin kabul edilmesi halinde, harçla- ra yüzde 50'nin üstünde zam^apılacak. YOK, 2001-2002 öğre- tim yılında üniversite öğ- rencilerinin ödeyecekleri harç miktarlannı belirle- di. Harçlara yapılacak zam oranı, hükümetin bu yıl için öngördüğü yüzde 52.5'lik enflasyon hedefi baz almarak tespit edıldi. YÖK'ün konuyla ilgili ha- zırladığı taslak, 8 Hazi- ran'da yapılacak genel ku- rul toplantısında ele alına- cak. Ongörülen zam ora- nının kabul edilmesi ha- linde. lisans öğrencileri- nin ödeyeceği harçlar 107 milyon lira ile 225 milyon lira arasında değişecek. ÖSS'de düşük puan alan öğrenciler, para karşılığı eşit eğitim hakkı kazanacaklar Devlet üniversitesinde paralı dönem Eczacüar alanlardaEczacüar, ithal ilaçlardaki kâr oranlannın düşürülmesL kamu kurumlannın ödemelerini geç vapması, özlük haklannın verilmenıesi ve diger sorunlan için ilk defa alaıılara çıktı. Türkiye Eczacüar Birliği'nin (TEB) Ankara'da düzenlediği mitingde. Türkiye'de bulunan 39 eczacı odasının başkanlanyla bûiikte Vııkara'\a gelen bin kadar eczacı, beyaz örüüklcri\le Sıhhiye Toros Sokak'ta toplanarak "Soyguna değil sağJığa bütçe", "SSK-Bag-Kur anlaşmana uy", "Hasta-doktor-eczacı Durmuş'tan davacı", "Öz\eri bizden sömürü sizden" sloganlanyla Abdi İpekçi Parkına doğru yürüyüşe geçti. TEB Başkanı Mehmet Domaç vaptığı konuşmada etik, sa\ gınlık. sağlık ve yaşama mücadelesi verdiklerini söyledi. (Fotoğraflar: AA) EBRUTOKTAR ANKARA - Devlet üniversi- teleri paralı döneme giriyor. Dev- let üniversitelerindeki yüzde 10'luk kontenjanlı bölümlere düşük ÖSS puanı ile girebilecek öğrenciler, vakıf üniversitesi üc- retlerini ödeyecekler. Yabancı ülkelerle vakıf üniversitelerinde okuyan öğrencileri devlet üniver- sitelerine çekmek için geliştiri- len formül, yasaya dönüşüyor. Devlet üniversiteleri, ikinci öğretimden sonra paralı bölüm- lerle tanışacak. Devlet üniversi- telerinin yüzde 10'lukkontenja- nında okuyacak zengin öğrenci- ler, diğer öğrencilerle aynı eği- timi alacak, aynı sıralan payla- şacak, ancak daha düşük ÖSS puanı ile girdikleri bölümde va- kıf üniversitesi ücretlerini öde- yecekler. tkinci öğretimi kaza- nan öğrenciler, akşam saatlerin- de aldıkları dersler için 2-3 kat daha fazla öğrenim ücreti öder- ken yüzde 10'luk kontenjanda okuyan öğrenciler, yüksek ÖSS puanı alan öğrenciler ile eşde- ğer olacaklar. Hazırlıklara başlandı Devlet üniversitelerine kay- nak bulmak için rektörler tara- fından geliştirilen bu önerinin Basbakanhk tarafından uygun bulunmasının ardından yasa de- ğişikliği hazırlıklanna başlandı. Rektörler, özellikle Başbakan ile yaptıklan görüşmede, Türki- ye"deki 50 bin öğrencinin yurt- dışında okuduğunu. bu anlam- da da dünyada 11. sırada yer al- dığını anlattılar. Bunun 15 bîni- nin ABD'de yükseköğrenim gör- düğünü ve ABD ekonomisine yılda 806 milyon dolar kazandır- dığını anlatan rektörler, bu kay- nağın Türkiye'ye çekilmesi ge- rektiğini ifade ettiler. REKTÖRLER 'Melez modeP önerisi ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu)-Önerilerine destek veren Başbakan BüfcntEcevit'e teşekkür eden rektörler. yeni üni- versitelerin açılmasını ve uzaktan eğitime geçile- rek l melez modelin' (te- lekonferans, internet, te- levizyon ve yüz yüze eği- timin birlikte kullanıldı- ğı eğitim modeli) uygu- lamaya konulmasmı da istediler. Ecevit ile Başbakan- lık'ta görüşen ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut Ankara Üniver- sitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Aras, Gazi Üni- versitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan ve Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tunçalp Ozgen. istem- leri konusundaki olumlu gelişmelerden duydukla- n memnuniyeti dile ge- tirdiler. Ecevit'i ikna turu Harçlann artmasının fakir öğrencileri etkile- meyeceği konusunda Ece- vit'i iknaya çalışan rektör- ler, Ecevit'in son yaptığı açıklama ile devlet üniver- sitelerinin 10-20 yılhk stratejilerini çizdiğini söy- lediler. Rektörler, "İnter- net, televizyon, telekonfe- rans vezaman zaman yüz yüzeeğitimiharmanlaya- rak kentlerin durumuna göre nıilyonlarca öğren- ci>i eğitebüiriz'' görüşünü dile getirdiler. Bu öneriyi olumlu kar- şılayan Ecevit, yetişkin eğitimine büyük önem verdiğini söyledi. GÖRÜŞ Av. FİKRET İLKİZ Ben Aptalım!••• Basından sorumlu Devlet Bakanı olmak... Üs- tüne üstiük bir de "insan haklanndan" sorumlu adam olabilmek. Zor iş.. Sorumlulukları böyle sap- tanmış çok adam geldi ve gitti. Neler yaptılar, ne- ler dediler? Örneğin siz; Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen olarak Içel'de karakol ziyaret et- miştiniz. Basın "Bakan büyük laf etti" diye yaz- mıştı. Demiştiniz kı: "2001 yılını, insan haklann- da eğitim seferbeıiiği ilan ediyorum. Türkiye'de insan haklan ihlali, bu yıldan sonra bir daha gün- deme gelmeyecek." (18.09.2000 Radikal/Milliyet) Nezarethanedekı Osman Taş'a "Burada rahat mı- sınız" gibi anlamsız bir soru sormuştunuz. "Bura- sı birinci sınıf otel, ama bize küfrediyorlar" yanıtı- nı alınca. "küfrün de insan haklan ihlali sayıldı- ğını" siz söylemiştiniz. Bana kufür mü ediyorsunuz? Hani insan hakla- rı ihlali bir daha gündeme gelmeyecekti? AlHS'nin 3. maddesıne göre hiç kimse işkenceye, insanlık dışı veya onur kıncı muameleye veya cezaya ma- ruz bırakılamaz. Bana insanlık dışı muamele yap- manız için size ne yaptım? Gazetecıler ne yaptı- lar? Onur kıncı davranışı hak ettiler mı? O halde neden bir yıl sonra "Radyo ve Televizyonlann Kuruluş ve Yayınlan Hakkında Kanun, Basın Ka- nunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergi- si Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Ka- nun Tasansı"nı bırdenbire Meclis'egetırdiniz? Ta- sarıyı Meclis'ten geçirme kararlılığınızı nasıl açık- layabilirsiniz? Umanm bir gun anlaşılır. Anımsıyor musunuz? Türkiye Gazeteciler Ce- miyeti sizi mart ayı sonunda ziyaret etmişti. Gaze- tecilere övünçle, yarım asırlık Basın Yasası'nı, ifa- de özgürlüğü anlayışı ve Türkiye'nin taraf olduğu ulus- lararası sözleşmeler bağlamında gözden geçirmiş olduğunuzu ve yeni bir "tasan taslağı" hazıriadı- ğınızı mujdelemiştiniz. Kamuoyuna ve Meclis'e de bu konuda açıklama yaptınız. Çabuk unuttunuz. Kendi adıma söylüyorum, ben koca bir apta- lım!.. Kendımi onuru kınlmış ve küfür yemiş vatan- daş sayıyorum. Hak ettim... Sana ne "Basın Ka- nunu Taslağı" hazırlığına katılmak... Basından so- rumlu olan adamlar istemişti. isteyebilirler. Asıl sen yaptıklarına bak... Yaptıkları ortada. Kör müsün!.. Ben sadece birkaç bilgi kınntısıyla, birkaç madde- ye katkım olsun istedim. Tasan taslağının yazılma- sına katıldım. AlHS'yi esas aldım. Basın Kanunu Tasansı Taslağı kamuoyunda tartışılıp iyi bir ya- sa çıkar diye umut etmiştim. Yaptığınız açıklama- ya sevinmıştim. Ne kadar geri zekâlıyım. Tasan taslağında Basın Yasası'nın 1. maddesini "Basın özgürdür. Basın özgürlüğü, kamu ma- kamlarının müdahalesi olmaksızın haber edin- me ve yayma hakkını »çerir. Bu özgürlüğün kul- lanılması, ancak insan onuruna saygının, milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlaktn, dev- let sırlarının veya yargılama görevinin gerektir- diği ölçüde sınırlanabilir" şeklınde düzenlemış- tik. Basılmış yayınlann dağıtımının engellenmesi, top- latılması, yayınlann kapatılması ve makınelerin mü- saderesine ilişkin hükümleri kaldırmıştık. Basılmış eserler yoluyla işlenen suçlardan sorumlu olacak kişilerbeHrlenirken, eser sahibi sorumlu tutulmuş, başkasının fiilinden sorumluluk hali asgari seviye- ye indirilmiştı. Gazetecınin haber kaynağını açıkla- mama hakkı yasal güvenceye kavuşturulmuştu. Basın suçlannda "haber sınırını" aşmak veya aş- mamak gibi krıterler getirilmiş, hapis cezaları kal- dırılmış ve sadece para cezası önenlmişti. Bütün bunlar sadece lafmış. Bu tasan taslağını elinizin tersıyle itiniz. Sizlere ve tasarınıza göre "ka- mu makamlanmn müdahalesi" haktır ve haber edinme ve yayma özgürlüğü yoktur. Gazeteci- ler suçludur ve susturulmalıdır. Yazdıkları, politika- cılan rahatsız etmektedir. Çaresini bulmuşsunuz. Tasarınıza göre örneğin bir politikacı hakkında ya- yımlanan bir haberde kişilik haklarına saldın oldu- ğu iddiasıyla siyasetçi dava açarsa mahkeme en az on milyar lira manevi tazminata karar verecek. Demek ki siyasetçinin kırılan onurunun taban fiya- tı on milyar lira... Oğrenmiş olduk... Bağımsız yar- gı da ne demek? Eğer tazminata karar verilecek- se yargıcın "takdir" hakkına koyduğunuz ipotek- le, yayın yoluyla zedelenen haysiyet ve şerefin ta- ban fıyatını yasayla belirliyorsunuz... Bununla da yetinmemişsiniz, hem sorumlu mü- dür, hem yazıyı yazan, hem imtiyaz sahibi mane- vi tazminattan sorumlu oluyor; hem de şirketin yö- netim kurulu başkanını da sorumlu tutuyorsunuz... Cevap ve düzeltme için de öneriniz aynı. Yani yük- sek manevi tazminat bedelleri koyun ki, yönetim kurulu başkanı gazeteciye kızsın ve gerekirse iş- ten mi çıkarsın? Mal sahiplerini de işin içine katıp, cevap ve düzeltmelerde onları da sorumlu göste- rip gazetecilerin editoryal bağımsızlığını yasa yo- luyla ortadan kaldırmak mı istiyorsunuz? RTÜK, uygulamalan ile fevkalade başansız bir ku- ruldur. Yasayı değiştirelim, dediniz. Görsel-işitsel yayın organlan yanında gazeteciler ve gazetecile- rin de canına okumaya kararlısınız. "Basın Kanu- nu" hakkında değişiklik önergelerini Anayasa Ko- misyonu'nda kimlerin verdiğini bilmek gerekiyor. İstanbul Milletvekili Cavit Kavak, Necdet Saru- han ve Kilis Milletvekili Mehmet Nacar'ın öner- geleriyte Basın Kanunu değişiklikleri gerçekleşti. Yük- sek para cezalanyla yasakçı zihniyetin temsilcile- ri olarak fevkalade iyı bir iş başardılar. Aferin... Dev- let Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen, komisyonda so- rulan sorulara verdiği yanıtta yasakçı bir tasan ha- zırlanmadığını, Avrupa Birliği normlan açısın- dan aykınlık taşımadığını ve amacın, düşünce- lerin özgürce belirtilmesi olduğunu söylemiş- ti. Yapmayın... Ben o kadar da aptal değilim. Mensubu olduğunuz siyasi partinin anlayışına uy- gun biçimdeyaptıklarınız karşısmda; laflannızın bo- yu yine çok büyük. Herkesi benim gibi görmeyin. Evet ben size göre "sersem kul" olabilirim. Siz de kendinizi halkın oyuyla "seçilmişler" sınıfında gö- rebilirsiniz. Tartışmasız iletişim özgürlüğü ile ilgili yasalar yeniden düzenlenmeli. Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil... Ama tasarınız karşısmda "gazete- cilerin" suskunluklan sizi yanıltmasın. Bu ülkede ga- - zeteci gibi gazeteciler, adam gibi adamlar hâlâ so- rumluluklarının bilincindeler. Basın özgürlüğünün halkın gerçekleri öğrenme hakkı olduğunu savun- maya devam ediyorlar... Edeceklerde... Açıklama Gazetemizırı dünkü sayısında yayımlanan 'Gelenekçiler de İsyan Ettı" başlıkb haberle ilgili olarak FP Genel Başkan Yardımcısı Veysel Candan bir açıklama yaptı. Açıklamada. haberde Candan'a atfedilen '"FP Başkanlık Di\anı toplantısında 25 yıllık sıyaset arkadaşı Veysel Candan. Erbakan'ı eleştırdı, "Kapatılma davası sürerken Erbakan ve Erdoğan'ın toplantılar düzenlemesi \anlıştır" dedi" ıfadelennın doğru olmadığı kaydedildi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog