Bugünden 1930'a 5,418,512 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

5IAZİRAN 2001 SAU CUMHURİYET SAYFA 17 Tel: 0.212.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97Bektrontk posta: deflizsQmecumhuriyeLcoin.tr - Mayıs enflasyonu hız kesmiş... "Vatandaşı ezip geçtikten sonral" Ergene -ülebjrgaz'dan Hakan Dedeoğlu: "Türki- '•e'nin doğal GAP'ını »luşturan Trakya Ova- si ve Ergene Havzası ciddi »oyutlara ula- tan kirlilik soru- tu ile karşı karşı- radır. Tekirdağ'ın Sa- tay ilçesinden doğan »e 283 kilometre uzun- üğunda Trakya'nın tam ortasından bir yay cizen Ergene Nehri, doğuda Çerkezköy- Çorlu, batıda Uzun- töprü, kuzeyde Kırkla- leli ve güneyde Koz- jörük gibi yerleşim bi- rimlerinde kurulan sa- nayi tesislerinin atıkla- n ve bunun yanında evsel atıklaria deyim yerindeyse tamamen yok edilmiştir. Trakya insanı bugün, kaybedi- len topraklann tekrar kazarnlmasıntn müca- delesini vermektedir... Lüleburgaz'a bağlı dört köyde başlatılan ve daha sonra 15 köye yayılan imza kampan- yası 5 bini bulmuştur. Hedefimiz kampanyayı 3H,30ilçeve800köy- den oluşan Trakya sathına yaymaktır. 'Te- miz bir Ergene istiyo- rum' kampanyasına destek bekliyoruz." D evlet Hava Meydanları işletmesi'nin Istan- bul'daki Atatürk Havaalanı'na uzun yıllardır kadro verilmiyordu... Ne zaman ki Genel 1 Müdür Yardımcısı Hasan Yener, yemek- hanede topladığı personele "parlak günler" vaat et- ti, işte o günden sonra MHP'ye yakınlığı ile bilınen Türk Ulaşım-Sen'e üye 18 kişinin kadrosu geldi... Sendika başkanı elektrik teknisyeniyken teknik şef yapıldı; sendikanın eski şube başkanı şeflikten başmüdüryardımcılığınaterfietti...Şeflerşubemü- dürü, hizmetliler teknisyen yardımcısı oldu... Ada- na'da ise sendikanın baştemsilcisi Devlet Hava Mey- danı'nda itfaıye eriiğinden personel müdüriüğüne yük- seldi... Kadrolaşma sadece Devlet Hava Meydanlan'nda mı? Tabii ki hayır... MHP'li Ulaştırma Bakanı EnisÖk- süz'ün yetki alanına giren her kurumda... Öksüz'ün kardeşi Abdül Celil Öksüz, TCDD ile hiç ilgisi yokken Eğitim Daıresi Başkan Yardımcısı Kadrolar oluverdi... Lokomotif bakım atölyesinde dokuz mü- hendis varken açık lise mezunu bir ülküdaş müdür yapılıverdi... Denizcilik Müsteşarlığı'ndaolmayan bir genel müdürlüğe genel müdür atandı. Öksüz'ün öteki kardeşi ilkokul öğretmeni Altekin Afşin Öksüz, Istanbul Posta Işletme Başmüdüriüğü'ne sağlık müdürü yapıldı... Öksüz'ün damadı Alpaslan Çelebi, kayınpederine pardon Ulaştırma Bakanlığı'na basın müşaviri oldu... DDY 2. Bölge Müdürlüğü'nde Hasan Özden gö- revden alınıp yerine Türk Ulaşım-Sen Genel Şekre- teri Kenan Dikbaş Personel Müdürü yapılmıştı. Özden mahkeme kararıyla görevine geri döndü ama Kenan Dikbaş işgal ettiği müdür odasını boşaltmadı. Türk Ulaşım-Sen genel merkez yönetiminde olup da terfi etmeyen kimse kalmadı... Denizcilik Müsteşarlığı'nda hizmeti yeterli olmasa da bir mühendis, daire başkanlığına tedviren getirildi. Türk Ulaşım-Sen 3 No'lu Şube Başkanı Fahret- tin Öz, Denizcilik Müsteşarlığı'nda merkezde me- mur iken Çanakkale Liman Başkanlığı'na denetle- me şefi olarak atandı ama "fener geliri" daha yük- sek olan Iskenderun Liman Başkanlığı'nda görev- lendirildi.. Kadrolaşma o kadar hızlı ki Ulaştırma Bakanlı- ğı'nda görevden alınan müsteşar yardımcısı Hay- rettin Kadıoglu'nun göreve iadesine ilişkin mahke- me kararı uygulanmadı... Koalisyon ortaklanndan MHP kadrolaşmada en hız- lı, MHP'liler arasında da Ulaştırma Bakanı Enis ök- süz en hızlısı çıktı... Öksüz'ün Telekom'daki kadrolaşması ise bir ilko- kul mezununu müşaviryapacak kadar fütursuzca ol- du ve aynı hızla devam ediyor... SESSÎZ SEDASIZ (!) NURÎKVRTCEBE Yüksek Yerilim Hattı erdincırtku(« yahoo.com Istikbal gökdelenlerdedir! Siyasitalimatla çalışan bilîm insanlanı TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Naci Görur, İTÜ Inşaat Fakültesi Dekanı ve çevre uzmanı Prof. Dr. Derin Orhon, İTÜ'den neotektonik ve deprem uzmanı Prof. Dr. Aykut Barka, Prof. Dr. Olcay Tünay. çevre kimyası uzmanı Doç. Dr. Işık Kabdaşlı, sismoloji uzmanı Prof. Dr. Hatuk Eyidoğan, çevre ekolojisi uzmanı öğretim görevlisi Dr. Süleyman Övez, ODTÜ'den hidrojeoloji uzmanı Prof. Dr. Hasan Yazıcıgil. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden çevre hukuku uzmanı Prof. Dr. Fehim Üçışık, Mühendislık jeolojisı ve jeoteknik uzmanı Prof. Dr. Mahir Vardar. Cevher hazırlama uzmanı Prof. Dr. Mehmet Canbazoğlu. Yukarıda ad ve sıfatlan , bulunan 11 kişinin ortak özelligi; Danıştay'da kesinleşmiş yargı kararına karşın, Başbakanlığın talimatı üzerine Bergama Ovacık'taki siyanüriü altın işletmeciliğine ilişkin rapor hazıriamak ve hazırtadıklan rapor sonunda Eurogold adını Normandy olarak değiştıren ulus otesi siyanüriü altın üreticisi şirkete çalışma izni verilmesine olanak sağlamaktır. Bu kişilerin hazırladıkları raporun kapak sayfasında çalışmanın "Başbakanlık Müsteşarlığı'nın TÜBİTAK Başkanlığı'na yazılı talimatı doğrultusunda" yapıldığı resmen ve alenen yazmaktadır. BugünÇevredenUtanma Günü NEBİ CEYLAN Öğrenciliğinizin kompozis- yon yoklamalarını anımsarsı- nız: Doğa, ağaç, komşuluk, ba- rış... Kimi zaman sıkılarak ama çoğu kez içtenlikle ve coşkuy- la siz de yazdınız. Dogayı ana bilmiş, "Dünya bizeatalarımız- dan miras kalmadı; onu çocuk- lanmızdan ödünç aldık" sözü- nü çok sevmiştiniz. Şimdi kö- tümser ve karamsarsjnız. Do- ğanın katlineseyirci kalınışı, si- zi kahrediyor. Zaten, barışın ağzı burnu sürekli kan içinde; komşuluk, çoktan sizlere ömür... Haklısınız. Daha hızlı iyileşmeler, somut sonuçlar bekliyor; göremiyorsunuz. Çı- karlarımız ya da seyretme tut- kumuz ağır basıyor. Temiz duy- gularımız çocukluğumuzdan öteye geçemiyor sanki. "Biz büyüdük; kirtendi dünya" gali- ba. Bugünkü gazetelere bir ba- kın: Sevgililer Günü'nde kime ne alınması gerektiğini öğütle- yen; hattatüketimi zorunluymuş gibi gösteren yazılann benzer- lerini göremeyeceksiniz. Do- ğaya pazardan alınacak hedi- ye yok ki! Doğaymış, çevrey- miş; boş! Ah, paradan başka kutsal değeri olmayarlar... Imrendiğim insanlar da var: Ömür törpüsü sıkıntıları aşıp sivil toplum örgütleri kuruyor- lar; insanlığın, bugünü veyarı- nı için çaba harcıyorlar. Yok- sullar, sokak çocukları, insan hakları, kimsesizler, yaşlılar.. için kollan sıvayıp uğraşıyor- lar. Doğa ve çevre için savaşım verenleri izliyor musunuz? Ök- yanuslardaki balinalann, gök- yüzündeki ozon tabakasının, Amazon ormanlarındaki ağa- cın.. avukatı onlar. Boğaziçi Köprüsü'ne tırmanıyortar, fab- rika bacalarına çıkıyorlar, pet- rol tankerlerine botlanyla ya- naşıp afiş asıyorlar... Yadırgan- dıklan, kınandıklan hatta kaba kuvvetle karşılaştıklan oluyor. Hiç bağınp çağırmıyorlar, ko- caman yazılmış, kısacık ileti- lerini görelim istiyoriar. Uğraş- lannın, yasalara ters düştüğü de oluyor belki. O yasalar da bir elden geçmeli mi? Kimi zaman da ayağına bastıklan güçlüle- nn görevlilerince hırpalanıyor; ama karşıhk vermiyorlar. Ağaç- taki çaresiz kediye yardım ede- ni alkışlayan toplum, içinden onaylasa da onları, desteğini yeri göğü sarsacak bir sese dönüştürmüyor. Korkanm, on- ları kargaşa çlkaran bozgun- cular; hatta anarştst sayanlar bt- le var! Örgütlü oluşlarından ve örgüt sözcüğünün toplumsal bilinçaltımıza yerleştirilmiş "sa- kıncalı" çağrışımlarından mı, onlar gibi dirençli olamayaşımı- zın ezikliğinden mi bilmem; o gençleri yeterince anladığımız- dan kuşkuluyum. Açıkça des- teklemediğimiz, zaten ortada. Kirlenmenin sınır tanımayışı gibi, kirletenlerin de belli bir ulusu yok. Örneğjn, Marmara Denizi'ni, Tuna ve Karadeniz yoluyla çöplüğe çeviren Avru- pa ülkelerine, biz de acımasız- ca katıldık. Izmit Körfezi'ni çev- relen sanayi kuruluşlarının, Is- tanbul ve diğer kıyı kentlerinin, bu denize boca ettiği kirli atık- ları bir düşünün... Bu sularda yaşam kalmasına şaşmak ge- rekir. Ya, Cahit Külebi'nin şi- irindeki, sokakları deniz kokan Izmir'in canım körfezi? Suyu insandan utanır, insanı sudan. Bursa Ovası, Çukurova gibi ekilip dikilen yurt toprağının bir bölümü çoktan elden gitmedi mi? Milas'ın, Yatağan'ın solu- duğu havaya ne demeli? Trak- ya'yı da sanayi atıklanyla yok etmek üzereyiz. Ayçiçeğini ve sarı buğday başaklarını gör- mek için Van Gohg tablolan mı arayacağız? Biröyküsünde, artık kuşların gelmeyeceğini ve çocuklar için üzüldüğünü ya- zan Sait Faik'in korktuğu olu- yor! Kuşsuz gökyüzünü, balık- sız denizi, kıyısında gezileme- yen dereyi göre göre bu neyin suskunluğu? Bu onurlu top- lum; kafesteki kuş, evdeki kö- pek ve saksıdaki çiçekle sınır- lamazdı doğasını; çal, çırp, zen- gin ol; ötesi sana mı kalmış, demezdi. Toprağı sadık yâr, ağaç dikmeyi kutsal sayan kül- türümüz, aşındı galiba. Politi- kacılardan sandıkta hesap sor- mayı tasarladığımız için susu- yorsak, yanılınz. O hesap elbet sorulacak; ama beklemekle za- man yitirmesek, bir yerlerden biz de katılsak savaşıma. Ge- lecek kuşaklan düşünenlerin, doğayı savunanların yanında olabilsek; henüz biraz topra- ğımız, birkaç ağacımız, biryu- dum suyumuz varken. Kom- pozisyon yazılanndaki coşku- lu söylemlerimizi laf olmaktan çıkarmanın vakti henüz geç- memişken. Yaşamın ve doğa- nın gerçek sınavından zayıf alır- sak, kurtarma yazılısı da yok; bilirsiniz. nebiceylan@veezy.com HAYVANLAR ISMAIL GÜLGEÇ y ÇtZGÎLÎK KÂMtL MA&KACT HARBt SEMtH POROY semihporoyia yahoo.com BULUT BEBEK NLRAYÇIFTÇİ bulutbebekuı hotmail.com TARlHTE BUGÜN MLMTAZARIKAN 5 Haziran BAYRAMİÇ ASLtYE HUKUK HÂKİMLİĞİ'NDEN Dosya No: 2000/449 Davacı Saniye Cihan tarafından davalı Hüseyin Cihan aleyhine açı- lan şıddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasının mahkeraemiz- dk /apılan açık yargılaması sırasında verilen ara kararı uyannca' Da- val Hüseyin Cihan'ın zabıtaca yapılan bütün aramalara rağmen teb- ligıta yarar açık adresinin tespit olunamadığından adı geçen davalıya da\a dilekçesi tebliğ edilememiştir. Duruşma günü olan 12.7. 2001 güıü saat 9.00*da duruşmada hazır bulunması veya kendısını bir ve- kilt temsil ettirmesi. aksi takdirde davanın HUMK'nin 509 ve 510 maJdeleri uyannca yokluklannda görülüp bitırileceği ilanen tebhğ yenne kaira olmak üzere ilan olunur. 9.4.2001 Basın: 20730 LORO KINROSS 1S76'DA BUGÜN, ÜNLÜ İNGILİZ YfiZAÜI JOHN PATBICK 0OU6LAS BALFOUR. ONBDSS ?t YA- ŞINCA ĞLOÜ. GAZBTWOLflCL£ BAŞLACM& YA- ZARLIK YAŞAMINA, fZESMÎ GÖGEVLeiZLE GİT- Ti& YASANO üucELEfzoe pevtı* erri. oe- NBLUKLB plpŞLBR] BAKAHUĞl'NA gACU ÇSUJfAU K/MGOSS, E.PÜNYA SAVAŞt'MA 04 KATtLOI. ÖZBLLİKLS, oermooĞu üıxei£isJ İLS IL- ĞJLİ OUMtAK YAZOlĞı İNCBLEMe YAP'TLA- RIYLA BİUN&İ LOKP KtNgOSS, ATATÜZK İÇİN DG UZUH gie. AIZAŞrieMA YAPMIÇ VE 8(£ K.İTAP YAZMtÇrt. TÜ&dY£'OE İY( PA SU Ne&eULE OUAUŞTU. İLAN T.C. OSMANCIK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN 2000/297 Davacılar Muzaffer Danacı ve arkadaşlan vekili Av. Bekir Yazıcı tarafından, Sabire Danacı, Süleyman Yılmaz ve nüfus müdürlüğü aleyhine nüfus kaydı iptali davası açılmış ve davalı emekli polis memuru. Gümüşhane/ Kürtün -Konacık köyünde oldugu belirtilen Sü- leyman Yılmaz aramalara rağmen bulunamadıgından ilan yolu ile duruşmadan haberdar edılmesıne karar verilmiş olduğundan, Taraflar arasındaki nüfus kaydının iptali davasının duruşmasının 19.6.200i günü saat: 10.20'de yapılacağı davalı Süleyman Yıldız'a ilanen tebliğ olunup davetıye yerine geçerli olduğu ilan olunur. 22.5.2001 Basın: 31198 KALEM METlN ERKSAN Parapiskolojî Sözlükler "parapiskolojl'yi şöyle tanımlar: "Do- ğaüstü nıhsal güçler bilimi". Bu yazının konusu bu bilim olmayacaktır. Bu yazının konusu, bildi- ğimiz "para" ve bildiğimiz "piskoloji" olacaktır. "Parapiskoloji" bir hastahğın adıdır. "Para" ve "piskoloji" olgularının organsal ve ruhsal birieş- mesi ile bu hastahğın varlığı ve adı oluşmuştur. "Parapiskoloji" ruhsal bir hastalıktır. Bu hastalık insanoğlunun parayı bulması -keşfetmesi-icat et- mesi ile var olmuş ve yayılmaya başlamıştır. "Pa- rapiskoloji" tehlikeli ve salgın bir hastalıktır. Tüm hastalıkların mikroplarını doğa oluştur- muştur. "Parapiskoloji" hastalığının mikrobunu "bizzat" insanın kendisi oluşturmuştur. Hastalık- lann nedeni olan "mikroplar"göz\e görülmez. "Pa- rapiskoloji" hastalığının mikrobu olan kâğıt ya da madeni para gözle görülür. Mikroplar ağız yoluy- la ya da kana kanşarak insana bulaşır. "Parapis- koloji" hastalığının mikrobu olan "para" önce in- sanın eline bulaşır, sonra oradan insanın "ceple- rine" girip bu yolla insanın "ruhuna" ulaşır. Insanoğlu aşağı yukan tüm hastalıklan önlemek ve tedavi etme yöntemlerini ve hastaltğı yok ede- cek ilaçları bulmuştur. Fakat insanoğlu "parapis- koloji" hastalığını önleyecek ve tedavi edecek yöntemleri ve hastalığı yok edecek ilaçlan bula- mamıştır. "Parapiskoloji" hastalığı var olduğun- dan bu yana, yaygınlığını ve ölümcül etkisini git- tikçe arttırmıştır. "Parapiskoloji" bir dünya hastalığıdır. Bu has- tahğın dünyanın neresinde ve hangi tarihte var ol- duğu belirli değildir. "Parapiskoloji" hastalığı şim- di Türkiye'deki en tehlikeli ve öldürücü hastalık- tır. "Parapiskoloji" hastalığı Türkiye'de Ikinci Dün- ya Savaşı yıllarında başlamıştır. Türkiye'de yayımlanmış ansiklopedilerde ve ki- taplarda "para" tarihine ilişkin bilimsel bilgiler yoktur. llk paralar "madeni" paralardır. Kâğıt pa- ralar, madeni paralardan sonra var olmuştur. llk madeni "para "nın ne zaman ve nerede kullanıl- dığına ilişkin bilimsel bilgilerimiz kesin değildir. Türk- çe "para" sözcüğünün kökeni Farsça "pare-par- ça"sözcüğüdür. "Parapiskoloji" deyişi içindeki "piskoloji" söz- cüğüne dönüşmüş olan "Pisikoloji" sözcüğü, bir bilim dalının tanım adıdır. Piskoloji sözcüğünün Türkçe çevirisi "nıhbilim"d\r. İnsanın varlığı be- densel ve ruhsal iki öğeden oluşur. İnsanın ruh- sal varlığı ile uğraşan bilim dalının adı "ruhbilim", yani "piskoloji"\r. Atatürk döneminin devrimci kültür politikası, "ruA»ö///m"öğretiminin, liselerde zorunlu ders olarak okutulmasını sağlamıştır. "Parapiskoloji" hastalığının; nevroz, isteri, ipnoz, cinnet gibi evreteri vardır. "Parapiskoloji" hasta- lığı şimdi Türkiye'de "cinnet" evresi içindedir. "Parapiskoloji" hastalığını oluşturan nedenler şunlardır: Sağlıksız, bozuk, aptal, ahmak, buda- la, çıkarcı, ahlaksız, namussuz, akıl dışı, düşün- ce dışı, bilimsel bilgi dışı; siyasal, toplumsal, eko- nomik, kültürel, hukuksal, dinsel, cinsel; yasalar, koşullar, kurallar. Bu olaylar, olgutar ve ortamlar "parapiskoloji" hastalığının oluşmasına ve yaygın- laşmasına etken olmuştur. Bu hastalıktan kurtulmanın, korunmanın ve bu hastalığı önlemenin tekçaresi; ulusal bilinç veta- rih bilincinin tüm şiddetiyle ve zorunluğuyla gün- deme gelmesidir. Amerikan Dolan'nın biryüzünde Ingilizce "In God We Trust" deyişi yazılıdır. Bu Ingilizce deyişin çe- virisi şudur. "InandığımızAllah" ya da "Taptığımız Allah". Bu tümce "Kutsal Kitap'ta bulunan bir tümcedir. Bu tümce "Kutsal Kitap "tan alınıp Ame- rikan Dolan'nın bir yüzüne konmuştur. Bu tüm- cenin "Kutsal Kitap"tan alınıp Amerikan Dola- n'nın bir yüzüne "yazıt" olarak konması; dinsel ve toplumsal bir davranıştır. Fakat bu tümcenin Amerikan Dolan'nın bir yü- zünde "yazıt" olarak bulunması, insanın aklına çok acı çağrışımlar getirmektedir. Acaba "Tapılan Al- lah" Amerikan Dolan'nın kendisi midir? Acaba "Inanılan Allah" Amerikan Doları'nın varlığı mı- dır. Yani "Tapınılan Allan" ya da "Inanılan Allah" "para"mıdır? Amerikan Dolan'nın biryüzünde bulunan bu tüm- ce, "parapiskoloji" hastalığının "göstergesı" olabilir. BULMACA SEDAT YAŞAYAN SOLDANSAĞA: 1 2 3 4 5 6 7 8 1/ llk örnek. 1 2/ Kertenkele derisi... "Er- ^ cüment Beh- 3 zat —": Şair 4 ve tiyatro ,. oyuncumuz. 3/Ödün...Ge- 6 milerdeyanm 7 serenleri çe- g virmeye ya da sabit tutmaya ° yarayan donanım. 4/ Genelliklebirçiftçi- 1 nin yanında çalışan 2 işçi. 5/"Güzelligin- 3 -par'etmez/Buben- 4 deki aşk olmasa" 5 (Âşık Veysel)... Bir 6 üst görevlinin yanın- -, da bulunan kimseler. 6/ Depremle ilgili... Tavlada "üç" sayısı. II Karşı cinsten birine ilgi göstererek onun gön- lünü kazanmaya çalışma... Deriden sızan sıvı. 8/ Işık araçlannda kullamlan bir gaz... Kırgızis- tan'ın para birimi. 9/ Türkiye'nin plaka işareti... Belli bir düzen içinde gelişen olay ya da eylem- ler dizisi. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Üçüncü jeolojik çağm en son dönemi. 2/ Yu- murta ve irmikle yapılan bir tatlı... Bir gıda mad- desi. 3/ Halk şairi... Bir maçın sayısal sonucu. 4/ Kapsama, içine alma. 5/ Müstahkem yer... "Al- danma ki — sözü elbette yalandır" (Fuzuli). 6/ Hatay ilinde bir ova... Asker. 7/ Dil devriminin ilk yıllarında vali anlamında kullamlan sözcük... Sık gözlü ağ. 8/ Bir cins güvercin... Mantık. 9/ Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçimin- de balık ağı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog