Bugünden 1930'a 5,502,890 adet makale



Katalog


«
»

S&YFA CUMHURİYET 30 HAZİRAN 2001 CUMAR1 8 HABERLER Telekom Yıllık kâr 700 milyon dolar # Haber-Sen Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Kahraman, bugün tüm sektörlerin altyapısını gerçekleştiren Telekom'a sahip Oİmanın askeri ve ekonomik anlamda kayıtsız şartsız denetim anlamına geleceğine işaret ederken "Esas kavga, probletnsiz hale getirilen altyapının kimlere kuilandınlacaği ve Telekom'u elde edeceklerin sağlayacağı denetim gûcünden kaynaklanıyor" diye konuştu. ANKARA (Cumhumet Bürosu) - Yönetimi konusunda yaşanan tartışmayla Devlet Bakanı Kemal Derviş'i istifa noktasına getiren Türic Telekom, sahip olduğu teknolojik varlıklanyla kendi coğrafyasında birinci sırada. dünyada da ilk 15 kuruluş arasında yer ahyor. Yıllık kân 700 milyon dolara ulaşan Türic Telekom da özellikle satış işlemlerinin gündeme gelmesinden bu yana altyapıya büyük kaynaklann aynlması dikkat çekiyor. Haber- Sen Merkez Yönetim Kuruiu Üyesi Abdullah Kahraman. bugün tüm sektörlerin altyapısını gerçekleştiren Telekom'a sahip olmanın askeri ve ekonomik anlamda kayıtsız şartsız denetim anlamına geleceğine işaret ederken "Esas kavga, probkmsiz haJe getirilen altyapının konlere kullandıniacağı ve Telekom'u elde edeceiderin sağlayacağı denetinıgûcünden kaynaklanıyor" diye konuştu. Kahraman, Telekom'u bilmeyenlerden bir yönetim oluşturulduğunu belirterek "Kendilerini seçenierin yönetkisi otacaklar" dedi. Yılhk kân 700 milyon dolara ulaşan Türk Telekom'da yaklaşık 75 bin kişi çahşıyor. Telekom'un. toplam telefon abone sayısı 20 milyon 669 bin kişiye, kablolu TV abone sayısı 1 milyon 300 bin kişiye, kontörlü telefon sayısı da 98 bine ulaşıyor. Telekom, 43 milyon lokal şebekenin yanı sıra 5 bin 191 adet TV vericisine sahip bulunuyor Telekom'un toplam malvarhğı ise 1 katrilyon 88 trilyon liraya vanyor. Haber-Sen Merkez Yönetim Kurulu üyesi Abdullah Kahraman, özellikle Telekom'un yasası çıktıktan sonra dünyada telekom şirketlerinin para etmediği iddialannın dile getirildiğine işaret etti. "Fakat sadece yönetimi üzerinde kopanlan kavgayı gördüğünüzde bu işin bu kadar basit olmadığını anlıyorsunuz" dıyen Kahraman, Türk Telekom*un büyiiklük açısından dünyanın ilk 15 firması arasmda yer aîdığını, kendi bölgesinde de en büyük telekom kuruluşu olduğunu bildirdi. Yönetim kurulu Alptürk yine başkan ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Telekom Genel Müdürü tbrahim Hakkı Alptürk. yapılan genel kurulun ardmdan oîuşturulan yeni yönetimde de yönetim kurulu başkanlığına seçildi. Başkanvekilliğine ise Ercüment Ozçelik getirildi. Telekom Yönetim Kurulu Başkaniığı'na Nihat Özdemir'iri getirileceği savları gerçekleşmedi. Telekom'un dün yapılan ilk yeni yönetim kurulu toplantısında da yönetim kurulu başkanlığına yine Alptürk seçildi. Başkanvekili ise yine MHP'nin listesinden yönetime giren Özçelik oldu. Nihat özdemir. Zaya Öztoprak, Murat Sezginer, Devrim Çorbacıoğlu ile Emin Murat Esin yönetim kurulu üyesi olurlarken Telekom Denetim Kurulu Başkaniığı'na Safih Yıbnaz, üyeliklere de Hande Aşçıh ıle İbrahim Sankoç getirildi. Bağımsız Sosyal Bilimciler-İktisat Grubu'nun, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı değerlendirme: 1MF kredflerî şantaj aracıBANUSALMAN ANKARA - Akademisyenlerin oluş- turduğu Bağımsız Sosyal Bilimciler-flc- tisat Grubu, finansal kesımin krizden çı- kışı üzerine kurulan Güçlü Ekonomiye Geçiş Prograrm 'run (GEGP) kalkınmayı tamamen göz ardı ettiğini ortaya koydu. Grubun çalışmasında, programla ağır toplumsal sonuçlann oluşacağı uyansı yapıldı. Türkiye'yi taşeron bir ülke ola- rak gelişmiş ülkelerin çıkarlan doğrultu- sunda yapılandıracak olan programın, ye- ni bunahmlar için de zemini hazır ruttu- ğu saptandı. Uygulanan programı "dış yardımlara muhtaç kahıunasının teminau" olarak ni- telendiren grup, ülkenın şoklara karşı sa- vunmasız bıralaldığına dikkat çekti. Çok uluslu şîrketler ve "küreselleşmeci yerfi burjuvazinin" çıkarlanna göre oîuşturu- lan programın aynen uygulanması için, j Akademisyenlerin oluşturduğu Bağımsız Sosyal Bilimciler-İktisat Grubu'nun çalışmasında Türkiye'yi taşeron bir ülke olarak gelişmiş ülkelerin çıkarlan doğrultusunda yapılandıracak olan programın, yeni bunahmlar için de zemini hazır tuttuğu saptandı. IMF kredilerinin "şantaj aracı" olarak kullaruldığı vurgulandı. Korkut Boratav. Nazif Ekzen, Yakup Kepenek, Aziz Konukman, Ahmet Köse, Oğiız Oyan, Cem SomeL, Sinan Sönmez, Fikret Şenses, Oktar TüreJ, İşaya Üşür, Galip Yalman, Erol Taymaz. Erinç Yel- dan, Bağımsız Sosyal Bilimciler ve Ikti- sat Grubu olarak ve çeşitli ünıversıteler- deki akademisyenlerin de görüşlerini ala- rak "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı Üzerine Değertendirmeter" çalışmasını hazırladı. Çahşmanın Türk Mühendis ve Mimar Odalan Bırliğı'nce (TMMOB) kıtap ola- rak yayımlanması bekleniyor. 43 sayfalık çalışmanın sunuş ve sonuç bölümünde, uygulamadaki programın neyı öngördüğü ve Türkiye'nin geleceği açısından yaratacağı sonuçlar şöyle orta- ya konuldu: - GEGP'vi hazırlavanlar, programın sektirmeden uygulanmasını sağlamak için, IMF'nin kredilerini şantaj aracı olarak kullanmaktadırlar. - GEGP, sürdürülemez iç borç dinami- ğinde kısa vadeli spekülatif sermaye ha- reketlerinin olumsuz etkilerini görmez- den gelmektedir. 32 sayılı karar doğrul- tusundakı ısrar. 2000-2001 'de yaşanan bunahmı yaratan şartlan sürdürerek bu- nalımın tekrarlanması için zemini hazır tutmaktadır. - Programda amaçlandığı belirtilen istikrarlı ve sürdürülebilir büyümenin gerektirdiği tasarruf ve yatırım hedef- lerinden bahsedilmemektedir. Uzun dönemli pcrspektif bölümünde tasar- ruf, kavram olarak dahi geçmemekte- dir. Bu bölümde yatınm kelimesi 3 kez, \alnızca yabancı sermaye yatırımları bağlamında telafuz edilmektedir. - Iktisat politikasını özerk kurullara ve kurumlara terk etmenin kalkınmanın ge- rektirdiğı eşgüdümü ve planlamayı im- kânsız kılacağı açıktır. - GEGP, 20 yıldır süren ama sonuç vermeyen yabancı sermayeye güven ve avantaj sağlama çabalarına devam et- mekten öte bir tedbir öngörmemekte- dir. Dolayısıvla programın 2002 yıiı için tahmin ettiği 1.6 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım beklenfisi- nin neye dayandığı belli değildir. Tanmda özeileştirme sonucu, doğrudan gelir desteği ve tüm diğer desteklerin kaldınlması politikalanvla var oiandan daha ağır malrvetler varatılacak... Tarıında aldatmacalar geçidiANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı Üze- rine Değerlendirme çahşması, tanmda devreye sokulan çok boyutlu politikalar- la bu alanda zar zor tutunan kitlelerin, 2- 3 yıl gibi kısa bir zamanda hiçbir önlem alınamadan tanm dışına göçmeye zor- lanmalanna yol açacağına dikkat çekti. Böyle birdurumun yalnızca ekonomik maliyetinin bile tanma yapılan mevcut destekleme maliyetlerinin üzerine çıka- bileceği uyansı yapılırken "Toplumsal ve siyasal malhederi hesaplamak kuşku- suzdaha güçtür, ancakTürkiye'nin gide- rek daha zor yönetiür bir toplumsal do- kuya sahip oiacağı öngörülebilir" denil- di." Bağımsız Sosyal Bilimciler-İktisat Grubu'nun çalışmasında, tanm sektö- ründe yaratacağı sonuçlar aynntılanyla ortaya konuluyor. Bu saptamalar özetle şöyle: - Tarım Satış Kooperatif ve Birlikle- ri'nin sınai tesislerinin elden çıkarıi- ması, niyet mektuplarının örtük he- defleri arasındadır. İthaldeki koruma oranlannın da 2000'de tahıllarda yüz- de 45"lik düzeyinden 2002'de yüzde 5'e çekilerek anlamsızlaşhnlması, iç pa- zara giriş serbestisinin fazla gecikme- den yürürlüğe konulacağının göster- gesidir. - Tanm Satış Kooperatif ve Birlikle- ri'ne ilişkin çıkanlan yasayla oîuşturulan yeniden yapılandırma kurulu, birliklerin yeniden yapılandırma sürecine Dünya Bankası'nın daha dolaysız müdahaleler- de bulunmasının bir aracı olarak oluştu- rulmuştur. - Gelişmiş ülkelerde tarıma yapılan destekJer tarımsal katma değerin top- bağunlılık ilişkilerine uygun bir çerçeve hazırlanabilmesı öngörülmüştür. - Şekerkamışından şeker elde etmek daha düşük maliyetli olmasına karşın gelişmiş ülkeler ve rropikal iklim dışı- daki tüm ülkeler, kendi besin güvenlik- leri için "şeker pancan" üretimini sür- dürmektedir. Türkiye'deki gelir düze- yine kıyasla şeker tüketimi çok yük- sektir. Dünya toplam şeker tüketimin- ISağımsız Sosyal Bilimciler-İktisat Grubu'nun çalışmasında, tanm sektöründe, "Şeker ve Tekel yasaları, tanmsal mekanizmalann özelleştirme ve tasfiyesi, doğrudan gelir desteği sistemiyle diğer tüm desteklerin kaldınlması ve söz konusu bu desteğin de göstermelik olarak bir süre uygulandıktan sonra kaldınlacak olmasının" yaratacağı sonuçlar aynntılanyla ortaya konuluyor. lamı ya da yarısına eşittir. Türkiye'de ise tanmsal desteklerin tarımsal kat- ma değere oranı 2000 yılında Türki- ye'de yalnızca yüzde 5 dolayındadır. - Şeker Yasası'yla oluşturulan kuru- lun, yabancılann sektöre girmesiyle da- ha fazla olmak üzere tahkım kurulu gibi çahşması düşünühnüştür. Bu kurulun gö- rev, yetki ve görev süresinın 31 Aralık 2004'te yeniden belirleneceği belirtilerek Dünya ficaret Örgütü çerçevesinde yeni de 8.. üretiminde 11. sırada olan Tür- kiye'de şeker üretiminin geriletilmesi ve ithalata bağırnh kılınması önemsiz bir olgu değildir. Dünyada şeker arzı, talcbi aşmaktadır. - Şeker Fabnkaları Anonim Şirketi'ne ait 27 fabrika gözden çıkanlırken, tekno- lojik olarak yenilenmesi gereken. özel- likle Doğu Anadolu'daki 8 fabrika arsa fiyatına tasfiye edilecektir. Şeker fabri- kalannın özelleştırilmesı, 4 alkol, 6 ma- kine, 1 tohum işleme, 2 tanmsal işletme ve 1 araştırma enstitüsünün de yok edil- mesi anlamına gelecektir. - 350 bin şeker pancan üreticisini il- gilendiren bu üretim, 14 milyon tona varan taşımacılık rakamıyla da kara- yolu taşımacılığına, ekilen pancarın yüzde 25'i düzeyindeki posanın bedel- siz verilmesi yoluyla ha.vvancıhğa yap- tığı katkı, pancar iiretinıindeki gerile- menin ulusal ekonomi açısından tela- fisi olanaksız kayıplar yaratacağı dik- kate ahnmamaktadır. - Pancar üreticilerinın >üzde 9O'ı 20 dönümün altında. ortalaması da 10 dö- nüm düzeyinde toprak işlemektedir. Ya- nı yeni doğrudan gelir desteği modeliy- le dekar başına 10 milyon liradan verile- cek yıllık destek 100 milyon lirayı biraz aşabilecektir. - Ege tütün baş fiyatının 1996'daki kilogram başına 4.11 dolardan 2000 yılında 1.88 dolara indiği dikkate alı- nırsa, üreticiyi sıkıntüı günler bekle- mektedir. - Türkiye'de tütün ve ürünlerinde dev- let tekeline son veren düzenleme, özel tekeller oluşmasını adeta teşvik edicidir. Küçük üretici ve ithalatçılann piyasaya girişleri yasa hükmüyle yasaklanmış du- rumdadır. - GEGP, sanayi yatınmlannın yaba şîrketler tarafından yapılmasmı, banka hk sistemımizde kamu bankalannm t fiye edilerek bunlann yerini yabancı bi kalann almasını, tanmımızda üretim; pısının başka ülkelerdeki ürün fiyatlan ürün fazlalan tarafından belirlenmes öngörmektedir. - Türkiye'nin yatırım için tasarr kaynağı olarak yabancı sermaye muhtaç olup olmadığı tartışılabil Ulusal gelir içinde yüzde 20-22 olan t sarruf oranı, zaruri olmayan tüketiı kısarak arttırılabilir. Bütün soru GEGP ve ardındaki zihniyet ile me faat odaklarının istikrarsız dış finan man kaynaklarından kaçınmayı, z. ruri olmayan ve lüks tüketim ithalal nı kısarak dışarıdan alınan borçlaı üretim ve döviz kazanma potansiyel ni arttıran yatırımlarda kullanma d siplinini kabul etmesidir. Ek niyet mektubundan Zamlann nedeni işçi ücretleri ANKAR.A (Cumhuriyet Bürosu) i Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, istifa tehdidındc bulun- duğu Telekom sorunundaki çözümün aı* dından. "Telekom'da geünen nokta tafr min edicL Bir sıkınn du\ muy«rum" de* di. Derviş, dolar üzerindeki baskıyı azalt- mak içinttırizmdenve yurtdışındaki iş- çilerden gelecek gelire güvendiklerini de söyledi. Bakan Derviş'in imzası ile IMF'ye gönderilen ek niyet mektubun- daise yapılan zamlann gerekçesi olarak toplusözleşmeier ve hububat alım fiyat- lannın gösterildiği bildirildi. Derviş'in, daha önce iptal ettiğini açık- ladığı yurtdışı gezisi de bügün başladı. Program çerçevesinde 30 Haziran-2 Temmuz tarihleri arasında Isviçre'de ya- pılacak "Düma Ekonomik Forumu"na katılacak olan Derviş, 3 Temmuz'da da ABD'ye geçecek. Burada, IMF, Dünya Bankası ve ABD Hazine'si yetkilileriyle görüşecek olan Derviş"in gezisindeki son durak tngiltere olacak. Derviş'in yeni programmda daha önce gitmeyi planla- dığı Avusturya, Lüksemburg ve Brüksel gezileri yer almadı. Devlet Bakanı Kemal Derviş, dün sürpriz bir şekilde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ni ziyaret etti. TOBB'nin yeni başkanı Rifat Hisarak- hoğhı ve bazı yönetim kurulu üyelerinin yer aldığı görüşme sonrası bir açıkiama yapan Bakan Derviş, IMF'nin kredi için koşul olarak gösterdiği "yeniden düzen- leme yasalanrun" çoğunun Meclis'ten geçtiğini söyledi. Döviz üzerindeki bas- kıyı, turizm ve yurtdışındaki işçilerden gelecek gelirle azaltmayı düşündükleri- ni belirten Derviş, Dünya Bankası'nın 5 Temmuz'da vereceği 1.1 milyar dolarlık kredinin, 200 miryon dolannuı Exim- bank'a aktanlacağına dikkat çekti. Ban- kadan gelecek kredinin doğrudan bütçe- ye aktanlacağını da kaydeden Derviş, programın başansının ihracatçılara bağ- lı olduğunu söyledi. Derviş, "Yatmmcı- lan Türkhe'ye çekmek için çahşacağız. Türkiye'de bir ka> nak sıkintısı var" diye konuştu. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcık- lıoğlu da Derviş'in yurtdışı gezisi sonra- sında, üretim sektörünün sorunlannı çöz- mek için ortak bir çalışma başlatacalda- nnı söyledi. TOBB'den Eximbank'a ak- tanlacak 100 milyon dolann, pazartesi günü bankayayatınlacağmı söyîeyenHi- sarcıklıoğlu. KOBİ'lerin buradan kulla- nabileceği kredi üst limitinin 200 bin do- larolarak belirlendiğini ifade etti. Görüş- mede Bakan Derviş'in, Telekom'un ye- ni yönetim kurulu ile ilgili olarak, "T«&- lekom'da gclinen aşama tatmin edki, memnuuum'* dediğı öğrenildi. Kâmu miidahalesi yok edüiyorANKARA (Cumhuriyet Bürosu) -Bağımsız Sosyal Bilimciler-İktisat Grubu, uygulanan programın, kurul- lar ve özelleştirme pohtikasıyla ka- munun ekonomiyemüdahale araçla- nnın yok edildığıne dikkat çekti. Ba- ğımsız Sosyal Bilimciler-İktisat Grubu. yaşanan bunalımlann gerçek nedenlenni şöyle ortaya koyuyorlar: - Para konvertibilitesi (32 sayüı karar) ile ekonominin sıcak para bareketlerine açılmasının kurda ve faizde yol açtığı istikrarsızlık. - Sanayıleşme pohtikasızlığı ve it- halat kontrolsüzlüğü. - Türkiye'nin sanayileşmesinin vasıfsız işgiicüne dayanan mallar- da tıkanmış olması, cari işlemler dengesinin düzeltilmesinin büyü- meyi durdurma ve ücretleri dü- şürmeye mahkûm kılınması. - Devletın dış ödeme bunalımın- da özel kesimin bıriken borçlann tasfiyesi üzerinde özel kreditörlerle anlaşmalanna veya icra-iflas huku- kuna göre sorunun çözülmesine ara- cı olnîak yerine. millet adına IMF'ye başvurarak ağır siyasi tavizler karşı- lığında kredi bulup borç servisinin aksamamasını amaçlaması. Grubun çalışmasında, özetle programın kamu maliyesi ve banka- cılık kesimine yönelik politikalan şöyle değerlendinlıyor: - Kurul sistemiyle kamunun elindeki ekonomiye müdahale im- kânı veren bütün iktisat politika- sı araçları tasfiye edilmektedir. Sayıları hızla artan kurullar, mü- dahalenin yönünii uluslararası ekonomik bütünleşme lehine de- ğiştirmeye hizmet eden birimler olarak idari ve maii sistem içinde yerlerini almışlardır. - Kamu bankalan çekıldiğinde. mali sıstemın genye kalan kısmı re- el sektöre fınansman sağlamakta ye- tersiz olacaktır. Bu kaynak açığımn yabancı bankalarca bağımsız olarak veya ortaklıklar halinde karşılanma- sı muhtemeldir. - Net iç borçlann ulusal gelir içindeki payının ancak 2003'te yüzde 41.5'e düşürülebilmesi he- defleniyor. Çöken programının uygulamaya konulduğu 1999'da bu oran yüzde 40.9'du. - Finansal krizin en önemli göster- gelerinden kabul edilen \e >üzde 60 sının kritik eşik olarak nitelendınle- bilecek kısa vadeli dış borç stokunun Merkez Bankası rezervlerine oranı. yüzde 100'den başlayarak Aralık 2000'de yüzde 145"e >ükselmiştır. Yurtdışına aktanm - Türkiye'je giren yabancı fon- larm 1990- 1999 döneminde yûz- de 34'fi ülkedeki yerleşiklerce ka- yıtlı olarak yurtdışına transfer edildi. Türkiye'ye giren yabancı sermayenin 3'tc l"i dışarıya ser- maye kaçınlmasına yararken bu- gün ödenmeye çalışüan dış borçla- nn bir kısmıyla sermaye kaçıran- ların faaliy ctlerinin fonlandığı gö- rülmektedir. Devletin, TL kurlan isrikrarıom, faiz hadleri ve mali kunımlann bilanço yapısını koru- mak için spekülatif para hareket- lerini denetlemesi acil bir gerekli- liktir. Program, bunu görmezden gelmekte, gelecekte benzer mali bunalımlara yol açabilecek şart- lar ve zemini muhafaza efmekte- dir. - Sermaye hareket serbestisinde ısrar edıhyorsa, bunun cari işlemler ve ithalat üzerindeki etkisı kontrol edilmelı, yabancı sermaye gınşlen- nın olabıldiğınce kalkınrna ihtıyaç- lan doğrultusunda kullanılması ge- rekır. Bu yapılmadığında ithalatı azaltmanın tek yolu, ulusal geliri azaltmak olmaktadır. - Reel döviz kuru ve reel ücret maliyetlerini düşük tutan politi- kaların, ihracat gelirlerini görü- nünde artırsada ülke dışına reel kaynak transferi anlamına geldi- ği unutulmamalıdır. - Vergı yenne borçlanmayla. har- cama politikası bankacılık kesımı- nin spekülatif finansman kararlanna terk edildi. Bankalar, yurtdışından borçlanmayla devlete borç verirken açık pozisyonlan arttı ve kamu ma- liyesi gıderek bankalann yurtdışın- dan getirdiğı sıcak parayla finanse edilmeye başlandı. Merkez Bankası para piyasalan üzerindeki denetimı- ni yitirdi. Bu mekanızma bankacılık sistemınin Hazıne ve Merkez Ban- kası karşısında pazarlık gücünü ar- tırdı. - Program, stratejik bir tercih olarak, sağlanacak dış kaynağı doğrudan doğruya bankacılık sis- temine aktarmayı amaçlamakta- dır. Kamu ve fon bankalarına programa göre yapılan aktanm ulusal gelirin 4'te l'ine ulaşmak- tadır. - Deutche Bank'ın yorumuna gö- re özel bankalann Mart 2001 sonun- da 6.2 milyar dolar düzeyindeki açık pozisyonlan takas operasyonuyla 5.3 milyar dolar azalmıştır. Takas operasyonunda 1 milyon 160 bin lı- rada sabitlenen dolar kurunun yük- selışıvle 1 nulyon 260 bin lıra esas almırsa 480 trilyon lira aktanldığı görülüyor. Ek bütçede reel ekono- miye yalnızca 508 trilyon lira akta- nlırken, 480 trilyon lirahnın gizil olarak bu kesime aktanlmış olması programın tercihini ortaya koymak- tadır. - Hazine verilerine göre, hâkü- metin bütçe gelirleri aylık 3-5 mil- yar dolar arasında seyretmekte, ancak bu aylık 4-8 milyar dolara ulaşan borç servisine yetmemek- tedir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog