Bugünden 1930'a 5,418,095 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 26 HAZİRAN 2001 SALI OLAYLAR V E G O R U Ş L E R olay.gorus@cumhuriyet.com.tr İşkencesiz Efi?İ)ünya İçin... NeVZHt H E L V A C I Hukukçu-Türkiye Insan Üakİan-Kİrumu Başkanı % nsan onuruna saldırı niteli- se 69 devlet bürsösleşraeye taraf de- I ğinde bir eylem olan işkence, ğil. Türkiye^özleşmeyi 1988 yıhn- dünyanın birçok yerinde var- da onayladı. Bîrîeşmiş Milletler In- ]]ğını sürdürüyor, kimi ülke- san Haklan Komisyonu 20 Nisan lerde sistematik biçimde uy- 2000 tarihinde aldığı bir kararla ış- gulanıyor. Bu utanç verici ey- kencenin ve benzer eylemlerin, in- ğinde bir eylem olan işkence, dünyanın birçok yerinde var- ]]ğını sürdürüyor, kimi ülke- lerde sistematik biçimde uy- gulanıyor. Bu utanç verici ey- lemi önlemek için uluslararası ve bölgesel düzeylerde çalışmalar ya- pılıyor. Bu amaçla hazırlanan söz- leşmeler, yayımlanan bildirgeler var. Birleşmiş Milletler'in hazırladığı " İşkenceye ve Öteld Zalimce, İnsan- hkdışı ya da Aşağdayıcı Ceza ve Dav- ranışa Karşı Sözleşme" bu alandaki önemli belgelerden biridir. Bu söz- leşme 10 Aralık 1984 tarihinde ka- bul edildi. 26 Haziran 1987 tarihin- de yürürlüğe girdi. Birleşmiş Millet- ler Genel Kurulu, sözleşmenin yü- rürlüğe girdiği 26 Haziran gününü, "İşkence Kurbanlanna Destek İçin Birleşmiş Milletler Uluslararası Gü- nü" olarak ilan etti. Bu anlamlı gün nedeniyle birçok ülkede türlü etkin- liklerdüzenleniyor. Amaç, sözleşme- nin gerçekten uygulanmasını sağla- mak ve işkenceye karşı toplumsal du- yarlılığı arttırmaktır. Bugün Birleşmiş Milletler'in 189 üyesi var. Bu sözleşme üye devlet- lerden 123'ütarafından onaylanmış bulunuyor. Birleşmiş Milletler'e üye olmayan üç devlet de sayıya eklenir- san kişiliğini bedensel ve ruhsal (maddi ve manevi) yönden yıkan, yok etmeyi amaçlayan bir suç girişimi ol- duğunu ve işkence olaylannın sık- lığını göz önüne alarak, tüm hükü- metlerden işkence yasağını titizlik- le uygulamalanru istedi. Üye devlet- lerin, uluslararası örgütlerin ve hü- kümet dışı kuruluşlann da 26 Hazi- ran'ı işkence mağdurlanna destek günü olarak kutlamalannı önerdi. "tşkenceye karşı çalışmanın her bv- rimizin -bireyler, örgütler ve hûkü- metier- yereL ulusaJ ve küresel düz- lemlerde ortak çabşmayı gerekli kıt- dığı" gerekçesiyle bu yılki destek gününün teması, "Hep Biriikte tşken- ceye Karşı" olarak belirlendi. işkenceye Karşı BM Sözleşmesi, içeriği yönünden önemli bir belge- dir. llk maddesinde işkencenin tanı- mı yapıhyor. Bu tanım şöyle: "Bu sözleşmenin amaçlan bak»- mından 'işkence' terimi,bir kimse- ye karşı, kendisinden itiraf almak v«- ya üçüncü kişi hakkında bilgj edin- mek, kendisinin ve üçüncü kişinin yaptığı veya yapüğından kuşkulanı- lan bir eyîem nedeniyle cezalandır- makya da kendisini veya üçüncü ki- şiyi yüdırmak veya zorlamak ama- cıyla veya aynmcılığa dayanan her- hangi bir nedenle, bir kamu görev- lisi veya resmi sıfatla hareketeden bir başka kişi tarafından veya bu görev- linin teşviki veya oluru veya izniyle işlenen ve işlendiği Idmseye fıziksel ve- ya ruhsal olarak ağır acı ve ıstırap ve- ren eylemdir. Bu. yasal yapünmlar- dan kaynaklanan veya yaptuımın doğasında bulunan acı ve ıstırabı kapsamaz." Tanımda, "yddınnak" ya da "zor- lamak" amacıyla da işkence yapıla- bileceği yer alıyor. Ama Türkiye Bü- yük Millet Meclisi'nde onaylanan resmi çevirideki metinde bunlann yer almadığmı görüyoruz. Bunun ihmalden mi, yoksa başka bir ne- denden mi kaynaklandığı konusun- da bilgi sahibi değiliz. Sözleşme hükümleri Sözleşme çok önemli hükümler içeriyor. Ancak bu yazmın boyutla- n içinde bunlann tümüne değinme olanağımız yok. Bazı noktalar üze- rinde kısaca duralun. Bir kez sözleş- me kesin bir işkence yasagı getiri- yor. Bu yasak hiçbir koşulda kaldı- rılamaz, askıya alınamaz, yani ya- sak mutlaktır. Sözleşmenin buna iliş- kin maddesi şöyledir: "Taraf her devlet, yargı yetkisi için- deki herhangi bir ülkede işkence ey- lemini önlemeküzere etkin yasal, yö- netsel. yargısal ve öteki önlemleri alır, İster bir savaş durumu ya da bir savaş tehdidi, ister iç sivasal kanşık- lık, ister bir başka olağanüstü du- rum söz konusu olsun, hiçbir aynk- sı durum işkenceyi haklı gösteremez. Bir üstten ya da resmi bir makam- dan alınan emir, işkencenin gerekçe- si olamaz." Bir başka madde, işkence ile alı- nan anlatımlann kanıt olarak kulla- nılmasmı önleyen önemli bir yasak geüriyor. İşkence altında alınan an- latımlara dayalı kararlann büyük oranda adli yanılgıya yol açtığı bi- liniyor. Adalet tarihimizde bunun il- ginç örnekleri var. Bu yasak uygu- landığında yargıç, hukuka aykın yol- lardan elde edilen kanıtlan, ne ka- dar gerçeğe uygun olursa olsun, ka- ranna esas almayacaktır. Çünkü sa- nık, kendi aleyhine tanıklığa zorla- namaz. Sözleşme bu yasağa bir is- tisna koyuyor. O da, işkence ile el- de edildiği anlaşılan bir anlatımın. işkence yapan kişi aleyhine kanıt olarak kullanılması durumudur. Söz- leşmenin bu maddesi içtenlikle uy- gulandığında işkence eylemleri bü- yük oranda azalır. Çünkü işkenceci- nin amaçlanndan biri "itiraf" elde etmek, ya da bu yolla delillere ulaş- maktır. Sözleşmenin önemli yanla- nndan biri de salt yasak koymakla yetinmeyip bir denetim düzeneği öngörmüş olmasıdır. Bu denetim on uzmandan oluşan "İşkenceye Karşı Konüte" tarafından yapıhyor. Söz- leşmede komitenin kuruluşu, görev- leri ve yetkileri aynntılı biçimde dü- zenlenmiştir. Bu komite Türkiye'de de incelemeler yaptı ve raporlar ya- yımladı. İşkence, otoriter rejimlerin yoğun olarak başvurduklan bir yöntemdir. Bugün dünyada milyonJarca insan iş- kence tehdidi altındadır. Ülkemizin bu konudaki sicilinin iyi olduğu da söylenemez. Özellikle 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin yaşandığı dönem- lerde gözetim altına alınan yüz bin- lerce kişinin işkenceden geçirildi- ğini, bu yüzden çok sayıda insanın yaşamını yitirdiğini ya da sakat kal- dığını biliyoruz. Bu konudaki ya- kınmalar günümüzde de sürüyor. Bu nedenle işkenceyi önlemek için pek çok düzlemde harekete geçmeliyiz. işkence mağdurlanyla dayanışmalı- yız. Bunun yollanndan biri onlann ruhsal ve bedensel yönden sağhğı- na kavuşturulmasını sağlamaktır. İş- kenceyi toplum yaşamımızdan çı- karacak önlemlerin alınması için ça- ba harcamak duyarlı her insanın görevidir. "Görülen dava, si- yasi bir davadır. Biz bunu hukuki bir çer- çeveye oturtmaya çalışıyoruz" (Anaya- sa Mahkemesi Üye- si Haşim Kılıç). "Levha değişir o kadar. Kapatma kara- nnın toz kadar değeri yoktur" (Kapa- tılan Refah Partisi lideri Necmettin Erbakan). Fazilet Partisi, Refah'ın ta kendisiy- di! Bunu Faziletçiler herkesten daha iyi bilirieri Her şey ortada; filmler, re- simler, konuşmalar. Hatta Meclis kür- süsünde konuşan Faziletçilerin bile şaşınp 'Biz Refahlılar' dediğini de duy- madık mı? Ama Anayasa Mahkemesi ters ka- rar verdi; Fazilet, Refah'ın devamı de- ğilmiş!.. Yüzlerce kanıt var, ama dört üye dışındaki üyeler "Hayır, Fazilet ayn birparti" dediler. Yine de, odak olma suçlamasıyla Fazilet Partisi'nin kapatılmasına karar verdiler. Bekle- nen buydu, yürürlükteki anayasa mad- delerine ve yasalara karşı başka bir ka- rar zaten beklenemezdi. Başbakan Ecevit 'üzülmüş'L Ba- kıyorum üzülen üzülene! Niye bu ka- dar üzgünsünüz? Madem ki irticanın "odak noktası" sayılan bir partinin Meclis'te kalmastnı istiyordunuz, eli- nizi çabuk tutmalıydınız? Niye gere- ken anayasa değişikliklerini yapmadı- nız? Dava açılalı iki yıl olmuş, bunca zaman niye uyudunuz? Benim bildiğim, bir dava adalet önünde sürmekteyken kimse o ko- EVET/HAYIR OKTAY AKBAL f Toz Kadar Değeri Yok 1 Diye Dîye! nuda yazı yazamaz, konuşamaz, yo- rum yapamaz. Kendi deneyimimle bi- lirim, ne zaman görüsülmekte olan bir davayla ilgili en küçük biryorum yap- sam, soluğu savcılıklarda almışımdır. Dava Yargıtay'da görüsülmekte iken bile siz o konuda bir şey söyleyemez, yazamazsınız. Bu, yasalara aykın bir suçtur. Ama Fazilet Partisi'nin kapatılma davası Anayasa Mahkemesi'nde gö- rüşülürken hemen bütün gazeteler, TV'ler, politikacılar, yazarlar, adaletin işleyişine baskı sayılacak nice sözler söylediler, yorumlaryaptılar... Siyaset adamlan, en başta Başbakan!.. Bütün bunlar suç degil miydi? Cumhuriyet savcılan neredeydi, niye herhangi bir işlem yapmadılar? Fazilet, zaten dağıldı dağılacak du- rumdaydı. Erbakan seksenlik oldu, ama cumhuriyet yasalanna ters düş- mekten kendini kurtaramıyor! Yeni- den yeniden uğraş veriyor, bir kez da- ha; beşinci kez, Milli Görüş dediği Türkiye'yi gerilik karanlığına sürükle- yecek oluşumlara girişmek hazıriığın- da!.. Sık sık anımsatıyorum; şu 82 Anayasası ve 12 Eylül yasalan durduk- ça tarbşma sona ermez. Yanlışlana, ek- siklerie dolu bir anayasadır bu. Yüz- de doksan bilmem kaç oy almış! Ama nasıl al- mış? Bu anayasaya "Hayır" diyenleri ce- zalandırarak, korkuta- rak, sindirerek... İki ya- zımla 'Vatandaş bu anayasaya kabul oyu vermemeli' diye karşı çıktığım için üç ay hapis yatan bir ya- zar olarak, ta başından beri biliyordum, bu anayasa ile başımızın dertten, sı- kıntıdan kurtulamayacağını... Bugün, o anayasayı eleştiren, de- ğiştiımek isteyen o ünlü hukukçular, politikacılar, yazarlar niye sustular o günlerde? Niye daha işin başında an- lamadılar, görmediler içine itildiğimiz çıkmazı? 12 Eylül'den, anayasanın kabul edilmesinden bu yana yirmi bir yıl geçti. Meclis kaç kezyenilendi, ba- kanlar, başbakanlar, cumhurbaşkan- ları degişti... Neden, anayasanın yarv- lış gördükleri maddelerine kimse el atmadı? Anayasa Mahkemesi'nde da- vanın sonuçlanmasına iki gün kala, "Aman hemen karar vermeyin, biz anayasada değişiklik yapacağız, par- ti kapatmalan zoriaştıracağız" diye hem de bir başbakan ağzından bas- kılara kalkışmak, adaletin işine kanş- mak degilse neydi? Fazilet kapatıldı. Daha önce Erba- kan'ın Nizam, Milli Selamet, Refah partileri gibi!.. Şimdi yenisini kuracak- mış! Onun sonu da önceden belli, "toz kadar" değerli bulmadıklan kapatma- lan bu kafadaki insanlarla, tutumlar- ladahauzunsüre yaşayacağızdemek- tir. Ozlem... Prof. Dr. Coşkun ÖZDEMÎR M etronun misiniz! O güzelim doğa sağladığı avantajla direksiyon başı esaretinden kurtulup Istanbul'un doğasını, caddesini, sokağını. kaldınmını, mimarisini görmek, insanına yaklaşmak firsatını buluyorum. Bir zamanlar kravatsız çıkamadığımız Beyoğlu'nu yürüyerek geçip Tünel'le Karaköy'e geçmek ne güzel... Ama nedir o sokaklann, geçitlerin, merdivenlerin , -t .|.ı(; perişanlıgı. Rengârenk çiçeklerle donatılmış parklar yapıhyor yer yer. Karaköy göz ardı edilecek bir yer midir? Ne renkli, ne cıvıl cıvıl, ne keyif ahnacak bir yerdi o Karaköy vapur iskelesi. Bir de Uzun Ömer bulunurdu oralarda. Yok, bu yaşlanmakta olan bir insanın geçmişe özlemi değil sadece. Yürüyün köprü üzerinden -o da eski tarihsel köprü değil elbette- Eminönü Meydanı'na doğru. Bakalım eskiye özlem duymayanlar, iç açıcı bir şey görebilecek parçasmın kıyısında her türlü estetik kaygıdan, özenden yoksun döküntüler, seyyar satış alanlan. O büyük kalabalığın içinden geçip Babıâli'ye doğru mu çıkıyorsunuz. Hani o güzelim Izmir şerbetçisi. Onun yerini alanlar arasında hatırlayan bile yok. Bir demirhindi içmediler ki tadı damaklannda kalsın. O yokuşun başındaki bir zamanlar yazarlan, sanatçılan banndıranMeserret Kahvesi'ni nerden bilecekler Allahaşkına. Onu hiç sormayın boşuna. Peki yokuş ne âlemde? Ne Hasan Âli Yücel'i, zaman zaman ağırlayan Remzi Bey ve kitabevi var ne de YaşarNabi'li Varlık Yayınlan! Benim gözüme çarpan sadece Inkılap Kitabevi oldu o günlerden. Içerde söyleştik biraz. Böyle akıldan, bilimden, estetikten. incelikten ve de etikten iyiden iyiye yoksun bırakılmış bir toplumda yaşarken özlem (nostalji) gerçekten yürek yakan bir duygu, öyle değil mi? P e ş i n f i y a t Î a Ayrıca müthiş değiştirme fırsatları! Çalışır durumdaki eski buzdolabtnızı getirin, seçtiğiniz modele göre 30 milyondan 130 milyona kadar indirim yapalım. isterseniz, 51 ekran ve üzeri çalışır durumdaki eski televizyonunuzu 60 milyona sayalım, yenisiyle değiştirelim. 10taksit! Buzdolapları, televizyonlar ve klimalar peşin fiyatına 10 taksitle. Üstelik hemen teslim! PENCERE Tefecilik Tuzağındaki Türkiye... Alın teri dökmek, güç harcamak, terlemek zah- metli bir iştir. Bu yüzden emekçiye ne denir: Zahmetkeşan!.. Ancak dünyada "girişimci" denen bir yaman adam vardır, herif ipliği attığı zaman on metre öte- deki dikiş iğnesinin deliğinden geçiriyor. Girişimci daha Amerika'yı bulduğu zaman dün- yanın canına okumaya başladı, Kızılderili'nin kö- küne neden kibrit suyu ekti?.. Tarlada çalıştıramadığı için!.. Girişimci köleleştiremediği için Kızılderilileri öl- dürüp tarlada çalıştırmak için Afrikalı yerlileri zin- cire vurarak gemilerle Amerika'ya taşıdı. Hem girişimci olacak hem de çalışan, ki üretim artsın, kann doysun, paralar gelsin... • Biz ise ne yapıyoruz?.. Özal, "Con Ahmet'in devri daim makinesi" gi- bi bir şey keşfetti: Oturacağın yerde oturacaksın, "sürekli devalüasyon + süreklizam" reçetesini uy- gulayacaksın, tüketim ekonomisiyle har vurup har- man savuracaksın, paradan para kazanacaksın... Oh.. ne âlâ memleket!.. "Paradan para kazanmaya" bayıldık, "saadet zinciri"n\ böyle kurduk; Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun kârlannın yaklaşık yüzde 9O'ı faiz gelirierinden oluşuyor; tefecilik birinci uğraşı- mız. Peki, sonuç ne?.. • Bir döküm: "Türkiye 2001 yılında dış borçlannın yalnız faizi için 3.7 katrilyon lira ödeyecek. (Bu tutann 1 kat- rilyon 164 trilyon lirası mayıs sonunda ödenmiş bu- lunuyor.) 2001 yılında ödenecek dış borç anaparası 9 kat- rilyon 198 trilyon lira. Faiz ve anapara dahil bu yıl 12 katrilyon 919 trilyon lira ödemek zorunluluğu te- pemizde sallanıyor. Ya iç borç?.. 2001 yılında ödenecek iç borç, faiz ve anapa- rayla biriikte 72.9 katrilyon lira... iç borcun bu yıl ödenecek 39.3 katrilyon lirası ana- para... 33 katrilyon lirası faiz... 2000 yılı sonunda dış borç stoku 114.3 milyar dolardı; bunun 60.5 milyar dolan kamuya ait, ka- lanı özel sektörün borcu... Dış borcun 28.9 milyar dolan kısa vadeli... • Özal'dan bu yana "paradan para kazanmayı" şiar edindiğimiz için bu sonuca şaşılmaz; bütçesi yaklaşık 50 katrilyon olan şu zavallı Türkiye'nin ha- line bir bakın!.. Demek ki bu ülkede "girişimci" olmaya değil, "fe- feci" olmaya özendik... Sonunda "saadet zinciri" koptu, halkalan hepi- mizin boynuna kelepçe gibi takıldı. Peki, bu işin içinden nasıl çıkılır?.. Bugün "nasıl çıkılır" sorusu yerine "nasıl çıkılmaz"\ yanıtlayalım: 1) Tarladaki çiftçiyi ve fabrikadaki işçiyi boğarak bu işin içinden çıkılamaz. 2) Borcu borçla ödeyerek bu işin içinden çıkıla- maz. 3) Girişimciyi boğarak bu işin içinden çıkılamaz. 4) Türkiye her yıl yaklaşık 4 milyar dolar dış borç faizi ödüyor; demektir ki 4 milyar dolar sermaye ih- raç ediyon bu tuzaktan kurtulmadan da bu işin için- den çıkılamaz. sİSVİCRE HASTANESİ KULTUR ETKINLIKLERI UI KONSER erkan oğur ismail h. demırcioğlu Tanh : 29 Haziran 2001 Cuma Saat : 21.00 Yer : BARIŞMANÇOkÜLTÜRMERK£Zİ(KADIKÖY) Tel : 0 216 575 26 6 6 / 0 216 41816 46 Cumhurfyef ARM KADİKOY BELEDtYESİ www.arcelik.com.tr SARIYER 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN Esas No: 2000/462 Karar No: 2001/450 Davacı Perihan Dağdelen tarafından davalı Fikret Dağdelen aleyhine açılan boşanma davasının mahkeme- mizce yapılan yareılaması sonunda: Mahkememizce ve- rilen 14.06.2001 tânh ve 2000462 esas, 2001 450 sayı- lı karar ile; Davanın kabulüne. Sinop. Boyabat ilçesi. Zıncirlıkuyu Mah. Cilt: 00009. K. Sıra No: 0177'de nü- fusa kayıtlı Dursun ve Mürüvvet'ten olma. 1.8.1948 do- ğumlu Fikret Dağdelen ile Hüseyin ve Şefika'dan olma, 21.4.1953 doğumlu Fikret Dağdelen ile Hüseyin ve Şe- fika'dan olma, 21.4.1953 doğumlu Perihan Dağdelen'in MK'nin 134. maddesi gereğınce boşanmalanna. tarafla- nn 18 yaşından küçük müşterek çocuklan Sevcan Ipek Dağdelen'in velayetinin davacı Penhan Dağdelen'e bı- rakılmasına. taraflann mali ve içtimai durumlan karşı- sında küçük için şimdilik iştırak nafakası tayinıne gerek olmadığına, davalı ile müşterek çocuk 18 yaşından kü- çük Sevcan Ipek ile 15 günde bir cumartesi günü sabah saat 09.00'da alınıp pazar akşamı 19.00'da geri teslim edilmek üzere kişisel ilişkisinin sağlanmasına. dini ve ulusal bayramların ikinci günleri de aynı saatlerde gö- rüşmelerinin sağlanmasına karar verilmiş olup, davalı Fikret Dağdelen'e duruşma gününde gazete ile ilan edil- mesi nedeniyle mahkememiz karannda gazete ile ilanı gerektiğinden ışbu hüküm mahkememizce gazete ile ilan olunur. Basın: 36834
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog