Bugünden 1930'a 5,458,831 adet makale



Katalog


«
»

2SKAZİRAN 2001 PAZARTESİ CUMHURİYET HABERLER SAYFA 5 Bahçelievler'de ağabeyi katledilen Alten, yargı karannm, acısını hafifletmediğini söylüyor Adalet çok geç geldîBAHAR TANRISE\ ER ANKARA - Ağabeyıni 23 yıl önce katledenler. uzun yıllar süren çetin bır dava îürecinden sonra "7'şer kez ölüm cezasına çarptınldılar. Ancak yargı karan acısını hafifletmedi Serhat Alten'in. I978'de Bahçelıevlerde Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı'nın da aralarında bulunduğu ülkücü katillerın öldürdü- ğü Türkiye Işçı Partısi (TlP) üyesı 7 öğrenciden Serdar Alten in kardeşı Serhat Alten, ailesının yok olmasına neden olan katli- amdan 23 yıl sonra gelen adaletı. "Benim insanlan- mı geri getirmez ld!" söz- leriy le karşılıyor. Alten, ai- lesinin mezannı üzerinden bu kadar zaman geçtikten sonra, lü yaşındakı kızı- nın ısranyla son 1-2 yıldır ziyaret edebiliyor. Yargıta> Ceza Genel Kurulu. l'978'de Bahçelı- evler'de 7 TİP'lı öğrenciyı katlettiklerı gerekçesiyle 7'şer kez ölüm cezasına çarptınlan ül- kücü katiller Cnal Osmanağaoğlu ve Bünyamin Adanalı hakkındaki hükmü onayladı. Osmanağaoğlu ve Adana- h'nın her ıdam cezası için 10 yıl hapis cezası uygulanacak. 70 yıllık ağır ha- pis cezası 36 yıl olarak infaz edilecek. Aynı davada, Ankara 1. Sıkıyönetim Mahkemesı'nde yargılanan bazı sanık- lar beraat ederken. Haluk Kırcı da 7 TtPlı öğrencıyı öldürdüğü gerekçe- siyle aldığı mahkûmıyet nedeniyle ha- len cezaevinde bulunuyor. ölümü beklemlyordulc Bahçelievler'de katledilen öğrenci- lerden Serdar Alten'in kardeşi Serhat Alten, 23 yılın ardından yaşadıklannı Cumhuriyet'e anlattı. Alten'e sorula- nmız ve yanıtlan şöyle: • 1978'den anımsayabildiklerinizi anlatır mısınız? • O dönemde yaşam zaten çok zor- du. Ağabeyım de ben de ODTÜ'de okuyorduk. ODTÜ'de okuyup Bahçe- lievler'de oturmak başlıbaşına bir ezi- Serhat Alten, geç gelen adaleti "Aikmi geri getirmez ki" sözieriyle karşüryor. Â ürkiye Işçi Partisi üyesi 7 öğrenciden Serdar Alten, Bahçelievler katliamından tek kurtulan kişiydi. Ancak o da 10 gün yaşayabildi. Bu olay aileyi de yok etti. Önce anneannesi ardından babası kalp krizinden, daha sonra da annesi kanserden öldü. i3erdar'ın kardeşi Serhat Alten, devlete öfkeli. Yargıtay karan acısını hafıfletmiyor. "Ilk dönemde 1-2 yıl içinde bir şeyler olsaydı, belki insanın acısını azaltabilirdi, o dönemde yardımcı olabilirdi gerçekten. Devlete güven duyulabilirdi" diyor. umulmadık yerlerde ol- maya çalıştım. • Aileniz nasıl etldlendi olaydan? • Sonuçta bu olayı kal- dıramadılar. Olayın he- men peşinden -40 gün sonra- anneannem öldü. Babam kalp krizinden, an- nem kanserden öldü. Hiç- bırisi kabullenemedi. Bu çok doğal. Sonuçta o ola- yın getirisi olarak şu anda benim ailemden hiç kim- se yaşamıyor. Bir tek ben vanm. 23 yıl uzun bir süre yetti. Eve gelış gidışımız her zaman sorundu. Çünkü MHP adına kurtanl- mış bir bölgeydi Bahçelievler. Ağabeyimle aramızda 4 yaş vardı. Ben hazırlıktaydım, o 2. sınıftay- dı.Ağabeyim TÎP üyesi olduğu için -si- lahh eylem söz konusu değildi ama- her zaman bu olaylann içindeydi. Da- ha önce bır kere bıçaklandı, bir kere vuruldu. Bir bakıma hazırlıklıydık. A- ma ölümle sonuçlanacak bir olayı kim- se kendine kondurmuyor. • Olay nasıl gelişti? • Ağabeyımın o akşam o evde bu- lunması bİT tesadüftür. Orada 7 kişinın olması da tesadüf. Aslında evde 2 kişi oturur: SaUh ve Faruk. Ağabeyimin ar- kadaşlan olduğu kadar benim de arka- daşlanmdı. Ben de sıklıkla giderdim eve. Annem babam da giderdi onları çocuklan gıbi gördükleri için. Evde olan diğer 4 kişi o dönemde TÎP'in bır toplantısına gelmiş misafirlerdi. Bu işi yapanlar büyük olasıhkla Salih, Faruk ve ağabeyimi hedeflemişlerdi. Önce ağabeyim ve evde oturan 2 ki- şıyi götürmeye karar veriyorlar. Diğer dördünü içeride öldürüyorlar. Sonra ağabeyimi kapının önünde vurup diğer ikisini kaçınyorlar. Silah seslerine kar- şıda oturan polıs çıkıyor. O polısın tb- rahinı Çiftçi ve kullandıklan arabayı tanımlayan tanflen var. Kaçırdıkları ı- kı kişi de zaten Eskişehır Yolu üzerin- de bır yerde bulundu. On gün yasayabildi Gece haber geldi. Olaydan hayatta kurtulan tek kışı ağabeyimdi. Trafik Hastanesı'ne kaldınlmıştı. 10 gün da- ha yaşayabildi ancak. Ağabeyim kişı- leri tanımıyordu, ısım \ermek adına bır şey söylemedı. Yalnız çok ciddı ta- rifler verdi. Yanlış hatırlamıyorsam Haluk Kırcı ve Ibrahım Çiftçi o tarif üzerıne yakalandı. • Olay sizin yaşamınıza nasıl >ansıdı? • Sonrasında benim hayatım bıraz zorlaştı. "Serdar konuşmasın!" diye çok tehdit aldık. "Serdar konuşursa Serhat da öKir!" 10 gün boyunca An- kara'daydım ama evde kalamadım, mümkün olduğu kadar bilınmedık. • Yargı kararlan, acuu- zı biraz da olsa azalrtı mı? • İnsanın acısını hafif- letmi} or bu tür şeyler. Ben zaten idam cezasına karşı- yım. O insanlann asılma- sı gıbi bir beklentim ya da talebim olmadı hiçbir za- man. Ama örneğin Haluk Kırcı sadece bir piyondu. Tetiği çeken eller değil, düşünce önemli. 23 yıl o kadar uzun bır süre kı. Davayı 5-6 se- ne takıp ettim. Davalara girdim çıktım. Bir müddet sonra olay külleniyor sizin için. Annem \e babam için belkı hıç- bir zaman küllenmedi ama genç olarak sızın için külleniyor. Babamın hiçbir zaman bırakmadığını gördüm. Her za- man takıp ederdı. Ama ben bir haylı za- man önce bıraktım. Takıp etmedim. Sonuç alınsa ne ola- caktı ki, bu ınsanlar 36 yıl yatacaklar mıydı? Bir af gelecek çıkacaklar. Ay- nca ne fark eder, onlar bana ağabeyi- mi, babamı, annemı geri getirmeyecek kı! Kızım ne amcasını gördü, ne de de- desinı gördü. • Aile ilişldleriniz nasıldı? • Çok sıcaktı. Babamın kızımı tanı- masını çok ısterdım. Ailemde hıç kim- senin 60 yaşını görmemesı bana her zaman dokundu. Babam kız çocuklan çok severdı. Kendisının kızı olmamış- tı. Kız torun onu inanılmaz mutlu eder- dı diye düşünüyorum. Üzerinden bu kadar yıl geçtikten sonra ben son 1 -2 yıldır ailemin mezanna gidebiliyorum. O da sırf kızım ısrar ettiğı için. F tipi gösterisine müdahale: 50 gözalb İstanbul Haber Servisi - F tıpı cezaevlerine karşı sürdürülen ölüm orucu eyleminin 250. günü- ne gırmesı nedeniyle Taksim Meydanı'nda açıklama yapmak isteyen tutuklu ve hükümlü yakın- larına polis müdahale etti. Polis, yerlerde sürükledıği yaklaşık 50 kişiyı döverek gözaltına aldı. Taksim Meydanı, tutuklu ve hü- kümlü yakınlannın basın açıkla- ması v apacağını öğrenen İstanbul polisinin, gücünü bu bölgeye sevk etmesi nedeniyle son dönemlerde görülmejen bir abluka yaşadı. The Marmara Oteli'nin terasına, Burger Kıng ve eskı Sular Idare- sı bınalannın çatısma "keskin ni- şancı" özel tım üyeleri çıkartılır- ken panzerler de meydandakı ki- lit noktalara yerleştirildi. Saat 12.00 sıralannda meydana alkış- larla gelen tutuklu yakınlarına müdahale eden polis. döverek 50 kişiyi gözaltına alırken gazeteci- leri de tartakladı. Cezaevi müdürüne dava Öte yandan, tutuklu Mehmet Güneş'i döverek hastanelik et- tikleri gerekçesiyle Sincan F Ti- pi Cezaevi 2. Müdürü Fazlı Çift- çi ve infaz koruma memurlan hakkında, 3 aydan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıl- dı.Sincan Kaymakamı ŞenerSa- nçiftçi, Güneş'in tedavisını en- gellediği ileri sürülen subay ve jandarmalann yargılanmaları için izin vermedi. PoKs, göstericileri döverek, yerlerde sürükleyerekgözaltına aldı. (Fotoğraf: ALPER TURGLT) DSP'de rahatsızlık artıyor Kumcuoğlu: Köylünün yüzüne bakamıyoruz L ANKARA (Cumhariyet Bürosu) - DSP'de rahatsız milletvekillerinin sayısı giderek artarken Başbakan Bülent Eeevit in "Tatüde köyfere gi- din, yapüklanmızı anlaan" istemıne "Köylünün yüzüne bakacak halimiz kalmadı" karşılığı verildi. Aydın Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu. "Programın yükünü köylü çekhor. Bu hal- de nasıl köytere gjde- rinı. köylünün yüzü- ne nasıl bakaran" dedi. Başbakan Eeevit. eşi Rahşan Ecevit'le birlikte evine davet ettiği millervekillerine "Köytere gi- din. Şikâyetkr olabilir. Ama yapdan cıhınıhı işler de var. Bunları anlatm" dedi. Bazı millervekilleri bu sözler üzerine "Hangi yüzte köytere gidece- ğiz" diye sorarken DSP'nin son grup toplantısında söz alan Aydın Miüet- • Başbakan Eeevit'in "Tatilde köyiere gidin" istemine "Programın yükü köylüde. Nasıl yüzlerine bakanz" yanıtı verildi. vekili Ertuğrul Kumcuoğlu, rahat- sızlığını kursüdendile getirdi. Kum- cuoğlu, şu görüşleri dile getirdi: "Gerek programımızda, gerek se- çim bildirgemizde taahhütkrimiz var. DSP, kalkınmayi köyiüden baş- iatacak, Türk köytüsünün makus ta- Hhiyenflecek.dedik.Bizson seçimler- de de büyük ölçüde köyttkrden ay aldık. Yıflardır saga tevec- cüh göstermiş olan Aydın gibi bir ikle bi- rinci parti olduk. Bu köylüye vefa borcu- muz var. 1999'dan bu yana bir yeniden ya- püaoma,Istikrar programı izlryoruz. Bu programın maliyeti köylünün sır- tına y ükleniyor. Buğday fiy atları, şe- ker ve tütün konusunda yaşananlar ortada. Mecliste iktidar partUeri söz- cükri bik, bu konularda rahatsıznk- lannıdikgerirdüen'' Ertuğrul Cünay iddialı konustu Seçimden önce CHP'nin Meclis'te grubu olabilir ANKARA(CumhurçetBürosu)- CHP'nin bu hafta sonu gerçekleşti- rilecek29. Olağan Kurultayı'nda ge- nel başkan adayı olarak yanşacak olan eski CHP genel sekreterlerin- den Ertuğrul Gûnay, Türk soluna ilişkin asıl büyük iddianın CHP ile DSP'yi birleştirmek olduğunu söy- ledi. CHP kurulta- yından genel başkan olarak çıkması duru- munda bunun adım- larını atacağınm altı- nı çizen Günay, "Kazanırsaın, yeni oluşum arayışlan büyük ölçüde bite- cek" dedi. Günay, genel başkan ol- ması durumunda, seçimlerden önce CHP'nin TBMM'de grubu olabile- ceğini söyledi ve "Bunu bir şeytere day^naraksöyiüyorum n diye konus- tu. CHP Genel Başkanı Deniz Bay- kal'ınhalkla problemi olduğunu be- • CHP genel başkan adayı Ertuğrul Günay, en büyük idealini CHP ile DSP'yi tek çatı altında birleştirmek olduğunu söyledi. lirten Günay, "Bu halde, yüzde 2^'e doğru gidiyonız. Korkum budur" görüşünü aktardı. Ertuğrul Günay, dün bir grup ga- zeteci ile kahvaltıh basın toplantı- suıda bir araya geldi ve 4 gün sonra yapılacak CHP kurultayına ilişkin degerlendirmelerde bulundu. 20 Ha- ziran'dan bu yana Anadolu'da çeşitli bölge toplantılanna katılarak delegelerle bir araya gelen Gü- nay'm değerlendir- meleri şöyle: "Yanşı, kişisel Baykal savaşına dö- nüştürmey e nry etim y ok.Genel baş- kan olursam, gidenleri çağıracağım. Akçalı işter ya da yüz lazartan ne- denlerte ihraç editenterin değil, ama sadece yönetimi eleştirdikleri için ih- raç edilenlerin dönmesine sıcak ba- layorum." 'Nazlı elimize düşseydi...' Anayasa Mahkemesi, FP'yle ilgilı kapatma kararını açıklamadan önce FP'de "sine-i millet" önerisi gündeme getirildi, hatta bir grup milletvekili, parti yönetimine istifa dilekçelerini de verdi. TBMM kulislerinde bu girişimin başarılı olup olmayacağı tartışılırken bazı MHP ve ANAP millervekilleri ellerini ovuşturup bekliyordu: "Istifalann kabul edilip edilmemesi bize bağlı, seçime yol açacak bir girişime izin vermeyiz. Ama hesabımızı iyi yapar, lısteye bakar, Nazlı llıcak, Bekir Sobacı ve Mehmet Bekaroğlu gibi isimlere sıra gelince belki ıstıfalannı kabul ediveririz." MHP'lilerin "insan hakları" konusundaki girışimlen nedeniyle "elimize düşsün" diye beklediği Bekaroğlu'nun adı kararda geçmıyordu. MHP'lıler buna hayıflanırken ener|i ıhalelerındeki konuşmalarıyla ANAP'lıları hedef alan Nazlı llıcak'ın milletvekilliği düşürüldü Ama ANAP'hlar yine de hayıflandı: "Nazlı, keşke sine-i millete dönseydi. Elimize düşseydi de, oylanmızla milletvekillığıni düşünjverseydık." DSP'de sürpriz çıkışlar. TBMM'de görev yapan DSP muhabırleri, diğer partilere bakan arkadaşları tarafından gıptayta izlenır. Başbakan Bülent Eeevit, grup toplantılarının başında 5-10 dakika süren konuşmalar yapar, çoğu kez bu konuşma metnini de dağıttırır. Toplantıların basına kapalı bölümünde "haber" çıkması ıse pek alışılmış bir durum değildir... Son birkaç aydır DSP'de alışılmadık gelişmeler yaşanıyor. Grup toplantılarının basına kapalı bölümterinde, bilinen parti ıçi muhalefet temsılcılerinin yanı sıra, bugüne dek pek sesi çıkmamış mılletvekilleri de şaşırtıcı konuşmalarla yönetimi hedef almaya başladı. Grup toplantısının basına kapalı bölümünde söz isteyenlerden konuşma metinlerini önceden isteyen grup yönetimi, son toplantıda faka bastı. Izmir Milletvekili Kemal Vatan'ın. göçmenlerin ya da seçim bölgesinin bazı sorunları dışında bir konuya deginmeyecegi düşünülmüş olmalı ki, kendisinden metin istenmedı. Vatan kürsüye çıktığında ağızlar açık kaldı: "Içine sinmeyen çalışmaya. maddeye, önergeye oy vermemek doğrudur. Doğnı olmayan, yöneticilerimizin ve bazı arkadaştanmızın sitemli tepkileridir." Şaşkın bakışlar arasında konuşmasını sürdüren Vatan. Rahşan Eeevit e de sıtem etti: "Sizin göreviniz Meclis 'te yasama görevidir, hatırlatmalan sonucu genel merkezimize uğrayanlar çok sınıhı durumda. Bunun doğnj olmadığını yöneticılere hatirlattığımızda ise yanıt ilginç oluyor: Herkesin işi çok ve genel merkezimız çok dar, onun için toplanamıyoruz. Halbukı hepimiz biliyoruz kı, istenirse Ankara'da toplanacak salon bulmak mümkündür. Diğer partiler sempozyumlar, semineher yapmakta ve dağıttıklan kitapçıklardan bizler de yaraıianmaya çahşmaktayız. Herhalde böylesi toplantılan istenirse bizler de gerçekleştirebiliriz Sayın Rahşan Eeevit tarafından geçen yıl kuruluş günümüzden itibaren mahallelere kadar başlayacak denen eğitim çaltşmalanndan şu anda hiç bahsedilmemektedır." * Tütünün acısı ve 'intensive' ürün Tütün Yasası'nın görüşmelerı gece saatlertnde tamamlanma aşamasına gelince, genel kuruldakı gergin hava da yumuşadı. Tasarı uzerinde son sözü DSP Amasya Milletvekili Gönül Saray Alphan'a veren TBMM Başkanvekıli Murat Sökmenoğlu öncelıkle, geçen hafta kendısıni "Gönül Yazar" diye anons ettiği için özür dıledi. Saray da buna gönderme yaptı: "Türkiye 'de sanatçı ve sanat adına, bir Zeki Müren olmak, bır Gönül Yazar olmak sanat adına bironurdur, ancak TBMM'de Gönül Saray olmak da benim onurumdur." Saray, ardından, tütün tarlalarını anımsattı: "Tutun tarialarına genelde küçük kızları ve kadınlan göndenrler ve onlar sabahlan tütun kırarlar. Ben, o kadınlar adına konuşuyorum. Koku alm3yı unutmuş, ellerindeki zift nedeniyle tat alma duygusunu yitırmiş kadınlar adına konuşuyoru v Ben o kadınların oylanyla buraya geldim, o kadınlara bir de şu sözü verdım- Sızlerı acı tutünden kurtaracağız, sızlerı daha ıntensıf. daha fazla para kazanabılecğınız urunlere geçıreceğız." Saray'ın seçmene vaadını, başta DYP Genel Başkanı Tansu Çiller olmak üzere çoğu milletvekili kahkahalarla izledi. Ingılızce "intensive (yoğun)" sözcüğüne dayandığı tahmin edilen vaad'n, hangı üründe nasıl bır yoğunlaşmaya karşılık geldıği ise bır soru ışaretı olarak kaldı.. Bir 'veto'nun öyküsü Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, medya patronlanna kamu ihalelerine girme yolunu açan RTÜK Yasası'nı TBMM'ye geri .göndermesi siyasetçiler için sürpriz olmadı. Cumhurbaşkanı'nın iade gerekçesinde, son derece teknik bazı vurgular yapması, örneğin "izlenme oranı" ile "izlenme payı" arasındaki aynma dikkat çekmesi gözlerden kaçmadı. Sezer, belli ki yasayla ilgili "hukuk" danışmanlarınm yanı sıra, "teknık" bilgiler konusunda da işin "uzmanlanna' danışmayı ihmai etmemişti. lade gerekçesinde dikkat çekici bir başka bölüm ise medya patronlanna devlet ihalelerine girme yolunu açan RTÜK Yasası'nın 29. madde değişikliğine ilişkin görüşlerdi. Sezer, bu düzenlemenin nasıl tekelleşme, hatta kartelleşme yolunu açacağına dikkat çekiyordu. Herkesin, RTÜK tasansı ile ilgili Çankaya'nm tavrını beklediği günlerde, vetodan birkaç gün önce, akşam saatlerinde Rekabet Kurumu'nda, "dar kapsamlı ve gayh resmi" bir toplantı yapıldı. Rekabet Kurumu'ndan, Sezer'in de yakından tanıdığı bir üye. yasanın nasıl tekelleşme yolunu açacağını, gerek hukuki gerekse başka ülkelerdeki uygulamalardan örneklerle ortaya koydu. Bir başka kurul üyesinin son incelemelerinrlen sonra geç saatlerde metin, Cumhurbaşkantığt Genel Sekreter Yardımcısı aracıhğıyla Köşk'e iletildi. Sezer, bu metne kendi hukuksal yorumları ve görüşlerini de katarak yasayı son derece ayrıntılı gerekçelerte Meclis'e geri gönderdi... Türey Köse. Ayşe Sayın, Emine Kaplan, Bülent Sanoğlu. ankcum@ttnet.net.tr
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog