Bugünden 1930'a 5,439,641 adet makale



Katalog


«
»

5 HAJZİRAN 2001 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA EKONOMİ / ekonomi(â cumhuriyet.com.tr 13 Devekuşuna yatırankârlı • STVAS(AA)-Emekli ıkraiıiyesiyk Sıvas'a devckuşu çıftliği kuran Mehmet Ali Çelik, krizden doleyı yapacak iş bulunadığım belirterek "Devekuşlannda hiç olmazsa pazar problemi yok Emekli ikramiyemle bırkimlenmi bankalarda faize yatırmak istemedim. Hiç olmazsa devekuşunun eti, yumurtası ve yavrulan dolarla satıhyor, kraden etkılenmiyor" dedi. Hazine'nin zopsınavı • ANKARA(ANKA)- Hazine, bu hafta zorlu bir borçlanma sınavı verecek. Fazilet Partisi'nin kapatılmasının yarattığı siyası gerginlik ve Türk Telekom yönetimine yapılacak atama konusunda henüz bir uzlaşma oluşmaması yann yapılacak 4 ay vadeli bono ihalesini etkikyecek. btsancılbakkal marketekarşı • TRABZON(AA)- Karadenız Teknik Cniversitesı (K.TÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr Ersan Bocutoğlu, ekonominin gelişmesinin küçük esnafa bağlı olduğunu belirterek "Küçük esnafta monopolleşme yoktur, insancıl ilişkiler vardır. Süpermarket. üretken emeğın maıjinalite edilmesini hatta silinmesinı telafi etmek istercesine emek alanı sunar" dedi. ttıraç kayısı ucuza gidiyor • MALATYA(AA)- Malatya'daki kayısı üreticileri ürünlennin düşük fıyatla ihraç edilmesinden şikâyetçi. Kayısı Üreticileri Derneği Başkanı Hanifi Hakverdi, 1998'detonbaşına ortalama 3 bin dolara yapılan kayısı ihracatınm. bu yıl ihracatçı fırmalann mal satma istemi yüzünden 700 dolara düştüğünü söyledi. kadın gîrişimciler • DAKKA(AA)- Bangladeş'te. ilk kadın gırişimciler tıcaret odası dün kuruldu. Bangladeşli kadın girişimci Selima Ahmed tarafından oluşturulan kuruluş, "Bangladeş Kadın Sanayiciler ve Tüccar Odaları" ismini aldı. Laleli bunahmı aUatıyor • İSTANBUL(AA)- Laleli Sanayici ve tşadamlan Derneği Başkanı Ayhan Karahan, Laleli pıyasasının toparlandığuıı ve ihracatmm 4 milyar dolara yaklaştığını söyledi. SSK'denhaciz •ANKARA(AA)- Sosyal SıgortalaT Kurumu (SSK) Başkanhğı, kuruma 10 milyar liranm üzerinde prim borcu bulunan 1154 belediye başkanhğı hakkında 6183 sayılı "Amme Alacaklannın Tahsili Usulü'" hakkvndaki yasa uyannca başlatılan icra takiplen devam ederken bu belediyelerden 333'ününtller Bankası'ndaki paylan, banka mevduatlan, menkul ve gayrimenkul mallan haczedildi. Açık oto pazarlan, tstanbullulann araba alım-satımmda en önemli seçeneği Çağdaşpanayıriar• Satıcılar "pazarlıkpayı"nı göz önüne alarak fiyat belirledikleri için pazar fiyatlan, piyasaya göre yüksek olabiliyor. Ekonomik kriz, oto pazarlannı alışveriş değil de "bakılıp gidilen". "fiyatlar hakkında fikir sahibi olunan" yerler haline getirmiş. ALPERtZBUL "Açıkoto pazarlan" araba alım-satımında îstanbullularvn en önemli seçeneklerinden birini oluştuyor. Hafta sonlan genellikle de pazar günlen, îstanbul'un Merter, Sefaköy. Kartal, Kadıköy gıbi semtlerinde kurulan çağdaş panayırlan gerek alışveriş, gerek fiyat öğrenme, gerekse arabalara olan meraklannı giderme amacıyla binlerce tstanbullu ziyaret ediyor. Pazarın genişliğine göre her hafta 500 ıle 1500 arasında araç sergileniyor. Fiyatlan düşük tutulanlar sadece birkaç dakikada el değiştirirken haftalarca pazarda alıcı bekleyen araçlar da olabiliyor. Satıcılar "pazarhk payı"nı göz önüne alarak fiyat belirledikleri için pazar fiyatlan, piyasaya göre yüksek olabiliyor Ekonomik kriz, oto pazarlannı alışvenş değil de "baküıp gkfflen". "fiyaüar hakkında fikir sahibi olunan" yerler haline getirmiş. Amacından saptı Yağar Otomotıv TAŞnin Genel Müdürü A. Ümit Türkabat, açık oto pazarının bugününü "Eskiden amaç farklıydu insanlar bahçelerinde yetiştirdikleri domatesleri satmak için gelirkrdi. Şimdi ise domates tüccarlan geUyor" dıye anlatıyor. Artık amacından sapmış, kâr getiren bir tıcan Pazarıngözde otoları Açık oto pazarlan, kurulduklan yere göre değişen bir müşteri profiline sahip. Îstanbul'un Avrupa yakasında kurulan pazarlarda daha çok yerli arabalar ilgi görürken Anadolu yakasında ithal otomobillere ilgi daha yoğun. Yerli arabalardan Şahin, Doğan, Kartal, Broadvvay ve Renault 19'un alım- satımında yoğunluk yaşanırken ithallerde en çok ilgıyı Opel Astra, Toyota Corolla ve Hyundai görüyor. Çok satılan yerli araçlann fiyatlan modellerine göre 2.5 milyar lira ile 6.5 milyar lira arasında değişırken yabancı araçlarda fiyat, 4 milyar ile 7.5 milyar lira arasında oynuyor. Tabii açık pazarlann en önemli özelliklerinden biri de pazarlık edebilme olanağı. Bu nedenle pazarlarda fiyatlar çok değişken olabiliyor. Ancak tüm pazarlann ortalaması ahndığmda ortaya 5 milyar lira civannda bir rakam çıkıyor. sektöre dönüşmüş kısacası. Açık oto pazarlannda alım-satım yapanlar. üç gruba aynlabiliyor. Araba kullanmayı yenı öğrenip ikinci el araç alarak acemiliğinı bu araçta atmak isteyenler ılk grubu Stoklar erimeye basladı BURSA (AA) - Bursa'da üretim yapan OYAK Rena- ult ve Fiat-Tofaş'ın, ekono- mik kriz nedeniyle oluşan otomobil stoklannı ihraca- ta ve kampanyah satışlara ağırhk vererek erittiği bil- dirildi. Modeline göre 250 milyon ile 4 miryar lira ara- sında indirim yapılıyor. ÖYAK Renault, 3 yıl va- de olanağı ve kredili ahra- larda 3 milyar lirayı bulan avantaj sağhyor. Fiat-Tofaş da Doblo ve Palio serisi modellerinin ih- racatını artünrken Anahtar TesBm Nakit Kampanyası ile Şahin ve Doğan, model- lerinde 1.8 milyar lira, LPG kuş serisinde de 1.5 - 2.3 milyar liraindirim sağhyor. oluşturuyor. tkinciler, bu piyasada "amatör tüccar" olarak adlandınlan ve alım-satımdan küçük miktarlarda para kazanan bir esnaf kesimi. Son olarak da profesyoneller, yani "galericiler" var. En büyük topluluğu da bunlar oluşturuyor, tşin ilginç yanı, bu üç temel grubun hem satıcı, hem alıcılan kapsaması. Krizie arz arttı,! Yaşanan ekonomik kriz de satışlan oldukça etkilemiş. Pazan ziyaret edenlerin sayısında da gÖzle görülür bir azalma yaşanmış. Buna karşın knz nedeniyle paraya gereksinim duyanlann araçlannı satma yoluna gitmeleri arzı arttırmış. İkinci el araç alırken dikkat Ruhsat sahibinden almak en iyisi Türkabat, ikinci el araç alırken dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıralıyor: •'Öneeükkaracınhuku- td durumu araştınimah. Araba üzerinde haciz var mı, çalıntı nu, vergiborcu bulunuyorn»ı?BO SO- runlann üstesinden gebnenin en sağhklı yolu da arabayı ruhsat sa- hibiodeıı satm almalc" Türkabat, araç ahm-saürru sura- sında gerek galerilerde gerekse pazarlarda "sörieşme" adı altmda taraflarca imzalanan protokolün, sanılanm aksine hukuken hiçbir geçerlılığinın olmadığı konusun- da uyanda bulunuyor. İkinci dik- kat edilmesi gereken konu ise ara- banın fızıkı durumu. Kaporta onemfi Motordan da çok masraf çıkar- dıgı için kaporta konusunda çok dikkatli olmak gerekli. Kaporta- nın iyi durutnda olup olmadığım, arabanın darbe alıp almadığını an- lamanın yolu da araçlara fabrika çıkışında sürülen silikon şeritleri özenle incelemektir. Türkabat "Tamir görmüş ara- ba kaportasım, silikon hemen ete verir. Biraz dikkat, bu sorunu da ortadan kaldınr" diyor. Motorda veya ön takımlarda sorun olup ol- madığım anlamak için de çıkan sesleri iyice dinlemekyeterli. Ge- reksiz takırü ve vunmtular var mı yok mu dikkat edilmeli. Bu in- celemenin, arabadan anlayan biriyle yapılmasında yarar var. Türkabat ikinci el bir araç satın alındığvnda yağ ve benzin ftlt- relerinin, fren balatalannm kont- rol ettirilmesinin hayati önem taşıdığtna dikkat çekiyoT. DÜNYA EKONOMISINE BAKIŞ /ERGIN YILDIZOĞUI LONDRA ^ Bush'un Avrupa Gezîsi, Bir Başka Açıdan... ABD Başkanı Bush'un Avrupa gezı- si sırastnda basının ilgisi, esas olarak ABD ile Avrupa arasındaki uyumsuz- luklar üzerinde yoğunlaştı. Varlığı bir süredir bilinen uyumsuzluk konuları gezi sırasinda bir kez daha gündeme geldiler. Sorunlar çözümlenemeden ve biçım değiştirmeden kaldılar. Halbukı Bush'un gezisı, Avrupa Birliği süreci- nin iç çelişkilerinin daha iyi görülmesi- ne, böylece küresel jeopolrtiğin gerçe- ğe dahayakın bir çözümlemesinin ya- pılmasına yardımcı olacak bir büyüteç de sunuyordu. Küresel Jeopolitik daha da karmaşıklaştyor Soğuk Savaş'ın bıtmesiyle oluşan, tek kutuplu dünyadan çok kutuplu bir dünyaya geçiş süreci içinde olduğu- muza ve bu geçişin de birçok risk ıçer- diğine; geleceğinin de, tarihsel deney- lere bakınca, oldukça tehlikeli geliş- metere açık olduğuna birçok kez de- ğindik. Ancak bu süreci çözümleme- ye çalışırken çoğu kez, küreselleşme paradigmasının da etkisiyle olacak, karmaşıklığı yeterince değerlendire- meyen bir modele ağırlık verdik. Göz- lerimizin önünde şekillenmekte olan dünyayı tanımlama çabalanmızda ge- nellikle üç bloklu bir dünya modeli ağır- lık kazandr. ABD (NAFTA) - Avrupa Bir- liği - Asya (APEC/ASEAN). Ancak, Rusya'nın konumu henüz belli olma- dığından, Asya'da bölgesel hegemon- ya ve güç dengeleri henüz kurulama- dığından, bu üç bloklu model sık sık, üç buçuk bloklu bir modele dönüşmek durumunda kalıyordu. Bu durum üç bloklu modeli sorgula- mamızı gerektiriyordu. Ama hem Av- rupa Birlıği'nin bu kadar "belirgin" bir biçimde, birieşik pazar, ortak para bi- rimi, ortak yasama organlanyla birlik- te şekillenmekte olduğunu "görüyor" olmanın getirdiği güven, hem ABD'nin ileriye dönük stratejik planlarında Av- rupa'yı hep bir blok olarak görme eğı- limi ve nihayet küreselleşmeci para- digmanın ulus devletler düzenınin ge- ride kalmaya başladığına ilişkin tezle- rinin etkıleri bu sorgulamayı gecıktiri- yordu. Ancak Bush'un gezisi, Avru- pa'nın her ne kadar bir blok gibı görün- se de, gerçekte çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ve üç bloklu modele dayanan "gelecek" resimlen- nın sorgulanması gerektiğini gösteri- yordu. Birlik ml dedlniz? Bush, ABD hegemonyasının günde- mindeki sorunlarla Avrupa Birliği'ne çarpınca, biriiğin bir süredir gevşeme eğılımı gösteren kimı cıvataları ciddi bir biçimde sarsıldı. ABD'nin önümüzdekı dönemde he- gemonyasını korumak, Avrupa'yı etkisi altında tutmak için çok gerekli gördüğü Füze Kalkanı Projesi önerisi karşısın- da Avrupa tek bir sesle konuş- mayı becereme- di. Ispanya ve Italya ile, Avru- pa'ya katılmaya hazırlanan Po- lonya, Macaris- tan, Çek Cum- huriyeti gibi ül- keler. Almanya ve Fransa'nın aksine, Bush'un Füze Kalkanı önerisinı destek- leme eğiliminde olduklannı açık- ladılar. Ingiltere de bu konuda ABD'yeyakınbir çizgi izledi. Mu- hafazakâr Is- panyol ve Ital- yan hükümetle- n, Bush'un seragazlan üretiminin sınır- lanmasını amaçlayan Kyoto Anlaşma- sı'nı geçersiz kılmaya yönelik giriştmle- rine de sıcak bakıyoıiardı. Almanya ve Fransa'nın bu iki konu etrafında Bush'a karşı Avrupa'yı bir- leştirme çabası başanlı olamadı. Bu başarısızlığın bir nedeni, belki Avrupa ülkelerinde yönetimde olan muhafa- zakâıiarla sosyal demokratlar arasın- daki bir siyasi çızgi farkıydı ama bir dı- ğer nedeni de, Almanya ve Fransa ara- Bush'un ziyaret, çelişkileri ortaya çıkardı. sında son aylarda Avrupa Birlıği'nin geleceğine ilişkin ortayaçıkmaya baş- layan görüş ayrılıklannın, bir "vizyon" farkının ortak davranma kapasitesini azaltmaya başlaması da olabilirdi. Almanya ve Fransa arasındaki "viz- yon" farkının derinleşmekte olduğuna ilişkin son tşaretler, nisan sonunda Schröder'in parti konferansında, Dı- şişleri Bakanı Fıscher'in de Humbolt Üniversitesi'nde yaptığı konuşmalarda ortaya "Gerçek bir Avrupa federasyo- nu kurulması" projesini atmalanyla su yüzüne çıktı. Bu "vizyon" Avrupa Ko- misyonu, Avrupa Parlamentosu gibi kurumların ulus devletler aleyhi- ne güçlenmesi- ni, giderek Al- man federatif modelinin Avru- pa'da egemen biçim olmasını öngörüyordu. Fransız Başba- kanı Jospin, 28 Mayıs'ta yaptığı bir konuşmada, • bu "v/zyon"a şiddetle karşı çıktı ve kendi yaklaşımını "Av- rupa Ulus Dev- letler Federas- yonu" olarak özetledi. Schrö- der siyası bütün- leşmeye önem verirken Jospin, Avrupa'nın eko- nomik biriik ko- şullarını, ortak vergi sistemi, tek merkezde oluş- turulan üye ülkeler arasında bir eşgü- dümle uygulanan ekonomi politikalan yoluyla geliştirmek ve güçlendirmek eğiliminde. Schröder ise hem ulusal ekonomi politikasından vazgeçmeye niyetli olmadığı için hem de Jospin'in yaklaşımının, esasen Almanya'nın ek- si altında olan Avrupa Merkez Banka- sı'nın "bağımsızlığını" azaltmaya yö- nelik bir manevra olduğunu düşünerek karşı çıkıyor. Dığer taraftan, Avrupa halklan da bir- lik sürecinın daha fazla ilerlemesinden yana görünmüyorlar. Nezaman, Avru- pa Birliği'nin geleceğiyle ilgili bir oyla- mayla kamuoyunun iradesine başvu- rulsa, biıiikten yana ya çok zayıf bir "evet" oyu çıkıyor ya da en son Irlan- daseçmeninin Nice Anlaşması'nı red- detmesinde olduğu gibi güçlü bir "ha- yır". Avrupa'nın genişleme sürecinin, Irlanda'nın "hayır" oyunun etkisiyle da- hada zorlaşmaya başlaması ise genış- Iemeden faydalanacak olan Doğu Av- rupa ülkelerinın, giderek ABD inisiya- tifıne daha fazla önem vermelerini, "Füze Kalkanı" konusunda olduğu gi- bi, ABD'nin politikalannı destekleme- lerini getiriyor. Bu arada antiküresel- leşme dalgasının, Avrupa Birliği süre- cini de hedef almaya başladığı görü- lüyor. Bir de, Avrupa'nın azgelişmiş böl- gelerine ve periferisine yönelik milyar- larca dolarlık Avrupa yardım fonlannın kullanılmasına ilişkin sorunlar ve bun- lann genişleme süreci üzerinde yarat- tığı gerginlikler var. Birliğe girmeye ha- zırlanan Doğu Avrupa ülkelerinın, bü- tünleşme sürecinde ekonomik tahri- battan kaynaklanan bir sosyal çaikan- tıdayaşamalannı önlemek için bu fon- lardan faydalanmalan gerekiyor. Bu ül- keler Almanya'nın etki alanı içindeler. Bu yüzden Almanya, fonlardan bu ül- kelerin daha çok faydalandınlmasın- dan yana. Bun karşılık Ispanya, Porte- kiz, Italya ve Yunanistan gibi, geniş çaplı geri kalmış bölgelere sahip ol- duklan için bu fonların büyük bir kıs- mını kullanan ülkeler, fonlann kuzeye kaydınlmasını engellemeye çalışıyor- lar. Fransa hem bu ülkelerin talepleri- ni destekliyor hem de fonlardan Kuzey Afrika ülkelerinın defaydalandınlması- nı istiyor. Kısacası, Fransa ile Alman- ya arasında Avrupa Birliği fonlannın kullanılmasına ilişkin de bir "vizyon" farkı var. Özetle, Bush'un Avrupa ziyareti, ABD ile Avrupa arasında olduğu kadar Avrupa içindeki çelişkileri de su yüzü- ne çıkardı. Böylece önümüzde kıvrım- lan açılmaya başlayan jeopolitik süre- cin ve ulus devletler arası ilişkilerin gi- derek üç bloklu dünya modelinin dışı- nataşacak biryönde karmaşıklaşmak- ta olduğunu gösterdi. ANKARAPAZARI YAKUP KEPENEK Üreten Yoksullaşıyor Ekonomi dünyası takasla yatıp kalkıyor; ancak ekonominin belkemiği olan sanayi üretimi hiç de olumlu işaret vermiyor. Geçen hafta sanayinin nisan ayı ve yılın ilk dört ayının üretim verileri irdelenmişti. Bu kez, yalnız üretim değil, verimlilik ve ücretlere de değiniliyor. Veriler, özel sanayinin "on ve daha fazla kişı çalı- şan"ve kamu kesımınin "tüm işyeherini" kapsıyor. Önce bir özet tablo: Imalat Sanayiinde 2001 Yılı'nın ilk üç aymda üre- tim, verimlilik ve ücret değışımi (yüzde olarak): Devlet Özel Toplam Üretim 11,5 (-)3,4 (-)0,6 Verimlilik 17,5 (-)0,2 3,1 Ücret 3,8 (-) 5,7 (-) 3,9 Kaynak: DİE, HaberBürtenÇler)!, 15.06.2001. Önce, "üretimin" degişimine bakalım. Imalat sanayiinde bulunan kamu ekonomik işletmelerinin bu yılın ocak-şubat-mart aylanndaki üretimi geçen yılın ilk üç ayına göre, yüzde 11,5 artış göstermiş, buna karşılık özel kesımın üretimi yüzde 3,4 azal- mıştır. Bu ikilinın ağıriıklı ortalaması olarak, ımalat sanayii üretimi, 2001 'in ilk üç ayında (-) 0,6 ora- nında azalmıştır. Üretim verileri bir olguyu çok açık-seçik göz- ler önüne sermektedir. Kamuoyundaki bütün ka- sıtlı karalamalara, özelcilerin akıl almaz saldınla- nna ve yıllardır yerden yere vurulmalanna ve bu- nalım ortamına karşın, devlet sanayii, yüzde 11,5 büyümüş, geçen yılın ilk üç ayına göre çok yük- sek bir üretim artışı gerçekleştirmiştir. Aşın bağnaz KİT düşmanlan da, bu toplumun sa- nayileşmesini ve gelışmesinı isteyenler de, bu so- nucu doğru değeriendirmelidir. "Üretımde çalıştlan saat başına venmlilik" sayı- lan, devlet sanayiinde saat başına verımin, yine ge- çen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,5 oranın- da arttığını açıklıyor. özel kesimde ise saat başına verimlilik yüzde 0,2 oranında bir azalma gösteri- yor. Sonuçta, imalat sanayiinde kişi başına verim- lilik yılın ilk üç ayında geçen yıla göre yüzde 3,1 oranında artmıştırkı, kamu kesiminden kaynak- lanan bu artış bir bunalım dönemı ıçın çok olum- lu sayılmalı, hiç de azımsanmamalıdır. "Üretimde çalışılan saat başına reel ücretler", devlet sektöründe yüzde 3,8 artmış, buna karşılık özel sektörde yüzde 5,7 oranında azalmıştır. Kişi başına ücret, ortalama yüzde 3,9 azalmıştır. Tab- lo, verimlilik-ücret ilişkilerinde, ülkemizdeki genel eğilimi de yansıtıyor. Ekonomi ders kıtapları, öbür koşullar aynı olduğunda, işgücü verimliliğinin artışının büyük ölçüde ücrete yansıyacağını vurgular. Bizde bu kural geleneksel olarak ışlemez; verimlilik-ücret bağı bir türlü kurulmaz. Bu çok önemli bağ, toplu iş sözleşmelerinde esas alınıp kurumlaştınlmaz. Bu nokta bir yana, yılın ilk üç ayının verileri, ka- mu kesiminde yüzde 13,9 olan verimlilik artışı- nın, reel ücretJere yüzde 3,8 olarak ya da yüzde 21,7 düzeyınde yansıdığını gösteriyor. Bu durum, kamu kesiminde ücret artışı isteklerinin, hiç de da- yanaksız olmadığını kanrtlıyor. İlginç olan özel kesimde ücret-verimlilik ilışkisi- dir. özel sanayide verimlilik, yüzde (-) 0,2 azalmış- tır; ancak reel ücret kaybı (-) 5,7'dir ve verimlilik düşüşünün neredeyse 30 katıdır. özel imalat sek- törü, reel ücretleri, verimlilik düşüşlerinden çok daha fazla oranda azaltmayı başarmıştır. Sanayi- nin üretim yapısı ve çalışanlann sendikal güç- süzlüğü, bu ikilinın ilişkilend)rilmesine otanak yaratmıyor. Sonuçta, imalat sanayii çalışanlan, bu yılın ilk üç ayında, geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 3,9 oranında yoksullaşmışlardır Bu ücretdüşüşünün, üretim ve verimlilik ile bir ilgisi yoktur. Bu, çalışanlann durumu; ya işinden olanlar? Sanayi kesiminde aynı aylarda, kayıtlara göre yaklaşık 200 bin kişinin işsîz kaldığı da göz önü- ne almırsa, ekonomik bunalımın sanayi işçileri- ni nasıl vurduğu ortaya çıkar. yakup@metu.edu.tr Oral: Ekonomide mucize olmaz MANİSA(AA)-Ma- liye Bakanı Sümer Oral, Türkiye'nin mali dengelerini sağlıklı bir yapıya kavuşturmak için çahştıklannı belir- terek "Ekonomide mu- cizeyeyer yoktur" dedi. Türkiye'nin küme düş- mediğini, ancak ileri noktalara götürme ça- balanbulunduğunu ifa- de eden Oral, siyasi is- tikrann olmaması du- rumunda ekonomik is- tikrann yakalanamaya- cağını kaydetti. Reel sektörün sıkıntılannı bildiğini de sözlerine ekleyen Oral, bugün şi- kâyet edilen reel sıkın- tılan bildiklerini, eko- nomik sorunlara önü- müzdeki günlerde el atacaklannı, çiftçi ve esnafın meselelerine kaynak bulmak için ça- hştıklannı kaydetti. NergisHolding'e ilanlı destek BURSA (AA)-Ner- gis Holding AŞ ile çalı- şan 212 şirket, bazı ulu- sal ve yerel gazetelere "NergjsHoldingYanm- dayız" başlığıyla ilan verdi. Türkiye'ninve halkm zor günler geçirdiği, enflasyon, işsizlik ve belirsizhğin ülkenin ge- leceğini kararttığı öne sürülen ve 212 şirketin isminin yer aldığı ilan- da, "Çahşan, üreten, is- tihaam alanı yaratarak ekonomimize katkı sağ- layanNergisHolding 1 in, 50 villık teksti) geçmişi ve birikimiylc bu dö- nemde her türtü engeli aşabilecek güce ve po- tansivde sahipbir kuru- luş olduğuna inaruyo- ruz" denildi. Nergis Holding Yö- netim Kurulu Başkanı Şükrü Şankaya ile ha- len Kartal Cezaevi'nde tutuklu bulunan Cavit Çağjar'm oğlu Musta- fa Çağlar'ın da aralann- da bulunduğu 9 holding yöneticisi, "Suçişlemek amacıyla teşekkül oluş- turmak", "Hajıali ihra- cat yapmak" ve "Usul- süz teşvik kredisi" al- mak suçlanndan tutuk- suz olarak yargüanıyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog