Bugünden 1930'a 5,457,753 adet makale



Katalog


«
»

24 HAZİRAN 2001 PAZAR • • • • CUMHURİYET SAYFA HABERLERİN DEVAMI 19 G Ü N C E L CÜNEYTARCAYÜREK • Baştarafı l. Sayfada yoğunlaşacağı anlaşılıyor. içimizdeki değertendirmeler ise "eleştirimsel". Tîmsahın gözyaşlannı dökenlerde var, hukuksal açı- <dan karan olumsuz (rdelemelere taşımaya çaiışanlar da... Yüksek Mahkeme karannı anayasanın 68-69., Si- yasal Partiler Yasası'nın 101 ve 103. maddelerine dayandırdı. Fakat ne hikmetse bugünlere nasıl ve kimlerin di- rayetsiz, öngörüden yoksun siyasal tutumuyla gelin- diğıni, Türkiye'yı hukuksal ve siyasal kargaşa içine atan son dunjmun kimin eseri olduğunu araştıran da yok, tabii yazan da... Sonucun "kimin eseri" olduğunu Başbakan Ece- vit'in karardan hemen sonraki demeciyle açıklama- y a başlamak olanaklı. Dedi ki: "Anayasamızdaki bazı hükümlerin kapat- mayı fazlasıyla kolaylaştıncı nitelikte olması yüzün- den böyle oldu." Şöyle surdürdü: "Anayasa Mahkemesi de tabii yû- rüıiükteki yasalara bakarak karar verir. Önümüzdeki haftalarda yapılacak anayasa deği- şikfiği ile asltnda parti kapatmalan daha zortaşmış o/acaktır." Bu sözleri önceki gün, 22 Haziran 2001 'de söyle- yen Başbakan'ı, 22 Ocak 2001 'de, tam altı ay önce Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin ziya- ret etti ve Ecevit'e: (O sırada gündemden düşmeyen) Anayasa deği- şikliğıyle ilgili çalışmalarda (a)- Siyasi partilere dev- letin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü önemli ölçüde tehlikeye düşürmesine yönelik faa/i- yetlerde bulunma özgürlüğü verilemeyeceğini, (b)- Tehlike durumunda parti kapatılmasının olanaksız hale getirilmesinin rejimi kooımasız bırakacağını, (c)- Anayasa Mahkemesi kararlarında üçte iki, yani en az 8 oy aranmasının yanlışlığını, (d)- Söz konusu (69-a ve SPK'de) degişikliğin görülmekte olan bir davanın devamı sürecinde ele alınmasının sakıncalannı söy- ledi. Fakat ocak ayında hava bambaşka. Yapılması ön- görülen değişiklikler tartışma olmaktan çıktı, Fazi- let'le hükümet (tabii Ecevit) arasında pazarlığa dö- nüştü. Ecevit ve ortaklan, Başkan Bumin'in bıraktığı met- ni inceledikten sonra, ne yaptılar dersiniz? Bugün FP'yi kapatan maddelerle ilgili değışikliği askıya al- dılari Vay bu halka Altı ay sonra FP kapatıldı. Şimdi Başbakan'ın ser- gilediği manzaraya bakalım: Parmağının ucunu oy- natmadan yasa değişikliklerini askıya alarak 6 ay ka- yıtsız kalıyor ve sonra anayasa ve yasalan suçluyor. Pes! Anayasa Mahkemesi rejim açısından sakıncalar sıralarken; değişiklik yapılmasına karşı çıkmıyor. Yüksek Mahkeme degişikliği istememiş olsa bile, muhalefetle (FP) uzlaşan TBMM'de çoğunlukta olan siyasal iktidar için "parti kapatmayı zorlaştırma ola- nağı" 6 ay önce elinde değil miydi? Son olay, Ecevit döneminde derinleşen sistemde- ki çöküşü örnekliyor. Türkiye'ye yüklenmek, hatta üyeliğini geciktirmek için fırsat kollayan Avrupa Birliği'nden, ABD'den, Av- rupa Konseyi ile parlamentosundan gelen ve gele- cek olan ağır eleştinlerin sorumlulan kim? Koalisyon protokolüne adını vazgeçilmez başba- kan diye yazdıran Ecevit'le onun her dediğine aman efendim isabet buyurdunuz diyerek baş sallayan iki ortağı! Oysa bir Başbakan'ın; AB'nin önkoşullannı, Ko- penhag kriterlerini, Katılım Ortaklığı Befgesi'ni bile- rek bugün sırtımıza saplanan eleştirisel oklan daha önceden önlemesi gerekmez miydi? "Zıhınsel ve bedenselzafiyet/erte malûl" insanla- nn yönetimindeki bir ülke büyük olabilir mi? Ancak şu olabilir: Körfez Savaşı'nda ABD'ye verilen ödün- lerden kaynaklanan 3 milyar 300 milyon dolar zara- nnın karşılanmasını isteyen Türkiye'ye, BM Tazminat Komisyonu 1.800 dolar vermeyi uygun görür. Başbakan Ecevit, başka büyük yok! Oyle mi? Vay bu halka... Güleyim mi ağlanacak halimize? Emanetçi arayışı • Baştarafı 1. Sayfada "Yeniden Büyük Türki- ye'* ya da "Büyük Tür- kjye" adlan konuşuldu. Erbakan'ın belirleyece- ği yeni "emanetçi genel başkan" için eski Istanbul tl Başkanı Numan Kur- tuimuş'un adı ön plana çıktı. "Gelenek ve yeniük arasında bir isim" olarak tanımlanan Kurtulmuş, ABD'de eğitim görmesi- nin yanı sıra teşkilattan yetişen bir isim olarak da "Miüi Gorüş" tabanında etkin görünüyor. Kurtul- muş, çekişmelı kongrede yatıştıncı bir rol de üst- lenmişti. Erbakan'ın böy- le bir kararda, Erdoğan'a karşı "Işteyenivegenç bir isinT diyerek tabanda bö- lünmeyı önlemeye çalışa- cağı belırtıliyor. Teoman Rıza Güneri'nın adı ikin- ci planda öne çıkanlarara- sında sayılıyor. Bu durumda, perde ge- risinde ve yönetim organ- lanrda "ak saçulann" ;genen olduğu "genç KÜzti" bir parti görünü- n ü venlecek. Anayasa vlarkemesi karannın 'deıam olmaktan'" değil "odik" gerekçesiyle ve- ilrntsı de Erbakancı kad- oyurahatlattı. Bazı mil- ?r\dcilleri. Erbakan'ın P'Herle gövde gösterisi apn-ası ve partideki ege- ıeniğini açıkça göster- ıesne karşın "devam'' ıçlanasından kurrulma- rkir önemli olduğuna lck.t çektiler. Bu geliş- e m , gelecek dönemde -fcaan'ın daha doğru- uo nüdahaJe etmesine yardımcı olacağı kayde- diliyor. Kapatılan FP'nin Ge- nel Idare Kurulu'nda yer alan isimler, dün Içkale Oteli'nde son bir toplantı yaparak gelecek döneme ilişkin planlan konuştu- lar. Bazı milletvekilleri- nın "sine-i miUet" istem- leri. önde gelen isımlerta- rafindan "Hayır,Mectiste olacağız" denilerek rafa kaldınldı. Dağılmadan önce 102 kişiden oluşan grupta büyük parçayı top- lamak için Erbakan ile Recep Tayyıp Erdoğan arasındaki mücadele kı- zıştı. Bazı milletvekilleri, "İki parti çıkacak, ama önemli olan büyük parça nerede kalacak? Küçiilen grup, MHP karşısmdaki BBP'nin konumuna dü- şebiür" değerlendirmesi- ni yaptt. Erdoğan da çalış- malannı dün Ankara'da sürdürdü. Erdoğan, Çan- kaya'daki bürosunda ye- nilikçi milletvekilleriyle toplantı yaptı. Bazı eski parti yönetici- leri, gelenekçi gruptan kopacak milletvekili sa- yısını en düşük sayıda tut- mak için yogun bir çalış- maya girdi. Bülent Annç ve Abdullah Gül gibi ye- nilikçilerin önde gelen bazı isimlerinin yeni par- tinin başkanhk divanına ahnması yönündeki is- temler Erbakan'a iletildi. Eski FP'li il başkanlan sah günü toplanmak üze- reAnkara'yaçağnldı. Ye- ni parti kurulmadan önce belediye başkanlanyla da bir toplantı yapılacak. Yakınlaşma süreci ilk meyvelerini 'bölgesel işbirliği' alanında veriyor EgeMe tarihî buluşmaAYHANŞtMŞEK KUŞADASI/SlSAM - Dışışle- ri Bakanı İsmail Cem ile Yuna- nistan Dışişleri Bakanı YorgoPa- pandreu. Sisam Adası'nda bir araya gelerek banş ve işbirliği mesajı verdiler. Dışişleri Bakanı Ismail Cem, Ege'nin Kıbns ka- dar çetin bir konu olmadığını be- ürterek u Ege'\e ilişkin konular daha erken ele aünabilir" dedı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yor- go Papandreu da "Soruıdan, ar- ük değişik bir biçimde görüyo- ruz, fark burada. Sorunlannua çığfak atmadan, fanatizme kapü- madan, soğukkanlıJıkla görüyo- ruz. Artan bir güven jaşıyoruz. Yeni bir başlangıç olduğu ger- çek" dedi. Dışişleri Bakanı Cem. dün be- raberindeki işadamlan \ e gaze- tecilerle biriikte "3. Türkiye Ege Kıyılan ve Yunanistan Ege Ada- lan Ekonomik 2yrvesi"ne katıl- mak üzere Kuşadası'ndan tek- neyle giftiği Sisam'da. Papand- reu tarafından sıcak bir şekilde karşılandı. Karşılama heyetinde yer alan Sisam Belediye Başka- nı Philippos, "Bundan sonra Türk uçaklannın scsi ycrine Türk sarkılannı dinlemek istiyo- ruz" sözleri üzerine Cem, "Biz elimizden geleni yapıyoruz, ya- kıniaşma sürecinde bundan son- ra yerel yönetimJere, işadamlan- na ve srvil toplum kuruluşlanna büyük rol düşüyor" dedi. Arke- oloji müzesıni gezen Cem ve Pa- pandreu, Sisam'ın Türkiye'ye en yakın bölgesinde öğle yemeği yediler. Karen Fogg da katıldı Zirveye, AB Komisyonu Tür- kiye Temsilcisi Karen Fogg'un yanı sıra çok sayıda işadamı ve sivil toplum örgütü temsilcisi ka- tıldı. Cem ve Papandreu, yakınlaş- ma sürecine yeni bir ivme kazan- dırmak amacıyla Ege'de bölge- sel işbirliğini geliştirme yollan- m ele aldı. tki b^kan, özellikte kıyı ticaretinin önündeki engel- lerin kaldınlması ve Türk turist- lerin Ege adalannda 2 gün 1 ge- ce vizesiz konaklaması konusu- nu değerlendirdiler. Dışişleri Ba- kanı Cem, iki ülke ilişkilerini de- ğerlendirirken ilk defa bir Türk Dışişleri Bakanı'runtekne ile Yu- nan adalanna gittiğine işaret ede- rek Türk-Yunan ilişkilerine bü- yük bir ciddiyet içinde yaklaştık- lannı ve ilişkılerin düzeyli şekil- de geliştiğini kaydetti. Kıbrıs konusu çok çetin Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu ile kendisinin başlat- öğı iki ülke arasındaki yakınlaş- manın, 2 yılı bulduğunu belirten Cem, "Bu geüşmekıi başan ola- rak değeriendirebiliriz. Çok bü- yük geöşmeler oldu" dedi. Cem. gazetecilerin "Kıbns veEgesoru- nunun ne zaman masaya gelebi- JeceğBBe" ilişkin sorulan üzerine, "Ege sorunu çokzor olmavabilir. Ege, Kıbns kâdar çetin bir konu T o p l a n t ı n ı n sonuç b i l d i r g e s i Toplantının ardmdan yayımlanan sonuç bil- dirgesinde "Dışişleri bakanlannuançahşmala- nmn, sorunlanmızın çözümündeve kahcı dost- hıkiçinçokönemlioiduğununifade edümesl, te- şekkiir edilmesi ve destektenınesi, Ege Deni- zi'nin üstünde savaş uçaklannın değil, marüla- nn sesini duymak istediğûnizin ifade edilmesi, nerikitaraftanönerilmistir''deniîdı. Sonuç bil- türgesinde şu öneriler yer aldı: • Ticaret hacminin 2-3yû içinde 2-3 mil- yar dotara çıkardmastmn hedef alınması. • Tıcarive kültürelUişküerin geliştirilme- si için ön koşul olan vize sorununun çözül- mesi, yat turizntinin desteklettmesi, bir yat festivalinin düzenlenmesi • Ege adalarıyla Türk krytları arasında kı- yı ticaretinin geliştirilmesL • Üniversüeler arasında işbirliğinin arttı- rüması, Türkiye-Yunanistan işbirliğiEnsti- tüsü 'nün açümasu • Türk-Yunan Ortak Basrn Konseyi'nin kurulması • İki bölge halkları arasında ticari ve sos- yal Uişkilerin geliştirilmesi için 2002ydmda bir ticaret fitan düzenlenmesL • Olimpiyatlar konusunda iki ûlkenin iş- biriiğiyapmasL • Ekonomik İşbirliği Anlaşması çerçeve- sinde ortak birtahkim kurulu oluşturulma- SL KOBİ'lerigeliştirmeyeyönelik ortakpro- jeler hazırianması ve bunlarm AB 'yesunul- masL • Türk Ege kıyılan ile Yunanistan Ege adaları ticaret odalarının bir network siste- mi alttnda entegre edilmesi ve ortak web si- teleri oluşturulmasu • Türk dili ve Yunan dilinin kullammının Ege 'nin ikiyakasındayaygınlaşurüması için çalışmalar yapümasu • Orman yangınlartna müdahate için or- tak birim kurulması. • Dünya turizminden dahafazlapay almak için Dûğu Akdeniz'de Yunanistan, Türkiye, Mıstr, fsrailarasında işbirliği yapılması. • Türkiye ve Yunanistan 'da iş ve ortaklık kuracak girişimciler için kredi sağlamak üzere Türk ve Yunan bankaları arasında bir konsorsiyum oluşturulmasu Türk ve Yunan dışişleri bakanlan Sisam'da zeytin ağacı diktiler. (Fotograf: AA) değildir. Bunuhep söyiedim.Kıb- ns konusu daha zorİtı bir konu. Her ikiülke açısındanda-.. Ege'ye ilişkin konular,daha erken ele ab- nabiiir. Fakat Kıbns çetin bir ko- nu" dedi. Ege adalan arasındaki kıyı ticareti ve adalara vize ko- laylığı sağlanması iie ilgili soru- ya Cem, "Meslektaşun Papand- reu, bu vizenin verilmcsi için çok çahşıyor. Kendisi AB\ e götürdü. Pazartesi günü (vann) bu konu- da bir açıklama yapdacak. Bunu bekliyoruz. AB de Schengen an- Jasmasının hukuki sıkıntılan ol- duğunu bildirdi. Papandreu çok uğraşıyor. ama şu anda olacağına dair ümit verici bir gelişme yok" yanıtını verdı. Cem. 2 yıl önce 550-600 milyon dolar olan tica- ret hacminin 1 milyar dolarayak- laştığını ve iki ülke işadamlannın ortak yatınm yaptığını söyledi. Sorunlara yaklasım deglsti Papandreu, yann Luksembo- urg'a gideceğini ve AB kurulla- n ile yapacağı görüşmelerde. Türkiye'den Yunanistan "a tuns- tik amaçla gitmek isteyen Türk vatandaşlannın vızeden muaf tu- tulması konusunu ele alacağını belirttı. Papandreu, "Bukonuda başanlı ounavıdünoruz.Ama so- nuç ne olursa olsun, çahşmalan- nuzı sürdüreceğiz'' dedı. Pa- pandreu, yerel yönetimlenn Trakya'da yeni bir gümrük kapı- sı açılmasını istedıklenni belir- terek bu konuyu değerlendirdik- lerini söyledi. Papandreu. iki ül- ke ilişkilerinin hâlâ bazı sorun- lann gölgesi altında olduğunu belirterek "Bu somnlan, artık değişik bir biçimde görüyoruz, fark burada. Sorunlanmızı çığhk atmadan,fanatizme kapümadan soğukkanhhkla görüyoruz. Ar- tan bir güv en > aşı\oruz. Yeni bir başlangıç olduğu gerçek" dedı. Toplantının sürdüğü sırada, 20-25 kışilik bir grup pankart açarak gösteri yaptı. KKTC'nın devlet televızyonu BRT de dün ilk kez Dışişleri Bakanı Cem'le birhkte Yunanistan'a geldi. Yu- nan yetkılılerin vize vermekte is- teksız da\randığı BRT televız- yonu çalışanlan çekım yaparken logolannın yer aldığı mikrofon- lan kullanamadılar. RADYO GÜNLERİ TRT k l a s i k l e r i y l e Radyo Tiyatrosu'nda bugün Kafka'dan 'Ceza Sömürgesi 1 12:05^19:05 Ralyö ISTANBUL 102.8 ANKARA 104.7 İZMİR 95.7 ARKASI YARfR'da PAZARTESİ, SAU, ÇARŞAMBA Clifford Oders'den Taşra Kızı 1 PERŞEMBE, CUMA Thomas Mann'dan 'Buddenbrooks Ailesi' G U N D E M MUSTAFA BALBAY • Baştarafı 1. Sayfada 1. FP, son grup toplantısını önceki gece karar- dan hemen sonra yaptı. Genel Başkan Recai Ku- tan, Meclis'in çatısı altında arkadaşlannın beklen- tileri doğrultusunda bir konuşma yaptı. Gün maz- lumlan oynama günüydü ama, yola aynen devam edileceğini vurgulamamak da olmazdı. Dileriz FP'liler her şeye karşın Meclis'in çatısı al- tında konuşmaya devam ettiklerini unutmazlar! Temkinli mi, tam kınli mi duracaklarını saptayama- mış görünüyorlar. 2. Dördüncü deneyimi de hüsranla sonuçlanan bu çizginin önümüzdeki süreçte bölünerek yola devam edeceği, genel kabul gören birdurum. Bö- lünmenin getirip götürecekleri ne olur? Farklı görüşler var. Kimine göre bu hareket, kar- puz gibi ortadan ikiye bölündü. Böylesi bölünme- ler beraberinde küçülmeyi getirir. Ancak toplumsal hareketleri matematikle ölç- mek doğru değildir. Bir bakarsınız iki artı iki, biret- miş; bir bakarsınız iki bölü iki, üç etmiş... Bu bağlamda FP'deki bölünmeye bir başka açı- dan bakalım. RP, Meclis'te 40 kişi ile temsil edilir- ken bu çizginin savunduğu bir davaya ilişkin yasa gündeme geldiginde evet oyu verenlerin sayısı 100'ü bulurdu. DYP'den, ANAP'tanhatınsayılırbir grup, RP ile hareket ederdi. Bu şekilde oluşan blo- ka "kutsal ittifak" adı verilirdi. Diyeceğimiz o ki, FP iki parti doğursa da laikliğı kemirecek adımlarda birleşecekterdir. Belki de ya- rışacaklardır. 3. ikiye aynlacak olan FP hareketi toplam olarak biiyür mü küçülür mü? Bu sorunun yanıtı, FP hareketinin tutacağı yol kadar öteki siyasi partilere de bağlı. Demokrasisi rayına oturmuş ülkelerde bir parti, sistemle kavgalı hale gelmisse öteki partiler buna tavır koyar. "Biz bu partinin gidişini savunmuyo- ruz" der. Bizde ise esas olan ilkeler, sistem falan değil, oy avı. Eğer bir hareket, bulduğu söylemler- le oy alma yolunda ise öteki partiler de onu çağ- rıştıracak işler yapıp "ondan bızde de var" mesa- jı veriyorlar. FP'nin kapanmasıyla öteki partiler de hareket- lendı. Hepsi üzülmüşler! Içleri acıyormuş! Çok ya- zık olmuş! Sağdaki partilerin tümü şimdiden, oradan bize düşen olur mu sorusuna yanıt arıyor. Bunu yapa- caklanna, bu partinin sistemle dansına eş olma- salar Türkiye rahatlayacak. Haşim Kılrf 4. Ikincı bölümü kişilere ayıralım. Anayasa Mah- kemesi Başkanvekili Haşim Kılıç, davanın son bölümünde daha çok öne çıktı. Tutulan her mikro- fona açık mı kapalı mı diye bakmaksızın konuştu. Karardan bir gün önce dedi ki: "Bu dava siyasidir, biz hukuk kılıfına uydurma- ya çalışıyoruz." Kılıç'ın düşünceleri, eğilimleri biliniyor. Karardan bir gün önce takındığı bu tavır, mahkemenin say- gınlığı açısından hoş mu? Kı/ıç, davaya hukuksal kılıf arandığını ima eden bu sözleri söylerken son derece bilinçliydi. Sözünün nereye gittiğini biliyor- du. Kılıç'ın soyadını elbette kılıf diye değiştirmek ol- maz ama, kararın renginin belli olmasından sonra attığı bu adım daha çok yorum kaldıracak nitelik- te. 5. Nazlı llıcak'ın mılletvekilliği düştü. Yabancı gazetecılerı gorunce "şarap", Erbakan ı görünce "ya Rab" diyen llıcak, karardan sonra şöyle dedi: "Benim siyasete giriş amacım, birieştiricı olmak, siyasetin taraflanntbe/lizeminlerde uzlaştırmaktı." llıcak bunlan söylerken iki yıl boyunca yapıp et- tikleri gözümün önüne geldi. Yatoplumlaalay edi- yor ya da ne dediğinin ayırdında değil. FP'yi bile kendi içinde ikiye bölen llıcak'ın, dü- şüncelerini militanca savunma gücü ayn konu. An- cak siyasete taşıdığı üslup yapıcı değildi. 6. Anayasa Mahkemesi kararlan herkesi bağlar. Üyelerin oylanna da saygı göstermek gerekir. FP davasında ret oyu kullanan üç üyenin ortak özel- liğinin Özal tarafından seçilmiş olmasını yorumsuz bırakıp okurun bilgisine sunmakla yetinelim. 7. FP'li olmayan pek çok aydın hukukçu, dava- yı irdelerken parti kapatmaya karşı olduğunu söy- ledi. Biz de böyle bir şey istemiyoruz. FP'liler de buna sanlıyor. Batı'da parti kapatma yok, diyor. Herkese soralım: - Batı'da gündemi toplumdan gizli parti var mı? Veliaht var mı? Seçimsiz, tartışmasız liderlik diye bir şey var mı? ankcum@ttnetnet.tr Bankanınparasını dağıtan görevliye tatbikat tstanbul Haber Servisi -Emlak Bankası Koca- mustafapaşa Şubesi'nin kasasındaki yaklaşık 38 milyar lirayı, yoldan ge- çen yurttaşlara dağıtan güvenlik görevlisi Arif Korkut'a (34) dün olay yerinde tatbikat yaptınl- dı. Fatih Ilçe Emniyet Müdürlüğü Araştırma Büro Amirliği'nde gö- zaltında tutulan Korkut, geniş güvenlik önlemleri altında, çalıştığı şubeye götürüldü. 12 yıllık gü- venlik görevlisi olan ve 4 yıldır Emlak Bankası şu- besinde çalışan Korkut, burada yapılan tatbikat- ta. "Elünegeçirdiğunçöp torbasıyla kasanın yanı- na ghtinı. Kasada bulu- nan paralan torba icerisi- ne koyarak dışan çıkıp rasgele dağıtnm. Ne yap- tığımı hatırlamıyorum. Sanki arkadan birileri be- ni boğazüyordu'' dedi. Tatbikatın sonrasında Fa- tih Adliyesi'nden Adli Tıp Şube Müdürlüğü'ne gönderilen Korkut'un ha- fiza ve iradesi ile algıla- ma yeteneğınin yerinde olduğu, ancak olay anını hatırlamadığı anlaşıldı. Ruhsal bir probleminin olabileceği düşüncesiyle bir süre hastanede yatınl- ması gerektiğinin tespiti üzerine Korkut, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıklan Hastanesi'ne götürüldü. Korkut, 3 hafta süreyle hastanede tutulacak. Şile Ahmetli Köyü'nde kooperatif inşaatı devam eden doğa ve deniz manzaralı triplex villa hissemi devretmek istiyorum. Tel: 0535 556 90 59 Bahçeşehir-Boğazköy'de inşaatı devam eden Basın Emekçileri Kooperatifi'nde 95 m 2 'lik daire hissemi devretmek istiyorum. Tel: 0535 941 05 86
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog