Bugünden 1930'a 5,431,709 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 24 HAZİRAN 2001 PAZAR 10 PAZAR YAZELARI Amelie Poulain striptizci Loana'ya karşıKendi aralannda "dküşmeyi" pek sever Fransızlar. "Didişmenin" bireyleri olduğu kadar toplumlan da yıprattığı söylense bile Fransa her ne hikmetse bir biçimde kazançh çıkar. Her "didişmeden" ders almayı (kendileri her seferinde itiraf etmeseler bile) bilmeleri kuşkusuz bir ayncahktır. Çoğu zaman kendi aralannda dahi savaşır gibi kapışırlar. Hatta "sokaktaki adanuT sorarsanız, "kamuoyunun yüzde 50'si hep öteld yüzde 5O'ye karşuur". "Derin Fransa" kendini zaten hep bölünmüş (!) addeder. Iş karara geldi mi "Anglosakson uzlaşmadan" ziyade "Latin saygının" ağırlığı kendini göstenr ve olabildiğince demokratik bir biçimde yüzde 49.9 diğer yüzde 50.l'e boyun eğer(!). Bir sonraki rauntta yeniden hesaplaşıncaya kadar... "Liberal küresdleşmenin" dayanılmaz "hafiffiğT şimdilik her ne kadar "Bağunsız Cumhuriyet" bayrağını gönderde yanya indirememiş olsa da, bir aydır Fransa'yı saran bir "röntgencilik salgmı" üike sakinlennın ezicı çoğunluğunu yanına çekmiş durumda. Hani şu "Kültürde Fransız İstisnasT (kaba özetle Mac Donalds ve Hollyvvood egemenliğine 'Hayır') efsanesi var ya, neredeyse suya düşmek üzere. Niçin mi diyeceksiniz? "Big Brother" sayesinde...! Görmeyi veya duymayı reddetmiş olsanız bile kendinize rağmen bildiğiniz Biri Bizi Gözetliyor'un (BBG) Fransız yorumu "Loft Story" (Ne yaman Fransızca ama değil mi?) 26 Nisan'dan beri TV ekranlanmıza avdet etti. Bir yıl önce tüm özel kanallann aralannda yaptığı bir "centilmenlik anlaşmasT, pazar ekonomisinin dayanılmaz cazibesınde eriyince, yıllardır reklamlannı "her daim yüksden, yûkselen küçük kanal" diye yapan M6 (6. Kanal) Loft Story ile aradan fırlayıp "devlerin arenasına" sıçradı. 5'i kadın, 5'i erkek 10 katılımcıyla, 50 ayn kamera eşliğinde 225 m2'lik bir lüks mekânda, Loft'ta başlayan "Apartman Dairesi Hikâyesi - Loft Story", içinde yaşanan toplumun "prototipi/aynası" olmak iddiasındaki senaryosuz bir hikâyeyi canlandınyor. Program M6'ya ait kablolu bir kanalda 24 üzerinden 23 saat naklen yayımlanıyor. Kanal birkaç günde abone PARIS UĞUR HÜKÜM sayısını 100 bine çıkartmış. Ulusal düzeyde yayın yapan M6'nın ise her akşam 19'daki yanm saatlik görüntülü özetleri ve perşembe günleri 20.45'te başlayan 3 saatlik özel programı Fransa'nın "medya izleyici potansiyeti"nin yüzde 43'ünü kafakola alıverdi. 15-24 yaş grubunun yüzde 94'ünün izlediği ılen sürülen 10 kişilik "kobay kadronun" serüvenleri "Loft sakinlerinin" bırer ikişer elenmeleriyle renkleniyor. Bizzat seyircilerin "Alo" telefon hatlanyla (haftada ortalama 3.4 milyon telefon) eledikleri kobay kahramanlar, izleyiciye güzel ve iyi görünebilmek için her türlü ikiyüzlülüğü, üçkâğıdı yapmak zorundalar. Bu arada tabii ki tek başına dağıtıldığı bakkallarda kendini "ekmek" gibi nimetten gören bir Türkiye gazetesi, Loft Story'yi aklı sıra hem Fransa'yı yermiş olmak için, hem de dünya aktüalitesıni ne denlı apış arasından izledıklerini kanıtlamak için Fransız BBG'sınde "Rezaletin bini bir para. İçld ve sigara \e marihuana gırla. Vakit geçinnek için canı sıküan seks yapıyor. En hoşgöriilü izleyid bfle arnk çileden çıkıyor, kızgın gnıpiar TV' binasının önünde protesto gösterileri yapryor", diye bire bin katarak yazıyor. Ve de dehşet açıklamalannı duşlarda buzlu camlar ardından alınmış çıplak kadın fotoğraflanyla süslüyor(!). Söz konusu kobay kahraman, başımıza yıldız kesilen, sahte sanşın ve seksapeliyle Fransız buhar basınmı da yakından ilgilendiren Loana hakkında geçen hafta "ifşaatlarda" bulunuldu. Loana'nın verilen ilk bilgılerin aksine saf bir kenar mahalle güzeli olmayıp, 3. sınıf birgece kulübü "striptizcisi" olduğu anlaşılnuş. Şimdi Fransa bir kez daha bölünmüş oldu. Bir yanda "Striptizci Loana'nın Fransasr ile röntgencilik mı, karşı tarafta "Amelie Pbulain'in Fransası" ile Polyannacılık mı? Farkındasmız veya değilsıniz, sevgili Cumhuriyet okurlan! Bilin kı Türkiye'nın en ayncalıklı gazete okurlan arasında Göteborg'da gerçek doruk sokaktaydı Avrupa Birliği'nin Göteborg Doruğu'nda polısin sıktığı üç kurşun her şeyi değıştirdi. Kımı yazdı. 1939'danberi polıs ilk kez göstericilere ateş ediyor diye. Öyle ya, bu ülkede son 5 yılda polis kurşunuyla öldürülen 11 zanlı, dünya medyasının kameralan önünde öldürülmemişti, şöyle kenarda köşede, otoparkta, apartman merdivenlerinde filan. Göteborg'da vurulan 19 yaşındaki genç komada. Sayıca çok az kalan polislere kaldınm taşlanyla saldıran ve çoğu uluslararası bela olarak tanımlanan maskeli ve kara giysili gençler, bir polisi yaralayınca. onun üç arkadaşından biri veya ikisi, en saldırgan gence ateş açtı.Önceden ikaz ateşi açmalan gerekirdi ama, bunu o durumda, o anda olan kişilerin düşünmesi belki de güçtü. Gence isabet eden kurşun, hedefini bulmasaydı, arkada olaylan dehşet içinde izleyen bir başkasını kurban edebilirdi. Isveç ve STOCKHOLM GÜRHAN UÇKAN dünya basını, polis şeflerine ve en yakın bakan durumundaki adalet bakamna veryansın etti. Öyle ya. dört ülkenin delegasyonu, bir gece önce Başkan Bush'un güven içinde kaldığı otelde güvenlik nedeniyle kalamıyor ve başka bir otele transfer ediliyordu. AB liderlerinin görkemli yemeği. mönüsü aynı da olsa. ünlü bir restorandan ahnıp doruğun yapıldığı fuar binasına taşınıyordu. Yani, Dönem Başkanı Isveç, "200-300 uluslararası kavgacıya" karşı konuklannı koruyamıyordu. Adalet Bakanı Thomas Bodström, "Polis durumu kontrol altında tutuyor" dediği zaman televizyonlar. taş atarak koşan kitlenin önünde 10-15 atlı polisinnasıl "dıgıdıkdıgıdık" kaçtığını gösteriyordu. *Su sıkan panzeriniz yok mu?" diye soruyor bir yabancı gazeteci. Konuştuğu polis şefinin yanıtı traji- komik: "Var ama 1968'den beri kullanılmadığı için Poüs Müzesi'nde." Üstelık ekliyor da: "İçinde hâlâ 18büı500litresuvar!" Bu işin bir yanı, yani lsveç pohsinin önceden hem kendi yaptığı araştırmalara, hem de gelen uyanlara karşın yeterli bir hazırlık yapmamış olması. (Yabancı gazeteciler olaylar sürerken, Içişleri Bakanı yok denilince, ya Adalet Bakanı, diye ısrar ediyorlardı. Bakanda yürütmeye eikoyma yetkisi yok, denilince daha şaşınyorlardı. Aksi halde bakan. "tepeden inme yönetimle" suçlanabilirdi.) Doruk'ta. biri 15, öteki 25 bin kadar banşçı katılımcı toplayan AB karşıtı iki büyük yürüyüş oldu. Izinli ve polisle aynntılan tartışılan bu yürüyüşlerde verilen mesajlar, maskeli marjinal güruhun attığı taşlar, devirdiği otomobiller ve kırdığı vitrinlerin arkasında kaldı. Üstelik bu olaysız yürüyüşlere katılan gençlerin bir kısmı, o korkunç geceden önce, polis terörüne hedef olmuşlardı. Gereksiz yere ıslak çimenlere yüzükoyun yatınlmışlar, başını kaldıran herkes coplardan paymı almıştı. Her iki yürüyüşte de, "AB'ye hayır", "AB'nin askerileşmesine hayır", "Kahrolsun küreseUik" diye sloganlannı atmışlar. taşkınlara katılmamışlardı. Isveç AB'ye halk oylaması sonucu, evet dedi. Ama sonra yapılan kamuoyu yoklamalannda halkın çoğunluğunun karşı görüşte olduğu gözüküyor. O zaman, şiddet yoluyla devrim yapmayı uman marjinal grubu bır kenara bırakırsak, sayılan 20- 30 bini bulan, sırt çantalı, burnu, kaşı halkalı, üç beş kuruş öğrenci bursuyla bu kente gelen gençlerin arasında neden yetişkinler yoktu? Neden küreselleşme dolanına karşı duyduklan tiksintiyi çocuklanyla birlikte haykırmadılar? Neden bir kez daha. genciyle yaşlısıyla halkın sesini haykırmak gençlere kaldı? Günahıyla, sevabıyla sokaklan, parklan dolduran gençlere?.. Yanlışlanyla, doğrulanyla?.. Yeni Dünya Düzeni, eski sorunlara gebe... Tren nehire uçtu Hindistan'ın Kerala eyaletinde, önceki gün bir yolcu treninin 6 vagonunun raydan çıkması ve vagonlardan 3'ünün nehrc uçması sonucu en az 59 kişi öldü. Kazada 83'ü ağır 250 yolcu da yaralandı. Sulara gömülen vagonlarda kurtarma çakşmalannı sürdûren ekipler, sağ kalan olmadığuıı belirttiler. Trenin 6 vagonu, önceki gece 120 yıllık köprünün çökmesi sonucu raydan çıkmış. 3 vagon da sulara gömülmüştü. (REUTERS) bulunuyorsunuz. Zira sizler Amelie Poulain'in kısa bir portresiyle geçen pazar günü gazetenizin kültür sayfasında tanıştınız. Umanz kısa bir süre sonra Umut Sanat şirketinin Türkiye dağıtımı için satın aldıgı Ameüe Poulain'in Efsanevi Kaderi adlı filmi görürsünüz de, yaşamanın hâlâ çok güzel şeyler ifade edebileceği, dünyanın bir anlamının olduğu inancı doğrultusunda yaptığımız "iflah obnaz iyimserlik" propagandasını ve bu filmin ön reklamını üstlenmek gibi bir densizliği bağışlarsınız. Evet şu sıralar Fransa bir kez daha ikiye bölünmüş durumda. Bir yanda uyanık Hollandalı John de MoU'un dünyada sürümünü yaptığı George OrvveU'ın "Big Brother'ını yaya bıraktıracak, Fransız versıyonu "Striptizci Loanah Loft Story" olan BBG prodüksiyonlan. Öte yanda fare deliğinde veya otomat makinelerinde bulduğu fotoğraf ve nesnelerin ışığında çevresine "onanlmaz bir tutkuyla muthıhık dağıtmaya çalışan genç bir 'Cafe'ci garson laz, Amelie'nin" hikâyesi. "Deücatessen" (Türkiyedeki adıyla Şarküteri) adlı enfes filmin iki yönetmeninden, Jean- Pierre Jeunet'in olağan ötesi bır duyarhhk ve mizahla yansıtmaya çahştığı belki de günümüz dünyasına bir meydan okuma; geçmişte kaldığı sanılan evrensel bazı değerlerin savunusu. Beyazperdede rekora koşan filmi şu ana kadar Fransa'da görenlerin sayısı 5 milyona ulaştı. TV'de bir gecede 15 milyonu toplayanla kuşkusuz karşılaştınlamaz. Hatta, Amelie Poulain'i seyreden gençler arasında belki bır çoğu Loft Story'ı de heyecanla izliyor olabilir. Hatta bir kısmı sinema salonundan çıktıktan sonra heyecanından "Amelie PresidentyAmelie Devlet Başkanı" diye bağıranlar arasında bile yer alabılır, ama telefonla Loft Story'de adam da eleyebilır... Bakalım Fransa bu "didişmeden" de ders almasını bılebılecek mı? Sonuçta bır kez daha Striptizci Loana'm McDonald'lı. Hollywood'lu dünyası mı galebe çalacak, yoksa Amelie Poulain'in "İdeal" insanı bır nebze olsun geleceğe "pembe umutlar" taşıyabilecek mi? Ve şimdi de sıra Cenova ve BrüksePde!Nice'te de benzeri gösteriler yaşanmıştı. AB'nin Isveç'in Göteborg kentinde düzenlenen iki günlük doruk toplantısına da gösteriler ve şiddet olaylan damgasını vurdu. Protestolar 20- 22 Temmuz'da Cenova'da G-8 Doruğu'nu düzenleyecek Italyanlarda panığe yol açtı. Aynı kaygılar nedeniyle 1 Temmuz'da Dönem Başkanhğı'na hazırlanan Belçika'dan dönem başkanlığı sırasında toplantılann yapılacağı Brüksel, Liege ve Gent şehirlerinin polisleri ve Federal Içişleri Bakanlığı kriz masası elemanlan doruk sırasında Göteborg'daydı. Polis Göteborg'da ki eylemlerin Cenove ve Brüksel'de gerçekleştirilecek olan daha şiddetli gösterilere bir tür hazırlık olduğundan şüpheleniyor. Özellikle 14-15 Aralık'ta Brüksel'de gerçekleştirilecek olan doruğun dünyanın dört bir yanından Brüksel'e gelecek küreselleşme karşıtlannın da katılacak olması nedeniyle riskli bir toplantı olduğu düşünülüyor. Şiddet olaylannın toplantının yapılacağı Brüksel'deki Laken Sarayı çevresıyle sınırlı kalması umuluyor. Poüs bir buçuk yıldır üzerinde çahştığı güvenlik planını sonuçlandırmak üzere. Ancak aralıkta tüm Avrupa'nın Belçika'ya taşınmasından korkuluyor. Daha zaman olduğunu düşünen polis, Göteborg'dan dönen meslektaşlannın verdikleri bilgiler ışığında güvenlik planını daha da geliştirmeye başladı. Eylemciler de hazırlık yapıyor. Göteborg'a antrenman yapmaya giden Belçikalı aşın sol gruplardan birinin sözcüsü medyaya "Gent (19 Ekim), Brüksel (24-25 EylüL 6 Kasım. 12 Kasun ve 14-15 Arahk) ve Liege'de (7 Temmuz ve 22-23 Eylül) AB üderferini yanuz bırakmayacaklannT haykınyordu. Başbakan Guy Verhofstadt göstericılen uyararak "Belçika'da poüsin sert müdahale edeceğnû, göstericileri durdurma konusunda deneyimli olduklaruu, bunu da Euro 2000 Avrupa Futbol ŞampiyonasTnda kanıtladıklannı" söyledi. Ancak fanatik holiganlarla "tnternet, cep telefonu vb. modern iletişim araçlaruıdan yararianan ve bilinçli gösteri teknikleri kullanan" ve kamuoyunun sempati duyduğu siyasi amaçlı eylemcileri aynı kefeye koymakla hata yaptığının henüz ayırdında olmayan Başbakan, "Gösteri olabileceğini. BRÜKSEL ERDtNÇ UTKU ancak Göteborg'da yaşanan şiddet eylemlerinin siyasi eylem olarak göz yumulmasııun olanaksız olduğunu" belırttı. Isveç polisinden daha sert müdahale edılebileceğini ise benim aklım henüz almadı. Zaten Göteborg'daki gibi şıddete karşı olduklannı belirten kapitalizm karşıtı bağımsız medya Indymedia'dan medya eylemcişi Han Soete, "Polisin, hakü eylemlerini şiddet olaylan gibi algılanmasını sağlamak amacıyla özellikle şiddcti kışlarttığını" söylüyor. Bır Belçikalı Göteborg eylemcisı Karl Debbaut, "Taşh saldınya geçen ilk tarafin sivil tsveç polisleri olduğunu" belırtıyor. Belçıka ıçın güvenlik sadece Dönem Başkanlığı'yla sınırlı değıl. Kendinden emin Verhofstadt Nice'te yapılan bir önceki AB doruğunda "Tüm AB doruklannın Brüksel'de yapdmasını" önermişti. Gelecek yılın ilk döneminde AB Dönem Başkanı olacak olan Ispanya'daki toplantılardan sonra gelecektekı tüm doruklar Brüksel'de yapılacak. AB doruklannın küreselleşme karşıtlannca keşfedilmesinden sonra Verhofstadt öneriyi yaptığına bin pişman olmuştur. Doruğun güvenliğiyle ilgilenen Almanya ve Fransa işbirliği önerdi. Almanya şiddet kullanması olası göstericilerin Belçika'ya sokulmamasını öneriyor. Brüksel Belediye Başkanı Ffceddy Thielemans kent dışında ve denetimi kolay olması nedeniyle doruğun Heizel'de yapılmasını istedi. George Bush'lu NATO doruğunu kazasız belasız atlatan Belçıka'nın AB doruğunu da yüzünün akıyla gerçekleştirmesi olası. Brüksel'de neredeyse protestosuz gün geçmıyor. Polis göz yaşartıcı bomba ve tazyikli su konusunda uzman. Ateş açan Göteborg polisi gıbı deneyimsiz değil. Ancak olaylı bir doruk sonrası tutuklanacak eylemcileri yargılayacak olan Brüksel Adliyesi kadrolannın sadece yüzde 70'i dolu ve yargılama süreci oldukça karmaşık ve uzun. Brüksel'deki savcı ve yargıçlarda iki dil (Fransızca, Flamanca ve Almanca'dan ikisi) bilme zorunluluğu aranması nedeniyle kadrolar doldurulamıyor. Komisyonun 2. dil sınavlannı basitleştirme önerisini Adalet Bakanı, adaleti hızlandırma önerisiyle birlikte hükümet gündemine aldırmaya çalışacağını söyledi. Belçika yargıyı da eylemcilere karşı caydıncı bir unsur olarak kullanmayı düşünüyor. Şaşırtıcı, gizem dolu ve güzel Mısır... Aynlışımdan bu yana geçen 2.5 yıl içinde Türkiye'dekine oldukça benzer değişimler geçirmiş Mısır. Özelleştirme. Mısır'da da moda. Pahalılık ciddi bir sorun ve Mısır Lirası, ABD Dolan karşısında eriyor. Ancak Kahire kent merkezini Heliopolis ve Nasr City'ye bağlayan üst arterler ile Kahire metrosunu Nil'in altından batı yakasına bağlayan bölüm tamamlanmış. Bunlar pahalı projeler. Bu kadar kısa sürede tamamlanmış olmalan insanı şaşırtıyor. Özelleştirmenin sonuçlan ise her yerde aynı. tçki sektöründe gözlenen, bira ve şaraplann ambalajlannın değiştiği ve fiyatlannın da arttığı. Pahalılık kendini en çok marketlerde belli ediyor. Sanayi ürünlerinde de ciddi fiyat artışlan var. Ancak, temel gıdalarda pek fıyat artışlan olmuyor. Kiralar da öyle. Normal bir apartman dairesi ya da villa katına ayda birkaç dolar kira ödendiğine bile tanık olunabılır. Mısır Lirası 2.5 yıl öncekine göre Dolar karşısında yüzde 15 değer yitirmiş. Mısır'da da bir ekonomik kriz yaşanıyor; birçok fabrika kapanıyor ya da yok pahasına el değiştiriyor. Yabancı yatınmcılann Mısır sanayiinin gözbebeği teşvikli bölgelere yöneldiği belirtiliyor. KAHİRE Darbeyi küçük ve orta ölçekli sanayicilerin yediği, "hükümette kulağı bulunan" büyük yatınmcılann memnun olduklan söyleniyor. Kahıreliler ise günlük politikalara boğulmuş durumdalar. Şimdilerde feminist Naval Al Saadavi'nın başı mahkemelerle dertte. Saada\i, El Midane dergisinde erkeklerin miras haklan ile kadınlann örtünmelerine ilişkin birçok dini kuralı eleştırmiş ve "Müslüman kadınlann başlanm kapatmalanna dair dini bir ^ ^ ^ ^ ^ _ _ ^ ^ _ ^ ^ ^ _ zorunluluk bulunmadığmı" belırtmiştı Bunun üzerine Mısır Müftüsü Şeyh Nasr Ferid Vassd'ın fetvasmı da arkasına alan hükümetin girişimiyle Saadavi aleyhine dava açıldı. 15 ay önce Islami aile hukukunda yapılan köklü değişikliklerden boşanma amacıyla Hıristiyan kadınlann da yararlanmak istemeleri ise bir başka gündem konusu. Bu amaçla açılan davalarda Hıristiyan kadınlar yeni düzenleme ile Müslüman kadınlar için kabul edilen TAHStN USLUOĞLU boşanma kolaylığını (!) kendilerine de tanınmasını istiyorlar. Buna göre, erkeklerin istedikleri zaman evlilik anlaşmasını tek taraflı olarak bozabilme ayncalıklan ekonomik haklanndan feragat etmek koşuluyla kadınlara da tanuııyordu. Bu hakkın elde edilişinin, Müslüman ya da • Hıristiyan, kadınlara neler sağlayacağı bilinmez. ama dinler arası uyuma güzel bir ömek oluşturacağından kuşku yok. Kipti olarak bilinen Hıristiyanlar nüfusun 5'te l'i. Ancak, Mısırlı kimlikleri dinsel kimliklerine oranla daha ağır basıyor. G-l 7, Mısırlılann parlamentodaki Müslüman kardeşler üyesi 17 milletvekili için kullandıklan bir deyim. Bu 17 kışı geçen yılki seçımlerde ıktidardaki Ulusal Demokratik Parti'ye karşı önemli bir sürpnzı gerçekleştirerek seçildiler. Muhalefet yaparak meclisin çahşmasını engellemeye çabalıyorlar. Gazeteler geçenlerde olaylı bir oturumun ardından başkan Fathi Surour'un "Buraya demokrasi yoluyla geldiniz, ama demokrashi tahrip ediyorsunuz. Buna izin verme>eceğim" dediğini yazdı. Devlet Güvenlik Birimi Şefi General Fuad Allam ise bunlann amaçladıklan tslamcı Hizbullah partisinin kuruluşuna izin verildiğı takdirde Kıptilerin de bir Hıristiyan Partisi kurmak isteyebileceklerinı belırterek iki ana dini cemaat arasında güçlükle sağlanmış olan uyumun bir kaosa dönüşebileceği uyansında bulundu. Mısır'a gidecekler, Dahshur piramitlerini mutlaka görmeliler. Dahshur, Giza piramitlerinin 40 km. güneyinde bir köy. Hemen yakınında Memphis kentinin kalıntılan bulunuyor. Dahshur'daki iki piramitten biri olan Kızıl Piramit'in ilk bakışta diğer piramitlerden farkı yok. Ama doğu yönünde biraz açılarak akşam beklendiğinde güneşi arkasına alan dev yapının kızardığı görülebiliyor. Iç düzeni de farklı. Piramitlerin merkezinde firavunun ölüsünü banndıran tek oda varken burada iç içe iki büyük odadan geçılerek, 10 metre yükseklikteki lahit odasına ulaşılıyor. Diğer piramit ise en az tahrip olanlardan biri. Giza'daki Kefren piramidinin yalnızca tepesinde kalan düzgün yüzey kaplaması neredeyse tümüyle duruyor. Şaşmamak elde değil. Ama Mısır her zaman şaşırtıcı, güzel ve gizemli. Mısır'ın anası Kahire de öyle. Tıpkı îstanbul gibi yarattığı tutku ile insanı kendine bağlayan dünya kentlerinden biri.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog