Bugünden 1930'a 5,419,547 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 22 HAZİRAN 2001 CUMA OLAYLAR VE GORUŞLER olay.gorus(o cumhuriyet.com.tr • \ şma Komis- ı anayasa deği- '»* şikjjğl üzerindeki çalış- iriasını kısmen tamam- ,. 'iadığı açıklandı. 1982 V' Anayasası'nın 37. mad- d/si d^ğiştiriliyor. Hatta komisyonun , ba^ı değışiklıkler üzerinde çalışmasını '•sürdürdüğü de basında yeralıyor. Bu ya- zının sınırlan içinde. birkaç nokta üze- rinde durmakta fayda \-ar. tlk belırtilme- si gereken husus. bu değişıkliklerin ge- rekhlik ötesinde zorunluluk olduğudur. Başta temel hak ve özgürlükler ohnak üzere, İnsan Haklan Sözleşmesi (tHAS) ile paralellik kurulması kaçırulmazdı. Bu adımlann atılmış olması sevindiricidir. Yakın incelemede birkaç nokta üzerin- de durmakta yarar vardır: Hukuka aykın yolla delil eide etmeyi yasaklama: Anayasanın 38. maddesine eklenen bır hükümle, hukuka aykın yol- Iarla elde edılen delillerin yargılamada kullanılması ve hükme esas alınması engellenmektedır. Bu hüküm, 1992 de- ğişikliği ile CMUK"nin 254. maddesi- ne konulmuştu. Bu kez anayasa normu hahne getinlmesı alkışlanacak bir adun- dır. Sözü edilen ilke. çağdaş, insan hak- lanna saygılı, sanık güvencesine değer veren ceza yargılamasının temelidir. Belirtmek gerekir ki Batı ülkelerinin CMUK'lerinde olamayan bu hükmü Türkiye 1992 reformu ile yasaya ve ha- yata geçirerek önemli bir adım atmıştı. Bu kez bu ilkeyı anayasal temele orur- Anayasa Değişikliği Üzerine tarak, birkaç adım daha öne geçmekte- dir. Bu ilkenin bir başka önemi şurada- dır: İnsan onuruna ve hukuka saygılı devlete yakışmayan ceza yargılaması düzenlerinde, bir eylemle ilgili ceza so- ruşturması yürütülürken, failden yola çık- mak ve delile ulaşmak. sonra bu delil- lerle yargılama yapmak ve hüküm ver- mek söz konusudur. Bunun en kısa ve öz anlatımı, falakadır, işkencedir. Çağ- daş yaklaşım ise deülden işe başlamak, faile ulaşmaktır. Bu yol insana insan olarak değer vermek anlamını taşır. Bu kişi sanık olsa bile. Bir başka anlatım- la, bu yöntem, hukuka aykın yol ve yön- temlerle delil elde etmek ve bunu yar- gılamada kullanmayı yasaklamaktır. Üstaramanmyazıylamüınkünolma- a: Anayasanın 20. maddesi değiştirili- yor. Böylece üst arama, özel kâgıtlan ara- ma, konutta arama, olması gereken bi- çimde. öncelikle yargıç karan ile ola- bilecektir. Gecikmesinde sakıncabulu- nan durumlarda, yetkili merciin yazılı emri ile arama yapılabilecektir. Yetkili merci demek, savcı demek ya da onun emrinde çalışan kolluk demek. Bu değişiklik de özgürlükçü bir yak- laşımdır. Yargıçönüneçıkarnıasüreleri:Busü- Prof. Dr. Erdener YURTCAN relerkısaltılıyor. Bugün için anayasadan başlayarak yasalanmızda -aşamalı da ol- sa- 15 güne varan gözaltı süreJeri var. Bu kadar uzun sürelerin tHAS'a uygun olmadıklan kesin. Bu nedenle bu süre- lerde paralellik kurmak zorunludur. Ülkemizde yargıç önüne çıkarma sü- releri yönünden söz konusu olan genel yaklaşım doğru değildir. Yargıç önüne çıkarma süreleri, asla bır olayın hazır- lık soruşturmasını tamamlama sürele- ri değildir. Bu nedenle, kısa sürelerde soruşturma yapılamıyor eleştirilerinde haklılık yoktur. Dokunulmazlık sorunu: Anayasanın 83. maddesi yeniden yazüıyor. Buna göre. dokunulmazlık fezlekeleri TBMM'ye geldiğinden başlayarak en geç 3 ay içinde sonuçlandınlacaktır. Bu- nun amacı, soruşturmayı hızlandırmak- tır. Dokunulmazlık kapsamı dışına çıka- nlması beklenen bazı ağır suçlarla yüz kızartıcı suçlar üzerinde Uzlaşma Ko- misyonu'nda görüş birliğinin sağlana- maması, hâlâ eski "bugün bana yaruı sana" zihnıyetinin terk edilmediğini göstermektedir. Öte yandan bu konuda CMUK - ana- yasa paralellığı lcurulmalıdır. Kısaca konu şudur: CMUK 1992'de ikili bir sistem kabul etmiştir. Bu. ifade verme ve sorgudur. Ifade, kolluk (polis ve jan- darma) ve savcı önündeki anlatımdır. Sorguyu ise yargıç yapar. Anayasanın 83. maddesinde, milletvekillerinin bir suç isnadı ile sorguya çekilmesi önlen- miştir. Bu ilke korunmah, milletvekili- nin ifadesi alrnabilmeüdir. Bu yöntem, olayın sıcaklığında bazı tespitlere ulaş- mayı kolaylaşnnr. AyncaTBMM'nin do- kunulmazlığı kaldırması/kaldırmama- sı konusuna da ışık tutar. Milletvekille- rinin Yargıtay'da yargılanması sisteme aykın değildir. Ceza yargılamasında bu- na kişiler yönünden yetki kuralı denı- lir. Bu ilke, toplumda bazı önemli mev- kilerde bulunan ve bazı sıfatlar taşıyan kişilerin genel yetkili mahkemelerden daha üst mahkemelerde yargılanmala- n anlamını taşır. Amacı, bu kişilerin ka- yınlmasırun önüne geçmektir. Yargı or- ganlannın seviyesi yukan çekilerek bu- nun önüne geçilmek istenir. Sisteme uygundur. Yargıç bağımsıdığı: Komisyonun bu konuda halen çalış- tığı basında yer almaktadır. Bu iyi bir firsattır. Anayasanın 159. maddesi ye- niden yazılmalıdır. Mevcut sistem kök- ten değiştinlmelidir. Ilkin Hâkımler ve Savcılar Yüksek Kurulu yerine, iki ay- n kurul oluştunümalıdır. Biri Hâkim- ler Yüksek Kurulu, diğeri Savcılar Yük- sek Kurulu. Bunun anlamı, yargı işi ile iddia işinin farklılığını belirtmek için- dir. Yargıç uyuşmazlık çözer, kimseden emır almaz, bağımsız olur. Savcı yürüt- menin ajanıdır, savcı bağunsız olmaz, fakat güvenceli olur. Bu nedenle bu iki hizmet aynı kurulun çatısı altrnda bir- leşmez. Bu sisteme aykın olur. Yargıç bağımsızlığını sağlamak için, Hâkimler Yüksek Kurulu'nu 1961 Ana- yasası sistemine oturtmak gerekir. Yar- gıcın göreve atanması, yer değiştirme- sı. denetlenmesi, ödüllendirilmesi, ce- zalandınlması, yargıçlann oluşturduğu kurul tarafindan yapılmalıdır. Denetle- menin Adalet Bakanlığı müfettişleri ta- rafindan yapüması mutlakaterk edilme- lidir. 1961 Anayasası'nın öngördüğü sisteme yapılan eleştiriler aşılabilir. Bu kurulda Adalet Bakanı ve müsteşannın yeri ohnamak gerekir. Savcılar Yüksek Kurulu'nda Adalet Bakanı bulunabilir. Bunda sisteme zarar veren bir yön yok- tur. Savcılann işi yargılamada iddiadır, ama devlet çarkı içinde yürütmedir. Bu nedenle savcılar bağımsız olamaz, fa- kat güvenceli olur. Bu güvenceleri de Savcılar Yüksek Kurulu sağlar. Bakan dışında, seçilmiş savcılardan oluşan ku- rul, hizmetı atamadan başlayarak -ge- rektiğinde- meslekten çıkarmaya kadar en iyi biçimde görecektir. A vukatlık Kanunu'nun de- ğıştirilmesi için yıllardır süren çalışmalar, ancak bazı maddelerinın değiş- tinlmesiyle sonuçlandı. Bu yazımızda yasanın 1. ve 22. madde- leriyle konulan hükümler hakkındaki düşüncemizi iletmekle yetıneceğız. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun değişiklikten önceki birincı maddesine göre: Avukathk kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukat. görevini yerine getirmede bağımsızdır. Bırınci madde- nın avukatm, görevini yerine getirmede bağımsız olduğunu vurgulayan ikinci fikrası; 4667 sayılı yasayla degiştirilmiş ve şöyle denilmiştır: "Avukat, yargının kurucu unsurianndan olan bağımsız savuninayı serbestçe temsil eder." (2.5.200 l'tarih ve4667 sayılı Yasa m. 1, RG. 10.5.2001, Sayı: 24398) Savunma; (avukat değıl) yargının bir unsurudur. Kabul. Peki, "Kurucu un- sur" vurgusunun anlamı nedir? Ya, "Ba- ğımsız savunma^" ne demek? Savun- ma yavardıryadayoktur. Vaflığjy^dja. yokluğu anayasal bir konudur. Ve"_ser- Savunma ve Avukat... bestçe temsiL." etmek neyin nesi? Yıllardır süren çalışmalann sonunda "Avukat_ yargının kurucu unsurlann- dan olan». bağımsız savunmayu. ser- bestçe temsil eder™" hükmünün hukuk- sal mantığı, hikmeti nedir? SaMinma hakkının düzenlendiğî yasa, anayasadır; Avukatlık Kanunu değildir. Avukatlık Kanunu; iddia ve savunma, anayasal hakkının yasal kullanıcısı olan avuka- tın ve avukatlık mesleginin yasasıdır. Sa- vunma, anayasal bir haktır. "Herkes, mesru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı «•va davaholarakiddiave savunma hak- kına sahiptir." (Anayasa m.36). Demokratik hukuk devletinde bu hak- kın eylemsel olarak kullanılabilir ol- ması, zorunlu ve yeter koşuldur. Avu- kat; bu anayasal "iddia vesavunma hak- knunkuManılma kosuhT kabul ed^teBeZj j Sâvunmanın; unsur, hele kıirucu un- Av.HuIusiMETİN sur olarak vurgulanmasınm aynca hu- kuksal hıçbir önemı yoktur. Avukat, kullanılma yetkisi verildiğinde, mesle- ğin "görev" yönüyle, iddia ve savunma- ya ılışkin "hakkın" savunucusudur. Hakkı savunan avukat; görevini yenne getirirken bağımsızdır. Yargılamada ba- ğımsızdır. lş sahibi-vekil eden ilışki- sınde bağımsızdır (bağımsız olmalı, ba- ğunsızlığı yasasıyla sağlanmalıdır). Ba- ğımsız savunma ile kastedilmek ıstenı- len; "yürûtme erkiyle Ugffi" sorunlar ise, bu sorunlann ele alınıp düzenlene- ceği yasa, anayasa olmak gerekir. u _.bağımsız savunmavı... serbestçe temsil" etmek!.. Bağımsız (serbest-öz- gür). Serbest (bağımsız-özgür). Özgür savunmayı... Özgürce... Temsil!... Laf kalabalığı. Temsil, aslıyla sınırlıdır. Avu- kat olmasa da yargılama yapılabilir. An- ^ fefÇ//.tolı, mahk^me, yargıç, savcı... olmasa da avukat vardır. Dava- cı, davah, mabkeme, yargıç, savcı... ya- ni "hak" için avukat vardır. O haîde avukatın varhğını ve işlevini "».tenısil etmekle" sımrlamış olmak; "savunma sanat ve görevini" daraltmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen (m.272) esas sermaye miktannın beş katı veya daha fazla esas sermayesi bu- lunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı koopera- tiflerine sözleşmeli bir avukat bulundur- mak zorunluluğu getirilmış olması, ön- celikle yasa yapma tekniğine aykındır. Böyle bir hüküm koymaya gerek var ıdi ise bile, bu hükmün yeri Avukatlık Kanunu değil, Türk Ticaret Kanunu (TTK) olmak gerekirdı. Kaldı ki, değil Avukatlık Kanunu'nda, Ticaret Kanunu'na dahi böyle bir hü- küm konulmasına, iş dünyasından ön- ce, avukatlann itiraz etmesi beklenirdi. Anayasanın (m.36) ve Avukatlık Ka- nunu'nun "Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasuıa ait e\ rakı düzen- le\ebilir, davasını bizzat açabilir ve işini taikipedebUir" (Av. K.m. 35) hükümle- ri karşısında 4667 sayılı yasanın 22. maddesıyle, Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesinin üçüncü fıkrasuıa yapılan eklemeyle, özellikleri yasada belirtilen anorum şırketlere ve yapı kooperatifle- rine sözleşmeli bir avukat bulundur- mak zorunluluğunun getirilmiş olma- sı; yasal açıdan anayasaya, etik açısın- dan ise avukatın gerçekleştirilmek iste- nen "bağmısızağına" aykındır. Yasakoyucunun "ıyiniyetfi" amacı, belirtilen şirket ve kooperatiflerde hu- kuka ve yasalara uygun düzenlemele- rin ve eylemlerin gerçekleşmesini sağ- lamak olsa bile, bu gerekçe ve mantık avukatın bağımsızhğı ile bağdaştmla- maz. Uygulamada, kendi özgür irade- lenyle "sözleşmeli" olarak çalışmakta olan avukatlann yaşadıklan sorunlar bilinmekte iken böyle bir düzenleme yapılmış olmasını, "bağımstzhk özJem vesavmdaJd" avukatlık mesleğiyle bağ- daştırmak olahaksızdir/ "' " ""-' PENCERE Papatya Falında Yazı Tura Oyunu... Cümle âlem günlerden beri Fazilet Partisi için pa- patya falı açıyor: - Kapatılacak.. - Kapatılmayacak.. - Kapatılacak.. Yanm yüzyılı aşkın çok partili rejimde nice sol par- tinin kapısına "komünısttir" diye kilit vurulmuş bu ülkede, şeriatçılık masallardakı canavarlargibi hort- layınca, ne yapacağımızı şaşırdık. Seçim sandığını demokrasinin sandukasına dö- nüştürerek basında nafile namazı kılanlar ise şim- di telaş içinde çırpınıyorlar; lafazanlığın bını bır pa- ra: - Kapatmayın siyasal istikrar bozulur.. - Borsa şallak mallak olur.. - Ekonomik dengeler etkilenir. - Demokrasiye ters düşer.. - IMF bu işe bozulur.. - Amerika ne der?.. Hukuk mu, guguk mu?.. yazı mı gelecek tura mı, yoksa para dikine mi duracak?., • Demokrasılerde dinci minci, şeriatçı meriatçı partilere yer var mı?.. Avrupa'da siyasal demokrası kılıse şeriatına kar- şı savaşımla kurulmadı mı?.. Bir buçuk milyar nüfuslu Islam dünyasında, eğer demokrasinin D'si Türkiye Cumhuriyeti'nde uç ve- riyorsa, bunu "aydınlanma devrimı"ne ve anaya- samızdaki "laiklik ilkesi"ne borçlu değil miyiz?.. Türkiye'de ibadet özgürlüğü yok mu?.. Fazilet'in derdi ne?.. Yüce Islam'ı iktidar hırsı için kullanmak Müslü- manayakışır mı?.. • Tecrübeyle sabittir ki bir parti kapatıldı mı, kolay kolay iflah olamaz. Soldaki partiler kapatıla kapatıla perişan edildi- ler; 12 Eylül merkez sağ ve merkez soldaki siya- sal partileri kapattı; her iki kesim iki şak oldu; Re- fah Partisi'nin kapısına kilıt vurulunca, Erbakan ipin ucunu elinden kaçırdı. Fazilet kapatılırsa ne olur?.. Dinci kesim bir kez daha parçalanır, yeni türe- yen lidercikler birbirine girer... Ya sözde siyasal istikrar?.. Dışardaki ve içerdeki ağıriıklı güçlerTürkiye'yi Der- viş'in adıyla vurgulanan IMF programına kilitledi- ler; yulan ele verdik; patronun istediği kanunlann çoğu çıkanldı; tezgâh yürüyor... Fazilet'in kapatılması bu gidişatı bozabilecek bir sonuç yaratabilir mi?.. Erbabı bu işleri daha iyi bilir!.. ŞimdilikTürkiye'yi seçeneksizliğe mahkûm eden- lerin elindeherşey... Amayann neolur?.. İyi olur, iyi olur... »••>!'« Aşın ekonomik kredi kartı... Maximum Card. Hem kredi kartı, hem taksitli alışveriş kartı, hem de ödüllü alışveriş kartı. Mükemmel bir buluş. Başvuru formları üye kuruluşlar ve İş Bankası şubelerinde.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog