Bugünden 1930'a 5,419,315 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

22 HAZİRAN 2001 CUMA CUMHURİYET SAYFA KULTUR kultur(g cumhuriyet.com.tr 15 Ünlü Geoıge Onvell klasiğinden perdeye uyarlanan "Hayvan Çiftliği", romara kadar çarpıcı olamıyor Birkaç yıl önce sevimU ; 'Babe" filmhleçıkjş yapan Ingiliz yönetmen John Stephenson'un "Hayvan ÇiftfiğTnde tümhayvanlar dijital efektler sayesinde kırk yılbk ovuncu gibirol kesiyoriar. Bütün hayvanlar biHeşhı! Animal Farm / Yönetmen: John Stephenson / Senaryo: AJan Janes, Martyn Burke / Kamera: Mike Brewster/ Müzik: Richard Harvey / Dijital görsel efektler, animasyon: Jim Henson, Cinesite / Oyuncular: Pete Postlethvvaite, Alan Stanford / Ingiltere 1999 (özen Film) George OnveU'in, sosyalist sistemi hicvettiği, yanm yüzyıl- dır klasiklere kanşmış ünlü ro- manı "Hayvan Çiftiiği''nde, öz- gürlük ve eşıtlik amacıyla, insan sömürüsüne başkaldınp devrim yaparak yaşadiklan çiftliği ele geçiren at, domuz, köpek, koyun, keçi. vb. gibi hayvanlann müca- delesi \e kendi aralanndaki çe- kışmeler anlatılır. bilindigi gibi. 1999'da, lrlanda'da, kukla ustası Jim Henson un yarattığı hayvan karakterleri ve dijital görsel e- fekt-animasyon becerisiyle, John Stephenson'un yönetmen- liğinde. televizyona çekilmiş "Hayvan Çiftliği", Onvell'in Sta- lin düzeninı yeren ünlü romanın- dan yapılan bir uyarlama. Ne ya- zık ki beklentileri boşa çıkaran, kaba saba bir uyarlama olmuş. Filmde komşusu Pilkington'a (Alan Stanford) borçlanmış, ça- resiz, ayyaş çiftçi Jones'un (Pe- te Posdethvvaite, komşu kansıy- la kaçamak yapan bir rolde yıne epeyce çalışıp çabalamış) sahibi olduğu çiftlikte, ayaklanmayı başlatan, yaşlı, bilge domuz Ko- ca Reis'in ölümünden sonra kı- sa zamanda iktidann tadını alan akıllı domuz Napolyon'un ön- derliğinde, yeni bir düzen kuru- luyor ve giderek 'bazılannın di- ğerierinden daha eşh olduğu', ın- sanlannkinden farksız, yozlaş- mış, acımasız birbaskı rejimi or- taya çıkıyor. Rakibi gördüğü, genç domuz Kartopu'nun ayağı- nı kaydıran, viski bağımlısı Na- polyon, komşu çiftçi Pilking- ton'la işbirliğine girişiyor. Vs, vs.. Keskin inişlerle çıkışlarla do- lu, 47 yıllık, hıziı bir yaşam sü- ren, maceraperest yazar George Onvell, 1940'lann başlannda B- BC ıstihbarat servisinde çalıştı- ğı dönemde toplumcu düşünce- lerinden çark edip nerdeyse uzun yıllaröncesinden geleceğı gören bir yaklaşımla, yergi türünde yazdığı, nihilist, ütopik ve sem- bolik öğeler taşıyan "Animal Farm-HayvanlarÇiftliği'' (1945) ve "1984" (1949) gibi eleştirel romanlannda, SSCBde uygula- nan sosyalızmin bireyi-kitleyi köleleştiren, yozlaşmış bir yöne- tim biçimı olduğunu vurgular, bilindigi gibi. Gitgide keyfı, bas- kıcı bir yönetime kayan, sümük- lü, bakması güç isteyen, iğrenç bir şekilde karşımıza getirilen domuz Napolyon'un Stalin'in eleştirisi bir karakter olduğu apa- çık, votkanın yerini viskinin al- dığı. Tek bayuüu, karikatür dü- zeyinde işlenmiş karakterleri, Ian Holm, Paul Scofield, Pete Postlethwaıte, Julia Ormond, Pe- ter Ustinov, Kelsev Grammer, Patrick Stewart gıbı ünlü oyun- culann seslendirdiği filmde, Or- \Aell'in keskin yergısi, kasvetli, şamatacı ve grotesk 'birperima- safa'na dönüşüyor Daha çok ye- tişkinlere yönelik bir masal. Şirin bir domuzcuğun serü- venlerinı aktaran, birkaç yıl ön- cesinin sevımli "Babe" filmiyle anımsadığımız yönetmen John Stephenson, bu kez televizyon için kotanlmış, vasat bir uyarla- ma imzalamakJa yetinmek duru- munda kalmış. Yine de örneğin Steven Seagal aksiyonu "Exit VVounds-Kurşun" gibi bir Ame- rikan filmine rahatlıkla tercih edilebilir "Hayvan ÇiftüğL" - • • * - İZLEYİCİ CÖZÜYLE ERDAL ATABEK Tadı hoş bir Paella... Ispanya iç savaşta. Solcu Cumhu- riyetçiler'le faşist Franko yandaşla- n çarpışıyor. Madrid, faşistlerin elin- de, Barcelona Cumhuriyetçiler'in. Bugünkü Real Madrid ile Barcelo- na fiıtbol takımlan arasındaki çekiş- mede bile o yıllann izleri vardu-. Fa- şist Franko yönetimi ile Hitler Al- manyası arasmda ortak bir film yap- ma projesi geliştirilir. Amaç, sanat alanuıdaki işbirliği yoluyla propa- ganda yapmaktır. Projenin sahibi de in. Reich'ın propaganda Bakanı Göbbels'tir. Madrid stüdyolannda çalışan bir Ispanyol sinema grubu filmi çekmek üzere Berlin'e gelir. Buradaki UFO stüdyolannda çekim yapılacaktn-. Ama Göbbels'in ilk işi, filînin çekimi değil, güzel Ispanyol oyuncusu Macarena'yı kendi yakın çekim planına almak olur. Macare- na (Pendope Cruz) Berlin'e gelmiş- tirama aklı Ispanya'da hapse atılmış olan babasmdadır. Aslında o bir Cumhuriyetçi'nin kızıdır. Ispanyol sinema grubunun öteki üyeleri fa- şizme yandaş görünseler de ashnda oradaki kanşıklıktan kaçmışlar, Al- manya'da bir film çekimi süresince savaşın dışında kalmayı amaçlamış- lardır. Ama düşündükleri gibi olmaz. Savaş Almanya'da da Yahudilere karşı yapılan zulümle yaşanmakta- dır. AÎmanlann sert, katı, zalımce tu- tumlan hepsini irkiltir. Bu arada Göbbels'in Macarena'ya 'kendi evinde kalması' önerisi. bu konuda- ki kararlı ısran ortalığı kanştınr. Çünkü Ispanyol yönetmen Blas, Ma- carena'nın âşığıdır ama Ispanya'da- ki eşı ve çocuklan nedeniyle açıkça sahip çıkamamaktadır. Ispanyol eki- bi de kendi içinde kıskançhklan, re- kabetleri, erkek-kadın ılişkileri ile bir sanat grubunun duygusal iniş çı- kışlannı yaşamaktadır. Alman erkek başrol oyuncusunun eşcinsel oldu- ğunun anlaşılması, Ispanyol erkek başrol oyuncusuna kur yapması da soğuk duş etkisi yapar. Ispanyol eki- binin erkek ve kadınlannı Alman saldınsmdan koruma çabalan da ya- şanan savaşın başka bir yönünü oluş- turur. Film. komedi ağırlığı taşısa da yer yer dramatik sahnelerle duygu- sal öğeler öne çıkmaktadır. Faşistle- rin iç yüzünün (saldırganlık, kadına utanmazca düşkünlük. eşcinsellik, bütün bunlara göz yumucu karakter- sızlık gibi) ortaya konmasına aşın önem verilen bu anti-faşist film yer yer inandıncıhğını yitirse de asd me- sajını izleyiciye iletmektedir. Casab- lanca'dan aktanldığını düşündürten finali de ilgi çekmektedir. Sinema-Tarilı buluşmasında 'En 1yi FflmÖdülü'nü alan film, ortalar- da gezinen düzeyine karşın seyri zevkli bir yapım. Yönetmen Fernan- doTrueba'nmyönetiminde 1998 yı- Imda Ispanya yapunı 'Rüyalann Kı- a\ tadı hoş bir 'Ispanyol PaellasL' HoHywood'a transfer olan Pendope Cruz "Rüyalann Kızı"ııın lokomotifî. HoUyvvood'daki efsanevi Fonda klanının en genç o>uncu üyesi Bridget Fonda'nın da arük eskisi kadartaze olmadığı göze çarpıyor, "Milo'nun Doğumu"nda. Artık doğmak istiyorDoğurmaya hazırlanan, kafası çok kanşmış, sorunlu, hamile bir genç kadın Elizabeth (Bridget Fon- da). Bir dediğini ikiletmeyen, se- vecen bir kocası (Campbell Scott), sık sıktelefonlaştığı bırannesı var, ama babadan yana dertli. Birinci sınıf bir serseri olan ba- basınca vaktiyle terk edilip baba sevgisinden yoksun bir çocukJuk geçirmiş, ona hem analık hem ba- balık yapan annesi tarafmdan bü- yütülmüş ve iyi bir anne olacağın- dan. anneliği layıkıyla kıvıracağın- dan da kuşkulu. Öte yandan iskambil falı açma- da usta, büyümüş de küçülmüş ha- valı küçük Milo (Anton Yelchin) yukarda, cennette doğmayı bekle- yen çocuklardan biri ama yozlaş- mış, kargaşa içindeki, kirli bir dün- yaya doğarak yeryüzünde yaşama- yı henüz kabullenmiş değil. Her renk ve ırktan, takım elbiseli, temiz çocuklarca uluslararası büyük bir şirketmişçesine yönetilen, sisler içindeki bir kapıdan dünyaya açı- lan cennette, yeniden hayata dön- mek isteyen, "orta kat sakinlerin- den", "uyanık ruh" Elmore (Al- bert Finney) var bir de, Milo'yu "doğmaya" ikna ederek dünya yol- culuğunda ona kılavuzluk yap- makla görevlendirilen. Ünlü bir koreograf babanın oğ- lu olup 1989'da eski tarz bir dans- soygun filmi "Tap"la yönetmenli- ğebaşlamış, "DennisTheMenace- Afacan Dennis"le 1993'te adını Delivering Milo / Yönetmen: Nick Castle / Senaryo: Diane Wagman, David Hubbard / Kamera: Willy Kurant / Müzik. Craig Safan / Oyuncular: Albert Finney, Bridget Fonda, Campbell Scott, Anton Yelchin, /ABD 2000 (Özen Film) duyurmuş, bağımstz kökenli Nick Castk'ın bugün gösterime giren "Milo'nun Doğumu", işte bu üçlü- nün paralel anlatımla verilen, fi- nalde kesişen öyküsünü hikâye ediyor. Meleklerin yeryüzüne indiğı, kahramanlann ruhlara kanştığı, hi- kâyesi cennette geçen fılmlere öte- den beri düşkün Ffollywood sine- masından gelen yeni bir fanteziy- le daha karşı karşıyayız. "Milo'nun Doğumu". bıze genelde birtakım kJışelere dayanarak cennete "ba- kan" Hollyvvood sinemasının "Soft" merceklerle cenneti bır sis- ler-puslar anaforunda gösteren o beylık filmlerini anıştırdı. Melek- li-cennetli filmlerden, görsel ba- kımdan hemen akJa gelen ılk ör- nek, MichaelPo»eD-EmericPress- burger'ın "Stanvay to Heaven" (1946) klasiğindeki, renkli dünya- dan siyah beyaz cennete çıkan ve bitmek bihneyen merdiven görün- tüleridir belkı de. Çok daha yeni sayılacak, 1987 yapımı Abn Ru- dotph filmi "MadeinHeaven"day- sa cennet bu dünyadan çok daha hoş tasvir edilir, huzur. huriler, hur- malar arasmda. Cennetlik eylem- lere ilişkin Hollywood filmlerinin bazılannda göksel davalar ele alı- nırken bazılannda da doğacak ço- cuklann hazırlanması çevresinde dönüp dolaşılır bite\iye, bu film- deki gibi. Nick Castle'ın alçak gönüllü, ru- hani bir duygusal komedi deneme- sinden öteye geçemeyen filminde beklendiği üzere. cennet otoritele- ri iyilik saçarken yeryüzüne inip fırsatlar ülkesi ABD'nin ve New York'un nimetlerini keşfeden kah- ramanlanmız da alışümış numara- lannı sergiliyorlar tabii ki. Albert Finney abartılı oyunuyla tam bir şaklaban gibi, koruyucu melek El- mor da, doğumu bekleyen anne Bridget Fonda'yla koca Campbell Scott durumu idare ederken küçük Milo'daki Anton Yelchin. antipatik %'e yanlış bir seçim gibi geldı bize. Temasmdan anlatımına kadar kli- şelerden geçilmeyen, kırpıntı boh- çasından farksız, önemsiz bir film sonuçta, "MDo". Yıllann Jennifer Ann VVarren'ıysa işveli, cilveli, geçkin taze kompozisyonuyla akıl- da kalıyor. KEDİ GOZU VECDİ SAYAR Siz Bu Satırları Okurken Siz bu satırlan okurken biz Hakkâri'de olacağız. Altmış sanatçı beş gün süresince Hakkârilılerin küitürel susuzluğunu bir nebze olsun gidermeye çalışacak. Söyleşiler, tiyatro, film gösterileri birbi- rinı izleyecek. Geçen yıl, kapalı spor salonuna gi- remeyen kitleler, bu yıl daha rahat izleyebilecek, stadyumda yapılacak konserleri. Valiliğin ve em- niyetin de geçen yılki gerginliğın yaşanmaması için elinden geleni yapacağı anlaşılıyor. Hepsıyle olumlu bır diyalog içindeyiz. Ama Kültür Bakanlı- ğı'ndan çrt çıkmıyor. Belediyenın yardım talebi hâ- lâ yanıtsız. Projenin başında Vecdi Sayar var di- ye mi acaba bu suskunluk? Bu durumda, iş gene kedilere düştü. Projeyi gerçekleştirebilmek için farklı alanlardan sanatçı- lar ve sanat dostları el ele verdi. Hakkârili sanatçı Mustafa Erdoğan ("Sultans ofthe Dance "in ya- ratıcısı), projenin başlangıç bütçesini kendi cebin- den sağladı. Matbaa işlerini Özdemir Korkmaz (Graphis), tasanmı Yetkin Başanr (Bek Tasarım), ulaşımı TÜRSAB ve Yurtiçi Kargo üstlendi. Ram- data ve Şenler Otel kısmen de olsa destek verdi- ler. Edip Akbayram, Teoman, Rojin kendılerı üc- ret almadan, yalnızca orkestra elemanlarının üc- retlerinı alarak katılıyortar konserlere. Özen Film, Plato Film, Monad Film, Film Pop, İSR, Umut Sa- nat Ürünleri birer filmlerini ücretşiz sağlıyorlar. Iz- lem Intemational basın takibini, Özdem Petek (P- PR) tüm organizasyonu bir kuruş karşılık bekleme- den üstlenmiş durumda. Ahmet Telli, Bejan Ma- tur, Şükrü Erbaş gibi değerli şaırlerimız, Can Dündar, Cüneyt Ozdemir gıbı sinema ve televiz- yon dünyamızın yenilikçi yaratıcıları ile birlikte gi- diyoruz Sümbül Dağı'nın eteklerıne. Hakkârılılere bir şeyler vermek ve onlardan bir şeyler öğrene- bilmekiçin... Hakkâri'de fotoğraf sanatçısı dostlar isa Çelik, Özcan Yurdalan, Ergün Turan beş gün süresin- ce yoğun atölye çalışmalan gerçekleştırecekler. AJiye Uzunatağan tiyatro sevdalısı gençlerle bir atölye yapacak. Murat Morova plastık sanatlar, Semih Poroy karikatür, Orhan Alkaya şiir, Muh- sin Kızılkaya ve Hasan Öztoprak edebıyat atöl- yelerinde buluşacak gençlerle. Hakkârili dostlar, konukların bir bölümünü evlennde ağırlayacaklar. Ama bütün bu desteklere karşın altı mılyarlık bir açığımız var... Merak ediyorum, "Vaza Merhaba" partilerine milyonlarca dolar harcayan zengınleri- mizin yüreği sızlamıyor mu bu gerçek karşısında? "Aferin, çok güzel işler yapıyorsunuz!" demenin dışında somut bir katkı sağlamayı düşünen yok mu? özel sektörün durumu böyle. Bir de devlet ci- hetine bakalım. Devletin yapması gereken bir kül- tür seferberiiğini birkaç kişi insanüstü bir gayret- le götürmeye çalışırken Kültür Bakanlığımız ne dü- şünüyor acaba? Anadolu'yu kültür ve sanatla bu- luşturmaya çalışan bu sivil inisiyatifi hayretle ve kuşkuyla izlemekten başka yapacağı bir şey yok mu? Iki yıl önce naçiz kulunuzu Hakkâri'ye tayin ederken "Orası da önemlibirilimiz, oranın da böy- le bir kültür insanına ihtiyacı var!" demişlerdi Sa- yın Bakan. Eğer iyi niyet söz konusu olsaydı, "8u ;ş/ere bizim katkımız ne olabilir" diye soracak bir devlet görevlisi çıkardı bugüne kadar dıye düşü- nüyorum. Bilmem yanılıyor muyum? Ya Hakkâri Beledıyesi'nı, bırakın kültür alanlan- na destek vermeyı, maaşlarını ödemekten yoksun bırakan Içişleri Bakanlığı yetkilileri ne düşünürder- siniz? ••• Söz Içişleri Bakanlığı'ndan açılmışken son gün- lerde epey fırtına koparan bir konuya değinmek is- terim. Sevgili dostum Oktay Ekinci'nın başkanı olduğu TMMOB Mımarlar Odası'nın, eskı Içişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın gerek eskı Fatıh Bele- diye Başkanlığı döneminde ve gerekse bakanlık görevi süresince, ülkemizin tarih, kültür ve doğa değerierinin korunması ve yaşatılması yönündeki çabalarını, "örnek bir kamu yönetıcisi" kimlığini değerlendirerek kendisine ülkemiz mimarfığı adı- na "Küitürel Mirasa Duyarlılık ve Mimarlığa Kat- kı" ödülü vermesi tepkılere yol açtı. Doğaldır. Sivil topluma deger veren ve işbirliği- ne giren kamu yöneticisi yadırganır ülkemizde. Bir buçuk yılda otuzdan fazla kentte belediyelerin, valiliklerin ve STK'lerin restore ettikleri tarihı yer- lere toplam 1 trilyonu aşkın para yardımı aktaran bir ıçişleri bakanı ve ona hak ettiği ödülü veren bir meslek kuruluşu, olsa olsa suçlanır... Çünkü "Bır başkadır benim memleketim"... vecdisayar(â yahoo.com Hou Hanru Istanbul'a geliyor •Kültür Servisi - Osmanlı Bankası'nuı kurma- ya hazırlandığı güncel sanat merkezinin kapsa- mında, Paris'te serbest küratörlük ve eleştır- menlik yapan Hou Hanru Fransız Kültür Mer- kezi'nin katkılanyla Istanbul'a gelecek. Hanru 12 Temmuz perşembe günü saat 18.30'da Os- manlı Bankası'nın Beyoğlu binasında, 'Küra- törlük Etkinlikleri ve Şehir' konulu bır konfe- rans verecek. Hanru konferansta, Şangay Bi- enali ve 'My Home Is Yours, Yours Home Is Mine 'gibi projelerinden örnekler verecek. Hanru, 'şehir gerçeğiyle nasıl yüzleşileceği'ni sanatçı gibi küratörün de sorgulaması gerek- tiğini savunuyor. BUGÜN • NÂZCVIKÜLTÜREVİ'nde saat 15.00'te A.Tarkovski'nin yönettiği 'Andr^Rublev' başlıkh fihn gösterilecek. (245 04 81) • FRANSIZ KÜLTÜR MERKEZİ'nde saat 19.00'da 'BeUd' ısimli fihn izlenebilir. (244 44 95) • CEMtL TOPUZLU AÇIKHAVA TtYATROSU'nda Uluslararası Boğaziçi Festivali kapsamında saat 21.30'da Flamenco Night isimli gösteri yer alacak. (335 93 35) ISTAHBULMÜZteFEgTtVAÜ'NDEBUGÖnTj • ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ'nde saat 19.30'da Santa Cecilia Uhısal Akademisi Orkestra ve Korosu'nun konsen yer alacak. (454 15 55)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog