Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 21 HAZİRAN 2001 PERŞEMBE OLAYLAR VE GORUŞLER olay.gorus@cumhuriyet.com.tr Dünyadaki Ekonomik Bunalımlardan Bir Şey Öğrendik mi? Do^Çr. Veysel ULUSOY Konuya özellıkle dunva bunalımla- n soylemı ıle başladım Çunku artık o unlu, unlu olduğu kadar da her nasıl- sa ekonomıstlerı kendı kabuğundan çıkanp sankı her konuda konuşmala- n gerekırmış gıbı bır hısse ıten kure- selleşme denen olgunun va da ne ol- duğu gerçekten bılınmeyen bır yapının yaratnğı sanal bır guç var Tanımla- malardan kendımı sıyırarak IMF, Dun- ya Bankası va da açıkçası aynı amaç- la kurulmuş bır holdınge bağlı şırket- ler toplulugu dun\ a duzerunı her on yıldabır\enıden_\orumla\ ıp ısımlen- dırmış bulunmakta Hem de bu her on yılda amaç \ e araçlannı bellı ulke grup- lan çıkan çerçevesınde değıştırerek Saygın ekonomıstlerden JosephStig- ftz'm 17 Nban 2000tanhJı yazısı (The New Republıc) kureselleşme ya da obur adıyla sadece malı serbestı (l) (fınansal lıberalızasyon) hakkında su- recın ne olduğu va da daha açıkçası ne olmadığını gozlere onune senyor Stıg- lıtz yorumunda malı knzlenn kısa do- nerrilı vur-kaç yontemuıe dayalı serma- ye akımlarının &onucu oluştuğunu be- İırtmektedır Turkıye ıçın yontemde bır farklılık gorulmemektedır Yatın- ma donuşmesı beklenen uzun donem- lı sermaye hareketlen \enne "bugün maö ürünlere yaonlan, \ann en yük- sek getiriyi (vurguncııların etkisi ile) sağla\an" kısa donemlı bır sermaye akımı. Turk sermave pıyasasının 1980'lenn ortasından gununıuze kadar olan surecınde aynı yolu ızlemıştır Doğal olarak akla gelen soru, eko- nomik bunahmı varatan olguların ba- şında bu kısa donemlı sermave hare- ketlerının gelıp gelmedıgıdır Neden- sellığe tersınden bakalım Orneğın ka- mu açıklannın ekonomik sorunların çekırdeğınde yattığı sıkça her ekono- mıst rarafından vurgulanır Fakat 1980'lerde Latın Amenka ulkelennde- lcı bunalım ıle son v a da sondan bır on- cekı Uzakdoğu *\sva bunalımının ka- mu (butçe) açıklan alanında karşılaş- ünlması gerçekten de bu \ urgu\ u doğ- rulamamaktadır Çunku Latın Amen- ka ulkelennın buyuk mıktarlardakı but- çe açıklanna karşın obur grup ulkeler- de bırakın açığı, ulkeyı belkı de stok cennetıne donuştürecek mıktarda ser- ma\ e ve butçe fazlası bulunmaktaydı (2) Ama buradakı temel sorun, vur- gunculann gaynmenkul pıyasasında ovnadıklan kendılenne ozgu hareket- lerın bır sonucuydu Gelelım Turkıye'dekı malı bunalım ya da Alan Metzler (Carnegıe Mellon Unıversıtesı) ve Mark Allengıbı IMF deneyımlı ekonomıstlenn bu konuda- kı goruşlenne ABD'nın Cleveland şehnnde katıldığım Ortabatı Ekonomik Kurumu'nun (Mıdwest Economıc As- socıatıon) 29 Mart ıle 1 Nısan 2001 ta- nhlen arasında yapılan yıllık toplan- tısındakı "Uhıslararası ParasaJ Orga- nizasvonlann Geleceği Var mı?" konu- lu panelde tartışma. başlıkta behrtılen "getecek" yenne bunahmda bulunan ul- kelere karşı "suçlamalar" çerçevesın- de gelıştı Panelde bır polıtıka (k)ayı- bı (3) olarak Turkıye'nın yorumu da yapıldı IMF'nınpenceresınde Turkı- ye'dekı bunalımlar polıtık bır yapı ıçer- mekte, fakat yıne de ekonomik bağlam- da basıt anlamıyla borç alma altşkan- lığı çokuntusu olarak gorulmektedır (llgınç bır tesaduf, aynı kelımelen or- neğın Nıjerya'nın bugunlerde ıçıne duşruğu borç batağı ıçın de gormekte ve okumaktayız, Fınancıal Tımes, 9 Nısan 2001, sayfa 4, "Reportpointsto faiüngindebtreliefinitiathe") Ozel- lıkle Metzler' ın vurguladığı bırkaç ko- nu. banka sıstemının etkın olmadığı kısa surelı sermaye hareketlennın faz- lalığı (malı vurgun, hareketlcnn bır kanıtı olsa gerek), kısıtlanmış bır ban- ka sıstemı gıbı gerçek ekonomik de- ğerlerle bağdaşmayan, sadece davra- nışsal ekonomik değışkenlen ıçıne al- maktavdı Eğer bır ekonomı gerçekten de bu değışkenlere bağlı ıse sorunu söz konusu bağlıhğın nedenlerınde aramak daha gerçekçı olur Oyleyse yıneleyehm Dunyadakı ekonomik bunalımlardan bır şey oğ- rendık mı° Dıkkat edılırse "sonTnun kaynağında bızım bır şey oğrenıp oğ- renmedığımız gerçeğı yatmaktadır IMF kendı deneyımlennın sentezını doğal olarak dışan stzdumasa da yap- maktadır Fakat deneyımlennın ne ka- dar tutarsız ve cıddıyetsız olduğunun yansımalan, venlen reçetelerde gorul- mektedır Öylekı, Stıglıtz'ın sentezın- de soz konusu reçetelerde değerlı IMF ekonomıstlen tarafından bazen ulke ısımlennın bıle değıştmlmesı dıkkatı- nın gozden kaçınlarak başka ulkelere ayrusının venldığı gerçeğı yatmakta- dır (4) Hıçbır ulke bunahmda uzun bır sure kalmamakta. fakat bunalım, et- kısı ve derecesıne gore ekonomıyı uzun bır dönem yıpratmaktadır Busurecın uzunluğu ıse IMF dayatmalan olarak da adlandırabılecek yaptırımların her ekonomıyı gıttıkçe daha dennden et- kılemesınde yatmaktadır Soz konusu yaptınmlann arkasında da açık anla- mıyla sermaye yoğunluğunun fazla ol- duğu kalkınmış ulkelenn kalkınmak- ta olan ulkeler aleyhıne gelışen pazar arayışlan vardır Orneğın Turkıye'de Şe- ker Kanunu'nun hızlı bır şekılde ulu- sal etkenlenn bıle duşunulmesının fır- satı yaratılmadan Meclısımızde geçı- nlıp ABD şeker pazannı genışletme- nın sonucu yaratılmıyorsa başka ne olabılır sorusunun denn bır şekılde ır- delenmesı gerekır Daha ılgınç olanı, orneğın yıllardan ben Kuba'ya uygu- lanan ekonomik yaptınmlara dayana- rak ABD, şekerkamışından uretılen çok kalıtelı şeken ıthal edıp ıç fıyatla- n ucuzlatma amacı gütmemektedır Aslında ulke yaranna yapılması gere- ken tam da bu olmasa bıle, buna ya- kın korumacılık tedbırlendır Yaru ta- nmda korumacıhk özellıkle kalkın- makta olan ülkelerde temel polıtıkalar- dan bındır ve oyle de olmahdır Çun- ku tarımda sunum (uretım) çok kısa bır sürede gerçekleşmekte, tuketım ıse yıl veyayıllarayayılmaktadır Dolayısıy- la fıyatlann yaz aylannda duşmesı, bu sunum fazlalığından gelmekte ve bır dönem sonrası fıyatlar ıse sermaye sa- hıbıne ekonomik dengelen bozan ye- nı kazanç yollan açmaktadır Gelelım çozumyollanna Kısado- nemh çozum, bunahmdan (ne yazık kı) parasal desteklerle çıkmak, uzun do- nemlı çozüm ıse uretımın ve venmlı- hğın uygun yatınm ve ışlıklendırme (ıs- tıhdam) polıtıkalan ıle arttınlmasıdır Ama parasal getınye alışkanlık Metz- ler'ın de belırttığı gıbı sureklılık kaza- nır ve ekonomıdekı uretımı azaltır Ama aslında enflasyondan anndınl- mış net faız oranlannın ekonomik bu- yume oranından fazla gerçekleşmesı bunu zonınlu kılar O zaman belkı de parasal pıyasalan ve para pıyasası po- lıtıkalannı çozum olarak sunan ekono- mik yaklaşımlan sorgulamak gerek- mektedır Bunu şımdılık yapmayalım, çunku ne olursa olsun ekonomiktopar- lanmanın ve bunahmdan çıkmanın te- mel gostergesı olan uretım sevıyesını arttırmak, arttırırken de venmlılığı yukseltecek polıtıkalara ağırlık ver- menm zamanıdır Ne tur polıtıkalar uygulanacağı sorusunun yanıtı ıse bu- nalımın kaynağı olan sermaye akımı- nın hareketlılığını emeğe dayalı polı- tık ve ekonomik yaklaşımlarîa denge- lemekten geçmektedır Bunun prog- ramını da herhalde ekonomıstlenn ure- tım ekonomısı kapsamında tasarruf-ya- tınm dengesı çerçevesınde oluştura- caklan polıtıkalar ve uygulamalar be- hrleyecektır Yoksa televızyon kanal- lannda fızık kurallanna uyan, fakat ekonomı ıle bağdaşmayan "serbest atiş" teonsıne bağlı yaklaşımlar değıl Ekonomik kalkınma ve çokuşte te- mel etmenlerden bır tanesı, dış tıcaret polıtıkası ve onun yapısal durumudur Son 15 yıldan ben değışen ekonomik koşullar çerçevesınde oluşturulan dış tıcaret polıtıkalannın farkında değılız (5) Aslındabupohnkalanoluşturacak ve uygulayacak çok ıyı bır beyın gu- cune sahıp olmamıza karşın bunu ba- şaramıyoruz ya da o bevınlen ortaya çıkarmaktan korkuyoruz Orneğın Tur- kıye, Mıllı Eğıtım Bakanlığı'nın bun- yesınde 1416 sayılı kanunla bılun ada- mı yetıştırmek ıçın yurtdışına yuksek lısans ve doktora eğıümıne gıden ve de- yım yenndeyse ABD'nın saygın unı- versıtelerınden mezun olmuş ıyı bır kapasıteye sahıptır Fakat ne yazık kı bu kapasıteyı ekonomik polıtıkalara yon verebılecek bır kuruluşun ya da ka- rar vencı bır yapılaşmanın ıçınde go- remıyoruz Bu beymler gerçekten de ağır bır sureçten geçıp mezun olmuş \e ulke yaranna somuruhneye(') ha- zır beklemektedırler \slında fazla bır ısteklen de yok ınancındayım Sade- ce kuruhnası gereklı hale gelen bır ekonomik danışmanlık konseyı ya da ısmı ne olursa olsun araştırma ve ka- rar verme mekanızması surecını hız- landırabılecek bır yapı ıçınde bulun- mak ıstemektedırler (6) Bu ekono- mıstlen. polıtıka uzmanlannı, bıyo- loglan, bılgısayar muhendıslennı, kım- yagerlen vb araştırmacılan ozumse- yelım ve zamanımızı konuşarak v enmsız geçınp kısırdongude kalmak- tansa planlı bır şekılde bu duzeydekı ınsan sermayesını uretım sektoru de bu- luşturahm Sonuç olarak bu bunahmdan da bır şey oğreneceğımız fıknnde değılım Çunku soz konusu sureçlerden polıtı- kalar uretebılecek bır yapıyı kullana- mıyoruz ve pohtıka oluşturmayı sade- ce sıyası alan olarak algılıyoruz Şu- nu ıyıce ozumseyelım Sermaye ıle be- raber halkın, emeğın,rekabetortamın- da kendı ayaklan uzennde durmasuıı oğrenene kadar korunması gereken es- nafın ve kuçuk ımalatçının sesıne ku- lak vermeden kararlaştırılan ekono- mik polıtıkalann başanlı olamayaca- ğı bır ekonomik duzenın ışleme şansı yoktur Bunu fark eden, fark etüğını ana- lıtık olarak karar mekanızmalanna gos- termek ısteyen nıce beyınlere, genç beyınlere ses vermenın zamanıdır ar- tık (l)Saclett dnonım ı,unkulıbtralı:as\onkav- ramının sınırlan serma\t baÇlamında ^ızılmış olup emtgm en u\gun UL rt tınt buldu^u \ ere gl Jememesı \tmucu ılesomnlandınlmıştır <2ltlgtm,tır vıllurıtıham la/\(Foncest ıv 1WF ionrusı \inmlılık ki}i başına ierma\e mıkları bu\iime \e eğıtım \eu\ elenne baktığımi-da tren dmptk değışmedıgım gormekle\ız (Bkz Horld Economıc Outluok 9V \a\faH4 IMF'iaunla- n) (1) Sa\ ın Mustafa Balba) 'm o tştız vönlem- lerını kulLınnıa amat ın \uk hurada (4) Halbukı urlık hılgısaıarlar basıl htrşehl- dehepvm bırden değışttrmehedır kısacu kop- \ala u \api}tır ijlemınden sonra bul fonksı\onunu<,ali}tmp sadece orneğın Arjantın \trme Turkı\e vazmak \elerlı olataknr (^) llgıh dı$ tııaret polıtıkalarım başka bır ı azıda türtışmak daha ıı ı olurfikrwde\ ım (b) Burada bahsedüen kışılerın geçmışın prensler ı ka\ ramımn dışında turulmasını ozel lıkle vurgulamak ıslerım EVET/HAYIR OKTAY AKBAL 0 Odada Daha Çok Bekleriz! Eskı kıtapları arada bır karıştırmak yararlıdır "Eskı" derken yıllaronce basılmış olanlan demek ıstedım, yok- sa "eskımemış", "eskımeyecek ' kıtaplar ayrı bır ko- nudur Onlar her zaman yanı başımızdadır, dostları- mızdır yol gosterıcmızdır Tank Zafer Tunaya yı şu gunlerde yenıden okuyo- rum Gazetelerde çıkan yazılarını Usta bır deneme- cı, gerçek bır sanatçı da olan buyuk hukukçu Tuna- ya nın guncellığını yıtırmeyen yazılarından soz etmek ıstıyorum "Insan Densıyle Kaplı Anayasa", "Mede- nıyetın Bekleme Odasında " vb Hep o odada bekiıyoruz yıne 1 Yuzyıldır bekledığı- mızgıbı 1 Neyı bekiıyoruz 1 Uygarolmayı, uygarlıktan pay almayı, uygarlık dunyasına katılmayı 1 Beklemek bık- tıncı olur Godot'yu bekleyenlerı bır duşunun, sonun- da neyle karşılaştılar buyuk bır hıçlıkle, anlamsızlık- la Tunaya nıye hâlâ "bekleme odasında"olduğumu- zu anlatırken Izzet Fuat Paşa nın bu konudakı soz- lennı anımsatıyor "Duş goren mılletler mutsuz mılletlerdır Müesse- selenmıze, mekteplenmıze, Batı dayaşamış vatandaş- lanmıza rağmen bız Asyalı, hayalcı kaldık Bedenen olduğu kadar fıkren de tembel olup bu ıyı ve guzel medenıyetten nasıl ve nıçın bu kadar uzak kaldığımı- zı oğrenmek zahmetıne katlanmadık Duzeltınceye kadar medenıyetın bekleme odasında kalacağız " Yuzyıllık bır seruven' Batılı olmak Avrupalılar gıbı uygar bır toplumda yaşamak1 Çogulculuğu, karşılıklı saygıyı guvenı yerleştırmek1 Yonetım kadrolarına en ıyı, en ustun en bılgılı en yurtsever ınsanlanmızı ge- tırebılmek Oldu mu7 Demokrası dıye bır yalan yan- lış karmaşa duzenı ya da duzensızlığı kurduk Oy ver- meyı, bırtakım ınsanları 'lıder" dıye başımıza geçır- meyı yararlı gorduk1 'Tekpartı' donemındekı yaşan- tıyı ayıplarken hepsı bırbırının eşı partıler pohtıkacılar yetıştırerek bekleme odasından kurtulup çağdaşlığı ya- kalayacağımızı sandık1 Tek partı Meclıslerıne bır bakın seçılenler kendı alanlarında gerçekten seçkın kımselerdı Gerçı onlar da atamayla gelıyorlardı ama bellı nıtelıkler taşımak- taydılar Şımdı ne oldu9 TBMM'ye gelenler yıne bır baş- ka çeşıt atamayla gelmıyorlar mı? Eskıden tek şef var- dı, şımdı şefler bır değıl beş değıl her partının hden kı yıllar geçse değışmez bırer "şef' Bu yuzden yonetım kadrolarına da yonetımlen de- netleyecek kadrolara da yetersız yeteneksız ınsanlar gelıyor Seyredın TBMM kursusunde yapılan konuş- maları, ınsan utanıyor ınsan bızım ukemızın seçkın- len, oy verdınlerek o yerlere getırdığımız temsılcılen- mız bunlar mı dıye uzuluyor Tunaya, krtabında Ipek mebusu Hafız ibrahım Efen- di'yı ornek gosteımış Bu İbrahım Efendı "ahbırmec- lıs olsa, aydın fıkırlı ınsanlar bır araya gelse Ülkeyı on- lar yonetse"dıyeduşunurmuş Nasılsamılletvekılı se- çılmış o zaman anlamış ışın ıç yuzunu' "Efendıler bılırmısınız ne kadar bozuldum Bende- nız o kadar buyudum o kadar terakkı ettım kı, adeta, yırmı sene cancığer ahbaplanmı altımda karınca gı- bı goruyorum O kadar buyudum kı, dokuz defa sad- razamlığı ve bu mılletın kadennı elıne alan muhterem yaşlı vezıre son derece ters bır muameleyapmayı va- zıfe zannettım efendıler Bendenız, on kuruşa nıkâh kıyarken, burada devletm anlaşmalarını ret veya ka- bul edecek kadar ıktıdanm yok ıken 1 Uç senede altı kabıne devırdım, elımı kaldırdıkça sadrazam yuvarla- nıyordu ' Hafız İbrahım Efendı, bu sozlerı hem de Mechs kur- susunde soylemış Nerde şımdı o yureklı açıksoz- lu ne olduğunu olmadığını bılen İbrahım Efendıler 1 Evet bız daha uzun zaman medenıyetın bekleme odasında pınekleyecegız Bu kafayla bu kafasızlıkla1 Çağdaşlaşmanın Kararlı Savunuculan... Dr. ArHl N A M A L tst Um Tıp Fakûltesı Deontolojı ve Tıp Tarıhı • k^yıl once^Çukurova Tıp Fakûltesı ça- I nsı alünda, tıp tanhçısı ve tıp etıkçısı kım- hklennı de taşıyan Çukurova Unıversı- tesı Dışhekımlığı Fakûltesı Dekanı Prof Dr Öter Uzel'ın çabalanyla başlatılan 'Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Günleri'nın ıkıncısı 23-26 Mayıs 2001 tanh- len arasında Çukurova Tıp Fakûltesı ıle Çu- kurova Kultur Sanat ve Eğıtım Vakfı'nın ış- bırlığı ıle Tarsus'ta gerçekleştı Prof Dr Uzel ve bıhmsel etkınlığın yûru- tuculuğunu ustlenen Çukurova Unıversıtesı Tıp Fakûltesı Deontolojı ve Tıp Tanhı Ana- bıhm Dalı Oğretım Uyesı Yard Doç Dr Se- lim Kadıoğiu, "Folklorik öp, modern übbı oluşruran evrimleşme sürecinin erken aşama- laruun. içgudusel übbın ve mistik tıbbın halk befleğinde kalan izJeridir. Bu baJomdan omı' tı b- bın yaşa>an tanhı' diyenitetemekoJanakhdır. Bugıine kadar ne yaak Id sadece yüzde beşi araşünbnış olan Türk halk übbu aslında çok zengin bir übbi u> gulamalar koleksh onudur" dıyorlar Bu araştırmalara hız venlmesı dıle- ğı ıle de, haUc tıbbının soylence adı (efsane ıs- mı) Lokman Hekim'ı hemşen kabul eden Çu- kurova bolgesınde bu bıhmsel etkınhğı gele- nekselleştırme yolunda kararlı adunlar atıyor- lar Uç gûn ıçensınde 59 bılım adamının araş- tırmalannı sunduğu, Azerbaycan, Kırgızıstan ve Kuzey Kıbns Turk Çumhunyetf nden de araştırmacılann katıldığı etkınlık son derece canlı oturumlara sahne oldu Tanh yuklu Tar- sus'un ınsanlan, kültur merkezlennde bılım, külrür ve sanat ınsanlanna duyduklan saygı ve sevgıyı, etkıleyıcı bır sıcaklıkla yansıttılar Oturum aralannda etkınhğı destekleven Tarsus Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği uyelen ıle soyleşı (sohbet) olanağı buldum Ku- rucu başkan emeklı ögretmen Perihan Gözen on yıla j;akın sürdurdüğu gorevını, bu yıl ev hanımıUlküYıhnaz'adevretmış Yuksekoğ- renımdekı 60 Tarsuslu gence burs sağlamak ıçın turlu gonüllu etkınlıkte çağdaş kadınlan- mız el ele, gonul gonule çalışıyorlar Ilçele- nndekı kulturel etkınhklen destekJeme konu- sunda da son derece duyarhlar Kultur Merkezı'nın Sergı Salonu'nda Tar- sus Turgut Içgoren tlkoğretmen Okulu'nun 1 Kültur ve Sanat Şenlığı var Sergıye ılçe- nın öbur ılkoğretım okullan da katılmış Ren- gârenk elışlen ıle çeyız sandıklanndan çıka- nlmış, bolge kadınlannın el becenlennın (hu- nerlennın) tanhını yansıtan antıka değenn- dekı parçalann yan yana duruşlan, guzellık- ler uretmenın ınsanımızın hamurunda bulun- duğunu çarpıcı bıçımde ortava koyuyor Bır koşede SağlıklıKovuİlkogretim Okulu'nun Okulungençyonetıcısı BülentVdmaz'ıçalış- malan nedenıyle kutlarken sekız yıllık ılkoğ- retımı bır koy okulunun yonetıcısı olarak na- sıl değerlendırdığını soruyorum U 1975'ler- den beri sekiz yülıkeğitime geçişhararetle tar- üşümışür. Sonunda bu karar alındı ve btz ye- ni slstemc son derece iyi uvnm sağladık I^eş- ke temel eğirim on iki \ila çıksa~ Çunku çok zeki öğrencilerimiz var, ama bazüannı \eliieri sekiz yıldan sonra okutmayacak. O>sa bu sü- re on Ud yıla çıksa, bu çocuklar sonrasında ne vapareder,kendi\oUannıacariar"dıyor Goş- kulu, umutlu Olanaksızhklardan hıç soz et- mıyor, yakınmıyor Bılımsel etkınhğın uçuncu gunu, yorenın ta- nhsel yerlennı tanıtan bır gezı ızlencesı (prog- ramı) var Daha once bu yerlen görmuş ku- çuk bır grup farklı bır rota ızhyor, o günu An- takya'da geçınyoruz Sabah 09 3O'da Flatay Mu- zesı'ndeyız Muze Haftası nedenıyle bır köy ılköğrehm okulubütunsınıflanylamüzede Eş- sız bır mozaık koleksıyonuna sahıp muzede oğretmenler tek sıra yaptıklan sınıflanm or- nek bır dısıphnle salonlardan geçınyor, onla- ragüleryûzle, hevesle açıklamalaryapıyorlar Bır öğretmenın ıkıncı sınıf oğrencılenne an- lattıklannı dınhyorum "Annenizi, babanızı da, başka şehirlerden gelen misafuierinizi de getirin müzeye. Benim anlaraklanmı iyi din- k\ipsizdeonlaraanlaOn"dıyor ögretmen Saç- lan özenle taranmış kız oğrencıler, guneyın sı- cağında formasvaltında şort-sandalet gıymış erkek oğrencıler Hepsıne, evlat yetıştırme- nın gururunu duyan annelennın ellennın se\- gıyle değdığı, çekıduzen verdığı bellı Muze- yı tıklım tıklım dolduran, genç nufusumuzun sımgesı (sembolü) ılkoğretım oğrencılen, yaş- lı nufuslan nedenıyle gıderek daha denn sos- yal açmazlar ıçensıne duşen Batı ulkelennden gehruş tunstlenn hayran bakışlan ıle karşıla- şıyorlar Ozel ılkoğretım okullannda ıkı ço- cuğu okumuş bır anne olarak duşunuyorum Ozel okullarda yonetıcısınden oğretmenıne kulağınız bıtmeyen yakınmalarla dolarken, devlet okullanmızda, hem de koy okullan- mızda yakınma değıl, çahşma var Olanaksız- lık sözcuğunu dıle dolamadan, sorunlan ne ya- pıp edıp aşan, kendısı ışık olan, yakınmayan, çalışan oğretmenlenmıze bınlerce saygı, bın- lerce sev gı Kentın tanhsel yerlennı gezerken kalabalık bır kadın grubu ıle karşılaşıyoruz Çonım Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği uyelen ol- duğunu oğrenıyoruz Başkanlan, emekh ban- kacı Handan Haboğhı Çorum'da 1995 yılm- da faahyete geçırdıklen şube, bugun 80 Ço- rumlu gencın yuksekoğrenun gıderlennı (mas- raflannı) karşılamaya katkı sağhyor Çorum- lu Çağdaş Yaşamcı hanımlar kentlennden yo- la çıkıp Sıvas, Malatya, Adana, Urfa, Gazı- antep ve Antakya'yı ıçuıe alan bır gezıdeler Doğuyu tanımak, Doğu ınsanı ıle tanışmak ıs- tıyorlar Esnafla. halkla soyleşerek dernekle- nnın amacını ve etkınlıklennı anlatıyorlar Anadolu ıçensınde çağdaşlaşmanın kararlı savunuculan her yaş ve meslekten kadınlan- mız, daha ılenlere koşan bır Turkıye'ye omuz veren, bu uğurda engel tanımayan, bahanele- resığınmayanko) oğretmenlenmız, genç nü- fusumuzun sımgesı cı\ ıl cıvıl oğrencılenmız, onlann yetışmelenne umut bağladıklan bellı ana babalar, ıçımı umutla doldurdu Her tür- lu zorluğun ustesmden gelecek ınsan bınkım- hğı (hazınesı) var ülkemın PENCERE Güzel Dilimize Musallat Olan Bir 'Virüs' Arslan KAYNARDAG S on yıllarda bıze bır şeyler oldu Kımı toplantılarda, radyolarda, te- le\ ızyonlarda ıkıde bır "E ee e_.w , "111 u," dıye konuşanlar çoğaldı Sıyasetçılenmız boyle konuşuyor, profesorlenmız boyle konuşuyor, kımı gaze- tecılenmız boyle konuşuyor Konuşurkentum- ce ıçınde gereğmden çok duraklayanlar, yu- karda ışaret ettığım türden seslen uzatarak yıneleyenJer çoğaldı "YTriis" gıbı yayılan bır şey var ortalıkta Toplumsal kekemehk dıye- bıleceğımız bu hastahk gıttıkçe daha çok çır- kınleşen bır hal ahyor Başka ülkelerde boyle bır şey olur mu dı- >emerak ettım Radyolarda, televızyonlarda oldukça sık dmleme firsatı bulduğum Fran- sızcada rastlamadım Sordum soruşturdum, ötekı Avnıpa dıllennde de bu tur çırkınlıkler- le karşılaşan kımse çıkmadı Güvendığım kımseler sozunu ettığım aca- yıplığın Amenkan Ingılızcesı konuşanlarda gorulduğunu soyledıler Dılrmıze musallat olan "virüs" o kaynaktan çıkıp yayılıyor Çır- kınlık herhalde onlara oykunmekle başlamış olmadı Turkçemızguzeldır Akılcıhgı, sozcuklenn bırbınnı ahenk ıçınde ızlemesı ona başka gu- zelhklerkatar Bunu >alnız bız belırtmıyoruz, yabancılar da belırtıyorlar Ama araya gıren "E e e e~", "111 L_" gıbı uzatılmış çırkın ve anlamsız seslerle kesılerek konuşulacak olur- sa guzellığını yıtınyor. bır kekemenm konuş- ması gıbı rahatsız edıcı oluyor Son aylarda sıkça karşılaştığım başka bır çırkınleşme ko- nusundan daha soz etmek ıstıyorum tt Dahi" anlamındakı u de, da" eklen özel- lıkle TRT kanallanndao kadar gelışıguzel ve gereğmden çok kullanılıyor kı, bu savrukluk dılın guzellığıne zarar \ erdığı gıbı, tumcenın anlamını da bozuyor TRT'nın herhangı bır haber bultenını bıraz dıkkatle dınleyın, buna sız de tanık olacaksınız "Dil", duşunce vapımızla, zevk yapımızla yakından ılgılıdır Bu nedenle. yazarken ve ko- nuşurken bıraz olsun dıkkat etmek gerekıyor Yukarda değındığun çırkınhkler özellıkle ko- nuşma eğıtımını ılgılendırmektedır Çeşıtlı olumsuz etkıler altına gıren guzel dı- hmıze bır de bu bakımdan kıymayalun, tep- kı gosterelım İnsan Değişir... Oktay Akbal "Evet/Hayır" koşesınde, salı gu- nu, geçmıştekı Ecevrt'ı yazdı Ne dıyordu Ecevıt "Bu duzen değışecek Toprak ışleyenın su kullananın Ne ezen ne ezılen I Hakça bır duzen." Akbal anımsatıyor "Bu seslen 1970'lerden duyargıbıoldunuzmu?.. Kımı zaman yaşam rüzgârian genlerden anılarge- tınr Açarsınız o yıllann koleksıyonlannı bu güzel sozlen kım soylemış, anlarsınız " Doğrusunu ıstersenız, Oktay değınmese ele al- mayacaktım, Bulent Ecevıt ıçın bır şey yazmak ıs- temıyorum, ıçımden gelmıyor Ecevıt "bu duzen değışecek" dıyordu. Duzen Ecevıt'ı değıştırdı Işın ozetı bu. • MeMh Cevdet'le kısa bır ingıltere gezımız var. Uçak Londra'ya ındıkten sonra ayağımız toprağa bastı- ğı an Anday dedı kı - llhan burada 'pub' dıye bır şey varmış - Sanınm - Bır de Tumeri Pub'da Irlanda vıskısıne talıp olduk, Turner ıçın muzeye gıttık, kısa bır gezıde ınsan neye yoğun- laşacağını bılmelı Joseph M. W. Turner 19'uncu yuzyılın olağa- nustu ressamlanndan bın, ınsanı çarpıyor, şallak mal- lak oluyorsunuz resımlenne bakarken Ancak ressamın uç donemı var Erken done- mı.orta donemı, geç donemı.. Muzede resımlere bakarken aynmsamakta guç- luk çekmıyorsunuz, sanatçı yaşamı boyunca za- manla değışmış, donuşmuş, ışığı yakalamış, renk- len saflaşmış, saydamlığa ulaşmış, doğadakı krt- lelerruvalın ustunde sankı akıcılık kazanmış, bır mu- cıze ızlenıyor.. • Pekı yalnız sanatçı mı değışır? Polıtıkacı da değışır. Genelde ınsan değışır Değışım doğanın yasasıdır Adamın bın ıdamlık suç ışlemtş, ıçen atmışlar, yar- gılamaya başlamışlar, savcı, ıddıaname, tanıklann dınlenmesı, belgelerın toplanması, yazışmalar, sa- vunma, karar, Yargıtay, bozma karan, yenı baştan mahkeme, yenı karar, yıne Yargıtay, yıne bozma ka- ran derken ış uzamış, aradan yırmı yıl geçmış Sanık, tutuklu geçen surede, okuma yazma öğ- renmış, kıtaplar devırmış, yaşamı algılamış, felse- feye merak sarmış, yenı bır kışılık kazanmış, aydın- lanmış, olgunlaşmış, yenı bır adam ortaya çıkmış, ama, gel gor kı karar kesınleşmış, ınfaz gerçekle- şecek. Idam edıleceğı sabah darağacına göturulurken suçlu soylenıyormuş - Yanlış adamı asıyorsunuz Savcı sormuş - Neden? - Ben yırmı yıl once tutukladığınız adam değı- lım, başka bır ınsan var karşınızda O bır başka ınsanı, ıpe çekmışler... Hıç de ıyı etmemışler 1 . ^ i UKJ Insan değışır ' Polıtıkacı da değışır; ama, bu değışım lyıye mı, kotuye mı? Olumluya mı? . Olumsuza mı?.. Karar sızın ANKARA GAYRtMENKUL SATIŞ İCRA DAİRESt'NDEN GAYRÎMENKUL AÇIK ARTTIRMA İLANI DosyaNo 2000/372 Satılmasına karar venlen gaynmenkulün cınsı, kıy- metı, adedı, evsafı Ankara. Çankaya ılçesı, Çankaya Mahallesı'nde, Şehıt Ersan Caddesı 20 kapı numarah apartmanın bulunduğu yere rastlayan ve ımann 4950 ada 2 parselını teşkıl eden 1015 nv2 mıktanndakı kâgır apartmanm 27/320 arsa paylı zemın kat 4 numaralı, 4 oda, salon ve muştemılatından ıbaret 190 m2 kullanım alanlı mesken \asıflı taşınmaz, bu" borç nedenıyle açık arttınna suretıyle satıiacaktır Genış evsafı dosyada mevcut bılırkışı raporunda açıklanmıştır Takdır edılen kıymetı 40 000 000 000 - TL, yuzde 18 KDV ahcıya aıttır Sabş şaröan: 1- Satış, 6/8/2001 gunu saat 14 10'dan 14 20'ye ka- dar Ankara Adlıyesı Mezat Salonu'nda açık arttırma suretıyle yapılacaktır Bu arttırmada tahnun edılen kıy- metın yuzde 75'ını ve ruçhanlı alacaklılar varsa alacak- lan mecmuunu ve satış masraflannı geçmek şartı ıle ıhale olunur Boyle bır bedelle alıcı çıkmazsa, en çok arttıranın taahhüdu bakı kalmak şartıyla 16/8/2001 gu- nu aynı yerde ve saatlerde ıkıncı arttınnaya çıkanlacak- tır Bu arttırmada da bu mıktar elde edılememışse gay- nmenkul en çok arttıranın taahhüdu saklı kalmak uze- re arttırma ılanında gösterılen müddet sonunda en çok arttırana ıhale edılecekhr Şu kadar kı arttırma bedelı- nm malın tahmın edılen kıymetının yuzde 40'mı bul- ması ve satış ısteyenın alacağına ruçhanı olan alacakla- nn toplamından fazla olması ve bundan başka paraya çevırme ve paylaştırma masraflannı geçmesı lazuncür Boyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebı duşecek- tır 2- Arttırmaya ıştırak edeceldenn, tahmın edılen kıy- metın yuzde 20'sı mspetınde pey akcesı veya bu mıktar kadar mıllı bır bankanın temınat mektubunu vermelerı lazundır Sabş, peşın para ıledır, ahcı ıstedığınde 20 gû- nu geçmemek uzere mehıl venlebılır Tellalıye resmı, ıhale pulu, 1/2 tapu harcı ve masraflan ahcıya aıttır Bı- nkmış vergıler sabş bedelınden ödenır 3- Ipotek sahıbı alacaklılarla dığer ılgılılenn (*) bu gaynmenkul uzenndekı haklannı hususıyle faız ve masrafa daır olan ıddıalarmı dayanağı belgeler ıle on beş gun ıçuıde daıremıze bıldırmelen lazundır Aksı takdırde haklan tapu sıcılı ıle sabıt olmadıkça paylaş- madan hanç bırakılacaklardır 4- Ihaleye katılıp daha sonra ıhale bedelını yatırma- mak suretıyle ıhalenın feshıne sebep olan tum ahcılar ve kefıllen, teklıf etbklerı bedel ıle son ıhale bedelı ara- sındakı farktan ve dığer zararlardan \e aynca temerrut faızınden müteselsılen mesul olacaklardır Ihale farkı ve temerrut faızı aynca hukme hacet kalmaksızın da- ıremızce tahsıl olunacak, bu fark, varsa oncelıkle temı- nat bedelınden alınacaktır 5- Şartname, ılan tanhınden ıtıbaren herkesın göre- bılmesı ıçın daırede açık olup masrafı venldığı takdır- de ısteyen ahcıya bır orneğı gondenlebılır 6- Satışa ıştırak edenlenn şartnameyı gormuş ve munderecatını kabul etmış sayılacaklan, başkaca bılgı almak ısteyenlenn 2000/372 sayıh dosya numarasıyla mudürluğumuze başvurmalan ılan olunur 6/6/2001 (*) llgılıler tabume ırtıfak hakkı sahıplen de dahıl- dır Basın 35481
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog