Bugünden 1930'a 5,440,253 adet makale



Katalog


«
»

1-3 HA2İRAN 2001 ÇARŞAMBA • • • • CUMHURİYET HABERLERIN DEVAMI TURKIYE Isstanbul A 26 Sinop A 25 Adana A 38 A 30 Samsun A 27 Mersin A 34 KCocaeli A 31 Trabzon Çanakkale A 29 Giresun Izımır A 35 Ankara A 25 Diyarbakır A 37 _A 25 Şanlıurfa A 40 A 36 Mardın A 35 A 38 Eskışehır A 34 Siirt A 37 Aydın A 40 Konya A 36 Hakkân Oenızlı A 38 Sıvas A 33 Van Zonguldak A 25 Antalya A 39 Kars Yurttayağişbeklen- mıyor. Butün bolge- ler az bulutlu ve açık geçecek. Hava sı- caklığı yurdun ku- zeybatısında biraz azalırken öteki yer- lerde değişmeye- cek. Rüzgâr kuzey ve doğu yönlerden hafrf ara sıra orta kuvvette esecek. DIS MERKEZLER Oslo Helsinki Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Parıs Bonn PB Y PB Y PB Y Y PB 16 20 18 21 20 21 24 24 Münih PB 21 Zürih Beriin Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atina PB PB PB PB Y Y Y B 23 26 32 22 25 25 28 30 Y 25 Şam Moskova Aşkabat Astana Taşkent Bakû Bişkek Tiflis Kahire Y PB Y PB PB Y PB A 19 32 21 34 30 32 31 35 A 38 Bulutiu t Çok bulutiu ı Yağmurtu G U N C E L CÜNEYT ARCAYÜREK • Baştarafı 1. Sayfada Medyanın ve hükümetin yalakalan diledikleri ka- dar yadsısınlar, hatta bu duruma düşmemizdeki tek nedenin yine bizden kaynaklandığını söyleye- rek IMF'ye, IMF ile aynı kulvarda koşan Batılı ser- maye veya siyasal güç sahiplerine övgüler yağdır- sınlar. Gerçek, patlasalar da çatlasalar da gerçektir ve bir dizi dayatmayı yansıtan tablo iç karartıcı içerik- te: Önce Dünya Bankası'nın Türkiye temsilcisi Ajay Chhibber başladı; "Uygulamada süreklilikgerekir- ken olası gecikme Türkiye'ye pahalıya mal olacak" dedi. Ardından ABD Hazine Bakan Yardımcısı John Taylor konuştu: "Türkiye'ye krediiçin koşul dayat- tık." Sıra IMF'nin Avrupa temsilcisi Michael Depp- ler'de: "Programın herhangı bir unsurundaki ge- cikme bûyük ihtimalle sorun yaratır." 29 Mart'ta buluşan ABD Başkanı George W. Bush'la Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Türkiye'yi krizden mutlaka kurtarma konusunda uzlaştılar ama, bugünlerde paradan başka bir şey düşünmeyenlerin pek umursamadığı; ne ki, ulusal onurumuzla oynayan kimi koşulları birlikte sapta- dılan "Türkiye koruma altına alınmalı-Her yardım so- mut taleplere bağlanmalı." Türkiye IMF'nin sürekli denetimi altında. Ama adamlarnazik. Denetimeyeni birad buldular. "Göz- den geçirme" diye anıyorlar. Dayatma sözcügünü de kullanmıyorlar; "Heray IMF'nin Türkiye 'ye yeni ödevlerinden" söz ediyor- lar. IMF'nin 8. gözden geçirme (denetleme) ışlevini yerine getiren yeni Cottarelli, Juha Kahkonen, aylardır süregelen dayatmalara son dört noktayı koydu: Türk Telekom'a profesyonel yönetim-Ek bütçe- nin Meclis'ten geçmesi-Emlakbank'ın kapatılması- Tütün Yasası'nın kabul edilmesi. Bu koşullann (ödevlerin) "yerine getirilmesi" için son bir tarih de verdi: 25 Haziran! Bu koşullan (ödevleri) söylediğimiz tarihe kadar hele bir yerine getirme de gör başına geleceklerı: "Zımık kredi alamazsın" dedi, dediler. Gazete manşeti, Kahkonen'i (Derviş'i) özetledi: "önce dört şart, sonra para." Ama kimi yüzler kızarmtyor! Zam müjdecisi Batı, neredeyse kırk katır mı kırk satır mı diyor. Öylesine batırdı ki ekonomiyi bu hükümet; bir üçün- cü kriz olasılığıyla tir tir titrediği gibi, aman IMF'yi, IMF'nin patronu ABD'yi danltmayalım, ne söylerse söylesinler, sineye çekelim, direnmeden istenileni yerine getirelim, yeter ki paracıklar gelsin diyor da başka bir şey diyemiyor. Kahkonen, programın tek sözcüğüne dokunul- masını istemediklerini yineledi. Işçiye verilen zam ve buğday taban fiyatlanyla programda sapmalar olduğunu söylerken içinde bulunduğumuz zavallı durumu bir örnekle kanıtladı. Hükümetin işçi ve buğday zamlarındaki sapma- yı "telafi etme taahhüdünde bulunduğunu" açık- ladı. Yani? Yanisi şu ki; (güler misiniz, ağlar mısınız bi- lemem) hükümet buğday ve ışçiye verdiği zammı başka yollardan geri alacak. Yazar-çizer, hükümet taahhüdünün yöntemi ne- ler olabilir, kazık yeni vergi mi acaba diye arpacı kumrusu gibi düşünürken Kemal Dervişimiz iki zamma şıpın işi kaynak buldu bile. Frankfurt'a uçar- ken müjdeledi. Köprü ve otoyola bir iki güne kadar zam geliyooomi Zamlar geliyor, zamlan müjdeleyenler de gelip gidiyor... Dayatmaların ardı arkası kesilmiyor. Siyasal nezaket sınınnı da aşan dayatmalan si- neye çekenler işbaşından aynlmamakta direniyor... Arada Atatürk'le edindiğimiz "bir şey" var ki, elimizin altından kayıp gidiyor! BülentEcevit'ten Süvyanigenelgesi ANKARA(Cumhuri- yet Bürosu) - Başbakan Bülent Ecevit, terör ne- deniyle Güneydoğu'dan Avrupa'nın çeşitli ülke- lerine göç eden ve köy- lerine dönmek isteyen Süryani asıllı yurttaşlara zorluk çıkarılmamasını isteyen bir genelge ya- yımladı. Ecevit, "Sürya- ni yurttaşlanmızuı tüm anayasal, yasal ve de- mokratik haklardan ser- bestçe yararlanmalan devletimizin güvencesi arandadır" dedi. Ecevit, yayımladığı genelgede PKK terörü nedeniyle Süryani yurt- taşlann köylerine dön- melerinde bazı sorunlar- la karşılaştıklan iddiala- nna dikkat çekerek bun- lann uluslararası çevre- lerce Türkiye'nin önüne bir insan haklan sorunu olarak getirilmek isten- diğini kaydetti. Ecevit, bu durumun Türkiye karşıtı bir kampanyaya dönüştürülmemesi için Avrupa ülkelerine iltica etmiş veya yerleşmiş olan Süryani asıllı yurt- taşlann istemleri duru- munda köylerine dön- meleri yönündeki çalış- malann Içişleri Bakan- lığı'nca yürütüleceğini kaydetti. Ecevit, "Devle- timizin güvencesi altmda bulunan Süryani yurt- taşlanmızın bu haklan- m kullanmalannda igili kamu kurum ve kunı- Iuşlarmm gereken dik- kati ve hassasiyeti göster- melerini önemle rica ederim" dedi. Başbakan'dan baz7 genelgesi • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Başbakan Bülent Ecevit, baz istasyonlanyla ilgili kuruluş ve işletme sürecinin, Ulaştırma Bakanlığı'nuı düzenlemesine tabi olduğuna ilişkin eski genelgesini iptal etmek için genelge yayımladı. Yeni genelgeyle baz istasyonlanna dair düzenleme sorumluluğu Telekomünikasyon Kurulu'na geçmiş oldu. Egemeıılik zedelendi HACER BOYACIOĞLU ANKARA - IMF heyetinin, 1.5 tnilyar dolarhk kredi dilımi- nin serbest bırakılması için TB- MM'ye müdahale niteliğinde ta- limatlar vermesine, toplumun üreten tüm kesimleri sert tepki gösterdi. Akademisyenler, işa- damları ve emekçilerin IMF Türkiye Masası Şefi Juha Kah- konen'in TBMM'ye müdahale niteliğindeki açıldamalanna yö- nelik değerlendirmeleri özetle şöyle: Prof. Dr. Slnan Sönmez (AÜ SBF): IMF'nin Türkiye'ye direkrifler vermesi yeni bir ge- lişme değil. Nitekim, geçen yıl verilen 62 maddelik ek niyet mektubu da IMF tarafindan ha- zırlanmıştı. Bu noktada, IMF ve politıkalan ile uyum içinde olan hükümetin. acz içinde olduğunu söylemek de doğru olmaz. IMF Başkanı Kohler, 30 Mayıs 2001 'de Türkiye'de yapılmak is- teneni net bir biçimde açıkladı ve "Türldye'de devletin müda- haleci ve konımacı yönü tasfıye edüecek" dedi. IMF heyetlerinin denetimlen sonrası, yenilenen niyet mektupları da bu süreçte, Türkiye'nin ev ödevinin ne ka- dannı yaptığını gösteren belge- ler şekline getirildi. Prof. Dr. Erlnç Yeldan (Bilkent Ü. Ekonomi): Son 2 yıl- dır uygulanan IMF patentli program, Türkiye'yi küresel ser- mayenin spekülatif çıkar alanına çekmeyi hedefliyordu. Fakat, programın iktisadi ayağındaki tutarsızlıklar nedeniyle kasım ve şubat krizleri patlak verdi. Süre- \ •• Öncereform sonrapara AiNKARA(Cumhuriyet Bü- rosu) - Uluslararası Para Fonu (IMF), ekonomik bunalımdan geçen gelişmekte ve azgeliş- miş ülkelere yönelik uygulaya- cağı programda büyük değişik- lik içeren bir çahşmayı yürütü- yor. ABD'de yeni yönetimin iktidara gelmesınin ardından öncelikler arasında gördüğü IMF'nin yeniden yapılanması çerçevesinde "mali vanhmdan çok.gerektireformlanngerçek- leşmesini sağlamak" görüşünü yaşamageçirdi. IMF.bumode- li ilk kez, şubat ayında büyük bir bunalım geçiren Türkiye üzerinde uygulamaya başladı. ABD'deki cumhuriyetçi yö- netim, CEnton döneminde eko- nomik zorluk geçiren ülkele- rin kurtanlmasına yönelik ol- dukça sık mali operasyonlar düzenleyen IMF'ye yeni bir görev biçimlendiriyor. Bush yönetiminin, ocak aymdagö- cin her aşamasından sorumlu olan IMF, bu başansızlıklarda Türk hükümetini suçladı. Başın- dan itibaren teslimiyetçi bir tu- tum izlendiği için de IMF bugün doğrudan talimatlar verebilecek gücü kendinde buluyor. Tüm bu yasa ve programlann tek gayesi. Türkiye'yi küreselleşme süreci- ne 2. sıruf bir tüketim toplumu olarak eklemlemektir. DİSK Genel BaşkanıSü- leyman Çelebi: Bir IMF bü- revi devralmasının ardından IMF'nin 2 numaralı adamı Stanley Fischer'in yerine cum- , huriyetçilere yakınlığıyla bili- , nen Anne Kruegeri ataması dikkat çekti. Krueger'in dün- yada ticaretin serbestleşmesine yönelik birçok çalışması oldu- ğu biliniyor. ABD Hazine- si'nin dışilişkiler bölümüne atanan John Taylor da yaptığı açıklamada, IMF'nin ülke kur- taran rolünden mutlaka sıynl- ması gerektiğini bildirmişti. IMF ve ABD Hazinesi'nin, . fonun ekonomik zorluklar ; içindeki ülkelerle yapılacak ' görüşmelerde önceliği "küre- ' sei ekonomik gerçeklerdoğrul- : tusundagereklireformlannye- \ rine getirümesine'' verecekle- . ri biliniyor. Reform düzenle- melerini "olmazsa olmaz'* ko- şul olarak gören IMF. gerekli reformlann yapüması konu- ' sunda teknik destek verecek. rokratının kendini hükümetin si- cil amiri gibi görmesini, ikitida- n oluşturanlar içlerine sindirebi- lir ama biz sindiremeyiz. "Ege- menlik kay ıtsız şartsız milletin- dir" dıyen TBMM'nin, ulusla- rarası bir mali kuruluş tarafin- dan yasa dikte edilmesine nasıl tepkisiz kaldığını anlamamız ise mümkün değil. Egemenlik hak- kımız göz göre göre zedelenmiş- tir. IMF hem hükümet hem de Meclis olmaya soyunmuştur. Üstelik böyle bir ortam bizzat en ulusalcı, en milliyetçi ve en muhafazakâr olduğu iddiasında- kı partilerin koalisyonunda ger- çekleşmektedir. Bu ülkenin va- tandaşlan olarak bizleri bu onur kmcı duruma getiren tüm siya- silerden hicap duyuyoruz. Her- kesi ulusal egemenliğimize sa- hıp çıkmaya, onurumuzu zede- leyenlere karşı seslerini yükselt- meye çağınyoruz. DENETDE Cenel Ba$ka- nı Atılay Ergüven: Uygu- lanan şantajcı politika ve prog- ramlarla Türkiye tasfiye edil- mek ısteniyor. Fakat ne yazık ki tepki göstermesi gerekenJer bu sürece sessiz kalıyor. Ulusal çı- karlardan para karşıhğı taviz ve- renleri, Türkiye halkı ve tarihi affetmeyecektir. Yabancı kaynak ve yardımın, ekonomik kurtuluş için gerekli olduğu koşullandır- ması sonucu. egemenlik ve ba- ğımsızlıgımızı kaybetme nokta- sına geldik. Artık sessiz kalına- maz. ülkesini seven herkeshare- kete geçmeli. ulusal Sanaylcl ve l$a- damları Dernefil (USİAD) Cenel Başkanı Kemal Öz- den: Türkiye'nin yaşadığı so- runlan aşması için kendi kay- naklan yeterlidir. Ancak ne ya- zık ki, siyasi irade teslimiyetçi bir anlayış çerçevesinde, bu ger- çeği görmezden geliyor. Tarihin tekerrür ettiğini gör- memiz için, IMF heyetinin Dü- yun-u Umumiye binasına yer- leşmesi mi gerekiyor? Türkiye kendi kaynaklanyla, bu zor sü- reci aşabilir, yeter ki bunun bi- lincinde olsun. Baykal: Krizden kim yararlandı? ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu)-CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümetin ekonomik krizden kimin ne kadar kazanç sağladığını, kri- züı gerçek boyutlarına ilişkin rakamları ve IMF'den gelen paralann nerelerde kullanıldığını açüdamasını istedi. Bay- kal, hiçbir dönemde IMF'ye karşı bu kadar teslimiyet içinde olun- madığını vurgularken, "Hükümet IMF ile yüz göz oldu" diye konuştu. FP Genel Başkanı Recai Kutan, hükümetin IMF'ye teslim olması nedeniyle "Türkiye'nin arnk yönetuemez bir ül- ke olmaya doğru gittiği- ni" söyledi. Kutan, par- tisinin grup toplantısm- da, "Ülke resmen planh bir şekilde işgal ve çöküş- le karşı karşıya. Ulkele- rin işgalinde arük silah- larm yerini dolar ve mark almıştır. Gelinen noktada Türkiye'nin ba- ğımsızlığı tehlikededir, Türkiye'nin üzerinde karanhkoyuıüar oynanı- yor. Bu beceriksiziktidar bu tuzağı göremiyor" di- ye konuştu. MHP Grup Başkanve- kili İsmail Köse, Baykal,Türkiye'nin ülke yönetimindeki özgüvenini vitirdiğini söyledi. (Fotoğraf. AA) IMF'nin hükümetin ikinci bir mektup iste- mesiyle ilgili olarak, "Ekonomide entegras- yonu kabul etmişseniz, bunun kurallanna uy- mak zorundasınız. MUli kimlikten iskonto yapıl- madıgL, egemenlikten ta- viz verihnediği sürece bu tür bdgelerdüzenlenebi- Br. Bunu normal karşıla- mak lazun" dedi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da, dün gazeteci- lerin sorulannı yanıtlar- ken, Türkiye'nin iki kriz sonucunda "ülkemiken- dim yönetirim" konu- sundaki özgüvenini yi- tirdiğine dikkat çekerek, "Ben bunu çok ağır bir bedel olarakgörüyorum. Çok iyi biüyorum ki öz- güvenini kaybeden bir tophun umudunu da id- diasuu da kaybetmiş de- mektir. Hiçbir ülke sö- mürge kuMrü üzerinde demokrasisini geliştire- mez" dedi. Baykal, eko- nomik krizle ilgili olarak hükümetin şu sorulan yanıtlamasını istedi: "Kriz spekülatörleri, krizden yaraıiananlar kimkrdirve nemiktarda kazanç sağlamışlardır? Şeffaf yönetim vaat eden hükümet kriz konusun- daki gerçek rakamlan ne zamari açıklayacak- tır? EVfF'den gelen yar- dım nerelerde kullanıl- mıştır? Bundan sonra gelecek diBmler nereler- de kullanılacaktır?" CHP'nin bu konuda ça- lışmalannı sürdürdüğü- nü aktaran Baykal, "Bu- nu yapmak CHP'ye düş- memeüdir. Biz bu çahş- malanyine yapanz ama, ayıp oluyor" diye konuş- tu. Baykal, IMF'den ge- len yardımın nerelerde kullanıldığını hüküme- tin açıklamaması duru- munda CHP olarak ken- dilerinin açıklayacağmı bildırdi. Baykal, IMF Türkiye Masası Şefi Ju- ha Kahkonen in önceki gün düzenlediği basın toplantısmda Türkiye'ye verilecek kredinin her dilimi için ayn niyet mektubu istemesine iliş- kuı soruyu şöyle yanıtla- dı: "Niyet mektubunun yinelenmesinden söz edi- üyor. Herhalde daha ön- ceki niyet mektubu ay- nen uygulanamadığı için böyle bir ihtiyaç doğdu. Böyle bir karar ahndı mı? Ahndıysa nerede ahndı? Kimlerakh, bunu bilemiyoruz. Ama bu şa- şıröcı bir olaydır. Bu hü- kümet IMF ile senli ben- li oldu. İçli dışh oldu, yüz göz oldu. Bunu doğal karşılamak mümkün değUdir. Türkiye IMF ile 17 kez masa başına otur- du. Bu ilişkilerin hiçbi- rinde bu kadar laubaU, bu kadar teslimiyetçi, bu kadar yüz göz olmuş bir noktaya geünmedL' 1 Tür- kiye'nin knzden kurtul- mak için bir kurtancı beklediğini, peşine takıl- mak için "fareli köyün kavalcısınT gözlediğini kaydeden Baykal, bu du- rumun Türkiye'ye ya- kışmadığını, mucizevi kurtuluşlara bel bağlan- masının bir ülkenin onu- ruyla bağdaşmadığını söyledi. Tekel'deld iLsıılsiizlüklere soruşturtna ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu)-Içişleri Bakanı RüştüKâ- zun Yücelen'e devlet bakanlığı döneminde bağlı olan, daha son- ra Özelleştirme ldaresi Başkan- lığı'na devredilen Tekel'deki yolsuzluk ve usulsüzlükler Baş- bakanlık Teftiş Kurulu'nca so- ruşturuluyor. Tekel Teftiş Kurulu'nun 1998 ve 1999'dahazırladığıraporlar- da, Tekel ürünlerinin Istanbul Anadolu yakasında pazarlama- sını yapan Esdağ AŞ 'nin, kuru- mu zarara uğratarak haksız ka- zanç sağladığı, açılan ihalelere girmek için yasal prosedüre uy- madığı yönündeki bilgiler yer aldı. Raporlarda firmanın çeşit- li tarihlerde Tekel ürünlerine yapılan zamlar sonrasmda elin- deki stok malzemeyi eksik be- yan ederek kurumu zarara uğ- rattığı vurgulandı. Müfettişler, firmanın malzeme satmaması- na karşın açığa fatura kestiğini de belirledi. tanbul Anadolu yakası için 13 Ocak 2000 tarihinde açtığı iha- leye, Esdağ AŞ ile BAKES adlı firma katıldı. Komisyon, ihale şartnamesi ve Alım-Satun Yö- netmeliği'ne aykm olarak ihale- • Tekel ürünlerinin Istanbul'iin Anadolu yakasında pazarlamasını yapan Esdağ AŞ'nin, kurumu zarara uğratarak haksız kazanç sağladığı, açılan ihalelere girmek için yasal prosedüre uymadığı ileri sürüldü. Firmanın zamlar sonrasında elindeki stok malzemeyi eksik beyan ederek kurumu zarara uğrattığı vurgulandı. Raporda, firmanın iyi niyet kurallan ile bağdaşmayan işlem- leriyle kurumu zarara uğratması nedeniyle 2000 yılında toptan satış sözleşmelerinin yenilenme- mesı gerektiğine dikkat çekıldi. Uyannın ardından Tekel'in Is- yi Tekel Yönetim Kurulu'na ha- vale etti. Daha önce hazırlanan müfettiş raporlannın bürün uya- nlanna karşın Anadolu yakası dağıtım ihalesi kurumu zarara uğratan firmaya verildi. Raporun sonuç bölümünde firmanın fiyat ayarlamalannda gerçeğe uygun stok beyanı ver- mediği, stok depolannı Tekel'in denetimine açmadığı dile geti- rildi. Raporda Tekel Genel Mü- dürlüğü ve yönetim kurulu üye- lerine bu konuda yapılan yazılı bildirimin dikkate alınmadığı vurgulandı. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, tespit edilen yolsuzluk ve usulsüzlüklerin Başbakanlık Teftiş Kurulu'nca soruşturulmasını istedi. Kurulun Başbakan Bülent Ecevit'ten 'olur' ahnasının ardından müfet- tişler soruşturmaya başladı. Öte yandan, Nevşehir'de Te- kel'e ait rakı fabrikastndan sah- te belgeyle 100 milyar liralık ra- kı almak isteyen Metin ve Hüse- yin Şimşek suçüstü yakalandılar. SÖYLEŞİ ArnUlLJHANî "Eden Bulup, Dünyası* Bu!..: I Baştarafı Arka Sayfada let' kültürünü birlikte) korumak istiyor; bunun için yasal önlemler alı- yorlar. Hem haklan bu, hem de, 'hükümran dev- let' olmanın doğal sonu- cu! Kim ne diyebilir? De- necek şeyler var: bir ke- re biz, bu AB ülkelerine, açık ve seçik olarak şu- nu diyebiliriz: Sizin aldığınız ön- lemlerin benzerlerini, Türkiye Cumhuriyet, ÜmmetveMilletkürtü- rünü -biriikte- koru- mak amacıyla alırsa, acaba neden insan haklannı ve inanç öz- gürlüğünü çiğnemiş oluyor da, siz olmuyor- sunuz? ABD, -dinler dahil- her şeyi yozlaş- tnp, güçlü Media ba- sıncıyia üçüncü ülke- lere dayatarak, kendi (öz) 'Küreselleşme'sini gerçekleştirmeye kal- laşınca, haksız ve yan- Itş oluyor da; aynı 'ope- rasyonu' -Türkiye gibi üçüncü ülkelere- da- yatmaya kalkışan, Al- manya gibi, Ingiltere gibi ülkeler, neden in- san haklan ve inanç özgürlüğü mücadelesi vermiş sayılıyor? VVashington'ın Batı Avrupa (AB) ülkelerine saldınsı da, elbette, bu soru istikametinde ola- caktı, öyledeoldu... Tepki ABD'den oellyor... Avrupa'daki "...bu sertleşmeye karşı, durumu izleyenler, sa- dece Fransa'da bile yüzlerce milyon franklık imkânlara sahip olan, çokuluslu tarikat hol- dinglerinden, bir kar- şı/saldın beklemektey- diler; fakat tepki,,, ABD'cten geldi:u 1997"nin 27 Ocak'/nda,^ Almanya 'nin aldığı o^ 'Bilimselciler'i (Scien- tiste) vuran önlemler, '• VVashington tarafindan 'resmen' kınandı. Birkaç gün sonra, ABD Dışiş- leri Bakanlığı'na bağlı birbirim olan 'Çalışma, İnsan Haklan ve De- mokrasi Bürosu/Bure- au for Democracy, Hu-., man Right and Labo-^ ur"; yeryüzünde bu hak-A lann ne durumda oldu-.j ğunu belirten raporunur açıkladı: şiddetle hücum edilen Almanya, din Çı- nanç) özgüriüğünü tanı-^ mayan ülkeler listesin-' de, (Komünist) Çin7e b/r'| tutulmuştu..." (a.g.g.) '' Açıkça gördüğümüz nedir? Gücü yeten, ye^g tene vuruyor: 'insanîj haklan', 'inanç özgür- lüğü', bahane; Was-< hington, yeryüzü ege<* menliği savaşımında, Avrupa Birliği'nin ken-, disine rakip olabilme- sini engellemek için, kendi mezhep ve tari- katlanyla, Avrupalılan kendi yurtlarına ve kültürlerine yabancı- laştırmaya çabalıyon, onlar, aldıklan önlem-, lerie buna engel olma-j ya yettenince de, 'öz-. güıiük ihlâli' yaygara— sını basıyor. Yok yok, aslında bu kadarla ye-, tinse yine iyi ama, çok', daha ileriye gitmiş! r ] 1998 de, ABD Kong-, resi'nin kabul ettiği bir yasa, bu yasaya göre kurulmuş 'resmi' bir ku- ruluş var ki, yaptıklan ve soyledikleri... Neyse, onu daha son- ra tartışınz... ^ Ermeni lobisi 'holding'gibi ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu)- Tüm dünya- da Türkiye karşıtı kam- panya yürüten Ermeni lo- bisi gün geçtikçe büyü- yor. Yakuzca ABD'de et- kinlik gösteren Ermeni kuruluşlannın sayısı 1200'ü aştı. Birçok kişi- ye iş olanağı sağlayan bu kuruluşlar, sözde soykı- nm kampanyası çevre- sinde başlı başuıa bir sek- tör yaratmış durumda. Ermeni Araştırmalar Enstitüsü'nce (EREN) yayunlanan incelemeye göre, Türkiye'ye sözde soykınmı kabul ettirmek için kampanya yürüten Ermeni lobisi, şubeler hariç, 1228organizasyo- na sahip. ABD'deki Er- meni diyasporası, hemen her eyalette yerleşmiş, kurumsallaşmış, maddi yönden son derece iyi du- rumda bulunan. bilinçli, ne yaptığını çok iyi bilen birkitle olarak görülüyor. 1887 yılından bu yana ABD'de yasayan ve bu- gün sayılan 1 milyona yaklaşan Ermenilerin si- yasi olarak etkin rol oy- nayan 182 kilisesi bulu- nuyor. 23 ayn Ermeni Çalışmalan ve Araştırma Merkezi koordineli çalış- malan ve soykırım konu- sunda, sayısı 2 bini bulam yayınlan ile dikkat çeki-- yor. Ermeni diyasporasıj 100'ün üzerinde okul ve" kütüphane, 17 kitabevi, 13 yayınevi, ABD'ninS çeşitli eyaletlerinde çıkan 1 ' ve sayısı 21 'i bulan gün-" 1 lük ve haftahk gazeteler,'^ 17 ayn Ermeni Çalışma- ? lan Periyodiği, 188 bül-'4 ten, 25 radyo ve 10 TVO programı aracılığıyla;i soykmm propagandası yürütüyor. EREN'in araştırma-^ sında Ermeni lobisinin' amaçlan şöyle sıralam- yor: ^ • "Sözde" soykınmi- Amerikan Senato- su'ndan çıkarmak. • Türk devletine özür diletmek ve tazminat ödetmek. • Doğu Anadolu'da Ermeni topraklan ve Batı Ermenistan diye iddia et- tikleri bölümün ken-i dilerine verihnesini sağ- lamak ve buralarda bağımsız bir Ermenistan devleti kurmak. Araştırmada, Ermeni lobisinin organizasyon çabalanna karşın Tür- kiye üzerinde etkili ola- maması. ABD'nin böl- gedeki çıkarlanna bağ-; lanıyor. j Ermeni Araştırmalar Enstitüsü resmen açıldı ANKARA(CumhuriyetBürosu)-Ermeni lo- bisinin sözde soykmmı kabul ettirme konusun- da Batt'da elde ettiği başanlann ardından yeni yollar arayan Türkiye, ilk Ermeni Araştırmalar Enstitüsü'nü (EREN) dün açtı. Devlet Bakanı Tunca Toskay. açıîısta yaptığı konuşmada en- stitünün açıiışını "çok geç kalmmış, ancak çok isabedi bir adım" olarak değerlendirdi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog