Bugünden 1930'a 5,438,865 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

10 HAZİRAN 2001 PAZAR CUMHURİYET SAYFA HABERLER Oral: İhaleler şeffaflaşacak • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği'nin düzenlediği "Gün Işığında Kamu Yönetimi Sempozyumu"na katılan Maliye Bakanı Sümer Oral, ihalesi yapılacak işler için ödenek bulunması koşulunun getirileceğini söyledi. Oral, hazırlanmakta olan Ihale Kanunu Tasansı ile ihalelerde şeffaflığın sağlanacağını da savundu. Sayıştay Başkanı Kamil Mutluer de 2000 yıhnda harcanan her 100liranın46 lirasının devlet tarafından harcandığını kaydetti. Çakan, Mavi Akım'ı savundu • TRABZON . (Cumhuriyet) - Eneıji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan, siyasi geleceğini garantiye almaya çalışan bazı çevrelerin bakanlık üzerinde oyunlar oynadığını iddia etti. Zeki Çakan, Mavi Akım ve Bakû-Ceyhan projeleri ile tran doğalgazı projelerinin son derece isabetli ve önemli projeler olduğunu söyledi. Çakan şöyle konuştu: "Yılda 50 milyon ton petrolün Ceyhan'a aktığını, ülkenin bir enerji koridoru haline dönüştüğünü, Ceyhan'ın Batı pazarlanna bağlanması ile geçiş ücretlerinden gelecek büyük kaynağı gördüğümüzde bütün yapılanlann önemi anlaşılacak. Mavi Akım Projesi ülkenin yararınadır. Ama sanki yaranna değilmiş gibi bir hava estirilmektedir. Bu siyasal polemiktir." Sözde soykıpımın fUmi çekiliyor • Haber Merkezi - Kanadalı film yönetmeni Ermenı kökenli Atom Egoyan, 1915 Ermeni olaylarını anlatan Ararat adlı filmin çekimine başladı. Yapımcılığını Rosert Lantos'un üstlendiği 15.5 milyon dolar bütçeli filmde oynayanlar arasında Toronto Cniversitesi'nden David Alper adlı öğrenci ve ünlü Fransız sanatçı Charles Aznavour da bulunuyor. Toronto ve çevresinde yaşayan yaklaşık 60 bin Ermeni de fılmde fıgüran olarak rol alıyor. Sözde Ermeni soykınmı yapıldığı iddialanndan yola çLkılarak çekilen film, ünlü dağıtım fırması Miramax tarafından diinya sinemalarma smulacak. Konuk bakanlar • İstanbul Haber Servisi -Hollanda Tanm, Doğa Ycoetimi ve Bahkçüık Bakanı Laurens Jan Bxııkhorst, Tanm ve K_«\işleri Bakanı Hüsnü Yk&ıf Gökalp'in davetlisi oLaak resmi bir ziyaret \çiıTürkiye'ye geldi. Rseaanya Turizm Bakam AJte: Agathon Dan da Tırizm Bakanı Erkan VSıincu'nun davetlisi olaak resmi bir ziyaret ipinTürkiye'ye geldi. Ecevit, ekonomik programın gereklerini Meclis'in bu ay sonuçlandıracağını söyledi Seçim Yasası'na zaman yokANKARA (Cumhuriyet Bürosu) -IMF'nin istediği ya- saların çıkanlması için yoğun çaba göstereceklerini vurgu- layan Başbakan Bülent Ecevit Cumhurbaşkanı Ahmet Nec- det Sezer başta olmak üzere çok sayıda kişi, sivil toplum kuruluşu ve bilim adamının yenilenmesi gerektiğine işaret ettiği Seçim Yasası değişiklik- leri için zaman olmadığını sa- vundu. Ecevit, enflasyonda bekle- nenden daha hızlı bir düşüşün başladığım kaydetti. Öncelik- le gerekli kaynağı sağlamayı hedeflediklerini anlatan Ece- vit, "Fakat sorun sadece kay- • Başbakan Ecevit, ekonomide umut verici bir hareketlenme görüldüğünü belirterek enflasyonda beklenenden daha hızlı bir düşüşün başladığım kaydetti. Ecevit, yolsuzluklarla mücadelenin kesintisiz sürdürüleceğini ifade etti. nak sorunu değüdir. Aynı za- manda bürokrasiye işleıük ka- zandırmak gerekir. Önceki gün Yüksek Planlama Kunı- lu (YPK) açıklamasmda da be- lirttiğimiz gibi bürokrasi önünde psikolojik engeller vanhr. Bürokratiar, kamu gö- revüleri, yasalara uygun ola- rak atacaklan imzalardan do- layı başlaruun derde girmeye- ceğine güvenebilmeh'dirler" diye konuştu. Ecevit, yolsuz- luklarla mücadelenin kesinti- siz sürdürüleceğini belirtti. Ecevit, ekonomik progra- mın gereği olan yasama çalış- malarmı bu ay içinde sonuç- landırma karannda olduklan- nı bildirdi. Bu kapsamdaki ta- sanlann tümünün Bakanlar Kurulu'nda imzalandığmı be- lirten Ecevit, TBMM'nin de bu tasanlan hızla yasalaştıra- cağına güvendiklerini söyle- di. Bu yasalardan birinin Tü- tün Yasa Tasarısı olduğunu kaydeden Ecevit, verimli tü- tün ekimi yapılamayan yöre- lerde çok daha kârlı ürünlere geçilebilmesi için gerekli ola- naklan ve düzenlemeleri köy- lülere sunacaklannı, uygula- maya da ondan sonra başlana- cağını bildirdi. "Bunaözellik- le Güne\doğu'da gereksinme vardır. Köylüye sıkınö çektir- mek söyle dursun, refah yolu- nu açacağız" diyen Ecevit, Güneydoğu ile ilgili önemli bir projenin de sımr bölgesi- nin mayınlardan anndınlması olduğunu söyledi. Istifa eden eski Içişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsa- mettin Ozkan tarafından DSP'ye çağnldığı yönündeki haberlere ilişkin olarak da Ecevit, "Hayıröyle bir oluşum yok" yanıtmı verdi. Adalet Bakam Hikmet Sa- mi Türk'ün seçim yasasmda barajm yüzde 5'e indirilmesi yönünde görüş bildirdiği anımsatılarak bu konuda bir çahşma olup olmadığuım so- rulması üzerine Ecevit, TB- MM'nin haziran sonuna ka- dar ekonomik programa iliş- kin yasalan ele alacağını ve bunun dışındaki tasanlara va- kit bulunmasınm zor olduğu- nu söyledi. CHP GENEL BAŞKANI BAYKAL: Yenideğildoğru ohtşumlargerekli • Baykal, ülkenin sorunlannın dışandan birilerinin getirilmesiyle çözülemeyeceğini söyledi. Baykal,"Siz, Atatürk'ün, Ismet Inönü'nün, Celal Bayar'ın yeğenini biliyor musunuz? Yeğenler dönemi 1980'den sonra başladı" dedi. ANKARA(Cumhuriyet Bürosu) - CHP Genel Baş- kanı Deniz Baykal, ekono- mik bunalımın, Türkiye halkının özgüvenini kay- betmesine yol açtığına dikkat çekerek "En büyük tahribat budur. Kaybedi- len para telafi edilebilir, so- Ufuk Uras: Solyan yana gelmeli ANKARA (AA) - ÖDP Genel Başkanı U- fuk Uras, Meclis dışın- daki tüm sol kesimleri «Gökkuşağı Modeli" al- tında birleşmeye çağıra- rak "Bugün, emek ve de- mokrasi güçkrinin gün- deme etkin olarak dahil ohnası günüdür" dedi. Uras, dün partisinin Yenimahalle'de yapılan 2. Danışma Meclisi Top- lantısı'nda yaptığı basın açıklamasmda, Türki- ye'nin köklü bir değişim sürecinden geçtiğini, sol kesimlerin yan yana ge- lerek güç birliği oluştur- ması gerektiğini söyledi. Uras şunlan söyledi: "Kaybedecek günü- müz yoktur. Türk solu kendi zaaflarrvla yüzteş- me ve bunlan cesaretk aşma kararhbğı göstere- mezse toplumda inandı- ncıhğı kalmayacaktır. Bugün, emek ve demok- rasi güçfcrinin gündeme etkin bir politik güç ola- rak dahil ohnası günü- dür.'' runlar çözülebilir. Ama önemli olan kendimize olan güvenimizi ve iddi- amızı kaybetmememiz- dir" diye konuştu. Baykal, Türkiye'yi "yeni oluşum- lann" değil, "doğru ohı- şumlann" kurtarabilece- ğini, sorunlann dışandan birilerinin getirilmesiyle çözülemeyeceğini söyle- di. Baykal, dün Ankara Genç Işadamlan Derneği (ANGİAD) tarafından, O- tel 2000'de düzenlenen "Türk Siyasi Sistemi ve Türldye'nhı Geleceği 2001" konulu toplantıda konuştu. Krizin, Türkiye halkmın özgüvenini sarstı- ğına ve "Biri gelse de bizi kurtarsa" duygusunun yerleştiğine dikkat çeken Baykal, "Bunu biç hak et- miyonız. Olmayacak he- deflere bel bağhyoruz" de- ğerlendirmesini yaptı. Baykal, Türkiye'de ya- şanan olumsuzluklann 1980'den sonra uygulanan politiklar nedeniyle oluş- tuğunu kaydederken "Siz, Atatürk'ün, Ismet Inö- nü'nün, Celal Bayar'ınye- ğenini biliyor musunuz? Yeğenler dönemi 1980'den sonra başladı. Siyaset ulu- sun sorunlanmçözmekten çıkn, eşin dostun sorunla- nnı çözmeye dönük uğraş hatinegekti" diye konuştu. Yeni oluşumlann, yeni kişilerin beklendiğini an- latan Baykal, "Türidye'yi yeni oluşumlar değil, doğ- ru oluşumlar kurtanr" dedi. Baykal, bugün yeni oluşum arayan "eskfler"in bir süre önce "yeni" ol- duklannı belirtirken "Or- talarda yeni oluşum diye dolaşanlann neresi yeni, ben anlayamadım" diye konuştu. -, • ÇİZMEDEN YUKARI m.kart@superonr.ne.com.tr MUSA KART Konya semalan dünyanın en büyük 3. 'taklidi savaş alanı' oldu. Yabancı uçaklar burada savaş manevrası yapacak. MERŞEV KOMTRO- Yaz boyunca bütün yurtta bilgilendirme çalışması yapılacak SoysaFdan 'ulusal çağrı' ANKARA (Cumhurrvet Bürosu) - Prof. Mümtaz Soysal'ın öncü- lüğünü yaptığı, "Türkiye'yi Tür- kiye'denyönetme" iddiasmı taşı- yan hareket, Türkiye'nin ulusal politikalarla kurtulabileceğini düşünen bütün yurttaşlara çağn yapma karan aldı. ll- lerde temas gruplan oluşturulacak ve yaz boyunca Türkiye ge- nelinde bilgilendirme çalışması başlatılacak. Kamuoyunu bilgilen- dirme süreci için Prof. Soysal yetkilendirildi. Prof. Mümtaz Soysal, Prof. Dr. Sina Akşin, Prof. Dr. Oğuz Oyan, Prof. Dr. Erdoğan Soral eski CHP Konya ll Başkanı Hüsnü Bozkurt gibi isimlerin yanı sıra, illerden gelen temsilcilerin aralannda bulundu- ğu yaklaşık 60 kişi, cumhuriyet devriminin ilkelerini ve Kema- lizmi savunan yeni oluşumun ça- lışmalannı değerlendirmek ama- cıyla, önceki gün Ankara'da bir araya geldiler. Ulus'taki Hacı • Türkiye'nin ulusal politikalarla kurtulabileceğini düşünen herkes, Türkiye'yi Türkiye'den yönetme" iddiasını taşıyan harekete davet edilecek. Bektaş Kültür Merkezi'nin kon- ferans salonunda gerçekleştiri- len toplantı, yaklaşık 7 saat sür- dü. 15 ilden gelen temsilciler, "sondaj metni" olarak adlandın- lan bildirgenin Anadolu'da çok olumlukarşılandığının altını çiz- diler. Solda parçalı bir görüntü oluşmasından kaynaklanan bazı endişelerin dile getirildiği, ancak yeni oluşumun çizgisinin bu yönde olmasına karşı belirgin bir görüş birliği bulunduğu aktanl- dı. Toplantıda, yaz boyunca Tür- kiye gündemindeki di- ğer gelişmelerin izlen- mesine, Anadolu'nun nabzını tutmaya yöne- lik çalışmalann sürdü- rülmesine karar veril- di. "Biz parti kuruyo- ruz, bize kabhn" görüntüsünü yaratmaktan kaçınan grup, önü- müzdeki dönemde Türkiye'nin ulusal politikalarla kurtulabile- ceğini düşünen herkesi, bu hare- ket içinde yer almaya çağırma görüşünü benimsedi. IRMIKIAYDIN ENGİN aengin(« doruk.net.tr Ben kokluyordum. O önce öptü sonra emdi. Lavantadan ve arıdan söz ediyorum. Lavanta fışkırmış. Bıraktı- ğımda minik bir çalı kümesini andırıyordu. Şimdi boyu beli- mi geçmiş ve göğün bütün yönlerini hedeflemiş mor çi- çeklerden bir ok kümesine dö- nüşmüş. Ben koklamak için eğildim. Az önce gümrah yeşillikleriyle top top biberiyeleri koklamış; saplannı avuçlamış, sonra da avuçlarımı koklamıştım. Sıra lavantadaydı. Ben eğil- dim, o kondu. Minnacık bir balarısı. Lavantanın çiçekleri- nin blrinden ötekine telaşsız konarak öptü ve emdi. Ardı sıra uçsam, kovanına ulaşsam, balı lavanta kokuyor mudur acep? Yazık, uçamıyorum. Ama uçtuğu yöneyürüdüm. Yama- ca vurdum. Katırtırnakları çıl- dırmış olmalı. "Hazan sarı- s/"na övgü düzen reklamcılar, gelip de Marmara Adası'nın katırtırnaklarını görseler, bu Bir Kaçamak ve Baştan Çıkmak... yamaçta yanımda dursalar, sarıların en sarısıyla kuşatılsa- lar, mesleği bırakırlardı elbet... Dön çocukluğuna Aydın Engin! Katırtırnaklanndan yükselen o baygın bal kokusuyla yetin- me. Şu küçük san çiçeklerden birini kopar. Ağzına al ve ağ- zında biraz tut. Bal tadı yayıl- dı değil mi ağzına. Yoksa balı yapan an değil de katırtırnağı- nın kendisi mi? An sadece o balı alıp kovanına mı taşıyor? Bilmem. Belki öyledir. Belki hem öyledir hem değildir. Boş ver, botanik dersinde değiliz; doğanın, katıksız do- ğanın kucağındayız... Oyalanma!.. Daha yanına gidilecek, kucaklaşılacak, do- kunulacak, dostluklann taze- leneceği çok ağaç, ot, diken, çiçek, çalı, kaya, deniz, asma, zeytin var... Zeytin vaıi.. Şu altında durduğun zeytin. Şu yaşlı, güngörmüş koca zeytin... O da öteki zeytinlerle birlik- te çiçeklerini döktü. Şimdi de- nizden esen tuzlu rüzgârları koklayarak güneşin altında tembel tembel gerinerek kışa hazırianıyor. Bilmeyen bu yıl zeytin vermeyecek sanır. Oy- sa verecek. Bilen gözler he- men sezer. Bu yıl bol zeytin verecek üstelik. Dallanndayaz sonu zeytinler tanelenecek, güz başında irileşecek. Tane- lere ilkin mor benekler düşe- cek. Sonra kış başında taneler kararacak. Zeytin o bereketi şimdi gizlice taşıyor. O yağlı özsu şimdi zeytinin dal uçla- rında gizli. Sonra tanelere yü- rüyecek. Kışın Akdenız'in o büyülü sıvısı, zeytinyağı o ta- nelerden süzülecek... Dön çocukluğuna Aydın En- gin!.. Işte zeytin, işte papatya ve gelinciklerden nöbeti devral- mış ebegümeci ve semizotla- n, işte "senin" çınarın. Hani "Bu dünyada benim de dikili bir ağacım var" deyip övün- düğün, arada bir, kimselere çaktırmadan okşadığın şu gencecik, şu diri ve şu görke- mini şimdiden öteki ağaçlara, otlara, çalılara, bitkilere ilan e- den "çınar"\n... Haydi çınarı sulayalım. Çı- nar dediğin suya doymaz. Bo- şuna mıdır en gürbüz çınaria- nn dere boylannda fışkırması. Haydi çınarı sulayalım. Sularken bilerek ayaklarını da ıslat; annenin sana çocuk- ken bellettiği yasaklan şimdi keyifle çiğne. Çınarla birlikte kendi üstbaşını da keyifle ıslat. Çınarın dibine bilerek bas. Ayakların çamur olsun. Panto- ionun paçaları da. Haydi şimdi kıyıya inelim. Deniz kıyısına. Deniz kıyısına inen ille de yerden bir çakıl taşı alıp deni- ze mi fırlatır? Sen yapma. Hiç- bir şey yapma. Öylece dur. Uzaklara, pusun belirsizleştir- diği ufka bak ve öylece dur. Denizin sesi, küçük martı- nın cılız çığlığı, katırtırnaklan- nın sana kadar ulaşan ballı, baygın kokusu, minik dalgala- nn üstünde ine çıka, denize dala çıka avlanan karabatak, başını kaldırınca dallarını sal- layarak seni selamlayan "çı- nar"\n ve yazının başında la- vantadan bal emen an... Hiçbirşey yapmaksızın, öy- lece dur. ••• Çabuk kente dön Aydın En- gin. Hemen şimdi. Burası büyü- lü. Kaptırdın mı kendini bir da- ha dönüş yok, bilesin. Bir haftasonu kaçamağı bu. Ama hemen dönmezsen, bir bakacaksın kıyısında dikildi- ğin deniz ve zeytin ve çınar ve katırtırnakları ve ebegümeçle- ri seni baştan çıkaracak ve ya- şamının geri kalanını... Hemen geri dön Aydın En- gin. Geri dönemeyecek kadar baştan çıkmadan geri dön... Yoksa... POLİTtKA GÜ1NLÜĞÜ HİKMET ÇETİNKAYA Dolunay... Dolunay büyük aydınlığa alıştığı göğü, denızi ar- tık büyülemiyordu... Jorge Lois Borges'in değışken dünyası, içbü- key maviliğiyle bensiz giden bir yaşamın gül ren- gi birtanla buluşması oluyordu... Bir tuhaftı yaşam!.. Anılar denizinde dolaşırken son gece fırtınasın- da başlayan kavga, ayrılışların gizemli hüznünü, saçlarının okyanusundaki içli türkülerle yoğunla- şan yalnızlığını düşündüm... Kanatlı bir kupa, patırtılı dünyada kıskançlı- ğın ve barbarlığın simgesi oluyordu... Jose Marti'nin aşkı kusursuz muydu bilinmez ama Tagore'nin düşleri kimı zaman yaşamın en dolu anıyla birleşiyordu... "Kalkıyorum, sana dokunmak için uzatıyorum ellerimi. 'Bir düş mü bu' diye kendime soruyorum. Ayaklanmı sarabiiseydim kalbimle, göğsüme çekebilseydim. Bana sormadan gitme aşkım benim." Tagore, "gitme aşkım benim" derken, onu uyurken kaybetmekten korkuyordu... Dolunayın büyük aydınlığı korku demekti!.. Remy de Gourmont'un Simone'sinin saçları- nın ormanının ise birgizi vardı... Gourmont kıskançtı!.. Gecenin eşliğinde dokunmuş gibi ürpertici bir el, Gourmont'un yüreğinde derin izler bırakı- yordu... Aşk neydi aşk? "Bırakınm şarkımı eğeristersen I Kaçınnm göz- lerimi yüzünden, kalbini tıtretirse. I Dolaşırken üşütürse ansızın, çekilip başkayola sapanm. I Çı- çek örerken tedirgin ederse seni, bahçene gir- mem. I Suyu kabartırsa eğer I coşturursa, yüz- dürmem kayığımı senin kıyında." ••• Yaşam mutluluk ve mutsuzluk üzerine kurulu- dur. Honore de Balzac, ılk aşkı Berny'e (asıl adı Laure Hinner) 1821 'de yazdığı mektupta şöyle diyordu: "Mutsuzsunuz, biliyorum bunu, oysa ruhunuz- da sizin bilmediğiniz ve sizi hâlâ yasama bağla- yabilecek zengınlikler var. Karşıma çıktığınızda, mutsuzluğu yüreğinden kaynaklanan bütün insanlardaki o çekicilik vardı üstünüzde. Ben acı çekenlerı peşinen severim, böylece melankoliniz benim için büyülü bırgü- zellik, mutsuzluklarınız benim için bir çekicilik ha- line geldi; ve bütün düşüncelerim, ruhunuzun hoşluklannı gösterdiğiniz andan başlayarak ben- deki sizinle ilgili tatlı anılara bağlanıverdi elimde olmadan. Size yazsam mı, yazmasam mı, işte aynldığım zamandan ben düşüncelenmin tek değişmez so- runu, bütün derin düşüncelenmin konusu buy- du; size eğer uzun süredir sizi gözle görmediği- mi söylersem, genellıkle kendini beğenmişlik duygulanyla dopdolu genç bir ruhun, bir tutku- yu, umudun hazineleriyle güzelleştirmeye çalış- mak yerine, tasahayabıldiğine, koruyabildiğine ve besleyebildiğine şaşınp kalırsınız. Ama ben böyleyim işte ve her zaman da böyle kalacağım; aşırı derecede çekingen, taşkınlığa varan de- recede âşık ve sevıyorum demeye cüret edeme- yecek kadar bâkir. Bu bekâret içine, bu utanma içine, reddedilmeme yol açan bütün korku ve utangaçlık da girmektedir elbette. Bu yüzden de hiç başıma böyle bir şey gelmedi, çünkü hiçbir zaman kendimi böyle bir tehlikeye atmadım; a- ma bugün ilk kez hıssettiklehmi dile getirme teh- likesini göze alıyorum. Evet madam, cüret ediyo- rum buna, ama bunu yaparken de bu mektubun bütün sonuçlarını hesaplamak için, aklımın ken- dine ayırmış olduğu en son bölgeye çekilmeyı de ihmal etmiyorum. Siz bu mektubu okurken, tabii eğer okursanız, aklınızdan geçecek olan en küçük düşünceyi bil- mediğimi sanmayın sakın." • • • Dolunay korku verir insana!.. Dolunay yalnızlıktır!.. Sonunda, aşk öldüğü zaman yerini nefret ala- bilir; kaybolan aşk, eski sevgilileri şaşkın ve inti- kam duygulan içinde bırakmaktadır... Jerome-Antoine Rony şöyle der: "Aşka bağlı kıskançlık. mağdur edilmiş sahibi- nin öfkesidir..." Yapısı bakımından başansızlığa mahkûm olan tutku-aşk, hayale sığmadığı sürece devam ede- mez... Balzac ise "Iki aşk vardır" der; "hükmeden aşk", "köleleştirici aşk". Bir de birleştirici aşk vardır ki, iki kişi bir bütün eder... Hangisınden yanasınız? hikmet.cetinkaya " cumhuriyet.com.tr Faks numaramız: 0212/ 513 90 98 DYP liderinin ilginç yorumu Çüler: Seçim borajı daha dayükselsin AMCARA (Cumhu- riyet Bürosu) - DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, seçim barajının yüzde 5'e indirilmesi yönündeki istemlere karşı çıkarak "Yüzde 10 barajı mutlaka kal- malı. Hatta eğer bir de- ğişiklik \apılacaksa yükseltilmeKdir'' dedi. " Çiller, dün DYP Ge- nel Merkezi'nden ayrı- lırken gazetecilerin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün seçim barajının yüzde 5'e in- dirilmesi yönündeki sözlerıni nasıl değer- lendirdiği sorulannı yanıtladı. Çiller, bunun Türkiye 'de5'li,6'lıko- alisyon hükümeti anla- mına geleceğini savu- narak üç partiyle kura- lan hükümetin Türki- ye'yi getirdiği yerin belli olduğunu söyledi. Çiller, "Türkne'nin si- vasi bölünmüşlüğe de- ğü, siyasi bütünlcşme\ e ve yoğunlaşma>a ihti- yacı vardır. Biz karşn ız, yü/de 10 barajı mutla- ka kalmah, hatta eğer bir dcğişiklik yapıla- caksa \fıkse!tiTm ^Krt'r" dedi. '
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog