Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

&AYFA CUMHURİYET 10 HAZİRAN 2001 PAZAR HABERLER DUNYADA BUGUN ALt SİRMEN Üç Bin Yıllık liyatrosu Olan Garip Adam FOÇA- Sevgili, Adam hiç de halinden memnun görünmü- yor, hatta hoşnutsuzluğunu çekinmeden açı- ğa vuruyordu. Taze, leziz balıklann eşliğinde içilen rakı ka- dehleri boşaldıkça, adamın da efkârı artıyor- du. Hayatımda çok zenginler görmüştüm, ama böylesine bir zenginliğe sahip biriyle ilk kez karşılaşıyordum, karşımdaki adam üç bin yıl- lık bir tiyatronun sahibiydi. Birfilm çalışması için gittiğimiz Foça'da, ta- ze nefis balıkları, enfes mezeleri olan, Büyük- deniz kıyısındaki Phokai Restaurant'daydık. Büyükdeniz kıyısında, çok güzel bir evde oturan, yeniden siyasete dönmenin ısınma turiannı atarken arazisinde erik yetiştiren Feh- mi Işıklar, eski Belediye Başkanı Nihat Di- rim, Ismail Kaptan ile eşleri, yönetmen Or- han Oğuz, oyuncu ve yazar Nilüfer Açıkalın ile birlikte, yoğun çalışma arasındafelekten bir gece çalıyorduk geçen akşam. Üç bin yıllık tiyatrosu olan Mesut Aralat ve eşi de bizimle birlikteydi. ••• Tekel'de işçi ve sendikacı Mesut Aralat, me- sut değil, bedbaht. - Ben de oğlumu koleje gönderebilirdim, Ni- hat, diye çıkışıyor kadim dostu eski başkana. Olay, tarihi zenginlikler konusunda duyarlı olan Nihat Dirim'in belediye başkanlığı döne- minde, arkeologların, Mesut Aralat'ın, kasa- banın girişindeki 4 dönüm arazi üzerinde yap- tıkları kazıda, buldukları kalıntıyla başlamış. Incelemeler sonunda arsanın, üç bin yıllık ol- duğu, tahmin edilen bir tiyatronun ortasında olduğu anlaşılmış. Gerçi kazı o aşamada bırakılmış, kalıntılar gün yüzüne çıkanlmamış, ama artık herkes orada antik bir tiyatro olduğunu biliyor. Tiyatro toprağın altında duruyor, Mesut Ara- lat da, ne inşaat yapabiliyor üstüne, ne de böyle bir yerin alıcısı olmadığından, satabili- yor toprağını. Yalnızca "Of! Of..." çekiyor. Nihat Dirim'e serzenişte bulunuyor: - Nihat denize srfır taş evde oturuyor, benim- se arsada üç bin yıllık tiyatro olduğu için... Takılıyorlar: - Senden zengini yok Mesut... - Fena mı? Gelenlere bilet keser zengin olur- sun. Tekel işçisi sendikacı dostumuz, "Böyle zenginliğin içine, devleto tiyatroyu alsın da..." diyor, masadaki hanımlara bakıp gerisini ge- tirmeden susuyor. Tartışmayı eşi noktalıyor: - Uzatma Mesut! O arsa kime babasından kaldı, söyletme şimdi... Böylesi feminist söylem, ilericiliğine karşın maço kökenini terk etmemekte dirençli Feh- mi Işıklar'a dokunuyor. - Ne olmuş yani bacı, diyor, tiyatronun sa- hibi sensen, senin sahibin de o! ••• Anlaşılan Aralat ailesinin üç bin yıllık tiyatro- lan, Foça'daki dost sohbetlerinin en lezzetli mezesi. Ama olayı ciddi olarak düşününce insanın isyan etmemesi mümkün değil. Tarihi zengin- likler cenneti olan Türkiye bunları değerlendi- remiyor, değerlendirdiginde de bütün yükü gariban vatandaş ödüyor. Dört yıl önce Foça'ya geldiğimde, sorunun ayırdında olan Nihat Dirim, hem tarihi hem de üstünde yaşayan vatandaşı koruyan bir çözü- mün zorunlu olduğunu söylüyordu. Ama dev- letin ve sistemin kulakları sağır bu konuda. Mesut Aralat'ı gördükten sonra Sevgili, ar- tık hep, "Maazallah, Yüce Rabbim hiçbir ga- rip kuluna üç bin yıllık tiyatro nasip etmesin!" diyorum. Haksız mıyım? Anayasayı Koruma Dairesi raporu PKK Almanya'yı tehdit ediyor ANKARA(AA)-A1- manya Federal Anaya- sayı Koruma Daire- si'nin, anayasalanna karşı eylemlerde bulu- nan ve toplum dûzeni- ni sarsan veya bu nite- likleri taşıyan örgüt ve kuruluşlai" hakkında hazırlanan raporunda, PKK'nin Almanya için en tehlikeli örgût olduğu kaydedildi. "PKK'nin yeralün- da geniş bir örgiitien- meye gittiği'', "silahlı mücadeleye, örgütün elebaşı Abdullah Öca- lan'ın idamını önlemek amacıyla ara verdiği", "örgütün silahh grup- lannın Kuzey Irak'ta varuğun konıduğu" görüşlerine yer verilen raporda, faaliyetleri Almanya'da yasaklan- mış olan ERNK'nin adını değiştiren ve 32 alana ayırdığı 7 bölge- de yeraltında yapıla- nan PKK'nin, diğer Avrupa ülkelerine göre Almanya'da çok daha fazla ve aktif taraftan- nı devreye sokabilece- ği belirtildi. Raporda, PKK'nin faaliyetlerini fınanse etmek için paraya ihti- yacı olduğu, bu gelirle- rin aidatlar, yayın sa- tışlan, toplantı giriş üc- retlerinden sağlandığı, ancak gelirin büyük bölümünün yıllık ba- ğış kampanyalan ara- cılığıyla elde edildiği ve her yıl 20 milyon Alman Markı tutann- da para toplandığı kay- dedildi. Raporda, PKK'nin özellikle insan kaçak- çılığı alanında faal ol- duğu, bu amaç için kurduğu "ülke büro- su" adlı bir birimi bu- lunduğu da belirtildi. DSP'li Pişkinsüt, hükümetin iki yıllık iktidannda verdiği sözleri yerine getirmediğini söyledi Ecevit istila etıtıeliARTFARSLAN BATMAN-DSPAydın MilleUekilı Sema Pişkinsüt iki yılı aşkm süredır iktidarda olmalanna rağmen verdikleri sözleri yerıne getırmedıklerini belirterek Başbakan Büknt Ecevit ve diğer hükümet ortaklannı istifaya davet etti. Aralannda DSP Aydın Milletvekılı Sema Pişkinsüt'ün de bulunduğu 50 kişıden oluşan Kadın Platformu üyelen Güneydoğu kadınının sorunlannı yerinde incelemek üzere Batman'a gitti. Batman Belediyesi Esentepe Tesisleri'nde kadınlarla söyleşı • 50 kişiden oluşan Kadın Platformu üyeleri ile Güneydoğu kadınının sorunlannı incelemek üzere Batman'a giden Pişkinsüt, başta Başbakan Ecevit olmak üzere hükümet ortağı liderleri istifaya davet ettiğini söyledi. yapan Kadın Platformu üyelerinden DSP Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt, iki yılı aşkın süredir iktidarda olmalanna rağmen verdikleri sözlen yerine getiremediklerinı vurguladı. Pişkinsüt şöyle konuştu: "Başbakan Büknt Ecevit ve iktidar ortağı diğer liderieri istifaya davet ediyoruz. Türkiye'de artık DGM'ler kaldınlmaİL tngütere'de Tony Blair geri geldiğinde, istifa etmeye hazırianıyor. Bizde ise tam tersi durum yaşamyor. Liderler istifa etmemekte direniyor. Her Güneydoğu'ya gelişimde içimi bir burukluk sanyor. Güneydoğu artık banş ortamının sağlanmasun istiyor." Araştırmacı Yaprak Zihnioğlu da, amaçlannın bu tür gezılerle kadın geleneğini güçlendirmek, farklılıklara, mesafelere, yabancılıklara rağmen, Türkiye'de kadının ortak bakışını ve tavnnı geliştirmek olduğunu belirtti. Bölgedeki kadınlann sorunlannı paylaşmak ve birlikte yaşamak için Batman'a geldiklerini anlatan Zihnioğlu, "Türldye'nin her tarafinda kadın sorunlan birbirine benzemektedir" dedi. 'Eski acılar yaşanmasın' Perihan Mağden, GüJer KazmacL, Duygu Asena ve Saynur Vanşh'nın yanı sıra bazı sanatçılaruı da aralannda bulunduğu platform üyelerine sorunlannı anlatan Güneydoğulu kadınlar da eski acılan bir daha yaşamak istemediklerini kaydettiler. Artık kent varoşlannda yaşamak istemediklerini söyleyen Güneydoğulu kadınlar şunlan söylediler: "Artık kentin varoşlannda yaşamaktan bıktık. Siz şimdiye kadar neredev diniz? Neden şimdiye dek sorunlanmızı dinlemeye gelmediniz? Bizi sorunlanmızla karşı karşıya bırakünız. Şimdi si/Jerden tek isteğimiz bu banş ortanunı korumanız." Banş korunsıın Güler Kazmacu Duygu Asena ve Saynur Vanşh'nın yanı sıra bazı sanatçılann da aralannda bulunduğu platform üyeleri, Güneydoğulu kadınlann sorunlannı dinlediler. Platform üyelerine "Şimdiye kadar neredeydiniz? Neden şimdiye dek sorunlanmızı dinkmeye gelmediniz" diyen Batmanlı kadınlar, şimdi tek istekkrinin banş ortamının korunması olduğunu söykdikr. YeşülerMilletvekili Özdemir, Almanya \laki başörtüsü tartışmasını anlattı: 'Azınlık' çoğunluğu sarstı Özdemir, İstanbul Baro- sıTnundüzenkdiği "Aanlık Haklar" paneline kaöldı. İstanbul Haber Servisi - Alman Yeşiller Partisi Milletvekili Cem Özdemir, Almanya'nın da başör- tüsü tartışmasının içinde bulundu- ğunu ifade ederek başörtülü ol- duklan gerekçesiyle devlet daire- sinde çalıştınlmayan iki kadın öğ- retmen hakkında mahkemelerin farklı kararlar verdiğini söyledi. Özdemir, "Almanlar, 'Bizi birleş- tiren anayasa mı, insan haklan, de- mokrasi gibi evrensel ilkeler mi yoksa Hıristiyanlık mı' bunu ko- nuşuyor'" dedi. istanbul Barosu, Dorint Park Plaza Oteli'nde "Azuıhk Haklan" konulu bir panel düzenledi. Panel- de konuşan Alman Yeşiller Parti- si Milletvekili Cem Özdemir, Al- manya'da azınlık tartışmasının, çoğunluğu sarstığını belirterek "Almanlar, 'Biz neyiz'i konuşma- ya başladı" dedi. Özdemir, her eyalette, azınhklann resmi dil dı- şında ana dillerinin eğitimini al- dıklanm vurguladı. Almanya'nın da başörtüsü tartışmasının içinde bulunduğunu ifade eden Özdemir, başörtüsü takan iki kadının öğret- men okulunu bitirdikten sonra Eyalet Dairesi'nde öğretmen ola- rak görev almak istediklerini an- cak Eyalet Dairesi'nin, her iki öğ- retmenı de başörtüsünün dini sem- bol olduğu ve devletin de dinden bağımsız olması gerekçesiyle işe almadığını anlattı. Özdemir, yargı sürecini şöyle aktardı: "tki öğret- men ayn mahkemekre başvurdu. Bir mahkeme devlet dairesini, öğ- retmenin devkti temsil etmesi ne- deniyk hakb buldu. Diğer mahke- me ise öğretmenin, dini özgürlük hakkuu, başörtüsü takarak kuflan- mak istiyorsa müdahale edilme- mesi gerektiği karannı verdi An- cak bu mahkeme, öğretmenin de okulda misyoneıiik yapmaması ge- rektiğini vTirguladı" dedi. Atina Üniversitesi Hukuk Fa- kültesi'nden Prof. Dr. Achilk Skordas ise Yunanistan'ın azınlık- larla ılgili birtakım korkulanmn olduğunu söyledi. Başbakanlığı döneminde milyonlarca mark rüşvet dağıtıldığı belirtildi Hebnut Kolıl, yine güç durumda FRANKFURT (Cumhuriyet Bürosu) - Federal Almanya'nın 1998'edek. löyıhnadamgavu- ran eski Başbakan Helmut Kohl döneminde, Doğu Almanya'da- ki Leuna rafinerisinin özelleşti- rihnesi ve bu şirketin Fransız de- vi Elf Aquitaıne'e devri için mil- yonlarca mark rüşvet dağıtıldığı bir kez daha vurgulandı. Eski Elf Aquitaine Genel Mü- dürü Lx)ik k Floch-Prigent, yap- tığı bir açıklamada, 90"lı yıllarda "Leuna işi için" 80 milyon mark dağıttıklannı, bu paranın bir bö- • Fransız şirketi Elf-Aquitaine'in, Doğu Almanya'daki Leuna rafinerisinin özelleştirilmesi sırasında, bu şirketi üstlenmek için Almanya'da Kohl'ün başbakanlığı döneminde rüşvet dağıttığını, bu kez şirketin eski genel müdürü Loik le Floch-Prigent söyledi. lümünün Almanya'nın doğu eya- letlerine aktığını doğruladı. Haf- talık "DieZeft" gazetesinin soru- lannı yanıtlayan Loik le Floch- Prigent, eski Başbakan Helmut Kohl'ün o dönemde "Leuna işi- ni" desteklediğini belirtirken "Ancak bu destek, üave yannm- lar gereken 2 mfiyar markhk sûb- vansiyonlan alabilmek için yeter- ü gehnezdL Aynca rakip şirketk- rin boru hatt inşaatlan da engel- lenemezdi" dedi. Bu nedenle "Afrika yöntemlerine tevessül ediküğini*1 kaydeden eski patron, rüşvet ödemelerinin sendikalara ve politikacılara yapıldığını bil- dirdi, ancak somut isün vermek- ten kaçındı. Bu açıklamalar üze- rine eski Başbakan Kohl ile dö- nemin Başbakanlıktan Sorumlu Devlet Bakanı Friedrich Bohl'ün yanıtlanması gereken yeni soru- larla karşı karşıya kaldığı belirtil- di. Elf'indahabaşkayöneticiler- le de çeşitli tarihlerde yaptığı açıklamalarda rüşvet akışını doğ- rulanmış ve bu ödemelerden bir bölümünün de dönemin iktidar partisi CDU'nun kasasuıa girdi- ği bildirilmişti. SlFIR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR Kapatılma davası FP'nin hafiası • FP'nin kapatılma davası sah günü görüşülmeye başlanacak. Davanın, 7-10 gün içinde sonuçlanması bekleniyor. ANKARA (Cum- huriyet Bürosu)- Ana- yasa Mahkemesi, ka- rar aşamasına gelen Fazilet Partisi'nin ka- pahlması istemli dava- yı sah günü görüşme- ye başlayacak. Dava- nın, 7-10 gün içinde sonuçlanması bekleni- yor. Emekli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı- sı \ural Savaş'ın, FP'nin "kapaülan RFnin de\amı oklu- ğu" ve "laüdik karşın eylemkrin odağıhafi- negeldiği'* gerekçesiy- lekapaolması istemiy- le7Mayısl999'daaç- tığı dava karar aşama- sına geldi. Anayasa Mahkemesi'nin, Baş- kan Mustafa Bumin. Başkanvekili Haşim Kıhç, üyeler Fuha Kantarcıoğiu, Rüştü Sönmez, Ahmet Ak- yalçın, AM Hüner, Yal- çın Acargün, Tülay Tuğcu,MahirCanlh- cak,ErtuğrulErsoyve Sadt Adah'dan oluşan 11 kişilik heyeti, 12 Haziran Sah günü sa- at 10.00'da toplanarak FP'nin kapatılması is- temiyle açılan davayı görüşmeye başlaya- cak. Anayasa Mahİce- mesı'nın asıl üyelerin- den herhangi biri top- lantıya katılamazsa. yerine en kıdemli ye- dek üye gireceL Vüral Savaş, 7 Ma- yıs 1999'da açüğı da- vada FP'nin kapatıl- masını ve kapatma da- vasından bir gün önce partisinden istifa eden istanbul Milletvekili Aydm Meaderesdışın- daki bütün FP'li mil- letvekillerinin düşü- rülmesini istemişti. Savaş, esas hakkuı- daki görüşünü bddirir- ken Siyasi Partiler Ya- sası'nın 103. maddesi- nin 2.fikrasınınana- yasaya aykın olduğu- nu ileri sürerek iptah- ni istedi. Odak olma- nın ölçütlerini düzen- leyen bu fıkra, Anaya- sa Mahkemesi'nce 5'e karşı 6 üyenin oyuyla iptal edildi ve ipta] ge- rekçesi Resmi Gaze- te'de yayımlandı. Sa- vaş, FP'nin 1. Olağan Kongresi'nde kapatı- lanRP'nin Genel Baş- kanı Necmettin Erba- kan'a yönelik sözleri içeren kaseti, emekli- ye aynlmadan önce Anayasa Mahkeme- si'ne göndermişti. Anayasa Mahkeme- si bu kasetlere ilişkin olarak Savaş'tan sonra göreve başlayan Yargı- tay Cumhuriyet Baş- savcısı Sabih Kana- doğlu'ndan görüşünü sormuştu. Kanadoğlu da, söz konusu kasetin ek delil olarak kabul edibnesini istemişti. Yüksek Mahkeme, Kanadoğlu'nun bu is- temini FP 1. Olağan Kongresi'ne ilişkin kasetin, "iddianame taribinden sonraki bir olaya ilişkin olduğu" gerekçesiyle reddet- mişti. Bunun üzerine Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesi'ne ek id- dianame göndererek FP'nin 1. Olağan Kongresi'ne ilişkin kasetleri delil olarak göstermiş ve FP'nin, kapatılan RP'nin de- vamı olduğu gerekçe- siyle kapatılmasını is- temişti. oralcalislar@yahoo.com Daniel Cohn Bendit, DHKP-C'li Şadi Özpolat'ın düşüncelerınin 'taş devrinden kalma' olduğunu söyledi. Kendisinin eskiden devrimci, şimdi ise burjuva partisinden milletvekili oldu- ğunu vurguladı. MHP milletvekili Mehmet Gül, geçen günlerde, Tar- kan eşcinsel olmasaydı onu daha çok severdim" demışti. Tarkan'ın çıplak fotoğraflarının Reha Muhtar'ın prog- ramında ve ardından gazetelerde ya- yımlanması üzerine de şunlan ekledi: "Haklı çıktığıma sevinemedim." Şadi Özpolat, DHKP-C adına yapı- lan bazı eylemlerden yargılanıyor, he- nüz hüküm giymedi. Mehmet Gül, çeşitli öldürme ve bombalama olay- lannı poliste ve hatta TRT kamerası karşısında itiraf etmişti. 12 Eylül'ün adaleti onu akladı, pakladı ve millet- vekili olarak karşımıza çıkardı. Dani- el Cohn Bendit, Kandıra F Tipi Ceza- evi'nde tek kişilik hücrede kalan DHKP-C'li Şadi Özpolat'lagörüşmüş ve onun fikirlerinin 'taş devrinden kal- Şadi Özpolat ve Mehmet Gül ma' olduğunu düşünmüş. Özellikle IMF ve Batı ile ilgili degerlendirmele- rini çağdışı bulmuş. Şadi Özpolat'ın veya F tipi cezaev- lerinde kalan kimselerin fikirlerinı tar- tışabilirsiniz. Onların düşüncelerini beğenmeyebilir, eleştirebilirsiniz. Bu nedenle Daniel Cohn Bendit'nin bu konudaki değeriendirmelerini, onun kişisel bir değerlendirmesi olarak saygıyla karşılayabiliriz. Birçoğumuz da Daniel Cohn Bendit gibi düşüne- biliriz. Bazı solculann, gerçekten es- kiyen ve günümüze karşılık gelmeyen düşünceleri üzerine tartışmalar da yapabiliriz. Ancak bütün bunlar dü- şünce tartışması düzeyinde yapıla- bilir. • • • Aynı şeyi Mehmet Gül'ün düşün- celeri için de yapabiliriz. Bir insanın cinsel veya siyasi tercihini ya da dün- yaya bakış açısını kendinizce doğru bulmayabilirsiniz. Tarkan eşcinsel mi, değil mi tartışmasını yapmak ve bu- nun üzerinden ona bir not vermeye kalkmak da bir tercih sorunudur. Ya- ni diyelim ki, çok sayıda cinayet ve bombalama eyleminden yargılanan ve bunların birçoğunu itiraf eden Mehmet Gül, eşcinsellikten hoşlan- mayan hakikı bir Türk erkeği olarak Tarkan'ın cinsel tercihlerini beğen- meyebilir. Ama Mehmet Gül'ün, değişen ve gelişen bu dünya içinde 'taş devrin- den kalmış' bir ideolojinın sahibi ol- duğunu bizler de söyleme hakkına sahibiz. Zaten ilkel milliyetçilik de çağdışı bir ideoloji değil midir? Işin bir başka boyutu daha var: Mehmet Gül'lerin yönettiği bir ülke- de insanlar, tecrit edilip tek başlanna hücrelere konuluyorlar. Mehmet Gül'ler, 12 Eylül'de cezaevlerinde ya- tarken 'ah vah!' ediyorlardı. 12 Ey- lül'ün baskıcı sistemi onlan besleyip büyütüp sonunda iktidara getirdi. Şimdi cezaevine onlar nizam veriyor- lar. Türkiye'ye onlar nizam vermeye kalkışıyorlar. Üstelik 'çağdışı kalmış düşünceleriyle' bunu yapıyorlar. Tarkan, ülkemizin önemli bir pop yıldızı. Onun cinsel tercihleri kimseyi ilgilendirmez. Bir ünlü olduğu için bu- * nunla ilgilenenler varsa bunlar da o- nun kişiliğine saldın için kullanılamaz. Tarkan, "Bu ülke bir cehennem" di- yor. Gerçekten bir cehennem. Ceza- evleriyle, yeni çıkan internet yasasıy- la, yeni çıkan basın yasasıyla, yeni çıkan RTÜKyasasıyla bir cehennem. 12 Eylül'de çıkarılan 1982 Anayasa- sı'yla bir cehennem. Tarkan'ın çıplak fotoğrafını basarak izleyici kazanmak isteyen gazetecisiyle bir cehennem. Nereden baksak bir cehennemde yaşıyoruz. Bu cehennemi kendimiz yayıp kendimiz içine giriyoruz. Meh- met Gül'ün Tarkan hakkında söyle- diklerini gördükten sonra, onun da- va dosyalarına bakıp korkuya kapıl- dım. Ne kadar çok yere bomba at- maktan, ne kadar çok soygun yap- maktan ve ne çok adam öldürmekten yargılanmış. Bunlan kendi diliyle na- sıl itiraf etmiş? Sonra bütün bunlar- dan nasıl sıynlıp iktidar partisinin mil- letvekili olmuş? Daniel Cohn Bendit, Şadi Özpo- lat'ın düşüncelerini çağdışı bulduktan sonra şunlan dasöylemiş: "Tecrit kal- dınlsın, içeridekilerle diyalog kunıl- sun." Tarkan için, "Eşcinselolmasay- dı severdim" diyen en hakiki Türk Mehmet Gül bu konularda ne düşü- nürdü acaba? Tarkan'ın sözünü ettiği cehennem- de Mehmet Gül'lerle birlikte yaşıyo- ruz. Çoğumuz bunun farkında bile değiliz.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog