Bugünden 1930'a 5,432,954 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

5 ARALIK 2001 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA KENTYAŞAM GÜNÜN ADAMI AiOOÛ ! KİMİ TURHAN SELÇUK Î5TEPİKJİZ? DUZYAZI ORHAN BlRGtT ? KAPl Nİ /.. PE.PİMİZ.?.. KARAKTERİ KARAKTERSİZLİK Hın/.. SHNİ?.. Kış Kıyamette Kıbrıs'ta Bahar... Lefkoşa Uluslararası Havaalanı'nın hemen yanındaki evde bir araya gelen iki eski komşunun, Denktaş ve Klerides'in dün başlattıkları yeni dönemin en büyük özelliği, Kıbrıs'ta aranılan çözümü, sadece adadaki Türk ve Rum toplumlarının bulabileceğinin somut biçimde ortaya konulması olmuştur. Ne BM Genel Sekreteri'nin çağrısı ile adadan binlerce kilometre uzakta, mesela New York'ta ya da bir başka ulkede bir araya gelmiş görünerek, aslında ayrı odalara kapatılmış ve birbirleri için söylediklerı, ötekıne üçüncü kişi tarafından iletilerek sorunları kördüğüm haline getirmek, ne de Kıbns'ın geleceğini Avrupa Birliği'ne bağlı devletlerin fil tariflerine terk etmek. O arada, elbette dün de vurguladığım gibi, sorunu bir TürkYunan anlaşmazlığı olarak tanımlamaya da kalkışmamak. Dört yıl aradan sonra, dün yağmurlu bir Kıbrıs sabahında bir araya gelen iki komşu lider, cesaretle atılmış ilk adımın hiç de tehlikeli olmadığını gördüler. Buluşma önerisinin de sahibi olan Rauf Denktaş da, Klerides de, "Yeşil Hat" randeusuna kendi devletlerinin başkanlık armalarını taşıyan makam otomobilleri ile geldiler ve birbirlerinin bu protokoler görünüşlerıni yadırgamadıklarını ortaya koyan bir görünüm sergilediler. KKTC Cumhurbaşkanı'nın arkasında, kendi ülkesinin güvenlik kuvvetlerinde görevli bir de subay yaveri vardı. Bu, bazılarına ayrıntı gibi gelebilecek saptamayı, taraflar ıçın yabancı başka yetkili makamların, zaman zaman kullandıkları hitap biçimleri için kopartılan fırtınaları hatırlatma amacı ile yapıyorum. Dünkü görünümden BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi de hiçbir rahatsızlık duymadığını ortaya koyacak biçimde ev sahipliği yapıyordıx ALLAH KÛ.H GÖZLÜKLÜ SAMİ'NIN HARİKULADE KIVIRTMALARI BİRDEN Mimarlar Odası ve diğer duyarlı kesimlerin tepkisine karşın tarihin içinden geçirilen metro güzergâhı, kentin geçmişiyle çarpışmasına devam ediyor îstanbuTu kurtann Tarihsel fotoğraflar... öylece, 4 Aralık buluşmasını tarihsel kılan fotoğraflar da, Kıbrıs'ta iki ayrı ulusun oluşturduğu iki devlet arasında bir arada ya da yan yana kalıcı bir barış içerisinde yaşamak için hangi çözümler üzerinde anlaşmalarını arama amacı ile bir araya geldiklerıni tarihe geçirdi. Denktaş'ın Klerides'e 1.5 sayfalık bir mektup ile yanıtlanmasını istediği soruları verdiği dün bunları özetle ele almıştım biliniyor. Rum Cumhurbaşkanı'nın, aranılan çözümün yolunu kapatacak ve bu yüzden de ikili buluşmalardan kaçan taraf olacak kimse gibi görünmek istemediğini güçlendiren bir ruh haleti ile kendisine yöneltilen soruları kısmen de olsa ana hatları ile yanıtlaması, Denktaş'ı da rahatlatmış olmalı. Rum Cumhurbaşkanı, Denktaş'ın bu gece KKTC Cumhurbaşkanlığı konutunda De Soto onuruna vereceği yemeğe katılması için yaptığı çağrıyı da kabul ederek adada yepyeni bir dönemin başlatılması için kendi üstüne düşen görevden kaçmak istemediği izlenimini vermiş oluyor. Tarafların, 15 Ocak 2002 günü Lefkoşa'da yapacakları ikinci buluşma, elbette asıl görüşmelere açılacak kapı olacak. Yine De Soto'nun eşliğinde gerçekleşecek 15 Ocak buluşması, adanın AB üyeliği için belirlenen tarihten önce, tarafların kesin çözüme ulaşıp ulaşmayacağını da ortaya koyacak. Denktaş'ın ve onunla birlikte Kıbrıs'ta iki ulusun ve iki devletin, resmi adı "konfederasyon" olarak tanımlanmasa da, arzulanan çözüme ulaşmalarında, acaba önceki akşam Israil helikopterlerinin Filistin kentlerini bombalamalarının da etkisi olmadı mı? Kutsal topraklarda iki ayrı ulusun yaşadığını inkâr edemese de, Şaron hükümeti, Filistinlilerin kendi devletlerini kurma hakkınıtanımadıkça, "intifada"cıların eylemlerini sürdürmeyi engelleyemeyeceğini belki hâlâ anlayamıyor. Ve bu yüzden Ortadoğu'da ateşle oynuyor. Ancak görülüyor ki, bölgede başka toplumların bu gerçeği görmelerinı de önleyemiyor. Ama dileriz, Kıbrıs'taki taraflar, kendi gerçeklerini bundan sonra karşıhklı olarak anlayacaklardır. Ve Denktaş'ın söylediği gibi Kıbrıs iki toplumun da yaşayacağı kadar büyük, ama birbirleri ile sürekli didişmelerine elvermeyecek kadar küçüktür. obirgit(<( ekolay.net Faks:0212677 07 62 Tarih düşmanı metro Haliç'ekurulacak metro köprüsü Ajternatrf/Tarih dostu metro güzergâhı ünerisi TaksirnLevent metrosu ııııııııııııı oo ooo | ; , ;j 1 ...'.I DDY (Banliyö hattıMarmara projesinde metroyla birleşiyor) Tüp geçlş (DDY ve metroyla birleşiyor) SUR İÇİ: Istanbul'un 2600 yıllık kent tarihi merkezi Metronun ilk denemesi için düzenlenen törende belediye yetkilileri biıiikte öldürdükleri tarihin cenaze töreninde gibiydiler. Metroyla 'kentsel koruma öncelikli planlama' bir kenara itildL OKTAYEKİNCI lstanbul için 199O'lı yıllarda "100 yıllık özlem" sloganıyla başlatılan "metro" projesi, TaksimAksaray arasuıda sürdürülen ikinci aşamasında "2600 yıllık tarihle" çarpışmaya başladı... Mimariar Odası'nın ve diğer duyarlı kesimlerin tüm uyarılarına rağmen "inafla" ısrar edılen bu "tarih yüklü" güzergâhta Şişhane'dcki eşsiz "Pera binalan"nın temelleri sarsıldıktan sonra şimdi de Suriçi'nin toprak altındaki "bilinen" kültür katmanları tahrip ediliyor. Üstelik, aynı Suriçi'ndeki "üç imparatoıiuk mirasının", Istanbul'a "UNESCO Dünya Mirası" unvanı verilmesine neden olan, dünyadaki tek ve benzersiz "kesintisiz kent yaşamı"na ait tarihsel birikimi içerdiği de "söylenmesine" rağmen... Ccvrc 'Ihistıı İSTANBUL BÛYÛKŞEHİR BELEDİYESİ • Eğer bu metro güzergâhı sadece haritaya değil de 'plana' bakılarak saptansaydı, TaksimYenikapı yerine TaksimZeytinburnu hattı seçilir ve 2600 yıllık tarihi yanmada çiğnenmeyip, 'surdışından' da ulaşım sağlanabilirdi... Bu metro güzergâhı ile paralanmızı harcayan belediye yönetimi artık açıkça ve ödünsüz olarak sorgulanmalıdır. sağlıklı ve uygarca yaşaması için olmazsa olmaz gereklilik olan "planlama bilimT adeta " terk edildi"... Özellikle TaksimYenikapı hattında ise Yenikapı ve Aksaray'ın "en büyük transfer merkezi" olarak daha baştan yine plansız ve yanlış seçilmesi sonucunda da "kentsel koruma öncelikli planlama" ilkelcri bir kenara itildi... Çünkü "metro", tarihi kentler için sadece bir ulaşım projesi değil, aynı zamanda kent dokusunu "motorlu araç yollan baskısına" karşı da bir "koruma" projesıdir. Nitekim bugün Avrupa kentleri başta olmak üzere, dünyaıun birçok tarihsel kenti, toplu ulaşımlannı metro sayesinde ve "özgün dokulannı yollara kurban etmeden" sağladıklan için o kıskandığımız "kimliklerini" de sürdürüyorlar... Bizde ise metro 100 yıl ve "hâlâ" geciktiği için, 1960'lara doğru Mendercs döneminde başlayan "kent içi karayolu yıkımlan" bugün de devam ediyor... Istanbul'daki bu 50 yıllık karayolu tahribatından "toprak altında olduklan için" kurtulabilen tarihsel mirasımızı ise şimdi de "plansız ve duyarsız metro projeleriyle" parçalayarak yok ediyorlar... Taksün'e, Lcvent'e gidecek olanlar için, "Tarihi Yanmada'dan geçmeleri" gibi bir tarih düşmanı "dayatma" da yaratılıyor... Yani, yeraltındaki miras yok edilmekle kalınmıyor, Istanbul'un "dünya mirası" olan özgün kent dokusu da "transit geçişler uğruna" tarihin en büyük "işgaline" açılıyor. Purdurun ve özür dlleyln... Evet... Bu metro güzergâhı ve buna "inatla" paralanmızı harcayan yönetim, artık açıkça ve ödünsüz sorgulanmalıdır... Ulusal ve evrensel zenginliğimiz olan "tarihimiz" bu çağdışı anlayışın vurdumduymazlığından kurtanlmalıdır... Duyarh kesimlerin bu yöndeki çağrılannı ise "bunlar metroya da karşı" diyerek lekelemeye çalışanlara artık "yüz vermeyi" bırakmak gerekiyor... Çünkü bizler, yıllardır "metro ve raylı sistcmleri" hep tek başımıza savunduk... Bu sistemlere "komünistük" diyenlere karşı bıkmadan usanmadan "Avrupa kentlerini" örnek gösterdik... Ancak o kentlerin hiçbirinde, özellikle "koruma bilüıcinin" geliştiği son 3040 yıl içinde, metroyla tarihe saldınlmadı... Hele lstanbul'daki gibi metronun "arkeolojik SİT'in dışuıdan" geçmesi olanağı da varsa, kazı makineleri acımasızca arkeolojinin içine dalmadılar... Şimdi bu yok edici metro, Saraçhane'de yine tarih yüzünden durmuş durumda... Bir kez daha uyanyoruz... Harcadığınız paralar, "Istanbul'dan daha degerH" değildir... Tarih düşmanı metronuzu tümüyle durdurun, 2600 yıllık kent merkezinin dışına çıkan bir "planlama" yapın ve hem lstanbul'da, hem de tüm ulusumuzdan ve insanlıktan "özür dileyin." şimdl de Sehzadebası'nda... lşte böylesi bir "aymazhğın" son gerçekleşen "kazası" (!) da metro istasyonu için Şehzadebaşı'nda yapılan kazılarda Osnıanh dönemine ait "külliye" duvarlanna adeta toslanması... Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dursun Ali Çodur, bu kaza nedeniyle "yeniden durdurmak" zorunda kaldıklan metro inşaatı için diyor ki: "2003 yılında sistem devreye girecekti. Ancak şimdi hem nıaliyeti arüyor, hem de gecikecek..." (Sabah, 01.12.2001). Demek ki tarihe karşı "siyaseten" de çok bağlı görünen bu belediye yönetimi, üstelik her fırsatta övgüler de düzdükleri "Osmanlı dönenıi mirasının" tahribinden önce "maliyetin artmasını" daha çok dert ediniyorlar... Peki, acabayok ettikleri kültürel mirasın "değerini" hesaplayabiliyorlar mı?.. Yine aynı belediye yetkilisi, suçu da bir "yerbilimciye" yükleyerek, aynı demecinde, kazı yeri için Prof. Dr. Ahmet Ercan'ın verdiği "rapora" uyduklannı ve bu raporda "tarihi esere rastlanmadığının" belirtildiğini söylüyor... Yine başta Mimarlar Odası olmak üzere 1Ü, İTÜ, YTÜ ve MSÜ'nden çok sayıda mimarlık, şehircilik, arkeoloji ve sanat tarihi uzmanının bu güzergâhla ilgili sayısız uyanlanna "uymayan" belediye yönetiminin, işi ve uzmanlığı sadece "zemin sağlamcılığına" bakmak olan bir "yerbilimciyi" kendisine dayanak tutması, acaba ne anlama geliyor?.. Tarihin en büyük Isoall' Şimdi denilebilir ki "plan" olsaydı, "güzergâh" nasıl belirlenecekti?.. Kuşkusuz bu sorunun doğru, bilimsel ve kültürü gözeten bir "tarih dostu metro güzergâhı" için kesin yanıtı, ancak "plan olsaydı" verilebilirdi... Yine kuşkusuz aynı planın da ulaşım hedetlerı arasında "metroyu içermesi" koşuluyla... Ancak bu "hâlâ" bilinç ve bu belge Istanbul'u yönetenlerde yoksa bile, böylesi bir planlamada da temel hareket noktası "2600 yılhk kent merkezini tahribattan ve yoğunluktan uzak tutmak" değil midir?.. Böylece, Istanbul'un tüm raylı sistemlerinin kesişme noktası için bu 2600 yılın "göbeğindeld" Yenikapı ve Aksaray seçilmez, örneğın "surdışında" bir bölge olarak belkı de "YedikuleZeytüıburnu" transfer noktası şeklinde belirlenebilirdi... Buna karşın şimdi uygulanan "biünçsiz" güzergâh seçiminde ise gelecektekı tüp geçişle Üsküdar ve Kadıköy'den, şimdiki raylı baglantılarla da BakırköyBahçelievler'den kalkarak, örneğin Dosya No: 2001/411 Müm. Tayını Davacı Giıl^en Oaldaban vckılı Av. Nubar Yıldız tarafından açılan mümessil tayini davasında verilen ara kararı gereğınce, 01.12.1998 tarihinde vefal eden Nebiye Daldaban'ın mirasvılarından olduğu verasct bclgcsınden anlaşılmakla, Kutsal Gülizar Daldaban'ın adresi bilinmediğındcn vc ılancn duruşma gününün teblığıne karar verildiğınden, dunı^maııın 13 2 2002 günü saat 10.30'da yapılacağı adresi bilırımcvcnın adına teblıg yenne kainı olmak iizere ılaıı oluıuır. 23 11.2001 Basın: 75093 İSTANBUL 1. SULH HUKUK HÂKİMLİĞt'NDEN TEŞEKKUR Babamız MEHMET ŞENTÜRK'ün geçirdiği kaza sonrası yakın ilgilerini esirgemeyerek sağlığına kavuşmasına yardımcı olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Planlama terk edlllnce... Bu "bilimdışüığın" anlamı ise, metro kazılannın daha başından beri bir başka temel bilim "yok sayılarak" sürdürülmekte olmasıdır... lstanbul için bu "yaşamsal" projede, kentin gelecekte de ECMEL YEŞİLLER ile Cennet Mahallesi Doğan Hastanesi personeline teşekkürü borç biliriz. ÇOCUKLARI
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog