Bugünden 1930'a 5,431,332 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET Ahmet Yıldız, 195556 yılları arasında gittiği Psikolojik Savaş ve Propaganda Okulu 'nda okuduğu kitaptan sonra Amerika 'ya bakış açısını tamamen değiştirdi ÎHTÎLAXÎÎT ÎÇ ABD'ye hizmet etmedi DtZt 5 ARALIK 2001 ÇARŞAMBA AVRUPA'DAN GURAY OZ Aynadaki Sır Sonra değıl, hemen şımdi, aynaya bakabilmek için gördüğümüz filmin becerikli, kanlı ve acımasız dedektifinden ve çömezinden kendımizi kurtarmalıyız. O, karanlıkta silahını tam bize doğrulttuğu anda, birdenbire uyanıp televizyonun "kapat" tuşuna basmamız gerekiyor. Kendimize gelip, bu tuşa basamazsak, 7.65'lik Colt'uyla Mike Hammer ya da kim bilir hangi fılmde kullandığı dolmakaleminden fırlayan mermisiyle James Bond bizi vuracaktır. Vurulacağız. "Vurulmak" fıılının, Türkçedekı o derın anlamlarının hepsıyle birlikte vurulacağız. Aslında vurulduk bile. Ekranlardaki renklerın, çarpık müziğin ve sihirli retorığin kuru kafaya benzeyen gölgesine vurulduk. Kime sorsanız, "ABD'nin haklılığından" söz ediyor. • •• Savaşın dehşeti daha savaş bitmeden unutuldu. Şimdi kim ağzını açsa, Afganistan'da artık açlığın, yoksulluğun, fanatizmin yok olacağını söylüyor. Bunca yıldır savaştan başka bir şey görmemiş Afgan erkek ve kadınları, çocukları, Pakistan sınırına yığıldılar. Bu yığılma gerçekte açlık ve sefaletten, ölümden başka bir şey değildir. Ama bu açlık ve sefaletten, ölümlerden bombaları yağdıranlar sorumlu değillermiş. Bütün bu tiyatro Usame bin Ladin denilen haini, yani şu eski ortağı yakalamak ıçin, onu koruyan ve kollayan Taleban'ı cezalandırmak ve yönetimden uzaklaştırmak içinmiş. Bizim gazetelerimizde ise telaşlı bir sevinç, sayfaları renklendiriyor, manşetleri süslüyor. "Afgan kadınları güneş yüzü gördü" diye yazıyor kimileri. Gerçekten de bu kanlı savaşın türevlerinden birisi kadınların kendılerini karanlığa hapseden "burka"lardan kurtulmaları, yeniden sokağa çıkabilmeleri, yeniden öğretmenlik, hemşırelik, sekreterlık yapabilmeleri olabilir. Kolay değıl, umarım öyle olur. İHiç yoktan iyidir, olursa. Ama türeve takılıp aslını gözden yitirmek olur mu? Savaşın galiplerı, bu savaşı kadınlar kurtulsun, Afganistan laik bir ülke olsun dıye mi yaptılar? Onun için mı yağdı gökyüzünden bombalar? Diyorlar ki: "Huntington uydurdu, işine geldlği gibi yazdı. Kültürler savaşı olmayacak. Eğer öyle olsaydı Bush, Pakistan'la anlaşır, bütün Arap dünyasını peşine takar, Rusya ile kol kola girer miydl? Bu savaş Islamın Hıristiyanlıkla savaşı değil." Bilinç kaymasının başladığı nokta tam da burası. Bilinç kayması işte tam da bu karanlık sokakta başlıyor. Zengin Hıristiyan, yoksul Müslümanla savaşıyor. Yarın sıra Çin'e, Budıst Uzakdoğu'ya gelecektir. Şablonu bozanlar, Türkiye gibi Batı'ya kafa tutup Batılı olmaya kalkanlardır. Onlar, şablonu bozanlar için başka planlar yapacaktır. Her şey buna göre hazırlandı. Kavgada kazanmanın yolu hersavaşta olduğu gibi karşı tarafı yalnız bırakmaktan, bölmekten, birbirine düşürmekten geçiyor. Peki bu "kültürler çatışması"nın arkasında hiçbir şey, başka bir şey, başka ve asıl olan başka bir şey yok mu? • •• Huntington, "Bundan sonraki mücadelenin kaynağı" dıye yazdı, "Öncelikle ideolojik ve ekonomik olmayacaktır. Insan soyu arasındaki bölünmeler ve hâkim mücadelenin kaynağı kültürel olacak. Ulus devletler dünyadaki olayların yine en güçlü aktörleri olacak, fakat global politikanın asıl mücadeleleri farklı uygarlıklara mensup grup ve uluslar arasında meydana gelecek. Uygarlıklar çatışması global politikaya hâkim olacak. Uygarlıklar arasındaki fay hatları geleceğin çatışma hatlarını oluşturacak." Gelin bu bilinç kaymasını reddedelım. Çatışan uygarlıkların ya da kültürlerin söz konusu olmadığı kolayca görülebilir bir gerçek. Saldıran bir "uygarlık" ve uygarlıktan çok uzaklara düşmüş bir başka kültür, kendi geçmişini ve geleceğini silmiş bir saplantı var ortada. Üstelık film bitmedi ve senaryonun bundan sonrası daha kanlıdır. Uygarlıklar çatışması olarak yazılmış ve sunulmuş olan, gerçeğe çok benzeyen bu filmin fonunda ekonomik çıkarların yartığını, Afganistan tepelendiği, orada "muti" bir rejim kurulduğu, paylaşım tamamlandığı zaman, doğalgaz ve petrol yollarının "güven" içinde açılabileceğini görmek herhalde zor değil. YDD jandarmasının kesın egemenlığını ılan ettiğıni anlamak da öyle. Gelin aynaya bakıp yalnızca kendı "hali pür melalimizi" görmekle yetınmeyelım. Aynada kendi suretimizi gördüğümüzde korkmamak, hiçbir şey yapamasak bile, "yutmadık bu yalanı" dıyebilmek, yüzümüzdekı utangaç gölgeye bir ışık düşürebilmek için sır'ı, aynanın sır'ını düşünelim. Düşünelim kı, en azından "ruhumuz kurtulsun" 195556 yıllarında sınavla gırtiğim ABD Psikolojik Savaş ve Propaganda (C1A uzmanlarıyla birlikte) merkezinde, süperior (en üstün) derecede diploma aldığımdan, öğretmen olarak orada kalmamın ıstendiğini, General Erdelhun yardım kurulu başkanı iken, onun kurmay başkanlığını yapan General Cemal Aydınalp bana bildirdi ve arzumu sordu. O yıllar, Ford Bragg garnizonunda çok gizli sayılan bir belgeyi de okuma fırsatı bularak ABD emperyalizminin dünyaya ve Türkiye'yc bakış açısını öğrendiğım ıçin eski Amerikancılığım tümden yok olmuştu. Onlann okullarında, öğretmen olarak da olsa, hizmet etmeyi içime sindirecek durumda değildim. O nedenle Cemal Aydınalp'e teşekkürlerimi sunarak kabul edemeyeceğimi bildirdi ın. • *• Cevlrmenllk döneml 1956 yılında Kara Harp Akademisi'nin ikinci sınıfını bitirdikten sonra Genelkurmay Başkanlığı îstihbarat Başkanlığı'ndaki protokol işlerini yürüten şubeye atanmışnm. O görevde iken birçok önemli görüşmelerde çevirmenlik yapmış, kamuoyunun yeterince bilmediği görüşmeler ve uygulamalara tanık olmuştum. O dönemde NATO karargâhında da geçicı görevler almış ve en üst düzeyde ilişkilerde çevirmenlik de yapmıştım. Benim de aralannda bulunduğum yetmiş kadar kurmay subay ıçin kuşkular ıçeren bir Milli Kmniyet Raporu (Başmüfettiş Reşat Ann'dan öğrenilen) hazırlanmıştı ve ilgili subayların yerleri değiştirilmekte idi. Ben de bu rapor uyannca Gelibolu'daki Top Tabur Komutanlığı'na atanmıştım. Ahmet Yıldız'ın Amerika'da bulunurken okuduğu belgeler yaşantısını değiştirdi ABD'den gelen 'öğretmenlik yap' tekliflni kabul etmeyerek yurda döndü. lerine uğramadığımdan söz edince, " Senin için kütüphanede gizli yer olmaz. Amerika'da sana benden çok güven beslerler" dedi ve onun verdiği olanaktan yararlanarak en üst gizlilik damgası taşıyan ıki kitaptan okuduklanm yaklaşık şöyleydi: Türkrye'yi savunma alanı içine ahr. Fakat böyle bir çözümde asıl savunma düzenlemelerinin Anadolu'da bulunmalan gerekir ki, Türklerin kiiltürel yetenekleri ve eğitimleri bunlan yeterince kullanmayı ve savunmayı sağlayamayacağuıdan, bir Sovyet saknnsında çok kısa bir sürcde düşmanın eline geçerler. NATO Kurmay Başkanı General Grunter 'Türkıye'de Batı standardında kabul edılebilecek msan sayısı iki milyondan çok değildır' dediğine göre, bu yetcrlikteki insanlara güvenerek savuıııııa çi/gisiııi bu kadar ileri alamayız." de Kıbns vardı. Oradan geçen bir savunma çizgisi pek geçerli sayılamazdı. ABD Genelkurmay Başkanı Bradky ıse bu çizginın Kuzey Afrika'dan geçirilmesinden söz etmişti. Bu görüşlere göre en ileri olan Toroslar bile Türkiye'yi düşman saldırısına ve işgalıne bırakmayı ve savaşın ıkıncı evresınde kurtarmayı öngörmekte idi. Açıkçası, önce saldıran ve sonra da kurtaran yakacak yıkacak ve biz de kalanla yetıneceğız. Bu bende şok etkısi yapmıştı. Çünkü güvenliğimizi dayandığımız NATO'nun zaman kazanması için ğı güçliik yoktur. lngiltere Krab ya da Kraöçesi isterse Churchill şeytanla hatta Türkle büe işbirliği yapabilir", yani Türkler şeytandan da kötü sayılıyordu. Ortadoğu'da Amerikan politikasını, ŞahRızaPehlevtlskender Mirzah, Nuri Said, Kamil Şamun ve Adnan Mendercs beşlisini istediğı gıbı yönlendiren politika ustası bize bu gözle bakıyordu. NATO'nun savunma çizgisl ORO (Oflfice of Research Oppo) serisınden olan kitapta, NATO'nun asıl savunma çizgisinin nerelerden geçmesi gerektiği irdeleniyordu. Bu bağlamda bu asıl savunma çızgisınin Gü Sırrı Seyrek'ln temsll ettlfll Kuvavı Milllye ruhu Anılar arasında Kurtuluş Savaşı komutanlanndan tnönü'ye topçu komutanhğı da yapmış olan General Sırn Seyrek'in konuşması çok etkilı ve uyancı idi. Ben, Polatlı Topçu Okulu'nda ABD'nin yönlendirdiği kurslar, yeni bilgiler ve yöntemler edinme ve bilgi tazeleme öğrenimlerinc katılan üstsubay ve generallere hocalık etmekteydim. Sım Seyrek, Türk topçulannın ünlü hocası ve o gün de topçu müfettişliği yapan, herkesin saygı ve beğenisini kazanmış bir komutandı. Okul komutanım beni çağırdı. Odaya girince Korgeneral Seyrek , " Ben senin hakkında birbirinin tersi değerlendirmeler duydum. Komutanın seni çok övüyor. Amerikahlardansa yaknunalar dinledim, gerçeğiöğrenmekistiyorum" dedi. Ben, "Amerikaulann yakuunalan nedir" dedım. Korgeneral, "Sen onlara çevirmcnlik yapmak istemiyormuşsun" deyince, ben de aşağıdaki görüşlerimi sundum. "SayınKorgeneralim, ben çevirmenlik yapmak istenüyor dcğUim, gereğinde de yapıyorum, ama benim topçuluğu, bakkaldan dönnıe Amerikalı subaylardan daha iyi öğrt'tebihneme karşın onlar, 'Biz öğretimi yapalım, sız çevırmenlikle yctinin1 diyorlar. Bizim de onlar kadar öğretmenlik yapabüeceğunizi kabul etmek istemiyoriar. Onlar olmasa, bizim işlerin üstesinden gelemeyeceğimiz kanısını oluşturup yaşatmak Lstiyorlar. Sorun bence bundan ibarettir." Korgeneral Seyrek "Emperyalistler hep böyle yaparlar. Ben Almanlarla çalısüm. Onlar da böyle davranuiardı. Fakat ben, senin gibi yapamadım. Senin yaptığın doğrııdur. Ama ölçüyü kaçırma. Komutanının senin için söylediklerinin dognı olduğunu anladım. Ölçüyü kaçırmazsan seni kimseye ezdirmem" dedi. Kurtuluş Savaşı ruhunu tenısil eden o sözlerden büyük mutluluk duymuştum. ABP'den ayrılış ABD Topçu Okulu'nu bitirdikten sonra okuldan ayrılacağım sırada, beni kabul edeceği bildirilen okul komutanının emir subay odasına gitrim. Emir subayı, beni biraz beklettikten sonra içeri alındığımda, karşımdaki tablodan çok etkilenmıştim. Benim elimi ayağa kalkarak sıkan uzun boylu generalin sağ yanında büyük boy Türk bayrağı, solunda da ABD bayrağını asılı gördüm. Komutanın övücü sözleri ve Ordu Bakanhğı'nın hakkımdaki yazısı beni çok mutlu etmişti. Fakat generalin "Sen bu başanyı sağladıktan sonra, Türkiye'ye gider gitmez hcnıen yarbay veya albay olursun" demesi ile Türk ordusundaki uygulamaların niteliğine ilışkın kanısını deyimlemesinden üzüntü duymuştum. • "ABD Topçu Okulu'nu bitirdikten sonra aynlacağım sırada, beni kabul edeceği bildirilen okul komutanının emir subay odasına gittim. Komutanın övücü sözleri ve Ordu Bakanhğı'nın hakkımdaki yazısı beni çok mutlu etmişti. Fakat generalin 'Sen bu başanyı sağladıktan sonra, Türkiye'ye gider gitmez hemen yarbay veya albay olursun' demesi ile Türk ordusundaki uygulamalann niteliğine ilişkin kanısını deyimlemesinden üzüntü duymuştum." neydoğu Anadolu Bölgesı'nden geçirilebileceği 4 seçenekten söz ediliyordu "a. Türkiye'ııin kuzeydoğusu b. Toros Dağlan c. Daha güneyde bir çizgi (bu çizgi belirtilnıemiş) d. Kuzey Afrika Tarüşmada Anadolu'nun kuzeydoğusundan geçirilecek bir asıl savunma çizgisi, Türklerin en uygun görduğtt çözümdür. Böyle bir düzenleme tüm Toros Dağlan'nı savunanlara göre, oraya kadar Türklerin oyalamalan ile kazanılan zaman içerisinde savunmanın hazırlanıp pekıştırilmesi sağlanabılır ve o dağlarda elde bulundurulacak köprü başından yararlanmak suretiyle, savaşın ikinci evresinde çıkarılacak kuvvetlerle başanlı bir karşı taarruz yapılabilir. Daha güneyde bir çızgıyı savunan Ingıliz mareşalınin kastettığı çizgıyı anlayamamıştım. Çünkü daha güneyTürkiye oyalama alanı ve ordusu da muhaberc ılen karakolu olarak kabul edilıyordu. Caziantep Üniversitesi Dallas'ın kitabı Okuduğum ıkıncı kitap olan John Foster Dallas'ın kıtabında (O dönemde kendısı Amerıkan Dışişleri Bakanı, kardeşı CIA Başkanı) diyor kı "Churchill büyük bir tngilizdir.Kral ya da Kraliçe isterse katlanamayaca Faşist çeteler terör estiriyor BEKİRŞAHİN GAZİANTEPÜlkücü kadrolaşmanın yoğunlaştığı Gaziantep Universitesi'nde ramazan ayıyla birlikte faşist gruplann sol görüşlü öğrencıler üzerindeki baskısı artıyor. Demir çubuk, stıpa ve bıçak taşıyan 40 kişihk bir grup tarafindan zorla ormana götürülerek dövüldüklerini önc süren 3 öğrenci, cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu. öğrenciler can güvenliklerinin olmadığını belırterek rektörlüğün de baskılara duyarsız kaldığından yakındılar. öğrenciler, şikâyet dilekçelerinde olayı şöyle anlattılar: "3 Aralık günü ckktrik mühendisligi bölümü kafeteryasında, saat 15.00 sıralannda 34 arkadaş oturup çay içiyorduk. O sırada yaıumı/a gelen yaklaşık 40 kişi, ellerinde demir çubuk, bıçak, demir boru, sopa ile bfcderi tehdit ederek itc kaka zorla ormana kaçırdılar. Burada Manço Cafe adlı yerde cep teletönlanmızı alıp 'Kellenızi vücudunuzdan ayınrız. Sizi öldürürüz' diye tchditvari konuştıılar. Bu sırada saçıınMçtkipküfrederektartakladılar." Hazırlık bölümünde okuyan bir öğrenci de "Kafeteryalardaki masalar parsellenip öğrencilere baskı uygıuanıyor. Burada görev yapan Ögrctim üyek'ri ülkücü. Buradaki öğrendlere de ayn bir baskı uygulamyor. İlniversitede görevü M. D.'ye 'Reıs' diye hitap ediKyor" diye konuştu. İkl kltap düşüncelerlml defllstlrdl Psikolojik Savaş Okulu'nda iken okuduğum iki kitap bütün düşüncelerimi gözden geçirmemi zorunlu kılmıştı. Kitaplar kütüphanelenn en üst derecede gızlılik taşıyan belgelen arasında idi. Yabancılar değıl, Amerikan subaylarının bile onlan görmesi güçtü. Fakat benim onlan görmem, Topçu Okulu 'ndakı bir arkadaşımın yardımı ile sağlanmıştı. Kürüphanenin müdürlük odasının önünden geçerken Topçu Okulu'ndayken derslerine yardım ettigim için çok hoşnut kalan bir Amerıkalı üsteğmenı o gün yarbay olarak müdürlük masasında gördüm. Selanılaştık ve ikram ettiği kahveyi içerken kütüphanenin gizli bölüm Ahmet Yıldız ın yaşamı Ahmet Yıldız, 1921 'de Sürmene'nin Konuklu (Kalis) Köyü'nde doğdu. Babası Haflz Dursun'un isteğiyle din eğitimini bırakarak ilkokula başladı. îlkokulu Yomra ve Sürmene'de, ortaokulu da Bayburt'ta okuduktan sonra 1934'te Erzincan Askeri Okulu'na girdi. 1939'da Bursa Askeri Lisesi'ni ve 1941'de harp okulunu (19411 sicil numarasıyla) bitirdi. Polatlı Topçu Okulu'nu bitirdikten sonra ad çekmeyle Sankamış'a ve daha sonra KarsTuzluca hudut alayına batarya komutan vekili olarak atandı. Oradan atandığı topçu okulu subay öğrenci öğretmenliği ve Amerikan sistemi alınırken yetişkin subaylara (yüzbaşılardan generallere kadar) 4 yıl öğretmenlik yaptı. 1951'de Harp Akademisi'nin ilk sınıfmı bitirerek kurmay yardımcısı, 195253 yıllannda Ingiliz Harp Akademisrm (Pakistan'dakı) bitirerek lngiliz ordusunda kurmaylık statüsünü ve 1955'te de Türk Harp Akademisi'nde kurmay subaylık statüsünü kazandı. 194950'de Arnerikan Topçu Okulu'nu, 195556'da Amerikan Psikolojik Savaş (propaganda) Okulu'nu bitirdi. Genelkurmay Başkanlığı Protokol Subaylığı görevini yaparken 2. Kolordu'ya Topçu Tabur Komutanı olarak (Gelibolu) atandı. Gelibolu'da görevdeyken, 1. Ordu Karargâhf nda istihbarat görevlisi olarak çalışırken 27 Mayıs thtilali'ne katıldı. TürkPakistan Dostluk Derneği, Türk Siyasal Bilimler Derneği, Türkiye Kızılay Derneği ve Halkevleri Genel Başkanlığı görevlerini yaptı. 196180 arası parlamenterlik görevini sürdürürken 12 Eylül 1980'de gözetim altına alındı. 4 kez tutuklanarak toplam 354 gün hapıs kaldı. Açılan 16 davadan da aklanan Ahmet Yıldız, halen emekli parlamenter olarak lstanbul'da yaşamıiu sürdürmektedir. 3 çocuk babast olan Ahmet Yıldız, tngilizce, Fransızca konuşmaktadır. y Yarın: DP hükümetl ve 67 Eylül olayları
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog