Bugünden 1930'a 5,418,973 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cumhuriyel lmtiyaz Sahibi: Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayımcılık A.Ş'yı temsilen Cumhuriyet Vakfı adına İLHAN SELÇLK GenelYayınYönetmenı: Ibrahim Istıhbarat: Ccngiz Yıldırım 0 Ekonomı Öjlem YiiYıldız •YazıışleriMüdürü: Salim zak • Kültiır: Ecemen Berköz • Spur. Abdülkadir Yücclnıan • Makaleler: Sami Karaören 0 Alpaslan # Sorumlu Müdür: Dü/cltım: Abdullah Ya/ıcı • BilgıIklgc Edibe Kikrct tlkiz • Haber Merkezi Buğra • Yurt Huberlcrı Mehmel Faraç # Avrupa Müdürü: Hakan Kara Temsılcisı: Güray öı YayımİByıın: Yenı (>un ] Uber Ajjnsı Basın ve Yayıncıhk A Ş, Baskı: Sahııh Yiiyıncılık A S Türkocagı l'ad 10/41 Cağaloglu )4M4 İManbul PK 246 Sırkeu 1441"> Ntanbul Yayııı Kunılıı: tlhanSelçuk(Başkan), E n i r e K o n g a r ( D a n ı v ı m n ) , O r h a n Erinv, H i k m e t Çetinka\a. Şiikran Soncr, Ibrahim Yıİdı/, O r h a n Bursalı, Mustal a B a l b u > , H a k a n Kara. Ankara l'emsılcısı: Muslafa Balbnv AfatıırkBulvarıNu ' ~ " " ' (7 hal), 125, Kat:4, BakanlıklarAnkara lcl 4195020 Faks. 4195027 # l/nıır Temsılcisı. Serdar Kı/ık, II. Zıya Blv 1352 S 2/3 lcl •. Adana .. . . . 4411220,. .Fnks . . . . 4 4 1 9 1.1.7 Temsilcısı:ÇetinYigenoglu, InonüC'd 119 S. No I Kat 1 Tel 36.3 12 l l . F a k s . 36.3 12 15 Muesse.se Müdürü: Erol REKLAM: P.M. l.td. Şll. • Oenel Krkııl # K o o ı d i n a l ö r . Muılur.(ittlbin trduran• Koordıııatör Ahınıl KnruKuıı tt Mu Ki'hu liılıuuıı • C rerıcl MuıltırYrd hasehe Külenl Ycncr Sıa\(la (,'obaıı 0 hımınsnmn Muılüru . ldaıe llüscvin Giirer (.eiln I nlıırun lel Ü212 514 U7 53 5. n. „ 84 (>()(>I. Uks 0212 ~ Salıi) Ka/ikt Ku/a lcl (11/212)512(15(15(20 hal) Uks (0/212)51.1 KS')5 31 ARAL1K.2001 Imsak: 5.47 Günes: 7.22 Ögle: 12.14 Ikındi: 14.31 Aksanı: 16.5.3 Yatsı: 18.21 Neil Armstrong UzaydaM ilkyemeği hindiydi ANKARA (AA)Yılbaşı sofralannın vazgeçilmez mönüsü hindinin sofralardaki yeri, milattan sotıra 1000 yıhna dayanıyor. Hindiyi ilk kez avlayan Kızılderililer tüyünü oklarının dengesini sağlamak, kıyafetlerini süslemek ve aksesuvarlarını şekillendirmek için kullandı. Hindiler hakkında ilginç bilgiler şöyle: • Amerika'daki şükran gününde 45 milyondan fazla hindi pişirilir. • Kı/jldcriÛler, milattan sonra 1000 yılından itibaren, hindikri eti için avlamaya başladılar. • Hindilerin duyma yetileri kuvvetli, koku alma duyulan zayıftır. Tat alma duyularıysa çok kuvvetlidir. • Yetişkin bir hindide ortalanıa 3 bin 500 tüy vardır. • Şimdiye kadar görülen en büyük hindi yaklaşık 40 kilogram ağırhğındaydı. • İlk kez Ay'a giden Anıerikalı astronotlar Neil Armstrong ve Echvin Aldrin'in Ay üzcrindcki ilk yemekleri hindi rosto ve garnitürden oluşuyordu. Binbirdirek'in restorasyonu tamamlandı. Bizans'ın mirasında bu gece yılbaşı partisi veriliyor Tarih rahatsız edilecek OKTAY EKtNCİ "Ahşveriş üniteleri, kafeler, barlar, konser mekânlan, 1500 kişilik lokanta, işyerleri..." Bu tanımlamalar, herhangi bir "eğlence ve ticaret merkezi" için olsaydı, peşınden gelen "yılbaşı partisi" çağnsını da olağan karşılardık. Ama, aynı tanımlamalar "1600yaşındakT tarihsel bir mekâna, sözde "restorasyon"(!) adına, adeta "tepilerck sıkıştınlmış" kullanımlar için söyleniyorsa, peşinden aynı yılbaşı partisi çağrısı gelse de gelmese de "ürpermemek" mümkün mü?.. Hele ki bu tarihi mckân, İstanbul'un 2600 yıllık kent tarihindeki Bizans döneminden günümüze kadar ulaşabilmiş; sadece mimarlık ve sanat tarihi açısından değil, kentin "altyapı uygarlığı'1 ve "şehircilik tarihi" bağlamında da çok büyük bir değer taşıyan "BinbLrdirek Sarnıcı"ysa... Ne var ki bu yaşlı, yorgun ve ağırbaşlı tarihsel yapıtın içine "1500 kişilik lokanta" vb. reklamlarla Jj u yaşlı, yorgun ve ağırbaşlı birlikte "yılbaşı partisi"nı de tarihsel yapıtın içine "1500 kişilik sıkıştırmayı, lokanta" vb. reklamlarla birlikte ürpermek yerine •• "yılbaşı partisi"ni de sıkıştırmayı, "sevinerek" ürpermek yerine "sevinerek" karkarşı layanlann giderek çoğaldığı bir şılayanların giderek çoğaldığı bir dönemdeyiz... dönemdeyiz... istanbul'un bir yandan "altyapısız dünya kenti" olarak hemen her yağmura teslim olmaya başlamasıyla, 1600 yıl önce bıle yağmur suyunu yeraltında toplayıp kentin hizmetıne sunmayı başardığını "belgeleyen" bir anıt eseri şimdi "eğlence ve ticaret mekânına" dönüştürmek arasında bir "ilişki" yok mudur dersiniz?.. Bu ilişki, kuşkusuz örgütlü değilse bile "kültürel"dir... Kentin eşsiz tarihine son yıllarda sadece "rant kaynağı" gözüyle bakan bir "yağma kültürünün", aynı kenti yağmur sularını denize bıle akıtamayacak düzeyde "imar talanıyla tıkaması" kadar da olağan ne olabilir?.. Restorasyonu yapan mimar, eleştiriler karşısında lıep şuııu söyledi: "Tarihi duvarlara ve özgün yapıya müdahale etmedik... llem sağlamlaştırma, hcm de eskiye dokunmayan lıafif düzcnlcnıelcryaptik..." Bu yöntcm "teknik" olarak doğru olsa bile, müdahale nc kadar "hafıf" olursa olsun binlerce kişinin bu çok öze"l ve hassas mekânı "çiğııeınesi", acaba "ağir" bir çullanma değil midir?.. IJstelik şimdi "yılbaşı partisi" falan gibı "şımankhklar"la da birlikte, artık "çdgınlar gibi" çiğncnerek!.. İşte bu çılgınlık için restorasyon ve proje daha başlamadan önce demiştik ki: "Binbirdirek Sarnıcı kültürel bir mckân olmalı; örneğin istanbuPun Bizans çağı burada sergilenebilir, böylece kentin ve samıcın gecmişine vefah bir koruma projesi gerçekleşir..." Biz bunu öncrmcktc geç kalmamıştık; ama Iürkiye artık "geç" kalıyor... Yılbaşlarını "onurla" kutlamak varken "yozlukla" kutlamayı yeğleyerek tarihinden gelen "agırlıgını" da günbegün yıtiriyor... Uludağ'da yılbaşı Beyaz cennet tamamen doldu Haber Merkezi Türkiye'nin önde gelen kış turizmi merkezlerinden Uludağ'daki tesisler, yeni yıla "beyaz cennefte girmek isteyenlerin akınına uğradı. Türkiye'de "kar ve kayak" denince akla gelen ilk merkez olan Uludağ'daki oteller, Ramazan Bayrann'nın ardından yılbaşı tatilinin bereketini yaşıyor. Spor ve eğlence dünyasının ünlü bazı isimleri de yeni yılı Uludağ'da karşılamayı tercih edenler arasında bulunuyor. Hskı AC Milan Teknik Direktörü Fatih Terim, eşi ve küçük kızıyla birlikte Magic Life KarTanesiOteli'ne yerleşirken futbol takımı için teknik direktör arayışlarını sürdüren Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldınm ile yönetim kurulu üyeleri Saadettin Saran ve Hamdi AkııTın da Uludağ'ı tercih etmesi dikkat çekti. KKTC'dekı büyük oteller, müşterileri için, Ramazan Bayramı'nda olduğu gibi Türkiye'den gelen ünlü sanatçılar ile yılbaşı programlan hazırladı. Noel Baba kapıdan giriyor Yeni yıl nedeniyle sevdiklerine sürpriz yapmak isteyenler, hediyelerini 'Noel Baba' aracılığı ile gönderebUiyor. lstanbuTda faaliyct gösteren birçok organizasyon şirketine bağlı çabşan 'Noel Babalar', anaokullan ve ilköğrctim okullannın yanı sıra evlere ve işyerlerine de giderek hediyeleri sahiplerine ulaştnyor. Hediyelerini Noel Baba'nın elinden alan küçükler ve büyükler, sevinçle şaşkınlığı bir arada yaşıyor. Muni Parti Evi ve Organizasyon Şirkeü'nin ortağı Ahmet Kuruoğlu, çocuğuna, sevgilisine, eşine, arkadaşına ( Nocl Baba1 aracıhğı ile hediye gönderenlerin sayısında arüş olduğunu söyledi. Kuruoğlu, Noel Baba'nın bir mesaj eşliğinde çocuğa hediyesini vcrdiğini belirtti. Noel Baba'lı hediye servislnin yılbaşından 10 gün önce başladığuıı ve yılbaşı gece yansına kadar süreceğini söyleyen Kuruoğlu, bu işte çahşanlann tiyatro veya eğitim fakültesi öğrencileri arasından seçildiğini bildirdi. (h'otoğraf: AA) SÖYLEŞİ (... belki diyorsunuz ki, bu da nereden çıktı: IMF, Arjantin'i göçertmiş; Afganistan'a 'müdahale' edildi, Irak'a edilmesi gündemde; bu adam kalkmış, 'Klâsik Toplumsal Gelişme Şeması'ndan, bu arada, Türkiye'de işçi sınıfı'nın rolünden söz ediyor; sırası mıdır?) Bencetam sırası: çünkü, TÜRK/İŞ, kuruldu kurulalı, ilk defa uluslararası düzeyde, ulusal bir 'siyasi tavır' koydu; dahası, otekı konfederasyonların ve 'sosyalist partiler'in, 'kökü dışarda' AB'deolduğu, aldıkları paralarlaanlaşıldı. Ülkemizde işçiler, iki kalın sebepten, asla 'tam bağımsız' olamamışlardır. Cumhuriyet'le bir oluşmaya başlayan, Oligarşi'nin (Bürokrask Burjuvazi), onu adeta 'devletin beşinci tekerleği' gibi, yedeğine almasından; bir, zaten işçi sınıfının, Osmanh'dan 'müdevver' yapısında, 'münevveran'la arasında, kültürel 'mahiyet farkı' bulunmasından, iki! Her ikisine de göz atacağız, aksi halde, TÜRK/IŞ'ın takındığı tavrın da, bu tavrın muhtemel sonuçlarının da, anlamını kavrayamaz, tadına varamayız. önce bir flash/back (geriye dönüş!) Flash/back (gerlye dönüs)... ("... inkılâp, 30'lu yılların ikinci yarısında, müdafaai nefs refleksini kaybeder, 'merkeziyetçi bir bürokrasi' (siyasi toplum), hâkımiyeti, halkın elinden alarak, 'siyasi iktidar'a devretmek eğilimini gösterir; üstelik bu eğilimi, 'yasaklar' uygulayarak somutlaştırır. Şimdi şu satırları okur musunuz, lütfen: '... işçiden ücretten bahsetmenin tamamen sermayedarlara ve resmi politikacılara hasredilip, türlü vesilelerle baskı ve tevkıflehn pek arttığı senelerde, CHP biraralık faşizan birkadro içinde, işçileri teşkilatlandırmak tecrübesine giriştı ise de tecrübe muvaffak olamamıştır...' "... vehim içindeki diktatörlük, gayri iktisadılığıne rağmen, 'sanayiı memleketin muhtelif mıntıkalarına taksim ederek, büyük amele kitlelerinm bir arada bulunmasına' mâni olmaya kalkıyor; ister istemez, işçi kesâfetine ihtiyacı olan yerlerde, muvakkaten işçi ve köylü kullanmak gibi iptidai ve sakfm tedbirlere başvuruyordu...' (Lütfü Erişçi, 'Türkiye'de İşçi Sınıfı'nın Tarihi', s.2122, 1951) Şüphesiz gözünüzden kaçmadı! Benim ilkokul öğrencisi olarak Izmir'de gördüğüm, anlam veremediğim 'yarı asker işçi taburları'nın sım, alıntıdaki ilk paragrafın son cümlesinde açıklanıyor:'... faşizan bir kadro içinde teşkilatlandırmak teşebbüsü!'. Lütfü Erişçi, bermutad tafsılâtlı bir 'dipnotu' ile sorunu daha da netliğe kavuşturmuş, diyor ki orada: '... Bu tecrübelerden en mühimi Izmir'de yapılmıştır...' Anlattığı şudur: Hükümet, Izmir'de, aynı ve benzer işkollarında mevcut, çeşitli 'amele cemiyetlerini' birleştirip, 'işçi birlikleri' oluşturuyor; meselâ 'Sanayi Işçileri Birliği', 'Tütün Işçileri Birliğı', 'Fırın Amele Birliği', 'Matbaa Işçileri Birliği' vs... '... bütün bu işlerden sonra, 1935'te 'işçi ve esnafı rejime her veçhile bağlı ve faydalı' kılmak vazifesiyle, CHP Izmir İşçi ve Esnaf Birliği kurulmuştur..." (aynı eser, s.22/dipnotu) ATTİLÂ İLHAN O Eski, 'Uzaktan Kumanda'... Hep söylemez miyim? Ülkemizde 'siyasi toplum'un (devlet'in) aslında bağımsız ve kendiliğinden oluşması gereken 'Sivil Toplum Kuruluşlan'nı; denetim altında tutabilmek için, 'uzaktan kumanda'lı bir 'uzantısı' olarak örgütlemeye kalkışmak gibi, kötü ve sağlıksız bir eğilimi vardır. Avrupa'da Faşizm'in ağır bastığı yıllarda, Türkiye'deki bu 'teşebbüsün' altını çızmekle, Lütfü Erişçi muteberbir örnek veriyor. Işin kötüsü, Türk İşçi sınıfı, aynı 'filmi' sonra da görecektir." Fllmln devamı... "... 1946, 'Sınıf esası üzerine cemiyet teşkıli' serbest bırakılmıştı;'... partilerarasına, Türkiye Sosyalist Partisi ve Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi 'nın kanştığı günlerde yapılan umumi seçımde, Halk Partisi gene kat'i ekseriyeti elde etmesine rağmen, 'işçilerin hak ve menfaatlarını korumak ve icabında mücadele etmek' gayesini güden sendikalar çoğalmakta devam ediyordu.." Aynı zamanda, '... Çalışma Bakanlığı teşkilâtına yardımcı olmak, Iş Kanunu 'nun tatbikâtını kolaylaştırmak (nizamname, madde 3), iş randımanını artırmak (nizamname, madde 12) gibi maksatlarla, CHP direktiflerine uygun olarak ve CHP parasıyla, her biri kurucular hey'etinden ibaret işçi dernekleri kurulmaya başlamıştı...' '... böylece bırdenbire, muhtelif istikametlerde olsa da, hareketlenen sendıka kurma faalıyeti, 16 Aralık 1946'da, lstanbul Bölgesi'nde 1940'dan beri mevcut Örfi Idare Komutanlığı'nın TSEKP ve TSP idarecilerinin ve lstanbul Sendikalar Birliği idarecilerinin tevkifi ve dolayısıyla sendikaların seddi üzerine bu istikamette durdurulmuştu.' '... demeklere gelince, bunlar26 Aralık 1946'da Başbakanlığa çektıklerı bir telde, 'işçilere tam ve demokratik teşkilat haklarının verilmesi dolayi; sıyla(!) ayrıca Çalışma Bakanlığı'na başvurarak, 'kesin rehberlik etmesi'n/ istiyorlardı...' (Aynı eser, s. 30) (İşçi Sınıfı'nın 'rehberi', Çalışma Bakanlığı! Nefikir! Hani derlerya, kılavuzu karga olanın...) O farkın glderllmesl... (Bu kısa flash/back, bu köşede çıkmış; meraklısının elbette hatırladığı bir yazıdan geliyor: 25 Ocak 1997! Sorunu daha arıntılı öğrenmek isteyen, 'Bir Sap Kırmızı Karanfil' adlı kitabın, 192/203. sayfalarına göz atabilir. Böylece, TÜRK/İŞ 'ın üzerındeki 'siyasi toplum 'un gölgesi hakkında, bir fikir edinmiş olduk; şimdi isterseniz, işçi/aydın arasındaki o 'temel' mahiyet farkına da, bakabiliriz; çünkü ülkemizde 'üretmı gücü'nden yararlanabilmek, ancak bu farkın giderılmesine bağlıdır.) email:tilahan (i isnet.net.tr http://www.bilgiyayinevi.com.tr/ailhan Faks:0212 / 260 19 88 Amaç: çocuklarda kardeşlik ve sevgiyi geliştirmek Kimsesiz çocukLarnı yeni yd coşkusu tstanbul Haber Servisi Çocuk ve gençlik merkezlerinde kalan çocuklar, yeni yılı coşkuyla kutladılar. ll Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'nün Kadıköy Evlendirme Dairesi'nde düzenlediği yeni yıl kutlamasında konuşan lstanbul II Sosyal Hizmetler Müdürü Kahraman Eroğlu, amaçlarının 2002 yılında çocuklarda sevgi, barış ve kardeşlik duygulannı geliştirmek olduğunu belirtti. Kahraman Eroğlu "Çocuklannıızı toplunıla kaynaştırmak istiyoruz. Yaptıklan el Urünlerini satarak çocuklan yürcklendirmek ve üretici olduklannı topluma göstermek istiyoruz" dedi. Yeldeğırmeni (,'ocuk ve Gençlik Merkezi, Ayvansaray Çocuk Koruma îstasyonu, Ağaçlı (,'ocuk ve Gençlik Merkezi, Vakıfbank Umut Çocukları tlköğretim Okulu ile Akatlar Lions Derneği ve Türk Ekonomi Bankası çalışanlannın desteğiyle gerçekd çoleşen yeni yıl kutlamasında cuk ve gençlik merkezlerinde kalan 135 çocuk bol bol eğlendıler. Bakırköy Belediyesi'nce Yunus Emre Kültür Merkezi'nde düzenlenen "BizinıÇocuklanrruz 2002 Balosu"na katılan çeşitli yurtlarda kalan kimsesiz, zihinsel ve fiziksel engelli çocuklar ile Omurilik Felçlileri Derneği ve Tüvana Okuma lstekli Çocuklar Eğitim Vakfı (TOÇEV) öğrencilerinden oluşan yaklaşık 400 çocuk gönüllerince eğlendı. AŞAĞRISI VE BULANTI XKİNAS1L IÇÎLtR? Akşamdan kalanlara öneriler GAZİANTEP/İSTANBUL (AA) Yılbaşı akşamı kaçırılan t'azla içki ve yemek ertesi günün sıkıntılı geçmesine neden oluyor. Uzmanlar yılbaşı akşamı içkiyi ve yemeği fazla kaçıranlara önerilerini şöyle sıralıyor: • Açık havada yiirüyün. Bu vücudun toksinleri atmasına yarduncı olur. • Bol su içiInıelL Ihlamur ve adaçayı, vücuttaki şişkinliği alır. • Mide yanmalanna karşı biraz linıon sıkılnuş soıla, yağsız ve hafıf tuzlu ayran etkili olur. • Başağnsı, bulanb ve gaz şikâyetlerinde kesinlikJe ilaç alınmamalı. • İlk gün mümkün olduğunca televizyon izlenmemeli ve gözler dinlendirilmeli. • tlla ki içld tUketilecekse de alkolü düşük olanlar alınmalı. eposta:tan(« prizma.net.tr Buz, rakının tadını bozuyor ANKARA (ANKA) Internette dolaşan "tçki nasıl içilir?" başlıklı yazıya görc, eskiden rakı 'leylek boynu' denilen kadehlerde sek olarak, ardından bir yudum su alınarak içilirdi. Günümüzde ise genclliklc 'Hmonata bardağı' denilen bardaklarda, içine su kanştırılarak içilen rakının "soğuk içilmesi gerektiği"nin hemen herkes tarafından kabul gören bir görüş olduğu belirtildi. Yazıda, bu noktadaki aynlığın ise rakıya buz konup konmaması aşamasında ortaya çıktığına dikkat çekilerek rakıyı içine su katıp içenlerin genellikle buz da ilave ettikleri kaydedildi. Yazıda buz ile anı teırasın rakının tadını bozacağı, rakıya su ilave edildikten sonra buz atılmasımn bu durumu daha aza indireceği belirtiliyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog