Bugünden 1930'a 5,438,300 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

30 ARALIK 2001 PAZAR CUMHURİYET HABERLER TURHAN SELÇUK SAYFA GÜNÜN ÜÜ ADAMI PAZAR ORHAN BURSALI KARAKTERİ KARAKTERSİZLÎK OLAN Siyaset ve Stratejik Düşünmek fAziAfAKıLMA. 24 Aralık'ta Ankara TÜBlTAK'ta Türkiye için çok önemli birtoplantı yapıldı. Devlet Bahçeli'ye bağlı Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) 7. kez bir araya geldi. Konuyla ilgili devlet ile bilim kurum ve kuruluşlarından üst düzey yetkililer ile 9 bakan oradaydı. Devlet Bahçeli'nin başkanlığını yaptığı toplantıda, Maliye ve Savunma bakanlıklarından tutun da Sanayi ve Tarım bakanlarına kadar, tam 9 bakan vardı.. Bunun altını çiziyorum. Çünkü, belki de devletin bu denli kapsamlı temsil edildiği başka bir kurum yoktur. Yasa, BTYK'yı Çok önemli göruyor. Neden? Çünkü, BTYK Yasası, Türkiye'nin kalkınmasının bilim ve teknolojiye dayanmasına çok önem veriyor. Bu amaçla, devletin ve ülkenin ilgili bütün kurum ve kuruluşları arasında tam bir eşgüdüm sağlanmasını öngörüyor. Tam 9 bakan, DPT ve diğer kuruluşların başkanları, toplanacaklar, kararlar alacaklar, Türkiye'nin refahı ve kalkınması için bütün güçlerini alınan kararların ve bu kararların uygulanmasından sorumlu TÜBlTAK'ın arkasına yığacaklar... Yığıyorlar mı? Destekliyorlar mı? Yasanın gereğini yapıyorlar mı? Diyonjm ki, 9 bakan ve diğerleri eğer yasanın emrını yerine getirselerdi, Türkiye bugün çok ileri düzeylerde olurdu! Çunkü yasa 1983'te kabul edildi. Ancak siyasiler kurula ilk işlerliği 10 yıl sonra kazandırdılar. Ve bu toplantılar son birkaç yılda düzenli yapılmaya başlandı. Ancak kurulun bilim kanadı, bilimin veteknolojinin ülke kalkınmasının motoru yapılması için binlerce sayfalık sunumlar yapar, raporlar hazırlar, plan ve programlar ortaya koyar ve bazı hedeflere varılmasını isterken.... Kurulun siyasi kanadı genellikle kös dinleyici pozundan, gele gele "çok iyi, tabii, ne güzel olur..."a gelebilmiştır. Yani.. Pratikte, 9 bakan ve onlara bağlı kuruluşlar, yasanın ruhunun gereğini yapmamaktadır. örneğin, kurulda Türkiye'nin araştırma geliştirmeye, gayri safi milli hasılanın yüzde 1 'inin ayrılması kararlaştırılıyor. Ama bir türlü bu hedefe varılamıyor. Bir iki rakam: Avrupa ülkelerinin ve gelişmiş ülkelerin çoğunu kapsayan OECD ülkelerinin araştırma geliştirmeye (arge) kişi başına yaptıkları harcama yılda 400 dolar, Türkiye'nin ise 15 dolar. (Benzer durum eğitim harcamalarında da söz konusu.) Tam 9 tane sayın bakan, eğer sizler, kişi başına arge miktarını kademeli olarak her yıl arttırarak en kısa sürede 200300 dolara ulaşması için çırpınmazsanız, bu ülke ekonomik refaha nasıl ulaşacak ve nasıl rekabet edebilecek? Kendi vicdanınıza bir yanıtınız var mı? BTYK'nın bılım kanadı, Ekonomik Kalkınma İçin Bilim ve Teknoloji stratejik duşuncesıni yıllardır politıkacıların planlarına, programlarına, gündemlerine, vizyonlarına sokmaya çalışıyor. Tam 9 bakan bu kurulun toplantılarına katılıyor ve bilimin somut göstergelerini, bilimle ekonomik kalkınma arasındaki somut ilişkiyi, diğer ülke örnekleriyle anlatmaya çalışıyor. Buna rağmen, hiçbir partinin programında, hiçbir hukümetin programında Ekonomik Kalkınma İçin Bilim ve Teknoloji stratejik düşünce olarak bile yer alamıyor. Tam 9 bakan ve devletin ilgili kurumlan, kavrama özürlü olmadıklarına göre tek bir neden kalıyor geride: Siyasiler, uzun vadeli kalkınma programlan ve bu programlann bilimsel ekseneoturtulması gibi, kendi iktidarda kalma dönemlerini aşacak hiçbir şey düşünmek ıstemıyoriar. Onlar ülkenin geleceğini değil, sadece ve sadece bugünü, şimdiyi, kendi ışlerine ve çıkarlarına geldiği gibi yönetmek istlyorlar. Siyasetçiler, stratejik düşünmeye alışmadıklan sürece, Türkiye'nin önu açık değildir. Siyaset, stratejik düşünme ve yönetme sanatıdır. öyle olmasaydı, bir Avrupa Biriiğidoğabilirmiydi? öyle olmasaydı, Türkiye Cumhuriyeti kurulabilir ve eğitimiyle, sosyal yaşamıyla, ekonomisiyle, bilimi ve teknolojisiyle bir çağdaşlık programı ortaya çıkartabilır ve ülkemiz bugünlere gelebilir miydi? BTYK'nın son toplantısına 9 bakan katıldı. Onlar da bilimin tezlerini dinlediler. Umalım mı ki bundan böyle Ekonomik Kalkınma İçin Bilim ve Teknoloji stratejik yönelimli düşünecekler?! GÖZLÜKLÜ SAMİ'NIN HARİKULÂDE KIVIRTMALARI Ayrı olanlann sesiyim retememekten daha da kötüsü üretememek korkusu. Yaşar, bir daha 'şarkı yazamama' korkusu duyuyor ve kendini hazırlamaya çalışıyor: "Bir gün eminim ki hepimiz tükeneceğiz. Bob Dylan bile artık şarkı yazamıyor. Sesiniz olduğu sürece şarkıcılığa devam edebilirsiniz tabii. 'Şarkı yapamayıp başkalannın şarkılannı söylemek bana ağır gelecek mi' diye şimdiden yavaş yavaş kendi içimden tartmaya çalışıyorum. Bir gün olacak bu çünkü." HATİCETUNCER Bir ressama, "Bu resnıin topluma mesajı ne" diye sormak kadar saçma, bir "şarkı vazarTna benzer soru yöneltmek, ama sormuş bulunduk işte. Yaşar da yanıtını yapıştırdı hemen uToplunıun sesi olmak gibi bir iddianı yok, Yapbğun şarkılarda toplumun sesi olabilcceğimc inannuyorum zaten. Benimki ancak ' âşıklann sesi' olabilir, mesela aynlanlann. Bütün toplumu aiıp peşinden sürükleyebilecek bir Pablo Neruda söyleıni yok bende." Akdeni/'e kıyısı olan ülkelerin müziklerinde ortak dil vardır ya, Yaşar da işte o tınının etkisindedir: "Dil farklı da oba müzikdilioiarakdipteakan hoş, hafif bir Akdeniz etkisi vardır." Müziğin yaşamına girişi alışılmış bir öykü. Gitar çalan dayısından ve Carlos Santana'dan etkılenır. Adana'da lise bınncı sınıfta okurken bir gitar alır. Istanbul'da Işletme Fakültesi'nde okurken Moda'da bir barda çalmaya başlar. Okul bitince askere gider. Askerden dönünce ailesinin isteğinı yerine getirmesi gerekir ve finans mastınna da uygun olarak bir dış ticaret firmasında "işe konulur." Çalışırken, kendi firmasını kurmayı düşünen bir yapımcıyla karşılaşır ve albüm hazırlıklan başlar. Ailesine "daha iyi iş buldunT diye yalan söyleyip işten aynlır. Albümün bittiği güne kadar da nıüzik yaptığını ailcsindcn gizler. On ay sonra "Al anne, sana bir hediyemvar" diye popüler olduğu "Divane" albümünü uzatır. • •• Toplumu sürüklemek iddiasında olmayan Yaşar, şarkılannı kendisini mutlu etsin diye yazdığı için dinleyicilerine de aynı elektriğin geçtiğine inanıyor u Yarısı yenmiş elma G üzel olduğunu düşündüğü şarkıyı güvendiği bir arkadaşı beğenmezse ısrarcı olmuyor, hemen vazgeçiyor. Beğenilmek büyük sevinç getiriyor, o sevincin kaybolması tehlike sinyallerinin çalması demek. Ikinci albümii "Earinim"deki "Kuşlar" büyük popülarite kuzanınca neredeyse "rüzgânn önünde kaülıp" gider. Öyle çok çalışır kı artık hangi tarihte, nerede, ne konseri verdiğim, hangi TV programına çıktığını unutur. Konserlere çıkarken duyduğu heyecan da kalmaz: "Içimde böyle çah çırpı gibi dönüp dolaşbgun öyle bir dönem. Sonra 'ne yapıyorsun sen ya deyıp' pat diye kestim. Bcn bitiyorum, yansı yenmiş clnıaya döndüm ve kestim. Tariayı bile nadasa alıyorlar, bir yıl sonra daha iyi verim alınabilsin diye." • •• Aynı yerde aynı alkış Insanın içinde bir şey var ki o yakalandığında yapılan şarkı tutuluyor. Yaşar, Paco De Luda'nın bir söyleşisinde dinlediklerinin çok etkisinde kalmış, aktanyor: "Flamenko müzigi ile caz müziğini birleştirmeye çahşan bir müzisyen Paco De Lucia. 'Kuzeye en soguğa, en sıcağa, en dibe, nereye gidersem gideyim aynı yerde, aynı alkışı aldığım zaman, bütün insanlarda dünyarun her yerınde ne kadar farklı kültüre, dile, dine, ırka sahip olurlarsa olsunlar, ortak bir müzik duygusu olduğunu anladım' diyor. Her yerde sevilebilecek bir şeyi yakalanuş olmak, yapoğunız şey bu olmaü." nimki basit, kendi içerisinde tutarh olan bir iş. Ben, bu tutarh olmayı da üç albümdür sürdüren ve sürdürmeyi de kendine amaç edinmiş olan, o yüzden de kendine beUi bir kesimi yakalanuş, o kesimle de çok mutlu olan bir kişiyim. Toplum için bir şeyler yapılması gereIdyorsa başka bir şeyler yapmaya da hazu* olan bir adam ama. Yaptiğun müziği o anlamda değiştirecek birisi değiBm." BEĞENİLMEK SEVİNCİ Yas^,p^lolduğunudüşündüpşarlayıgüvendiğibirarkadaşıbegenıne/seısrarcıolmuyor hemen vazgeçiyor. Beğenilmek büyük sevinç getiriyor, o sevincin kaybolması tehlike sinyallerinin çalması demek. vaş yavaş kendi içimden tartmaya çahşıyorum. Bir gün olacak bu çünkü." nala sevışmek lazım' diye.Onundışındakiler çok uzun. Progressıve rock' tarzuıda bir şeyler yapmak gerekir. Biraz da şiir tadında kalınası noşuma 0 diyor. Gerek yok bestelemeye, o kendi kendini bestelemiş zaten" Şarkılarını kendısını mutlu etsın diye yazdığı ıçın dinleyicilerine de aynı elektriğin geçtiğine inanıyor: "İçimde en ufakbirsanıimKetsizlik varsa hemen kaldmp çöpe atacak kadar cesurum. Bana hepsorulur yaşanmışlık varmı' di1 obursali(a cumhuriyet.com.tr cemal Süreya Yaşar'ın hayatında şıir, müzik kadar önemlı. Cemal Süreya'yı o kadar çok okuyor kı bazen şıır yazarken kendısinin zannettiği anlar bile olmuş. Cemal Süreya'dan birkaç şarkı yapmayı denemiş: "Son şiirini bestelemiştim ' Yoksuluz gecelerimız çok kısa/üört• l » /"»».«IMBUIH» «»A H 1 ye. Mullaka yaşanmışlıküın da geliyordur yoksa sanıimi olur mıı? Samimiyet ve yaşanmışlık şarkıyı yapan iki kavram." Çocuk pornosu skandalı • BURSA (AA) "Çocuklann pornografik görüntü ve resimlerini çekip internet aracılığıyla satmak ve ırza geçmek" suçundan tutuklanan rehber öğretmen Özgen imamoğlu'nun, "kolit ülser" rahatsızlığı nedeniyle, dün Bursa E Tipi Cezaevi'nin revirinde tedavi altına alındığı öğrenildi. Cezaevi doktoru tarafından muayene edilen Imamoğlu'na ılaç tedavısi ve özel rejim uygulandığı, tedavisinin bir süre daha revirde devam edeceği öğrenildi. Şarkı yazarı Yaşar, şarkı lannın sözlerini yazıp bestelerinı de kendısı yaptığı ıçin "şarkı yazan" olarak anılinak ıstiyor. Toplumun sesi olmak gibi bir iddiası olmadığını başta söylemiştik: "Be Müzlk pavlastıkça büyür Artık şarkılannı başkalanna dinletebilecekti. Mutluydu, müzik paylaştıkçabüyürdü: "Biryerdeokumuştum. Müzigi ilk bulaıı üısan mağaradan dışanya nrlayıp 'Bakın ne buldum' diye bağırnıış. Yani hemen bir paylaşma istegi uyandınyor müzik insanda." Üretememekten daha da kötüsü üretememek korkusu. Yaşar, bir daha "şarkı yazamama" korkusu duyuyor ve kendini hazırlamaya çalışıyor: "Bir gün eminim ki hepimiz tükeneceğiz. Bob Dylan bile arük şarkı yazamıyor. Sesiniz olduğu sürece şarkıcılığa devam edebilirsiniz tabii.' Şarkı yapamayıp başkalarının şarkılannı söylemek bana ağır gelecek mi 1 diye şimdiden ya Dlnlevecek blrl vok kl Şöyleşiyı, Yaşar sonlandırsın istedik. Belkı içindekileri ortaya çıkaramamışızdır: "Eğer dinleyebUecek birisi olursa aıılalacak da çok şey oluyor. Köroğlu'nun babasına sormuşlar 'Niye körsün' diye,oda 'Dünyada görülecek çok güzel şey yok' demiş. Dinleyecek birisi yok ki anlataum. Bazen öyle oluyor. Kendinizi fazla da ifade etmemeniz lazun, yanhş anlatabilecek birine. Özdemir A s a f ın dedigi gibi 'Ben üç şey bılıyorum dinlemek de dört puan...' böyle bağkumş olalıın." Gerçekleştirmek istediği üç hayal Yaşar'ın kısa, orta, uzun vadeli üç hayali var. Şiirlerini, yani "atılmazsa zehir olan şiirleri"ni bir kitapta toplamak ıstiyor. Ikincı hayali, herhangi bir şarkısının başka dillere çevhünesi. Kendisinin söylemesi önemli değil ama ülke sınırları dışında duymak istiyor: "Daha ulusal olamadım. YöreseUikten ulusailığa bile geçnıek sürvcini yaşarken, evrensel gibi keümeleri kullanmaktan hoşlanmıyorum. Ama arzu ediyorum işte, şarkun söylensin, birisi söylesin." Genç şarkıcıların Melih Kibar'ın albümünde söyledikleri gibi, kendi parçalannı geleceğin şarkıcılannm söylediği bir albüm, hayallerinin uzun vadeli olanı: "Çok kısa zamanda popüler olup sonradan da yok olup gUmek istemiyorum. Bcnimle birlikte çıkan ba/ı isimler vardı, ben bile unuttum. O gün onlar niye vardı, bugün niye yok onu düşünmek lazım." Özpetek ödülünü aldı • ROMA (AA) CapriHollywoodW Film Festivali'nde yılın en iyi yönetmeni seçilen, ltalya'nın başkenti Roma'da yaşayan Türk yönetmen Ferzan Özpetek'e ödülünü, ünlü Kanadalı atlet Ben Johnson verdi. Capri adasında yapılan ödül törenine Tony Servillo, Faye Dunavvay, Tony Renis, Leo Gullotta gibi ünlü isimler de katılırken Özpetek'e, Johnson'ın elınden Capn'ye özgü seramikten işlemeli bir tabak hedıye edildi. özpetek, 'Cahil Periler' adlı filmiyle bu ödüle layık görülmüştü.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog