Bugünden 1930'a 5,432,146 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET + 30 ARALIK 2001 PAZAR OLAYLAR VE CTOK.UŞLİİ'K olay.gorus@cumhuriyet.com.tr EVET/HAYIR OKTAY AKBAL Alanya'dan bir kitap geldi: "Alanya İçin Bir Düş"... Ne güzel, dedim içimden... Birtürlü gidip görmediğim Alanya'yı tanıyacağım. Tarihini, bugününü, en çok da güzelliğini... Birde baktım, kitabın bütün sayfaları boş, bembeyaz... Bir güzel defter! Bir romana, bir öyküye başlamak isteği veriyor insana!.. Böyleyiz, beyaz bir kâğıt gördük mü, içimizde yeni bir şeyler yazmak özlemi uyanır. Âlırsın bu güzel defteri, bir kahveye, bir kıyıya gidersin. Bir bardak bira ya da bir kadehçik rakı, alır götürüro boş sayfalarseni düşlere, hayallere... Oysa öyle degilmiş! Boş sayfalarda anlatmışlar her şeyi... Kimler mi? Akdeniz Kültürleri Araştırma Derneği... Bizlerden, yazarlardan, tam elli yazarşairden bir şeyler istiyormuş: Bir yazı, birşiir, birdeneme... Sizden bir parça... Ama Alanya için, Alanya'nın düşten gerçeğe dönmesi için: "...yıllardır Alanya'da gözümüzün önünde duran gerçeği ve bu gerçekten kaynaklanan birdüşümüzü sizinle gerçekleştlrebileceğimizi gösterdi" diyor, Alanya Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu... 'Sizinle' derken elli Türk yazarını anlatmak istiyor: "Alanya'da yılın 365 günü görüyoruz ki yabancı turistlerin elinden kitap düşmüyor. Plajda, havuz kenannda, teknede, lobide, çaybahçesinde, her yerde kitap okuyorlar. Biz turistlere Türkiye genelindeki turistik ve tarihi beldelerimizin klasik tanıtım kitaplarından farklı bir kitapsunamıyoruz. Turistlerin Türkiye'dealdığı kitaplar ille turistik kitaplar mı olmalı?" Bir ülkeyi yalnız bu turistik kitaplar mı tanıtır? Ne öğrenirler onlardan? Gidecekleri yolu, yeri, tarihsel anıtları vb. Ama insanı, insanları, onların dünyalarını, düşlerini, özlemlerini!.. önemli olan Türk insanını tanımak, öğrenmektir. Biz yabancı ülkeleri her şeyden önce sanatları, sanatçıları ile tanırız, severiz, yoksa barları, lokantaları, yalnız tarihi, geçmişi ile değil. Bizleri etkileyen müziktir, romanları, şiirleri, resimleridir. Alanyalı dostlar da havasını soludukları, suyunu içtikleri, güneşinde bronzlaştıkları, denizinde serinledikleri, akarsularında rafting, dağlarında yürüyüş yaptıkları ya da tarihini ve coğrafyasını keşfetmeye çalıştıkları Alanya'da, içinde Alanya olan öykülerden derlenmiş bir kitap niye olmasın diye düşünmüşler. "Düşümüz ülkemizin usta kalemlerinden çıkmış öykülerle bir 'Alanya öyküleri' kitabı yayımlamak..." Konu belli, Alanya ya da Alanya için kurulmuş hayaller... Elli çağdaş Türk yazarına gönderdikleri kitabın sayfaları bu yüzden bomboş. O sayfaları bir öykü, bir şiirle doldurmak!.. Bu yazılar yabancı dillere çevrilecek, gelen yabancılara belli bir ücretle satılacak... Umutları da yüz bin kitap satabilmek, böylece yüz milyar lira elde edip Alanya'yı bir Akdeniz Kültür ve Sanat Kenti yapabilmek... 'Alanya İçin Bir Düş' güzel bir düş! Ama neden gerçek olmasın?.. Elli yazarımızın Alanya için yazacakları öyküler, şiirler, edebiyatımıza yepyeni bir yapıtı kazandırmaktan öte çağdaş yazarlarımızı yabancılara tanıtmada da önemli bir etken olacak... Adı geçen yazarların, Alanyalıların isteğini geri çevirmeyeceklerini sanırım. önce ben, hiç görmediğim, ama görmüş kadar düşlerimde yaşattığım biryörenin bende yarattığı hayalleri yazacağım. O beyaz sayfalara mı, yoksa alışık olduğum yazı makinesiyle mi? Çünkü çoktandır elle yazmasını unutanlardanım. Varsa yoksa daktilo! Bakarım, kimi zaman o eski daktilo makineleridiryazılarımı, öykülerimi yazan ben değilim... "Alanya Akdeniz Kültürleri Araştırma Derneği" ve Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu ve arkadaşlarını bu güzel ve yararlı girişimleri için kutlarım. Yazar dostlarımı da bir 'Alanya Düşü' ile bu kültür imecesinde buluşmaya çağırırım. Not: Perşembe günkü yazımda Kolombiya'daki esrar kaçakçılığından söz ederken "eroin" sözcüğünü yanlışlıkla kullanmışım, oysa bu ülkede yetiştirilerek kaçakçılığı yapılan nesne "eroin" değil, "kokain"dir... Düzeltirim. Yoksullukla Savaşım îçin de Yeni Bakış Açılan Gereklidir... 'Alanya İçin Bir Y Prof. Dr. Fikret ŞENSES ODTÜ tküsat Bölümü larla bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu yaklaşım çerçevesinde, işgücü piyasaları ve sosyal güvenhk alanları da hızla serbest piyasa ağırlıklı yaklaşımlann etki alanı içine çekilmekte ve giderek özelleşen yoksullukla mücadele alanında kamu kesimi yerine yoksul toplulukların kendi içindeki dayanışmadan ve sivil topluın örgütlerinın çabalanndan medet umulmaktadır. Değişik ülke deneyimleri, yoksulluğun azaltılmasında hızlı ekonomik biiyüme kadar büyümenin biçiminin önemli olduğu ve neoliberal büyüme süreçlerinin eşitsizlikleri arttırdığı ve yoksulluğun azaltılmasında kapsamlı ve kalıcı bir etki yaratamadığı konusunda birleşmektedir. Büyüme sürecinin sık sık derin ekonomik knzlerle kesıntiye uğradığı Türkiye gibi ülkelerde ise büyüme hızındaki hızlı diişüşler, gelir dağılımındakı hızlı bozulma ve kamu finansman kaynaklannın zayıflığı ve çarpıklığı, yoksullukla mücadeleyi iyicegüçleştırmektedir. cut yasal çerçevede olabildiğince özerk bir yoksulluk kurulunun oluşturulması ve uygulamalardan bütün toplumun sık aralıklarla bilgilendirilmesi yararlı olacaktır. Bunun gibi, sağlanacak gelirlerin dağıtım kıstaslarının ve teknik aynntılarının belirlenmesinde de bu kurul önemli bir işlev üstlenebilir. Ülkemızi büyük acılara garkeden depremler sırasında yaşanan toplumsal dayanışmanın bugün yaşanan sosyal sarsıntı sırasında da yaşanarak, kökleri çok eskilere giden toplumsal dayanışma örneklerine bu yolla bir yenisinin daha eklenmesi beklenebilir. Orta ve uzun dönem: Yoksullukla mücadelede kalıcı çözüm, yoksul kesimleri üretim sürecine katacak orta ve uzun erimli kalkınmacı politikalarda aranmalıdır. Neoliberal polıtikalann bütün dünyada ve ülkemizde yaygınlaştığı son yirmi yıllık dönemin, aynı zamanda yoksulluğun hızla arttığı bir dönem olması asla bir rastlantı değil dir. Bu polıtikalann üretim yapısı, istihdam, gelir dağılımı ve yoksulluk üzerindeki olumsuz etkilen ve finansal knzlenn ortaya çıkmasındaki ve yaygınlaşmasındaki rolü, dünya ekonomisinin yeni bir daralma dönemine girmesinin beklendiği bugünlerde her zamankinden daha çok nesne I bir gözle değerlendirilmek zorundadır. Geçmişte özgün sayılabilecek ekonomik model girişimlerinde bulunabilmiş ve katettiği yol açısından da başka ülkelere örnek olmuş ülkemizin bugün içinde bulunduğu umursamazlık ve düşünce üretme tembelliği ve dışarıdan dayatılan reçeteleri kabul etme konusunda gösterdiği tutum şaşırtıcı ve kaygı verici boyutlardadır. Neoliberal ekononıi politikaları sonucunda ulaştığımi7 ve hemen heralanda hareket alanımızı kısıtlayan iç ve dış borç sarmalmdan kurtulmadan "kuyruklu yıldız beklercesine" dış kaynak beklediğimiz bugünkü koşulların bızı daha büyük ve içinden çıkılmaz borç bataklarına ve daha derin krizlere sürükleme olasılığı büyüktür. Ağır koşullarla borçlanarak borç ödemenin mümkün olmadığı ve sadece adlan ulusal programlann kalıcı bir çözüm oluşturamayacağı artık açıkça ortaya çıkmıştır. Dövizfaiziç borç çevrimi odak oksulluk ve eşitsizliğin bütün dünyada kaygı verici boyutlara ulaştığı görülmektedir. Dünya Bankası, günde bir dolar olarak belirlenen yoksulluk sınırına göre dünyadakı yoksul sayısının 1.2 milyara ulaştığinı tahmin etmektedir. Türkiye için yapılan değişik çalışmalar da yoksulluğun kaygı verici boyutlara ulaştığı konusunda birleşmekte, bu durum medyaya yansıyan yoksulluk görüntüleri tarafından da doğrulanmaktadır. Bu ortamda, "sosyal patlama" olasılığından ülkemizde de sıkça bahsedilir olmuş ve yoksulluk konusu toplumsal gündemimize gecikrneyle de olsa girmiştir. lı kısa dönem tartışmalar, ülke bir krizden diğerine savrulurken havanda su dövercesine sürüp gıtmekte, her kriz sonucunda daha çok dış kaynağa gereksinim duyulmakta, daha azı alınabilmekte, karşılığında katlanmak zorunda kaldığımız koşullar daha da ağırlaşmakta ve ekonomik alanın ötesinde, giderek siyasal bir niteliğe bürünmektedir. Başta bu krizlerin ortaya çıkmasıyla hiçbir ilgisi olmayan en düşük gelirlı kesimlerolmak üzere, katlanılmak zorunda kalınan toplumsal maliyet giderek artmaktadır. PENCERE Pazar Kınntıları... Körün biri, karanlık bir gecede, bir elinde fener, omuzunda testi yürüyormuş... Ebu Mansur yolunu kesmiş: Ey geceyle gündüzü birbirinden ayıramayan, dedi, karanlıkla aydınlığın senin gözünde bir farkı yokken elindeki fenerin neyararı var?.. Körgüldü: Fener benim için değil, senin gibi kör kalpli sersemler içindir, bana çarpıp testimi kırmayasınız diyedir... Mansur utandı. Ibni Sina demiş ki: "Körler kendi işlerini başkalarından iyi görürler." Akbaba çaylağa övündü: Benden daha uzağı gören yoktur. Çaylak: Kanıtla da görelim, dedi, şu ayağımızın altındaki ovada neler görüyorsun?.. Akbaba ovayı süzdü: Ovanın bitimindeki kayanın dibinde bir buğday tanesi gördüm. Çaylak şaştı: Gidelim, bakalım doğru mu?.. Uçtular, kayaya vardılar, akbaba buğday tanesine ulaşıyordu ki orada kurulan tuzağa düştü. Çaylak: Arkadaş, dedi, tuzağı göremedikten sonra taneyi görmüşsün, neyeyarar?.. El Bestami görkemli bir konakta yaşıyormuş... Kıskananlar sorgulamaya kalkmışlar: Bu konağı nasıl yaptın?.. Bestami yanıtlamış: Dostlanmın attıkları sitem taşlannı topladım, düşmanlarımın attıkları çamurlarla harcını kardım, sonunda bu konak ortaya çıktı. Eski Bağdat'ta bir satıcı başının üzerindeki tablayla şehri dolaşıp şeker kamışı satarmış, rastladığı yoksul bir kişiye demiş ki: Paran yoksa bile ali. Nasıl olur?.. Borcunu paran olduğu zaman ödersin!.. Yoksul: Sen, demiş, para için sabredebiliyorsun da ben şeker için sabredemez miyim?.. Ebu Said yola düşmüş, iman için mağrıptan maşrıka gelmiş; bu kadar yolu teptikten sonra düş kırıklığına uğramış; çünkü demişler ki: Imanı aramaya geldiysen, o ilk adımını attığın yerdeydı, boşuna zahmet ettin!.. İman her yerde değil mi?.. Onun sırrının ipucunu kimse yakalayamadı... Belki ben yakalarım... Neden?.. Çünkü sahrada koşan herkes yaban eşeğini avlayamadı, ama koşanlardan başka kimse de avı yakalayamadı; yola çıkmayan yola gelemez. El Asmai demiş ki: . . ı Münkirlere müminlerden daha çok güven!.. Neden?.. Çünkü münkihn münkir olduğunu biliyorsun, ama mümin gerçek mümin midir, kim bilecek?.. Sonuç Türkiye'nin bugünkü olumsuz koşullardan "çıkış yolu" arayışlan, ulusal olmak zorundadır. Neoliberal yaklaşımın yasak saydığı bir planlama çerçevesinde, 1980öncesi uygulanan sanayileşme politikalanyla, son yirmi yıldaki toplumsal öğrenme sürecimizin bir bireşimi (sentezi) olarak hızlı bir büyüme sürecine girebilmek ve ülkenin yanm kalınış sanayileşme sürecini tamamlamak üzere kimi alanlarda ithalat kontrollerini, dış finansal akımlarda denetimi, seçilmiş alanlarda kamu yatırımlarını ve özel yatırımlar için kredi teşviklerini dışlamayan dış dünyadan olabildiğince yararlanmaya açık bir sanayileşme ve işlendirme (istihdam) odaklı büyüme stratejisine geçilmesi için gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır. Bu çerçevede, başta toprak olmak üzere mülkiyetin yaygınlaştınldığı; sağlık, eğitım harcamalannın ve istihdam olanaklarının arttmldığı vebunun da ötesinde, yoksulluğu gelir dağılımının birunsuru olarak gören bir yaklaşımla bu olanaklardan düşük gelirli kesimlerin daha yaygın biçimde yararlanmasının önündeki engellerin kaldınldığı ve bu önlemlerin yoksullara yönelik doğrudan transferlerle desteklendiği politikalar demeti, büyümenin daha eşıtlikçi bir biçimdegelişmesini ve yoksulluğun hızla azalmasını sağlayacaktır. Yoksullukla mücadele çetin engellerle dolu güç bir konudur. Bu konuda düşünce üretmeyi sürdürmemiz sadece büyük sosyal çalkantılar yaşama olasılığının büyüklüğii nedeniyle değil, toplumsal birhkteliğimizin pekiştirilmesi ve güvencesiz ve örgütsüz kesimlerin toplumsal yaşama katılması vc son tahlilde demokrasinin kök salabilmesi için de gereklidir. • Ülkemizdeki yoksulluk tartışmalarmdabirbiriyleyakındanilışkıli ikı nokta gözden kaçmaktadır. Bunlardan birincisi, yoksulluğun son yirmi yılda uygulanan serbest piyasa ağırlıklı dışa açık neoliberal ekonomi politikalanyla yakın ilişkisidir. Temel gıda ve hizmetlere uygulanan sübvansiyonların kaldınlması, kamu işletmelennin özelleştirme adı altında haraç mezat satılması ve kamu istihdam olanaklarının kısıtlanması, küçük üreticilere sağlanan desteklerin azaltılması, sağlık ve eğitim hizmetlerinin giderek özelleşmesi, art arda gelen krızler sonucunda işten çıkarılan bınlercc yurttaşımızın katılmasıyla işsizliğin bir çığ gibi büyümesi ve gelir dağılımının hızla bozulması bu politikalann artan yoksullukla birebir ilişkilendirebileceğimiz sonuçlan arasında sayılabilir. Bu bağlamda gözardı edilen ikincı nokta, dünyadaki yoksullukla mücadele gündeminin de IMF ve özellikle de Dünya Bankası tarafından belirlenmesi ve bu konudaki temel yaklaşımların da bu kuruluşların denetimi altında olmasıdır. Bu durumda, çözüm için neoliberal politikalardan ve onlann bayraktarlığını yapan kuruluşlardan medet umularak, bir anlamda hastalığın tedavisi için hastalığa yol açan unsurlara başvurulmuş olmaktadır. Bu kuruluşlarla yapılan ve sıkı ekonomik koşulluluk içeren anlaşmalar, ekonominin hemen her alanında olduğu gibi, yoksullukla mücadele alanında da etkisini göstermekte ve diğer alanlardaki politika Yapılması gerekenler Üzennde çok konuşulan bir konu olmaya başlamış olmakla birlikte, ülkemizde artan yoksulluk karşısında hükümetin tutumunun netlik kazanabildiği söylenemez. yapılması gerekenlere ilişkin görüşlerinıi aşağıda iki ana başlık altında toplayabilırim. Kısa dönem: Kıtlcscl boyutlara ulaştığı gözlenen yoksulluk karşısında kişiden kişiye yardımlann ve sivil toplum kuruluşlannın ve devletin bu yöndeki girişimlerinin yetersiz kaldığı görülmektedir. "Yardım paketleri"nın dağıtımı sırasında yaşanan olumsuzluklar bu konuda ne kadar hazırlıksız olduğumuzun bir göstergesidir. Yoksulluk baskısının hafifletilebilmesi için geçen yıllarda uygulanan deprem vergisine benzer ve yine geçici nitelikte bir yoksullukla mücadele vergisinın uygulanmaya konması düşünülebilir. Yoksullukla mücadele vergisinden sağlanacak gelirlenn amaç dışı kullanımının önlenmesi ve etkili bir denetimin sağlanması amacıyla konuyla ilgili resmi birimlerin yanında kimi sivil toplum örgütlerinin temsılcilerinin de katılacağı ve geniş kamuoyu desteğine sahip, mev • • • • Cumhuriyet k i t a p l a r ı YARIN İÇİN ŞIMDI İLHAN SELÇUK Yüzbaşı SelahattinMn Romanı TUhttttbkMlfafSı Yüzbaşı Stlahitlin'in Romanı yalnız kcndısının dcfıl, bir kuşağın romanıdır. Bu rumanda deger yargılanyla bırlıkte çoken Osmanlı lnıparatorluğu yerine yeni bir ıınparatorluk kurmak isteyenlerin dramı ve devletın çöküsünu durdurmak isteyen bir asker kuşajının fedakârlık destanı yeralır. OLAY YARATAN KİTAP SESSIZ DARBE Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler»7 « • YARIN İÇİN IÖİTİM: 1 MİLYON TIK KAMPANYAM. ANKARA'DA ÇOCUK KONORISİ. • YARIN İÇİN DAYANIŞMA: GÖNÜLLERİN SEÇİMİYLI 2001'İN 12 tSİMSİZ KAHRAMANI. • YARIN İÇİN BÜYÜK BULUŞMA: TÜRKİYINİN IA9ARIU İNSANLARI 3 OÜN tOYUNCA NTV EKRANINPA. ' " * ' Cumhurlyet Çağ Pazarlama A.Ş. Türkocağı Cad. No'39/41 kİtaD kulüEu kulîjbü (34334)Cağaloğluistanbul n^Tî^^raAolnAlıı.lctanhnl TulÛ C ^. kitap Tel /010\I;1/1 (212)514 01 01 96 TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'Nt GÜÇLENDtRME VAKFI YENİ YILINIZI EN İYİ DİLEKLERLE, SAĞLIK VE MUTLULUKLAR DİLER. DAHA GÜÇLÜ BİR ORDU İÇİN VAKIF; HER TÜRLÜ MENKl!L,GAYRİMENKULVE NAKİT BAĞIŞLARINIZI KABUL EDER. VAKFIN BANKA BAĞIŞ HF.SAP NHMARALARI VIIR'IİÇ'I TÜRK LtRASI I .C. /.ıraal Hdnkası duvcncvlen Ankdra Subcsı 310K3H nunidralı lıesap F l^ Baııkası üüvenevler/Ankara S.ubesı 194808 numdrah hcsap Vakıfiar Bankası Kavaklulcre/Ankara Şuhct,ı 202H49I numaralı hesap Cüneyt ARCAYÜREK "Sessiz Darbe", yakın tarihımizde yaşanan; fakat komuoyunca yeterince içyüzü bılinmeyen 'bir olayı', daha doğrusu 'olaylan', perde arkası gerçek yüzleriyle yansıtıyor. Elbette ki, yadsınamaz gerçeklerin anlatımında rol alanların başında, zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Başbakan Tansu Çiller var. Gelişen olaylarda bir başka isim de öne çıkıyor: Zamanın Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş. AI.MAN IVIARKI 1.1; BankaM Iranklurl 23767007, Beılı.ı 269H9000, llanıburg «I5S00V, Dussrkkırf 2697.1007 nıınıamlı hesap T C Zıraat Bankası Ycnı^chır'Ankara *>ubcsı 646947 numaralı hesap Vakıflar Hank.ısı Kavakhdcre/Ankara ^ubcsi 4028489 numaralı hesap Dizinin öteki kitapları 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. DEMOKRASİ DÖNEMECİNDE ÜÇ ADAM (3bs.) BİR GİDEN BİR GELEN BİR BEKLEYEN (2bs.) KRİZ DOĞURAN SAVAŞ (2bs.) BEKLEYEN ADAMIN GERÇEKLEŞEN DÜŞÜ (3.bs.) ETEKLİ DEMOKRASİ (3bs.) 'BABA'SININ KIZI (2.bs.) SESSİZ DARBE (2.bs.) * " * * BİLOİYAYINEVİ •İLOİ DAÖITIM NTV YARIN İÇİN PAZAR, PAZARTESİ VE SAU ÖZEL YAYINLA KARŞINIZDA AMKRİKAN DO1.AHI r.C. Zıraal Bankası Guvenevler^nkara ^ubesı 310865 numaralı hesap T 1) Bankası (îuvcncvlcr Ankara Şubcsı 359496 numaralı hesap MOLLANDA FLORİNİ T.C. Zırast Bankası Ycnışchır/Ankara Şubesi 646959 numaralı hesap ITV ıftiitvıntnbc.c*m EIIRO T C Zıraaı Bankası (iüvenevler/Ankara îjubesı 310889 numaralı hesap T Iş Bnnkiısı Gü\enevler Ankara ^ııbt'sı 361636 nuıııuralı hesap I www.bllglyaylnevi.com.tr Meşrutiyet Cad 46/AYenışehır06420/ANKARA Tel: (0312) 434 49 98 434 49 99 Faks: (0312) 431 77 58 Nariıbahçe Sok. No:17, Kat:1, Cağaloğlu 34360/İSTANBUL Tel (0212) 522 52 01 • 520 02 59 Faks. (0212) 527 41 19 Türkiye Gazetecıler Cemıyetı'nın yayınladığı günlük Ülke sorunlarına ılışkın raporlarıyla, araştırmalarıyla, köşe yazılanyla, tarafsız haberlerıyle sıvıl toplumların gazetesi. Düzenlı okumak ıçın abone olun. Tel: 0.212.51108 75 Bizim Cazete BİLOİ KİTABEVİ Sakarya Cad. 8/A Kızılay 06420/ANKARA Tel. (0312) 434 41 06 434 41 07 Faks: (0312) 433 19 36
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog