Bugünden 1930'a 5,457,467 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA 14 KULTUR kulturCacumhuriyet.com.tr OKUMALAMBASI ENİS BATUR Birden fazla yazımda, edebiyat ile musikî arasındaki bağlantılara, yazgı ortaklığına değindim bugüne dek; söylediklerimi yinelemek istemiyonjm. Şiirin, şairin antik dünyadan ortaçağ sonuna uzanan zaman dilimi içinde bir tür ortakyaşarlık sürdürdükleri bilinir, bir noktadan sonra yolları ayrılmıştır. XX. yüzyılın ikinci yarısında yeni bir "troubadour" biçimi ortaya çıktı: Bob Dylan, Leonard Cohen, Brassens, Jean Ferrat, Leo, Ferre, Paolo Conte gibi şarkıcılar, "söz"ü "ş;Vr"inburçlarınataşırken/(unf kişilikler geliştirdiler: Yalnızca görünüşleri, yaşama biçimleriyle değil, etik duruşları, değer sistemleri ve dünya görüşleriyle de döneme damgasını vuran "show business"in kurallarını, siyasetini hiçe saymayı bildiler. Onların birer "star" olmadıklarını, tam tersine amaçlarının "adam" olmaktan öteye geçmediğini iyikötü herkes anladı, kişiliklerine ve yapıtlarına saygı duyuldu. Çoğunun geri çekildiğini, birer "magazin" unsuru haline getiriliriz korkusuyla mahut çevrelerden uzak durduklarını görüyor, gözlemleyebiliyorduk. Gariptir, onların yerini "ağır" sanatçılar, edebiyat dünyasının kimi "ffgür"lerinin aldığı birdünyaya birdenbire geçtiğimizi neredeyse farkedemedik. Yeni Dünya Düzeni'nin Yeni Medya Düzeni kendi kahramanlarını buldu, yarattı; "show business"\n repertuvarı başkalarıyla tazeleniyordu. Günümüz Avrupa resminın RollsRoyce'lu, şatolu, yüzükleri ve giyim kuşam özellikleri ile gündemden düşmeyen temsilcileri; magazin basınının dilinden düşmeyen yazarları apayrı bir değer sistemine gönderme yapmayı yeğliyorlar. Türkiye'de de birkaç örneğiyle karşılaştığımız bu yeni star tiplemesi, "ürün"lerini daha genış bir ızleyici kitlesıne ulaştırmak için varını yoğunu ortaya dökmekte kararlı anlaşılan. Gönlünde yatan aslan şarkıcı ya da sinema oyuncusu kimliğiyle şan şöhret sahibi olmak iken bir kader cilvesiyle kendini başka alanlarda bulan bu starlar, bana öyle geliyor ki, gerçekte karaoke yapıyorlar. Karaoke son yıllann, kalabalık insan topluluklan için yaratılan en zalim silahı. Bu silahın namlusu ötekilere çevrili değil ama, kişinin kendi elinde tuttuğu silahı kendi kafasına dayamak durumunda kaldığı trajik, hüzün verici bir durumla karşı karşıyayız. Yetenekleri şarkı söylemeye elvermediği halde, elinde mikrofon, benliğini başka birinde eriterek bir tür "sahte transfer" gerçekleştiren o insanların itildikleri ruh karmaşası iç parçalayıcı. Bir salgın boyutunu almış durumda karaoke: Yanşmalar düzenleniyor, özel kulüpleri açılıyor, web siteleri devreye giriyor. Umman bir hayal dünyası. Kişilik parçalanmasının en garip sonuçlarını getiriyor. Gündüz banka memuru, öğretmen, taksi şoförü olarak çalışan kişiler, geceleri bir maskeli baloya katılacakmışçasına makyaj yapıyor, travesti boyutunda görünüşünü dönüştürüyor, üyesi olduğu kulüpte, benimsediği Barbara Streisand ya da Freddie Mercury kılığında "performans "ının peşine takılıyor. Sabaha karşı yatağına döndüğünde ne tür bir bozgun yaşıyor, bunu kendisinden başka kimse bilemiyor. Kamu önünde karaoke yapmak ayrı bir 'sanat' gene de. Son yıllarda bu alanda cıddi başarı kazanan ortakuşak 'edebiyat'çılarından birine bakıyoruz da, yalnızca başkalarını yeteneğine inandırmakla kalmadığı, neredeyse kendini de ikna ettiği göze çarpıyor. Gelgelelim, kendi sesi sözü yok bu şarkıcının, karaoke sanatında enikonu ilerlemiş topu topu; bir şarkıcıyı bir karaoke'ciden ayıracak ölçülerden yoksun düşmüş bir ortamda, uzun bir süre 'durum'u idare edeceği, onu dinleyenlerin hayranlığından da belli. Ne kadar uzun sürerse sürsün biter oysa gündüz de, uzatmalı gece de: Kişi, sabaha karşı kendi kendisiyle başbaşa kaldığında gözü aynaya takılıverir. Başkalarının sesine sözüne öykünerek yaratılan efsane orada nasıl olsa çözülmez mi? Asıl sorun, karaoke aldatmacasını yaratan düzende ama: Insanın kendisi olmakla yetinememesine yolaçan düzenler, söyleyenlerı de dinleyenleri de hüsran paylaşımında buluşturuyor. Düzmece imgeler, düzmece ezgiler düzmece bir dünya getiriyor önümüze. Bu da geçer ya hu. CUMHURİYET 30ARALIK2001 PAZAR Karikatürcüler Derneği 2002 yılında Türk karikatürünün kurucusunu pek çok etkinlikle anacak Cemal Nadir 100 yaşında meye başladı. 1930'da yeni bir gazete çıkardı: 'Son Posta'Cemal Nadir bu gazetede ülkemizdeki ilk yerlı bantkarikatür tiplemesi olan 'Amcabey'i günlük olarak çizmeye başladı... 1932 yılında 'Amcabey'e Göre' adlı ilk karikatür albümünü yayımlar kı bu albüm de ülkemizde yayımlanan ilk karikatür albümü olarak gene karikatür tarihimizdeki ilklerin arasına geçti. Cemal Nadir Güler; 'Amcabey'in yanı sıra; 'Akla Kara', 'Dalkavuk', 'Dede ile Torun', 'Salamon', 'Yeni Zengin' gibi pek çok çizgi tip yarattı. 2. Dünya Savaşı sırasında Cumhuriyet gazetesinde çizerliğini sürdüren Güler, 1941'de Vedat Günyol ile birlikte 'Arkadaş' adlı çocuk dergisini, 19421944 yıllan arasında ise 'Amcabey' adlı mizah dergisini yayımladı. Bu dergide özellikle genç karikatürcülerc çizme imkânı tanıyarak onların ilk çizgilerını yayımlayarak bu konuda da 'öncülük' etti... Cemal Nadir Güler kısacık ömrüne pek çok şey sığdıran ı çok üretken bir sanatçıydı. 10 kadar karikatür albümü yayımlandı. 5 kez karikatür sergisi ı açtı. ABD'deki sergisi büyük ilgı gördü. Ona ait bir başka yenilik de karikatür üzerine halka pek çok konferans veren ilk sanatçı olmasıdır. Cemal Nadir sadece çizerlikle yetinmedi, yazarlık yönü de vardı... Ankara Radyosu için çeşitli skeçler yazdı. 'Yiiz Karası' adlı oyunu Istanbul Şehir Tiyatrolan'nda sergilendi. Cemal Nadir Güler en verimli çağında, daha 45 yaşındayken 27 Şubat 1947'de aramızdan aynldı. Kfittftr Bakanbğı, adliye binasımn arkasında bulunan tarihi tren hangarlannı Çağdaş Sanatlar Müzesi ve atölyeleri olarak duzenUyor. Karaoke • 2002 yılını 'Cemal Nadir Yılf ilan eden Karikatürcüler Derneği, 'Amcabey'in yaraticısını anlatan bir çizgi filmin yanı sıra onunla ilgili panel ve söyleşiler, sergiler, çeşitli yayınlar yapacak. Kültür Servisi Modern anlamdaki Türk karikatürünün kurucusu Cemal NadirCüler 100 yaşında... Karikatürcüler Derneği, üyelerinin de katılımıyla 2002 yılını 'Cemal Nadir Yıh' ilan etti. Dernek 2002 yılı boyunca gerçekleştireceği pek çok etkinlikte; onu unutan ya da pek tanımayan, hatta adını bile duymamış genç kuşaklara "Cemal Nadir Güler Ustayı" tanıtmayı amaçhyor. Karikatürcüler Derneği, 2002 yılı içinde Cemal Nadir'i anlatan bir çizgi filmin yanı sıra onunla ilgili panel ve söyleşiler, sergiler, çeşitli yayınlar yaparak 'Amcabey'in yaratıcısını 100. yaşında layık olduğu sevgiyle anmayı planlıyor. Karikatürcüler Derneği adına yazılı bir açıklama yapan dernek genel sekreteri Cihan Demirci, 2002 yılının aynı zamanda 'Nâzını Hikmet YuY olduğunıı belirterek uGelin,2002'debir dev şair Nâzını I liknıet'le birlikte, bir dev çizer Cemal Nadir'i 100. yaşlannda beraber analım!.. Gclin Türk karikatürünün gerçek kurucusuna hiç olmazsa 100. yaşında sahip çıkalım" sözlerini kaydetti. Ülkemizde karikatür ilk kez Cemal Nadir'le birlikte yepyeni bir döneme geçmiş, hayatın içerisindeki o önemli işlevini ilk kez onunla tatmaya başlamıştır. '1950 Kuşağı' diye anılan çizerlerin ortaya çıkmasında onun büyük rolü olmuştur. Ama Cemal Nadir'in gerçekleştirdiği en önemli atılım, karikatürü halkın günlük yaşamına sokmayı başarması, onu kitlelere sevdirmesidir. Erken yaşta gelen ölümünün ardınKULTUK • SANAT Ölümünün 20. yılı Enver Gökçe anıldı Kültür Servisi 1940 kuşağının toplumcu gerçekçi ozanlanndan Enver Gökçe, şairin kitaplannın yeni basımlannı yapan Evrensel Basın Yayın'ın düzenlediği bir programla, 27 Aralık günü Banş Manço Kültür Merkezi'nde anıldı. Cağnsında "Yitirişinıizin 20. yıhnda Çit Köyü halkından, şair, sosyafist Enver Gökçe'yi alçakgönüllü bir toplanbyla anryoruz" cümlesi bulunan toplantıyı 200'ü aşkın kişi izledi. Kemaliye Folklor Turizm Derneği Korosu'nun Rğin türküleriyle katıldığı anmada LünTiÖzgünaydın'ın "ÇitKöyü'ndenÇıköm Yola" adlı bir dia gösterisi yapıldı. Kemaliye/Eğin türküleri ve bölgeyle ilgili görüntüler Enver Gökçe şiirinin kaynakları için somut veriler sunuldu dinleyicilere. Evrensel Basım Yayın'ın Genel Yayın Yönetmeni Hayri Erdoğan toplantıya katılanlara yaptığı hoş geldiniz konuşmasında, toplumcu gerçekçi edebiyatın günümüz için önemini vurguladı. Türkiye Yazarlar Sendikası tkinci Başkanı Aydm Hatipoğlu, Enver Gökçe'yi ve onun kişiliğini, 1960 kuşağıyla olan ilintilerini anlattı. Tahir Abacı, 1977 yılında Enver Gökçe için düzenlenen 35. yıl gecesini ve şairin Çit Köyü'ndeki evini, Sennur Sezer de Enver Gökçe şiirinin günümüzde de güncelliğini koruyuş nedenlerini anlattı. Mehrizat Poyraz' ın Enver Gökçe şiiriy le Eğin türküleri ilişkisini irdelediği konuşma ve şiirlerden örnekler ilgiyle izlendi. Ani bir kalp rahatsızlığı yüzünden toplantıya katılamayan konuşmacı Ihsan Atar ve tzmir'de olduğu için toplantıya gelemeyen Muzaffer tzgü'nün mesajlan ile toplantıya son verildi. dan tstanbul'da ilk kez bir çizerin tabutu arkasından binlerce Istanbullu gözyaşlan içinde yürümüştür. Bulgaristan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak 1902 yılında Bursa'da doğan Cemal Nadir Güler, ortaokuldan sonra tabelacılık, makinistlik, gezici öğretmenlik gibi pek çok işte çalıştı. İlk karikatürü 18 yaşındayken 1920 yılında Sedat Simavi'nin çıkardığı 'Diken' dergisinde yayımlanan Cemal Nadir, 1926'dan sonra lstanbul'a gelerek çizmeyi sürdürdü ve 1928 yılında 'Akşam' gazetesinde günlük karikatür çiz (oaıa) 2«3 «9 7* BU B i RT ü R K F i L M i D i R LEVENT KIRCA OYA BAŞAR Başkentte çağdaş müze BAHAR TANR1SE VER ANKARA Başkent, uzun yıllardır eksikliği duyulan çağdaş sanatlar müzesine kavuşuyor. Kültür Bakanlığı, adliye binasımn arkasında yıllardır atıl durumda bulunan tarihi tren hangarlannı Çağdaş Sanatlar Müzesi ve atölyeleri olarak düzenliyor. Onanm ve restorasyonu gelecek yıl sonunda tamamlanacak olan müzede ulusal ve uluslararası plastik sanat çalışmaları gerçekleştirilecek. Ankara'da ilk demiryollannm inşası aşamasında trenlerin bakım ve onanmının yapılması için atölye olarak kurulan haııgar binalan, 1995 yılında kültür varlığı olarak tescil edildi. Milli Komite, geçen yıl bu hangarlann Çağdaş Sanatlar Müzesi olarak kullanılmasını kararlaştırdı. 1900'lü yıllann başında yapılan atölyelerin mimari yapısı ve çalışmaları ile dünya galerileri ve müzeleri arasında dikkat çekecek bir sanat merkezi halinc getirilmesi planlanıyor. Cunıhurbaşkanlığı Senfoni OrkestraSERMİN HÜRMERİÇ Türk gitaristler Belgpad'ı fethetU sı'nın konser salonu inşaatının da sürdüğü alanda bulunan hangarlann restorasyonu ve yeni binalann yapım işi Kültür Bakanlığı tarafından 990 milyar liraya Baki Yapı Malzemeleri Inşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şirketi'ne ihale edildi. Şu anda binalann restorasyonunun yüzde 75 oranında tamamlandığı belirtildi. 2002 yılı sonunda hizmete açılması planlanan müze yapısı toplam 11 bin metrekarelik kapalı alana sahip olacak. Müzede aynca konferans salonu, kafeterya, satış birimi, sanatçı çalışma birimleri, kütüphane ve geçici sergi galerileri yer alacak. Müzenin sanatsal planlamalannı yapmak üzere gelecek günlerde bir sanat kurulunun oluşturulacağı da bildirildi. • Kültür Servisi TercıKorad gitar ikilisi, Güneydoğu Avrupa Gitanstleri Birliği'nin (Associatıon of Southeast European Guitarists ASEG) Belgrad'daki ilk kongresinde bir konser verdiler. Türkiye'de klasik gitann öncü isimleri arasında yer alan ve Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatlan Fakültesi'nde öğretim görevlisi olan Kürşad Terci ve Kağan Korad, konserde Türk eserlerden oluşan bir repcrtuvar sundular. Ikilınin ilk CD'leri 2002'nin başında müzik marketlerin raflannda yerini alacak. HAKAN ALTINER Gülsiim Cengiz Çaycuma'daydı • Kültür Servisi Türkiye Yazarlar Sendikası Sekreteri ve çocuk edebiyatı yazan Gülsüm Cengiz, Çaycuma Belediyesi Sanat Atölyesi'nin davetlisıydi. Cengiz, öğrencilerle kitap okuma, kültür emperyalizmi ve dil kirlenmesi üzerine bir sohbet gerçekleştirdi. Etkinliğe Caycuma dışında Zonguldak ve Gökçebey'den de maden işçileri ile öğretmenlcr katıldı. SÜMER TİIMAÇ Genç kalemler Cumhuriyet'te... ATACAN ARSEVEN vö«rtı«» LEVENT KIRCA WIMCI OYA BAŞAR ™ HODRİ MEYDAN »An», SON LEVENT KIRCA OYA BAŞAR SERMİN HÜRMERİÇ HAKAN ALTINER SÜMER TİLMAC ATACAN ARSEVEN ALİ SÜRMELİ DURSUN ALİ SARIOGLU DİLEK TÜRKER LALE ORAL GLU ÂTİLLA PEKDEMİR 0. NURİ ERCArJ ALİ ERKAZAN « METİN SEREZLİ CÜNEYT TÜREL H K iA Y t »KAMAIUKII LEVENT KIRCA stNA«.u YAŞAR ARAK MÜFİT CAN SAÇINTI HÜSNÜ ÖZÇETİN nt»MvnNrTMtNiERTUNÇŞENKAY ALİ UTKU su SERTER ALKAYA MNAHIMHMI BİROL YÜCEL MIMKYANNİS SOULİS niKim EROL KASAPOĞLU mvm SEVİL NURSAN MOHIAI EREN TEOMAN SERDAR OĞUZ Hltit Tanrı heykeli Almanya'da • AMASYA (AA) Amasya Müzesi'nde sergilenen HititTann Heykeli 'Teşup' 17 Ocak28 Nisan tarihleri arasında Almanya'nın Bonn kentinde sergilenecek. 'Bin Tannlı Halk: Hititler' konulu sergide aynca Ankara, Çorum, Kayseri, Sıvas, Konya, Istanbul, Kastamonu, Karaman, Afyon, Adana, Kahramanmaraij, Gaziantep ve Şanhurfa müzelerindeki önemli Hitit eserleri de yer alacak. Kültür Bakanlığı, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nce Bonn Federal Sergi Sarayf nda düzenlenecek etkinlikte sergilenecek eser, dünya arkeolojisinin ilk Tann heykelciliği olma özelliğini taşıyor. GULUYORDUK Yanyana oturmuştuk, gülüyorduk Sen bana şiirler okuyordun Ben sana ağlıyordum Içiyorduk Ve sonra Sarhoştuk, yürüyorduk Sokak lambasının altında öptüm seni Gülüyorduk Boylu boyunca uzandık çimlere Sen bana bakıyordun, Gülüyorduk, Uyandım sonra Rüyaydı biliyordum Gülüyordum. GÖKHAN ERBİLGİN DENİZ YÜREĞİMDESİN KÖPÜK KÖPÜK Deniz yüreğimdesin köpük köpük. Seviyorum seni, orman yeşili gibi. Biliyor musun, Hep böyle kalacaksın yüreğimde. Ve ben! Yüreğimi atarım, seni asla. Sen hep var olacaksın, Yürüyen öğrencinin aydınlık yüzünde. İşçi köylünün ayak seslerinde. Ben geldim, giderim gün olur, Siz bana bakmayın. Deniz'i yüreğinize koyun Ve! Selamlayın aydınlık yarınları. ATİLA OĞUZ ALİ SÜRMELİ Bu kahkaha tufamnda filmin sonu başından belli degil... 11 OCAK'TA SİNEMALARDA BUGUN • BEYOĞLl) SİNEMASI'nda Wong KarVVai'nin yönettiği 'Aşk Zamanı' adlı film izlenebilir. (0 212 251 32 40)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog