Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 29 ARALIK 2001 CUMARTESİ Demokmsiye sakkı Kaplancılara göre dünyanın gündeminde iki put vardır. Bunlardan biri komünizmdir ki Allah'ı reddeder ve bugün yıkılmıştır. Ikincisi ise demokrasidir ve o da yıkılacaktır. AVRUTA'DA RADÎKAL ÎSLAMCI .ÖRGÜTLENME HIKMET CETINKAYA Kaplancılar 1996 kışında Türkiye aleyhine yoğun bir kampanya başlatmışlardı... Alman hükümeti olup bitenleri sadece seyrediyordu... Cemalettin Kaplan, silahlı ayaklanma öncesinde tebliğ aşanıasını geçmek için Türkiye'de örgütleniyordu... Kaplan, Ümmeti Muhammed dergisinde beş çeşit cihattan söz ederek şöyle diyordu: uBir mal ilc yapılan cihat, iki teblig ile yapüan cihat, üç öğretimlc yapılan cihat, dört siyasi cihat, beş savaşarak yapüan cihaL" tsterseniz şimdi Dr. Fulya Atacan ın bu konudaki görüşlerini aktaralım: Silahlı ayaklanma öncesinde geçilmesi zorunlu olan aşama tebliğ aşamasıdır. Tebliğ nasıl yapılacaktır? Kaplan'a göre peygamber, tebligati Mekke sokaklannda açık açık yapmıştır. "Evlerde sahabe gibi sohbetlerle, en yakuıından başlayaraktebliğyapacak"tır. Tebliğ meşru olan tiim araçlarla gerçekleşebilir. Bir başka deyişle bir yandan yüz yüze ilişkiler çerçevesinde hareket üyeleri grubun dünya görüşünü anlatırken diğer yandan da tüm kitle iletişim araçlan bu amaçla kullanılabilir. DÎZİ CUMARTESÎ YAZILAR1 ATAOL BEHRAMOĞLU Milli Eğfflm Bakanlığı Ne Yapmak İstiyor? Tartışma Milli Eğitim Bakanı'nın birgazetedeyer alan açıklamasıyla başladı. Anlaşılan, orta eğitim kunjmlarmdaki edebiyat derslerinde bir yenilenmeye gidilmek isteniyordu. Bunun için adımlar da atılmıştı. Nitekim Sayın Bakan CNN Türk'ün bir programında konuya açıklık getirdı. Edebiyat dersleri, yazılı ve sözlü anlatım ve kuramsal bilgiler olmak üzere iki ana dalda yürütülecektı. Bakanlıkta uzmanlar bir araya gelmiş, konuyu görüşüp karara bağlamışlardı. Bunları TV programında Milli Eğitim Bakanı'yla yapılan söyleşiden öğreniyorduk. Elimizde herhangi bir dosya, bılgılendirme ya da tartışma amaçlı yazılı bir belge yoktu. Bir bakıma konu, sözlü kültür alışkanlığımıza yaraşır biçimde dallanıpbudaklanmaktaydı.Şuandadatartışmalar, görebildiğim kadarıyla, aynı minval üzresürüp gitmekte. Çünkü ilgıli bakanlıkça kamuoyunun biigisine sunulmuş yazılı bir metin yok. Ya da, belki var, ama benim böyle bir metinden haberim yok. • •• Tartışmaya, Ahmet Hakan'ın benı Kanal 7 Haber Programı'na konuk olarak çağırmasıyla katılmış oldum. Oradaki kısa sürede söyleyebildiklerim, elde ilgili bakanlığın girişimine ilişkin yazılı bir belge olmaksızın bu kadar önemli bir konuda tartışmanın anlamsızlığı veolanaksızlığıydı. Birgazete haberinden yola çıkarak böyle bir konuyu ciddi biçimde tartışamazdık. Yine, böyle bir konuda, bir anda karşıt kamplara ayrılmak, üstelik üzerinde tartışılacak bir belge, bir program taslağı bulunmamaktayken, anlamsız ve yanlış olurdu. Nitekim, Kanal 7'deki programa Ankara'dan katılan Mehmet Doğan konuşmasına duygusal bir tonda başlamışken kısa sürede sağduyuda buluştuk: Herhangi bir öğretim kurumunda neyin öğretileceğinden daha önemlisi, onun nasıl öğretileceğiydi. Çağdaş bir edebiyat ürünü de, öğretiliş yönteminin sonucunda, öğrenciye aruz kalıplarını ezberlemek kadar sıkıcı ve anlamsız gelebilir... Kanal 7'deki konuşma süresi bu kadar önemli bir konuda görüş bildirebilmek için çok kısaydı. Fakat rekoru CNN'cilerin kıracağını nereden bilebilirdim? Milli Eğitim Bakanı'nın katıldığı program için benden de görüş almışlardı. Evime gelen muhabir arkadaşa görüşlerimi en çok on dakikalık bir sürede özetlemiş, başıma daha önce gelmiş olanların deneyimiyle de söylediklerimin çok fazla kırpılmamasını, elden geldiğince doğru özetlenmesinı rica etmiştim. Programda karşıma "ben" olarak çıkan kişi benim görüşme sırasında söylediklerimin tam tersini söylüyordu... Bu nasıl mı olmuştu? Program yapımcıları yaklaşık on dakikalık bir konuşmadan, önde ve arkada söylediklerimi çöpe atarak tek bir cümleyi, "Divan edebiyatı üniversitelerde okutulmalıdır" cümlesini yayınlanmaya değer görmüşlerdi. önü arkası olmayan bu tek cümleden çıkacak mantıksal sonuç, söz konusu görüşmede, liselerde divan edebiyatı okutulmasına karşı olduğum ve sözümona böylece de Milli Eğitim Bakanlığı'nın görüşünü desteklediğimdi... "Sözümona" diyorum, çünkü ne ben böyle bir şey söyledim, ne de anlayabildiğim kadarıyla bakanlığın böyle bir amacı var. (CNN'cilere, görüşlerimi sadece eksik değil tam ters anlama gelecek biçimde yansıttıkları için üzüntülerimi bildiriyorum. Ama onları anlamıyor da değilım. Her şeyin magazın kültürü bakımından değer taşıdığı birortamda benim ve benim gibılerin söylediklerinin aynen ya da doğru dürüst özetlenerek yansıtılması hem sıkıcı olabilir, hem de "Biri Bizi Gözetliyor"un kahramanıyla yapılan görüşme sakız gibi uzayamayıp eksik kalırdı.) CNN'de yayınlanmaya değer görülmeyen konuşmamda neler mi söyledim? Ozetle şunlan: Lise edebiyat derslerinin amacı edebiyat bilgini yetiştirmek değil edebiyata sevgi ve ilgi uyandırmaktır. Bu derslerde sadece bizim edebiyatımızın değil dünya edebiyatının ve sadece Batı'nın değil Doğu'nun değerli yapıtları datanıtılmalı, örneklenmelidir. Ulusal edebiyat bölümünde çağdaş ürünlerin ağırlıkla yer alması gerekır. Çünkü Batı edebiyatlarından farklı olarak bizde ulusallaşma süreci geç başlamış, Divan edebiyatı ürünleri aynı zaman dilimlerinde üretildikleri Batı (ve belki Doğu) edebiyatı ürünlerinden farklı olarak (çeşitli tarihsel nedenlerle) ana dilden farklı bir dilde (Osmanlıca) üretilmiştir. Bu nedenle Shakespeare, Fuzuli vb. karşılaştırmaları yanlıştır. Batı edebiyatının (ve belki Doğu edebiyatlarının) geçen yüzyıllardaki diliyle bu edebiyatların ait oldukları ülkelerde bugün konuşulan dil arasında bizdekı gibi uçurum yoktur. Lise düzeyindeki eğitim kurumlarımızda, edebiyat öğretiminde, doğal olarak çağdaşulusal edebiyat ürünleri ağırlık taşımalıdır. Fakat Divan edebiyatımızın seçkin ürünlerinden ömekler de bu öğretimde yer almalıdır. Çünkü bu edebiyat, Fars ve Arap edebiyatlarının etkisi altında oluşmakla birlikte bizim toplumsalkülürel geçmişimizin gerçekliği, bunun yanı sıra da özellikle şiirsel ürünleriyle Tanzimat ve sonrasındaki şiirimize gelenek oluşturmuş bir edebiyat alanıdır. Divan edebiyatının bilimsel olarak incelenmesi gereken kurumlar ise üniversitelerdir... Söylediklerim aşağı yukarı bunlardı... ••• Yazımın başlığınadönecekolursam, Milli Eğitim Bakanlığı gerçekten ne yapmak istiyor? Böylesine önemli bir konu magazin mantığıyla ve dedikodu düzeyınde tartışılamaz. Lütfen bilimsel araştırma değeri taşıyan bir metin oluşturun ve bu metni, görüşlerini almak üzere gecikmeksizin ilgili kişi ve kurumlara ulaştırın. epostaataolb(" cumhuriyet.com.tr faks:0212513 85 95 İYİGELECEK VAADİ Kara Ses, eğitim düzeyi düşük, düşük statülü işlerde çalışan ya da işsiz olan Tttrkiyeli göçmenler arasında taban bulmaktadır. Kaplan, üyelerine iyi bir gelecek vaat etmektedir. Gelecekte ulaşüacak bu yiiksek statülü işler için yapüması gereken tek şey ise hareket içinde çalışmaktır. sııbu üyelennı, yaşadıkları ülkelerde karşılaştıklan zorluklan kabullenmede ne kadar kaderci bir tutuma ittiği bellidir. Müslüman cemaat, düşünce, eylem ve hatta giyımi ile diğer insanlardan farklı olmalıdır. Insanlık iki kampa (hizbe) aynlmıştır. Biri Allah'ın hizbi, diğeri de Şeytan'ın hizbidir. Bu durumda bir insan ya Allah'ın hizbindedir ya da şeytanın. Bu iki kamp birbirinden tamamen ayndır. bu aşamalan cihat olarak tanımlanmaktadır. Cihadın çeşitli biçimleri vardır. Kaplan, Ümmeti Muhammed dergisinde, yollannın cihat yolu olduğunu belirterek beş çeşıt cihattan bahsetmektedir: "1 Mal ile yapdan cihat, 2 Tebliğ ile yapüan cihat, 3 Öğretimle yapdan cihat, 4 Siyasi cihat, 5 Savaşarak yapüan cihat." maktadır. Üyeler örgüte sadece para değil, mal ve mücevher de vermektedirler. Tebliğ ile yapılan cihat, insanlara tslam davasının hak olduğunu kanıtlan ile anlatmaktadır. Savaşarak yapılacak cihatta şehitliğin insanlar için en büyük dilek olduğunu savunan "Kara Ses" şöyle demektedir: "Söyleyin hizbullahîgençler! Islam davası bir gün sizden kendi uğruna canlannızı feda etmenizi isterse, eski şerefine ve haysiyetine kavuşabilmek için o değerli kanlaruuzı bu yolda akıtmamzı dilerse, hanginiz Allah yolunda şehit ounaktan kaçıp gidebflir?" ur, metanet ve cesaret yönünden çok çok ilerde ise de tslami bilgileri henüz yetersizdir. Onun için biz ilim sahasındadaumumîbirseferberükbaşlarak." Sonuçta Cemalettin Hoca'ya göre savaşarak yapılacak cihat için henüz şartlar oluşmamışnr. Ama şartlar oluştuğunda savaşarak yapılacak cihat, lslam Devleti'nin Türkiye'de yerleşmesi için hareketin içinden geçeceği zorunlu bir aşamadır. Seclmle Iktldara gellnmez' Bu aşamada hareket üyelerinin çeşitli zorluklarla karşılaşabileceğini belirten Kaplan, "İçerigirmeden,sopa yemeden, şehit vermeden Allah size devlet vermez" demekte ve "Feygambere, sahabeye verdi mi?" diye sormaktadır. Kaplan demokratik bir yapı içinde seçimle iktidara gelmenin mümkün olmadığını ve "Allah'ın kanununda böyle bir şey"in bulunmadığını öne sürmektedir. "Siz ne derece çile çekerseniz, ne derece ısürap çekerseniz, AUahuazimüşşanuı yardınu o nispette yakında, çok geUr ve kısa zamanda gelir; demiyor mu? Kuran'da ilahi kanun bu, sünnetullah bu, peygamberin, sahabenin başına gelen bu." Bu anlayış biçiminin, hareket men Toplanan vardımlar Yazıda bu beş çeşit cihat için paranın ne kadar gerekli olduğu vurgulanmakta ve malla yapılan cihadın bütün cihatlann can daman olduğu belirtilmektedır. u Arük Allah'ın sizin tasarrufiınuza verdiği bu maldan O'nun yolunda harcayın. Vc bilin ki, Allah iyi şeyler yapanlann mükâfat ve ecirlerini asla zayi etmez." Malla yapılan cihat anlayışı, sık sık toplanan vardımlarda ifadesini bul Cihat tammları Ne aile ne ırk ne de milliyet bu iki grubu bırbinne bağlayabilir. Sadece Allah'ın yoluna katılıp, Hakk'ın bayrağı altıııda yaşayan insanlar Allah yolunda kardeştir. Bu noktada yapılması gereken şey, önce nefis mücadelesi, teşkilat (talim ve terbiye), vahdeti sağlamada tebliğ ve tevhidi sağlamada tebliğdir. Kara Ses'in hareketin gelişmesi için izlenmesi gereken Amac lslam devleti Kaplan 'ın amacı Türkiye'de bir lslam devleti kurmaktır. Bu amaca ulaşmada grup uzun vadeli bir programa sahiptir. Nefis mücadelesi ile başlayan hareket, tebliğ aşamasına, buradan da silahlı ayaklanma aşamasına geçecektir. Bu süreçte üyeler de medrese, tekke ve kışlada eğitilecektir. Türkiye, kanun koyma yetkisi insanlarda olduğu için, yeniden bir cahiliye dönemini yaşamaktadır. Bu durumda "gerçek" Müslümanlar, Kaplan'ın yorumladığı biçünde tslamı anlayacak, anlatacak ve cihatla Türkiye'de islam devletini kuracaktır. tlan edilen Federe lslam Devleti, daha çok, Kara Ses'in niyetini açıklayan ve üyelerin yükselen beklentilerine yanıt veren bir girişimdir. Bu durumda kadro problemi, Anadolu'da fiilen bir lslam devleti kurulana kadar ertelenebilmektedir. Islamı hem din hem siyaset olarak yorumlayan bu grubun savunduğu görüşler Türkiye dışında diğer lslam ülkelerinde (özellikle lran, Mısır ve Pakistan) gelişen ve hızla yayılan radikal Islamcı hareketlerle aynı çizgidedir. Can korkusu Kaplan'a göre kendi cemaati bugün üstünden can korkusunu atmıştır, ama mal sevgisi konusunda bazı pürüzler vardır. Sorulanmıza yazılı olarak verdiği cevapta da Kaplan kendi cenıaatinin durumunu şöyle anlattı: "Şu *•• Silahlı ayaklannıa saıikın! .. emalcttin Kaplan'a göre I silahlı ayaklanmanın V^ gerçekleşmesi için iki şart gereklidir; önemli sayıda bir takipçi tabanı ve yetişmiş kadrolar. Bir konuşmasında Kaplan, henüz bu tabana ulaşılmadığını ve yapılacak ayaklanmanın, hareketin kendine zarar getireceğini savunmaktadır. Devlet yönetimi için gerekli yetişmiş kadrolar meselesinde ise Kaplan şöyle demektedir: "Şu anda gelin devleti teslim alın deseler, biz almayız. Niye? Ne istenilen zemin müsait, taban müsait ne de kadro müsait Eh hocam diyorlar, kadroyu yetişfirelinı, ondan sonra konuşahm. Ben de diyonım Id şu cemaat muhtaç olduğu kadrosunu kendi yetiştirecek. Şu harckâtın çilesini, ıstırabını çekmeden bu harekâta yâr olmaz." Kaplan, bu hareket içinde yetişen insanlann ileride kurulacak tslam devleti içinde vali, bakan, subay vs. olacağını belirtmektedir. Kaplan bu kadrolan dolduracak üyelerin gerekli eğitimden yoksun olmalarına dikkati çeken eleştirilere karşı da şu cevabı vermektedir: "Ya bunlann tahsili yok. Tahsil gerekmiyor. Sahabenin hangisi ünivcrsite mezunuydu. Yeter ki o şuura, o inanca varsın, o bilgiyi arkadan ikmal eder, tamamlar." İki putl.. Kaplan'a göre dünyanın gündeminde iki put vardır. Bunlardan biri komünizmdir ki Allah'ı reddeder ve bugün yıkılmıştır. Ikincisi ise demokrasidir ve o da yıkılacaktır. Demokratik sistemler Allah'ın varlığını inkâretmemişse de Allah'a ait olan hâkimiyet hakkını ondan alarak insana vermiştir. özde bu ikisı arasında bir fark yoktur; ama komünizm açık bir tağut; demokrasi ise "sinsi, ikiyüzlü ve münank... Tağuti bir sistem, dolayısı ile kâfir bir rejim''dir. Kaplan'a göre lslam ile demokrasinin bağdaşması mümkün değildir. Cemalettin Kaplan'a göre demokrasi de yıkılacaktır, ama bunun şartı Müslümanlann komünizme karşı duyduğu nefreti demokrasiye karşı da duyması ve demokratik sistemin ana öğesi olan partiye, seçimlere katılmamasıdır. Işte o zaman parti sistemi ve demokrasi çökecektir ve Allah aynen komünizm belasını defettiği gibi demokrasi belasını da defedecektir. "Benim adım ıııutluluk" son suzlerı oldu. Rıılün ınsanlarını ıııııllu elti Mulluluğu bugün ıığurluyoru? Ayten ve Kamil Uluer'ın oğlu; Kenan, Kani, Dilek Uluer'ın kardeşı; yakınlarının cfsancsı, yaşama son bir tablo urmağan ederek veda eden ressam KEMALULUER 'İ Ankara Karşıyaka CamİM'nde kılınacak ogle namazından sonra bugün (29.12.2001) toprağa veriyoruz. j™^y HEDEFLERİ DEĞİŞMEDİ Cemalettin Kaplan öldükten sonra yerine geçen Metin Kaplan'ın amacı değişnıenıiştir. Metin Kaplanda Anadolu'da flilen bir lslam devleti kurmak için çabalannı sürdürmektedir. Yarın: islam din dersl ULUER AİLESİ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog