Bugünden 1930'a 5,466,117 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET DİZt 27 ARALIK 2001 PERŞEMBE Kam Ses'in bağlantılan Kaplancılar, Afganistan'daki Hikmetyar'ın başkanlığındaki Hizbi Islami ile yakın ilişki içindedir. Afgan kıyafeti adını verdikleri giyim tarzmı da bu yüzden benimsemişlerdir •y^'aplaııcılann Afganistan'da Py Mücahitler ile birlikte savaşa JL A » gitmeleri muhtemeldir. Üyelerin evlerinde 'Afgan Mücahitleri Danışma Bürosu' tarafından Türkçe basılan 'Vahdet', 'Mücahit Yolu' dergileri mevcuttur. Kaplan grubu, Lübnan'da öldürülen Hizbullah lideri Şeyh Abbas Musevi'yi, Sedat'ı öldüren Islamboli'yi tslam şehitleri olarak görmektedir. aplancılann UsamebinLadin'le bağlantısı var mı? Almanya Anayasası Koruma örgütü raporlannda, Kaplancılann 1996 yılında Usame bin Ladin'le görüştüğü saptandı... Şimdi yaklaşık 10 yıl önceye dönelim.. Dr. Fıriya Atacan'ın Cumhuriyet'te yayımlanan 'Kara Ses Kimin Sesi' dizi yazısını okuyup günümüze ışık tutahm: Kaplancılann, Mısır'daki radıkal lslamı gruplar ile ilişki içınde olması muhtemeldir. Bazı üyelerin eğitim için El Ezher Üniversitesi'ne gönderildiğini anlatan üyeler Mısır'daki radikal Islami gruplar hakkında bir şey söylemediler. Dünya görüşleri gereği bu gruplara yakın olan Kaplan grubunun bunlarla ılışkisınin olup olmadığı açık değildir. PERŞEMBE ORHAN BURSALI Vanfilatör Arjantin'de ekonomik çöküşün ve sokak isyanlarının 13 bin km'lik gölgelerı, kıtalan diklemesine aşarak, karaların ve okyanusların üzerinden Türkiye'nin üzerine düştü. Ankara korktu mu? Arjantin'in Derviş'inin şimdi evinde göz hapsinde tutulması, Türk Derviş'i endişelendirmemiş. Birilerinin kulağınafısıldadığı "Türkiye Arjantin'ebenzemez" cümlesini yineliyor. Sihirli bir cümleyle idare ediyoruz: Türkiye Arjantin'e benzemezl Niye benzemesin ki?! Birden kureselleşmeye ınanmamaya mı başladık?! IMF'in eşgüdümünde dayatılan tek tip ekonomik reçete, bütün bizim gibi ülkeleri birbirine benzer hale getirmiyor mu? "Arjantin'e benzemeyiz"le aslında denmek istenen şu: Türk insanı sokağa dökülmez, isyan etmez, dükkânları yağmalamaz. Yani, Türk insanının omuzları, sırtı çok daha fazla yük kaldırır. Sürünür, donar, ölür, öldürür, çalar, çırpar da devletine karşı ısyan etmez. Umudunu yitirmez... Giderek yoksullaşan halkımıza duyulan bu sonsuz güvendir ki, siyaset erbabının gönlünü rahatlatıyor. IMF ile birlikte, devletin borçlarını çevirebilmesi için gerekli bütün paranın halkın sırtından çıkartılmasını, orta sınıfın iyice yokolmasını, yoksulluğun iyice tırmandırılmasını öngören uzun vadeli programlara girişebiliyor. Türkiye henüz, bugünkü iktidara ve ekonomi politikasına alternatif bir siyasi hareket çıkartabilmiş değil, çıkartabileceği de şüpheli. ı Türkiye, bölgede coğrafisıyasi önemini koruduğu sürece, IMF ile birlikte, sırat köprüsü üzerinde devrilmeden bir süre daha yürüme şansına sahip görünüyor. Ancak, Türkiye'nin ekonomisini çöküşe götüren bütün temel sorunlar ortada. Türkiye'yi durmadan duvara toslatan siyaset aktöıierinin hepsi dimdik ayakta: 1) Bu aktörlerin ülke yönetim anlayışlarını değiştirebileceklerine ilişkin bize yansıyan tek bir ipucu yok. Partilerinin para kaynaklarına şeffaflık getirmeye niyetleri yok. Yandaşlarına avanta sağlamaya, partilerine büyük kaynaklar yaratmaya, aynca kişisel vurgunlarla zenginleşmeye dayanan ekonomi yönetim anlayışlarını aynen korumaktalar. Nitekim, büyük vurgun ve soygunların ciddi soruşturulmasını ve eski düzenin tasfiyesini istemedikleri gibi, hepsini zamanaşımına bırakma anlayışlan da bunu gösteriyor. 2) Dolayısıyla, "deniz bittiyetiş dış yardım, IMFAvrupaABD" temel yönetim anlayışları zerre kadar değişmiş değil. 3) Ekonomi ve siyaset yönetimlerindeki kanıtlanmış ehliyetsizliğe ve yeteneksizliğe karşı oluşturulan mali kurulların da ülke ekonomisini yönetebileceği ve ülkeyi düze çıkartabileceği, sadece bir varsayım. Böyle kurullann vizyonları da olamaz. Ayrıca, siyaset, her zaman bu kurulları isterse işlemez hale getirebilir veya yasalannı değiştirebilir, egemenligi altına alabilir ve istediğini yaptırabilir. Nitekim Ecevit ve diğerleri bu konuda ilk işareti vermiş durumdalar. 4) Türkiye'yi nasıl kalkındıracaklarına ilişkin ciddi, meydan okuyan hiçbir programlan, bakışlan, anlayışları, stratejik hedefleri yok. Kurulabilecek partiler arasında da böyle bir savı olabilecek bir gelişme gözükmüyor. Bütün partilerin ortak paydası, yönetimde durumu idare etmeye dayanıyor. Bunlar gerçek mi? Bir başka gerçek de, ekonominin içinde bulunduğu duruma ilişkindir. 5 milyarı IMF'y© geri ödemede kullanılacak 10 milyar dolarlık yeni bir borçla 2002'de bırakınız ekonomiyi, hükümetin borçları bile döndürmede zorlanacağı neredeyse ortak bir kanı. Siyasi partiler, halkı iyice yerlerde süründürmeden, yani çok daha büyük kaynaklan devletin borçlarını ödemeye seferber etmeden, devletin krizden çıkması zor. Ancak, başlarında seçimin kılıcı, yüreklerinde sokağın isyanı korkusu, bunu da gerçekleştirmede çok zoıianacaklar. Kaçak ekonomiyi denetlemeyi, vergisiz kesimlerin gırtlağına basmayı asla ve asla düşünmedikleri için de kaçak ekonomi, müthiş parasıyla bütün siyaseti ve bürokrasiyi esir almış durumda gözüküyor, Türkiye'nin önünde gerçek anlamda bir çıkar yol en azından bugün için gözükmüyor. Ortalıkta estirilen umut ve kurtuluş rüzgârlarının tahrik gücünün, atmosferin kendi doğal gücü olmadığı çok açık. Ortada sadece bir veya seri bağlanmış birkaç vantilatör dönmektedir... obur8ali@cumhurtyet.com.tr. AVRUPA'DA RADÎKAL ÎSLAMCI .ÖRGÜTLENME A lmanya, ülkesinde örgütlenen / • Kaplan grubundan rahatsız ZJL değildir. Çünkü Kaplancılara üye insanlar Alman toplumunda karşılaştıklan açık ve örtük aynmcılık uygulamalannı kutsal kavramlarla meşrulaştırmaktadır. Yıllardır Alman toplumu içinde yaşadıklan çatışmalar sonucu içine kapanan insanlar, bu baskı yüzünden daha da içlerine kapanmaktadırlar. • •• Hlkmetvar lllsKlsl Açık olan bir bağlantı Afganistan'daki Gülbeddin Hikmetyar'ın başkanlığındaki Hizbi Islami grubu ile yakın ilişki içinde olduklandır. Bu ihşkı o kadar yakındır kı, Kaplan grubu üyeleri Afgan kıyafeti adını verdikleri, bu grubun giyim tarzını benimsemişler, hem kadınlar hem de erkekler bu tarzda giyinmeye başlamışlardır. Hikmetyar zaman zaman Cemaleddin Hoca'yı ziyaret etmekte ve grup Afganistan'da savaşan Hizbi Islami için sürekli yardım toplamaktadır. Bazı Afganlılar grup üyelerinin evlerinde kalmaktadır: Kaplancılann Afganistan'da Mücahitler ile birlikte savaşa gitmeleri muhtemeldir. Üyelerin evlerinde 'Afgan Mücahideri Danışma Bürosu' tarafından Türkçe basılan 'Vahdet', 'Mücahit Yolu' dergileri mevcuttur. Kaplan grubu, Lübnan'da öldürülen Hizbullah lideri Şeyh Abbas Musevi'yi, Sedat'ı öldüren Islamboli'yi Islanı şehitleri olarak görmekte ve Hamas gibi Filistin'deki Islami hareketi desteklemekte şimdi Bosna da buna eklenmiştir ve haklannda yazılar yayımlanmaktadır. Grup içinde Afganistan, Filistin ve şimdi de Bosna için yardım toplanmaktadır. ••• Almanya nın Kaplancılara bakışı Kaplan grubu merkez olarak Almanya'da örgütlendiği için Almanya'nın bu oluşuma nasıl baktığı sorusu önem kazanmaktadır. Genel olarak iki tezden söz açılabilir. Birinci teze göre Almanya, kendi ülkesinde yaşayan Türk göçmenler arasındaki tslami örgütlenmelerle hiç ilgilenmemektedir. Çünkü yönetim, göçmenlerin bu ülkede, kendi aralanndaki problemlerine uzaktır. Bu tezi kabul etmek oldukça güçtür. Özellikle radikal Islamın yükseldiği, Avrupa'da bu tür akımlann bir tehdit olarak algılandıgı bir ortamda da önemli bir Müslüman nüfusu ıçeren Almanya'nın gelişmelere kayıtsız kalması mümkün değildir. RADÎKAL ÖRGÜTLERLE IŞBİRLtĞt Almanya'da örgütlü bulunan ve Cemalettin Kaplan'ın kurduğu grup en genel düzeyde radikal tslami hareketlere scmpati ile bakmaktadır: Bu sempatmin ne ölçüde doğrudan bir ilişkiye dönüştüğünü bilmek ise güçtür. ALMANYA'DA YAŞAYAN ARAŞTIRMACIYAZAR METİN GÜR'ÜN GÖRÜŞÜ: Faili meçhul cinayetler T~"Tederal Kriminal Dairesi'nden r i edinilen bilgilere göre, 1996'da /. Düsseldorf'ta öldürülen eski Kaplancı ZübeydeGökbulut'un, 1997'de Berlin'de öldürülen Cemalettin Kaplan'ın eski doktoru Halil İbrahim Sofu'nun ve Braunschweig'de öldürülen, Cemalettin Kaplan'ın da ortağı olduğu KAR BlR şirketinin müdürü Yıhnaz Ayan'ın katillerinin bulunamayışı, Alman polisının dikkatini Kaplancılann Köln'deki genel merkezüıin üzerinde yoğunlaştırdı. Bu olayla ilgili Kaplancılann beyin takımı olarak adlandınlan şu beş kişi üzerinde polisin durduğu belirtiliyor: Metin Kaplan, Hasan Basri Gökbulut, Harun Ayduı, Hüsnü Ozer ve Ahmet Şimşek. Kaplancılara karşı etkili olan eski Kaplancılann Kemal Bilir imzasıyla yayımladıklan bildiride, Metin Kaplan hain ve katillikle suçlanıyor ve şöyle deniyor: "Metin Kaplan'ın yemediği nane kalmadL Müslümanlan birbirine düşürdü, düşman etti, müminleri istikametinden şaşırro. TebUğle cemaatini Idn kusan topluluk haline getirdi. Metin Kaplan mUletin yüzbinleriııi savunarak altuıda kurşun geçirmez mersedeslerle hava atmaya, calım satmaya ve halifelik oynamaya başladı. Milletten toplanan milyunlarca markın üstüne yatarak akrâbalannapeşkeşçekti. Türkiye'deki kayını Yunus Gökbulut'a giden marklann hesabını kendisi bile bilmiyor, yanındaki kayını Hasan Basri Gökbulut'u hac işlerinin başına gccirerek en büyük vurgunu "Cezayirli Müslümanlardan, size silah temin edeceğiz'' diye yaptıklan da ileri sürülerek, "Cezayirli Müslümanlardan size silah temin edeceğiz diye aldıklan 270.000 markın, Metin kaplan, bacanağı Harun Aydın ve Hasan Gökbulut üzerine yattüar. Cezayirlilere ne para verdiler ne de silah verdiler" deniyor. Berlln toplantısı Metin Kaplan 2325 Ekim 1998 tarihleri arasında Berlin'de militanlanyla Muhacirin Camisı'nde yaptığı toplantıda, tüm olanaklanyla Cumhuriyet'in 75. yıh gösterilerine karşı koyacaklan karannı alıyorlar. Metin Kaplan, "Cihad sancağı açrimışür. Bütün dünya Müslümanlaruu bu cihad sancağuun alüna davet ediyoruz. Umumicihad seferberiiği içindeyiz" •Kültür' kavramı davatması tkinci tez ise daha değişiktir. Buna göre tslam, Türkiye'den gelen insanlann kültürüdür. Almanya'da Türk ışçileri arasında mevcut olan lslamcı örgütlenmeler bu kültürü yansıttığı için korunmalıdır. Bu bakış açısında kültür, bir kültürel sistem olarak İslam ile değil ki böyle bir tanımlama bile ideolojik boyutu ile tartışmalara açıktır lslamcı grup ve örgütlenmeler ile özdeşleştirilmektedir. Böyle bir özdeşleşme yapmak ise açık bir sıyasal tercihin 'kültür' kavramı diye dayatılmasıdır. Bu genel çerçeve içinde bakıldığında Almanya, Kaplan grubundan rahatsız değildir. Çünkü bu gruba üye insanlar Alman toplumunda karşılaştıklan açık ve örtük aynmcılık uygulamalannı kutsal kavramlarla meşrulaştırmaktadır. Yıllardır Alman toplumu içinde yaşadıklan çatışmalar sonucu içine kapanan insanlar, daha da içlerine kapanmaktadırlar. Bu olumsuz gelişme, grup üyelerinin içinde yaşadıklan Alman toplumunda eşit statü talep etmelerini önlemektedir. Aynca Alman toplumunda yaşanan deneyimler sonucu bu kişilerde biriken öfke, çatışmanın yaşandığı topluma değil de göç edilen ülkeye, Türkiye'ye yöneltilmekte ve bu düzeyde radikal değişimler savunulmaktadır. Sorunlann çözümü için Türkıye hedef toplum olduğu sürece, Ahnanya için bu insanlar 'misafır işçiler'dir. Almanya'nın siyasal bir tercih ile yaptığı 'kültür' tanımlaması bu ülkede yaşayan Türk göçmenleri 'farkh kültür' çerçevesi kapsamında içine kapanmaya iten ve Türkiye'ye yönelik olarak da belirli bir muhafazakâr politikayı destekler niteliktedir. • 1997'de Berlin'de öldürülen Cemalettin Kaplan'ın eski doktoru Halil tbrahim Softı ve Braunschweig'de öldürülen, Kaplan'ın da ortağı olduğu KAR BÎR şirketinin müdürü Yılmaz Ayan'ın katillerinin bulunamayışı, Alman polisinin dikkatini Kaplancılann Köln'deki genel merkezüıin üzerinde yoğunlaştırdı. diyor.Hilafet Devleti adı altında Köln'de faaliyet gösteren ve kendisını dünya Müslümanlannın halıfesi olarak tanımlayan Metin Kaplan'ın siyasi yasaklı olduğu Köln Yabancılar Dairesi tarafından bir daha hatırlatıldı. Bu konuda 2.9.1998 tarihli ve 32323/1 To 02 sayılı yazıda aynen şöyle deniyor: "Yeni bir para cezası tehdidi hakkında; Yabancılar Yasası'nın 37. maddesi, 2. bendi ve 1.fikrasının9.7.1990 tarihli (Bak: Resmi Gazete, 1. sayfa, 1354) hükmü gereğince ve 21.08.1996 günü düzen kararnamesi uyannca sizin Federal Almanya sımrlan içerisindeki siyasi faaliyet hakkııuzı aşağıdaki şekilde yasaklamışak. Yazılı ve sö/Jü ifadeler, öteki davraıuşlannızla halen I ürkiye'de mevcut olan hukuk düzenini yıkmaya çağuınanız YARIN: İSLAMİ CEMİYETLER ve bu vasıtalarla böyle bir icraan desteklemeniz, tavsiye etmeniz ya da gündemde tutmayı amaçlamanız, yine bu vasıtalarla demokratik bir devlet şeklini kötülemeniz ya da bu yolla 'bir tslam devletini' gündemde tutmanız, buna götüren yoUarla başvurmanız İ3.05. günü (GvNVVS 510/SGV NVV2010) şeköyle yeniden düzenlenmiştir. Kuzey RenVestfalya Eyaleti'ne mahsus mülkiye icra yasasuun 60. maddesi uyannca yukandaki karara uymadığınız takdirde 1000 mark caydıncı para cezası tespit edileceği size 5.9.96 günü tebüğ edildi ve bu, 16.01.97 tarihinden itibaren de kesinleşmiştir." Köln Yabancılar Dairesi'nin Metin Kaplan hakkında aldığı yeni bir kararla şiddeti desteklemesi de yasaklanıyor. 18.09.1998 tarihli ve 32 To 01 sayılı yazıda şöyle deniyor: "Kuzey RenVestfarya Eyaleti'ne mahsus tdari tcra Yasası'nın 60. maddesi uyannca zoıiayıcı para cezası tehdidi hakkında; 9.9.1990 tarihli ve Resmi Gazete 1. sayı ve 1354. sayfada yayımlanan Yabancılar Yasası'nın, yabancuann Federal Almanya Va gelişleri ve ikametleriyle ilgili 37. maddenin 2. fikrası uyannca Almanya sınuian içerisindeki siyasi faaliyetleriniz aşağıdaki şekilde vasaklanmışür: Siyasi, dini ve diğer menfaatterin icra için şiddeti vasıta olarak açıkça desteklemeniz, savunmanız, arka çıkmanız ya da şiddetin meydana gehnesini amaçlamanız ya da böyle bir şeye götüren vasıtalara başvurmanız. Eyalet icrası yasasuun 60. maddesi uyannca sizi, bu disiplin karanm çiğnetmeniz halinde 2000 mark caydırma cezası ile uyanyonız. Cezayı ödeyemeyecek durumda olmanız halinde aynı yasanın 61. maddesine göre hapis karan talebinde bulunacağız." , TMMOB Makina Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 18. Olağan Genel Kurul tlanı TMMOB Makina Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 18. Olağan Genel Kurul Toplantısı çoğunluklu olarak 1213 Ocak 2002 tanhlennde, çogunluksuz olarak 1920 Ocak 2002 tanhlennde aşağıdaki gündem ile belirtilen adreste yapılacaktır. llgililere duyurulur. 1. GÜN: GENEL KURUL TOPLANTISI Adres : Metropol Sınema Salonu Selanik Cad. No: 76 Yenışehir/ ANKARA Saat : 10.0017.00 GÜNDEM: 1. Açıhş, 2. Başkanlık Divanı Seçimi, 3. Saygı Duruşu 4. Istıklal Marşı'run okunması, 5. Şube Başkam'nın konuşması, 6. Konuk konuşmacılar, 7. Çalışma Raporunun okunması ve görüşülnıesi, 8. Dilek ve Onenler, 9. Seçime katılacak adaylann belirlenmesi. 2.GÜNSEÇİMLER Adres : Sarar llköğretim Okulu Necatibey Cad. Yeşılırmak Sk. ANKARA Saat : 08.0017.00 1. Yönetim Kurulu Üyelerinin Seçimi (7 Asıl, 7 Yedek) 2. TMMOB Makina Mühendisleri Odası Genel Kuruluna katılacak delegelerin seçimi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog