Bugünden 1930'a 5,419,774 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

+ 25ARALIK2001SALI CUMHURİYET SAYFA HABERLER Direnince bıçaklandı SÖZÇİZGİNİN Türhan Selçuk Kapkaç kâbusu devam ediyor BURSA (Cumhuriyet) Bursa'da, 21 yaşındaki bir genç kız, dün sabah Demirtaş Köprüsü altgeçidinde, karakola 500 metre uzakJıkta iki kapkaççının saldırısına uğradı. Çantasını vermemek için direnen genç kız, kapkaççılar tarafından 4 yerinden bıçaklandı. Gazcılar Caddesi'nde çahştığı işyerine yaya olarak gidenÖzr lem Yılmaz, Haşim Jşcan Caddesi'ni bölen Demirtaş Köprüsü'ndeki altgeçitten karşıya geçerken kimliği belirlenemeyen iki kişinin saldırısına uğradı. Yılmaz, çantasını almak isteyen saldırganlara karşı direnince, kapkaççılar bu kez bıçakla saldırdılar. Dört yerinden yaralanan Yılmaz, 500 nıetre ilerideki Muammer Sencer Polis Karakolu'na gitti. Yılmaz, polislertarafından hemen Devlet Hastanesi'ne kaldınlaraktedavialtına alındı. Emniyet nıüdürlüğii ekipleri, saldırganların kimliğinin belirlenmesi amacıyla eski sabıkalılann fotoğraflannın bulunduğu arşiv kayıtlannı hastaneye getirerek özlem Yılmaz'agösterdi. Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınan Özlem Yılmaz'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. ARAYIŞ TOKTAMIŞ ATEŞ Bu yazının başlığı konusunda, çok tereddüt yaşadım. "Şeytan Dürtüyor" mu desem, "Yaranın Kabuğunu Kaldırmak" mı desem diye, ikilem içinde kaldım. Sonunda, "Şeytan Dürtüyor"da karar kıldım. Türkiye'de, Türk Devrimi'ne karşı olanlar ve bu devrimin önderi Mustafa Kemal'e düşmanca duygular besleyenler, her zaman var olmuştur. Atatürk'ün yaşadığı dönemde ve 1950'ye dek tek parti döneminde, pek seslerini çıkartamamışlar, fakat 1950'de DP iktidarıyla birlikte, tüm kinlerini kusmaya başlamışlardır. Aslında Demokrat Parti'nin bu "şeriatçı güçler"e hiç gereksinimi yoktu. Fakat anlaşılmaz bir biçimde, sanki bir "diyet borçlan' varmışçasına, ödün vremeye başlamışlardı. Ve işler öyle bir noktaya geldi ki; sonunda, Atatürk'ü yasayla korur duruma düştüler. 1960 Devrimi sonrasında; bu türden sesler önemli ölçüde kısıldı. Fakat kısa bir süre sonrasiyasal istismar sonucu, bu sesler hızla çoğaldı. Ozellikle MSP'nin iktidar olmasını izleyen dönemde, "siyasal Islamcı" güçler, gitgide "palazlandı". "Atatürkçü" olduğunu iddia eden 12 Eylül döneminde "şeriatçı" güçler iyiden iyiye gemi azıya aldılar. Hele REFAHYOL hükümeti sırasında, oyların yaklaşık yüzde 20'sini alan Refah Partisi, kendini tek başına iktidarda sandı ve kelimenin tam anlamıyla, "deşifre" oldular. Vu bu kaygı vericisüreç, 28 Şubat 1997'de gerçekleştirilen, "müdaha/e"ye kadar sürdü. Eskiden şeriatçı olarak görünen kimi "cemaatler", dinsel duyarlıhklarını korumakla birlikte, siyasal taleplerinden vazgeçtiler ya da en azından dile getirmeyi bıraktılar. Fakat onların arasında da bu durumu içine sindiremeyenler var ki; zaman zaman "şeytan dürtüyor". Birkaç hafta önce, kara teslim olan Türkiye'nin "hâli pür melali"n\ takip etmek için kanallar arasında dolaşırken, muhafazakâr bir kanalın "haberleri" arasında, ilginç bir Sultan Vahdettin övgüsünetanıkoldum. Kendi ifadelerine göre; "Vahdettin Han", tüm baskılara rağmen Sevr'i imzalamamıştı. Mücadelenin Anadolu'da yapılabileceğini anlamıstı. Fakat kendisi Anadolu'ya geçemiyordu. Zira lngiltere, böyle bir şey yaparsa Istanbul'u Yunanlılara vereceğini söylemişti. Bunun üzerine, Mustafa Kemal'i saraya çağırmış ve o güne dek yaptıklarının tarihe geçtiğini, fakat şimdi daha önemli bir göreve gideceğini söyleyerek, geniş yetkiletie Anadolu'ya göndermişti... Doğrularla yanlışları birbirine karıştırarak, böyle bir yalan senaryo yazmak için, insanın surat yerineköseletaşıması gerek. En azından, bilinmesigerek kı; Mustafa Kemal'in Samsun'dan Anadolu'ya çıkmasıyla, Sevr arasında bir yıldan fazla zaman geçmıştir. Böyle bir şeyi bilmemeleri mümkün değil. Fakat maksat, kafaları karıştırmak. Gene kendi ifadelerine göre; savaş kazanıldıktan sonra, Malta'ya "götürülmüş". Oradan Mekke'ye ve oradan da Fransa'ya geçmiş ve zaruret içinde ölmüş. Sıkıntılarına ve vatan hasretine rağmen, bir karışıklığa yol açmamak için memleketine dönmemiş... "Pes", demekten başka diyecek bir şey göremiyorum. Yani Vahdettin, "kaçmamış", götürülmüş. Ve geri dönmesi mümkünken, geri dönmeyi reddetmiş ve sıkıntılar içinde ölmüş... *** Böyle çabalarla, tarihi farklı bir biçimde yazmak mümkün olabilir mi? Tarihin, "tahrif edilmesi" mümkün müdür? Hiç sanmıyorum. Kimi zaman insanların kafalarını karıştırmak mümkündürama, bu karışıklığın fazla uzun surmeyeceği bellidir. Güneş balçıkla sıvanır mı?.. Şeytan Dürtüyor • *• ÇIKAR ARTIK ŞU TÜRBANI BE KARICIM!. Kuni aradığını bulamadı Örümcek Ağı operasyonu kapsamında sorgulanan Saçan Ankara polisini suçladı Aşk, 150 kişi arasında yoktu ÖZKAN GÜVEN Bir Türk erkeği ile evlenmek istediğini ilan ederek Türkiye gündeminin orta yerine oturan Japon kızı Kuni eli boş olarak evine döndü. Uzun kuyruklar, doldurulan formlar, tekne gezileri ve 150 damat adayı arasında günlerdir yaşanaıı lıatta komediye dönüşen rekabet, Kuni'nin, "aradığısıcaklıkta birini bulanıamasıyla" sonuçlandı. Hcr ş,ey bir ilanla başladı. Japon kızı Kuni Nakazono, bir Türk ile evlenmek istiyordu. Geleceğüıi garanti altına alnıak isteyenler kuyruğa girdi. 150 kişiydiler. Fotoğraflar çekildi, verilen formlar eksiksiz dolduruldu, tüm adaylara birer numara verildi. "Aşk"m ikinci planda tutulduğu, yanşma havasına sokulan evlilik olayı, 150 kişinin şehir tunına çıkanlmasıyla son aşamaya geldi. Sultanahmet, Galata Köprüsü geçildi ve bir tekneye binildi. Organizasyonu düzenleyenler tekneyi kıyıya yanaştırdı. Kuni tekne içinde yaptığı durum değerlendırmesinde 10 kişiyi seçmişti. Yan finale çıkan 10 kişinin isimleri yoktu. Onlar 1, 3,4,11,14,52,63,65, 160,165'tiler.Geleceğe dair umutlan giderek arttı. Kuni ve numaralanan 10 kişinin bir araya geldiği akşam yemeği, organizasyon görevlilerinin "Biz sizi arayacagtc" açıklamasıyla sona crdi. Sonunda Kuni kararını verdi: Hiçbiri... üerekçe oldukça basit ve geçerli: "Aradığun sıcaklıkta değillerdi." Kuni, belki aradığı sıcakhğı bulamamıştı ama Türkiye ona anlamsız bir şekilde ısınmiştı. Emniyet müdürleri sorgulandı tLHAN TAŞCI ANKARAAnkara DGM Cumhuriyet Savcısı Hamza Keleş, "Örümcek AğT operasyonu kapsamında, lstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube Müdürü Aynan Mimaroğlu ile Organize Suçlarla Mücadcle Şube Müdürü Adil Saçan'ın ifadesini aldı. Saçanın, soruşturma kapsamında tutuklanan Erol Kohen' in ağabeyi Davut Kohen ile yaptığı bir telefon görüşmesinde, operasyonu yürüten Ankara'daki meslektaşlannı suçladığı iddia edildi. lçişleri Bakanlığı, polis müdürleriyle ilgili olarak idari inceleme başlattı. Savcı Keleş'in, Erol Kohen'in polis müdürlerinin seyahat masraflarını karşıladığı yönündeki sorusuna, Mimaroğlu ve Saçan, " Bir toplanü için Antah/a'ya gidecekrik. Kohen duymuş. 'Benim seyahat acentem var. Isterseniz biletleri oradan alın' dedi. Bilctler oradan alındı ancak ücretlerini ödedik" yanıtını verdiler. Kohen'itanıdıklannıve yemeğe gittiklerini anlatan müdürler, aralarında herhangi bir çıkar ilışkisi olmadığını söylediler. Mimaroğlu, Kohcn'i 1999 yılında tanıdığını, ancak onun hayali ihracatı 19971998'de yaptığını belirterek "Onlan yakalayıp Ankara'ya ben gönderdim" dedi. Mimaroğlu, telefon faturalannın Kohen tarafından ödendiği iddialannı da yalanladı. Saçan, Kohen'den "haraç" istediği iddia edilen Sedat Pcker ı aradığı iddialanyla ilgili olarak "Peker, şubemin hedeflndeki bir kişidir. O nedenle konuşmuşumdur" dedi. Keleş'in sonışturma kapsamında, eski lstanbul Uefterdarı Alper Kuş ile eski Erenköy Gümrük Başmüfettişi Turan Yılmaz'ın da ifadelerine ba^vuracağı öğrenildi. Saçan, gazetecilerin soruları üzerinc, uDaha büyük ithamlar bekli\T)rdum. Bunlar hafıf. Si/in arkadaşlannızuı yazdıklannı savcı bana sornıadr dedi. DGM'DEN GÖREVSİZLÎK Türkbank davası ağır ceza'da tstanbul llaber Servisi lstanbul DGM, 2845 sayılı DGM'lenn Kuruluş. ve Yargılama Usulleri Hakkmdaki Kanun'da yapılan değişiklik uyannca, 34 sanıklı Türkbank davasrna da "görevsizlik" karan vererek dosyayı ağır ceza mahkemesıne gönderdi. tstanbul 6 No'lu DGM, dün duruşması yapılması beklenen "Türkbank davası" dosyası üzerinde inceleme yaptı. DGM Yasası'nda yapılan değişiklikleTCK'nin313ve 314. maddelerinde düzenlenen "Çete kurmak ve üye olmak" ile "Çeteye yardım etmek" suçlanna ilişkin yargılama görevinin ağır ceza mahkemelerine bırakıldığıru dikkate alan mahkeme heyeti, "görevsizlik" karan vererek dosyanın ilgili Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesini kararlaştırdı. Karar üzerine, lstanbul 6 No'lu DGM'de dün görülmesi beklenen dava için duruşma yapılmayacağı belirtildi. Bunun üzerine Korkmaz Yiğit, Hayyam Garipoğlu ve ErolEvcil'in de aralannda bulunduğu 34 sanığın yargılanmasına, ilgili Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. 400 milyar doları yönlendiriyorlar Duruşmaya Egebankdavasuıdan tutukhı sanık Yahya Mural Demirel kaüldı. (Fotoğraf: AA) Yangında yaşamım yitirmişti Itfaiye eri Bulut toprağa verildi lstanbul Haber Servisi Fatih'te 4 katlı binada önceki gün çıkan yangına müdahale eden ittaiye ekibinde yer alan ve çöken binanın enkazı altında kalarak yaşamını yitiren 25 yaşındaki Ekrem Bulut gözyaşlanyla son yolculuğuna uğurlandı. Bulut'un itfaiyecilik konusunda 6 aylık temel cğitim aldığı belirlendi. Fatih'teki Itfaiye Daire Başkanlığı binasında düzenlenen törene Bulut'un yakınlan, Istanbul Valisi Erol Çakır, BelediyeBaşkanı Ali Müfit Giirtııııa ve Emniyet Müdürii Hasan Özdemir de katıldı. Belediye İttaiye Daire Başkanı Sabri Yalın, yurttaşlann itfaiyeteşkilatına yardım ctmesi gerektiğini belirtti. Bulut'un cenazesi, Şirinevler Ulu Camii'nde öğleyin kılınan cenaze namazmın ardından Edirnekapı Şehitliği'nde toprağa verildi. Mahkeme heyeti tüm sanıklann beraatini istedi DemirePe bir beraat daha tstanbul Haber Servisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilen Egebank'ın eski sahibi Yahya Murat Demirel ile bankanın 3 eski yönetıcisinin, "Hizmet yoluyla emniyetisuiistinıaJ" suçundan yargılandığı davada, tüm sanıklann beraatına karar verildi. Şişli 9. Asliye CezaMahkemesi'ndeki duruşmaya, Egebank davasından tutuklu sanık Yahya Murat Demirel katıldı. Diğer tutuksuz sanıklar Emine Mehtap Ceylan, Yelda llgaz ve Ufuk Kunca ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada söz alan Demirel'in avukatı Köksal Bayraktar, bu dava konusunun tamamen özel bir hukuk anlaşmazlığı olduğunu belirterek buııun bile tartışılması gerektiğini söyledi. Bayraktar, müvekkilinin beraatını talep etti. Diğer sanıklann avukatlan da müvekkilleri hakkında beraat karan verilmesi gerektiğini savundular. Son sözü sonılan Demirel de "Ben sadece beraatımıistiyorum" dedi. Mahkeme sanıklann üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanıklann beraatlanna karar verdi. Demirel, bu karar üzerine hâkime teşekkür etti. EHinya ticaretinin yüzde 8 9 i çetelerde ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) lçişleri Bakanı Rüştü Ka/.ım Yücelen, terörü doğrudan veya dolaylı olarak kullanan, örtülü destek olan devlet ya da gruplann artık bir yol aynmına geldıklerini görmclen gerektiğine dikkat çekti. Emniyet Genel Müdürü KemalÖnal, çetelerın yıllık 300400 milyar dolar tutarında paıayı yönlendırdıklenni, bu rakamın uluslararası ticaretin yüzde 8'ini oluştuıduğunu vurguladı. "Terör, Örgütlü Suç ve İnsan HaklarT konularının irdclendiği 13. llukuk Ihtisas Seminen, Polis Akademisi'nde başladı. Seminerin açılışında konıışan Emniyet Genel Müdürü ünal, organize suç örgütlerinin sahip olduklan mali güçle, faaliyet gösterdikleri ülkenin ekonomik ve siyasal sisteminin içine entegre olabilecek bir yapı gösterdiklerini kaydetti. Kaynağı yeterli olmayan terör örgütlerinin ey lemleri için uygun ortam bulamayacağına dikkat çeken Önal, IMF'nin verilerine göre, çetelerin yıllık 300400 milyar dolar parayı yönlendirdiğini, bunun uluslararası ticaretin yüzde 8'ini oluşturduğunu kaydetti. Önal, organize suçların hem mali sistemin bütünlüğüne hem de taplumun temel unsurlanna yönelik ciddi tehdıt oluşturduklannı belirtti. lçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, insan hakları ve demokrasinin önündeki en büyük engelin terör olduğunu kaydederek "Terorizmle mücadele, her dcvletin başta gelen yükümlülüğiidür" dedi. Yücelen, devletin bazı terör hareketlerini masum hak arama mücadelesi olarak takdim edip mazur ve haklı göremeyeceğine dikkat çekti. 7 SANIK YARGILANIYOR ÇETE DAVASI ERTELENDİ Vergi kaçakçıhğı davası lstanbul Haber Servisi Yahya Murat DemireL, Hayyam Garipoğlu, Ali Avni Balkaner, Mehnıet Emin Cankurtaran, Orhan Aslıtürk vc Muhamnıet Ciğer'in de aralannda bulunduğu 87 sanığın, "Vergi kaçakçıhğı'' suçundan yargılanmasına devam edildi. lstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, rutuksuz yargılanan Erdinç Tîtiz, Didem 110/, Bcsim Titiz, Muzaffcr Hakan Balkaner, Ahmet Uğur Balkaner, Berk Büyüksakayan, Coşkun Güzendor, Ferit FerhangiL Bekir Doğan İle/, Mustafa tlhaıı Aslan, Mustafa Sacit Basmacı ve Mose Behar katıldı. Diğer rutuksuz sanıklar ise duruşmaya gelmedi. Sanık avukatları, celse arasında davanın zaman aşımı süresinin dolduğuna ve bu konuda karar verilmesi gerektiğine ilişkin hazırladıkları dilekçelerini mahkemeye sunduklannı anımsatarak bu taleplerini tekrarladıklannı belirttiler. Davanın zamanaşımına uğradığına dair taleplerin, dinlenmeyen sanıklann ifadelerinin alınmasından sonra değerlendirilmesine karar veren mahkeme heyeti, davanın başka suçtan tutuklu sanığı Yahya Murat Demirel'in, gelecek celsede hazır edilmesi için Kartal Cezaevi'ne yazı yazılmasını kararlaştırdı. Mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi. Peker DGM'yi istedi tstanbul Haber Servisi lstanbul DGM'de 12 sanıkla birlikte "Çete oluşturmak" suçundan yargılanan ülkücü mafya lideri Sedat Peker ağır ceza mahkemesinde değil DGM'de yargılanmak istedi. Peker'in avukatlan, DGM Yasası'nda değişikliği öngören 4723 sayılı kanunun anayasaya aykırı olduğunu öne sürererek bu aykınlığın Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesiııi talep ettiler. lstanbul 4 No'lu DGM'deki duruşmaya, tutuksuz yargılananSedat Peker ve diğer sanıklar katılmadı. Peker'in avukatı Bülent Kılıç, mahkemeye sunduğu dilekçede, yasada değişiklik uyannca bu dava için "görevsizlik" karan verilmemesini talep ederek müvekkili Sedat Peker'in DGM'de yargılanmak istediğini belirtti. Cumhuriyet Savcısı, değişikliğin anayasaya aykırı olmadığını ifade ederek avukatlann talebinin rcddine karar verilmesini istedi. Ancak mahkeme heyeti, sanık avukatının dilekçesinin incelenerek bu konuda bir karar verilmesi amacıyla duruşmayı erteledi. 24 Mayıs 1999 tarihinde mütalaa veren Cumhuriyet Savcısı Müfit Büyükçolpan, Sedat Peker'in "Cürünı işlemek amacıyla olu^turulan teşekkülüıı yöneticisi olmak" suçundan 4.5 yıla kadar hapisle cezalandınlmasını talep etmişti. Sehir zorbaları isbasında Sokak ortasında kadına dayak tstanbul llaber ServMYıldızTeknikÜniversitesi'nde simultane çeviri konusunda danışmanlık yapan l)A, geçen hafta Beyoğlu Tünel meydanında, kendini polis olarak tamtan 2 kişinin saldınsına uğradı. Adının açıklanmasını istemeyenAvusturyalıUA, 3 kez yere düştüğünü ve zorlukla kalktığını belirterek, "Beni korkutmaya çahşnlar. 'Polis çağıracağım' diye bağırdım. Çevredekilerin yardımıyla kurtulabildim. Şimdiişyapamaz durumdayım" dedi. El bileği üç yerinden kınlan ve belinde meydana gelen incinme nedeniyle yürümekte zorlanan UA şunlan söyledi: "Türkiye'de kadın olmak zatenzonyabancı bir kadın olmaksa daha da zor." Sevgili NEZİH NEYZİ'yi doğum gününde en güzel duygu ve düşüncelerle anıyoruz.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog