Bugünden 1930'a 5,440,253 adet makale



Katalog


«
»

24 ARALIK 2001 PAZARTESİ + HABERLER CUMHURİYET SAYFA Liderler zirvesinde son şekli verilecek uyuın yasalannda Bahçeli'ye Öcalan güvcncesi verildi 312'yeMHPrötuşu • Taslakta MHP'nin, AÎHM'nin Türkiye alcyhine karar vermesi durumunda yargılamanın yenidcn yapılmasına olanak tanıyan düzenlemeye karşı çıkması üzerine Öcalan kapsam dışı tutuldu. MHP, ayrıca TCY'nin 312. maddesi değişikliğinin gerekçesine çekincelerini giderici ifadelerin konulmasını istiyor. de yer alan "kanııı düzeninin bozulmaolasüığı" kavramının netleştirilmesini de istiyor. Bir MHP kurmayı, hükümet ortakları arasında biiyük ölçüde uzlaşmaya varıldiğını, sorunlu düzenlemelerin Meclis'tc çözüleceğini söyledı. Koalisyonu oluşturan partilerin liderleri, bugün bir araya gelerek anayasa değişikliklerinin ardından Adalet Bakanı Hiknıct Sanıi Türk tarafından hazırlanan uyum yasalan paketini görüşecekler. MHP'nin hukukçu kurmayları, paketle ilgili incelemelerıni bugün tamamlayarak MHP Genel Başkanı ve Basbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'ye sunacaklar. MHP'nin, AÎHM'nin Türkiye aleyhınc karar vermesi durumunda yargılamanın yeniden yapılmasına olanak tanıyan düzenlemeye "Türkiye'nin hükümranlık haklarının yargı yolııyla devri" anlamına geleceğıni savunarak kars,ı çıkması üzerine Adalet Bakanlıgı'nın yasa taslağını yeniden düzenleyerek Başbakanlık'a sunduğu ortaya çıktı. Yeniden liderlere sunulan taslağa geçici madde eklenerek AİHM kararları geriye işletilmeyerek Abdullah Öcalan kapsam dışı tutuldu. MHP, ayrıca TCY'nin 312. maddesi değişikliğinin gerekçesine çekincelerini giderici ifadelerin konulmasını istiyor. MHP kurmayları, bu konuda şu görüşleri dile getirdiler: "312. maddenin koruduğu değer, Türkiye'de yaşayan sosyal gruplann din, dil, ırk farkı gözctilerek birbuierine karşı tahrik edilmcsi amacıyla alenen beyanatta bulunulmasının suç olmasıdır. Bu genel çerçeveyi bozamayız." Pakette, Ceza Muhakemelen Usulü Yasası, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası ve ldari Yargılama Usulü Yasası' nda AİHM kararları doğrultusunda yargı lanmanın yenilenmesi yönünde düzenlemeler getirilirken Anayasa Mahkemesi kararları kapsam dışı tutuldu. Buna göre, RP'lilerin halen AlHM'de bekleyen davası ile FP'lilerin yaptıkları başvuru sonucunda Türkiye aleyhine karar alınsa bile Anayasa Mahkemesi'nde kapatma davalan yeniden ele alınamayacak. AK Parti mi AKP mi? EMtNE KAPLAN ANKARA Türk Ceza Yasası'nın (TCY) 312. maddesi ilc Tcrörle Mücadele Yasasfnın (TMY) 7 ve 8. maddelerini de kapsayan uyum yasası paketine bugün toplanacak liderler zirvesinde son biçimi verilecek. Avrupa Insan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararına göre, yargılamanın yenilenmesine olanak tanıyan düzenlemeye karşı çıkan MHP'ye Abdullah Öcalan güvencesi verildiği ortaya çıktı. Yasa taslağına, geçici madde eklenerek Abdullah Öcalan kapsam dışı bırakıldı. MHP, TCY'nin 312. maddesi değişikliği önerisinin gerekçesin Baro başkanlan ve avukatlar yeni düzenlemenin hukuka aykın olduğunu savundu SaYimma hakkı engelleneınez • Baro başkanlan ve çok sayıda avukat, "Türk Ceza Kanunu ile Hapishane ve Tevkifhanelerin Idaresi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı"nın 6. maddesinin savunma mesleğine zorluklar çıkarabileceğini vurguladı. Istanbul Haber Servisi Baro Başkanlar ve avukatlar "Türk Ceza Kanunu ilc Hapishane ve Tevkifhanelerin Idaresi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı"nda, savunma ve hak arama hakkının ihlal edilmek istendiğini belirterek tepki gösterdiler. Istanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, tasarının 6. maddesine dikkatçekerck "Avukafm savunma mesleği ile ilgili olan dosya ve belgelerinin aranınası ve bunlann yaalı olarak beyan edilmesinin istenmesi ayıptır. Bu hakkı yok sayarak yapılan düzenleme hukuka aykındır" dedı. Ccmal Reşit Rey Konser Salonu'nda düzenknen forumda bir araya gelen avukatlar ve 47 baro başkanı Meclis'e sevk edilen yeni düzenlemede avukatın mcsleki gi/liliğinin tchlikeye düşttrüldüğünü vurguladı. (Fotoğraf: HİLÂL K.ÖSE) den düzenlenmesinin hukuka aykın olduğunu belirtcrek yeni düzenlemenin hak ıhlalı olduğunu ve böyle bir düzenlemeye izin vermeyeceklerini bclirtti. Sayman, avukatlara getirilen kısıtlamalarla halkın hak arama özgürlüğünün ortadan kaldırılmaya çalışıldığını belirtti. müdafi ve avukatların üzerlerindeki savunmayla ilgili belgeleri yazılı olarak idareye bildireceklerine' dair düzenleme biiyük bir yü/. karasıdır. Hiç kimse, avııkatlann üzerindeki belgeleri, helc de savunmayla ilgili helgeleri yazılı olarak idareye teslinı etmesini söyleyemez,düşüncme/,öngöremez." Avukatın sır saklama yükümlülüğü olduğunu kaydeden Sayman, "Bu hak, savunma hakkı ile ilgilidir. Bu hak avukatın hakkı degil, tanı aksine savunma hakkına sahip olan insanlann hakkıdır. Bu hakkı yok sayarak yapılan duzenleme hukuka aykındır" dedi. Yücel Sayman, avukatların savunma ile ilgili dosya ve belgeleri açıklamayacaklarını belirterek "Meslek sırn ilkesinin ihlaHne izin vermeyecegi/" diye konuştu. Kurulduğu günden beri Adalet ve Kalkınma Partisi'nın kısaltması sorun oluyor. Partililer, ısrarla program ve tüzüklerinde esas alındığı gibi "AK Parti" diye söylenip yazılmasını istiyor. Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan da teşkilat uyelerıne "AK elçiler"diye sesleniyor. Ancak basının büyük bölümu ve diğer partiler, "AKP" kısaltmasını yeğlıyor. Bu, zaman zaman tartışmaya da neden oluyor. DSP'Iİ TBMM Başkanvekili Ali llıksoy kendi yönettığı oturumlarda, parti sözcüsünü "AKPgrubu adına" çağırıyor. Grup Başkanvekili Mehmet Ali Şahin buna birkaç kez "Sayın Başkan, AKP diye bir grup yok, bizım partimizin adı AK Parti" diye itiraz etti. Bazı siyasi analıstlere göre, partinın kısaltması MSP'nin gençlik örgütü Akıncı Gençler Derneği'nden esınlenıyor. Erdoğan'ın tavrı, MSP döneminde lise örgütlenmesi için kullanılan "AK Genç", "AKLıs" tanımlarına benzer çağrışım yapıyor. Parti yöneticileri, kuruluş sürecinde tüm basına bir uyarı yazısı göndererek "Partimizin kısaltması AK Parti'dir" demişti. Şimdi bu tartışmaya onemli bir katkı sağlamak için, Tayyip Erdoğan davası nedeniyle partinin, Anayasa Mahkemesi'ne gönderdiği savunmanın gırişini aktaralım: "/Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na. Adalet ve Kalkınma Partısı Genel Başkanlığı. Olay: Adalet ve Kalkınma Partisi (kısaca AKP olarak yazılacaktır) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki talep..." 'Hukuku savunacağız' Ankara Barosu Başkanı Sadık Erdoğan da tonıma katılan baro başkanlarının 45 bin avukattan 35 binini temsil ettiklerini vurgulayarak hukuku savunmak amacıyla bir araya geldiklerinı kaydetti. TBMM Adalet Komisyonu üyesi AKP Şanlıurfa Millervekilı Yahya Akman da tasarının komisyonda görüşülürken kendisinin de karşı çıktığını ve oylama sonucu kabul edilen tasanya muhalefet şerhi koydurduğunu anlattı. Akman, "tnatçı bir bakanla karşı karsıyayız. Komisyondaki taroşmalar üzerine istifa tehditleri savurabUen ve Meclis'ten tasanlan geçirebilen bir bakan var karşımızda. Bu nedenle miimkün olduğunca genlş bir katılımla hareket etmeüyiz" dedi. Toplantıya DSP lstanbul Milletvekili Necdet Sanıhan, ANAP tstanbul Milletvekıli SühanÖzkan, DYP lstanbul Millctvekili Celal Adan, SP lstanbul Milletvekili Ali Oğuz ve MHP lstanbul Milletvekıli MehmctPakdakatıldı. ANAP'lı Emre Kocaoğlu'nun "Demokrasinin önünün açılması için Mülkiye ile Harbiye'yi özelleştireceksin" önerisi tepkilere yol açtı. Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Kocaoğlu'nun girişimi "Siyasal yaşamının sonuna geldiği herkesçe bilinen bir partinin, ülke dışı güçlerin desteğini sağlayarak varlığını sürdürme gayretinin yeni bir ömeği" olarak nitelendirildi. Açıklamanın devamında da şöyle denildi: "Mülkü (ülkeyi) yok etmeyi misyon edinmiş siyasi figürlerin, Mülkiye'yi yok etmeye kalkışmasında bizce şaşılacak bir yan yoktur. 12 Eylül ürünü bir partinin bugün demokrasi havarisi kesilmesinin ardında kimlerin, hangi senaryoların bulunduğunu herkes Mülkiye atışması bılmektedir. Mülkiye'nin 142 yıllık belleği, aralannda ANAP'ın kurucu genel başkanının da bulunduğu benzer niyetli pek çok siyasi figüranın başarısızlıklarıyla doludur. 'Mülk'ü yok etmek isteyenler gitmiş, 'mülk' ve 'Mülkiye' kalmıştır." TBMM'deki Mülkiyelilerin de tepkilerine hedef olan Kocaoğlu, "Yanlışımdan dolayı özür dilerim. Harbiye'ye haksızlık etmişim. Harbiyeliler sözümdeki ironiyi, mizahı anladı. Demek ki Mülkiye'nin en az Harbiye kadar sivılleşmesi lazım" dedi. TBMM'deki Mülkiyelilerden DSP Ankara Milletvekili Uluç Gürkan, altta kalmadı: "Sayın Kocaoğlu, Mülkiye'nin demokratikliğinin keyfini çıkarıyor. Hemen geri adım attı. Harbiye'yi es geçtiği anlaşılıyor." 'Hukuka aykındır' Sayman şöyle devam etti: "Özeüikle tasannın 6. maddesinin 2. fıkrasında yer alan 'ceza ve tevkıfevlerıne giren 'Avukatlık Fonımu' lstanbul Barosu, dün Cemal Reşit Rey Salonu'nda, Adalet Komisyonu'nda kabul edilerek TBMM Genel Kurulu gündemine alınan tasarıyı tartışmak amacıyla "Avukatlık Fonımu" düzenledi. Türkiye'nin çeşitli illerinden 47 baro başkanı ve çok sayıda avukatın katıldığı forumda, tasarının 6. maddesi ile yapılmak istenen değişikliğin savunma mesleğine zorluklar çıkarabileceği belirtilerek avukatın mesleki gizliliğinin tehlikeye düştüğü vurgulandı. Yücel Sayman forumda yaptığı konuşmada, tasarının hiçbir baroya ve barolar birliğine danışılmadan ve sorulmadan hazırlanmasını çok büyük bir ayıp olarak nitelendirdi. Sayman, daha önce yürürlükten kaldırılan "Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanun"un 6. maddesinin yeni Ver makamı, al imzayı Kamuoyunun Susurluk soruşturmasındaki komisyon başkanlığıyla tanıdığı eski RP'lı Mehmet Elkatmış, yeni partisi AKP'nin kontenjanından TBMM Idare Amirliği'ne seçildi. Ama 6 partili Meclis'in başkanlık divanı, her üyesine kırmızı plakalı araç ve makam vermekte zorlanıyor. Makam odası olmadan çalışmak ise Elkatmış'ın canına tak etmiş ve "kendisine yer bulununcaya kadar hiçbir evraka imza atmayacağını" bildirmiş. Ancak "mali işlerden" sorumlu olan Elkatmış'a gelen dosyalar oldukça yüklü. Başta yurtdışı geziler olmak üzere önemlı harcamaları imzalatmak için TBMM bürokrasisi telaşla makam odası arıyor. Elkatmış da "Dosyalar öyle daracık odada ayaküstü okunmakla anlaşılmıyor ki. Şöyle geniş bir masaya yayarak rahat rahat ıncelemek gerekiyor" diyor. Elkatmış'ın dığer bir sıkıntısı da FP'den sonraki parçalanma sürecinin aile yaşantısına etkisi. Mehmet Elkatmış, kendi partisine aidat öderken, eşi de Saadet Partisi'nın kadın komisyonuna yardım ediyor. Yalnız büyük oğlunu AKP'h yapabılen Elkatmış şikâyetçı: "Hane halkında 42 yenik durumdayım, yetmiyor bir de iki partiyi finanse ediyorum." HADEP'li Bağlar Belediye Başkanı Üst arama kriziAİHM'ye gidiyor DtYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu)HADEP'li Diyarbakır Bağlar Belde Belediye Başkanı Avukat Cabbar Leygara, Bisnıil ilçesine bağlı Salat bcldesindeki parti binasının açılış törenine giderken güvenlik birimleri ile yaşadığı üst arama krizini Avrupa lnsan Haklan Mahkemesi'ne götürme karan aldı. Yeni açılan belde yönetiminin de aralannda bulunduğu 21 kişi gözaltına alındı. Leygara, önceki gün saat 12.30 sıralarında Yukan Salat beldesinde parti binası açmak üzere yola çıktıkîarını, ancak konvoyun belde girişinde durdurularak çok sıkı bir kimlik sorgulaması ve üst aramasından geçiriîdiklerini söyledi. Arama sırasında kendisinin belediye başkanı ve avukat olduğunu söylediğini ve tçişleri Bakanlıgı'nın avukatlann aranmasına ilişkin genelgesini anımsatmasına karşın jandarmanın ısrar ettiğini anlattı. Aramanın tacize dönüştüğünü iddia eden Leygara, Jandarmanın tutunıu üzerine suçdııyurusunda bulunmak üzere gittiği cumhuriyet savcısının da ifade almadığını söyledi. Leygara, savcının tutunıu karşısında konuyu AtHM'ye götürmeye karar verdiğini anlattı. TC'ye yakışır oda... Turizm Bakanı Mustafa Taşar'ın, bakanlığa gelir gelmez llk işi makam odasını yenilemek oldu. SP Milletvekili Zeki Çelik, Taşar'a, "Cümle âleme IMF kanalı ile para dilenildiği bir zamanda bu uygulama kamu kaynaklannın israfı değil midir?" diye sordu. Taşar'ın yanıtları düşündürücüydü: • Yaklaşık 12 yıldır el sürülmeyen ve acilen tadılata ihtiyaç olan bakanlık makam katındaki 10 oda, en az harcamayla ve en ekonomik tarzda tadilattan geçirilmiş ve tadilat karşılıgında ödenen toplam para 41 milyar liradır. • Büyükelçilerin, yerli ve yabancı turizmcilerin, her düzeydeki heyetin kabul edildiği, devletin seçkin ve prestij adresi olan bir makamın, Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışır bir tarzda düzenlenmesinin yeni bir konuymuş gibi sunulması, ayrı bir çarpıklığın ve senaryonun ürünü olabilmiştir. • Binlerce turistik tesisi denetleyen, kalitehizmetnitellk ve işletme yönünden belgelendiren ve yönlendiren bir bakanlığın, kendisi belge alamayacak bir durumda olması ve bu durumun normal kabul edilmesi gerektiği gibi bir tavır sergilenmesini anlamak mümkün degildir... IRMIKI AYÜIN ENGİN Haber kaynakları sağlam ve geniş bir gazeteci filan olmaya gerek yok. Gazeteleri dikkatle gözden geçiren okur bile Türkiye'de sosyal demokrat hareket içindeki grupları sayıp dökebilir. Çoğu kez "önder"lerinin adları ile anılan gruplar. Eksiği varsa siz tamamlayın ve buyurun bu gruplardan başlıcalannın birlistesini: Ercan Karakaş Aydın Güven Gürkan ekibi. Tarhan Erdem Yiğit Gülöksüz ekibi. Mümtaz Soysal ekibi. Murat Karayalçın ekibi. Sema Pişkinsüt ekibi. Zekeriya Temizel ekibi. Fikri Sağlar ekibi. Kimileri arkadaşım ya da ağabeyim. Bu kadar yakın olmadıklarımla en azından bir "merfıa£>a"yı aşan tanışıklığım var. Sosyal demokrat hareketi önemsiyorum. Onun, soyağacı Karl Marx'a dayanan bir siyasal hareket olarak önemsenmesi gerektiğine de inanıyorum. Kimi keskin solcuların (ve bir zamanlar bizzat kendimin) yaptığı gibi, sosyal demokrasiyi "Marksizmin piç çocuğu" olarak nitelemeyi yanlış buluyorum. Salt saygısızlık içerdiği için de aengin(« doruk.net.tr partilerinın bugunkü siyasal ve ekonomik tercihleri bu yargının somut kanıtlarıdır. Daha kestirme bir soru: Hem serbest piyasa ekonomisini benimseyip hem kendini sosyal demokrat parti olarak nitelemek mümkün mü ve yukanda saydığım partilerin serbest piyasa ekonomisini reddeden bir programları ve siyasal hedefleri var mı? Gelelim Türkiye'ye... Yazının başında, kendilerini "sosyal demokrat" olarak niteleyen gruplardan, ekiplerden, önderlerden söz ediidi. Bütün bu grupların, ekiplerin daha çağdaş bir Türkiye yaratmak, laisizmi daha geliştirmek ve derinleştirmek, demokrasiyi toplumsal yaşamın organik bir bileşeni kılmak, çalıp çırpmalara, rant vurgunlarına, üretmeden kazanmanın tiksinç varlığına karşı olmak hedeflerini benımsediklerıne inanıyorum. Ama bu nitelikler sosyal demokrat ya da "sol" olarak nitelenmeye yeter mi? Bugünlük bu kadar. Yarın kaldığımız yerden sürdürürüz... Sosyal Demokratlar Nerede ve Nereye? ğil, yanlış da olduğu için. Marksizm kaynağından çıkan sol ırmak, tarihin bir döneminde (1. Dünya Savaşı sırasında) ikı kola ayrıldı. Aynı kaynaktan çıkan, ideolojik ve teorik olarak aynı kaynaktan beslenen ikı ayrı kola: "Sosyalistkomünist hareket" bir yandaaktı; "sosyal demokrat hareket" bir yandan. • •• Sosyalistkomünist hareketin 1917 Ekim Devrımi ile Rusya'da başlayan, 2. Dünya Savaşı sonrasında Doğu Avrupa'yı, Balkanlar'ı ve Orta Asya'yı kucaklayan, Çin'e ulaşan, Küba ile zengınleşen, Vıetnam, Kamboçya, Kuzey Kore'ye sıçrayan, kısa sürelı de olsa Nikaragua'da yaşam olanağı bulan gözüpek ve şanlı (evet şanlı, çok şanlı) "sosyalizm kuruculuğu" denemesi, Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla başlayan süreçte hızlı bir çöküşe girdı. Sosyalistkomünist hareket, kapitalizmden daha ılerı (daha hakiı, daha adil, daha insana yaraşır) bir dünya kurma, sosyalizm kuruculuğunu ileri aşamalarına ulaştırma çabasında yenik düştü. Sosyalistkomünist hareketin kalelerinde şimdi kapitalizmin yeniden kuruluş şarkıları duyuluyor. Kimileri yeniden kuruluşu tamamladılar bile. Oralarda mılıtarızm, mafyalaşma, eşitsızlik, "Altta kalanın canı çıksın" anlamına gelen orman yasalarının egemenliği kol gezmekte. Sosyalistkomünist hareket şimdi yeni bir denemenın düşünsel sancıları ve teorik arayışları için kabuğuna çekilmiş; ortaya kitleleri ateşleyecek, umutlar yeşertecek hedefler koyamadan; yeni bir "kuluçka" dönemini yaşamakta. Zaten bu yazı da sosyalıstkomünıst hareketin bugününe kimi notlarla deginmek üzere yazılmıyor. Geçelim. ••• Sosyal demokrat hareketin evrilmesi çok daha farklı oldu. özellikle Batı Avrupa'da son elli yılda birçok kez iktidar olma fırsatı elde ettiler. Hepsinde de bu "başan"\/\ Marksizmden uzaklaştıkça elde ettiklerıne ilişkin yaygın bir kanı birikti. Doğrudur. Marksizmin temel bileşenlerını reddettikleri dönemeçlerden sonra seçim başarıları elde ettiler ve iktidar oldular. Ancak köklerinden uzaklaştıkça kapitalizmin gerçek partilerıyle aralarındaki farkın ne olduğunu sorgulamaktan vazgeçtıler. Ayrıntılı bir çözümleme (=tahlil, analiz), bir gazete yazısının sınırlarını aşar. Ama Batı Avrupa'da, Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin 1959 Bad Godesberg Kongresi ile başlayan "Marksizmden uzaklaşma" sürecinin, bugün sosyal demokrat partıleri getırdığı noktaya bırkaç satırla deginmek gerek. Bugün Batı Avrupa'da, klasik liberal partiler artık yok. Halâ ayakta kalabilenler ise seçim barajını aştıkça sevinen ikincil, üçüncül partilere dönüştüler. überal partilerin bıraktığı siyasal boşluğa ise köklerini adım adım reddedip sonunda köklerinden iyice kopmuş sosyal demokratlar yerleşti. Alman (Schröder'in SPD'si), Ispanyol, Ingilız (Blair'in yeni sol'u), Avusturya, Fransız, Italyan sosyal demokrat ••* Türk'ün zihniyeti için yasa değişikliği tartışmaları sürerken, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Emin Karaa, bir anısını anlattı: "Komisyonda Çek Yasası ile ilgili görüşmeler yapılıyordu. ABD'den gelen yüksek yargıçlar heyeti de bizi ziyarete geldi. Konuşmalar "ekonomik suça ekonomik ceza" konusunda nasıl bir yaptırım Anayasa değişikliğinin ardından sırasında ABD'de karşılıksız çek uygulandığını sordum. Akılları •ermedi. Yargıçlardan bin, 'Eğer banka hesabımda 90 dolar varsa ben nasıl 100 dolarlık çek yazabılirim ki' dedi şaşkınlıkla." Amerıkalıların şaşkın bakışları karşısında sıkıntıya düşen Karaa, hemen konuyu değiştirmiş... Türey Köse, Emine Kaplan, Bülcnt Sanoğlu, Sertaç Eş ankcum@ttnet.net.tr
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog