Bugünden 1930'a 5,432,306 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

24 ARALIK 2001 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA KULTUR kuKur@cumhuriyet.com.tr 13 îki usta kemençe sanatçısı Derya Türkan ve Sokratis Sinopoulos ortak bir albüm çıkardılar îstanbul müziğinde bıüuştular GAMZEAKDEMtR Kemençe müzisyeni Derya Türkan ile Yunan kemençe ve lavta sanatçısı Sokratis Sinopoulus, geçen günlerde çıkan, ortak albümlen 'fstanbuTdan Mektup' (Letter From îstanbul) ıle müzıkseverlerle buluştu. Golden Horn yapımı albümün dağıtımı Equinox Music & Entertainment tarafından gerçekleştirildi. 11 Arahk'ta Cemal Reşit Rey'de bir konser veren sanatçılann albümünde, geleneksel Türk ve Rum halk türküleri, zeybekler, sirtolar'ın yanı sıra Nikriz Zeybek, Tanburi Cemil Bcy gibi tanınmış sanatçılann özel besteleri yer alıyor. Kayıtlan 15 giin, düzenleme çalışmaları ise altı ay süren albümde ıkılıye çelloda Uğur Işık, ritimde Fahrettin Yarkın ve Ferruh Yarkın lavtada Periklis Papapetropoulos eşlik ediyor. Katıldığı bir çocuk korosunda da Bizans Halk ve Yunan Halk MUzikleri'ni öğrenen, sekiz yaşından on yedı yaşına kadar, klasikgitar ve Baü Avrupa nıüziği okuyan Sinopoulos, 1974 Atina doğumlu. Sanatçı profesyonellığe ılk adımım ders aldığı ve 1989'da grubu 'Labyrinth'e girdikten sonra altı yıl konser ve albüm çalışmalannda bulunduğu Ross Daly'yle atmış. Bugüne kadar Yunan halk müziği,rebetika,bizans müziği, klasik Türk müziği, caz gıbı çeşıtlı müzik türlerinde çalışmalaryapan Sinopoulos, bir yandan da tiyatro oyunlan için beste yapmayı sürdürmüş. Bestelerinin yan geleneksel yan modern bir yapıda olduğunu söyleyen sanatçı, yakın bir gelecekte bestelerinden oluşan bir albüm çıkarmayı istiyor. 1984'te ITÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvan'na müzısyen İhsan Özgen'in kemençe talebesi olarak giren Türkan, 1973 îstanbul doğumlu. 19901997 yıllan arasında sanat yönetmenliğıni Tanburi Necdet Yaşar'ın yaptığı Kültür Bakanhğı Îstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu'yla çalışmış. Müzikte başta Tanburi Cemil Bey ve hocası özgen'in tavnm devam ettirmek isteyen sanatçı, iki yıldır TRT îstanbul Radyosu'nda kadrolu sanatçı olarak mükarakterli bir saz olan kemençeyi daha geniş müzik çevrelerine kabul ettirdikleri gibi duygusal parçalara yakıştığını da gösterdiler. Kemençe tamamen Rum kökenli bir saz. Zaten Karadenizkemençesi de hâlâ Yunanistan'da çalınan Pontuskemençesi'dir. Yunancada 'poUtüdUra' (îstanbul kemençesi) diyorlar. Kastamonu'da çalınan 'nrnak' kemençelen de Rum kökenlıdır. SİNOPOULOSÇeşith duygulan aynı anda yansıtabileceğiniz, müzikteki her kımıldamaya uyum sağlayabilen bir enstrüman kemençe. 'tstanbuTdan gjdenlere davet' Albümdeki yapıtlan beiirlerken nasıl bir araşürma yapünız ? TÜRKAN tkimizde bulunduğumuz yerlerde eserler araştırdık, eledik. Kemençe, lavta, kanun gibi enstrümanlann kullanıldığı bu yapıtlar daha çok lstanbul'un kültürünün yok olmadığı dönemler olan Osmanlı dönemlerinde çalınıyordu. Küçük yerlerde de lavtalar, kemençe, kanun, def, ritim sazıyla genelde oyun havalan, köçekçeler, kasap havalan, sırtolar, longalar, fasıllar çalınıyordu. Bu verilerden yola çıkarak çalışmalan sürdürdük. 'tstanbul'dan Mektup'la verilmek istenen mesajı açar mısınız ? SİNOPOULOS Müziklerimız ve kültürlerimiz arasındaki akrabalık çok açık. Bunu duyumsatmaya çalıştık ve bundan büyük keyif aldık. Bu bizi doğru yönde yönlendiren itici bir güçtü. Farklı yerlerden gelsek de bir merkezde buluştuk. O merkez de Îstanbul müziğiydi. TÜRKAN Büyüklerimizden duyduğumuz, okuduğumuz Îstanbul'u bugün görmüyonız maalesef. Bunun en önemli sebeplerinden biri de buradan gıden farklı milletlerden lstanbullular. Beraberlerinde büyük bir kültürü de götürdüler. îstanbul'dan Mektup da bu noktada gidenlere bir davet, bir selam niteliğinde. Türkan ve yakında tekrar Türkıye'ye geleceğini söyleyen Sinopoulos, 2002 sonbahannda Kanada ve Amerika'da 1S konserlik bir turne planlıyorlar. • ENVER Gökçe, ölümünün 20. yılında anılıyor. Gökçe'nin 'Bütün Şiirleri' ve 'Eğin Türküleri'ni yayımlayan Evrensel Basım Yayın tarafından 27 Aralık'ta 19.3021.00 saatlen arasında Banş Manço Kültür Merkezi'nde düzenlenecek toplantıda İhsan Atar, Aydın Hatipoğlu, Sennur Sezer, Tahir Abacı ve Mehrizat Poyraz konuşma yapacaklar. Kemaliye Folklor Turizm Derneği Korosu 'Eğin Türküleri'ni seslendirecek ve 'Çit Köyünden Çıktım Yola' başlıklı dia gösterisi izlenebilecek. • IRAK'ın başkenti Bağdat'ın konferans salonunda düzenlenen '17. Mirbed Şiir Festivaü' başladı. lrak Kültür Bakanhğı'nın, "Geçmişimiz için türkü, geleceğüniz için de sözler söylüyoruz" parolasıyla düzenlediği festival 8 gün sürecek Festival kapsammda, Bağdat ve Basra'da şiir geceleri, seminerler düzenlenecek, kitap ve sanat sergileri açüacak. • HARRY Potter, Türkiye'deta haftalık satış listelerinde birinciliğini koruyor. Roman, Zeynep Aliye'nin söyleşı türündeki kitabı 'Mavi Adam' ikinci sırada izliyor. Yaşar Nuri öztürk'ün 'Cevap Veriyorum' adlı kitabı üçüncü sırada yer alıyor. • BİTLİS Kültür Müdürii Hüsnü Işıkgör, tarihi köprülerin define avcılan tarafuıdan tahrip edildiğini beürterek, kültür mirası olan bu eserlerin kurtanlması gerektiğini bUdirüi. Işıkgör, BitHs ve Uçelerinde değişik dönemlere ait 46 tarihi köprünün tahrip olduğunu ve onanlması gerektiğini söyledL • EDEBÎYATÇILAR Derneği, 2627 Aralık tanhlennde 'Sökeli Üç Kardeş Yazar' başhğıyla bir etkinlik gerçekleştiriyor. Söke Belediyesi Kültür Merkezi'nde yer alacak etkinlikte Samim Kocagöz, Ferzan Gürel ve Halil Kocagöz'ün edebi kımlıklen ve yapıtlan değerlendirilecek. • MAKİNE MUhendisleri Odası tzmir Şubesi, bestekâr Avni Anıl için yann saat 20.15'te bir konser düzenliyor. Avni Aıul'ın onur konuğu olarak katılacağı ve bazı eserleri için koro şefüği yapacağı konser, şubenin Türk Sanat Müziği Korosu tarafuıdan EÜ Atatürk KüHür Merkezi'nde gerçekleştirUecek. »/ BİR Caravaggıo hayranı olan Giuseppe La Fucci adlı mimar, Italya'nın Porto Ercole kentinde yaptığı araştırmamn sonucunda barok sanatın büyük ustasının 18 Haziran 1609 tarihinde S. Maria Ausiliatnce Hastanesı'nde tifüs hastalığına yenık düştüğune daır bir belge buldu. La Fucci, söz konusu belgenin kaybolan kayıt defterine geçirilmeden önce not alınan bir kâğıt parçası olduğunu belirtti. • TÜRKpop müziğinin öncülerinden AytenAlpman, bugün saat 20J0'da tzmir Kültür Merkezi'nde konser verecek. Sanatçı, 'Tek Başıma', 'MemlekeÜm', 'Sensiz Olmuyor', 'KlmbiHr Kim Var','Ben Böyleyim'adh parçalaruun yanı sıra çeşitli caz yapıüannı da seslendirecek. ^ (FotoğraJ: MtRAL KARADAŞ) 1Y üziklerimiz ve kültürlerimiz arasındaki akrabalık çok açık. İstanburdan Mektup'ta bunu duyumsatmaya çalıştık ve büyük keyif aldık. Bu bizi doğru yönde yönlendiren itici bir güçtü. Farklı yerlerden gelsek de bir merkezde buluştuk. O merkez de îstanbul müziğiydi.' zik yaptığını söylüyor. Türkan, 1991 'de tanıştığı Kudsi Erguner ve topluluğunun 'Ottomania', 'Osmanlı Davullan', 'Labanda Allaturca' gibi projelerınde ve 1997'de Fransa'da çıkan 'Chemins' adlı albümü bırçok projesinde yer almış. Aynı yıl Pans'te organıze edilen Yehudi Menuhin'in 80. yaş gününde de Erguner'in davetlisi olarak konser veren Türkan, tüm bu çalışmaları, "Son derece yapıcı bir yokuluktu" sözleriyle tanımlıyor. 'İstanbuTdan Mektup Var' her ıkı sanatçı açısından da hem arkadaşhklannı hem de müzikal birlikteliklerini pekiştirebıldıkleri çok önemli bir albüm. Ülkeler arasındaki polıtıkalardan soyut, müziğin evrenselliğmde buluşabildikleri ve insanlan da buluşturmayı amaçladıklan bir davet niteliğinde. Çizilen sınırlar ne olursa olsun ülkeler, halklar arasındaki akrabalığın, neredeyse 'aynı'lık arz eden müzıklerin, kültürlerin kardeşliğini, bir potada enmesıni, 'sevgi'yi simgeliyor çünkü. Müziğe getirdiği hareketlilik anlamında kemençe nasıl bir saz? DERYA TÜRKAN Tamamen Rum kökenli olan kemençe, müziğe hareketliliği uyumla bırlikte getiren çıft karakterli bir saz. Oyun havalan, köçekçeler gıbı aslında daha neşeli, hareketli havalarda çalınan kemençe son yıllarda farklı enstrümanlan farklı müzıkler ıçine yerleştiren önemli kemençecıler tafından daha ağır ritimli müziklerde de kullanılmaya başlandı. Bunlann başında CUneyt Orhon, Yeni Türkü'yle birlikte Cengiz Onural gelır Bu sanatçılar çıft Ana Tanrıça 'nın ağıtları... AYŞE EMEL MESCt Gecenin karanlığı şimşek gibi çakan bombalann ışığıyla yırtılıyor, patlama sesleri birbirini izliyor. Ellerinde silahlarla duvar diplerine sinmiş genç, yaşlı, çocuk erkekler tedirgin yüzlerle bekleşiyorlar. Cenazeler kalkıyor yıkıntılann ortasından; çatık kaşlı, ıntikam yeminli öfkeli erkek yüzleri ormanı içinde başına karalar bağlamış bir kaduı ölen gencecık oğlunun tabutu başında binlerce yıllık ritüel hareketlerinin içine en gerçek, en doğrudan acıyı, evlat acısını sığdırarak ağıt yakıyor. Filistin'de sıradan bir gece bitmiş, sıradan bir gün başlıyor. Teknoloji harikası tankının paletleriyle çiğnediği bu işgal edilmiş topraklarda, gencecik bir Israil askeri, soğuk ve güçlü erkek maskesini yintıi yaşının yenıyetmeliği üzerine takmış, cenazelerini kıldıran acılı kalabalığı izliyor makineli tüfeğinin gerisinden... Filistin... Doğu Akdeniz'in esir toprağı... Doğu Akdeniz, ana tanrıçalann yurdu. FİLİSTİN'DE SIRADAN BİR GÜN... Tanklanıı üstünde, sokak köşelerindc, kara kara namlularda, tctiklerde bekleyen sinirli parmaklarda, yağan bombalarda, çekilen pimlerde içlerindeki "eski vc ezeli kadın"ı bastırmış, "çakmaktaşından sert yürekli", erkck yüzleri ormanı içinde, binlerce yıllık ritüel hareketlerine en gerçek acıyı, evlat acısını sığdiran bir kadın" ağıt yakıyor. Ama dirim ölümü izlemiyor arük. Ana Tannça tahündan indirileli çok oldıı. dek bırçok açıklama sıralamak mümkündür. Ama asıl dikkat çekici olan, hayata bir can getirme gücüne sahıp kadına duyulan saygı ve onun kutsallaştınlmış (demek ki tam izah edilemeyen) bu gücünün yarattığı ürküntüdür. celerden bin olarak duruyor hâlâ. Tabii bu konuda getirilmiş çeşitli çözüm önerileri var: özel mülkiyetin ve sınıflann ortaya çıkışı; kadının ekonomik ve dolayısıyla toplumsal gücünün gerilemesi; cinsiyetler arası ış bölümü vb. Hatta soyut ve tek çizgılı düşünce biçimini geliştirerek erkeğı daha avantajlı kılan yazının (çünkü kadımn daha tümcül; eşzamanlı ve somut bir düşünce biçimine yatkın olduğu varsayılmaktadır) ıcadının, kadının geriye düşüşünde belirleyici etken olduğu kanısını dile getirenler bile var. Yazı ile toplumsal hiyerarşilerin ortaya çıkışı arasındaki bağlantı konusunda Claude LeviStrauss şöyle diyor: "Dünyanın her yerinde yazuun ortaya çıkışıyla ilintilendirilebilecek tek ortak oluntu () efendllerden ve kölelerden oluşan ve nünısun bir bölümünün diğer bölümü için çanşnnldığı hiyerarşik toplumlann kurulmasıdır." Çakmaktaşından sert yürekli erkekler Bu yukanda sayılan etkenlerin tek tek veya bir arada kadının alt edilmesinde rol oynadığına kuşkum yok. Ama bence söz konusu bu değişimler sadece Ana Tannça'yı tahtından indirmekle kalmamış, kurulan o "hiyerarşik toplumlar erkeklerin de içindeki kadın yanlanm bastirmış", ölümdırım döngüsünu ölümden yana bozan bir kanlı dünya düzeninin, bir tuhaf iktidar çarkının temellerinı atmıştır. Shakespeare'in Atinalı Timon adlı oyununda, parasını dostlanna (veya pohpohçulanna) ıyilik gösterileri yapmak için saçıp savurduktan sonra yapayalnız kalan Timon'u sadık kâhyası Flavius ziyaret eder. ünun her koşulda süren bağlılığı kurtlar sofrasına dönmüş bir dünya içinde neredeyse gerçeküstü bir niteliktedir. Shakespeare, Flavius'un bu aynksılığını Timon'un ağzından şöyle vurgular: "Ne o? Ağlıyor nıusun? Yaklaş bakayun; sevdim seni; çünkü sen bir kadınnuşsın meğer, çakmaktaşından sert yürekli erkekler gibi değUmişsin..." Kadın/Erkek aynmcılığını sevmem aslında. Kamusal hayatımda da kadın olmaktan önce, "insan" olarak dikkate alınmayı yeğlerim. Ama içinde yaşadığımız şu dünyanın, düzenleri sürdürme, sorunlara yaklaşma, Gordiyom düğümlennı kılıçla kesip atma yöntemlerinin Ana Tannça'nın tahtından indirildiği günlere dek uzandığı kanısındayım. "Her şeyin ve bütün hayaon gecikmiş bir ihtilale doğru gtttigi bir âlemin ortasındankı bıreysel dönüşüm kurgulannı eşsız bir ustahkla anlatan Ahmet Hamdi Tanpmar, "Mahur Beste'de baba/ oğul ilişkisinı lsmaıl Molla'nın şu unutulmaz cümleleriyle özetlememış miydi: "Bu bakış kendisine 'Babacığım, bunu bende bılıyorum, böyle doğdum' demiyormuydu? Işte bunu anlamasıydı ki Molla'nın kalbini Uk defa olarak burkmuştu. Son zerresine kadar erkek olan bu yaranjışta, bu gece, o eski ve ezeli kaduı, tabiaün büyük aslı birdenbire bir yara gibi kanamışb." Filistin'de sıradan bir gün... Tanklann üstünde, sokak köşelerinde, kara kara namlularda, tetiklerde bekleyen sinirli parmaklarda, yağan bombalarda, çekilen pimlerde içlerindeki "eskive ezeli kaduTı bastırmış, "çakmaktaşından sert yürekli," erkek yüzleri ormanı içinde, binlerce yıllık ntüel hareketlerine en gerçek acıyı, evlat acısını sığdıran bir kadın" ağıt yakıyor. Ama dirim ölümü izlemiyor artık. Ana Tannça tahtından indirilelı çok oldu. (1) Azra Erhat, Mitolojı Sözlüğü, "Kybele" Sergi yann açılıyor BORGES'TEN ESİNLENMİŞ Utku Varhk, 25 resimden oluşan sergisindeki yapıtlan ünlü yazar Borgcs'ten esinlenerek yapmış. Utku Varlık'tan MetaforKozmik resimler Kültür Servisi Utku Varhk' ın "Metafor Kozmik Resim Sergisi' yann Bebek Sanat Galerisi'nde açılıyor. Paris'te yaşayan Türk resminin genç kuşak ustalanndan Utku Varhk, yaklaşık bir yıldır üzerinde çalıştığı, 25 resimden oluşan ve 5 Şubat'a dek sürecek olan 'Metafor Kozmik Resim Sergisi'ni, Arjantinli şair, öykü ve deneme yazan Jorge Luis Borges'ten esinlenerek hazırladı. Borges'üı "Metaforik bileşim bir düşüncedir. tmgelerin içeriğinin bütünleşmesinden oluşur." sözü üzerine kurduğu yeni yapıtlan aynı zamanda, 'Intemporal' gibi bir kavramı da içeriyor. (0 212 287 67 66) Ana tannçalann yurdu Kesin bir tarih veremeyeceğim, ama sanınm MÖ 1500'lere dek tüm Akdeniz havzasına egemen olan ana tannçalann ilk yurdu Doğu Akdeniz'di. Sümer'de Inanna, Babil'de îştar, Mısır'da îsis, Kenan ülkesinde Aşera, Suriye'de Astarte, antik Yunan medenıyetinde Demeter adını alan bu Ana Tannça fıgürünün kökeni, bir kamya göre Anadolu'nun Kybele'sine dayanmaktadır. Çatalhöyüİc ve Hacılar'da yapılan kazılar bu yerleşimlerdeki Ana Tannça figürünün MÖ 65006700 yıllanna dek uzandığım ortayakoymuştur (1). Doğu Akdeniz'in bata çıka giden ve bir yıkıhştan diğer kuruluşa birbirine eklemlenerek ilerleyen tanm uygarlıklan zinciri içinde değişik adlar, ama benzer işlevlerle hep karşımıza çıkan bu Ana Tannça motifi, hem bitkilerin büyüme döngüsüyle, hem ölümdirim izleğiyle bütünleşir. Odak noktasını oluşturduğu mitoslarda, oğlu ve sevgilisi olan genç erkeğin ölümüne razı olmaz, onu diriltmek için yeraltı dünyasının tehlikeli yollarında nice serüvenleri göze alır ve sonunda oğlunun/sevgilisinin dönemsel de olsa dınlmesını sağlar, her kışın ardından bahar gelir. Bu mitos izleklerini kuşkusuz çeşitli tarihsel ve sosyolojik bağlamlarla ilişkilendirmek, kuşaklar arası "evliliğta" meşru görüldüğü en eski dönemlerin izlerinden, anaerkil toplum kalıntılanna tsmet tnönü Şeytaıılaştınlan kadın Sonra bu hayat veren, sevgıhsi/oğlu için acı çeken, tuttuğu yas kışla özdeşleşen Ana Tannça motifinin yerini, yıldınmlar yağdıran, öfkeli, kinci ve cezalandıncı erkek tannlar alır. Kadın imgesi ise giderek geri plana itilir, bütün büyük dinlerde (çıkış noktalannda olmasa bile, sonraki uygulamalarda) şeytani güdülerin simgesi haline getirilir: Dünya artık erkeklerin dünyasıdır ve kadının yaratıcı gücü, kapılan ve kafesleri ebediyen kapatılmış bir "alt dünya"ya hapsedilmelidir. însanlığın uçsuz bucaksız tarihi içinde oldukça kısa bir zaman aralığına sıkışan bu dönüşüm, yeni Ana Tannça'nın tahtından ındirilmesi, bence sadece toplumlann değil, düşünce ve zihniyetlerin tarihi açısuıdan da çözülmesi zor bilme M m A OCAK DÖNEMİ ATÖLYE ÇALIŞMALARI EROL KESKIN LEVENT DÖNMEZ METİN DENİZ NİHAL KOLDAŞ T'AI CHI CH'UAN VE OYUNCULUK SESKONUŞMA ve DİKSİYON MEKANİNSANYARATICILIK ÇOCUKDRAMA istiklal cad. Halep ijhanı 2.kat (Beyoğlu sineması pasajı) Tel: (0212) 252 74 52
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog