Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

19 ARALIK 2001 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA jJ. LJ J \ kulturff» cumhuriyet.com.tr ALLEGRO 'Bel canto' ne zamandı? • Geçen hafta Boğaziçi Üniversitesi'ndeki konserlerinde îzmir Devlet Operası sanatçıları Birgül Su Ariç ve tenor Aydın Uştuk, 'bel cantodan verismoya' başlıklı arya ve düetlerinde zevkli bir dinleti sundular. Her ikisi de gür sesleriyle, düetlerdeki disiplinli beraberlikleriyle dikkat çektiler. Piyanist Mehmet Ariç'in onların soluklarını çok iyi tanıyan, yumuşacık eşliği de övgüye değerdi. Operası sanatçıları soprano Birgül Su Ariç ve tenor Aydın Uştuk, "bel cantodan verismoya" başlıklı arya ve düetlerinde bu stili özümsemiş sanatçılar olarak zevkli bir dinleti sundular. Her ikisi de gür sesleriyle, düetlerdeki disiplinli beraberlikleriyle dikkat çektiler. Piyanist Mehmet Ariç'in onların soluklannı çok iyi tanıyan, yumuşacık eşliği de övgüye değerdi. Birgül Su Ariç'i koyu renklı ve rezonanslı sesiyle 1995 Leyla üencer Yanşması'ndaki başansından anımsıyoruz. O günden bu yana Italya'daki eğitimi ve operalardaki deneyimi onu daha da geliştirmiş. Şimdi bir yıllık devlet bursu ile bu ay Viyana'ya gidiyor. Aynca Mart 2002'de Enrique Ricci yönetiminde lspanya'nın Casdalgalarla savaşan, yaşamın çirkin yüzünü tanımış, yıpranmış, yine de yaşama sevincinden vazgeçmemek için direnen bir kahramana bırakıyor. "Signore ascalto" (Turandot), ya da 'VTssi d'arte"de (Tosca) olduğu gibi sizi acılann peşinden sürüklüyor. Aryalar bittiğinde bir an olduğunuz gibi yerinizde kalıyorsunuz, hemen davranıp da gündelik yaşamınıza dönemiyorsunuz. Çünkü Zehra sizi buralardan çekip başka diyarlara götürtıyor. Barok biçemindeki ustalığını tellion şehrinde Aşk lksiri'nde başromüş, tarihin başka zaman dilimlerine bir yaylı çalgı gibi lınlayan sesiyle ka yolcu etmiş, Senta'nın o sınırsız imlü oynayacak. CapeTown operasınnıtlıyor. daki Maskcli Balo ve Rigoletto temge gücünde size de bir "Uçan HolNazlanmasını bilerek, gücünü gizsilleriyle başarı elde eden Aydın UşlandalT armağan etmiştir. Adına kutuk da Mart 2002 de Fransa'da (Mar leyerek, utangaç bir çocuk edası takırulan vakıf bu yıl Zehra'yı anma tönarak. Pergolesi'nin StabatMater'insilya, Paris, Aıx le Bains) 12 temsil reninde ilkeleri doğrultusunda dört de ya da Verdi'nin Ave Maria'sında Carmen (Don Jose) söyleyecek. gcnç soliste sahne olanaklan taıııdı. gizemselliği hiç de buz gibi değil, Rengim Gökmen yönetımındekı Zchra Yıldız'ı andık ölümle dirim arasındaki incelikleri talstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, nıyan bir ruh gibi. Madam ButZehra için çaldı. Genç solistlerimiz Zehra'dan ayrılalı dört yıl geçti. Burak Bilgili, Ari Edirne, Aylin Ateş terfly'daki "Un bel di vedrome", AiOysa sesi taptaze başucumuzda duruve Hülya Kazan da Zehra için söyleda'daki "Ritorna vincidor", Talihin yor. Onu her dinlediğimizde yeni esin diler. Çalışmalannı Amerika'da sürKudreti'ndeki "Pace, pace" aryalan kaynakları bulup çıkartabiliyorsak, düren, peşpeşe değerli ödüller kazahcp kıvılcımlar saçan, tutkular içinZehra her an yanımızda demektir. Onan bas Burak Bilgili, rahat sahnesi, nun tek bir müzik cümlesinde her tür dcki belcanto geleneğinin ışıltıh setiyatro yeteneği ve özellikle Macklü ruh hali yansıyorsa, Zehra hâlâ şar si. Pucinni'nin veristic (gerçekçi) beth'tekı aryası ile sesini kullanmadaoperalarında ise o barok dönemin kı söylüyor demektir. Vivaldisöylediki ustalığını sergiledi. Mezzosoprautangaç çocuğu, belcantonun tutkulu ğinde o güzelim yumuşacık tonu bir no Aylin Ateş, lstanbul operasının şarkıcısı, yerini büyük fırtınalarda b ş gününün külrengi hüznünü dağıçok değerli bir solisti. Her temsilinde olduğu gibi yine onun disiplinli şancılığını ve şer tarafından seslendirildi. Belki sergileyen Oda Senfonisini seslengüzel ses tonunu alkışladık. de otıırduğumuz noktadan kaynakdirdi. Ardından geçenlerde JaponSoprano Hülya Kazan ile yelanan yankılanmalarla seslerin çift ya'da kazandığı birincilik ödülüyle ni tanıştık. Kendine güveni, duyulduğu bir konserdi. Önceki yılgündeme gelen genç fagotçumuz sahneye hâkimiyeti dikkat ki Milli Reasürans konserinden ayOmür Kazıl'ı Vivaldi'nin konçertoçekiyordu. Tenor Ari Edirne, nı sanatçıların Stabat Mater'i güzel sunda dinledik. henüz 24 yaşında olmasına yorumladıklannı ammsıyoruz. GeKilise ortamındaki uğultulu akuskarşın yumuşacık ses tonuyçen hafta dinlediğimiz bütün şancıriğe karşın ince müzikalitesi dikkat la yannlarda güvenli bir şanlar "Bel canto "nun yalnız belli bir çekiyordu. Pergolesi'nin StabatMacı olacağının haberini veriçağın biçemi değil, geniş zamanlater'i ortama çok uyan bir yapıt olayordu. ra yayılmış bir söylem olduğunu karak Ankaralı sanatçıların solistliğinde, Ferda Türkoğlu ve Feryal Yeti nıtladılar. evini(a boun.edu.tr EVİN tLYASOĞLU 13 GÜZELtN ARDEVDA BERTAN ONARAN 'Bürokraside Kadın Yokr Cumhuriyet'in ana başlığı bu! Bütün öbür haberlerin, başlıklarınüstünde;çokdoğrubirhaberdeğerlendirmesi. Çünkü bugün dünyanın yaşadığı irili ufaklı bütün sorunların altında, bence, bu "yoWu/f"yatıyor. Kadın bürokraside yok da toplumu, toplumları oluşturan öbür yapılarda var mı peki? Ailede, derneklerde, yerel ya da merkezi yönetimlerde var mı? Şu sayılara bakın: Vali ve vali yardımcısı kadın yok; 721 kaymakamın yalnız 7'si kadın; kamu görevlilerinin ancak yüzde 33.1 'i, profesörlerin yüzde 24.8'i, yöneticilerin yüzde 29.3'ü, yargıçların yüzde 19.7'si kadın. Çok daha önemli bir kurumda, bütün dünya kamutaylarında, kadın temsilci sayısını, hele hele bakan, başbakan sayısını vermemiş, verememiş Ebru Toktar. 500 dekanın ancak 49'u, 79 rektörün topu topu 3'ü hanım. Nilgün Şarman'ın Payel Yayınlan'nda basılan bir çevirisinin adı: Tanrılar Kadınken. Peki, François Jacob'un "Canlının Mantığı" adlı kalıtımın tarihçesini özetleyen yapıtında da belirtildiği gibi erkeğin dölleme işlevinin bile bilinmediği; dolayısıyla bütün kutsallığın, yaratma gücünün kadına yakıştırıldığı masalsı evreden şimdiki ataerkil karanlığa nasıl geldik? Engels'in, VVilhelm Reihc'ın yapıtlarında özetlendiğine göre, kadınla sarılışmasındaki işlevini yavaş yavaş sezen; kendisine biçilen toplumsal konumu güdü ve özlemlerine denk bulmayan erkek, sanırım kadının analıktan gelen seve seve kayırma, kollama, kendisinden daha çoğunu bağışlama eğiliminden dolayı, yavaş yavaş önce evlilikle edinilen malı, mülkü, ürünü tekelinde toplamaya girişmiş: Burada kadının sonradan öldürücü suç ortaklığına dönüşen özverisi çok belirleyici olmuş besbelli. Etkiye tepki dengesini bir kez elden kaçırdınız mı, geri alabilmek için çokter, kan dökmeniz gerekir; nitekim yaklaşık on bin yıldır böyle gidiyor. Ustelik, sözüm ona bolluk, ona bağlı olarak dağıtılan bilgieğitim arttıkça durum iyileşmiyor; tıpkı geliştirilmemışgelişmiş ülke denklemindeki gibi, ara gittikçe açıhyor. Sorunu aydınlığa kavuşturma girişiminde, başka bir noktaya daha değinmek isterim: Kadınla erkeğin dirimsel (cinsel) güçleri arasındaki açık eşitsizlik. Doğa, işlevleri paylaştırırken zorunu kadına bıraktığı; yavruyu dokuz ay karnında, şimdiki toplumsal yapılanmada, büyütülüp yetiştirilmesini, okutulup adam edilmek üzere de kimi zaman 2030 yıl, kimi zamansa ömür boyu sırtında taşımakla yükümlü olduğu için dirimsel (cinsel) güç üleştiriminde kadını kayırmış; sevişen bütün çiftler bu sözümün doğruluğunu söze dökemeseler de bilirler: Erkek evik çabuk doyuma ulaştığında, kadın, birmaraton koşucusu gibi, daha yeni ısınmaya başlamıştır. Görünuşe göre, bütün dinlerin, bütün ak ya da kara törelerin dibinde bu eşitsizliğin erkekte yarattığı asal korku yatıyor. Erkeklerin onuru, namusu kendi kafa ya da onun uzantısı olan pililerindedeğil, kadının apış arasında. Bu çıkmazdan kurtulmanın, dolayısıyla dünyayı yeniden barışa, dinginliğe, mutluluğa kavuşturmanın yolunu Sevgili Mustafa Kemal çoktan göstermiş: "Kadınlannı eğitmeyen ulus, erkeklerini tinseldüşünsel yalnızlık cezasına çarptırır..." Atatürk'ün bu öğüdünden haberleri bile olmayan bir anababanın yalnız ilkokula gönderdikleri; ama 8 yaşında berberde dışi çekilirken Fakir Baykurt'un adını işiten, önce gelip kendisini alsın okutsun diye mektuplar yazmaya başlayan, bütün dayaklara yırtmalara karşın bu tutkuyu ömür boyu sürdüren Anadolu kızlarından Birnur Şener, dirimsel (cinsel) güç dengesizliğinin altında yamyassı olan erkeklere çok somut bir öneride bulunuyor: "Sevgilinizielle, dille okşamayı öğrenin." Tanımlayabilmek için niteleme sıfatı bulamadığım hani şu uygargeçinen, hepimize tepeden bakan, 24 saat insanlık dersleri yağdıran Batılıların el birliğiyle yarattıkları, yaşattıkları pipilerinin yerine makineli tüfekleri kavramış erkek bozuntuları, Afgan kadınlannı sokağın ortasında sopalarken yargı koltuklarında: "Kadının sırtına sopa, karnına sıpa yakışır" diyenler otururken pek umut gözükmüyor. Ama son kadının canı çıkmadan yitiremeyiz umudu. Güzel şarkı söyleme sanatı: 'Bcl canto!' özellikle 18.ve 19. yüzyıl Italyan operasında ses estetiğinin ulaştığı doruk olarak bilinir. Aslında bu sanatın kökü ta ortaçağa kadar dayanır. Rönesans sonundaki ltalyan kastratlar bu stilin ustasıdır. Tarih boy u Rossini, Donizetti, Bellini, Marcello ve Puccini bu tarzın ünlü bestecileri olmuşlar. Bir müzik cümlesinden diğerine geçerken tonun sürekliliğini korumak. İtalyancanın konuşma dilindeki akicılığını sesli anlatıma dönüştürmek. Bu nedenle ltalyan dilini de çok iyi biltnek gerekir. Insan sesi, insanın bedenindeki kendine en yakın çalgısı. Bir şancının fiziksel olduğu kadar kültürel açıdan da ses olgunluğuna erişmesi uzun yılların birikimidir. Güzel şarkı söyleme sanatı yalnız îtalyanlann belirli bir dönemdeki şarkı söyleme tavn değil, operacılann yaşam boyu sürdiirmeleri gereken bir stildir. Güzel bir ton tutturabilmek, yumuşacık legatolarla (bağlayarak) kusursuz bir teknik içinde şarkısını sunabilmek. ltalyan operacılannın dinleyiciyi avuçlarına alıverdikleri ışıklı ses. Geçen hafta Boğaziçi Üniversitesi'ndeki konserlerinde Izmir Devlet İDSO'nun Saint Antoine konseri 'Bulutsuzluk Ozlemi' son 'Numara'lanyla Almanya turnesinde Kültür Servisi Bulutsuzluk Özlemi uzun bir aradan sonra Universal Neşe Müzik etiketiyle piyasaya çıkardığı 'Numara' albümünü tanıtmak üzere 3 konserlik Almanya turnesine çıkıyor. Grupta, vokal ve gitarda Nejat Yavaşoğullan, gitarda Serdar Öztop, klavyede Sina Koloğlu, basta Burak Güven ve davulda Utku llnal yer alıyor. Topluluk, 21 Arahk'ta Berlin'de, 22 Aralık'ta Hamburg'da, 23 Arahk'ta Köln'de sahneye çıkacak. Ocak 2002'de klip çahşmaları dışında 11 Ocak'ta Şamsun 19 Mayıs Üıüversitesi'nde bir konser verecek olan Bulutsuzluk Özlemi 16 ücak'ta da Babylon'da vereceği yeni albüm konseriyle lstanbul seyircisiyle buluşacak. •# Istanbul Devlet Senfoni Orkestrası geçen hafta konser mekânını değiştirmiş, St. Antoine Kilisesi'ne taşınmıştı. Bu değişiklik büyük bir dinleyici kitlesinin ilgisini çekmiş, kılise tıkhm tıklım dolmuş, cuma ve cumartesi dinleyicisini kaynaştırmıştı. Belçikalı şef Nozzi yönetimindeki yaylı çalgılar topluluğu önce Şostakoviç'ın o ünlü imzasmı duyuran, aynı zamanda yaşamının acılarını Martin Berkofsky kusursuz tekniğiyle îsmet Inönü Kültür Merkezi'ndeki dinleyenlerini coşturdu Son yıllann en güzel piyano resitali sini) özenle çözümlüyor, böylece beklenmedik güzellikleri ortaya çıkararak dinleyeni şaşırtıyor. Resitalde bulunanlann çoğu, sanatçının tzmir günlerindeki dostlanydı. Bu nedenle alkışlar uzadıkça uzadı, Berkofsky coştukça coştu ve teşekkür parçalannın sayısını bcşe çıkardı. Böylece izlenceye ek olarak Liszt'in 11. Macar Rapsodisi'ni, Bach'ın la minörprelüt ve fîigünü (Liszt'in düzenlemesiyle), J.P. Sousa'nın Berkofsky uyarlaması olan marşını, Schubert'in mi bemol majör ve Chopin'in la bemol majör impromptu'lerıni dinledik. Bir ülkenin müzik tarihini bestecilerinin yazdığını her zaman yinelemek gerek. Çağdaş Türk müziğini yaratan sanatçılanmızın özendirilmesini, yapıtlannın her fırsatta seslendirilmesini sürekli savunmamızın nedeni budur. DEÜ Devlet Konservatuvarı "Kompozisyon Bölünıü"nü yöneten Prof. lstemihan laviloğlu'nun öğrencilerince geçen hafta kurumun Orhan Barlas Salonu'nda verilen dinleti, savımızın küçük bir uygulaması sayılabilir. Burada sergilenen yapıtlardan hangilerinin kalıcı ola'MÜZt KALDEN MÜZİKALE' tzmir Devlet Opcra v e Balesi'nin geçen hafta sunmaya başladığı cağını zaman gösterecektir; ama müzikçilerin 'Müzikalden Müzikale1 adlı gösteride ses düzeneğİ, tınısı doyurucu olmayan ve soloculan basüran desteği ve müzikseverlerin ilgisi sürekli olursa, dinletide hocalannın gözetiminde ortaya çalgı topluluğu vardı. Rolleri paylaşanlar ise bu koşullar altında ellerinden geleni yaptılar. koydukları yapıtları suııan Eüf Nur Karhdağ, Melis Peykoglu, Merve Dedeoğlu, Bülent Yüklı sonatını çaldı. Berkofsky, yazık ki parmakla sayılacak kasel, Şahan Kalkan ve Öner Bütev, çağdaş Türk Berkofsky çağdaş piyano tekniğinin büyük dar az müzikseverin geldiği resitalinde L. Van besteciliğinin geleceğine operalarla, senfoniustaları arasındadır. Gerektiğinde işitilemcyeBeethoven'in Op. 79 sol majör, Op. 2 No. 2 la lerle, konçertolarla ya da kurgusu kendilerinin cek kertede hafif, ycri geldiğinde ise orkestramajör, Op. 27 No. 2 do diyez minör sonatlanolan özgün yapıtlarla katkıda bulunabilirler ve yı anımsatan dolgun tonlarla müzik yapıyor. nı, genç yetenek Atakan San ile birlikte E ülkemizin gurur kaynağı olabilirler. Bu umut ve Yüksek düzeyli bir yoruma ulaşabilmek için Schubert'in dört el için Rondo'sunu ve Thonıas R.Ogden'in kendisıne adadığı "Apollo" başlık çaldığı yapıtın dokusunu (ezgisini ve armoni beklentiyle öğrencilerimizi candan kutlanm. Tıyatroda kriz etkisiz' • İZMİR (AA) Bazı özel tiyatrolar ilgisizlik yüzünden zor günler yaşarken tiyatro yönetmeni ve sanatçısı Ali Poyrazoğlu, "Tiyatroda kriz diye bir şey yok. iyi tiyatrolar, tıklım tıklım dolu oynuyor" dedi. Seyirciyle ilişkisini taze tutan tiyatrolarda, hiçbir dönemde ilgisizlik yaşanmadığını belirten Poyrazoğlu, kriz döneminde halkın tiyatrolardan ilgisini csirgemediğini, aksine, sorunlannı düşünmeyecekleri, oyalanabilecekleri bir yer olarak gördükleri tiyatrolara daha da sarıldıklarını dile getirdi. ÖNDER KÜTAHYALI tZMİR IZDOB'nın geçen hafta sunmaya başladığı gösteri, "MüzikaldenMüzikale" adını taşıyor. Bu türün evrensel örnekleri, yorum bakımından özgündür ve dinleyene mutluluk verir. Bizdeki gösteride ise parazitli ses düzeneği, tınısı doyurucu olmayan ve soloculan bashran çalgı topluluğu vardı. Rolleri paylaşan Selmin Gttnöz, Altuğ Dilmaç, Tansel Akzeybek, Oğuz Çimen, Özle ŞenözfesçL, Cüneyt Uıısal, Burcu Kıbç ve Sevgi Keskin, bu koşullar altında ellerinden gelenı yaptılar. Murat Akar'ın sahnelediği oyunun varlık nedenini, opera kurumumuzdaki dostlanmdan biri, "Değişik bir kültür kesimiylebarışmak" sözleriyle açıklıyordu. Acaba bu kesim, izlediği oyunun verdiği coşkuyla Carmen'e ve "Aşk tksiri"ne de gelir mi? Yoksa yeni bir müzikalin sergilenmesini özlemle bekler mi? Yanıtı zamana birakalım. Piyanist Martin Berkofsky, genellikle 1980'li yıllarda ülkemizde resitaller vermiş, orkestralanmızla çalmış ve DEÜ Devlet Konservatuvan'nda görev almıştı. Şu günlerde, kısa bir piyano kursu için aynı konservatuvann konuğudur. Berkofsky'nin Îsmet Inönü Sanat Merkezi'nde verdiği resital, son yıllann belki en coşturucu müzik olayı sayılabilir. Sanatçının kusursuz tekniği ve derin müzik anlayışı sayesinde piyanodan fışkıran sonsuz güzellikler, 2 l'inci yüzyıl ile bırlikte kaygılan daha da artan yorgun insanı cennetin eşiğine taşıdı, mutluluğun J eşsiz dakikalannı yaşattı. BUGÜN • NÂZ1M KÜLTÜREVİ'nde saat 16.00'da François Truffaut'nun yönetmenliğini yaptığı 'Fahrenheit451' adlı film gösteriliyor. (0 212 245 04 81) • EYLÜL BAR'da Bilgi Caz Geceleri, Selen Gülün Trio'nun saat 22.00'da başlayan konsenyle devam ediyor. (0 212 257 11 09) • YEREBATAN SARNKTnda saat 14.00'te 'NefesH Sazlar YediMsi1 konser verecek. (0 212 522 12 59) • TARIK ZAFER TUNAYA KÜLTÜR MERKEZİ'nde saat 14.00'te ve 19.00'da Michael Haneke'nin yönettiği 'Ölümcül Oyunlar' adlı film izlenebilir. (0 212 293 12 70) • DULCEVEA'da saat 22.00'de 'Ustad's' konseri gerçekleşecek. (0 212 245 10 71) • BEKSAV'da saat 16.00'da 'Mifiıne' ve saat 19.00'da 'Gerizekâlılar' adlı filmler gösterilecek. (0 216 349 91 55)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog