Bugünden 1930'a 5,458,831 adet makale



Katalog


«
»

4 SAYFA CUMHURİYET 17 ARALIK 2001 PAZARTESİ ÎNCELEME Dünyanın en gelişmiş teknolojisiyle donatilacak Kriminal Silikon Vadisi İstanbuTda kunıluyor Tektıoloji iz peşinde • 50 yıl sonrasının ihtiyaçlarının göz önüne alınarak 2 dönüm arazi üzerine kurulacak silikon vadisinin maliyetinin 67 milyon dolar olacağı tahmin ediliyor. Olay yerinde bırakılan en küçük bir ipucu silikon vadisinde incelenerek suçlu yakalanacak. ra Bölgesi'ndeki olaylann kriminal incelemeleri burada yapılacak. Suçlunun olay yerinde bıraktığı en küçük bir ipucu silikon vadisinden takip edilccek. 50 yıl sonrasının ihtiyaçlannın göz önüne alınarak 2 dönüm arazi üzerine kurulacak silikon vadisinin maliyetinin 67 milyon dolar olacağı tahmin ediliyor. lstanbul Kriminal Polis Laboratuvan, şu anda Vatan Caddesi'ndeki emniyet müdürlüğü binasında hizmet veriyor. Ataköy'deki silikon vadisinde 7 ünite bulunacak. Rutin işler ünitesinde gün içinde gelen konularla ilgili olarak analizler yapılacak. Kan, sperm, belge gibi deliller incelenerek sonuçları mahkemelere gönderilccek. ArGe ünitesinde dünyadaki teknoloji takip edilecek. Türk emniyet teşkilatının soruşturmalara farklı şekilde yaklaşmasını sağladı. 1938 yılında küçük çapta kurulan "Kriminalistik Laboratuvarı" şinıdilerde dev bir kompleks olarak karşımıza çıkıyor. Ataköy'de 2 yılda tamamlanacak olan "Kriminal Silikon Vadisi", en ileri teknolojilerin kullanıldığı bir merkez olacak. Sadece lstanbul değil tüm MarmaEğitim çalışmaları ünitesinde geliştirilen teknoloji personele verilecek. Sempozyum merkezi ünitesinde yurtiçi ve yurtdışı sempozyumlar düzenlenerek bilgi alışverişinde bulunulacak. Kriminal Silikon Vadisi'nde bölümlerin birbirine geçişi raylı sistemle olacak. Bir uçtan giren delil el değmeden diger taraftan çıkacak. Bina yapısı şefTaf olacak. Işlemlerin yapıldığı odalann koridorlara bakan duvarlan yürüyenlerin içeri görmesine imkân verecek şekilde camla kapatılacak. 2000 Lt YILLARDA ERDAL ATABEK 9 Hoşgörü mü? Eşitlik mi?.. "Hoşgörü", bayramgünlerininsıkyinelenensözcüğüdür. "Bırbırımıze hoşgörü ile bakmalıyız, bağışlayıcı olmalıyız, kırgınlıklarımızı aşmalıyız." Ama "hoşgörü" aynı zamanda birbirimize göre üstte ya da altta olmamıza haklı ve meşru bir durum da kazandırır. "Hoşgörü sahibi", aynı zamanda bağışlama yetkisini de taşıyandır. "Hoşgörülen" ise altta olan, varlığına katlanılan, bağışlanandır. Hoşgörü, "sen büyüksün, o küçük", "sen haklısın, ohaksız", "senyargılayansın, oyargılanan"d\yen bir ayrımcılığın haklı ve meşru oluşuna dayanır. "Eşıtlık" ise hoşgörüye de horgörüye de yer bırakmayan bir insanlık değeridir. Eğer "eşitseniz" birbirinize "eşitlik içinde bakmanız", "eşitlik içinde davranmanız" gerekecektır. Bayram günlerinde üç büyük dinin temsilcileri birlikte otururlar, konuşurlar, yemek yerler. Imam, papaz ve haham, üç tektanrılı dinin temsilcileri olarak "dinlerarası hoşgörüyü" simgeleyen bir birliktelikle ortak bir mesaj verırler: "Hepimizin Tanrısı birdir, birbirimize hoşgörü göstermeliyiz. Ama bu tabloda "agnostik"\er\e "ateıstler" yoktur. Agnostik'ler, "bilmiyorum"diyenlerdir, "ateistler" ise "inanmıyorum" diyenler. Bu "hoşgörü "tablosunun içinde onlar yer almazlar. Onların yer alacağı tablo ise "bütün insanlar eşittir" diyen başka bir tablodur. Gerçekte "bütün insanlar eşit" midir? Birbirimize ayrımların ötesinden bakabilir miyiz, ayrımların ötesinden davranabilir miyiz? Dinlerın, dillerın, renklerin, milliyetlerin, etnik kökenlerın, soyadlarının, kartvizitlerin etkisine kapılmadan "Hepimizinsanız, insan olduğumuz için de eşitiz" diyebiliyor muyuz? Yoksa bu sözler kâğıtların üzerinde sararırken bizler birbirimize bin bir çeşit ayrımcılığın süzgecinden mi bakıyoruz. Günlerdir Yılmaz Karakoyunlu'nun yazdığı "Salkım Hanım'ın Taneleri" romanı ile filmi tartışılıyor. Filmin TRT'de gösterimıyle başlayan tartışmalar "Varlık Vergısi"n\n haklı olup olmadığına, oradan da azınlıklarla çoğunluk arasındaki ilişkilere uzandı. Savaş yıllarıydı, biz çocukluktan gençliğe geçtiğimız yaşlardaydı. Varlık Vergısi, savaşta zengin olanlara, "muhtekirlere" (öyledeniyordu.ihtikâryapanlar demekti, sözlük anlamı haksız kazanç sahibi, vurguncu) konmuştu. Bunlar da aralarında az sayıda Türk'ün de bulunduğu Yahudi, Ermeni, Rum tüccarlardı. Varlık Vergisı'nin gelirden değil, serveti oluşturan varlıktan alındığı söyleniyordu. Nesnel ölçülere dayalı değıldı, işin içine ihbarlar, gizli rekabet, düşmanlıklargiriyordu. Kimileri korunuyor, kimileri hafıf bir miktarla atlatıyor, kimileri ise yıkılıyordu. Vergilerini ödeyemeyenler "Aşkale'ye taş kırmaya" gönderıliyordu. Aralarında ölenler, sefalete düşenler olmuştu. Bu verginin azınlıkların elindeki sermayenın, ışyerlerınin, evlerin Türklere geçmesi amacıyla konulduğu söyleniyordu. Ben birçok yerde Varlık Vergisi nedeniyle bu şekilde el değıştirmiş işyeri gördüm. Varlık Vergisi'nin haksız ve yanlış bir iş olduğunu düşünüyorum. Bu konunun ele alınmasında bizi incitecek bir şey olduğu kanısında değilim. Bizi incitmesi gereken ışler, bizim tarafımızdan haksızlığa yol açan yanlışlardır. Biz bunlardan incinmeliyiz, bunları "insanlar eşittir" tarafsızlığıyla incelemeliyiz, haksız olduğumuz anlaşılırsa özür dilemeliyiz, bir daha böyle işler yapılmayacağına ilişkin güvence vermeliyız. Yanlışlarımızı örtelim, yaptığımız haksızlıkları görmezden gelelim, bunu dile getirenleri bağıra çağıra, suçlaya saldıra susturalım, sonra da azalan özsaygımızı, azalan özdeğerimizi başka yerlerde aramayaçalışalım... Bir yanlış bir başka yanlışla düzelmez, olsa olsa iki yanlış yapılmış olur. Varlık Vergisi olayını "bizmi, onlar mı" açısından ele alamayız. Bakış açımız "doğru mu, yanlış mı" sorusunu sorup doğruyu aramak olmalıdır. Kendini korumak, ulusunu yüceltmek, toplumuna dünya ölçeğinde saygınlık kazandırmak yanlışlarını örtmekten değıl, onları kabul etmekten geçer. Yanlışı kabul etmek şöyle dursun, tartışılmasını bile önlemek ise insanlara da, toplumlara da sadece "yalnızlaşma"nın yolunu açar. Sorumluluklarını bilmek ve kabul etmek ise ınsan erdemlerinın başında gelir. Kendimizı büyültmeden ve küçültmeden olduğumuz gibi görebilmek gücümüzün asıl kaynağıdır. Bu kaynak sadece doğrularla beslenır. Yaslandığımız zaman yıkılmayan tek dayanak da doğrulardır. ÖZKANGÜVEN Dünyanın teknoloji olarak en gelişmiş kriminal polis laboratuvarı 2 yıl içinde Ataköy'de kunıluyor. "Kriminal Silikon Vadisi" adı verilen dev kompleks, 7 üniteden oluşacak. 2 dönüm arazi üzerine kurulacak Kriminal Silikon Vadisi 67 milyon dolara mal olacak. Türkiye'de bir suçun aydınlatılmasında ilk olarak "parmak isri" yöntemi kullanıldı. 1910yılındaMacar mültecisi Yusuf Cemil Bcy tarafından ilk kez kullanılan bu teknik, BALISTIK INCELEMELER SAMET DOĞAN: Hata payı sıfir • Balistik Incelemeler Şube Müdürlüğü'nde uzmanlar her gün 50 tabancanm bir olaya kanşıp karışmadığını kılı kırk yaran ve saatler süren çalışmalarla saptıyor. Kovan ve mermi çekirdekleri alanında en gelişmiş olan Leica marka stereo miskoskoplarla inceleniyor. Balistik, uzaya fırlatılan cısımlerın özellikle mermilerin silahın içindeki ya da dışındaki devinimlerini ve hedef üzerindeki etkisini inceleyen bilim. Savcıhk tarafından olay yerinde bulunan deliller kriminal laboratuvara getirilir. Bizim haber amacıyla gittiğimiz gün balistik laboratuvarında savcılık dilekçesi ile bir silah masanın üzerinde bulunuyordu. Balistik uzmanları, doğruluk esası gereği savcılık dilekçesini ters çeviriyor ve okumuyorlar. Sadece gelen tabancayı incelemeye alıyorlar. Silahın önce kimliğine ilişkin inceleme yapılıyor. O gün masada duran tabancanın 1934 yapımı ttalyan Beretta'sı olduğu belirlendi. Silahın seri numarası alınıp not ediliyor. Bu tabancanın, olaydan sonra kııllanan tarafından değişikliğe uğratılıp uğratılmadığı kontrol ediliyor. Daha sonra tabancanın çalışıp çalışmadığı test ediliyor. Uzmanlar, test için Türkiye'de ilk kez kullanılan sisteme, Balistik Su Tankı'na yöneliyor. Tamamen Türk ekiplerin hazırladığı kurşun geçirmez cam tankta deneme atışları yapılıyor. Tankın birçok yaran var: Deneme atışları sırasında mermi çekirdeği üzerindeki izleri net ve belirgin kılıyor. Bu uygulamayla fişekten ve zamandan tasarruf sağlanıyor. Deneme atışı sonucu tabancanın "ateşe erverişH" olduğu görüldü. Alev geciktirici süngerlerle kaplı balistik laboratuvarda uzmanlar, günde ortalama 50 tabancaya bakıyor. ürtalama günlük 150 atış yapıyorlar. Deneme atışlanndan sonra elde edilen kovan ve mermi çekirdeklerini miskoskoplarla inceliyorlar. 20 binin üzerindeki kovan, mermi çekirdekleri arasında karşılaştırma yapılıyor. Bunu, alanında en gelişmiş olan Leica marka stereo miskoskoplarla yapıyorlar. Bir uzman bu karşılaştırmayı saatler süren çalışmadan sonra tamamhyor. Alanında eniyi olacak • lstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürü Doğan, "lstenildiği kadar önlem alınsın, olayları engelleyemezsiniz. Ancak suçun aydınlatılmasını sağlayabilirsiniz. Biz bunu yapacağız" diyor. Laboratuvan Müdürü Samet Doğan, delilden sanığa gitmenin çok önemli olduğunu, bu anlayışın tüm emniyet teşkilatına yayıldığı zaman hiçbir sorunun kalmayacağını söylüyor. Istanbul'da kriminal alanda çok üst düzeyde hizmet verdiklerini ve dünyanın en iyisi olabilmek için çalıştıklanru kaydeden Doğan, Ataköy'deki kriminal silikon vadisinde, gelişmiş ülkelerde bile olmayan teknik ve donanımın kendilerinde bulunacağını ileri sürüyor. Doğan Silikon Vadisi'nde Kriminal alanda birçok ülkenin personelıne eğitim vermeyı hedeflediklerini belirterek şunları söylüyor: "lstenildiği kadar önlem ahnsın, olaylan engelleyemezsiniz. Ancak suçun aydınlatılmasını sağlayabilirsiniz. Biz suçlan aydınlatacağız. Amacumz bilimletcknikle sonııca gitmek ve dünyanın en iyisi olmak" Vatan Caddesi'nde bulunan lstanbul Kriminal Polis Laboratuvan'nda Balistik, Belge, İz incelemeleri, Kimyasal ve Biyolojik İncelemeleri, PersonelEğitimKoordinasyonARGE ve Teknik Donanım şube müdürlükleri bulunuyor. Laboratuvarda 90 personel görev yapıyor. Burada bulunan personel asistan, uzman ve teknisyenlerden oluşuyor. Bir asistan 5 yıl eğitim aldıktan sonra girdiği sınavlarda başarılı olıırsa uzman olarak çalışıyor. Günden güne değişen teknolojiden haberdar oluyorlar. oralcalislar@yahoo.com böyle bir ilişkiyi normal hale getirebıliyor. Eğer kadınlar, kendi yaşamlarını kurabilecek ekonomik gücü yaratabilseler, erkeklere bu kadar toleranslı davranırlar mı? Kadınlar ekonomik olarak tek başlarına ayakta durabilecek olsalar, toplum kadınların erkeklere boyun eğmesini ne kadar savunabilir? Kadınerkek ilişkisindeki dengesizliğin en büyük nedeni fukaralık. Gelişmiş toplumlarda çalışan ve ekonomik olarak ayakta kalabilen kadın, erkekle ilişkisini bir kölelik ve bağımlılık ilişkisi olmaktan çıkarabiliyor. Bu davranışların sonunda da erkek egemen kültür, kadınlar arasında gücünü yitiriyor. O zaman Tatlıses türü erkekler de tarihe karışıyor. Tatlıses, bir dönem Türkiye'nin sembolü. Bu erkek egemen bir Türkiye. İtiraz edeni susturan bir Türkiye. Tatlıses gibi erkekler bir dönemi anlatıyor. Bunalımdaki Türkiye'nin erkek yüzünü. \ tstanbul Kriminal Polis Suçluyu kepeği yakalath Masada bırakılan bir sigara izmariti, cinayet sonrası defalarca temizlenen halıdaki küçük bir kan damlası onlar için büyük önem taşıyor. Gözden kaçan aynntılann peşine düşüyorlar. Bahçelievler'de bir polisin şehit edildiği saldında, olay yerinde bulunan bir kar maskesi suçlunun yakalanmasını sağladı. Çünkü kar maskesindeki bir "kepek", polisin bir eve yaptığı operasyonda gözaltına aldığı şüpheliye ait olduğunu ortaya çıkardı. Kamuoyunda "motokroscu cinayetleri" olarak bilinen olaylarda, 2 kişi arka arkaya ortadan kayboldu. Kayıp kişilerın son olarak Beşiktaş'taki bir büroda görüldüğü anlaşıldı. Duvarlann siyaha boyandığını, bambu mobilyalann üzerine sonradan desen yapıldığını fark eden kriminal uzmanlar, kımyasal boya çözücüler ile özel ışık kaynaklannı kullanarak olayı aydınlattılar. Duvarlarda ve mobilyalarda 2 kişinin kan izine rastlandı. tşyeri sahibi, cesetleri gömdüğü şehir dışındaki yeri göstermek zonında kaldı. Pendik'teki hırsızlık olayında polis, ışyerine duvar tuğlalannı kırarak gırdığinden şüphelendiği bir kişiyı gözaltına aldı. Bu kişinin o suçu işlediği, kola takılan "deri bileklikten" ortaya çıktı. Kimyasal tncelemeler Şube Müdürlüğü, bileklik üzerindeki dikış ve kıvrını yerlerinde tuğla tozu artıkları buldu. Hırsızı, duvardakı tuğla tozlarının bilekliğınde kalan kırıntıları ele vermişti. Istanbul'da tanınmış bir işadamının bürosunda yapılan hırsızlığı araştıran polis, bir prezervatif buldu. Prezervatiften alınan menı numunelerınden elde edilen genotip bilgiler bir süre sonra şüphe üzerine gözaltına alınan bir kişinin genotip bılgilerle karşılaştırıldığında uyuştuğu belirlendi. yia biyolojik takip Adli bilimlerin 20. yüzyılın sonunda tanıştığı en büyük buluşlardan biri olan DNA'nın hücre çekirdeğinden izole edilmesi ve tanımlanması knmınal biyolojide devrim yarattı. DNA tekniği, insanı meydana getiren yığınlar halindeki hücrelerin çekirdekleri içinde bulunan sarmal şekildeki DNA ipliğinin belirli şifre bölgelerini tanımlamaya dayanıyor. Tanımlanan delilin DNA verileri ile yakalanan şüpheli kişinin DNA verileri karşılaştırılıyor. Ve o kişinin suçlu olup olmadığı ortaya çıkıyor. Elde suçlanan bir kişi yoksa delil örnekleri DNA verileri arşivleniyor. tleride şüpheli kişiler yakalanırsa arşivdeki örneklerle kıyaslanıyor. istanbul Kriminal Polis Laboratuvan'ndaki Biyolojik Incelemeler Şube Müdürlüğü, cinayet, hırsızlık, yaralama ve tecavüz gibi olaylan aydınlatıyor. Bu bölümde 2001 yılı içinde yaklaşık 1200 DNA incelemesi yapıldı. Kan, kıl, tırnak, ıdrar, deri, kenıik, diş gibi biyolojik deliller üzerinden bilimsel analizler yapıyor. Teknolojinin dayandığı en son noktadaki araçlarla yapılan incelemelerin yüzde 40'ını cinayet, yüzde 30'unu yaralama, yüzde 10'unu da cinsel suçlar oluşturuyor. email: erdalatakc supernoline.com Faks:0 212513 90 98 Emniyetten polise uyarı Mtapçığı ANKARA(ANKA)Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele ve Harekât Daire Başkanlığı, Avrupa Işkenceyi önleme Konıitesi'nin (AİÖK) habersiz ziyaretleriyle karşı karşıya kalabilecek karakol polislerinin bu durumda neler yapması gerektığıni yazı ve karikatürlerle anlatan bir kitapçık bastırdı. Polislerin, bu ziyaretlcr sırasında pot kırmamalan ıçın konuyla ılgili 15 soru ve yanıtın bulunduğu kitapçık, "Avrupa tşkencenin Önlenmesi Komitesi'nin ve /iyaretlerinin Amacı Nedir?" başlığını taşıyor. 20 sayfalık kitapçığın hemen her yerinde AlÖK'nin izın almaksızın tüm cezaevleri, ıslahevleri, karakollarda ve polis birimlerinde inceleme yapabileceği anımsatılıyor. Kıtapçıkta, AİÖK temsilcilerinin gözaltındakilerle baş başa görüşebileceği de anlatılıyor. AlÖKyetkıhlerı,karakola geldiğinde güvenlık gerekçesiyle kendilerini tanıtmalarının istenmcsinın polisin görevi olduğu anımsatılan kıtapçıkta, girişte yapılacak bu kimlik ve güvenlik kontrolünün birkaç dakikadan fazla sürmemesi istendi. Kitapçıkta, görüşme yapılacak şüphelilere güvenlık gerekçesiyle kelepçe takılıp takılmayacağı yönünde polislerin kafasında oluşabilecek soruya da açıklık getirilirken bu konuda da heyetin karar verme yetkisi bulunduğu bildirildi. IR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR Ibrahlm Tatlıses, gündelik yaşamımızın önemli bir parçası, tıpkı Hülya Avşar, Gülben Ergen gibi. Onun aşk ve kavga maceralarını heyecanla izliyoruz. Tatlıses, ülkemizdeki erkek tipinin önde gelen sembollerinden. Sanıyorum, birçok erkeğimizin gönlünde Tatlıses gibi yaşamak yatıyor. Kadınların gönlünde de Tatlıses'in kadınlarından birisi olmak yatıyor mu, onu bilemiyorum. Tatlıses, gazetelerin haberlerine göre (Bazen uydurma haberler de çıktığı için ihtiyatlı yaklaşmak gerek) iki sevgilisi, Ayşegül Yıldız ve Asena'yla birlikte yaşamak istiyormuş. Derya Tuna'dan ayrılmasına neden olan dansöz Asena ise bu ikili ilişkiye razı olmadığı için Tatlıses'le Ayşegül Yıldız'ı, Tatlıses'in villasında basmış. Sen misin basan, Ibo dansöz sevgilisini bir güzel evire çevire dövmüş. Gazetelere yansıyan haber bu. Ertesi gün Ibo, "Biz bir kadını döversek, ertesi gün ortalığa çıkıp yarasız beresiz dolaşamaz" gibi bir söz söyledi. Yani diyor ki, ben kadını birdöv îbrahim Tatlıses ve Kadmlan düm mü, pir döverim, ortalığa çıkacak hali kalmaz. Tatlıses'in geçmişte başka eşlerini ve sevgililerini nasıl dövdüğü fotoğraflarla gazetelere yansıdığı için bu iddiası yabana atılamaz. Peki Ibrahim Tatlıses, Asena'yı dövdü mü, dövmedi mi? Âylar önce ekranlarımızın delikanlı habercisi Reha Muhtar'ın haberlerinde Ibo'nun Asena'yı evire çevire dövdüğünü izlemiştik. Iboonudainkâretmişti. Bu nedenle yine inkâr ediyor olabilir. O zaman Derya Tuna'yla Asena'yı birlikte idare etmek istiyordu, Asena bu çabayı bozan hareketlerde bulunmuştu. ••• Dayak haberlerinin ardından Ibo ile Asena aynı programda buluştular. Asena büyük bir saygıyla Ibo'suna hizmet etmeyi sürdürüyordu. Bu tabloya bakarak dayak yememiştir diyebilir miyiz? Tatlıses'le kadınların ilişkileri üzerine belki sosyolojik biraraştırma bile yapılabilir. Bazı okurlarım, "Başka işin yok mu, Tatlıses üzerine yazıyorsun" diyebilirler. Ancak unutmayalım ki, bu ülkedeki erkeklerin çoğunluğunun temel davranışlarıyla Ibo'nunki arasında ciddi bir paralellik olduğunu kimse yadsıyamaz. Nedir Tatlıses tipi erkeğin temel davranış biçimi: 1. Ekonomik üstünlük bendedir, param çok olduğu için de istediğim kadınla birlikte olabilirim. Evdeki asıl kadın buna itıraz ederse onu da dövebilirim. 2. Erkek, bir kadınla birlikte olmakla yetinemez. Erkeğin doğasındaçok kadınla birlikte olmak eğilimi egemendir. 3. Tatlıses, sert, egemen ve mert erkekliğin sembolüdür. Gerekirse silahını çeker, gerekirse "före"yi uygular ve karşı çıkanı susturur. Yani erkek gibi erkektir. Tatlıses'in bu erkek özelliklerine yenileri de eklenebilir ve zenginleştirilebilir. Ortaya hakiki bir erkek tipi çıkar. • •• Tatlıses tipi erkek, Türkiye'deki bütün yaşamımızı da bir anlamda özetliyor gibi. Tatlıses, bir Türkiye gerçeği. Tatlıses'in kadınları da bir başka boyutu Türkiye'nin... Tatlıseslerden oluşan ülkemiz erkeklerinın kurduğu sistem de Tatlıses'in yaşama felsefesıne benzemiyor mu! "Güçlüyüz, döveriz, itiraz edeni sustururuz" diyor Tatlıses türü erkek. Türkiye'deki sistem de aynı şeyleri söylemiyor mu? Gazetede bir fotoğraf var; Tatlıses'in bir yanına Ayşegül Yıldız oturmuş, öte yanına Asena. Tatlıses bir imparator gibi iki yanına iki kadını almış, yaşamın keyfini çıkarıyor. Hangi kadın sevdiği erkeği başka birkadınla paylaşmak ister? Para ve güç • ••
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog