Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

11 ARALIK 2001 SALI CUMHURİYET SAYFA HABERLER GÜNÜN ADAMI Î5Î1E EKMEK MASliKARAKTERI KARAKTFRSİZLİK OLAN TURHAN SELÇUK DUZYAZI ORHAN BİRGÎT Sarı Zarfları Kesilmişmiş... Cumagünkü "Düz Yazı"da Dr. Osman Durmuş'tan söz ederken kabinenin "Asabı en kolay bozulan bakanlartndan" şeklinde bir tümce kullanmakla doğru bir iş yaptığımı, Sağlık Bakanı'nın butçe görüşmeleri sırasında, icraatını savunurken soluk almadan sarf ettiği sözcükleri okuyunca daha da 1yı anladım. Hele, şu Yalova kaplıcalarını kurucusu olduğu TÜRKSEV'e peşkeş çekme haberını ortaya çıkartan meslektaşlarımı gözden düşürmek amacı ile ortaya attığı ağır suçlamalar? Kendısıne yöneltilen eleştirileri, Sağlık Bakanı olmadan önce bu bakanlıkta bazı gazetecilere sarı zarf içinde ödeme yapılmış olmasına bağlarken umarım Osman Durmuş sahıp olduğu bazı kanıtlara dayanarak konuşmuştur. Yıne umarım, bugünden tezi yok, bu kanıtları ısım isim açıklayacak ve kendisinden önceki sağlık bakanlarının hangı gazetecilere, hangi tarihlerde kaçar para verdığını söyleyerek 2001 yılı sona ermeden yılın bombasını patlatmış olacaktır! Aksı takdirde de... Evet, gazetecilere dağıtılan zarfları renklerıne kadar bilen bir adamın, bu zarfların içine konulan paraların mıktarını da, kimlere verildiğini de bilmemesi ya da söyleyememesinin, onu hangi tür suçlamaların hedefi yapacağını en iyi değerlendirecek kışi yıne Osman Durmuş olacaktır. GÖZLÜKLÜ SAMİ'NÎN HARİKULÂDE KIVIRTMALARI KISIM TEKMİLI BİRDEN Bir hükümet ki... Metroda 'Surdışı' arayışlar OKTAY EKtNCİ Dünya kentleri, otomobile sevdalı karayolu yıkımlarına karşı tarihscl dokularmı "nıetro sayesinde" korıırken Istanbul'dakı lıem karayolu tahrihatından lıem dc imar rantı saldırısından "yeraltında oldukları için kurtulabilen" arkcolojik mirasımı/ı da metro yok edeeek... Bu gerçeğin son "kanıtını" oluştııı an "Şehzadebaşı IVIetn» İs(asyoııu"(!) ka7isında yaijanan son "ka/.ayla"(!) ilgili yazımızdaki "Surdışına çıkın" çağrımız geniij destek göriiyor. (C'ıımhuriyetO.V 12/2001) l'arihi Yarıınada'nın lahrip edilnıediği bir melıo güzergâhı için "hâlâgeç kaknıııadığınr belirtcn Istanbura saygılı ır/manlar, "Plansı/. projcyv şiıııdiye dek hareanan para İstaııbuPdan daha degerli degildir. (...) 2600 yıllık tarihüt'l gcçmiş karşısıııdaki 100 yıllık bir gccikıncnin ardından da bu kısa ve zorunlıı bekleme zaten önem lasımavacak..." şeklindeki görü^lerimize katılıyorlar... îstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ' tarihiyarımadayı delen' projesi alternatifsiz değil Ahmet Ercan'ın 'tomograflsl' Bu görüsü içeren "İstaııburukurtarın" batjhklı yazımı/a, aynı sabah ilk katkı Prof. Dr. Ahmet Krcan'dan geldı... Bu ke/ dc ŞehAadebaşı'ndaki Osmanlı kalınlılaıına loslayaıak duran metro kazısı için .elediyecilcrin, "Biz Prof. Dr. Krcan'ın raporuna uyduk" demeleri üzerine açıklama yapan popüler hocamız, konuyu kavrayabilmemiz için "yeraltının bir tür tomografisiniçıkarıyoruz" dediği çalı.şmalarını ö/.etle söyle anlalıyor: "Bclcdiycnin arke ojeoflzik araştırma istedigi yerlertlen birisi de bu istasyoıı ııoktasıydı... 10 cnı. aralıklaıia yeraltı radar KÖrüntülemesi yaptık. Arkcolojik kalıntı hulunabilecek katnıanın 310 ırTde oldugunu metronun jjeçeceği 25 ııı. dt'riıılikte ise kiillür varlığımn buluıımadığını saptadık. INitckinı bu doğrıılandı vc yüzeyc yakın yerde Osmaıılı, tlalıa altta Roma'yla karşılaştılar..." Mlmarlarıtı önerllerl Istanbul Mctrosu'nda "'AııadoluAvrupa" (tüpgeçi^le) ve "TrakyaTaksiın" bağlanlılannin kurulacağı îjişhancAksaray(Ycnikapı)hattıhenü/onaylanmadan, Korııına Kurulu'nun u/man kurumlardaıı istediği görüşleri için bir konıisyon kuran "IVIimarlarOdası İstanbul Biiyükkent Şubesi" ise rapo runda ö/etle ^unu vurgulamıştı: "2600 yıllık kent geçmişini banndıran ve üç iınparatoıiuğiın ha^kentlik mirasını taşıyan Sııriçi'ndeki metro kazılan, en hassas arkeolojik inceleme ve denetim altında yapılsa bile tarihüel değerler ve korunması gerekli doku ü/.erindeki riskler urtadaıı kalkmayacaktır... Bu risklcrîıı arasında ise tahrihatı ilerde de arttıracak ulaşım ve yoğunluk artışı baskısı gözden ırak tululama/..." Nitekim, konıisyon üyelerinden, yılların plancısı ve mimarı Niyazi Duraııay da bu tehdidi gıdermeyecek olan arkeolojik ara.şlırınalarla vakil kaybedi Imeden "güzergâhın yeniden beliıienıııesini" önermiş ve "metrodan asla vazgeçilmeyecek, ancak tarihscl çekirdegin içinden geçmc inadınııı da terk cdilcccgi bir projcye ivedi başlanması gerektiğini'1' belirtmişti... Aynı komis yondan yılların korumacısı, mimar Besin Çeçcner ise TaksimŞişhaneAksaray arasındaki bir raylı toplu taşım "gereksinmesi" için yeraltı metrosu yerine Tarlabaşı ve Atatürk bulvarlannın sağladığı olanakla "tramvayın" da yeterli bir çözüm olduğunu, hatta tarihi korumanın yani sıra çok daha "ucu/a" mal olacağını "etüt" bile etmi^ti... Çözüm: Tarlhten uzaklaşmak Işte bu değerlendirmelerle, tüp geçiş ve metronun "Marmara KuşağıTaksim/Levent" bağlantıları için Aksaray/Yenıkapı transfer merkeziyle Suriçi'ni çignemek yerine, "Zcytinburnu*1 transfer merkeziyle "Surdışı'ndan" ve HaliçKâğıthane üzerinden Taksim'e ulaşma planımız giderek daha da "hakb" çıkıyor... Sayın Durmuş'un da üyesı bulunduğu 57. hükümet, üstelik birkaç ay önce mevzuatımıza adeta bir kene gibi oturtulmuş bir dizi fonu kaldırdı. Turgut Özal'ın marifetleri arasındaki bu fon sistemi, o fonların bağlı olduğu bakanlara, hem Türkıye Büyük Millet Meclisi'nin hem de Sayıştay'ın denetıminden uzak harcama yapmaları imkânını tanıyordu. Devlette, denetimden uzak tek harcama kasası, kendi özel yasasına göre sadece "örtulü ödenek" olarak bilinir ve onun sarf edilişinden de başbakanlar kendi vicdanlarına karşı sorumludurlar. Dedığım gibi, bu hükümet fon savurganhğını önlerken başbakanın bu yılkı örtulü ödenek için adamakıllı tasarrufa dikkat ettiği de gazetelerde yazılmıştı. Bunu şunun için söylüyorum. Yalova kaplıcaları, 1925 yılında Atatürk'ün isteği ile çıkartılan özel bir yasa ile önce o zamanki statüsü ileBayındırlık Bakanlığı'na bağlı Denizyolları Işletmesi'ne, daha sonra ulaştırma, sağlık, turizm ve tekrar sağlık bakanlıklarına ve son olarak da TURBAN döneminde Başbakanlık'a bağlanıyor. Bütün bu dönemler içerisinde, ya doğrudan doğruya bakanlık bütçelerinin TBMM ve Sayıştay denetımlerınde girdisi çıktısı ele alınıyor ya da Turizm Bankası veya TURBAN işletmeleri nedeniyle yıne Meclils'ın Kamu Iktisadi Teşekkülleri Komisyonu'nda buyuteç altında tutuluyor. Siz Sağlık Bakanı oluncaya kadar bu kaplıcaların işletmesini üstlenmiş bakanlıklarda görev üstlenmiş onca politikacı, o işletmeleri bir vakıf perdesinin arkasına gizlemeyi düşünmüyor. Denetimden uzakta... Şimdi Osman Durmuş'a soralım. Bu düzen ıçindekı bir kamu kurumunu, ya özelleştirir hesabını kitabını TBMM gibı, Sayıştay gibi anayasal organların denetıminden uzak tutarsınız. Ama karşılığında özelleştırme bedeli olarak Hazine'ye yüklü bir para alır, giderleh ile de meşgul olmazsınız. Ya da kalıbına uydurup bir vakıf ile bağlantılı hale getirirsiniz. Üstelik, yazılanlar doğru ise o vakıf işletmesinde kaplıca çalışanlarının ücretlerini Sağlık Bakanlığı butçesinden ödüyorsunuz, işletme kazançlan ise vakfın gelir bölümünde birikiyor! Vakıflar, kendi yasalarına göre önce mütevelli heyetlerine hesap verirler. Aklamalarını o kurullaryapar, Meclis ya da Sayıştay değil. Türkiye'deki bınlerce vakıf arasından sırası gelince de bir Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişi, hesapların usulüne göre tutulup tutulmadığına, zamanı elverdiği oranda bakar. Siz, o bağırıp çağırmalar, meydan okumalar, hatta bu işi yazan gazeteciler için en ağır ve inanıyorum ki dayanaksız suçlamalarla sadece asabınızın yine şıp diye bozulduğunu ortaya koydunuz ama, bir şeyi açıklayamadınız. Kuzum, 1925'ten bu yana özel yasası ile kamunun denetimınde olan bir kaplıca işletmesini niçin kurdurduğunuz bir vakfa devrettinız? Ve de ne hakla sayın bakan? Çünkü ne bugün, partınızin yetkili organının teveccühü ile oturduğunuz Sağlık Bakanlığı ne de Yalova kaplıcalarını yönetmesı ıçın kurduğunuz vakıf, muhterem babanızın çıftliklerı değildir. Sayın bakan, o arada "Basın Konseyi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti "nın çağrısına uyarak, makam koltuğuna oturduğunuz zaman, sarı zarflar içinde ödenen avantalarını kestiğıniz gazetecilerin isimlerini açıklayarak sarf ettiğiniz sözlerin arkasında olduğunuzu göstermeyi umarım unutmazsınız. • Istanbul Metrosu'nun 2600 yıllık kent tarihinin içinden değil "dışından" geçmesi yönündeki uyanlar giderek haklılık kazanıyor... Şimdiki "riskli" uygulama için harcanmış para tstanbul'dan daha değerli değil ve "tarihe toslanarak" yaşanan bcklemeler yerine de Surdışı projesini artık devreye sokmak tek geçerli yol... ^SöğütlüçGşme ıkapı ^Kadıkoy 'iııını ıso ENTERNET /MEHMETSUCU Internet kullanıcılarının en büyük dertlerinden birtanesi de posta kutularına gelen reklarn içerikli elektronik mektuplar. Yaygın adıyla SPAM'ler. Internet Üst Kurulu yaklaşık 1 sene önce bu konuda bir bildirge yayımlamıştı. Özellikle bu günlerde oldukça yaygınlaşan ve kontrol edilemeyen SPAM'lerle ilgili bir bildırgeyı anımsamakta yarar var. Internet'in yaygınlaşmasıyla birlikte ortaya çıkan yeni bir kavram da SPAM, yani "istem dışı alınan elektronik iletiler"dir. SPAM genellikle pazarlama, reklam ve sosyal içerikli olarak büyük kitlelere ulaştırılmak istenen mesajların kullanıcının isteği dışında kendisine intemet ya da cep telefonu gibi teknolojiler aracılığı ile yollanmasına dayanır. SPAM büyük çoğunlukla bireysel ve kurumsal kullanıcıların elektronik posta adreslerinden oluşturulmuş veri tabanlarını bir bedel karşılığı satan kuruluşlar aracılığı ile yaygınlaşmaktadır. Bu tür eylemlerin yarattığı birtakım sakıncalar internet kullanıcılarını rahatsız eder, hatta zarar verir duruma gelmiştir. Bu durum internetten yarar sağlayan tüm çevreler için sakıncalar doğurmaktadır. Bireylerin özgür iradesine müdahale edici, bireysel ve ulusal kaynak israfına yol açıcı olması nedenleri ile, kurulumuz SPAM'in bir kamu suçu oluşturduğunu düşünmektedir. SPAM'in oluşturduğu sakıncaların en aza indirgenmesi ve gelişmekte olan internet kültürüne bu konuda bir etik değer kazandırmak için yapılmakta olan ve yapılacak çalışmalar kurulumuzca desteklenmektedir. SPAM'in yarattığı en temel sakıncalar şunlardır: 1) Kişi ve kuruluşların eposta adresleri, cep telefon numaralarında olduğu gibi kişisel bilgileridir, Bu gibi bilgilerin kişisel izin olmaksızın ticarete konu olması, kişilik haklarına açık bir saldırıdır. 2) SPAM iletileri bireysel internet kullanıcıları için en azından ek maliyet anlamına gelmektedir. Oluşan toplam kayıp ise cıddi bir ulusal kaynak israfına işaret etmektedir. 3) SPAM iletileri yeni gelişmekte olan internet Servis Sağlayıcı kuruluşlarının kaynaklarını da israf etmekte, kullanıcılarına daha iyi servis vermelerini engellemektedir. 4) SPAM yasadışı ürün ve servislerin tanıtımı için de kullanılabilmektedir. Yukarıdaki noktalardan hareketle internetin oluşturduğu özgür iletişim ortamına zarar vermeden, bu özgürlüklerin kişilere zarar vermesini de engelleyecek yöntemlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla aşağıdaki önlemler kurulumuzca önerilmektedir: Kısa vadede yapılması gerekenler: a) Elektronik adres (Eposta, cep telefonu, vb) veri tabanı ti an FO F<D tanh duşmanı metro Halıç'ekurulacak metro köprüsü Alternatlf/Tarlh dostu metro guzergahı önerlsl TakslmLevent metrosu Kaçak Fenbot ıskelesı (Yenıkapı) Alternatıf Ferlbot ıskelesı (Zsytlnburnu) ııııııııııııı ooooo 17., q II < • • ' " " "' • ı DDY (Banliyö hattıMarmaray pro|eslnde metroyla birleşıyor) Tüp geçiş (00Y ve metroyla birieşlyor) SURIÇI Istanbul'un 2600 yıllık kent tarthi merkezl Karasurları (YedikuleHaliç) Faks: 0212 677 07 62 obirgitc ekolay.net mehmet(n cumhuriyet.com.tr SPAM Bildipgesi caretinin engellenmesi bağlamında hukuksal süreçlerin başlatılması. b) SPAM eylemlerinin engellenmesi bağlamında servis sağlayıcı kuruluşlar ve büyük kurumsal kullanıcıların teknik işbirliği yapmaları. Orta/uzun vadede yapılması gerekenler: a) Eposta ve benzer teknolojiler kullanarak reklam, bilgilendirme yapmak isteyen kuruluşlara yönelik düzenlemelerin yapılması. b) Kullanıcı kitlesinin bilinçlendirilmesi. c) örgütlenme çalışmalarının yapılması. ETicaret Yönergesi Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi tarafından 8 Haziran 2000 tarihinde onaylanmış ETicaret Yönergesi (Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi Yönerge No. 2000/31/EC) bilgi toplumu hizmetlerini, özellikle de eticaret hizmetlerini kapsıyor. Üye ülkelerin 17 Ocak 2002 tarihinden önce uyum sağlaması gerektiği bu yönerge, Iç Pazar maddesine uygun olarak hizmet sunucularının kuruldukları üye ülkenin kanunlarına uymaları kaydıyla, internet üzerinden eticaret hizmetlerini diğer uzak mesafeli satış yollarından farklı olarak ve AB sınırları içinde engelsizce sunabilmelerini sağlıyor. Bilgiyi, interneti geniş kitlelere götürmenin yolu Bu soru, konuya paralellik arz edebilecek benzer diğer başarı hikâyeleri incelenerek cevaplandırılabilir. Son dönemdş ülkemizde gelişme gösteren müzik endüstrisi, sinema endüstrisi, özel radyo ve televizyon endüstrisi ve son olarak mobil telefonlar vasıtasıyla iletişim endüstrisi ele alınabilir. Hepsinde de ortak olan bazı temel özellikler vardır. Bunlar: 1. Açık toplum olma yolunda bir gereksinimi cevaplamaktadırlar. 2. Eğlence ile ilgilidirler. , . 3. İletişim ile ilgilidirler. 4. özel sektörün, öncelikle yatırım yapmasıyla yükselişe geçmişlerdir. 5. Kullanması, tüketmesi kolaydır. 6. Her eve girebilmiş, her hane halkını etkileyebilmiştir. Türkiye'de hiçbir aile evine televizyon almış olmak için televizyon almamıştır. Televizyon yayınlarını izleyebilmek için televizyon almıştır. Uzun yıllar bilgisayarın evden içeri girememesinin temelinde yatan sebeplerden birisi de budur. Bilgisayarın ne için alınacağı sorusuna, evin anne ve babasının anlayabileceği bir cevap üretilememiştir. Bu engel önce bilgisayar oyunları ile, şimdi de Internet ile aşılabilmektedir. Belki de evlere bilgisayar ve ardından da İnternetin girmesi sürecindeki en kritik engel, bilgisayar cihazının örneğin bir cep telefonu kadar kolay kullanıma sahip olmamasıdır. Sadece fiziksel görüntüsü bile bu korkuyu çağrıştırabilmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde öncelikle yapılması gereken şey, hane halkını bilgisayara ve internete yakınlaştırmaktır. Bunun için de yapılması gereken tek şey, insanların internete girmelerini gerektirecek bir neden bulmaktır. Bilgisayar ya da Internet erişim f iyatlarının ucuzlaştırılması ya da kısmen sübvanse edilmesi başlangıç için güzel bir adım olsa da ülkemizde sübvansiyonların tembellik yaratması gibi bir kültür gelişmiş olduğundan, başvurulacaksa bile kalıcı olmamasına özen gösterilmelidir. Ayrıca unutulmaması gereken bir konu vardır. O da kişi,bir şeye gereksinim duyduğuna ne kadar inanıyorsa ona sahip olmak için kaynak yaratmak üzere de o kadar yaratıcı olabilmektedir. İnterneti kullanma konusunda ne tür bir gereksinim yaratılabilir? Bu nasıl yapılabilir? Nasıl sorusunun cevabı basittir: Türkçe içerik! Ancak ne tür gereksinim yaratılabilir sorusunun cevabı aslında oldukça zordur. Bu tür bir gereksinim yaratabilmek için yukandaki Maslow Gereksinimleri'ne dönmek ve bunların karşılanmasını sağlamak gerekir. Avrupa Birliği'ndeki ülkeler bu açıdan değerlendirildiğinde çok daha avantajlı bir konumdadır. Eylül 2001 'de ABD'de meydana gelen ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan terör olayından sonra global ekonomi piyasasında ABD doları düşüşe geçmişken ülkemizde dolar aksi bir seyir izledi. Bu da bilgiden ziyade "güven gereksinimi" açısından kalıplaşmış davranışlann toplumumuza hâkimiyetini sürdürmesidir. Eticaretin en önemli özelliği sınır tanımaması. Sınır ötesi mali hizmetlerin bazı engellere tabi tutulmalarına rağmen, eticaret, tüketicinin hizmet sunucu ile dolaysız irtibat kurmasını sağlıyor. Bu kolaylığa rağmen, tüketici, sınır ötesi alışverişte internet kullanımının güvenliğine duyduğu şüpheden ötürü internet üzerinden alışverişe yeterli ilgi göstermemektedir. Avrupa Birliği, tüketici güvenini arttırmak, gerek tüketici, gerekse hizmet sunucularının sınır ötesi alışverişini kolaylaştırmak, berraklaştırmak, düzenlemek ve böylelikle sınır ötesi pazarları iki tarafa da cazip kılmakla bu güveni sağlamayı amaçlıyor. Bu amaçla hazırlanan, ETicaret Yönergesi'nin önemli noktaları şunlardır: 1. Bu yönerge bütün bilgi toplumu hizmetlerini kapsamaktadır. Internet ile bağlantılı olmasına rağmen internet üzerinden gerçekleştirilmemiş hizmetler bu yönerge kapsamına dahil değildir (Örneğin, bir hizmet internet aracıhğıyla tanıtılıyor ve internetle bağlantısız bir yoldan gerçekleştiriliyorsa, bu yönerge sunulan hizmetin sadece tanıtım ayağını kapsar). 2. Bu yönerge sadece idari merkezi ve etkinlik alanı bir üye ülkede bulunan hizmet sunucularına yöneliktir. 3. Diğer AB yasalarının belirlediği, tüketici haklan da dahil olmak üzere, mevcut korumayı değiştiremez. 4. Elektronik Imza Yönergesi'ni tamamlayarak, üye ülkelerin hukuk sistemlerine elektronik imza kolaylığını tanıma zorunluluğu getirir. 5. Üye ülkeler arasındaki işbirliğini genişleterek, hizmetin üretildiği ülkenin etkin denetim mekanizması kurmasını ve hizmetin tüketildiği üye ülkenin ise söz konusu hizmetle ilgili tüm bilgileri elde edebilme hakkının olmasını gerektırir. 6. Yönergenin kapsamı dışında bulunan alanlar, yönergenin eki Annex l'de belirtilmiştir. Genel istisnalar sigorta sektörü ve AB pasaportu olmayan elektronik para kuruluşları gibi alanları içermektedir. 7. Ticaret anlaşmasının tarafları anlaşmanın tabi tutulacağı ulusal yasayı belirleyebilirler. Tercih belirtilmediği durumlarda, hizmetten faydalanan kişinin tüketici olması halinde (profesyonel amaçlı birtüketim olmadığı takdirde), tüketicinin ikamet ettiği ülkenin tüketici haklan da geçerlidir. 8. Tüketici güvenini sağlamlaştırmak, AB sınırları içinde birbirine uyum sağlamış bir yasal duzenleme ile gerçekieştirilebilir. AB Komisyonu bu uyumu kolaylaştırmak için Uzak Mesafeli Mali Hizmetler Yönergesi üstünde çalışmaktadır. Genel uyumu sağlamak, tüketici haklarının daha etkin ve birbirine benzer seviyelerde korunması ve farklı düzenlemelerin karşılıklı tanınması prensiplerine dayalıdır.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog