Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

1 9 HAZİRAN 2000 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA 17 Eğitim hakkını savunmak "Eğitim Hakkını Savunma Komitesi" 9 Mayıs 1996'da kuruldu. O günlerde komitenin tabanını 3 kuruluş oluşturu- yordu. Aradan geçen siire içinde ko- miteyi destekleyen kuruluşlar önce 25e, sonra 33'e, ardından 51 ve 62'ye çıktı. Komite, bu yılki yıllık toplantısı- na 70 kuruluşla girdi. Gelelim 4 yılda komitenin neler yaptığına: "Paralı eğitim, eğitimde özelleştir- me, öğretmen evlehnin satışı, zorunlu din dersleri programının ipta\\, velile- rin örgütlenmesi, eğitimde acil talep- lerin belirienip Milli Eğitim Bakanlığı'na ve kamuoyuna sunulması, laik eğitim, eğitim yöneticilerinin öğretmenler ta- rafından belirienmesi, yabancı dilde eğitime son verilmesi, ders kitaplannın parasız dağıtılması, üniversitede faşist saldınlargıbikonularda bastn açıklama- sı, ilgilileri bilgilendirme ve isteklerde bulunma, ziyaret yoluyla sorunlan an- fatma, imza toplama ve bunlan yay- ma..." Sayılan etkinlikleri gerçekleştiren ko- mitenin bir yıllık harcaması yalnızca 324 milyon 530 bin lira olmuş. Demek ki, iyi işler yapmak için gö- nül vermek yetiyor da artıyor bile... ISIK KANSl Yönsüz 8. PlanCHP MYK üyesi Algan Haca- loğlu, 8. Yıllık Kalkınma Planı üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı ve partisi adına görüşleri- ni açıkladı. Hacaloğlu, 8. planın çarpık hedeflerine değiniyor: Sosyal devletin geriletilmesi- ne devam edilecek: Sosyal fon- lann 2000'de gayri safı milli ha- sıla (GSMH) içinde yüzde 2.5 olan payı 2005'te yüzde 1.7'ye düşürülecek, sağlık hizmetleri özelleştirilecek. Eğitimde özel kesimin yatınm- lanna bel bağlanmış: 2000-2005 döneminde kamu kesiminin eği- tim sektörü sabit sermaye yatı- rımlannın yıllık ortalama yüzde 14.6 artması hedef alınırken özel kesim eğitim yatırımları için yıl- lık yüzde 23.5 gibi olağanüstü bir hedef öngörülüyor. Işsizlik temel sorun olacak: 1999'da yüzde 14.2 olan işsiz- lik oranı, 2005'te ancak yüzde 12.1 düzeyine inebilecek. Çiftçi ve esnafa destek sona erecek: Ziraat ve Halk bankala- rının çiftçi, esnaf, sanatkâr, kü- çük sanayi işletmelerine dönük ihtisas bankalarına dönüştürül- meleri yerine, her iki banka da özelleştirilecek ve devletin kü- çük üreticiler, esnaf ve sanatkâr- lara yönelik destekleri tümüyle kaldırılacak. Özelleştirmeye tam gaz: 2005'e değin stratejik nite- likte olanlar dahil KİT'lerin tümü özelleştirilerek tasfiye edilecek. Vergıalınmaya devam: 2000'de yüzde 22.7 olması beklenen ver- gi gelirlerinin GSMH içindeki pa- yı yüzde 22.2'ye indirilecek. Doğu ve Güneydoğu kaderi- neyine terk: Bölgede boşaltılan 3428 köy ve mezradan zorunlu olarak göç eden 400 bini aşkın yurttaşın mağduriyetinin gideril- mesineçözüm getirilmiyor, kay- naköngörülmüyor, GAP'ın gecik- mesinin önü alınmıyor. Konutsuzlara umutyok: Yılda 600 bin olan yıllık yeni konut ih- tiyacı, milyonlarca konutsuzun konut edinme özlemi, kent rant- larından beslenen piyasa güç- lerinin insafına ve takdirine bıra- kılacak. Hacaloğlu, 8. planın "yön duy- gusundanyoksun"olduğunu vur- guluyor ve ekliyor: "Türkiye'nin gerçeklerinden, halkın sorynlanndan kopuk, kay- gan zemine oturtulmuş bu plan ile Türkiye'nin sosyo-ekonomik geleceği yönlendirilemez." Tanm ve Köyişleri Bakanı Hüs- nü Yusuf Gökalp, IMF ve Dünya Bankası güdümlü tanm reformunu savunurken "Tarımda popülizm devri bitti" diyor. TEMA Vakfı Danışmanı Mahir Gürbüz. iktidarın gözü kapalı uy- gulamaya soktuğu IMF ve Dünya Bankası programlanna ilişkin hazır- ladığı raporda çeşitli saptamalar yapıyor: - 2000 yılı hububat destekleme fiyatlan ve tahmin olunan dünya pi- yasa fiyatı arasındaki fark, tahmin edilen dünya CİF piyasa fiyatının yüzde 35'inden fazla olmayacak Tanm reforımı ve çiftçi popiilasyonu şekilde belirlenecek, 200 Vde bu fark daha da azaltılacaktır. Burada ilk sorun, Şikago Borsası'nda orta- ya çıkan dünya fiyatına konu olan hububatın, ileri ülkelerde üstün tek- noloji-düşük maliyet ve yüksek ve- rimle elde edilmiş olması ve Türki- ye'de ise büyük çoğunluğu kuru koşullarda, yetersiz teknoloji ve or- ta verimlilikle üretilmiş bulunması- dır. Koşullan bu ölçüde farklı olan iki üretim ortamının ürününe aynı f\- yatın öngörülmesi, Türkiye hububat üreticisinin haksız rekabet altında bırakılıp tasfiye olmaya yönelmesin- den başka biranlam taşımamakta- dır. - Program gereği 2002 yılında TMO buğday fiyatı açıklamayacak, şekerfabnkaianpancaralımıyapma- yacak, TEKEL ve Çaykur özelleşe- cek ve pamuk, soya ile ayçiçeğin- dekiprim uygulaması sona erdirile- cektir. Mevcut sisteme altematifola- rak getirilen doğrudan gelir deste- ğideaynıyılmınimizeedılecektır. Ya- ni, 2002 yılında tüm ürün destekle- ri kaldınlacak ve tanmsalüretim bü- tünüyle serbest piyasanın, orada gelişmiş uluslararası piyasanın ko- şullanna terk edilecektir. - önerilen 'doğrudan gelir des- teği' yöntemi, uygulama zohuğu, maliyet artışı, amacın dışında kul- lanıma yol açması ve üretimde dü- şüşe neden olması yönleriyle sakın- calıdır. Görüldüğü üzere, Tanm Ba- kanı Gökalp'in savunduğu gibi "ta- nm reformu" ile popülizm devri gerçekten bitecek. Çünkü reform ile çiftçi popülasyonunun köküne kibrit suyu ekilecek. ÇALIŞANLARIN SORULARI/SORUNLARI YILMAZ ŞtPAL SSK Prim Tabanı ve Tavanı (1) Normal İşler Sosyal Güvenlik Reformu Yasası ile Sosyal Sigortalar Yasa- sı'nın "Günlük kazanç sınırları" ile ilgili 78. maddesi de değiş- tirilraiş ve sıgorta primine esas alınan kazançlan belirleyen katsa- yı ve gösterge sistemine son verilmiştir. 1 Ocak 2000'den geçerli olarak "alınacak prim ve verilecek ödeneklerin hesabına esas tutulan günlük kazancın alt sının" günde 4 milyon, ayda 120 milyon, üst smın alt sınınn üç katı tutannda, günde 12 milyon, ayda 360 milyon olarak saptanmıştı.. Aynca, "üst sınırı alt sını- nn beş katına kadar yükseltmeye Bakanlar Knrultı yetkitt*' kılıhmış ve prime esas alt sınır kazancınm Devlet lstatistik Ensti- tüsü'nün verilerine göre belirlenmesi de kararlaştınlmıştı. "Günlük kazanç alt sınırı her yıl ilk olarak Nisan ayında bir önceki yılın Arabk ayı ile ondan önceki yüın Arahk ayına göre Devlet lstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı kadar, ikinci olarak bir önceki yılın gay risafi yurt içi ha- sıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar arttırılarak" belirlen- mesi öngörülmüştü. Yasadaki bu öngörü üzerine, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü Sigorta Primleri Takip ve Tahsilat D. Başkanhğı'nın 24.4.2000 günlü 16 - 216 ek sayıh genelgesiyle sigorta primine esas kazanç sınırlan 1 Nisan 2000'den geçerli olarak yüzde 60 oranında arttınldı. Genelgede hesaplamanın yapılışı açıklanmakta ve sigorta pri- mine esas alt sınır kazancının, 1 Nisan 2000'de ayda 120 milyon liradan yüzde 60 artarak 192 milyon 459 bin liraya, üst sınınn ise 360 milyon liradan yine yüzde 60 artarak 577 milyon 350 bin li- raya yükseldiği belirtilmekteydi. Ancak, 4571 sayıh Yasanın Ek Geçici 2. maddesi ile bu uygu- lamaya son verilmiş ve 1 Nisan 2000'den geçerli olarak sigorta primine esas alt sınır kazancı (taban kazanç) ayda 192 milyon 459 bin liradan, 150 milyon liraya indirilmiştir. Bu kazancın üç katı tutannda hesaplanan prime esas üst sınır kazancı da (tavan ka- zanç) 577 milyon 350 bin liradan, 450 milyon liraya indirilmiştir. Buna göre normal işler (tehlike sınıfı 1 olan) için, 1 Nisan 2000'den geçerli sigorta primine esas kazançlann alt ve üst sınır prim tutarîan: NORMAL İŞLER NİSAN 2000 SSK PRİM TABANI (150.000.000 TL) Sigorta Kolu %1.5İşKaza.veMes.Hast. %11 Hastalık %1 Analık %20Malul.,Yaş.veOlüm %33.5Top.Prim(Aylık) Toplam Prim (Yıllık) Sigortalı 0 7.500.000 0 13.500.000 21.000.000 252.000.000 Işveren 2.250.000 9.000.000 1.500.000 16.500.000 29.250.000 351.000.000 Toplam 2.250.000 16.500.000 1.500.000 30.000.000 50.250.000 603.000.000 NORMAL İŞLER NİSAN 2000 PRİM TAVANI (450.000.000 TL.) Sigorta Kolu %1.5İşKaza.veMes.Hast. %11 Hastalık %1 Analık %20Malul.,Yaş.veÖlüm %33.5 Top. Prim (Aylık) Toplam Prim (Yıiyk) Sigortalı 0 22.500.000 0 40.500.000 63.000.000 756.000.000 işveren 6.750.000 27.000.000 4.500.000 49.500.000 87.750.000 1.053.000,000 Toplam 6.750.000 49.500.000 4.500.000 90.000.000 150.750.000 1.809.000.000 VEFAT Baromuzun 6237 sicil sayısında kayıtlı 1976-1979 döneminde ,._ -Yönetioı Kıınıin üyeliği yapmış çok değerli nipgioiftagım|7 v ^ .-. Avukat T77 ^ T Z : RAİF ERTEM vefat etmıştir. : Aziz meslektaşımızın cenazesi 19.06.2000 Pazartesi günü (bugün) Ataköy 5. Kısım Camıı'nde kılınacak öğle namazını müteakıp Çatalca Fertıat Paşa Mezarhğı'nda defnedilecektır. Merhuma Tann'dan rahmet, kederti ailesine ve meslektaşlanmıza başsağlığı dılerız. İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI SSK'nin öpülmemesi îçin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, SSK üyelerine verilen hizmetlerin bılgisayar ortamına aktanlma- sı, tüm sağlık tesisleri için ortak bir oto- masyon yazılım programı hazırlanması- na ilişkin tasarımı sık sık dile getiriyor. Tasanmın yaşama geçirilmesi, geçen- lerde SSK Yönetim Kurulu'nda ele alın- dı. Eski Bağ-Kur, yeni SSK Genel Müdü- rü llker Başaydm, işveren ve emekli temsilcisinin bulunmadığı toplantıda, apartopar Bağ-Kur'un "danışmanlık ve kontrolörlük hizmeti" alımı sözleşmesi imzaladığı fırma ile anlaşma yapılması kararını oyçokluğu ile kuruldan çıkardı. SSK Yönetim Kurulu'nun Türk-lş üye- si Mahmut Özonur ise, karara muhalif kaldı: "Kurumun danışmanlık ve kontro- lörlük hizmeti satın alması olağan bir du- rumdur. Bu hizmetın bir başka şekilde birbaşka kurumdan çok daha ucuza alın- ması mümkündür. Çünkü, her tühü bil- gisayarhizmeti verebilecek üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşlan bulunmakta- dır. Dolayısıyla teklifalınarak bu hizmetin maliyeti kurum yaranna olacak şekilde düşürülebilir. Nitekim geçmişte kuıymu- muz Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ, TAİ gibi kuruluşlardan bilgısayar hizmeti sa- tın almıştır. Aynca bu konu ile ilgili olarak bir kamu kunıluşu olan HAVELSAN ile de görüşmeleryapılmış ve çok olumlu bir noktaya gelınmışken bu çalışmalar da tu- müyle göz ardı edilmiştir. Bu ve benzeri kamu kuruluşlan varken hizmetin önce- den bellı olan özel şirketten satın alınma- sını doğal karşılamak elbettekı mümkün değildır. ASım-Satım Işlemleri Yönetmeliği'nin 53. maddesine göre, pazarlık usulünde ihalenin nasıl yapılacağı belirtilmektedir. Kimlerden yazılı ya da sözlü teklif alındı- ğı, bu tekliflerin neler olduğu, ihalenin ni- çin belli bir firmaya verilmesinin tercih edildiği belli değildir." SSK'nin "öpülmemesi" konusunda çok duyarlı olduğunu ilerı süren Sayın Yaşar Okuyan'ın karşı oy yazısındaki gö- rüşlere katılacağına inanmak istiyoruz... KİM KİME DUM DUMA BEHÎÇAK behicakfn turk.net H A R B İ SEMÎH POROY semihporoyia yahoo. com BULUT BEBEK NURAYÇtFTçt kur-tanrr»am •nasil evde unubursu noz? MIRMIRLAR UĞUR DURAK TARlHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAN 19 Haziran NAZI OGRETISl OKULLARDA.. 1938 'D£ 8UGÜM, LEHıN A&rAN HSKIMIN ÜSrÜNLUĞUNU eötee /KLE P£ . O TlCA££T, SAfi/AY/ \S£ AUJLTU- Y/4Ç/4M/NC»4 ÖM PZAMÜAyC»/. NAZtLEG. gU OU- Ğ İÇİN İ. OKULLAiep/l SİL£ SÜYÜK PUŞA4AM" Oi-Do£U , YAHUDi ÇOCUAU^e TEfH/K EPİLlYOieOO(SOC- 13 X4f f£ <4L r/ LÜ ' İ AYDINLAMA EMRE KONGAR Yüzyılın Üçüncü Büyük Dönüşümü Yaşanırken Artık sonuna yaklaştığımız Yirminci Yüzyıl, insa- noğlunun gerek teknolojik gerekse siyasal-ide- olojik açıdan büyük atılımlar yaşadığı, büyük dö- nüşümlere tanık olduğu bir yüzyıl oldu. Insanoğlu bu yüzyılda atomu parçaladı, ama onu enerji olarak kullanmanın yanında, hemcinsinin te- pesine bomba olarak da attı. Bu davranışı, insanoğlunun, teknolojik ilerleme- sine koşut bir siyasal-ideolojik olgunluğa erişeme- diğini gösterdi. Uzayın fethine çıktı, aya ayak bastı. Kendi dünyasının sınırlannın dışına çıkan insa- noğlu bu kez, iki düşman kardeşin, ABD ile Sov- yetler Birliği'nin işbiriiğıne tanık oldu. Yüzyılımızın en önemli gelışmeleri hiç kuşkusuz, bilgısayar alanında ve bilgisayann yardımıyla, ileti- şim ve genetik konularında ortaya çıktı. Gelecek yüzyıl bir yandan uzayın fethine, bir yan- dan da ınsanın kendi sırlarını çözmesine ve doğa- yı yönlendirme çabalanna tanık olacak. Dileyelım ki bütün bu gelişmeler, son tahlilde in- san-doğa çelişkisini çözecek biçimde çevrecilik ve insan-insan çelişkisini çözecek bir çerçevede banş çabalanna destefc olsun. Benım bugün üzerinde durmak ıstediğim nokta, Yirminci Yüzyıl'ın tanık olduğu üç büyük siyasal- ideolojik dönüşüm. Birinci büyük dönüşüm. Birinci Dünya Savaşı ile yaşandı. Bu savaş, kozmopolit din ve tarım imparatortuk- larını tasfiye etti ve endüstriyel ulus devletleri dün- ya sahnesinde egemen kıldı. İkinci büyük dönüşüm, İkinci Dünya Savaşı ile yaşandı. Bu savaş, bir yandan ulus-devlet kavramının yanlış bir çizgıde ürettiği aşırı milliyetçi, ırkçı-faşist yönetimleri tasfiye ederken, öte yandan Sovyetler Birliği'nı bir Dünya Gücü olarak siyaset-ideoloji sahnesıne çıkardı ve Soğuk Savaş'ı başlattı. Üçüncü büyük dönüşüm ise 1989da Berlin Duvan'nın yıkılması, 1991 'de eskı Sovyetler Birli- ği'ni oluşturan ülkelerın aralannda yaptıkları bir an- laşma ile Sovyetler Birliği'ni tasfiye etmeleri ve So- ğuk Savaş'ın bitmesı ile başladı. Yirminci Yüzyıl sona ererken. bütün dünya ve Tür- kiye bu dönüşümün, üçüncü büyük dönüşümün sancılannı yaşıyor. 1989-1991 arasında başlayan bu üçüncü dönü- şüm, yanı Soğuk Savaş'ın bitmesi, Türkıye'ye geç yansıdı. Ancak 28 Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, Devlet, Soğuk Savaş'ın bit- tiğini onayladı ve komünızmi birinci tehdit olmak- tan çıkardı. Sevgilı okurlanm, insanlığın, tanma ve dine da- yalı imparatorluklardan, endüstriyel ulus devlet- lere geçmesi ne denli büyük bir dönüşüm ise, So- ğuk Savaş koşullannda biçimlenen bir Dünya'nın ortaya çıkışı ve sonra o Soğuk Savaş Dünyasının yıkılışı da o denli büyük dönüşümleri yansıtıyordu. Yönetimin, toprak sahibi ailelerin ve din adamla- nnın elindşojduğu imparatorluklardan, demokratik hak ve özgürlüklerin geliştiği ve yöneticilerin özgür vatandaşlar tarafından seçildiği devletlerin üretil- mesı hiç de kolay olmadı. Çok kan ve gözyaşı döküldü. Daha sonra, faşist-ırkçı yaklaşımlar da çok can aldı. Soğuk Savaş ise, insanlığı ayırdığı iki kamp için- dekı bütun tutum ve davranışları belirledi. Şimdı Soğuk Savaş da bitti Soğuk Savaş'ın temel kavramı olan antikomü- nizm eksenindeki kurumlaşmalar ve örgütlenmeler anlamlannı yitırdi. Ama toplumlar, oluşması yıllar alan kurumlaşma ve örgütlenmelerden hemen kurtulamıyor, insanlar yıllar içinde gelıştırdıklerı değer yargılannı ve dav- ranış biçımlerını hemen değıştiremiyorlar. işte bugün tüm dünyada yaşanan ama özellikle ülkemızde çok daha belırgin olarak hissedilen kriz- ler, bu büyük dönüşümün yarattığı bunalımlar- dır. MHP-ANAP arasındaki sürtüşmeler de, Ağ- ca'nın affedilerek Türkiye'ye iadesi de aynı bü- yük dönüşüm çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu bunalımlan aşmanın en sağlıklı yolu ise, insan- lığın geleceğine iyi teşhis koymaktan geçecektir. Bu da bir başka yazı konusudur. www.kongar.org B U L M A C A SEDAT YAŞAYAN SOLDANSAĞA: 1 2 1/Halkdilinde ayçıçeğıne ve- rilen ad. 2/ Bir 2 peygamber... Ekrnek parça- . sı. lokma. 3/ "Yeditürlüçi- çek vardır ba- şında Kokar — ile gül kar- makanş"(Ka- 8 racaoğlan)... g Bir cetvel tü- rii. 4/ Işaret... Erkek- liğini gidermek. iğdiş etmek. 5/Bir dilde ye- 2 nısözlerkullanma. 6/ 3 Çoğul ikinci kişi adı- 4 lı... Püskürtü. II Mak- sat... Fazla olarak, üs- telik. 8/ Kıl ve saçla- rın dökülmesi ya da yoklugu. 9/ Yaratıcısı- nın adı bilinmeyen ya- pıt... "Sivas"a gıderken bir vadi var derin / Ben hep gece geçtim ordan / Bir — gibi dibınden ekinlerin" (Cahit Külebi) YIİKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Izmir"in Selçuk ilçesi yakınlannda turistik bir köy. 2/ Mantık... Nâzını Hikmet'in soyadı. 3/ Konya ilin- de bir baraj... Kürkü değerl1 bir yaban kedisi. 4/ Çal- gı ağizlıgı vepıstonu olan. boyundan geçirilerek tu- tulan üflemeli bakır çalgı. 5/ Sıyah, sert ve ağır bir tahta... Çemberin çevresının çapına oranını göste- ren sayı 6/ At eg>timine ve bu eğitimin yapıldığı yere venlen ad... Alevı-Bektaşi törenlerİBe verilen ad. II Hayvanlara vurulan damga... Muğla"nın bir ılçesı. 8/ Türlü nedenlerle başanlı olamayan kim- se. Okyanusların çok derin kesimlerine verilen ad. 9/ AntaKa nın Kaş ılçesi açıkJannda arkeolojık bu ada.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog