Bugünden 1930'a 5,502,563 adet makale



Katalog


«
»

1 9 HAZİRAN 2000 PAZARTESt CUMHURİYET SAYFA EKONOMI / ekonomifS cumhuriyet.com.tr 13 DÜNYA EKONOMİSİNE BAKIŞ / ERGINmDizoCm LONDRA ., Yumuşak mı, Sert mi? gergin.demon.co.uk ABD ekonomıs yavaşjıyor. Bu ya- vaşlama bir yumuşak inişle mi, yoksa resesyon senaryosunu da içeren sert bır inişle mi sonuçlana- cak? ABD ekonomisi dünya eko- nornisinin yaklaşık yüzde 25'ine eşrfc çok büyük bir ithalat ve borç- lanma kapasitesi var, dolayısıyla dünya ekonomısinin en güçlü bü- yüme motorlanndan biri. Bu yüz- den bu soru, son ikı haftadır, ma- li pryasalardakı tartışmalar listesi- nin başına doğru istikrariı bir şe- kilde yükseliyor. Yumuşak ve sert Bir ekonominin büyüme evresi- nin sonuna doğru işsizlik azalır, enflasyonist baskılar artmaya, üc- retler yükselmeye başlar. Bu ikisi üretim malıyetlenni arttınr, şirket kârlarına ılışkın beklentileri olum- suz etkılemeye başlar. Bir sure için kârlardaki duşme eğilımı, çesıtli karşı eğilimlerle dengelenır. Örne- ğin tüketici ve şirket kredileri hız- la genişler. Kısa dönemli faizler uzun donemti faiztere göre daha he- la artar. Bır süre sonra şirketler ma- li yükümlülüklenni yerine getırmek- te zorlanmaya başlariar. Bu, bor- Dunyanm en güçlü büyüme motoru oian ABD ekonomisindeki yavaşlama kaygıiandınyor. sadakı beklentilere yansımaya, borsa da ıstikrarını kaybetmeye başlar. Bir nokta- da ekonomık büyüme yavaşlar ve durur, iş devresi yön değiştirir, hızla gerilemeye dönüşür. Bu yüzden hükümetler, artık da- ha çok da merkez bankaları, ekonomi tehlikeli bir duzeyde tsınmaya başlama- dan önce, pıyasalara, esas olarak faizler yoluyla müdahale edip yatınmı ve tüketi- mi yavaş yavaş daraltrnaya, borsadaki spekülatif köpüğü söndürmeye, böylece ekonominin toparlanma noktasından, şiş- kinliğin yok edileceği, ılımlı bir yavaşlama aşamasına geçmesinı sağlamaya çalışır- lar. Başarırlarsa, ekonomik yavaşlama genel uzun dönemli büyüme trendinin çok fazla altına inmez. Kısa bir süre son- ra da ekonomi tekrar yeni bir toparlanma devresine girebilir. Tabıi bu teorik olarak böyle. Morgan Stanley Dean Witteı J in baş ekonomisti Stephen Roachın ışaret ettiği gibi ger- çekte. bir ekonomiyi, hele yüzde 6 düze- yınde bir büyüme hızına ulaşmış 9 tril- yonluk ABD ekonomisini kontrollü birşe- kilde yavaşlatmaya kalkmak, uzay meki- ğini fırtınalı bir denizde, gece vakti bir uçak gemisine indirmeye çalışmak gibi bir şey. Başarı şansı çok az. Başarılı olabil- mek için büyüme en yüksek noktasına ulaş- madan ve tam gerektiği ölçüde müdaha- le etmek gerekir. Gecikildiği takdirde eko- nomiyi yavaşlatmak için, frene daha güç- lü basmak ve şişkinliği alabilmek için de büyüme trendinin çok altına çekmek ge- rekir. Bu noktada ise resesyon olasılığı, (az bir dört aylık dönemde negatrf buyume hı- zı) artar. Roach, ABD ekonomısinde bu yu- muşak ınışin geçmışte, bın 1960'ların di- ğeri de 1980'lerin sonunda olmak üzere ıki kez denendiğini ama başansızlıkla, sert bir resesyonla sonuçlandığını hatıriatryor (Gtobal Economic Report 02/06). Yavaşlamanın hızı ABO ekonomisinin büyüme heı, 1999'un IV Dört Aylık Dönemi'ne 2000'in I. Dört Aylık Dönemi'nde, yıllıkyüzde 6.8'e ulaş- t. Bu gerçekten de baş döndürucü bir hız. Ancak yılın ikinci yansında büyüme hızı- nın yıllık yüzde 4, yüzde 4.5 düzeyinde ge- rilemesi bekleniyor (Wall Street Joumal 9-10/06). Bu büyüme hızında ciddi bir gerileme ama hâlâ çok yüksek bir oran. Büyüme bu düzeyde kalırsa hatta yüzde 3'e kadar ınse bile ekonominin yumuşak inişi gerçekleştırdiği soylenebılır. Diğerta- raftan, yüzde 6.8'den yüzde 4'lere gen- leme, yavaşlamanın yüksek bır ıvmeyle başladığını da gösteriyor Geçen hafta ekonomik veriler, yavaş- lamanın kesin olarak başladığını gösteri- yor. Nisan ayında yüzde 0.6 gerileyen pe- rakende satışlar, mayıs ayında da yüzde 0.3 düştü. Otomobil satışlanndaki gerile- me ise yüzde 1.3. Inşaat malzemeleri sa- tışları ise yüzde 1.6 düşmüş (The Eco- nomist 17/06). Yeni başlayan bina inşa- atlannda ise gerileme mayıs ayında yüz- de 3.9'a ulaşmış. (CNN Finance 16/06. 17:01 ET) ABD ekonomisi yüksek bir ivmeyle ya- vaşlıyorama, piyasalargenel olarak FED'in dümeni sıkı sıkıya elinde tuttuğuna ina- nıyoriar. Bu yavaşlamayı da gözönüne ala- rak,21 Hazirantoplantısındafaizlenn tek- rar artmasına gerek olmadığını düşünen- ler çoğunlukta (Wall Street Joumal 9/10/06). özetle gozluklerin camları he- nüz tozpembe. Daha bağımsız bir bakış, FED'e ekonominin yeterince yavaşlama- dığını düşündürecek bir seri veriyi kolay- lıkla fark edebilir. Ömeğin genel olarak emek piyasası çok sıkışık. Girdi maliyet- leri artmaya devam ediyor. The Econo- misf in hazırladığı global mal fiyatlan en- deksine bakınca, geçen yıla göre sanayi mallannın fıyatlarının dolar bazında yüz- de 4.9, metal fıyatlarının ise yüzde 16.6 artmış olduğu göruluyor. Altın da geçen yıla göre yuzde 11.7 daha pahalı. Kuzey Denizı Brent petrolünün fıyatı bir önceki yıldan yüzde 87 daha yüksek. Morgan Stanley Dean Witter petrol ekonomist- leri petrolde fıyat artışının devam edebi- leceğini ve bu temel girdinin varil fiyatını önümüzdeki yıl içinde 35-40 dola- ra yükseltebileceğini söylüyorlar (Global Report 16/06). Bu dınamıklerin hemen hepsinin Dow Jones'un cuma günkü ani ve şiddetli düşüşünde rol oynadığını, böytece de düşüşün gelecekte ya- şanabilecekleraçısından önemli bir örnek oluşturduğunu söylemek mümkün. CNN, Bloomberg ve Wall Street Journal yazarlannın yorumlarına göre, cuma günü ya- şanan sert duşuşün arkasında bü- yük şirket kârlannda belirmeye başlayan gerilemelerle (David Runk: WSJ) banka sektöründe his- sedilmeye başlayan batık alacak- lar riski sorununa ilişkin endişelervar (Nick Otivari: Bloomberg). Legg Mason Wood Walker'ın baş stra- tejıstı Richard Cripps'e göre "Pi- yasa, halkın ekonominin yavaşladı- ğına ilişkin algısıyla tam bir uyum halinde... Yavaşlamadan en çok perakende ve oto sektörü etkilene- cek" (WSJ). 400 mılyon dolariık bir fonu yöneten Bill Rubin de "Piya- salar, potansiyel bir batık alacaklar sorunu olduğuna ışaretediyor. Ban- kalar her türiü işletmeye kredi aç- tılar. Nakit akımı ve gelirier yavaş- lamaya başlayınca bu şirketlerborç- lannı zamanında ödeyemiyohar" diyerek gelişmeleri açıklıyor (Bloomberg). Cu- ma günü, Chase Manhattan, J.P Mor- gan, American Express gibi bankalar- la Xerox gibi dev sanayi şıketlerınin his- selerinde büyük duşuşler gözlendi. Ve kötümser senaryo Eğer ABD'de ekonomik büyüme hızı yüzde 2'nin altına inerse, Avrupa ve As- ya için de kötümser senaryolar gündeme gelebilir. Ömeğin, eğer ABD büyüme hı- zı gelecek yıl yüzde 2 olur, Avrupa'da bü- yüme hızı yüzde 2.75 düzeyinde kalırsa şirket kârları yüzde 5 ile yuzde 14 arasın- da gerileyebilir. ABD'de büyüme yüzde 0 olursa gerileme yüzde 20'ye yükselebilir. Bu ortamda vergi geliıieri düşerken, işsiz- lik tekrar artarken sosyal harcamalan kıs- mak, özelleştirmeleri sürdürmek ve Avru- pa'nın çeşitti bölgeleri arasında ekonomik eşgüdüm gıderek zortaşır (WSJ16/06). Dış ticaret açığı ve artan işsizlik, ABD'de tek- rar siyasi bir soruna dönuşür, Asya ve hatta Latin Amerika ekonomılerinin ABD'ye ithalat yoluyla büyümeyi sürdür- meleri zorlaşır, durgunluk küresel düzey- de yaygınlaşır. Tüm bunlann gerçekleş- mesi gerekmiyor ama, diyor birçok yorum- cu, şimdiden tedbir almaya başlamakta fayda var. YAKUP KEPENEK ANKARAPAZARI Universite Toplum bu hafta universite konusuy- la ilgileniyor. Çünkü yaklaşık 1,5 milyon genç, dünkü giriş sınavlannda ter dök- tü. Sınav sonuçları, yalnız gençlerin ge- leceklerini belirlemekle kalmıyor, ailele- rinin yaptıklan büyük harcamalann kar- şıltğında ne elde edeceklerinin de gös- tergesi oluyor; haklı olarak, onları da çok ilgilendiriyor. Ancak bu çok kısa süreli ve bireysel ilgilenmeler, soruna çözüm bulunması- nayetmiyor. Universite sorununun bu yazı çerçe- vesinde değinilebilecek iki boyutu var. Birincisi, universite konusuna devletin bakışındaki yanlışlıklar, ikincisi de üni- versitelerin sayı olarak hızla arttınlma- sının yarattığı nrtelik sorunlan. ••• Devlet, özellikle 12 Eylül 1980'den sonra, üniversitelere şaşı bakıyor. YÖK ile başlayan dönemde öğretim eleman- lannın çoğu kez niteliğine bakılmaksızın dağrtılan bilimşel unvanlar; kurumsal yapılanma ve giderek derslerin belirlen- mesine uzanan dışarıdan karışmalar, aslında çok da düzgün işlemeyen uni- versite yapısını iyice yıkıma sürükledi. Aynı yıllarda devlet bir başka büyük yanlış daha yaptı. Universite öğretim üyelerinın maaşlan ile öbür kamu çalı- şanlannın özellikle de savunma veyar- gı alanında görev yapanlann maaşlan ara- sındaki göreli dengeyi yıktı; açıkça bu son ikiliyi kollayan birtutum sergitedi. Os- manh'da bile askeriye, ilmiye ve adliye çalışanlan arasında var olan maaş den- gesi, son yıllarda öğretim üyelerinin za- ranna olarak iyıden lyiye bozuldu. Teme- linden bozuk olan devlet personel reji- mi, eklenen en son yanlışlarla iyice çö- kertıldı. Maaş azlığının doğal sonucu olarak, üniversiteyi bitiren en yetenekli gençler meslek olarak öğretim üyeliğini seçmi- yohar. Göreli yoksullaşma bu paraya bu kadar çalışılır gibi bir büyük yanlışla da destekleniyor. Sonuçta, ünıversite- deyeteneksizliğin ve isteksizliğın ağır bas- tığı bır yapı hızla egemen oluyor. Uzun dönemde toplumsal gelişme açısından asıl büyük sakınca veyıkım budur. Dev- letin maaş politikası en yetenekli birey- leri, yaşamsal bir alana, bilgi üretimi alanına çekemiyor. Yanlışlar burada da sona ermiyor. Bu dönemde kurulan özel vakrf üniversite- lerinde ödenen maaşlar ile devlet üni- versitelerinde çalışanların maaşlan ara- sında belli bir oransal yakınlık da sağ- lanmadı. Devlet ünıversiteleri sürekli ola- rak vakıf üniversitelerine öğretim üyesi veriyor. Bu yetmiyormuş gibi devlet de vakif üniversitelerine bütçeden, bu yıl YÖK etiyte 15,5 trilyon olmak üzere, yar- dım ediyor. Tıpkı KİT konusunda oldu- ğu gibi, ülkeyi yönetenler sanki devte- tin elindeki üniversitelen yok etmek için özel bir çaba harcıyor. - ^ ı Türkiye 199O'lı yıllarda gerekli ön ha- zriıktaryapılmadan universite saytsını hız- la arttırdı. Bugün toplam 81 ilin 42'sin- de universite yok, buralarda da bir-bir- kaç fakülte ya da yüksekokul bulunu- yor. Ancak bu hızlı sayısal artışa koşut birn/te///cse/o;e//şmesağlanabilmişd&- ğildir. Yeni ünıversitelerin sorunu yalnız kütüphane, laboratuvar, bina ve bilgisa- yar olanaklarının yetersizliği değildir. Üniversitelerin en büyük sorunu, nite- likli öğretim üyesi açığıdır. Türkiye, nitelikli öğretmen yetiştirme isini savsakladığı gibi nitelikli öğretim üyesi yetiştirme işinde de bir türtü ku- rumsal düzentemetere yönehniyor. Bu ko- nuda başvurulan yol çok pahalı olan yurtdışında doktora programlandır. Bu programlara gidenlerin başan ve özel- likle de geri dönüşlen oldukça sınıriı kal- maktadır. öğretim üyesi yetiştirme prog- ramlannın ana yapısının ülke içindeki üniversitelere aktanlması gerekmekte- dir. Buna koşut olarak kimi üniversite- lerdeki yetersiz olanaklaria lisansüstü eğitim verilmesinin de önüne geçilme- lidir. ••• Universite bulunmayan illerin tamamı universite istiyor. Bu illerde universite kurulması, ekonomik ve toplumsal ge- lişmenin temel etmeni olarak algılanıyor. Bu anlayış nitelikli öğretim üyesi sağ- landığı ölçüde doğrudur. Universite, sorunlara çözüm arar. Oy- sa bizde, bozuk yapısıyla, universite kendisi sorun oluyor. Universite, ne eği- tim ne de araştırma alanlannda bulun- ması gereken yere bir türiü ulaşamıyor. Toplumun beyinsel işlevleri görülemez oluyor. Bu durum tüm öbür alanlan da olumsuz etkiliyor. Bu nedenle universi- te sorunu en kısa sürede ele alınmalı ve katılımcı bir anlayışla çözüme kavuştu- rulmalıdır. Sorunun öğrenci ve destek persone- li yönleri bir başka yazının konusudur. Burada vurgulanmak istenen, ülkemiz- deki bozuk universite yapısının düzel- tilmesinin zorunlu olduğu ve buna da hû- kümetin öncülük etmesi gerektiğidir. e-posta: yakup@metu.edu.tr Universite sınavına ı I Yüzbinlerce universite adayı, dün aynı problemle karşılaştı: Yeterince iyi hazırlanamamak! Oysa gelecek yıl sınava girecekler için, yepyeni bir üniversiteye hazırlık sistemi var: Ünidersite. 21. yüzyıl teknolojilerini kullanan Ünidersite'ye başvurmak için ise fazla vakit yok. Dünyada ilk kez ve uydudan ! • Erol Altaca Dershaneleri'nin deneyimli ve uzman kadrosu • Uydu üzerinden görüntülü yayımlanan dersler • Dersler, hafta içi her gün 21:00 - 22:50 arası • Yıl sonuna kadar toplam 450 ders • Haftasonları tüm derslerin tekrar yayımı • Görüntülü yayımda - Rehberlik dersleri • Genel deneme ve seviye ölçme sınavları • 24 saat açık 30.000 adetlik soru bankası • E-mail ile özel sorularınıza özel cevaplar • Barracuda uydu anteni sistemi • 800 MHz Veezy Multimedia PC • Yazıcı (Inkjet Printer) ve Tarayıcı (Scanner) • Ücretsiz teslim ve uydu anteni montajı • Ücretsiz ve sınırsız 36 aylık Veezy İnternet Erişimi • Veezy internet Kredi Kartı • 3 yıl üst üste dersleri takip edebilme hakkı Onidersfte'nin ücretitri ayda 64 $ + KDV olarak 36 taksitte ödeyin. o Ostelik İnternet, uydu anteni, g bilgisayar, tarayıcı ve yazıcı * bedava! İ 15 Temmuz'a kadar başvurun. Başvuru sırasına göre yapılacak olan teslimat ve montajda, ön sıralara yerleşin. İlk Ünidersite'lilerden biri de siz olun. ' E R O L A L T A C A www.unidersite.com PROLÂLTACALÂLT mJ D E R S H A ^ E L E R İ L \ M A 0 E Ünidersite Danışma Hattı: 0 8 0 0 2 1 9 0 1 2 0 Başvuru Formunu; Vestel ve Vestelnet bayilerinden alabilir, İnternet adresımızden ındırebılır veya adresınıze gönderilmek üzere danışma hattı telefonumuzdan isteyebilirsiniz. DEJtAR DenizBaıık^
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog