Bugünden 1930'a 5,452,388 adet makale



Katalog


«
»

\ 13ŞUBAT2000PAZAR CUMHURİYEY SAYFA HABERLER Cem, Berlin'e gküyop • ANKARA(Cumhuriyet Bürosu) - Dışişleri Bakanı Ismail Cem, başkonsoloslar toplantısına katılmak için bugün Berlin'e gidiyor. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre 14-15 Şubat'ta yapılacak toplantıda, başkonsolosluklann görevleri ve Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlanna îconsolosluk hizmetlerinin en iyi ve uyumlu şekilde verilmesi için alınması gereken önlemler üzerinde durulacağı kaydedildi. Cem'in, ziyareti sırasında, Federal Almanya Dışişleri Bakanı ve Parlamento Dış llişkiler Komisyonu Başkanı ile görüşmesi bekleniyor. Ataç hakkmda dava açıldı • DtYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) - Son kongresinde Kürdistan kelimesini askeri kanadı ARGK ve siyasi kanadı ERNK'den çıkarma karan alan PKK'nin üst düzey yöneticilerine Diyarbaİcır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde "Kürdistan kurma" iddiasıyla dava üstüne dava açıltyor. Daha önce haklannda idam istemiyle dava açılan PKK'nin üst düzey yöneticilerinden Osman Öcalan, Murat Karayılan, Sait Çürükkaya'mn ardından Halil Ataç'a da aynı gerekçe ile dava açıldı. DiyarbakırDGM'ce hazırlanan iddıaname. sanığın TCY'nin 125'inci maddesi uyannca idam cezasına çarptınlması istendi. Ataç hakkmda gıyabi tutukluluk istendi. Yanlış istRıdam poimkası • AıNKARA(AA)- Memur Sendikalan Konfederasyonu (Memur- Sen) Genel Başkan Yardımcısı Kamil Aydoğan, öğretmenlerin tayin ve nakillerinde yanlış politikalar uygulandığını savundu. Aydoğan, standart kadro uygulamasıyla öğretmenlerin ders yükünün daha da ağırlaştınlacağını belirterek, "Bir yıl içinde batınlan 6 bankada yaşanan kayıp, öğretmenimize 2 bin dolar maaş vermeyi mümkün kılmaktadır. Olkemizin kaynaklan, öğretmenini de memunınu da insanca yaşatacak düzeydedir" dıye belirtti. Cophı tecavüzde Kanıtyok • İSKENDERUN (Cumhuriyet) - Iskenderun Emniyet Müdürlüğü'nde "coplu tecavüz'"e uğradığını öne süren Fatma DenizPolattaş'ın(19) iddiasını inceleyen Iskenderun Memurin Muhakematı Komisyonu, polisler hakkında dava açmaya yeterli kanıt bulunamadığı karannı aldı. 15Arahkl999tarihinde alınan komisyon karan, mağdur avukatı Bülent Akbay'al0Şubat2000 tarihinde tebliğ edildi. Av. Akbay, komisyon karannı Adana İdare Mahkemesi'ne taşıyacaklannı söyledi. Eylemeizin verilmedi • tstanbul Haber Servisi - Şefkat-Der'in, sokaklarda yaşayan insanlann sorunlanna dikkat çekmek için 1 gün süreyle aç kalarak sokakta yaşama eylemi, izinsiz olduğu gerekçesiyle polis tarafından engellendi. Kadıköy İskele Meydanı'ndaki eylem öncesi bir açıklama yapan Şefkat-Der Genel Başkanı Hayrettin Bulan, 100 bini Istanbul'da olmak üzere 1 rnilyon kişinin sokaklarda yaşadığıru belirterek, bu kış Tûrkiye'de 1000 kişinin donarak hayatını kaybettiğini bildirdi. CHP Genel Başkanı Oymen, kayıp silahlar konusunda TBMM'yi göreve çağırdı 'Türldye skandallar iükesi'ANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - CHP Genel Başkanı Altan Oymen, Hizbullah'ın ardından Batman Valiliği'nce usulsüz ola- rak ıthal edilen silahlann gündeme geldiğine dikkat çekerek, "Tûrki- ye'nin skandallar ülkesT durumu- na geldiğinı söyledi. Silah skanda- lıyla ilgili pek çok sorunun yanıt- lanması gerektiğini vurgulayan Öymen, TBMM'yi göreve çağüdı. Parti meclisi (PM) toplan- tısında da ele alınan ko- nuyla ilgili olarak, SHP'nin hükümet ortağı olduğu dönemdeki genel başkanı Murat Karayal- çuı sorulara hedef oldu. Karayalçın, Yılmaz Ateş' in "O dönemde par- ti olarak aüadığunız bir şey oldu mu" sorusuna, "Bırakın bilmeyi. böyle bir şeyi hissetsey dik bile buna izin vermemiz mümkün olabüir miydi" yanıtını verdi. CHP Parti Meclisi (PM) dün Genel Başkan Altan Oymen başkanlı- ğında toplandı. Toplantı. bugün sürdürülmek üzere akşam 19.00'da sona er- di. Aralannda Hasan Feh- mi Güneş, Ertuğrul Gu- nay, Ercan Karakaş ve Etem Cankurtaranın da bulunduğu 10 PM üyesı. cumhurbaşkanlığı seçım- leri ve Hizbullah olaylan konusunda partinin görü- şûnün daha net biçimde ortaya konulması iste- miyle önerge sundu. Cumhurbaşkanlığı se- çimleriyle ilgili olarak, "Anayasa degjşimine kar- ^ çıkmabyız. Demirel ye- ri doldurulamaz olarak gösterilmeve çauşılıyor. Bunu da kabul etmemeli- yiz. Biz bu anayasa deği- şjkKğine karşıyız dive net olarak soylememiz gere- Idr" görüşleri ıletildı. Hizbullah konusunda ise başından beri söylenenle- rin yerinde olduğu, ancak "Devtet birimlerinin Hiz- • CHP parti meclisi toplantısında Batman'daki kayıp silahlar konusu, dönemin Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın'a soruldu. Murat Karayalçın, olayı bilmediğini belirterek "Bırakın bilmeyi, böyle bir şeyi hissetseydik bile buna izin vermemiz mümkün değildi" diye konuşru. buliah örgütünü konıyup koruma- dıgT konusunun üzerine daha faz- la vurguyla gidilmesi gerektiği ifa- de edildi. İki konuyla ilgili olarak PM bildirgesi hazırlamak amacıy- la Öymen başkanlığında bir ko- misyon oluşturuldu. Çalışmalannı dün gece yürüten komisyonun PM bildirgesini bugün açıklaması bek- leniyor. 1994-1996 yıllan arasında Batman Valiliği'nce usulsüz ola- rak ithal edilen silahlar konusu da PM'de gündeme geldi. Söz konu- su dönemde SHP'nin iktidar orta- ğı olması nedeniyle dönemin SHP ÇİZMEDEN YUKARI MUSA KART Genel Başkanı Karayalçın'a soru- laryöneltildi. Karayalçın. "Buko- nuda parti olarak atladığuıuz bir şey oldu mu? O dönemde koalis- yonda etldsiz olduğumuz için mi bugün bu duruma düşüyoruz" so- rusunu yönelten Yılmaz Ateş'e, "Rzimhaberimizolsaydı. böyte bir şeye göz yummamı/ mümkün müydü? Bırakın bilmeyi hissetsey- dikbile böyle bir şey olamazdT ya- nıtını verdi. Mehmet Moğultay tarafın- dan verilen "kongre seçimle- rinde sandık sorumlusu siste- minden mahalle\^ köy sorum- lusu sistemine geçilmesT yö- nündeki tüzük değişikliği önergesi de gündeme alındı ve konuyu görüşmek üzere ayn bir komisyon daha oluşturul- du. Bu komisyon da çalışma- lannın sonuçlannı bugün PM'ye sunacak. Tüzük kurul- tayı ve olağan kurultay tak- vimleri de, PM'de bugün gö- rüşülecek. Öymen, PM'den önce dü- zenlediği basın toplantısında, Hizbullah ile ilgili gelişmele- rin ardından dönemin Batman Valisi Salih Şarman'm silah ithalatı skandalının patladığı- nı belirterek, skandallann her geçen gün biraz daha koyulaş- tığinı söyledi. Öymen, silahla- ra para ödenip ödenmediği, si- lahlann gerçekten Türkıye'ye gelip gelmedıği, geldiyse Hiz- bullah'ın eline geçıp geçmedi- ği yönündeki sorulann aydın- latılması gerektiğini vurgula- dı. Öymen, hükümetin konuy- la ilgili soruşturma başlatma- smın olumlu bir gelişme oldu- ğ«nu, ancak Meclis'in de ko- nuya sahip çıkması gerektiği- ni söyledi. Komisyonlann yet- kilerinin sınırlı olmasmın Uer- leme kaydedilmesini jjüçleş- tirdiğine ışaret eden Oymen, bu yetkilerin genişletilmesi için içtüzük değişikliği yapıl- ması gerektiğini belirtti. Oy- men, "MecKs bu konularla uğ- raşmak yerine kıyak emekli- likle uğraşmaktadır. Medis'i göreve çagırmaya devam edi- yoruz" dedi. CHP PM üyesi Cevdet Selvi, sosyal güvenliğin yara aldığını belirtti "TBMM dikensiz giü bahçİstanbul Haber Servisi - Türki- ye'de örgütlenme ve sendikal hak- lar ile ekonomik, demokratik hak- lann elde edileceği kurumlann ol- madığı belirtildi. CHP Şişli llçe Örgütü'nce dü- zenlenen panelde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve PM üyesi Cevdet SeM, uzun bir geç- mişe sahip sosyal güvenlik yasa tasansı ve uluslararası tahkimin sağ düşünceler ile sermayenin çı- karmak istediği yasalar oldugunu belirterek, "TBMM'de dikensiz gûl bahçesi istendi ve Meclis bu hale getirildi'' dedi. Selvi, millet-. vekılı dokunulmazlığı nedeniyle anayasa değişikliği yapamayan Meclis'in, tahkimle birlikte özel- leştirme uygulamalannda bulun- duğunu anımsattı. Selvi, "empenaBzmin, yaşa- dıgınuz çağa uygulanış şekti" di- ye tanımladığı globalizmin, eme- ğe saygı duymayan, büyük finans kurumlannın egemen olduğu, zenginin daha zengin, fakirin da- ha fakir olduğu bir sistem olduğu- nun altmı çizdi. Selvi, işçinin, me- murun, çiftçinin rahatça örgütle- nip ekonomik, demokratik hakla- nnı elde edeceği kurumlann ol- madığmı kaydetti. IMF'nin Tür- • ..« i.-'.i CÖZÜM StÇfcNtKl tRI PWFLLER DİZİS: Panele CHP PM üyesi Cevdet Sehi'nin yaru sıra gazetemiz yazan Şükran Soner de katddı. kiye'de temsilcilik kurma isteği- nin onur kıncı oldugunu belirten Selvi "Hükümetbukadarteslinıi- yetçi olmamalı" dedi. Sosyal Güvenlik Yasa Tasan- sı'nda kıdem tazminatının orta- dan kaldmlıp, işsizlik sigortası- nın getirilmesinin olumsuzlukla- nndan yakınan Selvi, işverenin kıdem tazminatı nedeniyle işten çıkaramadığı çalışanlarını, işsiz- lik sigortası gerekçesiyle işten at- ma yoluna gideceğini ve sendika- lann zayıflatılacağını öne sürdü. Gazetemiz yazan Şükran So- ner ise Hizbullah ve PKK vahşe- tinin ve dünyada yaşanan vahşet- lerin küreselleşme ideolojisinin bir sonucu oldugunu söyledi. Emeğin örgütienmesi Büyük sermayelı şirketlerin birleştiğini anlatan Soner. emeğin örgütlenmesinin gerilediğine dik- kat çekerek "Emekçikr tekel dü- zeyinde değil ama mevcut üyele- riyte bir araya gelmeye çahşryor'" dedi. Tûrkiye'de gerçek sendıka- lı sayısının 750.000 oldugunu kaydeden Soner. "Tûrkiye'de sen- dikacılık,sry asi iktidara ve serma- yeye gebe anlayışta. Sendikal hak- lar var deniyor ama yok. Çünkü gücü, değeri yok" dedi. Yatınm yapılmayan SSK'nin paralı hastane haline dönüştürül- mek istendiğini vurgulayan So- ner, öze) sigortalılan sömüren özel hastane furyasmda, parası olanın tedavi edildiğini, parası ol- mayanın ise ölüme terk edildiğini sövledi. AB ile iliskiler Türkiye pazarlüc etmemeli' tstanbul Haber Servisi - Emeklı Büyükelçi Coşkun lürca, AB'ye tam üyelik ko- nusunda Kopenhag kriterle- rinin kesin şartlar olmadığı- nı, bunlann ıçinin yorumla- narak, müzakereler sonucu doldurulacağını söyledi. Emekli Büyükelçi Nüzhet Kandemir de " Türkiye, adayhğı ile ilgili 12. paragra- nn içini doldurup geregini yapmazsa Davos sürecine benzer bir alabetle karşılaş- mak kaçmılmaz olacakbr" dedi. Galatasaray Topluluğu Işbirliği Kurulu'nca, Galata- saray Lisesi'nde düzenlenen "Helsinld Sonrası Türkiye'' konulu panelde konuşan Kır- ca, Yunanistan'la olan sorun- larda, Türkiye'nin klasik tez- lerinde gerilemediğini, aksi- ne Yunanistan'ın gerilediği- ni savundu. Kırca, "Helsinki karan, Türkiye için önemli başandır. Siyasi konularda AB ile pazarük etmek gerek- mez. Kıbns, Ege. Bat Trak- ya sorunlan aynı masada müzakere edilemez" dedi. IRMIKI AYDIN ENGÎN aenginft doruk.net.tr Eğer yaşamınızın bir kesrtin- de yolunuz mapushaneye düş- müşse, içeride bir ay, birçok ay, bir yıl, birçok yıl kalmışsanız, yi- ne de mapusrıaneden gelen ha- bere duyarsız kalabiliyorsanız kendinizden kuşkulanın. Yaşa- mınıza yön veren değerieri bir kez daha gözden geçirin. Dört duvar arasına tıkılmışlı- ğın boğuntusundan ibaret değil söylediğimiz. İçeride gün sayar- sınız. Gün gelir ve demir kapı açılır, yeniden özgür insanlar arasına kanşırsınız. Geçer gider. 2000 yılı Türkiyesi'nde hüner, dört duvann boğuntusuyla bo- ğuşmak değil sağ kalabilmektir. Mafyaçetelerinin kol gezdiğı, egemenlik kurduğu, hapishane içi haraçla yetinmeyip, dışanda- ki haraç, uyuşturucu, silah, ar- sa ticaretinin "içeriden" cep te- lefonlanyla, hapishane idaresi- nin fakslan ve telefonlan ile yü- rutüldüğünü; mafya ıçi hesap- laşmalann yedi kilrtli demir ka- pılar açılarak, yüzlerce metrelik koridorlar kolayca aşılarak "kuvveden fiile çıkanldığırn" ar- tık sokaktaki çocuklar bile bili- yor. Mapus damında sağ kalabil- rrtek artık bir hüner gerektiriyor. Birdeyürek... Hele siyasi tutukluysanız... Gün geçmez ki siyasi tutuklu koğuşlarından çekilmiş fotoğ- raflar gazete sayfalanna yansır. Örgüt bayraklannın asıldığı, ör- güt sloganlannın duvarlara ya- zıldığı koğuşlar, devlete bir mey- dan okumaymış gibi sergilenir. Siyasi tutukluların "terörist" kimliği özellikle vurgulanır. Oku- yucuda, dinleyicide, seyircide "Eee, bu teröristlerde çok oldu artık. Şuna birçözüm bulunma- lı" yargısı durmaksızın pekiştiri- lir. Terörü hiç tartışmasız reddet- tiği, kimden gelirse gelsin so- runlann çözümünü silah nam- lusunda, zorba güçte arayanla- ra en küçük bir siyasal yakınlık duyulmadığı Tırmık'ta defalar- ca vurgulandı. Ama siyasal mücadelesini te- rör aracılığıyla gerçekleştiren genç delikanlı ve kadınlann da teröristten önce "yurttaş" oldu- ğu, bu ülkenin çocuğu olduğu da bıkıp usanılmadan vurgulan- dı. Devletin bütün yurttaşlanna. bu arada tutuklu ya da hüküm- lü yurttaşlanna, onlar terör su- Tık Hücreye, Yok Et!çundan hüküm giymiş ya da yargılanıyor olsalar bile eşit uzakhkta durmasının bir anaya- sal ödev olduğunun altı defalar- ca çizildi. Gelin şimdi, bir resmi belge- den yapılan şu alıntıyı birlikte okuyalım: "... Teröristler birbirleriyle ha- berleşmemelidir. Çünkü terö- ristler haberleşmediği zaman sudan çıkmış balık gibi ölür. Başka bir ifadeyle teröristi ru- hen ve fikir bakımından besle- yen kaynaklar veya kanallar ke- silip kurutulunca, onun devrim- ci, yaniyıkıcı yanı ölür. Kitle psikolojisi dışına çıkanlan suç- lunun korkak, ürkek, aciz ve za- yıfhalinden istifade edilerek..." Yeter mi? Bu satırlar Adalet Bakanlı- ğı'nın, cezaevi personeli için ya- yımladığı "Cezaew Idaresi Elki- tabı"r\6an aynen alındı. Edebiyata meraklı bir devlet memurunun kalemınden çıkmış bu berbat satırlar sizi ürpertme- dimi? Şaka değil, "devrimci yanı" öldürülmek, sudan çıkmış balı- ğa döndürülmek istenen yurt- taşlardan söz ediliyor. Devlet, yurttaşının "korkak, ürkek, aciz ve zayıf halinden" nasıl istifade edileceğini resmi elkitaplanna taşımakta... Eh, kafa bu kafa olunca, "hücre sistemini" savunmanın önünde de hiçbir ahlaki, hukuk- sal engel kalmaz. Zaten medya kanalıyla siyasi tutuklu koğuşla- rının "devlete kafa tutan"tab\o- su da bol bol sergilenip, kamu- oyu desteği sağlandığından hücre sistemi tek çözüm ve en doğru çözüm olur çıkar. Omründe, bırakın hücreyi, hapishane kapısından geçme- miş "allameler" ahkâm keser, "Tıkarsın hücreye, kalır tek ba- şına. Fesat yuvasını yok eder- sin "der, çıkar işin içinden. Çağ- daş infaz sisteminde, koğuşla hücre arasında, ortak havalan- dırma avlulanna açılan odalar- dan oluşan bir başka çözüm ol- dugunu aklına bile getirmez; za- ten sorunu bu aynntılarda ve bu insancıllıkta tartışmaya da ya- naşmaz. "Hücre sistemi" denen kepa- zeliğin, mutlak bir yalıtılmışlık, tutuklu ya da hükümlünün da- racık bir hücreye ve sadece o hücreye ait daracık bir havalan- dırmayatıkılması anlamına gel- diğini kaç kişi biliyor? Böytesi bir yalıtılmışlıkla yok edilmek, sözcüğün tam anlamıyla "yok edilmek" istenen insanlann, bu ülkenin çocuğu, bu ülkenin yurt- taşı olduklannı ve geri alınmaz anayasal haklarla donanmtşlık- lannı kim tartışıp sorguluyor? Dahası, "oda sistemi, küçük koğuş sistemi" denen ara çö- zümlerin bile, Ulucanlar cankı- nmının kanlı gölgesi üstüne düşmüş cezaevi gerçeğinde ne anlama geldiğini kim sorup sor- guluyor? Küçük koğuşlarda ya da tek kişilik odalarda tutulan hükümlüleri daha kolay katlet- me olanağını kim göz ardı ede- bilir? Cezaevlerine bir hukuk dev- letinin ilke ve kurallannı yerleş- tirmeden "koğuş-küçükkoğuş- oda-hücre" tercihlerini tartış- maya açanlar, Ulucanlar, Buca, Aydın, Sağmalcılarcezaevlerin- deki cankırımlarının hesabını vermeden hapishane reformla- n tezgâhlayanlar, önce ellerinin kanını yıkasın, sonra karşımıza çıksınlar... . . POLİTİKA GU1NLUGU HİKMET ÇETİNKAYA Eski Güneş. - Yann Dünya Sevgililer Günû - Saat kaçtı bilmiyorduk... Bir kent uyumuş uyanmıştı... Hüzünlüydük, umutsuzduk... Bir ince yağmur, duman gibi yayılıyordu. Genç- lik yıllarında ezberlediğimiz Atilla Jozef belki de tren rayları üzerinde yürüyordu... Yüreğimiz bir çocuğun yüreğiydi sanki. Dylan Thomas'ın sabah ışıklan yüzümüze vuruyordu... Sonsuz gözlerin açılması neydi, anlamıyorduk... Bizim için var olan, bir aşk kalabalığının içinde yürümekti... O günün güneşi göğe onun oyluklanndan yük- seldiğinde eski zaman saatleri çalardı... Birsesle irkilirdik... ötesi güneşi, o kıskaç kanın akışını seyreder- dik... Mucize anı bitimsiz bir şimşekti... Kalbi göz-kulak kesilmiş, dudakları çığını yaka- layan sevgililer arardık. Oktay Rifat'ın bulut urba- lanyla dolaşır, toprak galoşlar giyinirdik... Sonbaharın en kanlı yemişi yokluğu, acıyı, hüz- nü düşürdü ellerimize!.. Bak yağmur yağıyor... Serseri martılan kovuyor deniz rüzgân... Biraz Pablo Neruda esiyor hava, biraz da Ce- mal Süreya .. O gece Paris'e yağmur yağıyordu. Fırtınaya an- latılan öpüşler Efrain Huerta'nın aşk ateşine ko- şuyorgibiydi... Saat kaçtı bilmiyorduk... Bir hüznün bulutu sarmıştı bedenimizi, biz ağlı- yorduk... Sesler duyuyorduk aşka, banşa, özgüıiüğe iliş- kin: "Bumumla ayırdım tüyûnü dalganın, Midyenin içi gibi aldım ağzıma; Bulutlann kokusu doldu genzime. Bir salkım üzüm gibi ezdim, dişledim, Tükürdüm aydınlığı. Kanım dışımda Akıyor, kanımda yüzüyorum. Deniz Içimde. Içimde dirilen martılar, Içimde eski güneş çığlık çığlığa." • • • Bak yağmur yağıyor... Sevgi alacakaranlık bağlan çözdüL "Gel, rüzgâra anlatalım öpüşlerimizi, şarkılanmı- zın acı yüreklerine. Aşk ne ateştir, ne mermer. Aşk bana duyduğun acımadır senin, benim sana." Anı, tükenmeyen yorgunluk gibidir... Anı, akıtılmış kan kadar ağır, uykulu... Efrain Huerta böyle söyler!.. Anı, acımasız uzun bir imge!.. İçinde sönük ışık- lan yok ettiğimiz!.. Kurumuş bir gölge kadar ılık... Acımak, kanatlan kesilmiş, can çekişen bir kuş. Yaşıyoruz uzattığımız o uykusuzluğu... Çocuk- lann, yaşlılann bilmediği bir gecede... Güçlü bir kayrtsızlığı var aşkın, o uysal, o kanlı, o korkunç duruluğun içinde. Gelecek intiharlan yok eden duruluktur. Çamu- run, kann tükenen mınltılarıdır... Yani alacakaranlığın seslerinde kuru bir umut- suzluk!.. Yüreğimiz bir çocuk yüreği olduğu günleri öz- lerken, bizim için var olan aşk daha da alevlendi; mucize anı bitimsiz şimşek sonbahann en kanlı ye- mişi üzerinde çaktı... Biz kör bir uykunun kapısını açıp bütün güver- cinleri salıverdik... Ve gözlerimizin içine baktık: "Öy/e sevdalar vardır, biter biter başlar; Buruk tatlar vardır, ağızda sürüp giden; Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor." • • • Pınl pınl yanan bir kayanın üstünde Robert Des- nos'tan, Necati Cumalı'dan şiirler okuyoruz bir- likte... Bak bulutlar üşümüş olacak ki güneş çıktı!.. Genç ilkbaharın habercisidir güneş!.. Fırtınanın tadı var, diyor Odisseus Elitis gece- ler boyu taşın ve denizin sert düşünde... Octavio Paz, ormanda yitip giden saçlannı an- latryor, dudaklann, öpüşlerifi, aşkın o ölümsüz ya- lın unutuşunda... Haydi mavi göğsünü göstersin akşam ışığı, o sı- vı karanlığında uykunun!.. Haydi, sonsuz kadın yi- tir kendini, körfezli ve gölgeli koyaklarda... Yum gözlerini, yitir kendini karanlıkta; gözka- paklann kırmızı yapraklar altında... Bırak kendini karanlığa, kendi etinegömül, ken- di yüreğine... Gecenin kızlarıdır yıtdızlar!.. Seviyoruz sizi, ölümlerin yaşamı sevişi gibi!.. hikmet.cetinkaya(acumhuriyet.com.tr Faks numaramız: 0212/513 90 98 GOZLERIN POYRAZ Cumhurtyet k ı t a p I a r ı HanetÇeMaya Gazeteci-Yazar Hikmet Çetınkaya'nın içindeki firtınalı evrende geliştırdiği, duygu denizinde dainıttıgı yazılan. Bir solukta okunacak, kımi zaman bir nısan yağmuru altında, bazan poyraz yelının soğuk savurganlığında ya da karanlık bir gecenin yalnızlığında yeniden okunacak, yer yer okunacak bır kitap bu kitap Cumhuriyw< Çağ Pazartama A.Ş. Türkocağı Cad. No:39/41 kitap kulûbû (34334)Cağa)oğ!u-lstanbul Tel: (212)514 01 96
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog