Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 10 KASIM 2000 CUMA HABERLER Sismik-2'de sonadoğru • ANKARA (AA)- Devlet Bakanı Edip Safter Gaydalı, MTA Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen tam donanımh Sismik-2 gemisi tedarikine yönelik uluslararası ihaleye ilişkin şartname çalışmalanrun tamamlanma aşamasmda olduğunu söyledi. Gaydalı, Türkiye'nin ihtiyacı bulunan sismik gemi ahmına yöneiik ihalenin yakın tarihte ilan edileceğini belirtti. DPT ve Hazine Müsteşarlığı'nın alım onayı verdiği 25 milyon dolar tutanndaki yeni gemi için, gerekli finansmanın tamamının dış kredilerden karşılanacağını belirten Bakan Gaydalı, en uygun krediyi veren firma grubunun tercih edileceğini vurguladı. Halk Ekmek'te toplusözleşme • Istanbul Haber Servisi - FP Genel Başkanı Recai Kutan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile istanbul Halk Ekmek arasında Büyükşehir Belediyesi'nde dün düzenlenen toplu iş sözleşmesi imza törenine katıldı. Kutan, FP İstanbul Milletvekili Nazlı Ihcak'ın açıkladığı Genelkurmay Başkanlığı belgelerine ilişkin olarak gezetecilerin yönelttiği bir soruya, "Ilıcak hem milletvekili hem gazetecidir. Görüşlerini açıklamak hakkıdır" şeklinde yanıtladı. 2001 bütçesi protesto edildi • tstanbul Haber Servisi-DlSK'ebağh Büro Emekçileri • Sendikası (BES) üyesi bir gnıp defterdarlık çahşanı,2001 MaliYılı Bütçe Yasa Tasansı'nı protesto etti. Adnan Menderes Bulvan'ndaki istanbul Defterdarhğı Kompleksi'nde toplanan yaklaşık 50 kişilik grup sloganJar attı. Kitaplar 1 yıl daha okutulsun' • İstanbul Haber Servisi - Toptan Kitap Dağıtıcılan Demeği (KlT-DAĞ), Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu'ndan stoklarda bulunan kitaplann kullanılması için müfredatı değişen fen ve din kitaplan ile 5 yılhk kullanım süresi dolan kitaplann 1 yıl daha okutulmasını istedi. 509ünde lOOeser • İstanbul Haber Servisi - tstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfıt Gürtuna, toplam maliyeti 500 trilyon lira olan ve 2000 yıh sonuna kadar gerçekleştirilmesi planlanan "50 günde 100 eser" adh pTojeyi tanıttı. Gürtuna yanndan itibaren her gün bir eserin temelinin atılacağını, birinin de açdışının gerçekleştirüeceğini belirtti. Açıklama "Gazetenizin .11.2000 Cuma günkü sayısı 1. sayfasında yer alan, "Özelleştirme Yagmayı Getirdi" başhklı haberde, Sümerbank'ın eski sahibı Hayyam Garipoğlu'nun Antalya Limanrnı Süzer Holding'den aldığı 2 kez belirtilmektedir. Süzer Holding olarak Antalya Limanı ile hiçbir zaman hiçbir şekilde ilişkimiz olmayıp bunun doğal sonucu olarak Hayyam Garipoğlu veya herhangi bir kişi veya kurumla böyle bir tican ilişki söz konusu da olmamıştır." DP, CHP'yi yok etmeadına Atatürk'ün vasiyetine ihaneteden tasartyı TBMM'ye getirdi IŞIKTAN KORKTULAR BIRBAKIMA ATATÜRK'ÜN VASİYETİNE İHANET "•-v olmabahçe Sarayı'nın 71 numa- / 1 ralı odası... Odanın ortasında, du- * -J vara dayalı ceviz oymalı karyola- nın üzerinde beyaz tülden bir cibinlik ası- h. Karyolanın yanında mermer bir masa, masadaki küllükte "ICA." yazılı, ucu yal- dızh son sigarası. Komodininüzerinde mor bir şişe; kolonya şişesi ve 9'u 5 geçe du- ransaat. Bu oda, bugün de. 10 Kasım 1938'de olduğu gibi. MustafaKemal Atatürk, 5 Eylül 1938 Pazartesı günü, üeride ihanet edilip yok sayılabıleceğini aklının ucundan geçirme- diği vasiyetini bu odada yazmıştı. Mustafa Kemal Atatürk ve özellikle vasiyetiyle ilgili yıllar süren araştırmalar yaparak; Afet Inan, Ali Kılıç, Kasım Arar, Celal Bavar, Cevat AbbasGürer, FaikRe- şit Unat, Falih Rıfkı Atay, Hasan Rıza So- yak, HrfnMMetYdkfcdeoğlu, Jbrahim Saf- fet Omay, tsmet tnönü, İsmet Sungurbey, Kemal Tahir Gürsoy, Makbule Atadan, Orhan Cemal Fersoy ve Şükrü Kaya ile ya yüz yüze görüşüp ya da Atatürk'le il- gili yazdıklannı inceleyen Mazhar Leraı- doğlu; 5 Eylül 1938 günkü Dolmabahçe Sarayı'nın 71'inci odasını şöyle anlanr: "Yatakta doğnılup oturmuştu. önü- ne, üstünde yemeklerini yediği tablayı al- mışn. Bir yaprak kâğıda yazryordu. Dkin, kâğıdın sağ üst köşesine bulunduğu yerin adını geçirdL Sonra yıh, ayı, günü beürte- rek tarih atn. Odanın ortasında, duvara dayalı, ceviz oymalı bir karyoladaydı. Yatağm yanın- da bir konıodin vanu. Ayak ucunda bir şezktng,onun karsısında kristal aynah bir dolap yer almışö. Denize bakan pancur- lu pencerenin önünde, mavili Hereke ku- maşıyla kaph koltuklar, kanepeler ve kö- şeye de yasbkh bir sedir yerieştiriknişti. Odanın sofaya açılan iki kapısı arasına bir tuvalet masası, masanın üzerine fos- forlu. dört köşe, büyücek bir saat konul- muştu. Duvarlar mavi üstüne san yaldız- larta boyannuş, irili ufaklı yüdızlar serpiş- tirilmişti. Karyolanın sağ yanında ayak- ta duran adanıa bakıp,' Derhal yazalım. Kapıyı kapa, içeriye kimse girmesin' de- di." 'Bu benlm vaslyetnamemdir' Yazı makinesinden büyük harflerle çık- mış bir başka kâğıda, ara sıra bakarak, ya- vaş yavaş, dikkatle beyaz bir yaprak kâ- ğıda yazıyordu. Karyolanın sağ yanı de- niz tarafiydı. Karyolanın sağ yanında, ayakta duran, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Ha- san Rıza Soyak'tı. Kısacık bir konuşma geçti aralannda: - Yorulduysanız bırakınız. Birkaç saat sonra devam edersiniz. - Hayır.. Hayır.. Başladık bitireBm. El yazısıyla yazdığı vasiyetini bir zar- fa koyup kapattı; sonra başucundaki ko- modinin çekmecesine yerleştirdi. 6 Ekim 1938 Perşembe günü Atatürk, İstanbul 6. Noteri İsmailKumer'e son şek- lini verdiği vasiyetnamesini teslim edip, tutulan zaptın altını imza etti. Tutulan za- bıtta aynen şöyle deniliyordu: "Bugün 6 Teşrinievvel (Ekhn) 1938 sa- at ll'i 10 geçerken, dairemde işle meşgul iken Atatürk'ün beni çağırdığuu tebliğ ettüer. Saraya ghtim. Huzuriannaçıküm. Orada Genel Sekreter Hasan Rıza Soyak üeDr.Neşet Ömer lrdelp hazırolduğu hal- de, Atatürk üstü kapalı ve mühüıiü zar- n bana uzatn ve: "Bu beıum vasiyetnamemdir. Size tes- lim ediyorum, kanuni icabatını icra eder- siniz' dedi. tşbu zapü, huzuıiarmda tanzim ettim, alünı hem Atatürk, hem dehazırbulunan Hasan Rıza So\ ak ile Dr. Neşet Ömer Ir- delp benimle büükte imza ettfler." Hainler, haramzadeler ve yatancılar Tarih: 28 Kasım 1938 Saat: 15.00 Yer: Ankara 3. Sulh Hukuk Hâkimliği duruşma salonu. Küçük duruşma salonunda, Adalet Ba- kanı Hilmi Uran, Dışişleri Bakanı Şük- rü Saracoğlu, İçışleri Bakanı, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, bazı milletvekil- leri ve avukatlar ile Atatürk'ün kızkarde- şi Makbule Boysan yerlerini alıyorlar. Kapıdan girince, salondakilerin ayağa kalkügı Hâkim Osman Selçuk, kısa bır ko- nuşma yapıp Atatürk'ün ölümünden duy- dugu derin acıyı belirterek "Büyük mfl- letimize>«sizecan-ıgönüldentaziyevesay- güarunı sunanm'" diyor. Hâkim Osman Selçuk, cüppesini giye- rek kürsüdeki yerini alıp duruşmayı açı- yor. Atatürk'ün bzkardeşı Makbule Boy- san'ın (Atadan) ifadesını aldıktan sonra Hâkim Selçuk, üzeri mühürlü ve Ata- • Iktidara geldikten tam 28 gün sonra, çıkardığı yasayla, Türkçe okunan ezanı yeniden Arapçaya çevirerek laik cumhuriyet düşmanlanyla şeriat yanlılarına yol veren Demokrat Parti, üç yıl sonra da Mustafa Kemal Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı'nda kendi el yazısıyla kaleme aldığı vasiyetnamesine ihanet eden yasa tasansını TBMM'ye taşıdı. • Tasan, Atatürk'ün CHP'ye bıraktığı bütün menkul ve gayrimenkuller, para, haklar ve alacaklanna el konularak Hazine'ye devredilmesini öngörüyordu. Tasan TBMM'de görüşülürken îsmet tnönü, kürsüden "Bu yasayla, Atatürk'ün vasiyet ve tesis haklan ve tasarruflan ilga olunmaktadır. Tarih kürsüsünden haünizi seyrediyorum... Suçluların telaşı içindesiniz" diyordu. Ankara 3. Sulh Hukuk Hâkimugi'nde 28 Kasım 1938 Pazartesı günü saat 15 sıralannda yapılan duruşmada açılan ve tutanaklara geçirilen Atatürk'ün vasiye- ti aynen şöyledir: Dolmabahçe 5/9/1938 Pazartesi Malik oldugum bütün nukut ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne âtideki şartlarla terk ve vasi- yet ediyorum: 1 - Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gi- bi tş Bankası tarafından nemalandınla- caktır. 2- Her seneki nemadan, bana nispet- leri şerefı mahfuz kaldıkça, yaşadıklan müddetçe, Makbule'ye ayda bm, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ileNebüe'ye şimdiki yü- zer lira verilecektir. 3- Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabı- lecek, aynca para verilecektir. 4- Makbule 'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde ka- Iacakbr. 5- tsmet Inönü'nün çocuklanna yük- sek tahsillerini ikmal içinmuhtaç olacak- lan yardım yapılacaktır. 6- Her sene nemadan mütebakı mik- tar yan yanya, TürkTarihve Dü Kurum- lanna tahsis edilecektir. K. Atatürk Her 10 Kasnn'da Atatürk'ün son nefesiniverdiğiDolmabahçeSarayı'ndaki yatağuun başucunda törenler yapüryor. türk'ün ımzasını taşıyan zarfi açıyor. Zarf- tan, istanbul 6. Noteri Ismail Kunter'in tutup imzaladığı tutanak ile içinde Ata- türk'ün vasiyeti bulunan zarf çıkıyor. Hâkim Selçuk, önce noterin tutanağı- m, sonra zarfi açıp Atatürk'ün kendi el yazısıyla yazdığı bir sayfalık vasiyetini okutup tutanağa geçirtiyor. Ve duruşmada hazır bulunanlanntümü, soluk almadan ve ağlayarak, sesi titreyen Hâkim Selçuk'u dinliyorlar... Atatürk'ün vasiyetnamesinin temelini oluşturan ilk cümlesi şöyledir: "MaKkoMuğum bütün nukut(paraiar) ve hisse senetleriyle Çankaya'daki men- kul ve gayrimenkul emvalimi (mallar) Cumhuriyet Halk Partisi'ne, âtideki (ge- kcekteki) şartlarla terk ve vasiyet ediyo- nun." Birinci madde ile para ve hisse senet- lerinin, eskiden olduğu gibi bundan son- ra da tş Bankası tarafından değerlendi- rilmeye devam olunmasını isteyen; 2,3, 4,5'inci maddelerle de yakınlanna veri- lecekleri beUrleyen Atatürk, vasiyetname- sinin son ve 6. maddesınde aynen şöyle diyor: "Her sene nemadan (geHr arOşından) mütebaki(kalan)miktar yan yanya, Türk TarihveDfl Kurumlarma tahsis edflecek- tir? Atatürk'ün vasiyetnamesinde dikkat çeken en büyük özellik; 1. ve 6. madde- lerin kurumlarla, diğer 2, 3,4 ve 5'inci maddelenn şahıslarla ilgili olmasıdır. Atatürk, şaraslann gelip geçici, ku- rumlann kalıcı ohnalan gerçeğinden ha- reketle; vasiyetini 1 'inci ve 6'ncı madde- ler üzerine oturtmuştur. Fakat... Kurumlara bağlayıp sonsuza kadar sür- mesini amaçlayan birinci ve ikinci mad- delerde belırtilen istekleri; iki aşamada si- linip inkâr edileTek Atatürk'e ve vasiye- tine ihanet edilmiştir. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demok- rat Parti ezici çoğunlukla iktidara geldi. CeblBayar Cumhurbaşkam, Adnan Men- deres de Başbakan oldular. tkn'dara geldikten tam 28 gün sonra, 12 Haziran 1950'de çıkardığı 5665 sayılı ya- sayla, Türkçe okunan ezanı yeniden Arap- çaya çevirerek laik Cumhuriyet düşman- lanyla şeriat yanlılanna yol veren De- mokrat Parti; üç yıl sonra da (1953 yılı Arahk ayının ilk yansında) TBMM'ye bir yasa tasansı gönderdi. 6195 sayılı "CHP'nin Haksız Iktisaplanmn ladesi HakkmdaKanun" tasansı; CHP'nin ma- lik olduğu bütün menkul ve gayrimenkul- leri, para, haklar, alacaklar ve her türlü değerlerine el konularak Hazine'ye dev- redilmesini öngörüyordu. Ana muhalefet CHP'yi yok etmek gö- rüntüsüyle, Atatürk'ün vasiyetine ihanet ve inkân içeren yasa tasansı, TBMM Ge- nel Kurulu'nda 14 Aralık 1953'te görü- şülürken tsmet tnönü söz aldı. tnönü'nün şu sözleri, tarihi TBMM'nin pek çok ya- şamsal kararlar alınan genel kurul salo- nunda yankılandı: "Bu kanun tasansı ruhuyla, memiyle, her türtü usuhı ile anayasaya aykmdn-. Bu tasan hukuk prensiplerme, insan hakla- nna, cumhuriyetin m'banna kasdetmek hareketidir. Bu \-asavia, Atatürk'ün vasiyet v* tesis haklan ve tasarruflan ilga (kaldırmak, yoketmek)ohmmaktadır. Tarih kürsüsün- den haMnizisevTediyorum-Suçhılarm te- laşı içindesiniz— Tamanuvtahukukdışmaçıkmakyotun- da olan bir iktidara karşı son sığınma ye- ri olan Büyük Miltet Mecbsi, adaktsizli- ğm vasıtası haüne getirihnek isteniyor. Isıktan korkuyorsunuz... Sizi, Türk mifletine karşı, baş başa bı- rakıyonız.'' TBMM'den geçen 6196 sayılı yasa 16 Arahk 1953 günü Resmi Gazete'de ya- yımlanıp yürürlüğe girerek Atatürk'ün vasiyetinin birinci maddesi yok sayıldı ve CHP'nin tüm maUanna el konuldu. On yıl peçtHcten sonra 27 Mayıs Devrimi'nden sonra Cumhu- riyet Halk Partisi'nin, 6195 sayılı yasa- nın iptali istemiyle Anayasa Mahkeme- si'ne açtığı dava, söz konusu yasanm ip- taliyle sonuçlandı. Anayasa Mahkemesi'nin 11 Ekim 1963 günlü ve 963/124 sayılı karannda, 'Ata- türk'ün Vasiyetine Dıanet' tarihe şöyle geçiyordu: "Sözü geçenkanun, CHP'nin gerekka- mu idare ve kurumlanndan, gerekse özd kişilerden ve bu arada Atatürk'ten vesa- yetyoluileiktisap ettiğibütünmalları,pa- ra,hakVE alacaklan hiçbir^ n yapmak- stzmvebedeünipeşmödemeksizm toptan Hazine'ye geçirtmekk; mülkiyet hakkı- nı tamanuyla yok eden bir durum yarat- nuş ve Atatürk'ün vasiyetmi iptal etmiş- tir. VasryetvemüDdyetvemirashaklannın tabii sonucu olmak itibanyla, bu hal Anayasa'nm 36 ve 11. maddelerine açık- ça aylanbk teşkfl eder." SÜRECEK SERVER TANtLLİ lOKasımıHaürlanken... Şu satırlan okur musunuz lütfen: "Bu güzel fakathazin manzarayı seyrederken, Ata- türk 'ün son 15 yıllık hayatı bir film gibi gözlerimin önünden geçti. O vakit vicdanımla bir hesaplaş- ma yapmak gereğini duydum. Sağlığında biz bu adama karşı özgürlük ve demokrasi savaşıyapmış- tık. Onun hareketlerinidiktatörce buluyorduk. Çûn- kü o vakit ormanın içindeydik. Ağaçlan görûyor- duk, ama orrnanı bütün büyüklüğü ile göremiyor- duk. Şimdi geçenleh daha aydın görebiliyordum.' Bu satıriar Zekeriya SerteTindir. Istanbul'da Ata- türk'ün cenaze töreninde, Yeni Cami'nin minare- sinden izlediği çarpıcı manzarayı anlattığı yazısın- da dile getirir. Değerii araştırmacımız Yıldız Ser- tel'in, yakınlarda çıkacak olan yeni kitabından, Ba- bam Gazeteci Zekeriya Sertel. Susmayan Adam adh çalışmasından aldım. Içtenlik dolu ve düşündürücü sözler... Zekeriya Sertel'i okuriara tanıtmanın gereği yok. Türk basın ve siyaset tarihinin bu saygın adı, ülke- mizde özgürlük ve demokrasi mücadelesinde unu- tulmaz bir yer tutar. İkinci Dünya Savaşı yıllannda faşizme karşı kalemiyle açtığı ve Tan gazetesinin yakılıp yıkılmasıyla sonuçlanan dev kavga ise hiç unutulmaz. Sonra gidip yad ellerde ömrünü tüke- tecek olan bu insan, Atatürk'ün ölümünün arkasın- dan yukardaki anlamlı satırlan yazarken de sorum- luluğunun bilincindedir. Bir yanda özgürlük ve de- mokrasi mücadelesi varsa, onun yanı sıra Türki- ye'nin uygarlık davası vardır. Işte, özgürlüğün ve demokrasinin gerçekten yerine oturabilmesi için, onlann koşullannı hazırlayan uygartıkdavasınaön- celik tanımış büyük devrimciyi hatırtıyor ve hakkı- nı teslim ediyor. Dürüst ve namuslu bir kalemin tavndır bu. "Ağaçlara takılmadan ormanı görmek": Ama, yalnız Zekeriya Sertel değil, o yıllann bütün solcu- lan bu aydın sorumluluğunu ve dürüstlüğünü gös- termişlerdir. Mücadeleleri, Cumhuriyet ve onun devrimlerine karşı değildi; tersine, o devrimin da- ha da derinlere inmesi, daha da kökleşip yerleş- mesi adınaydı. Cumhuriyet'e içi boş bir kalıp olarak bakmak, son- raki yıllann icadıdır. O sonraki yıllarda bile örneğin birTürkiye Işçi Partisi'nin bütünü gözden uzaktut- mayan tavnnı hatırlamadan edemeyiz. Şimdi, bu titizligi gösteremeyen solculara da rastlıyoruz ki, kah- roluyor insan. Hayır, 1923 Devrimi bir uygarlık tasansı öner- miştir; bu toplumun gideceği ana yönleri belirtmiş- tir. Onlan daha da beiirginleştirip ete-kemiğe bü- ründürecek yerde, gerilere ve oraya buraya sav- rulmak, olsa olsa yürijyüşümüzü geciktirir. O bile, bir fenalıktır topluma; çünkü çağımız, gecikmeyi hiç affetmeyen, daha da affetmeyecek bir çağdır. • Şu üç konu, yeni bir yüzyılın başlannda günde- min başında olmalı: "Sosyal sorun"u çözerek sı- nıflar arasındaki uçurumu kapatmak zorundayız; için- de "Kürt sorunu "nunöa yer aldığı "demokratıkleş- me sorunu"nu bir an önce çözmeliyiz; "laik il- ke'tien asla ödün vermeden, onu özellikle eğitim- de dört dörtlük uygulamalıyız. "Küreselleşme", bütün hızıyla sürüyor, daha da hızlanarak sürecek. Ama işin özüne değil, kabu- ğuna takılıp kalanlara hatırlatmalıyız: Bu olup bi- tende, kapitalizmin büyük sermaye güçlerinin oy- nadıklan rolü gözden ırak tutmamalı; Avrupa Birli- ği derken, çağnldığımız sofra bir 'KurtlarSofrasrdır, ne getirecek ne götürecek iyice hesaplamalıyız. Avrupa Birliği'ne girmek onun yönetimine girmeyi de beraberinde getirebilir ki, bunun bizi sürükleye- ceği badireleri düşünmek bile irkilticidir. Sonra "küreselleşme" demek, sürüklenme de- mek değildir; ulusal kimliğimiz ve değerierimizden fedakârlık edemeyiz. "Bağımsızlık" da onlar arasındadır. Elbette yürüyen çağ, her şeye olduğu gibi ona da yeni bir çerçeve çizecek; ama bağımsızlık or- tadan kalkmayacak. Kalkmamalı da: Işsızliğe son vermeden tutun, bütün sorunlanmızı içerde biz ken- dimiz karara bağlayacağız; onlan, gözü kapalı Brük- sel'deki komisyonlara bıraktığımız an, gitti gider. Bu titizligi gösteremeyen kalemlere rastlıyoruz, hüzün vericidir tavırlan. Hele "tutucu" kanadıyla bir "//- beral akım" var ki evlere şenlik! "Bütün "ü göremiyor, ağaçlara takılıp kalmış hal- de. Ne demeli? Manevi kızı ülkü Adatepe 'Atıı ycışascıych böyle olmazdı 9 İSTANBUL(AA)-Bü- yük Önder Atatürk'ün ölümünün 62. yılında, onu tanıyan ve birlikte zaman geçirenler, Ata ile ilgili duygulannı hüzün ve özlemle dile getirdiler. Atatürk'ün manevi kı- zı Ülkü Adatepe, Ata'nın ölümyıldönürnüolan 10 Kasım'a ilişkin hisleri- ni, u 10 Kasım bana çok aa şeyler hissettiriyor. O ta daimabenimleyaşıyor. Çünkü çokbüyük bir sev- gi kazanmışken onu kay- bettim" sözleriyle anlat- ö. Atatürk yaşasaydı, Tür- kiye'nin durumununbu- gün çok daha farklı ola- cağını vurgulayan Adate- pe, şöyle konuştu: "Onun ölümüyle çok sey değiştL Ata yaşasay- dı böyle olmazdı, bam- başkabirTürkiyeolunlu. Gençleridahabaşka tir- lüyetiştirini.Bu kadar ta- vizvermezdLOyavahgı ohnazdL Doğn çok daha medeni ohırdn." Atatürk'ün manevi kı- zı ve Türkiye'nin ilk ka- dın pilotu Sabiha GAk- çen Atatürk'le ilgili anı- lannı gözyaşı dökerek anlattı. Ilkokuldan itiba- ren Atatürk'ten aynlma- dığını, onun ilgisiyle mes- leğinde başarüı olduğu- nu belirterek "lOKaam'- larda hem çok duygula- nırun hem çok beyecan- bnınnL Eğerbugünayak- ta\-sam.hayatasnnsıkısa- nhnışsam, onun sayesm- dedir. 10 Kasun'lardaki duygulanm sonbahar hüznü gibidir. Bu hüznü anlatabilmek çok zor~" dedi. Sabiha Gokçen son yıllarda ortaya çıkan, Ata'ya karşı olumsuz ta- vırlan kinariigim da be- lirtti. Katay'danaitem Atatürk ile 10 yıl 8 ay birlikte çalışmış, "Cum- lwrlyet'tal5.Yıh''kita- bında emeği olan tarihçi Cemal Kutay da Ata- türk'ün 10 Kasım'larda "bfr anı" olarak haörlan- masını "O'na yapılan ea büyük haksıznk"ve tt ta- lÜKgözyummak'' olarak nitelendirdi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog