Bugünden 1930'a 5,431,491 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 6 OCAK 2000 PERŞEMBE OLAYLtAlt \hj olay.gorus@cumhuriyet.com.tr Acıyı Bal Eylememek... Doç. Dr. Yücel ÇAĞLAR (*) 0 nsanoğlunun davranışsal gele- I neklerinden birisi de, halkımı- zm "acıyı bal eylemek" deyi- miyle dile getirmeye çalıştığı hemen kanıksama, kolaylıkla kabullenme olsa gerek. Daha çok ge- lişmemiş toplumlarda yaygın olan bu olumsuz gelenek, ne yazık ki yurt- taşlanmız arasuıda son derece yay- gın. Ancak, Marmara depremi son- rasında, bu oJumsuzluğun da aşılma- sınayönelik belırtileringündeme gel- diğini gözlemledik. Kuşkusuz, se- vindirici bır gelişme bu ve sevindi- riciliği de bu gelişmenin "dipten ge- len dalga" özelliğinden kaynaklanı- yor. Sürmeli ve çok daha etkin ola- bilecek boyutlar kazanmah. Bu da kanımca, gündemdeki yı- kımlann hem nedenleri ve hem de so- nuçlanyla bütünsellik içinde ve ola- bildiğince çok boyutlu yaklaşımlar- la sorgulanmasını gerektiriyor. Se- vındınci olan birbaşka gelişme de bu doğrultudaki çabalann giderek yay- gınlaşmasr Meslek odalan, gönüllü kuruluşlar ve kimi bilım adamlanmı- zın çabalan ile yurttaşlanmızın da- yanışmacıhğı, bu yönden gerçekten de övgüye değer, sağ olsunlar Bu umut verici gelişmeden hare- ketle, Marmara depremi vb. doğal (!) yıkımlann nedenleri yönünden anlamh olduğuna ınandığım kimi ol- gulann da tartışmaya açılmasında yarar görüyorum. Temel nedenler ne? Marmara depremi çok büyüktû, yurttaşlanmi2 koruyucu önlemleri yeterince bilmiyordu, devletin ilgili birimleri hazırlıkh değildi, etkili kriz yönetimi düzenleri henûz kurulma- mıştı, gerçekçi yerleşme planlan ya- pılmıyor ve yapdabilenler de uygu- lanamıyordu, yapı denetim sistemle- ri iyi işletilemiyordu... Tamam. Peki ama, tûm bunlarm birer sonuç ola- rak da ele alınması gerekmiyor muy- du? Depremin büyüklüğû veri olarak ahnabilecek bir dışsalhk, ama öteki- ler öyle mi? Neden yurttaşlanmız bilgisiz, devletin ilgili birimleri ha- zırlıksız, kriz yönetünleri neden ku- rulmuyor, neden imar planlan vb. belgeler kolaylıkla keyfiliğin, çıkar- cılığın dayanaklan yapılabıliyor? Artık bu türden sorulan sormak ve yanıtlamak gerekiyor. Böylesi bir ça- baya girildiğinde, dahahemen işin ba- şmda, ülkemizdeki ekonomik, top- lumsal, kültûrel ve siyasal yapının temel gerçekleri karşımıza çıkıyor. Kjsaca bu temel gerçeklerden en önemlisi rantpaylaşımı üzerinde du- ralım. Rant paylaşımı kökenli baskılar öylesine boyutlarkazanabiliyorki, bu doğrultuda çeşitli hukuksal düzenle- meler bile yapılabiliyor. Işte 2634 sayılı Turizmi Teşvik, işte 6831 sa- yılı Orman, işte 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalannın Des- teklenmesi, işte 3194 sayılı İmar ya- salan ve işte Tanm Alanlannm Ta- nm Dışı Gaye ile Kullanılmasına Da- ir Yönetmelik... "Daha uygun alter- natif alanlar tespit edilemediği du- rumlarda. sınıftefriki yapdmaksızın ihtiyaca cevap verecek miktariarda- ldyağışabağjı tanm arazilerinin™ ta- nm dışı faaliyetlere tahsis_ n edilme- sine olanak veren bu yönetmelik üze- rinde daha çok durmak gerekiyor. Yönetmeliğin 8. maddesine göre, "a) Konutihtiyacı için belediye ve muca- vir alan sınırlan içindekimevcutyer- leşim alanlanna üave olarak iskâna açümak istenen yerlerde; b) Küçük sanayi siteleri. organize sanayi bölge- leri ve yabancı sermaye ile destekle- nen ihracat ağırhkh ikri teknoloji ya- ünmlan için belediye vemücavir alan smırianiçindevevadışuıdaki alanlar- da; c)Tannısal üretimde kullanjlacak gjrdileri üreten ve tanmsal ürûnleri işlemek suretiyle ithal edflen ûrüole- ri veya ihraç edilecek ürûnleri ürete- cek teşvik belgeli, en az 15 triJyon TL yaörun tutan olan» tesisler için... be- İediye ve mücavir alan sınırlan için- dekiyadadışındaJdalanlarda"lü ve- rimli tanm arazilerinde yapılaşmaya izin verilebilmektedir. Bu hukuksal düzenlemeler yürürlükte iken Yalo- va'da en çok yapının yıkıldığı Hacı- mehmet Ovası ile Gölcük'ün kıyı ke- siminde ve Adapazan'nın sığ taban sulu verimli tanm arazilerindeki ya- pılaşmalara neden şaşılıyor ki... Bu ülkede, anayasanın 135. mad- desiyle kurulmuş kamu kurumu ni- teliğmde çok sayıda meslek örgütüvar. Didiniyorlar, ülkemizdeki gelişmenin her yönüyle dengeli olmasına ve bu doğrultuda planlanmasına, özel ola- rak da doğal sayılan yıkımların ön- lenmesi ve daha az zarara yol açma- snıa katkıda bulunabilmek için. Ama, hayır; egemen sınıflar ve ne yazık ki yalnızca bu sınıflann çıkar- lan doğrultusunda örgütlenen ve et- kinlikte bulunan devlet, bu ulusal teknik gücün gönüllü katkıda bulun- ma çabasını görmezliktenj»elme ina- dını dirençle sürdürüyor. Oyle olma- saydı eğer, ulusal teknik gücümüzü, şimdilerde tartışmaya açılan Yapı De- netimiveSorumluhıkKanuou'nda da dışlama çabasına gırebılırler miydi? Hayır, giremezlerdi: Bu denli acı de- neyimden sonra da bu çabaya giriyor- lar, çünküyapılaşma süreçlerinin ka- mu yaran doğrultusunda yönlendiril- mesinden kaygı duyuyorlar ve bir kesimi hızla büyüyen deprem yar- dım fonlanndan daha büyük pay kap- ma savaşımı içinde. Bu kezacıyı baleylemeyecekler ga- fiba— Öyle görünüyor. Ne var ki, böy- lesi bir toplumsal, ekonomik, kültü- rel ve siyasal yapıda yurttaşlanmızın çoğunlugununbûaşamaya gelebilme- si için zamana ve daha çok da doğ- ru, örgütlü ve kararlı çabalara gerek var. Şimdi öncelikle çözümlenmesi gereken sorun, bu çabalann kimler tarafından, nasıl örgütlenip yönlen- dirileceği sorunudur. Bu da ancak, doğru bilgi ve yak- laşımlarla çözümlenebilecek bir so- rundur. Bir de deyiş yerindeyse, "tek ağacı gönnekten ormanı göreme- mek" dunımuna düşülmemesi gere- kiyor. Marmara depremi sonrasında kimi bilim adamlan ile sivil toplum kuru- luşlannm özverili çabalan, bence, bu sorununnasıl çözümlenebileceği- nin de ipuçlannı açıklıkla ortaya koy- du. Devlete egemen olabilenlerin kaygısı da bu olsa gerek. (*) Kırsal Çevre ve Ormancıhk Sorun- lan Araştırma Derneği-Ankara CHP sonunda kurtuluş yolunu buldu: Dinsiz olmadığını kanıtlamak... Son seçimlerde neden yenilgiye uğramış? Dinsel duygulara saygısız- lıktan!.. öyleyse topluca iftaryemeğine koşma- lı, halka hoş görünmeli!.. Gerçi CHP bunu yıllar önce de yapmıştı. ŞemsettinGünaltay'ın iktidannda imam okul- lan, ilahiyat fakülteleri açarak!.. Sanmıştı ki, 1950 seçiminde bu davranışı oy sağlayacak! Oysa tam tersi olmuş, seçmen bu içtensizliğe inanmamıştı. Şu CHP, nedense birtüriü kendi toşiliğine, ken- di geçmişine yakışmayı bilemez. Ne zaman bir bozguna uğrasa suçu kendinde değil, başka- lannda bulur. Kemalist devrimin ılkelerini gere- ği gibi savunacağına, halkın nabzına şerbet vererek başanya ulaşacağını sanır. Bakın, geçen gün parti yöneticileri, başta genel başkan, genel sekreter, topluca fftar ye- meğine gitmişler. CHP'nin tarihinde, ne Ata- türk, nelnönü, hatta ne de Ecevit dönemle- rinde böyle rftaryemeklerine koşarak yurttaşın gözünü boyamak alışkanlığı görülmemiştir. "Demokratik Cumhuriyet", yani "Ikinci Cum- huriyetçi"^anlayış, hani şu PerapalasOteli'nde toplanıp yeni bir yol arayanlann ucuz politika anlayışına sanlma!.. • . f, -,.- EVET/HAYIR OKTAY AKBAL Bir Savcı, Bip Şehit Babası ve CHP! Genel Sekreter Yardımcısı Yurdagül bakla- yı ağzından kaçtrmış, diyor ki "Gerektiğinde oruç da tutanz, iftar da veririz, namaz da kılanz." Gerektiğinde!... Yani her zaman değil! Oy av- lamak sırası geldiğinde!.. Bu gidişle CHP, Atatürk devrimine bağlı seç- menlerini de elden kaçıracağa benzer. • • • Temel ilkeleri savunan, bir "Müdafaa-i Hu- kuk" dergisi mi kaldı? Bir de "Cumhuriyet"... Bir de bazı dernekler mi?.. Ya CHP, diyeceksi- niz? Onlar, gelecek seçimde ucuz yollardan oy toplayıp birtakım kişileri TBMM'ye sokmak umudunda!.. Oysa Atatürk devrimini savunanlar da var. Meydanlarda, salonlarda, caddelerde topla- nıp her türlü geriliğe karşı direnenler, direnme- ye çağıranlar... İşte bir savcı, adı da, yeri de bel- li bir cumhuriyet savcfâ), Burdur'un Kemer il- çesinin savcısı, Sayın Sanü Gören, gerçek gö- revinin cumhuriyet ilkelerini savunmak olduğu- nu bizlere şu sözlerie anımsatıyor "Sorumluluk sahibi herkese çağnda bulun- makistiyorum: Devlet, ulus veAtatürkdüşman- lanna ne zaman dur denilecek? Gelecek ku- şaklann bizleri lanetle anmasını mı istiyorsu- nuz? Bu ülkenin muhafızı yalnızca Türk Silah- lı Kuvvetleri mi? Irticai ve bölücü hainlere kar- şı diğerkurum ve kunıluşlarne şekilde müca- dele yürütüyoriar? özellikle cumhuriyet sav- cılanmız, başta devrim kanunlan olmak üzere kanuni mücadeleye ne zaman girecekler?" Bu sesleniş hepimize; ama en başta Ata- türk'ün, Inönü'nün partisi CHP'ye değil mi? CHP'nin başındakilere değil mi? İftar yemek- lerine gerektiğinde katılmayı, gerektiğinde na- maz kılmayı, gerektiğinde oruç tutmayı hesap- layarak Faziletlilerle, ANAP'lılarla, MHP'lilerle, DYP'lileıie yanşmaya kalkışan CHP liderlerine değilse kime, kimlere?.. ••• "Müdafaa-i Hukuk" dergisinin son sayısın- da bir şehit babası bizlere sesleniyor: "Neden paralı askeriikkanunu çıkanyortar? Benim oğ- lum da vurulmasa olmaz mıydı? Devletimiz hep zenginin yanında; fakirin yanında kimse yok... Ne yazık ki gariban çocuklan birerbirer gidiyor. Bugün zengin çocuklan, büyüklerin çocuklan nerede askerlikyapıyor? Pekibenim oğlum niye gitti? Bunlar da benim oğlum gi- bi çarpışamaz mıydı?" 2000 yılının ilk günlerinde kendimize sorma- mız gereken bir soru: Türkiye'de demokrasi var mı? "Müdafaa-iHukuk" dergisinde Prof. Çe- tin Yetkin bu soruyu şöyle yanrtlamış: "Bizim halkımız, kendi kendine eziyet ve iş- kence etmektenzevkalan birhalkmıdırki onu ezip bitiren kişilere oy vermektedir?" Demokrasi mi, oligarşi mi?.. Türkiye'nin en köklü partisi CHP bile "gerektiği" için öteki sağcı partilerie dinsel sömürü alanında yanş- maya kalkışırken gel de demokrasiyi ara? İşte bir savcı, bir şehit babası, işte iftar sofralanna koşarak oy alacağını sanan Atatürk'ün par- PENCERE Vedp ile Bakan Ümraniye Cezaevi'nde altı yıldan beri yatan Hediye Aksoy'un gözleri görmüyor, genç kız yü- reğiyle açılıyor doğaya, yaşam güdüsüyle gönlü dopdolu... Hapishane koşullan yaşamasına engel... Göz göre göre ölüme sürükleniyor. Hediye'nin yazdığı mektup bu köşede yayım- landı; ardından arkadaşımız Oral Çalışlar konu- yu ele aldı. Resmi çevrelerden ne bir ses, ne bir nefes... Dilerim ki Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Hediye ile doğrudan ilgilensin. Neden?.. • Herkesin okul sıralannda bellediği ünlü bir öy- küyü anımsatayım: Âdamın haylaz bir oğlu varmış, baba ne denli uğraşsa da çocuktan hayır yok... Sonunda bıkmış baba: - Oğlum, demiş, sen adam olmazsın!.. Çocuk büyümüş, Allah yürü ya kulum deyince 'vezir' olmuş, emir vermiş, görevliler babayı der- dest etmişler, yaka paça huzura çıkarmışlar. Oğlan koltugunda kasılmış: - Baba, sen bana adam olamazsın dedin, ama bak ben vezir oldum. Babanın yanıtını biliyorsunuz: - Oğlum, ben sana vezir olamazsın demedim ki, adam olamazsın dedim. Bakan, vezir demektir. ' ; Koalisyon hükümetinde bakan olan birdizi sol- cu dost var ki gençliklerinden beri çoğunu tanı- nm, çoğu vaktiyle Cumhuriyet'te çalıştı, yazj yaz- dı, Türkiye'deki düzeni eleştirdi... O dostlar şimdi görev başındadniar, içlennde çok değerli olanlan var... Hiçbirine "Ben size vezirolamazsınız demedim, adam olamazsınız dedim" diyecek konumda de- ğilim; ne onlar bunu hak etmişlerdir, ne de benim dilim vanr. Ancak ben bakan olsaydım, Istanbul'da Üm- raniye Cezaevi'nde gözlen gormeyen birgenç kız göz göre göre ölüme sürüklenirken gece yata- ğımda rahat uyuyamazdım. Bizim dostlar uyuyorlar mı?.. Neden sesleri çıkmıyor?.. • Ben inanıyorum ki Avrupa Birliği'ne Helsinki'de girilmez... Istanbul'da Ümraniye Cezaevi'nde Hediye Ak- soy'un koğuşunda girilir... Hiç vakit yitirmeden.., Hemen şimdi. , . .; • İnternet Bankacıhğı'nı bugüne kadar kimler kullanabiliyordu? Cevap basit: Bilgisayarı olanlar. Eh, bundan sonra böyle olmayacak. Çünkü İş Bemkası, İnternet Bankacılığı'nı herkesin kullanımına açıyor. Şimdi İş Bankası'nda 20. yüzyılın son 'ilk'i, Netmatik var. Artık bir İş Bankası kartı ofan herkes (Bankamatik de olur, Kredi Kartı da) bütün bankacılık işlemlerini internet üzerinden çalısan Netmatik'le yapabilecek. Görerek ve de dokunarak! Kolayca. Netmatik logosu olan şubelerimizden birine gelin, İş Bankası'nın yirminci yüzyıldaki son 'ilk'iyle hemen tanışın. T ü r k i y e ' n i n d ü n u , b u g u n u , y a r ı n ı . .
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog