Bugünden 1930'a 5,433,182 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 6 OCAK 2000 PERŞEI 14 KÜLTÜR kultur@cumhuriyet.com.tr Edebiyatımızda ilgi gören yapıtlann 'yeni okur' yetiştirme işlevi, yüzyılın sonunda da sürdü Roman yine gündemdeydi..•FERİDUNAM)AÇ Yüzyılın sonunda romancdığı- mızın görünümüne satır başlany- la defindıkten sonra, 1999 'dan da kısaca söz edebilıriz. 1999'da roman gene gündem- deydi, denılebıbr. Ödülleri, ya- yımlanan romanlar üzenne söz edilmeleri, 'çok satanlar' lıstesi- ne gırmesıyle roman gündemdey- di. Bunun bır başka boyutu da el- bette ki okur katında yaşanılandı. Gene de şunu sormadan edemıyor- duk: Acaba romanmı okuyucusu- nu bulmuştu, okuyucu mu roma- nını? Evet, ügi bu düzeydeydi! 1998"ın son günlennde yayımla- nan Beaiın Adun Kırmıa'nın (Or- han Pamuk), Sevdalinka'nın (Ay- şeKulin) on bınlcrı aşan, hatta yüz bıne ulaşan sanşı. .TaiTteÖlüm'ün (Hıfzı Topuz). İstanbul Bir Ma- saldı'nın (Mario Le\i) okur katın- da ılgı görmesı... Ahmet Aitan'ın öncekı yıl yayımlanan Kıbç Ya- raa Gibi romanının bu yılda art ar- da baskı yapması... Bu buluşma- nın anlamını şöyle mi yorumlamak gerekiyordu: Edebıyatın, özelde de romanın yüzyıldaki gelişmış- liğınin bır göstergesidir. Ya da, evet ya da yazarla okur arasuıda kopanlan bağın kunılmasuıda bir misyon mu üstleniyordu bu ro- mancılar''.. Bu tür yorumlann, so- rulann karşılıklan pek alınmadı, tartışılmadı. lyımserliğunizi sür- dürerek şunu söyleyebiliriz; ro- manın 'yeni okur' yetiştirmedeki ışlev i yüzyılın sonundada sürüyor- du, kirn ne derse desuı! Hangı açıdan bakarsak baka- lun, romana ılgi edebiyata, oku- maya ılgıydı. Yazarlık ise bu- ka- bul görme hanesınde yer alıyordu. Orhan Pamuk'un, yazarlık tavn, duruşu getırdığuıı söylemeliyım. Bu uğraşın serüvenını gösteren, yazarlığın ne tür bu" ış olduğunu sergileyen, bunu da geniş kıüele- re ulaştıran bır tavn vardı. Doğnı bırtavırdı bu, bence! Adından söz ettırebılmek başka bır şey, roma- nın okura yaygın bıçımde ulaş- masını sağlamak başka bır şey- dir.. Her dönem ügi görüyor Edebiyatımızda romana/ roman- cıya dönük bu ilgı geçmiş dönem- lerde de, farklı boyutlarda da ol- sa, yaşandı. Bu- dönem Vaşar Ke- mal InceMemed ile. Fakff Baykıırt \ ılanlaruı Öcö ıle, Kemal Tahir D«let Ana ıle, Eroi Toy İmpara- tor ile, Vedat Turkali Bir Gün Tek Başına ıle sınıgeleştı adeta. Romanın okur katında her dö- nem ılgi gören biryanı var. Bunu, ben, uısarun kendını. ötekinı tanı- ma; başka dünyalan keşfetme, bir de kendısım duygusal/düşünsel yönden eğıtme isteğine bağlıyo- rum. Roman, sanat/edebiyat eğı- timın aynlmaz bırparçasıdır aynı zamanda. tnsammızm buna en çok gereksinme duyduğu yıllar oldu 1990'lar. Romanlarda öne çıkan ta- rih, tarihsel olanı yansıtma.. Özel- likle yakın tarih; 'ben' ve 'öteki' sorunsahnın işlenişi, kimlik ve benlik sorunsallannın gündeme getirilmesi, bireyin varoluşu- nun/duruş yenrun anlammın sor- gulanması.. Romamn okur katın- dakı buluşmasını sağlayan başlı- ca öğeler oiduğunu da ımlemek is- tenm. Bu anlamda yeni bınli yıl- da, romanın yüzyılının sürebüece- ğını düşünüyorum. însani ütop- yalara bıreyin daha çok gereksin- me duyacağı bir yüzyıl var önü- müzde. Roman ıse bunu başara- bilen tek yazınsal türdür. VI./ 1999'da yayımlanan ro- manlan anmaya geçmeden önce ödüllerden söz etmelıyun. Ödül- ler yenı romancılann önünün açıl- masında. okur katuıda kabul gör- mede ışlevseldı gene. Bu anlam- da yayımlanmamış ılk kitaplara venlen ıkı yeni roman ödülü var- dı: Can Yayınlan Ilk Roman Ödü- lü. tnkılap Kitabevı Roman Ödü- lü. llkını Vecdi Çıracıoğiu "Kara Büyûlfi Uyku" romanıyla kazan- dı. Inkılap Kıtabevi ödülünü ise MehmetBatur "Adaımm Davku", Ersan Üldes " Yerli Film" roman- lanyla payiaştılar. Orhan Kemal Roman Armağa- nı "Yağmur Hüznö"yle Ahmet Karcılılar'a. Yunus Nadi Roman Ödülü'de "Kdıç Yarası GibT ıle Ahmet Altan"a verildi. 1990"larda okuraulaşanroman- lann önemli bu- bölümü şunlardı: KölelerveTutkular, (Erhan Bener); "Alo. Harika Hanım Nasılsmız?", (Tank Dursun K.); ._ Ve Sevgili Rozika, (Celal Hafifbilek); Gü- ven, (Vedat Türkalı); Eryazması Rüvalar, (Nazlı Eray); Elkrim- den Su İçsinkr. (Gönül Pultar); Cennetin Arka Bahçesi. (Habıb Bekıaş); İntihar/Zamanımızın Bir Kahranıanı. (Kaan Arslanoğlu); Bin HüzünlüHaz, (Hasan Ali Top- taş); Sağlık EczanesL (Emel Ebcı- oğlu). İstanbul BirMasaldı, (Ma- no Levı); İngiliz: İstanbul Dörtfü- sfi 2. (Hikmet Temel Akarsu); GençiiğinOYakıaMevsuni. (Eren- • Acaba roman mı okuyucusunu bulmuştu, okuyucu mu romanını? Evet, ilgi bu düzeydeydi! 1998'in sonunda yayunlanan Benim Adun Kırmızı'nın (Orhan Pamuk), Sevdalinka'nuı (Ayşe Kulin) on binleri aşan, hatta yüz bine ulaşan satışı.. rrhan Bener, 'Köleler ve Tutkular'da romancıhğının doruk noktasuıa ulaştı. Kaan Arslanoğlu, topluma irdeleyici/ sorgulayıcı bakışuu daha yoğun bir düzeye eriştiriyor, 'Intihar'da. Mario Levi'rün 'istanbul Bir Masaldı' adlı kitabı usta işi bir roman... diz Atasü); Mavi Senfoni, (tlker Özünlü): Kaptan (Öner Yağcı); İkinci Adun, (Tahır Abacı); Gü- vercine Agrt (Gürsel Korat); Sev- dalınka, (Ayşe Kulin); Sevdabydm. (Gönül Ozgül); CMmasavdı Senin deAdm. (NeşeCehiz); BbAşkBI- mecesiniNasdÇözebttrgnK. (Atıl- la Birkiye); UrLokantaa, (Sürey- ya EvTen); Taif te Öiüın, Paris'te Son Osmaniılar, (Hıfzı Topuz); Şehrin Avnalan, (Elif Şafak); Ye- dİDCi. (Halıl Gökhan), ÖJü Kele- beklerin Dansı, (Hüsnü Arkan); Kara Büytilü Uykm, (Vecdı Çıra- cıoğlu), RomantikSalgın. (tbrahim Altun); Masalcı, (Sebahattuı De- mıray); HuDd Bey \v Arkadaşla- n, (Yiğıt Okur), lsmaiL (Reha Ça- muroğiu). 1950 Kuşağı yazarlanndan Er- han Bener'ın, "KöJekr ve Tutku- lar"da romancılığuun doruk nok- tasuıa enştiğıni söyleyebilirim. Bener, birroman dünyası kurarken, bıreyin gerçeklığını dıdiklercesı- ne yansırır. Yasadığı ortam, ilişki- leri bağlanundakı açmazlan, so- runlannın kaynağı.. Bu kez de, in- san'a. onu tutkulannın kölesı ko- numunageuren, ilişkileri trajikleş- tu^n benlik arayışlanna doğVu yü- rür.. '68'li "Hoca" ıle Batur iliş- kisı ekseninde yansıulanlar bu ger- çeklıklerin boyutlannı göstenr bi- ze. Oykû tadında romanlar Dönenun bir başka yazan, Ta- nk Dursun K., öykü tadında ro- manlar yazmaya devam ediyor. "Alo,HarikaHanonNasüsmE?"da kaduı-erkek ılışkısinde yaşanılan ıssızlığı, çölleşmeyi, yalnızlığı an- latır. Kadrn-ericek kahramanın te- lefon konuşmalan üzerine kuru- lan roman, Tank Dursun K.'nın dıyalog ustası yanını sergüer. 0 ko- nuşmalann arkasındaki dünyala- nn yansıtılması ise o ustalığmin bir başka boyutudur.. Duygulu, içli bu- roman.. tnsanı anlamak, an- latmak açıstndan çok şey söyleyen bındir, o. "-VeSevgüRoîika'', '501i yü- larda romana başlayan Cetol Ha- fifbikk"m yayunlanan üçüncü ro- manı. Tutkulann ve aşk kırgınlı- ğınnı yaluı bir biçimde anlatımı.. Bunu 'sanatçı romanı' diye nıte- lemek daha doğYu. 6O'lı yaşlarda- ki bır romancuun yasadığı tutku- lu aşkın savrulmalannı yazıya dö- nüştürmesi.. Yasanılanlarla yazı- lanlann buluştuğu çızgıde yaşam- roman ilişkısıne farklı bir bakış gerirebiliyor, Hafıfbilek.. Haldun Bırkalem'in bitmemış romanuıı yazduan gerçekükiere dönüş.. Aş- kın, tutkulann izlerinde ywüme- nin sa\Tuntusundaki tnsanuı dra- mı.. Geçkınyaş aşkknna toplumun bir kıyısuıdan duyarlı bakış.. Ha- fıfbilek, gerçeklık duygusunu hiç yitinneden başanyla kotanyorbu- nu. Yeni adlar öne çıktı "Elyazması Rüyalar". \azü Eray'm fantastık dünyasına yeni biryolculuk romanı.. Eray, bu kez de düşlerle kendıne yakın duruşu denıyor anlatısında. Yaşam ve ya- zuunbuluşma noktalannda imge- leminınen uç kıyılanna götüriryor okuru.. Ironı, anlatısmın gene baş öğesi. 1980ve '9O'lı yıllar romancılı- ğuruzda yeni adlann öne çıktıgı, roman coğrafyamızuı gıderek zen- guıleştirdığuiı dönem oldu. Emel Ebaogju, 1990 Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazanan ilkromanı"Ku- zey Işıklan" ıle adını duyunnuş- tu. Saglık Eczanesi, onun, önü açık bir romancı olduğunu örnek- leyen bır yapıt. Hem anlatım bi- çemi, hem ele aldığı konunun ış- lenişiyle yıhn üzermde duruüna- sı gereken romanlanndan. Ecza- cı Bediz Erensoy'un, Anadolu'da bir kasabada açtığı eczane nede- niyle, büyük kentten kopup taşra- da yaşamaya başlaması; bu yöre- de yaşadığV tanık olduklan ekse- ninde gelişen roman örgüsü, gide- rek sürükleyıcı bır bo>ııt ahı. Bir yanıyla kasaba gerçeğine bakışı. Komet - 'Hop Hop' -1986, tnval özerine >apboya. Teknıkibi zaman KultürServisi-"Onun resna- nin rakibi,ne doğa,ne de mo- dernUk. Tek bir rakibi var; Zaman" dıyor Ferit Edgü, Komet'in resmini anlatırken. Komet, istanbul ve Ankara'da eşzamanlı buluşuyor sanat severlerie. istanbul'da Garan- ti Sanat Galerisi'nde süren sergi, sanatçının 80'lerin baş- lanndan 90'lann sonlanna dek uzanan çahşmalanndan bir seçkiyi içeriyor. Ankara Helikon Sanat Galerisi'nde- ki sergide ise yalnızca 1999 tarihli resimler yer alıyor. Ocak aymın sonuna kadar sü- recek olan sergileri gezenler, Komet'in masal ve efsanele- re özgü sahnelerini, öykücûk- lerini, düşlerini görecekler. Ferit Edgü, Komet'in sanki karşısındaki tuvale gördügü düşü yazdığını belirtiyor: " Sözcnklerfe değiL Sanki bi- çankrlededeğfl.Varaüp sah- neye firiartığt figürlerle. Ko- met, bu figürierini yarattridan sonra, sanki onlan. ardında mum ışığı yanan küçûk bir perdenin önüne çıkanr. Işığı ardından alan bir perdeye yansrvan gölgegibidir ağaçlar, dağlar, ormanlar, çayıriar." diğer yanıyla da kadın kimliğinin abartıhnadan verilişi ıle başanlı bir roman dünyası kiıruyor, Ebcı- oğlu. Habib Bektaş, "Hamrivanun" romanıyla adun duyurmuştu. Dış- göç olgusunun yansıdığı durum- lan, bu serüvene katılan insania- nn buradakı gerçeklıklenni konu ediniyordu. Çocuk, anlatısında ba- şat öğeydi. Yenı romamnda da öy- le. Bektaş, "Cennetin Arka Bah- çesi"nde Ege'ye dönüyor bu kez. Memo Çalar'ın çocuksu dünyası- na yansıyanlann izlerini, tuticuy- la sevdiği Öykü Abla'nın gerçe- ğini iç ıçe yansıtır. Insani ütopya- nın romanı dıyebilınz, Bektaş'ın romanma. Anlatımı, kurgusuyla başanlı bir roman. Özellikle bir ço- cuğun gözüyle yansıtılanlardakı gerçeklik duygıısu... Edebiyatımızda bir 'yeraib ede- biyan/romanı'ndan söz edilecek- se, Hikmet Temel Akarsu'nun adından söz etmek gerekecektir. Günümüzün yeraln kültürünü, bu- rada yaşanılan ilişkileri, çatışma odağındaki durumlan başanyla anlatan biridir, o. "lstanbul Dört- lösfi"nün ıkmcı kitabı "Ingjfiz", ye- niyüzyılm eşiğindeki tartışmala- ra yenı bir pencere açabilecek bn- romaa Büinmeyendünyalann giz- lerini, buluşma noktalannı, yaşa- nılan ıkılemlenn surükledıği 'işgal' ortamlannı ustalıkla anlatıyor, Akarsu. Kinüiksizieştirme süreci -BinHüzünlü Haz". Hasan Ali Toptaş'ın dördüncüromanı.Çağı- mız insanının trajedisini yazıyor, Toptaş. Kunliksizleştirilme süre- cindeki bireyin romanuıı.. kimsiz kimsesiz, zamandan ve mekân- dan uzak 'noktalar'daki insanın ıssızhğının/silikliğınin romam.. Sessizliğin sese dönüştügü, acı- nm sızıya kestiği, içlenişlerin ke- der ağı örüşünün romanı. Arayı- şın dur durak biuneyen sarkacın- dakı 'kahraman'ın dünyaya/m- sanlığa dönük sozlerinin tedırgın- liğinde süreduran ustalıkh bir an- latı.. Toptaş, hem bıçemiyle, hem anlatımıyla, hem de yansıtmak ıs- tedıği sorunsal ile usta işi bir ro- man sunuyor bıze.. bilincin derin- liklerinde kazınacaklara döndü- rüyor; insanın/ınsanımıan 'ben'lık arayışının labirentlerinde göster- meye çalıştıklanyla, yüzyılın çağ yansımalannı okutmaya çalışıyor. Erendiz Atasü, "Gençüğm O Yakıcı Mevsün"ınde Cumhun- yet'in üçüncü kuşağmdan bır ke- sit alarak, bir dönemı ve ıkıli iliş- kileri anlatmaya çalışır. '68 Kuşa- ğı'nın eylemi, düşünce biçimi, iki- li ilişkileri, neyi başanp neyı ba- şaramadıklan, değişen-de|işme- yen yanlan... Romanın ana örgü- sünde yer yer öne çıkan, yer yer de flu biçımde göstenhneye çalı- şılanlardir. Roman, beş günlük bir ılışkmm yıllarca izını taşıyan Ay- şe Aysu'nun arayışmm, bağlanı- şuım, çözülüşünün öyküsüdür bir bakuna. Atasü, ikili ılışkilere, ka- dmuı konumuna toplumsal çal- kantılı dönemın içinden bakmaya; onun kimlik arayışını yansıtmaya çalışıyor. "fntihar", KaanArdanoğhı nun altıncı romanı. Arslanoğlu, bır dö- nüm noktasının romancısı. 1970'lenn yoğun sıyasi ortamın- dan' 80'lere geçişteki kuşağın ger- çeklığıni yansıtıyor.. yaşanılana tamklığm ötesinde, sorgulayıcı. irdeleyici bir yanı var. Dönem, dö- nem insanının gerçekliğine bakış- ta yaşanılan ortamm gerçekükle- riyle bu-ükte bunlann bıreyin dün- yasındaki yansılannı da vermeye çalışıyor Intihar'da, bu- bakuna, bu sürüklenişin insanı götürdüğü kıyı anlatılıyor. Tutunamayan in- sanın trajedısi, çözülme ve çöküş- Ie yaşanılanlar; bir bakuna da Er- dem'in kişılığinde simgeleşıyor. Arslanoğlu, topluma irdeleyıci/sor- gulayıcı bakışını daha yoğun bır düzeye enştiriyor, Intihar'da. -İstanbul Bir Masakfe", Mano Le\i'nın, üzennden uzuncabu- sü- redirçalıştığı romanı.. Usta işi bu- roman.. Yeryüzücoğrafyasuıa renk katan bır bırikımı sunuyor bıze, Le- vı. Yenn anlamı, kımliğın oluşu- mu, ben 'le Öteki'nin iç içe süregi- den serüveni.. Bir ödeşmerun de- ğil, kaçınılmazJığın romanı deme- liyim buna. Kimlik yansımalan- nın derince anlamını biriktiren, bunu da Türkçede yalın biçimde anlatan Mario Levi; yer yer bellek şokunu yaşatıyor; ammsananlar unutulanlann, bir kıyıda bırakıl- mışlıklann öyküsüyle gelişiyor romanda. Kaçuıılmaz bir sürükle- niş.. O, bu romanıyla unutubnuş tarihı değil, belleğın kapılannı ara- lıyor; bir romancı imgelemıyle kurduğu öykülenn ardına takılıp gıdiyorsunuz. Gürsel Korat, üçüncü romanı "GüveraneAğıt*ta tarihin birbaş- ka yüzüne döndürüyor bızi. 1200'lü yıllann sonlanndata Ana- dolu; Dılara Vadısı.. Zaman Ye- lı'ndeki tarih-zaman kavramına bakışuu temellendirdiği gerçek- likler bu kez farklı bir boyutta bu romana yansıyor. Anadolu coğ- rafyasının külrürel/tarihsel binki- muıin oluşmasuun kaynaklanna dönüş.. Dille var olan kültürünbi- çunlendiğı ortam, bu ortamdakı dı- Unyapısal özelliklerini romancı im- gelemiyle yenıden kurmak.. Ko- rat'n bir yanıyla dayatmaya çahş- rığı bu.. Ama asıl önemlisi, çok- kültürlü/çokkimlikli bir yapının nasıl oluştuğunu göstermesi açı- sından tarihe nasıl bakıunası/yak- laşılması gerektiğini gösteren bir roman. Hahi Gökhan'ın anlafası "TairteOtûm", Hıfa Topuz'un anılar/belgelerden yola çıkarak kotardığı tarihsel romanı. Mithat Paşa'nın sadrazamlıktan sürgüne, oradan da idama uzanan serüveni sürükleyici biçimde anlatılıyor. Ayşe Kulin, a SevdaHnka''da Bos- na dranunı konu ediniyor. Savaş ortammda yaşanan aşk ve o sıcak günlenn tanıklığmm öyküsü.. Tahir Abacı, ikinci Adım'da 1960'h yıllann Anadolukentinden kesitleri getiriyor. 1970'lere doğ- nı adunlayan bir kuşağın serüve- nini duyarlı biçimde anlatıyor, Abacı. Gerçeklık duygusunu her sannna sındirerek yansıüyor.. Aşk- lar, tutkuyla bağlanılanlar, edini- len uğraşlann anlamı ve sürükle- nilen ortam... Abacı'nın, dönem ro- mancılığında yenı bir duyarlık ala- nı açtığını söyleyebilirim. "Yediııci", bir ilk roman Şair, öykücü, çevirmen HaU Gökhan"uı şaşutıcı anlatısı; bır bakuna da günümüz 'genç romana'sının eği- limlerinı, anjaönak ıstedüderıni, uf- kunu gösteren bir çalışma. Anla- tılan öykünün çağuı sannlannı ya- şayan bireyin acmazlanna bir de- va arayışuıı çağnştrrması; farklı kimliklerde ve farklı söylemlerde- ki roman kişilerinin dile getirdik- len de olmalı. Birde edebiyaun ya- ruuna dönük göndermeleri olan bir roman. Gökhan, ilgiyle okuru- yor. "Bir Aşk Bilmecesmi Nasıl Çö- zebilirsiniz?", Atilla Birkiye'nin 'AşkÜçfemea'nın son romanı. Aş- kın derin yalnızlığmı, savruüna- lannı, rastlannlarve an'lann bırak- hğı izlerle hayatın akışında aşk'ın anlamım anlatmaya çahşıyor, Bir- kiye. İİTTÎ YELPAJ ATİLLA BtRKtYE Sonunda, Beşir Fuad. Aslında bu da gecikmiş yazılardan biri; "bazı şiirierin bazıyaşlan beklediği gibi", bazı zılann da zamanı var! Sanınm sonbahar başlangıcıydı (Niye sonbj yaşamımda bunca önemli?). Istiklal Caddesi' günün ortasında sevinçle yürüyordum. Sevincim, mutluluğum ellerimdeydi. Iki tanıc rastlamıştım; herzamanki "nehaber, ne varne) ne yapıyorsun" klasiğinin ardından, "işte eller de" demiştim sevinçle. Çünkü, Beşir Fuad'ın Şiir v& Hakikat adlı k bını, o ünlü tartışmalann bulunduğu kitabı sıkı kı tutuyordum. Okula başlayan bir ilkokul öğrencisinin, bab; nın elini tuttuğu gibi... • • • Handan Inci'nin hazıriadığı ve çeviriyazın yaptığı Şiirve Hakikat, edebiyatımızın, kültürün zün çok önemli bir yapıtı. Yıllardır bazı çevreler, intihar etti diye, Beşir F ad'ı unutturmaya çalışmışlar, okul kitaplanna aln mışlar, -bir keresinde de- yıllar önce üniversrte üzerine bitirme tezi yazmak isteyen bir öğrenc okuldan uzaklaştırmışlar. Onun düşüncelerinden korkmuşlar! (Bunda aslında şaşılacak bir şey yok. Çünkü zim ülkemizde düsünceden korkulurdu; kitaplar kılır ve yasaklanırdı. Geçen bin yıl böyle geı umanz yenisi böyle olmaz!) Ne var ki zaman içinde kimin yok olup gide( ği, kimin ayakta kalacağı hiç belli olmaz. Değer gün olur "değeri bilinirl Sonuçta Beşir Fua unutturamadılar. Selâhattin Hilâv kitaba yazdığı önsözde bu c rumu şöyle dile getiriyor: "...öteyandan, siyasal iktidann ve resmîideo jinin, B. Fuad'ın devhmci diyebileceğimizyeni ç rüşlerini, çeşitli yollardan baskı altında tuttuğu da belirtmeliyiz. Dolayısıyla, B. Fuad ve benz> leri, unutulmuşluğun alanınasüruldüler. Resmî rih, gerçeklenn üzerine örtü çekip biryalan-gi mişinasılyarattıysa, onun uzantısı olan resmîec biyat tarihi ve eleştırisi de kalıplaşmış tablosL da, B. Fuad'ın kişiliğine ve gönışlerine gereken) ri venvedi." Yıllardır gerek köşemizde gerekse edebiyat d gilerinde BeşirFuad'dan çok söz ettik. (Kavram d gisini yönetırken "özel birsayı" hazırladık, Ma 1989.) Bu değerii edebiyat ve düşün insanımızın yaf lannı ikinci ellerden -o da çok az bir kısmını- c rendiğimizi yazıp durduk. Tartışmalannı, denememizin ilk örneklerind sayılabilecek yazılannı ve kıtaplannı günümüz Tü çesinde bulmanın umudunu taşıdık ve dile gei dik. Bilindiği gibi, Beşir Fuad maddeci-pozitivist düşünce çizgisinde yol alıp, 35 yıllık ömrüne ç sayıda kitap ve yazı sığdırmıştır. Edebiyatımızda gerçekçilik ile romantizm tart masını Victor Hugo bağlamında başlatmış olı edebiyatın yanı sıra çok değişik konularta da il< lenmiştir Sonra, evet sonra 1887'de intihar etmiştir. T£ yüz iki yıl sonra, Selahâttin Hilâv "Beşir Fuad Unutulmak" (1989, Kavram dergisi, Felsefe Ya lan, 1993) adlı yazısında, intihann felsefi boyui nu derinlemesine sergilemiştir. O yazıyı tek bir cümleyle özetleyecek olursal Beşir Fuad, yasadığı çağın çok üstündedir! Beşir Fuad üzerine iki kitap var. Biri Ahmet M hat'ın 'Beşir Fuad'ı (biyografi, 1887, Oğlak Y; 1996), öteki Orhan Okay'ın monografisi (Be Fuad, 1967). Fazlı Necib ile mektuplaşmalan da yaklaşık < yıl kadar önce Arba Yayınlan'ndan (Mektubat, ç viriyazım Parkan Özturan) yayımlandı. On yıl k dar önce de, Variık dergisinde Muallim Naci mektuplaşmalanndan bir iki örnek... Şimdi ise Beşir Fuad'ın kapsamlı biryaprtını (5* sayfa) okuma şansını edindik. Kitapla ilgili düşü celerimizi haftaya da sürdüreceğiz. Evet Şiirve Hakikat'ten söz etmektegeciktik, I gecikmiş bir yazıydı. Ancak, belki de en güzeli, < anlamlısı 2000'e Beşir Fuad ile başlamaktı... Karayel'e Japonya'dan ödü • Kültfir Servisi - Dünyanın en yüksek tırajlı gazetelennden biri olan Japon 'Yomiuri Shimbun gazetesi' ile aynı adı taşıyan 'Uluslararası Kankatı Yanşması'nın 'Cıtation' (Övgüye Değer Yapıt) ödülünü karikatünstimız Erdoğan Karayel aldı. Teması 'Kapılar' olarak belirlenen yanşmaya 10 bine yakın karikatür kaölmıştı. Erdoğan Karayel'in bugüne kadar katıldığı ulusal ve uluslararası yanşmalardan toplam 33 ödülü bulunmakta. Cazcı Nat Adderiy ötdü • \\ASHESGTON (AFP) - Cazm dünyaca ünlü trompet ve kornet sanatçısı, bestecı Nat Adderiy, 6 yaşmda şeker hastalığına yenik düştü. 1950'lerde saksofon ustası kardeşi Cannobal Adderly'yle oluşturduğu ikıliyle tüm dünyaya adını duyuran sanatçı, Florida'da başladığı profesyonel müzık yaşamının ilk yıllannda trompet çalıyordu. 1950'lerde seçimini kornetten yana yapan sanatçı, bir süre orduya bağlı bir müzik gnıbuyla çalıştı, 1954'te de Lionel Hampton'ın kurduğu gruba katıldı. tki yıl sonra kardeşıyle birlikte Adderiy Kardeşler adlı grubu kurdu, ancak grubun ömrii pe uzun sürmedi, bir yıl sonra yollannı ayu-dılar. 1959'da Cannobal Adderiy Dörtlüsü adı altında bir başka topluluk kuran iki kardeş, 1975'te Cannobal'ın ölmesiyle tamamen aynldılar. Kardeşinin ölümünün ardından kendi grubunu kuran Nat Adderiy. 1997'de şeker hastalığmdan dolayı bacağını kaybedene dek müzik yaşamını etkm bır biçimde sürdürdü. Evli olan sanatçı, iki çocuk ve beş torun sahibiydi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog