Bugünden 1930'a 5,431,491 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 28 OCAK 2000 CUMA HABERLER DÜIVKADA BUGÜN AÜStRMEN En Çok FP'yi Seviyopum FP'ninresmigenel başkanı (aslının kim olduğu- nu herkes biliyor) Recai Kutan sert açıKJamaları- na devam ediyor. lyi de yapıyor. Sincan'daki tanklara çatarken, FP-Hizbullah iş- birtikçiliğinin ve o zamanki RP olan FP'nin, iğrenç cinayet örgütüne desteğini anımsatıyor isteme- den de olsa. Yine iyi ediyor. Burada hemen bir noktayı vurgulamak istiyo- aım. Fazilet demek Refah Partisi demektir. Bunu bilmeyen yok. Demokrasi adına demokrasi katlediliyor, ona da kimsenin sesi çıkmıyor. Fazilet, yani Refah ile Hizbullah ilişkisinin ya da amaç paralelliğinin örnekleri, devlete sızdınlan adamlar soyutunda kanıtlanıyor, Sıvas'ta diri diri insan yakma soyutunda kanıtlanıyor. Ama bir de Vural Savaş dışında kimse bu ilişkilere tepki gös- termiyor. Dikkat buyrunuz! Cumhuriyeti ve laik rejimi kol- lamak, şeriatçı saldınlardan korumak görevi bir tek Cumhuriyet Başsavcısı'nın değil, aynı zaman- da Çankaya'dan başlayıp TBMM'den geçerek, si- yasal partilerin de görevidir. Ama bunu anımsayan kim? • • • Doğrusunu isterseniz, ben TBMM'deki partiler Içinde bu açıdan en çok eski Refah'ı, şimdiki Fa- zilet'i seviyorum. Yanlış anlaşılmasın! Onlann asıl amaçJannın la- ik düzeni yıkmak olduğunu çoğunluk biliyor ve tepkiter oluşuyor kamuoyunda; ama hiç değilse onlar oyunlannı öylesine açık oynuyorlar ki, zihin- ler bulanmıyor. .Oysa öbürleri öyle mi ya? Şu Öcalan'ın idam karannın Meclis'e sevkinin ertelenmesi konusunda Devlet Bahçeli'yi ikna et- tiği için büyük devlet adamı payesiyle ödüllendi- rilen Mesut Yılmaz'a bir bakın! Bırakalım şimdi bir yana, onun mafya ile ilişkile- rini veya fesat karıştırılan ihalelerdeki rolü konula- nnı; ama Fazilet'ten, saltApo'nun idamı yüzünden aynlan, amma velakin şeriat devleti konusundaki görüşlerinden zerrece ödün vermeyen Faziletlile- ri kucaklayarak partisine buyur eden o değil mi? Seçimlerde ünlü laiklik karşıtlannı, kendi listesin- den atamayoluyla Meclis'e taşıyan o değil miy- di? Yasalanmızda laiklik ile ilgili tek tanım ve yaptı- nm olan anayasanın 24. maddesini değiştirmeyi amaç edindiğini söyleyen o değil miydi? • • • Ya "laikliğin büyük savunucusu!" Bülent Ece- vit'e ne demeli? Şaibeli MerveKavakçı'nın karşısındaaslan ke- silen Bülent Bey, sürekli olarak "vicdan özgüriü- ğûne saygılı" laiklikten yana olduklannı vurgular- ken hangi oyunu oynuyor? Bülent Bey bilmiyor mu ki, vicdan özgürlüğüne saygılı olmayan sistem laik değildir, laikliğin biza- tihi kendisi, vicdan özgürlüğunün, ibadet özgür- iüğünün en büyük güvencesidir... ., Bülent Bey, kavramlan saptırarak ne oynamak istiyor? Ne oynamak istediği açık. Bütün televizyonlar- da yayımlanan bantlanyla gerçek yüzü açıkça or- taya çıkmış olan Fethullah Gülen'in laiklik karşı- tı okullarını Türkiye'de çağdaş eğitim kurumlan olarak gösteren, "Yeterince güçlenene kadarsu- sun! Sonra laik sistemi alaşağı edenz" mealinde mesajlar veren Fethullah Hoca'yı dünyaya NGO li- deri olarak takdim eden Bülent Bey de tarikat si- yaseti yapıyor. Ama o, öbürlerinin tersine, zihinleri bulandırma- yı beceriyor. Oysa FP öyle mi ya? O, emelini suretine yansıtıyor. Aslanım FP! Ben bunlann içinde en çok onu se- viyorum. Yoksa, aslında yok hiçbirinin birbirinden farkı. Istihbarat birimlerinin raporu 'Şeriatçılar Avrupa'ya açılmaya çalışıyorlar' ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu) - lrtıcai unsur- lann yurtiçi ve yurtdışın- dakı faalıyetlerinı sürdüre- rek, özellikle sennaye ka- 7animına yönelik olarak Avrupa'ya açılma çalış- malannı yoğunlaştırdıkla- n bildirildi. Güvenlik ve ıstihbarat bırimleri tarafin- dan hazırlanan raporlarda, irticai faaliyet gösteren gruplann eylemlerini art- urmaya hazırlandıklan, bu sûreçte türban konusunu ve AbduDah Ocalaıı'ın ölüm cezasıyla ilgili kara- n istismar etmeyi planla- dıklan belırtıldı. Istihbarat birimlennin ıaporlannda şu bilgüere yer verildi: -Mflh'görüşyanlısıhol- dingfer,Türkiye'ııinAB'ye adayhğının kabulüfleor- t«ya çıkması beklenen oiumlu getişmelerden ya- rarianmak amacıyla AJ- manya ve Avusturya başta ohnâk üzere yurtdışı aç»- hmlanna hız vermiştir. Kombassan Hol- ding'ınAlmanya'damağa- zalar zıncirine sahip bir Alman şirketini çalışanla- n debirlikte devralma aşa- masında olduğu anlaşıl- mıstır. Anılan holdingin faaliyet gösterdigi ülke sa- yısının 10'un üzerine çık- öğı belirlenmiştir. - Kombassan Hol- dİBg'in iştiraklerinden "AJfa Havayollan", mev- cut 6 uçağına flave olarak Airbus tipi2 uçakdaha sa- tın atanak için girişim baş- SBtmıstıı. - Yimpaş Holdıng'in 2000 yüı içinde Alman- ya'da var olan 5 mağazası- naek olarak lOyenımaga- za daha açmayı planladığı anlaşürnıştır. - Mflfi Gazete'nin geniş Idtielere hitap etmesi ve imajınm değistirflroesi içm hir yahyna hâjhtılmrefır - irticai gruplar, rama- •zan ayında propaganda fa- aliyetlennin yanı sıra fitre ve zekât toplayarak fî- nansman gereksinimleri- nin önemlibir kısmını kar- şılanuşlardır. - Türban yssağı uygula- masmdanetlrîlenen kesimi organize etmeye çabşmak- ia fanınan Aynmrıhga Karşı Kadm Uakian Der- neği,erkekögrendlerintek bir kryafetie okullara git- mesiyönündeeylem hazır- hğı içindedir ve bu amaçla irticai görûşe mensup işa- damlanndan ve konfeksi- yon mağazalaruıdan yar- dım toplamaya çahşmak- tadır. Aynca ÂKDER içe- risindetürban konusunda yapılacak çahşmalann bundansonraeylemsel mi, hukuksal mı olmasıgerek- tiği tartıştlmış, şündiye ka- dar oiumlu sonuç alına- mamasına karşın eylemsel faaliyetkrin devam etmesi kanuiaşünlmıştır. - Kayseri'de Müslüman Gençlik grubu mensupla- nnın, terörist Abdullah Öcalan'ın idamı hakkında alınan karan kullanmayı planladığı, bu amaçla da sık sık miting yapılması ve şehit ailelerinin bunla- ra kanlmasının sağlanma- sını kararlaştırdıklan öğ- renildi. Başbakan Ecevit, inanç sömürüsünün sonuçlarının ne kadar acı olduğunun görüldüğünü söyledi • Davos'a hareketinden önce gazetecilerin sorulannı yanıtlayan Ecevit, laikliğin haklılığının ortaya konulmuş olmasının önemini vurgulayarak "Dini siyasete alet etmenin, inanç sömürüsünün ne kadar acı gelişmelere, ne kadar çirkin olaylara yol açabileceği Hizbullah olayı vesilesiyle görülmüş oldu" dedi. ANKARA (CumhuriyetBüro- su)- Başbakan Bülent Ecevit Ge- nelkurmay'ın, Türk Silabiı Kuv- vetleri'ni (TSK) hedef alan FP Genel Başkanı Recai Kutan ı "suçluhığun telaşında olmak"la suçladığı açüdamasını değerlen- dirirken "Önemli olan, laikliğin hakhlıgmın ortaya konulmuş o\- masıdır" dedi. Cumhurbaşkanı Sfileyman DemireL konuyla ilgi- li sorular üzerine, "Bukonudabe- yanatvermekistemiyonun'' dıye konuştu. Başbakan Ecevit, Dünya Eko- nomi Forumu'na katümak üzere Davos'a hareketinden önce Esen- boğa Havaalanı'nda gazetecile- rin sorulannı yanıtladı. Ecevit, bir gazetecinin "son günkrdeki ban genşmelerin 28 Şubafın hakhb- ğuu ortaya ko\up kovTnadığmı" sorması üzerine şunlan söyledi: "Önemli olan. laikliğin haklıb- ğuun ortaya konulmuş olmasıdır. Çünkü dini siyasete alet etmenin, inanç sömürüsünün ne kadar acı gelişmelere, ne kadar çirkin olay- lara yol açabileceği Hizbullah ola- yı vesilesiyle görülmüş oldu. Yine bu vesileyle, laikliğin, inançlı laik- liğin aslında din için bir güvence olduğu, gerçek dindarlar için bir güvence olduğu ortaya çıkn." Ecevit, "HizbuUah'ın devlet dairelerine kadar girdiğinin be- lirlenmesinden sonra Başbakan- hk Tefttş Kuruhı'nca soruşturma açıhp açılmadığuun" sorulması üzenne de öncelikle Içişleri ve Adalet Bakanlığı ve ilgili bakan- lıklann bu konuda çalışma yapü- ğını bildirdi. MÎT'in de konuyla ilgilendiğinı belirten Ecevit, ge- rekırse Basbakanlık düzeyinde de ele ahnabileceğini söyledi. orlaya çıkü'Cumhurbaşkanı Süleyman De- mirel de îzmır'de gazetecilenn Genelkurmay'ın açıklamasıyla ilgili sorulannı "Bu konuda beya- nat vermek istemryorum" diye yanıtladı. 'Cezalar azalülsın' Öte yandan, DYPAmasya Mil- letvekili Ahmet lyimaya, Türk milletı, Cumhuriyet, TBMM, hü- kümet, TSK, emniyet ve adliye- ye hakaret suçlanna verilen ce- zalann azaltılmasını önerdi. DYP'li lyimaya'mn TCY'de de- ğişiklik öngören önerisine göre, Türk milleti, Cumhuriyet, de- mokrasi, TBMM, bakanlıklar, devletin askeri veya emniyet mu- hafaza kuvvetlerini veya adlıye- yi alenen tahkir ve tezyif edenle- re 1 yıldan 6 yık kadar değil, 6 aydan 2 yıla kadar hapıs cezası verilecek. Para cezası ise uygu- lanmayacak. Türkiye Cumhuri- yeti kanunlan ile TBMM karar- lanna alenen sövenlere veriJen cezaenaz 15 gün, ençoköayola- cak. Bu suçu işleyenlere verilen pa- ra cezası da kaldınlacak. Bir Türk'ün yabancı bir ülkede Türk- lüğü tahkir etmesi halinde verile- cek ceza ise yanya kadar değil, üçte bir oramnda arttırıiacak. Hiçbir düşünce açıklaması veya eleştiri, yukanda belirtilen suçla- n oluşturduğu yönünde yorum- lanamayacak. Düşünce bütünü parçalanarak, içtihatla suç üretı- lemeyecek. DYP'h" lyimaya'mn yasa öne- risi, TCY'nin 312. maddesinde öngörülen hapis cezalanmn da düşürülmesını öngörüyor. Buna göre, yasamn cürüm saydığı bir fiili alenen öven veya halkı yasa- lara itaatsizüğe tahnk edenlere 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilecek. Yürürlükteki madde bu cezamn üst sınınnı 2 yıl ola- rak belirliyor. Sosyal suııf, uk, din veya mez- hep farklılığına dayanarak umu- mun emnıyetı için tehlıkeü olabi- lecek bir şekilde halkı kin ve düş- manlığa tahnk edenlere ise 1 yıl- dan 2 yıla kadar hapis cezası ve- rilecek. Bu cezamn üst sının da halen üç yıl olarak uygulanıyor. Bu suçlan basın ve yayın organ- lan aracılığıyla işleyenlenn ceza- sı ise bir mıslı değil, dörtte bir oranında artrmlacak. Somut ve açık tehlike hali hariç, hiçbir dü- şünce açıklaması ve eleştiri, bu maddede tarif edılen suçu oluş- turduğu yönünde yorumla- namayacak. Kutan 'ın geri adım atmasına karşın partinin yöneticileri sert açıklamalar yaptı Fajlet Paıiısigeıilmtitnvuuuhmvr • FP'nin yayın organı MiIH Gazete'de TSK'ye örtûlü suçlama: Kendilerini her şeyin üzerinde gören bir avuç şımarık azınlık, hâkim olduklan devasa enformasyon imkânlarına ragmen toplum üzerindeki hipnotik güçlerini yitiriyor. ANKARA (Cumhuriyet Börosu) - Genelkurmay'ın tepkısuıi çeken FP yöneti- mi, gerginliği düşürmek yerine tırmandınyor. Ola- ganüstû bir toplantı yapan FP Başkanlık Divanı, Re- cai Kutan ın orduyu hedef alan konuşmasuu broşûr hâline getfrttek«ralannda Genelkurmay Başkanlı- ğı'nın da bulunduğu pek çok kurum ve kuruluşa gönderme karan aldı FP Genel Başkan Yardımcısı IĞNELt FIRÇA ZAFER TEMOÇtN zin arkasuıdayTz" dıyerek meydan okurken Kutan dün grip olduğu gerekçe- siyle programını iptal etti. FP Genel Başkam Recai Kutan'ın tepkilere neden olan sözlerinin kendi gö- rüşleri ohnadığını ve köşe yazüarmdan alınö yaptığı- m belirterek savunmaya geçmesinin ardından, par- ü'de dün genluni tmnandı- ncı yeni kararlar alındı. FP Başkanlık Diva- nı'nın dünkü olağanüstü toplantısında, parti tabanından Kutan'ın çıkışıyla ilgili oiumlu mesajlar ahndığım, geri adım atılmaması için baskılar geldığı- ni vurgulayan bazı üyelerin, tar- üşma yaratan konuşma metninin bir broşür haline getirilmesi öne- risi kabul gördü. Hazırlanacak broşür, parti örgütlerinin yanı sı- ra aralannda Genelkurmay Baş- kanhğı 'run da bulunduğu pek çok kurum ve kuruluşa gönderilecek. FP Genel Idare Kurulu'nun bu- gün yapılacak olağanüstü toplan- üsında da son gelişmeler değer- lendirilecek. FP'ye geçtikten sonra Kutan'ın yaknı çevresinde yer alan Cemil Çiçek, AH Coşkun, Abdülkadir Aksu gibı isımlerin parti yöneti- minden uzaklaştınlmasının arduı- dan genel başkan yardımcılığı gö- revine getirilen ve kapatılan RP'nın siyasi yasaklı lideri Nec- mettin Erbakan'a yakınlığıyla bi- linen Veysel Candan, dün düzen- lediği basın toplantısında, "Söyle- diklerimizin arkasındavxj" dedi. Candan, Hizbullah'ın "Islami terör örgutû" olarak nitelenme- sinin yanlış olduğunu savunarak Islamda terörün bulunmadığını belirtti. Hizbullah'la ilgili olarak basın- da pek çok sorunun gûndeme ge- tirildiğini kaydeden Candan, "HizbuBahne zaman kuruldu? lç ve dış bağbntılan nelerdir? Dev- let desteği aldı mı? PKK'ye karşı desteklendi mi? JİTEM ile Hiz- buDah'm bir iüşkisi var mı? Bu konuda devlet adma yanhş >-apan birileri var mı? L'zun villar neden tedbir almmadı? Bu sorular gün- demdedir" diye konuştu. Kutan'ın grup konuşmasında hükümeti ve istihbarat birimleri- ni eleştirdiğini beürten Candan, "muhatabuı hükümet olmasına karşm yanıon TSK'den gektiğJni" söyledi. Candan şöyle devam et- ti: "TSK'nin verdiği cevapta, T- SK ye hakstzhk vapıküğı ve baa suçlamalarda buiunulduğu ifade edihnektedir. Devlet kurumlan basuı aracıhğryla konuşmaz.Ana- yasa ve yasalar karşısuıda bütün kişivekurumlareşithakkasahip- tir. KaMı ki, yanhş yapan varsa, ülke yaran için tenkit de edilir, he- sap da sorulur. Bu kurumu suçla- ma değil, aksinc o kurumu yücelt- mek olur. Devleti yönetenler bir- takun yasal otmayan olaylara bu- laşmışsa gereği yapümahdır. Ya- sadışı örgütkr, asker ve sKil tüm istihbarat örgüterimizcetakip edi- lirken bu kadar çok insamn kay- bolmasım, öldürülmesini anla- mak mümkün değfl." FP'nin gayrıresmi yayın orga- nı MUli Gazete'de dün benzer bır çüaş yapılarak örtülü bir şekilde TSK hedef alındı. "Esas Kavga" başlıkh imzasız başyazıda, gazetenin bir ön- ceki günkü sayısınm çeşitlı çevrelerden tepkiler aldığı- na dikkat çekildi. Millı Ga- zete'nin önceki günkü man- şeünde, Kutan'ın grup ko- nuşmasına yer verihnişti. Gazetenin dünkü başyazı- sında şu görüşlere yer veril- di: "Âlenu aptaL kendilerini alolh bilenlerin yanıldığuıı, bu tepkiler sebebiyleanlıyo- ruz. Yine anbyoruz ki, Tür- krvemizde kendilerini her şeyin üzerinde gören bir avuç şımank azmhk, hâkim olduklan devasa enformas- yon imkânlanna ntğmen toplum üzerindeki hipnotik güçlerini grttikçe yitirryor- lar. Onlar hep bir ^gryrfyn 'Yaşasın kral' diye bağınr- ken toplumun tamanu, ger- çek yolun reel olanı fark et- mek olduğunu anhyor ve . havkınyor 'Kral çıptak". Mflletimiz son beş-onyıl içe- risinde yaşananlan en az Ankara'mn yetkih' koltuk- lannda oturân zevat kadar tahliledebüryor.-' Kutan'a önceki gün Ge- nelkurmay'dan verilen sert yamt FP'yi kanşbrdı. Ge- nelkurmay'm açıklaması- nın ardından aralannda Ce- mil Çiçek ve Abdülkadir Aksu'nun da bulunduğu bazı ıhmlı isimlerin tepkile- ri üzerine Kutan, "yanhş anlaşıldığı, söylediklerinin kendi düşünceleri ohnadı- ğı, köşe yazüarmdan ahnü- lar yapöğı r açıklamasıyla ortamı yumuşatmaya çalı- şırken parti ıcindeki radikaJ grubun ağırlığını koyma- sıyla dün yine gerilim poh- tikası öne çıktı. FP Başkanlık Divanı'nın dün yapılan olağanüstü toplantısında partiye çok sayıda telefon ve faks mesajı geldiğinı belirten bazı üyeler, "Sözlerinizin arkasmda durun, geri adım atmaym" tale- binın ağır basüğını vurguladılar. Öte yandan, ABD'nin Ankara Büyükelçih'ği'nden kadın ikı dıp- lomat, FP Genel Merkezi'ne gi- derek yönetıcilerle görüştü. ABD yetkilileri, ziyaretin özel bir anla- mı bulunmadığını, randevunun daha önceden alındığını savuna- rak diplomatlann bütün siyasi partiler gibi FP'yi de ziyaret etti- ğini öne sürdüler. FIR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@yahoo.com HizbuUah'ın korkunç cina- yetterinin ortaya çıkmasıyla bir- likte, bu felaketten kimin daha fazla sorumlu olduğu tartışma- sı siyasi ortamı gerginleştirdi. Genelkurmay'ın yaptığı açıkla- ma, orduya bu konuda yönel- tilen eleştinlerin öfke yarattığn nı ortaya çıkardı. Böyle bir ge- rilimin, yeniden Türkiye'nin önündeki acil sorunlan geriye itme tehlikesi yaratması da mümkün. Ancak HizbuUah'ın yaptıkla- n ve ortaya çıkan manzararun hepimizin ruhi dengelerini al- tüst ettiği de bir gerçek. Önce şu noktada bir açıklığa kavuşa- lım. Hizbullah, 199O'lı yıllann başında Güneydoğu'da PKK'ye karşı bir güç olarak gö- rüldüğü için beslendi, büyütül- dü, peşine düşülmedi. Hatta, bu konudaki saptamalar, dev- letin bazı kurumlannın onlan eğitip yönlendirdiği noktasına kadar vardı. Aslında, bu türden politikalar devlet tarafından ilk kez ger- çekleştıriliyor da değil. 1960'larda kurulan komando Geçmişin Muhasebesi Herkese Lazım kamplannın solu ve demokra- si güçlerini ezmek amacıyla devleti yönetenler tarafından örgüttendiği, Susurluk kazasıy- la birlikte net bir şekilde anla- şıldı. Kontrgerillanın da komü- nizme karşı kullanılmak ama- cıyla kanunsuzluklara giriştiği bütün Avrupa'da artık kabul edildiği halde, bizim ülkemizde ne yaak ki, bu konuda henüz bir yüzleşme gerçekleşemedi. Devlete yön verenlerin, geç- mişte "iti ite kırdırmak" siyase- ti izJemeleri, ülkemizdeki bırçok felaketin de nedeni oldu. Su- surluk'ta ortaya çıkan çetenin de aynı anlayışla güç kazandı- ğını biliyoruz. Ne yazık ki, bü- tün bunların üzeri örtülmek, devlet kurumlannın bu yanlışta- ki payı birtürlü görülmek isten- miyor. Böyle olunca da her kri- tik olayda, sorumluluk tartış- ması gündeme geliyor. Türki- ye'nin demokratik bir ülke ha- line gelmesi, ancak bu konuda- ki pisliğin ve yanlışlann temiz- lenmesiyle mümkün. Buraya kadar her şeyi biliyo- ruz. Sorunun nasıl çözüleceğini de biliyoruz. Ancak bütün bu gerçekler, Islamalann, Hizbullah ve İBDA-C ile ortaya çıkan man- zaradaki sorumluluklannı orta- dan kaldırmaz. Sıvas katliamı sanıklannın avukatlığını, unut- mayın ki Refah Partisi'nin önde gelen isimlerinden Şevket Ka- zan üstlenmişti. Bugüne kadar Hizbullah gibi örgütler, Islamcı kesimler içinde örgütlervdiler, on- lann desteğini alarak güç kazan- dılar. Bu nedenle Hizbullah ko- nusunda onlara pek söz düş- mez. OJsa olsa onlann da öze- leştiri yapmalan, kendi yaptıkla- nnın hata olduğunu kabul etme- leri gerekir. Hizbullah, Güneydoğu'da PKK'ye karşı örgütlenirken desteğini yalnızca devlet ku- rumlanndan mı aldı? Bunlar so- nuç olarak islamcı örgütler de- ğil mi? Islamcılann bir kesimi, devletin oradaki siyasetlerin- den kendi gelişmeleri için ya- rarlanmak istediler, işin bir yö- nü de bu. Menzil ve flim grubu arasındaki çatışma ve aynlık, sonuçta Islamcılararası bir ay- nlık değil mi? 1997'nin Temmuz ayında 12 tutuklunun ölümüyle sonuçla- nan ölüm oruçları sırasında, REFAHYOL hükümeti işbaşın- daydı. Adalet Bakanı da Şevket Kazan. O dönemde bütün Is- lamcı yayın organlan, insanlar ölürken "onlar devlete silah çekmişlerdi" diyerek göz göre göre ölümlerine seyirci kaldılar, cezaevlerindeki haksızlıklara arka çıktılar. Bu nedenle 199O'lı yıllarda bazı devlet kurumlannın Hiz- bullah'a göz yummasını veya gelişip büyümesine yardımcı olmasını saptamak, Islamcı akımlara haklılık ve meşruiyet kazandırmaz. Tam tersine Is- lamcı ideolojinin katı yorumu- nun ne kadar tehlikeli sonuçla- ra yol açabileceğini kanıtlar. Şevket Kazan, Adalet Bakanı iken cezaevlerindeki tutuklula- ra Kuran okutarak "adam ola- caklannı", tıpkı Saddam'ın yaptığı gibi Kuran'ı hatmeden- lerin cezalanmn indirime uğra- yacağını, hatta serbest bırakı- labileceklerini söylemişti. Hiz- bullah ve İBDA-C'nin bu anla- yıştan fazlaca bir farkı olduğu- nu söyleyebilir miyiz? Hizbullah ömeğinden, dev- lete yön verenlerin de, Islamcı- lann da çıkarabilecekleri önem- li dersler olduğunu kabul etme- leri gerekir. Sonunda yanlış si- yasetler korkunç bir cinayet ör- gütünün büyüyüp gelişmesine yol açtı. Islamcı çevrelere yer- leşti, tıpkı Afganistan'da oldu- ğu gibi bunlan din ve Allah adı- na yaptı. Islamcılar, devletin yanlışlanndan kalkarak kendi hatalannı veya tercihlerini göz ardı edemezler. Onlann bu ko- nuda ciddi bir muhasebe ya- pıp bu konudaki istismardan vazgeçmeleri gerekiyor. Türki- ye'nin demokrâsiye ihtiyacı var, ancak demokratın kim olduğu da çok şüpheli. Kıvrıkoğlu Israil'le ışbırlığı sürecek' SERTAÇEŞ ESKİŞEHtR- Genel- kurmay Başkanı Orge- neral Hüseyin Kıvnkoğ- hı, bölgesinde çeşitli risk ve tehditlerle karşı karşı- ya olan Türkiye'nin Is- rairie işbirliğini sürdü- receğini bildirdi. Kıvn- koğlu, iç ve dış tehdit ne- deniyle Türk Sılahlı Kuvvetleri'mn (TSK) yüksek teknolojı ürünü askeri ekıpmanlara sa- hip olma çabşmalannı sürdüreceğini belirtir- ken, "TSK ulaşüğı sev> yefle21. yüzyılın ihtiyaç- larmı karsılamaya hazır, globaUesmiş ve üsrün teknolojiye sahip rao- denı bîr ordudnr* diye konuştu. ' Kıvnkoğlu, TürkHa- va Kuvvetleri'nin en- vanterinde bulunan ve fsrail tarafından moder- nize edilen F-4E savaş uçaklanmn teslim töre- nine katıldı. Törende bir konuşma yapan Kıvn- koğlu, Türkiye'nin Bal- kanlar'dan Kafkaslar'a ve Ortadoğu'ya uzanan geniş bir coğrafyada çe- şitli tehlıkelerle karşı karşıya olduğunu belir- terek, bu bölgelerdeki olumsuz geüşmelerİB Türkiye'yi etkilemesi- nin kaçınılmaz olduğu- nu kaydettı. "Ulkemizm bir güç merkea ve den- ge unsunı ounasına ilave olarak her üç bölge ile de yakm tarihi ve külrürel bağlara sahip olma özel- Bği bu bölgelerde oluşa- cak istikrarsızuktar aç>- smdan Türkiye'yi diğer ülkelere nazaran daha da yakından Ugikndir- mektedir'' dıye konuşan Kıvrıkoğlu, uluslararası ortamdaki belirsizlıkle- rin TSK'nin daha güçlü olmasını gerektırdığını kaydettı. Kıvnkoğiu, Türk Hava Kuvvetle- ri'nin modernızasyonu kapsamında 3 yıl önce başlatılan projenin so- nuçlanmn bugün almdı- ğım belirterek, şunlan kaydetti: "Türkiye ile tsrail ara- sındaki ilişkflerin gehşti- rümesmde bir başlangıç teşkfl eden bu proje kap- samında uçaklann mo- dernizasyonu yanında, her projede ofctuğu gibi, Türkiye için önemli olan teknoiojilerin transferi ana amacnmz otmuştur. Bugüne kadar yürütülen baHyetkrde bu amaca u- kşmada büyük messie- krahndığınıemnuniyet- le müşahede edilmekte- dir. Halkuıuzuı büyükfe- dakârhklar gosterip sağ- tadığı kaynaklaria mo- demize edilen bu ucak- lar gelişmis avionik sis- temkri ile hava kuvvetie- rimizin ve dolavısryla si- lahh kuvvederimizm gö- cÜDegüçkatarakyurtsa- vunmasmda önemli gö- revler üstkneceklerdir. Şüphesiz ki bu gehşme- fcr dosta gfiven vermek- te, düşmana karşı caydı- ncdıkyaratarak, atacagı adımlan bir kere daha duşünmeyi zorunhı hale getirmektedHf
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog