Bugünden 1930'a 5,438,865 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cumhuriyet İmtiyaz Sahibi: Berin Nadi Genel Yayın Yönetmenr Orhan Eriaç # Genel Yayın Koordınatörü Hikmet Çetinkaya • Yazıışlen Müdünı Jbrahim Yüdız • Sorumlu Müdür Fikret llkiz • Haber Merkezı Müdürü. Hakan Kara • Göcsel Yönetmen: Fikret Eser Istıhbarat: C'engiz Yıldınm • Ekonomi: Özleın Yüzak • Kültür Handan Şenköken • Spor Abdülludir Yâcelman # Makaleler S*mi Karaören • Düzeltme Abdullah Yazıcı 0 Fotoğıaf Erdoğan Köseoğlu 0 Bılgı-Belge Edibe Boğra • Yurt Haberlen. Mehmet Faraf Yayın Kunılu. Ûhan Sclçuk (Başkan), Orhan Erinç, Hikmet Çetinkaya. Şöknn Soner, tbrahim Yıkfaz,Orhan Bursah. Mustafa Balbay, Hakan Kara. Ankaıa Temsikısi. Mustafa Balbay Atatürk Bulvan No. 125, Kat:4, Bakanhklar-Ankara Tel. 4195020 (7 hat), Faks: 4195027 • lzmır Temsılcısı. Serdar Kıak, H. Zıya Blv. 1352 S. 2/3 Tel: 4411220, Faks. 4419117 •Adana Temsücısi: Çetin Yiğenoğlu, Inönü Cd. 119 S. No.l Kat:l, Tel. 363 12 11, Faks: 363 12 15 Müessese Müdürü. Üstnn Akmen 0 KoTdınatör Ahmet KorolsaD • Muhasebe- BülfBt Yener • Idare Höseyi* Gürer • Sahş: Fazikt Kuza MEDYA C: • Yönetım Kunılu Başkanı - Genel Müdür Gölbin Erduran • Koordınatör ReJu Işıtman • Genel MüdürVardımcısı: SrvdaÇobao Tel 514 07 53 - 51395 80-51384«WI,Faks.5I38463 VayunUyu ve Basan: Ycn> Ciün Haber Ajansı, Basın ve Yayıncllık A Ş Tüıkocağı Cad 39/4! Cağaloglu 34334 tjttnbu! PK. 246 - Sırtecı 34435 Islanbu! Tel (0*212) 512 05 05 (20 hat) Faks (0112) 513 SS 95 www.cumhuriyet.com.tr 28 OCAK 2000 lmsak:5.43 Gûneş:7.13 Öğle: 12.24 Ürindi: 14.58 Akşam: 17.21 Yatsı: 18.46 • HaberMerkea- Japonya'nm ûnlü modacısı Kenzo, mesleğine veda etti ancak onun gelene|] hâJâ sürdütülüyor. Kenzo markası 2000/2001 Sonbahar-Kış sezonunda, erkekler için • taklit ayıbalığı derisinden ceket ve pantolonlar, taklit kürk yakalı gömlekJer hazırladı. Bu değışik eıkek giysilerinın tasanmını da yine Kenzo ekolünden Danımarkalı Roy Krejbeıg yapn. Tartıkttaptan gözden geçirilyor • ANKARA(AA)-Milli Eğitim Bakaru Metın Bostancıoğlu, Türkiye- Bulganstan Daımı Eğitim Işbırlığı Komısyon toplannsına kanlmak üzere Türiciye'ye gelen Bulganstan Egitim ve Bilım Bakanı Yardımcısı Ventsislav Pançev ve berabenndekı heyeti, makamında kabul etti. Metin Bostancıoğlu, imzalanan protokol uyanncabaşta kültûr, sanat ve tarih alanlannda olmak üzere ders kıtaplanndakı "dostane olmayan" bölümlerin gözden geçirildiğini söyledi. Bostancıoğlu, Tûriciye'nin kitaplan Bulgaristan'a, Bulganstan'ın da Türkiye'ye gönderdiğinı kaydetti. THHn72. kurtduşydı • ANKAIU(AA)-Türk Eğiam Derneği (TED), 72'nci kuruluş yıldönümünü Çankaya Köşkü'nde düzenlenecek törenle kutlayacak. Törende, Cumhurbaşkanı Sûleyman Demirel ile Demet Akbağ, Yılmaz Erdoğan v Cem Yılmaz'a "Şükraı. Plaketi" verilecek. Atatürk'ün isteği doğrultusunda 31 Ocak 1928 yılında kurulan ve Kurucu Genel BaşkanhğYnı Ismet Inönü'nün yapnğı TED, bu yıl kuruluş yıldönümünü, 31 Ocak Pazartesi günü Cumhurbaşkanı'nın himayesinde gerçekleştırilecek törenle kutlayacak. NBffto 'Anadofcı esfcititorf • NEWVORK(AA)-Türk Amerikan Demekleri Fedetasyonu (TADF), kendi himayesinde bir folklor grubu oluşturmak üzere harekete gecti. Federasyondan yapılan açıklamada, bu yıl 23 Nisan- 19 Mayıs tarihleri arasmda New York'ta bır kültür festivali düzenJenece|i ve festivalde "Anadolu'dan Esintiler" adı alönda bır folklor şenlığı yapılacağı belırtıldı. uzaya gönderidl • CHICAGO(AA)-Uzay çahşmalannda tasarruf için her çareye başvuran NASA bilim adamlan, sonunda eski bir roket ile bazı ticari roketlerin parçalannı birleştırerek NASA'nın ilk yamalı roketini uzaya gönderdüer. Soğuk Savaş döneminden sonra emekliye aynlan Minuteman II füzesinın motoru ile bazı parçalannın kullaruldığı Minotaur adlı roket 23 mılyon dolara mal oldu. hçanafzterf • ANKARA(AA)- Türkiye'de ilaçta analiz yapabilecek ilk kuruluş olma özellığine sahip "Novagenix Bio-Analirik Ilaç Arasnrma Gelistinne MerkezT hizmete açüıyor. Türk Eczacıları Vakfi, Fransız Bio Inova Şirketi, Tüm Eczacılar Üretim Temin Dağınm Kooperatiflen Bırliği, Türkıye Teknolojı Gelistinne Vakfi ile Eczane Gereçleri Anonim Şirketi'nce kurulan merkez, yurtdışına giden ilaç analizlerinin ucuza yapıhnasma olanak sağlayacak. Farklı tarzıyla dikkat çeken Teoman, müzikte felsefesini ortaya koyduğunu söylüyor Şehıi kalbinden vuruyor• Sosyoloji mezunu Teoman, hazırlamakta olduğu tezinde "çizgi romanda kadın"ı işliyor. Çizgi roman çocukluğundan beri tutku onun için. Siyasal dûşûncesiyle de bağdaştınyor bunu. tPEKYEZDANİ Müzığiyle ve şarkılanyla "Kansenm havatmı değtştirmek" gibi bir düşüncesi yok, ancak ürettikleriyle "farkh okrağunu" anlatmak istiyor. Kendinı çocuk- luğundan beri "Sob yakm buldu- ğunn" söylerken, çok sevdiği çiz- gi roman kahramanlanna gön- derme yapıyor: "Zaten insan ço- cukluğunda ÇeHk Büekin veya Tommiks'in yanındaysa, doğal oiarak «rfcudur." Kentin kalbi olarak gördüğü Beyoğlu'nu "Her gün en az bir kez tavaf edecek" kadar çok seviyor, ancak dünya- yı da sadece kendi çevresinden ve Beyoğlu'ndan ibaret görmüyor. Planlan arasında "gitnıek" var, ama ne zaman ve nereye, kendi- si de bilmiyor... Son yıllann fark- lı tarzıyla dikkati çeken seslerin- den Teoman'la. Istanbul Üniver- sıtesı Kadın Araşörmalan Bölü- mü'nde hazırlamakta olduğu te- zi, müziği, topluma bakışı ve po- litika üzerine konuştuk: - "Çizgi Romanda Kadın" ko- nulu tezinizden biraz bahseder misiniz, tezinizde ne anlaüyorsu- naz? - Çizgi roman ve normal insan yaşayışı, aslmda bırbınnden çok da bağımsız şeyler değil. Ben, Karamurat, Karaoğfauı, Tarkan gibi Türk çizgi romanlannı araş- nrdun. En sonunda da eleşnrel bir bakış açısı olarak gördüğüm ve çok da beğendiğim Abdâkan- baz'ı inceledim. Türk çizgi ro- manlan aslında Türklerin kadı- na bakışını da gösteriyor. Incele- memın sonuçunda Türk çizgi ro- manmda iki kadın tipi olduğunu gördüm. Bir tanesi anaç kadın, ki iffetli oluyor, diğeri de bildiğimiz pek iffetli olmayan kadın. Teoman'ın gekcekle Ugih" planlan arasmda 'gttmek' var- Ama nereye ve ne zaman kendisi de bilmiyor. - Kadınlann sorunlanyla ve haklanvla Ugileni>or musunuz? - Her normal çağdaş insan ka- dar ilgileniyorum, ancak bir gü- nümü nasıl geçirdiğime baktı- ğımda aklıma kadınlann sorun- lan gelmiyor. Eğer ezilenler on- larsa, kadınlann sorunlan ortaya çıkınca elbette kadınlann tarafı- m turuyorum. - Fekefeye nıeraklı olduğunu- zu söyiemiştiniz. Yapûğuuz mfi- zjğin bir feteefesi var mı sizce? - Ben yaptığım müzığı aslm- da kendi kişiliğimden ayırmıyo- rum. Yani yazdığım şarkı sözle- n benim düşüncelerimi yansıü- yor, eğer benim kendimce bir ha- yat görüşüm, bir felsefem varsa o müzikte de vardır. Benim için müzik çok estetik bir şey. - Yapüğınız müziği nasü tanm- hyorsunuz? - Yaphğun müzik, fonn açısın- dan pop-rock'ür.. ama ben onlan akustık gıtarla yapıyorum ve dıye- lım ki 30 yıl önce yapsaydrm ben bu şarkılan, o zaman da yapılabi- leceknitelikteşarkılaronlar. 19'un- cuyüzyüın dertleriyle 20'nci yüz- yılın dertleri çok da farklı şeyler değil. Içerik hep aynı. - Sosyoloji mezunu bir şarkıcı olarak şarkı sözlerinizi vazarken toptumdanetküennor musunuz? - Ben çok içıne kapanık bır ço- cuktum, çok büyük sosyal çev- rem yoktu.. ama, yine de ister is- temez çevresindekilerden besle- niyor insan. Gazete okuyorum, orada gördüklerinden insanın et- kıJeamemesi olanaksız zaten. Dünyayı da sadece kendi çev- remden, mahallemden veya Be- yoğlu'ndan ibaret zannetmiyo- rum. Ama yine de insanı kendi çevresindeki buiakım şeyler çok daha fazla etkiliyor. Ruanda'da- ki insan katliamlan insana sanki bir film karesi gibi gelirken, çok da fazla üzülmüyorsua Ama Ma- nisa 'dakı çocuklar sana daha ya- km oluyor veya kendinle ilgili şeyler daha fazla etkiliyor seni. -Birröportajınnria'HalukKır- cı insana ölürn cezasının kalk- mamasun savunduran nedenler- den bir tanesi' diyorsunıız. Ölüm cezasına bakışınız nedir? - Ben ölüm cezasından yana de- gilim.. ama o söylediğim sözün altına imzamı bir kez daha atıyo- rum. Haluk Kırcı gibi adamlara ne çok acı çektirecekse o ceza verilmeli. Ama o insanlar hapis- lerde, koğuşlarda, kokoreç maki- neleriyle faian çok büyük keyif- leryaşıyorlarsa, hatta berberleri- ni, aşçılannı yanlanna aldırabı- liyorlarsa, bu benim içimı acıtı- yor. Bununçaresini bilemıyorum ama, çaresi şu anki adalet meka- nizması değil. - İTk gençKğiııi 1980'H yıDarda yaşamış birisi olarak kendinizi depoiitizeofanuşhissediyor musu- nuz? - Her 'normal, iyi ofanaya çah- şan'insan gibi ben de kendımi so- la yakm buluyorum. Ama bu be- nim için 'Bütün fabrika sahiple- rine karşrvım' falan demek değil. Ama kendımi çocukluğumdan beri solda buluyorum. Zaten in- san çocukluğunda ÇeHkBilek' in veya Tommiks'in yanındaysa, doğal olarak solcu oluyor. Yani iyiysen, kötülere de karşısın.. -Bir şarkuuzda " Bir şehri tam kalbinden, beyninden vurup git- mek'ten bahsediyorsunuz. Gü- nün birinde gitmeyi düşünüyor musunuz? - Gitmek kavramı, süreyle ala- kalı bir şey. Burasını tamamen bitirip, köprülen aüp mı gide- ceksın.. yoksa 'biraz gideyim,bu- rabuı özkyeyim, sonra geri döoe- rim' mi? Ben ödleğun herhalde.. köprüleri atıp gıdemiyorum ama, şu anda da çok memnun olmadı- ğım bir yerde yaşıyorum. Bir in- san normal şartlarda eğer Türki- ye istatistikı ortalamasına göre 67 yaşına kadar yaşayacaksa, ben 35 yıl daha tstanbul'u çekemem, onu biliyorum. Sirketler TEAŞ'ı suçluyor Istanbulyine karanlıkta tstanbul Haber Servia- Istanbul'da son bır haftada meydana gelen elektrik ke- sinrılerinin nedeninın, ka- muoyunu, Akkuyu Nükle- er Santralı ihalesme hazır- lamak olduğu belırlendı. Akkuyu Nükleer Sant- rah ihalesinin tamamlan- masında son dört güne gi- rilirken, IstanbuJ'un Ana- dolu ve Avrupa yakasında- kı birçok semtte elektrikler yeniden kesilmeye başla- dı. tstanbul'da elektrik da- ğıttmından sorumlu olan AKTAŞveBEDAŞ'ınyet-. kililen, kesıntılerın kendı- lerinden kaynaklanmadığı- nı vesoruna TEAŞ'ın elekt- rikte kısıtlamaya gjtmesinın neden olduğunu belirttiler. Kadıköy, Bakırköy, Kü- çükçekmece, Kartal, Ba- kırköy, Güngören, Uskü- dar başta olmak üzere Istan- bul'un birçok ılçesinde yak- laşık bir haftadır sistemlı olarak kesilen elektrikler yurttaşlan çileden çıkart- ö. Kesintiler nedeniyle ev- lerinde bulunan birçok eiektronik cıhazın bozul- duğunu söyleyen yurttaş- lar, kesintilerin sıstemli ol- duğuna dikkat çeküler. Istanbul'da elektnk dağı- ummdan sorumlu olan BE- DAŞ ve AKTAŞ'm yetki- lileri ise kesintilerin TE- AŞ'ın enerii kısıtlamasına gıtmesınden kaynaklandı- ğmı söylediler. Yetkililer, hatlardâ ve trafolarda her- hangı bir sorun bulunma- dığını, meydana gelen an- zalara ıse anında müdaha- le edildiğinı belirttiler. Hükümetın "baadeviet kuruiuşlanmn görüşkri- nin ahnamadıgr gerekçe- siyle 1 ay ertelediği Akku- yu Nükleer Santralı ihale- si sonuçlannın açıklanma- sında son dört güne girilir- ken, TEAS yetkılıleri kesm- tilerin ihaleyle bır ılgisı ol- madığını, sorunun kötü ha- va şartlanndan kaynaklan- dığını savıındu. e-posta : tan @ prizma. net tr Sporun estetiği Avustrarya'nm Sydney kentinde yapılan FESA DünyaKupası müsabakalan, sporun estetiğini bir kez daha gözler önüne serecek görüntülere sahne oluyor. Sydney'in olimpik havuzunda dün yapılan yanşmalann biri de, bayanlar kategorisinde, eşzamanh dalma üzerine gerçekleştirfldi. Fransn dahna rekortmenleri Souchon Arboles ve Jube Danaus 10 metreiik platformdan (yamanh dalarakbuyükbir perfonnans sergflediler. Sydney 2000 yaz oKmpiyatlannda da, otimpiyat tarihinden bu yana ilk defa tanındı ve ohmpiyatlarda arnk bualandada yanşılacak. SHÇEK, istismar edilen çocuklar için telefon hattı açıyor 'Alo imdatlBabam benidövüyor' FtGENAIALAY Dövülen, istismar edilen, zorla ca- hştınlan çocuklar artık telefonla yar- dun isteyebilecekler. Her ihban doğ- ru kabul edecek olan SHÇEK ekip- leri kısa sürede çocuğun bulunduğu adrese gidecek; aileyle görüşülecek, gerekirse dava açılacak. SHÇEK Istanbul 11 Müdürlüğu, Çocuk Haklan Sözle^nesi'nin 10. yıl kutlamalan çerçevesinde çeşitli sivil toplum ve resmi kuruluşlarla işbir- liği içinde bu yıl boyunca bir dizi et- küılik gerçekleştirecek. Il Müdürü Kahraman Eroğiu'nun verdiği bilgilere göre, bu etkınlik- lerden biri, aılelerince ya da öğret- menlerince dövülen, istismar edilen, zorla çalıştınlan çocuklar için SHÇEK II Müdürlüğü'nde bir tele- fon hatO kurulması. Bir ay içinde hizmete girecek bu telefon hattınm başında sürekli bir uzman oturacak ve her ihbar doğru kabul edilecek. Bir çocuk telefonla yardım ister istemez ekipler hemen çocuğun bulunduğu adrese gidecek. Eroğlu, hatnn aran- masından sonra neler yapılacağını şöyle anlattı: "Örneğin,bir kapıa çocuğn Okul benden zorla kayıt parası ıstiyor' di- yecek. Hemen çocuğun öğrenim gör- düğü okula gidip okul yönetimiyle göröşeceğiz. Ya da 'Ailem beni zor- la çalıştınyor' diyecek, '10 dakika sonra yanındayız' deyip çocuğun evi- ne gideceğiz. Aitesrvle görfişüp, yap- nklarmm yasa>-a aykın oMuğunu, ce- za» bulunduğunu anlatacak,çocuğu yoksulluk nedeniyle cahştırmak zo- runda kabyorlarsa ayni \c nakdi yar- dımda bulunacağumzı söyleyeceğiz. Çocuğu zorla çanşbrmaya devam ederlerse haklannda da\a açacağız."" Yaptıklan çalışma sonuçunda Be- yoğlu'nda ailelerince zorla sokak- larda çalıştınlan 530 çocuk belirle- diklerine dikkat çeken Eroğlu, "Ço- cuklan zorla çalışnrmak asunda suç. TCK'nin 478. maddesi uyannca zor- la çafaşbnlan çocuk 12 yaşm alnn- daysa 30 aya kadar, üstündeyse 18 aya kadar hapiscezası öngörülüyor" dedı. Çocuklanm zorla çahştıran ıkı aile hakkında dava açtıklannı anla- tan Eroğlu, şöyle devam etti: " 9ve 11 yasjarmdaki ikiçocuk, ai- leleri tarafindan zorla çahşnrddıkla- ruu söyleyince evlerine gittik. Ailde- ri yoksuDuktan buna mecbur kakhk- brmı antatmcakendilerineyannm ya- pılacağuu ve iş olanağı içinçaba har- cayacağmuzı söyiedik. 'Tamam' de- diler. Bir süre sonra çocuklan tekrar sokakta gördük. .Ailevi yeniden uyar- dık. Çocuklanüçüncükezsokakta ça- hşjrken buhınca aflekrhakkmda da- va açnk." SÖYLEdl ATTİLAİLHAN Basın Nasıl 'Raydan Çıktı'? Osmanta'dâ dergi ya da gazete çıkarmak, 'ticari' bir 'iş' değil, 'fıkrf* bir 'aksiyon' Çeytem'jdu: sa- natçı ya da aydınlann işi ki, zaten o dönemde, bu iki takımı' birbirinden ayırmak son derece zordur. Amaç, para kazanmaktan çok yeni bir edebiyat görüşünün, yeni ya da eskimekte olan bazı 'fikirierin', yurt içinde yaygınlık kazanmasını sağlamak! 'Genç Osmanlı- lar'dan bu tarafa, yurt dışında çıkanlmış olanlar da- hil, hangi 'meWcırfe"ye birgöz atsanız bu böyledir 'Meş- veret', 'Muhbir 1 , Türk Yurdu', 'Içtihat', 'Sebilür- reşat'vs. Peki gazetecilik farklı mı? Yooo, o da böyle: Tak- VİTTH Vekâyi'den TOTn'e, Tercûman-ı AhvaTdan Tas- vir-i Efkâr'a, hep aynı şey: Tanzimat ya da Meşru- tiyet gazetecileri, bilerek bilmeyerek Fransa'nın et- kisi altındaydılar; o kadar ki, bu etki Cumhuriyet dö- neminde bile sürmüş, aynı 'militan' yayıncılık anlayı- şı kolay kolay terk edilememiştirAdnan Menderes ve Demokrat Parti'yle giriştiği fikir mücadelesi yü- zünden, gazetesi toplam yüz yılın üstünde hapse hü- küm giyen Adnan Düvenci, bir tarihte 'Demokrat Izmir* gazetesini tanımlarken, bana, -üstelik Fransız- ca olarak, mücadele gazetesi anlamına- 'une feuil- le de combati' demişti: 1966'da filân, düşünebiiiyor musunuz? Dahası. Hâkimiyet-i Milliye de böyle bir gazete idi, Tan, Vatan ve Yeni Sabah da! Başka türiü de söyleyebilirim: günlük, haftalık ya daaylıkyayıncılıgımızın 'geleneği', onu 'menfaathır- s/'ndan ayn tutmuştur; hatta o 'hırsı' bir yerde 'fikri', 'menfaat'alercıhı, küçümser: Namık Kemal bey'den Hüseyin Cahrt bey'e, Sabiha Sertel hanım'dan Cüneyt Arcayürek bey'e, cezaevinde yatmış gaze- tecilerin çokluğu, bunu kanıtlamıyor mu? Siyasetle, yani siyasi bir partiyle, fikir düzeyinde bir yakınlığınız ofabilirdi; ama bu yakınlık, ne o partinin politikasını ve uygulamasını eleştirmenize engel oluştururdu; ne de o partiden ya da iktidanndan çıkar edinmenizi sağlardı. Bilmem ama, sanınm hanl hanl, 'kalem er- baö/'nın 'haysiyetini' tarife çalışıyorum; o zamanlar- da bunun, ne acılar pahasına ve nasıl yaşandıgına, ışık tutmaya! Bunun en somut kanıtı, çoğu başmu- harrirlerin -ki matbuatın gerçek yıldızlan onlardı- ga- zetelerinin aynı zamanda 'sahibi' olmalanydı; ne bir bankaya verilecek hesaplan olurdu, ne de bir holdin- ge; muhasebenin veriteceği, 'kutsal' yer, 'vicdanla- n'ydı ancak. Bu 'gelenek' gazeteciliğin Bat Avrupa'da yaşa- dığı -yaşamaktan öte, 'yaratbğı'- gelenek: Fransa'da cumhuriyetçiler'in, daha sonra sosyalist ve komünist- ler'in, tabii bu arada kralcılar'ın; Almanya'da, sosyal demokratlann, Katya'da kralcı, faşist, cumhuriyetçi ve komünistler'in; Ispanya'da anarko/sendikalist, komünist ve falanjistler'in gayret, feragat ve fedakâr- lıklanyla oluşmuştu; bunalım ve gerilim dönemlerin- de, feda-yı nefisleriyle zirveye ulaştı. İlk çengel ne zaman atılmı$tı? 1/edat Nedim bey (Tör), ülkemizde 1927 Komü- V nist tevkifatının müsebbibi olarak biliniyor Anka- ra Radyosu'nda uzun yıllar genel müdüıiük görevi- ni rfa ettikten sonra, ilk özel bankalanmızdan birinde -galiba 'demokrasi' teşebbüsüyle biriikte,- sanat da- nışmanı yapılmıştı: önce, bırkaç neslin unutamaya- cağı bir çocuk dergisini hayata geçirdi; daha sonra, ûç ayda bir yayınlanan önemli bir sanat dergisini! Hiç unutmam, Sındırgı'dayız, 1950'li yıllar; kız kar- deşim Çolpan (llhan) henüz ilkokulda okuyon o ço- cuk dergisine, çözdügü bir bulmacayı gönderirken mi, ne; bir mektup yazıyor; trak!, bır hafta içinde, oradan, bir mektup, dogrudan ona yazılmış, imza Vedat Ne- dim Tör: ailecek, şaşkınlık içindeyiz; bu şaşkınlık, asıl nedenini, o küçük okurdan ne istendiğini öğre- nince kazanacaktır: "...acaba küçük okurun sev- gili babactğı, dergryi tanrbp, kaymakamlığını yap- bğı ilçe ahalisinden, aboneler temini hususunda yardımcı olur muymuş?" Evetojay, birtarafıyla 'yenilik', hatta 'modemlik' gi- bi görünüyor, kabul: neden, çünkü bizim çocukluğu- muzun dergiferi, 'Mektepli', »ÇocukSesi', Afacan', '1001 Roman' vd... böyle bir teşebbüse asla cür'et etmemişlerdir; aynca, özel birderginin devleti 'kulla- nabilmesi', ancak 'tek parti' döneminde, o partinin çıkardığı dergiler için mümkündü; o halde, yaşadığı- mız olay, yayıncılık alanında 'Sermaye'nin (Bankacı- lığın), bürokrasiye nasıl çengel attığının ilk işareti! O senelerdeTürkiye, 'LJberalliği', heleonun 'vahşi'ör- neğini, sadece lâf olarak biliyor, yaşamamış; o yüz- den, yanm yüzyıl sonra, yazılı, sözlü, görüntülü bü- tün Media'yı; holdingler'in, -hem de evire çevire- kul- lanabileceklerini, tahayyül bile edemiyoruz. Yapmıyoriar dlyeblllr mlslnlz? eilmeyen kaldı mı, Türkiye'nin 'Cumhuriyef mo- deli Fransu Cumhuriyeti'dir; bunu Toynbee de yazmış; ama 'demokrasi' modeli Fransa mıdır, ora- sı adamakıllı şüpheli; ||. Dünya Savaşı ertesinde, Pariste çıkan gazeteler, hâlâ fikif gazeteteriydi: Sağ- cı 'Le Fıgaro' da, l'Aurore da, öyle; solcu l'Huma- nrte de, le Combat da, la Liberation da öyle! Pa- lavra gazeteciliği yapan tek gazete vardı, France-So- B-, öğte üstü çıkıyor; manşeti magazin/dedikodu, o yüz- den aiay konusu; üstelik, aynı saatlerde yayınlanan, dünyanın en ciddi fikirgazetelerinden 'Le Monde' ile dengelenmiş! Türkiye farklı mrydı, hayır! Belki gençler bilmez, ül- kemizde 'ev kadınlannın, patiıcan kızartrken bi- le okuyabileceği', ilk gazete, devr-i dil-ârâ-yı de- mokrasiyle biriikte çıktı; başlangıcı, parlak değildi; eğer Londra Olimpiyatlan'na rast gelmese, bazıla- nna göre zarar edip batacaktı; Güreş MillîTakımı'mı- zın, o olimpiyatta mucızeler yaratması yeni gazete- nin o başanyı ülkeye en çabuk yansrtmış olması, ga- zeteyi 'kurtarmış'; bu 'kurtuluş'Türk Basını'nı sonuç- ta bugün geleceği yere, yani yanlış bir raya sokmuş- tur. O yanlış ne midir? Günümüzde, HoJdkig Media'sıyla boğazımıza ka- dar içine batmış olduğumuz; okuru 'yurttaş' kimliğin- den kopanp, füfreftc/'-hem de 'enayi tüketici'- kim- liğine kaydırma 'yanlışı'dır ki, aynı zamanda bu, Post/modemist polıtikada 'beyin yönetimi' - daha doğrusu 'beyin denetimi'- anlamına gelryor. Bunu yapmfyortardryebilir misiniz? http^/www.prizrnanettr/AILHAN http7/www.bilgiyaymevi.com.trj'ailhan FaksyO-212/2601988
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog