Bugünden 1930'a 5,447,148 adet makale



Katalog


«
»

OCAK 2000 CUMA • • • • CUMHURÎYET SAYFA HABERLERİN DEVAMI 19 TURKIYE Istsmbul Edirne KocaeJi Çanakkale Izmir Manisa Aydın Denizti S S S S A A A A 3 3 1 5 8 6 8 3 Sinop 6 Adana A 10 Zonguldak S 2 Antalya Samsun Trabzon Giresun Ankara Eskışehir Konya Sıvas A A A S S S S 3 4 4 -5 -3 -5 -5 Mersin Diyarbakır Şanhurfa Mardin Siirt Hakkân Van A PB PB PB K PB K 12 2 7 3 5 -3 -2 9 Kare PB Yurdun doğu kesım- leri parçalı, çok bu- lutlu, Doğu Anado- Oslo lu'nun güneydoğusu DIS MERKEZLER Y 0 Beriin kar yağışlı, Marmara H e l s i n k i ite yurdun ıçkeamte- Stockholm Y 0 Madrid PB 3 Moskova K -15 Y 12Budapeşte PB 4 Aşkabat PB 9 Astana PB -9 n sisli, ötekı yerier az londra Y 8 Vıyana bulutiugececek.Ha- Amsterdam Y 6 Belgrad vasıcaklığıdeğışme- B r ü k s , ı a yecek.Rüzgârkuzey r m ,K s e l ve doğu yönlerden r*arıs hafrf, ara sıra orta Bonn kuvvette esecek. PB 2 Taşkent PB -2 PB 11 Y 2 Sofya PB -1 Bişkek 6 Roma PB 12 Tii PB 2 K -4 5 Atina PB 12 Kahire Y 16 Münih PB 2 Zürih PB 4 Şam Y 10 £ j j Parçalı buluöu : Sisli c^" 1 --, BuhıHu Yağmutiu Kart k Gok gûnütülû m m GUNCELcÜNEYT ARCAYÜREK • Jiaştarafi 1. Sayfada yapılryor. Medya deyimiyie "bomba gibi haberier^n deviet katında başlıca iki yorumcusu kimdir bilirsiniz.. Birincisi nemen hef konuda görtişünü ve öğüdünü esirgemeyen Cumhurbaşkanımız Demirel. Dün Manisa'ya teşriflerinde Genelkurmay açıkla- ması ile ilgili görüşünü engin deneyimleri ışığında açıklamasını isteyen gazetecileri, "Bu konuda be- yanda bulunmakistemediğini" söyleyerek geri çevir- di. Laik cumhuriyetin savunucusu olmakla ve başko- mutanlık sıfatıyla övünen Demirel sustu. Kuşkunuz olmasın, bir hesabı vardır. Düşünür ta- şınır; uzatmalı cumhurbaşkanlığı sorununda FP oy- lannı yitirmemek amacıyla önümüzdeki zaman için- de, bakarsınız, ne şiş yansın ne kebap hesabı den- geli bir açıklama yapabilir. Ikincisi: Genelkurmay'la FP arasındaki sözlü-yazı- lı çatışmada bir numaralı söz sahibi Başbakan Ece- vit Çoğu çevre, tutumunu merak ediyor. Zira Genel- kurmay Başbakan'a bağlı. Fazilet liderinin en azından siyasal hesaptan yok- sun çıkışını, herkesten ve herşeyden önce Başba- kan'ın yanıtlamasındaki zorunluk da ortada. Ama, ya Genelkurmay açıklamasından haberi yok- tu ya da susmayı yeğledi; Başbakan, açıklamayı TVIerden, haber ajanslanndan öğrendi, ama sustu. Akla gelen ilk olasılık bu. Bu suskunluk TSK açıklamasının yayımlandığı gün ve saatlerde başbakanlara özgü herhangi bir maze- rete bağlanabilirdi. Ne yazık ki; Başbakan Ecevit Davos'a gitmek üz- re uçağa binerken ne açıklamayı ne de çatışmayı içe- ren bir soru ile karşılaşmadı. Gazeteciler, son günlerdeki bazı gelişmelerin 28 Şubat'ın haklılığını ortaya koyup koymadığını sordu- iar. Tabii, güncelliği kavramayan bu soru Ecevit'in işi- ne yaradı. Ne Genelkurmay'ın açıklamasından ne de Kutan'ın özrü kabahatinden büyük, "suçu başkalan- nın üzerine atmaya çalışan davranışından" söz açtı. "önemli olan laikliğin haklılığının ortaya konulmuş olmasıdır" diye baştan savma babaca bir açıklama yaptı. Oysa Ecevit, Genelkurmay açıklamasına değinen ve 28 Şubat sürecinin devam ettiğıni ırdeleyen bir ko- nuşma yapabilırdi. Bu vesileyle bir gerçek bir kez daha ortaya çıkt: Askerier ne denli açık, kesin tavııiı olduklannı son kez yine kanıtlamalanna karşın; siviller konuyu yorumla- mayı olabildiğince ertelemeye çalıştılar. Ostüne üstlük Başbakan'a düşen bir başka görev daha vardı: Duyarlı olduklan konuda zamansız ve anlamsız bir sakJınya uğrayan askerleri; Genelkuımay'dan önce anında savunması gerekirdi. Araştrma yok, soru çok Davos'ta Ecevit'e Batılılann son gelişmeyi ömek vererek AB ölçütleri arasında yer alan "askerlerin iç ve dış siyasetteki etkinliğinin sıfıra indirilmesi" kura- lını anımsatmalan güçlü bir olasılık. Şu sıralar bir vahşet sergileniyor ve Hizbullah re- zaletiyle ilgili araştırmalann hükümet katıyla kısrtlı tu- tulmaya çâlışılacağına işaret eden kimi izlenimler göz- leniyor. Genelkurmay-Fazilet çatışmasının iç siyaseti nasıl etkileyeceği kulislerde tartışılırken; Hizbullah'ın dev- let yöneticileri tarafından "himaye gördüğü" ile ilgili savlann, bir iki demeçle geçiştirilmeye çalışılmadan, enine boyuna araştınlması zorunlu hale geliyor. Fakat, siyasetçilerde böyle bir eğilimin varitgını gös- teren iz yok. Cumhurbaşkanı, vahşet ortaya çıktığı gün Hizbul- lah'ı, "başlangıçta halkı korumaya yönelik bir hare- ket" diye tanımladı. Bu tanımlama Hizbullah'ın 1982'den beri bilindiği- ni ve izlendiğini gösteriyor. Süresi bilinmeyen bir za- man diliminde kimi yöneticilerden "himaye gördüğü" kuşkusunu akla getiriyor. Hizbullah'ın gerçekyüzü ortayaçıkmadıkça, "dev- letin herşeyi bildiğini, ancak örgütü himaye ettiğıni" irdeleyen savlann arkası kesilmeyecek. Araştırma isteği yoksa "devtefte şeffaflık" nerede? Davos Seattle'ın gölgesinde ERGİN YILDIZOĞLU MVOS - Bfll Clinton dahil 33 ü- derin, 2000'den fazla özel davetiinin katıldığı dünya elitmin yıllık toplan- usı, bu kez "Seatfle savaşJarTnın göl- gesinde yapılıyor. Bunu yalnızca, Seattle'da "Dünya Ticaret Örgütâ* toplanüsının yapılmasını engelleyen gruplann Davos toplantısında hedef almış olmalanndan değil, Davos'un bu yılki temasıyla, bu tema altında planlanan tartışmalann içeriklerin- den de görmek mûmkün. Seattle'da protestolar, etkinlikler ve tartışma- larda özellikle dikkati çeken, "Fri- ends of the Eartb" (Dünyanın Dost- lan), "AnÖ-WTO CoaJraon' (DTÖ'ye Karşı Koalisyon) gibi gruplar hafta sonunda Davos'ta çe- şitli etkinlikler planlıyorlar Cumar- tesi günü, Davos'ta polis yasağına rağmen bir gösteri yürüyüşü yapıla- cağı bildiriliyor. İlk kez, küreselleş- meye ve serbest ticarete karşı bir si- vil toplum örgütûnûn liderinin, 'Third World Network'ten Martin Khor'un Davos toplantılanna kaül- mak üzere davet edilmiş olması da Seattle'ın etkısini yansıtan bir başka gösterge. Davos'un bu yılki teması ise nere- deyse tümüyle (kimi ruh ve madde konulannı ele alan, stres yönetemiy- le uğraşan esotenk konulan bir ke- nara bırakırsak) Seattle'da yaşannuş olanlarm damgasını taşıyor. Bu gerginligin etkileri kendini ön- ce Davos toplantılanmn düzenleyici- si Gaude Smadja'nın toplantmın te- masını açıklayan "Davos, farkyanrt- mamm nnnamrtır" başllkll yaziSUlda gösterdi. Smadja'ya göre Davos top- lanülannın ana temasını bu yıl, "kfl- resefleşmenin kazançbnnm y«nı smı getinfigi otumsuzetkikri ve bontann küresefleşme>ira>ii)dançıkannanıa- sı için ahnması gereken tedbirier" oluşturuyor. Davos toplantılannda özellikle öne çıkanlan tartışma k o nulannın başlıklan da «Idukça ıl- ginç. Örneğin neo-liberalizm 1980'lerde yola çıkarken "Tophıro- saJçıkaryoktur.birbirrvkrekabete- den bireyler vantar" (Thatcher) di- yordu. Bill Clinton, seçim kampan- yasını "Esas obn ekooomidir'' (It's tne Economy Stupıd) sloganı üzeri- ne kurmuştu. Belli ki o zamandan bu yana köpriilerin altından çok sular akmış. Bu yıl Davos'ta yapılacak önemli tartısmalann ilkinin adı "Ekooomi değfl, tophun." Davos eliti, bir başka toplantıda "hükniDederin ve şirkrtfc- rin rote"nü tartısacak. Tartışma konulan arasmda, küre- selleşmenin yarattığı gelir dağümım- dakı bozulmalar, ülkeler arasındaki farklılaşmalar gibi sorunlann siya- sal, toplumsal etkilerine karşı "Mi- cadele stratejfleri", "Pn-asalann hep açık k»l«nı^ııı vanayabilir miyiz" gibi başlıklar da özellikle vurgulan- mış. Seattle savaşlannın etkileri, "Si- vfl tophun örgûtkri: Bir Robin Ho- od mu aramyor? Shil toplum örgüt- leridostmu dnşman mı" gıbı toplan- ü başhklannda da kendini gösteri- yor. Davos toplantısı, küreselleşme sûrecini belirleyen karan alan elit kadrolann, Seattle'dan sonraki ilk uluslararası toplantısı. Bu yüzden pı- yasalann, ABD Maliye Bakanı Sum- mers, Bundesbank ve Fransız Mer- kez Bankası guvernorlan, Japonya Maliye Bakanı Yardımcısı, DTÖ Başkam Moore, ABD Ticaret Tem- silcisi Barshefsky. Avrupa Ticaret Komisyonu Başkam Lamy gibi üst düzey bürokratlann kanldığı Davos toplantısından, küreselleşmenin bundan sonraki yönü hakkmda önemli işaretler almayı umduklan bildiriliyor. Görevini bırakmaya ha- zırlanan Dünya Bankası Baş Ekono- misti Stigtitz'ın Davos'ta yapacağı konuşma da ilgiyle bekleniyor. Stiglitz, Asya krizi ve küreselleş- me bağlamında, LMF politikalanna ve VVashington kaynakb bir küresel- leşme modeline yönelik eleştirileriy- Ie dikkati çekmiş. Rusya'da 10 yıllık "letMiMuı"bir felaket oldugunu ıle- ri sürdüğü için sert elestirilere hedef olmuştu. Bu yıl beş başkandan dör- dünûn, 78 bin ile 250 bin dolar giriş ücreti ödeyen büyük şirketlerin yö- neticilennin oluşturduğu Davos zir- vesi, önüne koyduğu sorulara doyu- rucu cevaplar bulabilir mi? Bu pek belli değil, ama şu kadan kesin: Toplantılar Seattle savaşlannın. küreselleşmenin geleceğine ılişkin olarak gündeme getirdiği sorunlann gergınliğı altında geçecek. Ecevit 53 projeyle gîtti MBaştarafi 1. Sayfada nusundaki bedeflerinin sorulması üzerine istikrarü, hıziı ve TBMM ile uyumlu çalışan bir hükümetin iş- başında oldugunu söyledi. Türk ekonomisinin yapı- sal aksaklıklannı gidermek için alınmasıgereken ön- Jemleri IMF hatırlatmasına firsat vermeden gerçek- leştirmeye çalışüklannı anlatan Ecevit, yabancı ser- mayenin halkın ekonomi yönetımine duyduğu güve- nin farkmda olduklannı belirtti. Ecevit şöyle kosuş- tu: "Bu yıl Davos toplanösında Tfirfciye'mıı aktif ve efldn bir şekilde bulunmasına düzenieykfler büyük teem verdfler. Çünkü Türkiye'deki ekonomik abfanı- hnu gemşoianâkiarayolaçacağmıgözfemkdBer bd- B ü BD topiaatıya, 5nde gclen devlet adambn <ta}m- dapottfloKdaı;ıızmuıfau'veyazarfaB-(bşHidapekçok böyükfiaaBSkorulojıuıuıı, büyük firnûiarm tenöö- cieri, üst düzey yöoeticfleıi gefiyoriar. Bu Uzfan için âtş sermstye katlaa ve Törfcrye'nin oknaklanmn ser- g&nmesi bakmımdan böyük firmtlB'. O »çıdaB ha- Zffhkfa olarak gküyoruz." Zürih'ten Davos'a trenle geçmesinin nedeninin so- rulması üzerine Ecevit şunlan söyledi: . "Ben tren yokahığnaH çok severin». Çânkü otomo-, bide insaa araas içine hapsed&aiş gjbi oİByoc ŞeWr- ler araa yotar gcndHife pek Iglaç ohmçan mtbOt- knkn geçer, oysa treokr şefairterm, kasababvm, kfy- lerin içtnden geçer. Trenin kande kesdimi özgör ttsse- diyorBin hem de daha çok zevk akyorum. Tmtiye\k dedemiryoiu utfiymının geüşmesniistiyoruz. Bonn hükâmetobnık da karan bagbHbk." Ecevit, Davos'a çantasında 24 milyar değerinde 53 projeyle gitti. Ecevit, savunma, enerii ve altyapı gibi alanlan içeren bu 53 proje için yabancı yaünmcıLar- dan kredı arayacak. Yabancı sermaye kuruluşlannm temsücüerini, baş- ta kamu hizmeti alanlan olmak üzere yap-işlet-dev- ret yöntemiyle yapılacak projeler için Türkiye'ye çekmeye çalışacak olan Ecevit, özelleştirmeyle saü- lacakkamu kuruiuşlan, enerii. telekom. altyapı sek- törleri için de yabancı yatınmcılara çağnda buluna- cak. Davos'ta yatınmcılara,tahkimveliberaluygu- lamalanyla "Türkiye'DİnkendSeriiçmbahııiBiazbH- firsat" olduğunun anlatıldığı ve projelerin taruüidı- gı "Türkiye'de YaünmFırsaÜan veProjefer" başhk- lı kitapçık dağıülacak. Ingiltere Başbakanı Tony Blair ile bir araya gele- cek olan Ecevit, Jsraıl Başbakanı EbudBarak'm top- lanüya gelmekten vazgeçmesi nedeniyle görüşeme- yecek. Ecevit, yabancı işadamları onuriina verDecek akşam yenıeğinde bir konuşma yapacak. Yeııi ekonoıııi, eski hesaplar OSMANÇUTSAy DAVOS- Bu yıl 30'uncusu toplanan Dünya Eko- nomi Forumu'nda ağırhklı olarak "ABD mucize- si rı nin tartışılması bekleniyor. Kış sporlan merke- zi bu zenginler kentinde, özellikle ABD ekonomi- sinde son 10 yıldır aralıksız devam eden büyüme ve işsizlikteki gerileme türünden "başardanıı'' bir "dünya modeii'' olarak sunulup sunulamayacağı üzerine görüş alışverişinde bulunulacak. Cumar- tesi günü ABD Başkam Bill Clinton'm da beklen- diği toplantı nedeniyle protesto gösterilerinden korkuluyor. tsviçre polisinden yapılan açıklamalardaher tür- lü önlemin alındığı, Clinton'ın gelişı öncesinde gösterilere izin verilmeyeceği kaydedildi. Bu yıJ "NewEcoDoıny'' (Yeni Ekonomi) başlı- gı altında düzenlenen toplanüda, Clinton'm Seatt- le'daki DünyaTicaret Konferansı'nınbaşansızlık- la sonuçlanrnasının nedenlen üzerine görüş açık- laması da bekleniyor. Bu zıyaretin, Davos'un bu yılki tek rengini oluşturduğunu üeri süren çevre- ler ağırlıkta. "Yeni Ekooomi"nın herkesin ağzmda anlamsız bir slogan halini aldığım savunan bırçok iktisatçı, medyada yayunlanan yorumlannda, gelecekte krizsiz büyüyen birküresel ekonomi için herkesin iyi niyet taşıdığını vurguladı. Yonımlarda, bu iyi niyetin tek başına yetmediğine de dikkat çekildi ve dünya ekonomisinin sadece "Kıızev üDtelerinden'' oluşmadığı haürlatıldı. Zengin Kuzey ülkelennde enflasyonun tarihe kanşmasuıda küresel eko- nomıde krizsiz bir büyümenin gerçekleştiğini id- dia eden "neo-H)eral poitika yanttarT ise bunun sadece "Kıızey'' ya da "Birind Dünyn" ülkelerin- de gerçekleşebileceği iddialannın "tarafh" oldu- ğunu savunmayı sürdürüyorlar. Dün başlayan Da- vos Forumu'nda bu konulann genel tartışma ze- minini oluşturduğu kaydediliyor. 1990'lann orta- lanna kadar, ıktısat teorisinde, ekonomik büyüme, dü- şük işsizlik ve döviz istikrannın hep birlikte sağ- lanmasınm rnümkün olmadığına çok sık dikkat çekiliyordu. Davos'un "saMpfcri", bu hedeflere, ABD ekonomisinin son 10 yıldır ulaştığını savu- nuyorlar. Bu başannın büyük bir yoksullaşma ve toplumsal patlama tehlikesini de beraberinde ge- tirdiği görüşü ise "ideolojik oMuğu gerekçesJyte" reddediliyor. Bill Clinton'ın, Davos'ta, bu "Aİme- rikan başananm" nedenlenne değinmesi ve bir re- çete üzerinde neler düşündüğünü anlatması bek- leniyor. ABD ekonomisinin dünyaya bir model olarak sunulabileceğini ileri süren çevrelerin yanı sıra Seattle'daki gösterileri ammsatacak protesto- lara hazırlanan gruplar da var. Neo-liberal iktisat politikalanna karşı çıkan otonom, femınist ve çe- şitli sol-sosyalist çevrelerin, özellikle yann için gösteri çağnlannda ısrarlı olduklan gözlendi. Bu arada, diyalog yanlısı olan ve "Bern Bfldirgesi*' başlığı altında bir araya gelen bir dizi hükümet dı- şı kuruluş, Davos'taki forumun yenı kurallarla oy- nanması için artık harekete geçme çağnsında bu- lundu. Davos'un Seattle'ı haürlatması Isvıçre yet- kililerini, habrlatmaması da neo-liberalizm kar- şıtlanm korkutuyor. Aralannda Ecevit ve tsmal Cem'in de bulunduğu, Alman Başbakanı Schrö- der'in ise e\de kalmayı tercih ettiği 2 bini aşkın bir "seçkmler grubu", Clinton'ı bu korku altında bekliyor. Türldye'nin HdnciManisa davasında cezayağdı • Baştarafi 1. Sayfada eleştirilmeye başlandı. Kâr amacı gütmediğini açıkla- masına karşm forumun bü- yük maddi kazanç elde et- tiği ileri sürülüyor. Buna gösterge olarak da Cenevre'de inşa edilen merkezinin maliyetinin 23 milyon dolar olduğu ve bu paramn yüzde 80'inin pe- şin olarak ödenmesi göste- riliyor. Forumun 1999 yıl- lık raporuna göre de gelir- lerinde 1995 yılma göre yüzde 57'lik bir arüşla 32 milyon dolar olduğu belir- tiliyor. Dünya Ekonomik Foru- mu'nu (DEF) maddi olarak destekleyen çokuluslu şir- ketlerin Davos toplantısı günderruni belirlediği ise foruma yöneltilen ikinci önemli eleştiri. Buna göre, son 2 yılu"ır en çok parayı veren şirket- ler Davos'ta en çok temsil ediliyor. Forumun bu yılki beş eşbaşkanından 4'ü yıl- lık 75 bin ile 250 bin dolar arasmda değişen katkılar sağlıyorlarve panellerde en çok bu şirketlerin konuş- macılan yer alıyor. Başkan Schwab ise Da- vos'ta büyük şirketlerin temsil edilinesinin normal oldugunu, çokuluslu bu şir- ketlerin, tartışılan konular- da daha fazla katkı sağlaya- bileceğini belirtiyor. İZJVÜR (Cumhuriyet Ege Bfi- rosu)-Kamuoyunda 2. Manisalı gençler davası olarak bilinen, ço- ğunluğu üm'versite öğrencisi 10'u tutuklu 14 sanıklı DHKP-C dava- sında samklar 2.5 ile 15 yıl arasm- da değişen ağır hapıs cezasına çarptınldı. lymir DGM, böylece, Yargıtay'ın daha önce bozduğu ka- rannda direndi. Karann açıklan- masmdan sonra samklar, "İşte su- surluk adaleti. Bu vatan bizim- le kurtulacak" sloganlan atarak tepküerini dile getirdiler. îzmir DGM'de sıkı süa güven- lik önlemleri altında dün yapılan yargdamaya tutuklu samklar, Sami Güvercin dışındaki Mehmet Gö- cekli, Rıza Doğnı, Sinan Doğan, Tamer Çadırcı, Banş Yıldınm, Ümit Kanh, Enis Aras, Ayten Anlaş, Özcan Alev Özsev katılır- ken, tutuksuz samklar, Şenay Kap- lan, Sair Nedim, Yasemin Aydo- ğan, Mahir Biçici katümadılar. Duruşmayı acan mahkeme baş- kam, tüm sanıklann savunmalan- mn tamamlandığmı belirterek, sa- nık avukatlanndan Ayşe Kurn ve duruşmaya katüan tüm sanıklardan son sözlerini sordu. Avukat Ayşe Kuru, eski savun- malanru yineleyerek müvekkille- rinin beraatme karar verilmesini ta- lep etti. Tutuklu sanıklardan Meh- met Göcekli, bir diyeceği olmadı- ğmı açıklarken, Tamer Çadırcı, "Bürün yargılama boyunca tüm söyleyeceklerimi söyledim, ama inanıyorum ki bundan sonra son sözü halkımız söyleyecek" dedi. SanıkBanş Yıldırim, "Tahliye- mi istiyorum. Verilecek ceza ne olursa olsun cezaevi koşullan bi- zinı ölümümüzdür" diye konuş- tu. SanıklardanAyten Anlaş, bir di- yeceği olmadığını belirtirken, Umit Kanlı da, "Biz yargılama aşamasında konuştuk. Bizi suç- luyorsunuz. Bundan sonra hal- kın adaleti konuşacaktır " yanıtı- m verdi. Samklar Enis Aras, Rıza Doğru, Özsev Alev Özcan, Sinan Doğan, arkadaşlanndan farkh bir diyecekleri olmadığını söylediler. Sanıklann son sözlerini söyle- melerinin ardından mahkeme he- yetı kısa bir aradan sonra karanm açıkladı. Mahkeme heyeti, dosya içeriği- ne göre sanıklann örgüt üyesı ol- duklan, örgût üyelerine yardun ve yataklık yapüklan görüşüne vara- rak karanm şöyle açıkladı: "Ümit Kanh, Enis Aras l_2'şer yıl, 6'şar ay. Sinan Doğan, Özsev Alev Ozcan 8'er yıl 4'er ay. Sami Güvercin 15 yıl. Rıza Doğru 10 yıL Mehmet Göcekli 14 yıl 7 ay. Tamer Çadırcı, Banş Yıldınm, Ayten Anlaş 12'şer yü 6'şar ay. Sair Nedim 3 yıl 9 ay. Yasemin Aydoğan, Şenay Kaplan, Mahir Biçici 2'şer yıl 6'şar ay." Mahkeme heyeti, tutuklu sanık- lardan Sinan Doğan ile Özsev Alev Özcan'a verilen ceza rniktan ve tu- tukluluk sürelerini değeriendirerek tahliyelerine karar verdi. Mahkeme heyetmin karanm açıklamasından sonra duruşmayı izleyen tutuklu yakınlan, çeşitli sloganlar atarak karan protesto et- tiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Izmir DGM'nin samklaria ilgili daha ön- ce verdiği aynı hapis cezalarmı içe- ren karanm eksik soruşturma nede- niyle usul yönünden bozmuştu. tz- mir DGM, dünkü duruşmasmda aynı karannda direndi. 'Kıyak emeklilik' TBMM'de kabul edüdiAJSKARA (Cumhuriyet Bfirosu) - TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan 15 dakikada geçirilen, ancak yoğun kamouyu baskısı üzerine rafa kaldınlan "kryak emekHBk" önensı dün gece TBMM Genel Kurulu'nda 45 dakikada kabul edildi. 200 milletvekilinin katıldığı oylamada, 174 kabul oyuna karşılık, 20 ret oyu kuDamldı, 6 milletvekili de çekimser kaldı. Önerinin kabul edilmesiyle, Anayasa Mahkemesi tarafindan 7 kez iptal edilen ve "mDetvekilkrine kıyak emekKKk" olarak amlan yasayla ilgili gerekçeli karar yayunlanmadan; elde edilen ayncahklar güvence altma almmış oldu. Milletvekili emeklilerinin yam sua, aralannda Anayasa Mahkemesı üyelerinin de bulunduğu, 1500-2000 dolayında kişi için 414 milyon lira temsil tazminatı getirilmesı hükme bağlandı. Genel kunıl toplantısından önce TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkam Metin Şahin bir basın toplantısı düzenleyerek tasanyı savundu. Şahin, gazetecilerin, "Bir Bağ- Kur emekhsi 90 milyon ahrken bir mfllervektti emeklisi 700 milyon lira almryor mu" sorusuna, "Evet Ancak, miDetvekiDeri bir kamu görevi yapıyor, buhınduklan konum itibanyia, yfiksek emekli maaşı ahnalan normakhr. Şu anda 1^ mfiyar lira maaş alan bir kişmin emekli m»aynm da yüksek olması doğakur" yamtım verdi. 'Krysk emeklflik" olarak amlan öneri üzerinde görüşmelere geçilirken gruplar aduıa hiçbir parti temsilcisinin söz istememesı dikkati çekti. t 2vT]dacmck]ilikyT»k < Sadece TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkam Metin Şahin söz alarak bazı açıklamalar yaptı. Şahin, temsil tazminatmdan şu anda görev yapan parlamenterlerin yararlanmasımn söz konusu olmadığını söyledi. Halen görev yapan ve emekli olmuş milletvekillerine üave bir artış getirilmediğmi kaydeden Şahin, milletvekillerinin 2 yılda emekliliğinin de söz konusu olmadığuıı vurguladı. Sözleri alkışlarla karşüanan Şahin, "Sade vatandaşm bizfan akhğnnız maaşlarda gözü oldugunu dfişünmüyonun. Yeter ki, onlara hizmet verefim. Kamuda ûcret stralaması befli, miDervekilleri belki 20, belld 30. su^da. Sade vatandaş, onuruyla hizmet eden millet\ekillerüıe kem gözfc bakmaz" dedi. Maddeler bızla okunup oylamrken TBMM iktidanyla, muhalefetiyle görüş birliği sergiledi. Oylamada ise, sadece 20 milletvekili önenye karşı oy kullandı. _ •• G U N D E M MUSTAFA BALBAY • Baştarafi 1. Sayfada kemesi'nce araştınlmakta olan bir parti. Peşrevi uzatmayalım, maddelere geçelim: 1 - Kamuoyu FP-ordu gerginliğinin sadece son ucu- na bakarak degertendirme yapıyor. Hizbullah operas- yonunun başlamasının hemen ardından FP'lilertelaş- la, bu vahşi örgütün devletle bağlantılannı öne çıkar- maya çalıştılar. Yeri geldikçe söylüyoruz, bu yapıl- malıdır. Ancak FP'nin olağanüstü telaşlılığının altın- da neyin yattığını görmek uzun sürmedi; Anadolu'da kimi FP'liler de gözaltına alınmaya başladı. FP bu kez sakjın hedefini daha net seçip, 28 Şubat'a yüklendi. Bunun üzerine 24 Ocak'ta Genelkurmay iki sayfa- lık bir açıklama yaptı. Açıklama nazikti, ilk tümce "...üzüntü ile izlenmektedir" diye bitiyordu. Bu açık- lama 25 Ocak'ta gazetelerde yer aldı. Aynı gün Ku- tan, partisinin grup toplantısında bilinen tümceleri kullandı. Ertesi gün de Genelkurmay'dan daha sert bir açıklama getdi. Sürecin gelişi bu, bakalım gidişi nasıl olacak. 2- Kutan'ın, Tanklan Hizbullah'ın üzerine niye sûr- mediniz" sözlerinin kendisine ait olmadığını söyleye- rek başladığı savunması için en hafrf tanımla şunu söyieyebiliriz: Oryantal! - ' Yani, Doğu anlayışına göre bir açıklama! Onlan bir köşe yazan yazmış, oradan almış. FP'nin yayın orga- nı Milli Gazete'nin önceki günkü manşeti sekiz sütu- na Kutan'ın grupta yaptığı konuşmaya aynlmıştı. Ora- da alıntıdan söz edilmryor, Kutan dedi ki, diye başlı- yordu. ÂJemi sersem, milleti kör sanabilirsiniz ama, bari Allahtan korkun! Gel de bir kez daha Prof. llhan Arsel'e selam ver- me: "Şeriatçı, kendisini güçlü hissettiği an kılıcını çe- ker, güçsüz hissettiği an elinizi Öper!" Metnin faili meçhul! 3- Kutan'ın yaptığı konuşmayı kimin hazırtadığı du- yurutmadı. Yani faili meçhul. Kutan'ın konuşmalan birkaç kişilik dar bir grup tarafından hazırianıyor. Ku- tan da okuyor. O konuşma her zamanki ekibin hazır- ladığı konuşma değil. Grılarda, "Biz böyle birşeyyaz- mamıştık" diyoriar. Yazılı konuşmayı, azılı hale getiren kim olabilir? Bu kişinin adının baş harfi belki Necmettin'in N'sidiıi 4- FP adına dünkü basın toplantısını kimin düzen- leyeceği önemliydi. Bu anlayışın yenilikçisi-eskilikçi- si olmaz ama, parti içinde "yenilikçi kanat" diye ge- çenlerden biri mi düzenleyecekti, ak saçlılara yakın biri mi, Erbakan'ın doğrudan etkisinde olan biri mi? Üçüncü şık geçerli oldu. Veysel Candan, yakın geçmişte FP içini dalgalandıran yönetim değişikji- ğinde genel başkan yardımcılığına gelmiş bir kişi. &- bakan, Çiçek ve benzeri ANAP kokanlann üst yöne- timden uzaklaşmasını istemiş, yeni bir ekip oluştur- muştu. Candan dün gerginliği tırmandırma yönünde de- ğerlendimieler yaptı. Bir gün önce Cingöz Recai, "Benim söyledigim sözter benim değildi" diyor, er- tesi gün Veysel Erbakan, affedersiniz Candan, "Bû- tün söylediklerimizin arkasında durvyoruz" diyor! 5- FP'nin kapatılmasına ilişkin d^va devam eder- ken, biri çıksa da tam bu süreçte FP'ye zarar vere- cek bir şey yapsa desek, Kutan'dan iyisini yapamaz- dı! FP'lilerin gerginliği tırmandırma eğiliminde oldu- ğu dikkate alınırsa, bu politikanın arkasında ne var, sorusu akla geliyor. Konunun bu yanını aynca ele alacağız. 6- Bütün olup bitenlere karşın hâlâ sorma gereği duyduğumuz bir soru var. MNP, MSP, RP çizgisinin ardından FP Türkiye- lileşebilirmi? Cokzorgörünüyor... Bilim adamlan kopyalama yönteminin sonuçlannı araştınyortan kopyalanmış inekten bir kopya daha çı- kanp ne olacağına bakryorlar... Bu kadar emeğe ne gerek var? Bize gelsinler, bizde siyasal kopyalama var... ' Sonuçlan da ortada! Akaryakıt vergisi TEFE'ye endekslendi ANKARA (Cumhuriyet Börosu) - Akaryakıtta nıspi vergilemeden maktu vergı- leme sistemine geçilmesi, maktu miktarlarm da toptan eşya fryatlan endeksıne (TEFE) bağlanmasını öngö- ren tasan dün akşam TB- MM Genel Kurulu'nda ka- bul edildi. Görüşmeler sna- sında Maliye Bakanı Sâmer Oral'a vekâleten konuşan Onnan Bakanı NamiÇağan, "AB ülkderine uygun bir düzeokme gerçekleştirifiyor. Vergmaıfiyaüarkarşısmda- kitara&zfeğı sağbuıacak. Ta- san 0e VHÇ yükünde de ar- dŞ değü, azahş nr" dedi. TBMM Genel Ku- rulu'nda dün akaryakıtta vergikme sistemini değıştı- ren tasan görüşülerek kabul edildi. Orman Bakanı Nami Çağan, tasanmn herhangi bir vergi yükü getinnediği- ni vurgulayarak, şunlan söy- ledi: "PetroJ fiyadanndaki arüş tüketici RyaÜarma ken- disinin üzerinde bir arüşla yansryor. Bunun nedeni nis- pi vergiden dolayı petrol fi- yatfaui arüsı piramitieserek t&kctidye yansryor. Petrol fl- yaflarmda azahna meydana gekfi^inde de, bu azahna kendismden fazla bir vergi yfikû azahnasınayol açmak- tathr. Mahye, gefir beklenti- sinde yanı^ıya dûşebOmek- tcdh". Tasannm kabul edil- nmiykABûhelerindeoU»- ğu gibi akaryakıt tüketim vergBİnde maktu vergi ny- guteması getiribniş otacak." Çağan, maktu verginin enf- lasyonist ortamda aşmması sakıncasının da, tasanda yer alan toptan eşya fıyatlan en- deksine bağlanarak artnnl- masma ilişkin düzenlemey- le giderileceğini söyledi. TBMM'de dün kabul edilen yasayla getinlen düzonle- melerden bazüan şöyle: • Maktu vergi tutarian her ay, bir önceki ayda uygula- nan vergi tutarian esas aun- mak suretiyle DtE tarafin- dan aylık olarak ilan edilen toptan eşya fıyatlan endek- sine göre değışecek. • Bakanlar Kurulu, mak- tu vergi tutarlanm Avrupa Para Birimi (Euro) veya ya- bancı para birimlen karşıü- ğı Türk Lirası olarak uygu- 1atmaya ve uygulama dö- nemlerini gün veya ay ola- rak belirlemeye yetkili ola- cak. • Bakanlar Kurulu, mak- tu vergi tutarlanm her bir mal itibanyia ayn ayn veya topluca en yüksek vergi tu- tannın iki katma kadar artnr- maya veya sıfıra kadar indir- meye, bu sınniar içerisinde ürün türleri, çeşitleri, kulla- nım yerleri veya ithalatın şekline göre farklı tutarlar belirlemeye, maktu vergj uygulanacak birimleri de- ğıştırmeye yetkılı olacak.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog