Bugünden 1930'a 5,448,075 adet makale



Katalog


«
»

OCAK 2000 CUMA CUMHURİYET SAYFA Â U x l . kultur@cumhuriyet.com.tr 15 Yıllarm mizah yazarı Gani Müjde'nin ilk yönetmenlik denemesi, şamatalı bir parodi 'Kahpç Bizans 9 m yiğit güzeK'Yıllardır herkes onu mizah yazan ola- rak bıliyordu, ama o 5 yıllık sinema eği- tıminden geçmişti ve aslında fdm yönet- meni olmak istiyordu. Okulu bıtirdikten sonra 1989'da, Ertem Eğümezın, John Hnston gıbı tekerleklı ıskemlede, hasta hasta tamamladığı vasiyet fılmi 'Ara- besk'ın senaryosunu yazdı. Yeşilçam'ın, her dönemde geçerli, aşk fümlerinde sü- rekli kullandığı klişeleri, kalıplan, fazla- sıyla hassas-marazi duygusal yaklaşım- lan gırgıra alarak, âşık bir çıftle aralan- na giren bir kötû adamın hikâyesini an- latan, arabeskın bellıbaşlı öğelenni, mo- tiflerini ıçeren bir melodram antolojisi niteliğindeki 'Arabesk', beklenmedık bir ilgiyle karşılandı, dönemın gışe rekoru- nu kırdı ve başan, genç, okullu senaris- tin katkısı biraz es geçilerek Eğümez'e yazıldı tümüyle. Aynca yerli sinemayla dalgasını geçen bu Yeşüçam taşlaması, faz- lasıyla alıngan kimi Yeşilçamcılann da onurianna dokunmuştu. Genç senanstın yedıden yetmışe, ge- niş seyirci kitlesıyle yakınlık kurmanın sırnna erdığını ornekleyen 'Arabesk'le 'yakaiadığı absürd güldürü tarzuu', bu fİLmden tam on yıl sonra nihayet yönet- menlığuu de üstlenerek gerçekleştırdıği 'Kahpe Bizans'la bu kez tarihsel fılmle- re uyguladığını görüyoruz. Yıllardır işin teonsıni, pratığinı yapmanın getırdiğı bı- rikimin sonucunda, gerekli parayı denk- leşürip, ekran şöhretlennden oluşan, par- lak bir kadroyu da bir araya toplayarak çek- tiği bu ilk filmı, Gani Müjde adlı, yılla- nn mizah yazannın, yönetmen kırnJiği- ne kavuştuğunu da kanıtlıyor artık. Cüm- bür cemaatkıkırdayıp duran, neşeli, dop- dolu bir salonda se>Tettiğimız 'Kahpe Bizans'ta zoriu bir işin üstesinden geldi- ği söyienebilir bu deneyimliyazar-taze yö- netmenin. Evet, hayatta hep yönetmen ol- mak istenüş,mizahçıGani Müjde'nin son 5 yiünıverdiği, senanosunu birkaç kezye- niden yazdığı, 'egolan yüksek' ünlülerle gayretli ünsüzien kaynaştıran, kalabalık bir kadroyu çekip çevirdiğı, sonuçta 1 milyon 300 bin dolara mal olan bu ilk yö- netmenlik denemesi, karh buzlu soğuk ha- vanın morarttığı, ayazın kâbusa dönüştür- düğü, kasvetli bir günde içımızi ısıttı, sı- cak, neşeli bir birbuçuk saat yaşattı bize. TarihselfilmleresaygL~ Artık tanınmı önemsemenın gerektiği- jıe ınanmış yapımcılarca, bir süredır ek- ,-randa, dayanışraa desVeKU Uu f^lftrai bombardımamna tutulduğumuz 'Kahpe Bizans', kavgalı, kovalamacalı, zırhlı, kostümlû, hareketli, şamatalı bir tarihsel eğlencelik olarak kolayca tüketılıveriyor, fazladan bir çaba gerektirmeden, sürek- li gülûmseme halinde ve dozu yükselip alçalan espriler eşliğinde. Gani Müjde'nin çıkış noktası, çocuk- luğunda çokca seyrettiği, etkilendıği, Ka- raoğlan, Fatih'in Fedaisi Kara Murat, Malkoçoğlu, Tarkan ve Battal Gazi gibi, genelde Osmanlı-Bizans ilışkılerini ek- sen alan ve çizgi roman dûzeyinde sey- reden, aşk-intıkam ağırhklı, basıt, sığ, ta- rihsel serüven filmlen. Hepsı birer 'ye- nilmez cengaver 1 olan, bu kurmaca tarih- sel kahramanlann, destanlarla, efsane- lerle, masallarla halka mal olmuş, çogu kez haması bir mılhyetçılıği de banndı- ran, tekdüze, beylikserüvenlerinı konu edi- nen ve bu: dönemın (özellikle 1960'lann ikincı yansıyla 1970Tİ yıllar) Yeşilçam'ın- da furyaya dönüşmüş, gişede iyi çahşmış, genelde kılıç şakırtısıyla Bizans entrika- sı (macerayla aşk) arasında salınan, po- püler tanhsel filmlenne gırgırla kanşık göndermelerde bulunan 'Kahpe Bizans', bu fılmlerle büyüyen kuşağa mensup se- narist-yönetmenın, bu tarihsel filrnlere besledığı sevginin- nostaljinin saygılı bır ifadesi, aynı zamanda. Bu fümlerle dal- ga geçmekten çok, büyük ölçüde türün narnlı örneklerinden, Natuk Baytan'ın Cûneyt Arkın"ı yönettıği, 1974 yapunı 'BattalGazTnin Oğhı'ndan bir haylı esin- lendiği görülen 'Kahpe Bizans', adını doğrularcasına dostunu, düşmamnı sınir- den illet eden, entrikacı, sapkın tllet- yus'un (Mehmet AB Erbü) Bizans'a ım- parator oldugu, Bizans'ın da Anadolu 'ya hükmettiği çağlarda geçiyor. Bağrmdan Osmanh imparatoriuğunu çı- karan Kayı aşırehni hatırlatan ve Battal Gazi'yi çağnştıran, yenı doğan üçûz oğ- lan babası, deli dolu, kocamış babayıgit Süper Gazi'nin (SSmer Tilmaç) oba re- isi olduğu göçebe Nacarlar, Süper Gazi'nin attığı okun dûştûğû Anadolu topraklan- nı yurt ediniyorlar. Küçük bir çocuk ta- rafindan öldürûleceğini haber veren sa- ray lfâhininin (Kayhan Yıküzoğiu) uya- nsı sonucu, imparator Ületyus'un ülke- SUNGU ÇAPAN Yönetmen: Gani Müjde / Senaryo: Kemal Kenan Ergen, G. Müjde / Kamera: Uğur Içbak / Müzik: Mehmet Soyarslan, Uğur Dikmen / Oyuncular: Mehmet Ali Erbil, Cem Davran, Sümer Tilmaç, Yıimaz Köksal, Ayşegül Aldinç, Nurseli ldiz, Suat Sungur, Demet Şener, Hande Ataizi, Cengiz Küçükayvaz, ÜmitOkur/1999 (Arzu Fitm-özen Film) Mehmet Ali Erbil imparator roKinde fılmi sürükleyen oyuncu. Üç rolü canlandıran ve kavga sahnelerinde başanh olan Cem Davran da oodan geri kalmryor. de yeni doğmuş bütûn bebeklerin ortadan kaldınimasını emretmesiyle, Süper Ga- zi 'nin Yetiş. Gâvur ve Gider Bey (TV di- zisi 'Ruhsar'dakijönkomik-Mazharrolüy- le tanınmasına karşın aslında 20 yıllık ti- yatro oyuncusu olan Cem Davran canlan- dmyor üçünü de) adlanru koyduğu üçûz- leri nehre saluııyorlar. Ve gündüzleri sa- ray dışına çıkıp hanlarda özgûrce, zevk kaçamaklan yaşayan, erkek çocuk iste- mekteki tlletyus'a bir türlü bır velıaht doğuramamış, fettan, fahışe ruhlu ımpa- ratonçe Elena'yla (Nurseli ldiz) hizmet- çısi tarafindan tesadüfen bulunan, bebek Gâvur Bey, kızkardeşı cılveli Emmanu- elle'le (Demet Şener, 2 sanıye gögsünü göstenyor) buiikte, bır eh yağda, öteki bal- da, sarayda büyüyor, Bizans prensi Mar- kus Antonyus olarak. Imparator llletyus'un sünepe oğlu Gâ- ,VHrjMa^cus Antonyüş^gizlice yakalanıp,. tutulduîu Nacar obasında, Süper Ga- zi'nin yiğıt yoldaşı Senetçioğlu'nun (Yıl- maz Köksal) dilber kızına (Hande Ata- izi) sevdalanırken, çok iyi at binen, silah kullanan, esas oğlan Yetiş Bey de, düş- man Bizans prensesı, işveli cilveli Em- manuelle'e tutuluyor, kolayca tahmin edi- leceğı gibi. Kadınlann genelde hep yan çıplak gö- ründüğu Bizans'ta mutlaka saraya dalıp bır güzelın koynuna girmeden yapama- yan yiğitlenn soyundan gelen, kabına sığmaz, çoşan taşan Yetiş Bey'in, fîlmi yansından itibaren sırtındaki kocaman kapıyla tamamlayan, Bizans'a tutsak düş- müş babası Süper Gazi'yi kurtarmaya gi- riştiğı fihnde, ne yazık ki kadın-erkek tüm Bizanslılar ve Bizans, parodısi ya- pılan o şoven, sığ fılmlerdeki gibi, burun kıvnlarak ve küçümsenerek, sefıh, ödlek ve entnka kumkuması olarak tasvir edi- liyorçogunlukla. (Bubağlamda, EranPET- tan'ın Bizans'a içerden bakmayı dene> r en, bizim göremediğuniz 'Kuşatma Altın- _daki Aşk'ı gibi aynksı bir fîhn de üreten ' sinemamızdaki geçerli, resmi tarih uzan- tısı, maço övünme-şişınme anlayışından da pek kurtulamamış 'Kahpe Bizans') Yine de sonuçta gülmekten kınp geçir- mese de başından sonuna dek sürekli gü- lümsemeye davetiye çıkaran, şen şakrak, şamatalı bir parodiyle karşı karşıyayız. Milv'onluklar Kulübû'ne aday Müjde, parodi nesnesi olarak kullan- dığı, haması edebıyat ürünü, epik, yalın- kat ve yalınkıhç, masalımsı serüven film- lerinden ibaret 'malzeme'yı, daha mo- dera ve farklı bir düzlemde aşmaya çalı- şıyor. Hem geleneksel klişelerdenyarar- lanarak hem de söz konusu fUmlere gön- dermelerde bulunarak, saygıda kusur et- meksizm. ZAZ tarzmı örnekalan 'Amerikah'yla son dönemde rağbet gören parodi zinci- rinin şimdilik seyirciye ulaşan en yeni halkası niteliğindeki 'KahpeBizans', peş- peşe gelen komık skeçlerden, iyi yorum- lanmış, iyi ışlenmiş, bıJdık karakterlerden bütünlenen ve farklı cephelerden ilerle- yen, özenh, dengeli anlatımı, absürd mi- zahı, senaryosunun ve teknık altyapısuıın sağlamhğıyla, amaçladığını veren, mat- rak bir tarih güldürüsü. Abarn dozunun yer yer kaçmasma ve tekrarlara düşül- mesine karştn, neşe içinde ızlenen, eğlen- diren bu parodi, görsel düzeyi, oyuncu- luğn, mekân kuüanımı, iüş kakış dövüş ve atlamah sıçramalı aksıyon sahnele- riyle malı götürüyor. Önemli, iz bnakan bu- başyapıt değil- se de, ilgısiz de kalınamayacak, taze so- luklu, mızahı bu- denemenm albenisine sahip fıunin başuıa jenerikten önce, Ye- şilçam'a (özellikle de bu tür fılmlerde ıncmmedik yanı kalmamış, türle özdeş- leşmış Cüneyt Arkm'a) saygı niteliğin- de, filmimiz hayal mahsulüdür abiler gı- bisindenbiraçıklamakoyanyönetmen Ga- ni Müjde'nin, ılende daha mükemmel iş- leryapacagına ınanıyorum. Uğurİçbak'ın başanlı görüntülerirun de kuşkusuz gör- mezden gehnemeyeceğı 'Kahpe Bizans'ın ilk haftasında gördüğu yoğun ılgı sürer- se bu şrgır seyirliğuı de Eşkıya, Herşey Çok Güzel Olacak, P'ropâganda gibi mil- yon seyırciyi aşmış, gişe şampıyonlan- nrn miryonluklar kulübüne gireceği şim- diden söyienebilir sanuız. KocaArnie, KaranhklarPrensVne karşu.. 28 Aralık 1999'da 1000'li yülan tamamlayıp yeni bir yılı, yüzyıiı ve 2000 leri karşılamanın coşkulu kutlamalanna gömülmüş New York'ta, saygm bir işa- damının bedenine girmiş şeytan (Harika Gabriel Byrne), 20 yü önceki doğumunu en başta izledığimiz 'secilmiş genç kız' Chnstine'le (Robin Tunney) bulu- şup çıftleşmek üzere sokaklan arşmlıyor. Kansıyla ço- cuğunu yıtirince üzüntüsünden dağıüp içkiye düş- müş, yaşama sevinci yok olmuş, inancı kabnarmş, hayatı anlamsızlaşmış, bıkkın sıkkın bir şekılde, or- tag» Cbicago'yla (Kevin Pollak) biriikte, özel güven- lik görevlisi olarak çalışan, meslekten uzaklaştınl- mış, eski polis Jericho Cane (dç günluk sakallı, her şeye boşvermiş, yaşlannıış bir Arnoid Schwarzeneg- ger), farkına varrnaksızın şeytanla ölümüne bır kav- gaya tutuşuyor, fanıliğine bakmadan! Ydbaşı günü ge- ceyansına kadarmutlaka bulacağı seçilmıs genç kız- la beraber olacak şeytan, böylece bin yıllık tutsaklı- ğından kurtulup dilediğince fınk atacağı dünyayı, in- sanlığı kryametleyüzyüze getirecektir. Genç kız, ebe- di mahkûmiyerinde, bin yıl daha beklemek zorunda kalmak istemeyen şeytanın elindeki son firsattu-, Öte yandan düşlennde, güçlü, nüfuzlu bır işadamı- nın bedenine bürünmüs olarak sürekli karşısına çıkan şeytanın onca arzuladığı Christine de, hem korkuyor, hem de KaranüklarPrensi'ni bekliyor beyaz ath pren- sini beklercesine. Ne pahasma olursa olsun üç gün bo- yunca Christine'i korumaya kararh Jericho'nun şey- tanla inanıünaz bir biçimde, dehşetengiz bir mücade- leyekapıştığı 'End ofDay'S-Şeytanın Günü\ iyinın kö- tüyle ezeli çaüşmasına ılışkın. dınsel motıflerle kafa ütüleyen, Amenkan sinemasına özgü teknoloji cila- sı cekilmiş, sürükleyici, gıcır gıcn-, oyalayıcı bir ge- rüim ve aksiyon üstünyapımı. Ancak şimdeye dek seyrettiğimiz, yığınla benzeri aksiyon-heyecan maval- lanna yeni bir şey eklediği söylenemez. Sadece bu tür aksiyon katarlannuı ünlü lokomotifı, koca Arnie'de insani bir boyut göze çarpıyor bu kez, hazret şeytan- dan, yaşh kadından, satanistlerden fllan bol bol sopa yiyor bu fıhninde, öteki rollerinden fark edilecek ka- dar hem de. Ama sonunda, silahı elinden atarak ima- Schwarzenegger rjbnde, 'Incfl dedOüeribaan bülteni'nin insanhğı 'bozduğuını' kkfiaedea şeytana karşı! na gelen, inancını yenidenkazanan Arnie-Jericho'muz, gürültü panrtmın ayyuka çıkhğı, patlamaiardan orta- Uğuı cehennem yerine döndüğü trendeki final sahne- sinde, şeytam bir güzel kavuruyor, iyi mi? Ve iman, bütün şeytanlann ve şiddetin hakJandan geiecektir gibisinden didaktik birmesajla noktaianryor serüven. 'Angel Heart'da Robert De Nîro, Eastwkk Cadı- lan'nda JackNichobon'un ve 'Şejtanın Avukaü'nda AI Pacmo'nun şeytan kompozisyonlanna şimdı de Gabriel Byrne'ünki eklenecek bundanböyle. Zaman zaman şaşırtıcı macera fümleri ımzalamış, ama ge- nelde ikincı piana itilmiş, Hollywood'un vizyon sa- bibi yönetmenlerinden Peter Hyams'ın kameraman- hğını da üstlendığı 'End ofDays', 'Şe>tanmGünü' adıy- labugün göstenme gıren, senaryosu çalakalemyazıl- mış, büyük stüdyo yapımı, tipik bir Arnie fümi özet- le. Meraklısı için. End Of Days / Yönetmen: Peter Hyams / Senaryo: Andrevv W. Marlowe / Kamera: Peter Hyams / Müzik: John Debney / Oyuncular: Arnoid Schwarzenegger, Gabriel Byrne, Robin Tunney, Kevin Pollak, Rod Steiger, Udo Kier, Matt Gallini /1999 ABD (Avşar-Pinema) YENİ BASLAYANLAR... YENİ BAŞLAYANLAR... YENİ BA$LAYANLAR. Asteriks ile Oburiks Sezar'a Karşı' komedisi yanyıl tatiü nedeniyle gösterilivor. Asterlks İle Oburiks Sezar'a Karşı Hollywood'la rekabette çok gerile- re düşmüş Fransız sınemasının önem- lı güldürü ustası, yönetmen-yapımcı Claude Zidi'yle deneyimli yapımcı- senarist-yönetmen Claude Berri kafa kafaya vererek nicedir akıllannı kur- calayan birprojeyi gerçekleştirmişler. Ve bu iki Claude'un ginşuniyle As- teriks, sinemaya uyarlanmış sonunda. Bıri çızen, öteki de yazan, Goscmny- Uderzo ikılisi tarafindan yaratılıp ilk serüvenleri 1959'de yayımlandığın- dan beri çok sevilip kuşaktan kuşağa geçen bir çizgiromanklasiğine dönüş- müş Asteriks'm serüvenlerinden yo- la çıkarak senaryoyu da yazan Claude Zidi'nin yönetmenliğinde çevrilen ve bugün gösterime giren bu tarihsel gül- dürü, Asteriks (ChristianClavier) adnı- daki Galyalı küçük adamla dev yapı- h, kocaman dostu Oburiks'in (Gerard Depardieu), yurtlannı işgal eden Ro- ma Imparatoru Sezar'ave Komutan Ya- karyus'a (Roberto Benigni) karşı ver- dikleri mücadeleyi anlatıyor. Yülardn- dilden dile çevrihnış, bir- kaç kuşağı beslemiş, popüler çizgiro- man kahramanı Galyalı Asteriks'le yakın arkadaşı Oburiks'in serüvenle- rinı, çizgiroman karelerinden beyaz perdeye aktanlan fihnde, Garerd De- pardieu, Roberto Benigni, Christian Clavıer,\DchelGalabru gibi ünlü o\-un- cular başrollerde Aynca ArieDe E)om- basle, Marianne Sagebrecht ve Fran- sa'nın yeni gözdesi, çıör manken La- etitia Casta gibi güzeller de boy gös- teriyor. Oldukça eğlenceli ve Amerikan üs- tünyapımlan kadar kaliteli, ünhı oyun- cularla dolu, neşeli hareketli bir se- yirlik olan "Asteriks Oburiks Sezar'a Karşı'', özetle bol kahkaha ve gırgır ıçeriyor. Öncelikle Şubat tatili düşünülerek genç seyirci çekmek içm gösterime çıkanlan bu fdmin, "Sezar Sezar ola- lıberi böyle dîreniş, sinema sinema ola- hberi böyle eğiencegörmedi!" gıbısm- den çok ıddıalı reklam slogaruna ka- tdmasak da en azuıdan Depardieu'yü şişman Oburiks rolünde görmek için bile seyTedeğer sanınz "Asteriks'le Oburiks Sezar'a Karşı''. KEDtGOZU VECDt SAYAR Padişahsc Bir Yaşam, Neden Olmasın? Kediye sormuşlar "Ensen niye kalın?" diye. "Kendi işimi kendim yapanm da ondan" diye yanıtlamış. Tabii, bu söze katılmayanlar olacaktır. "Kedinin işini kendiyaptığı da nereden çıkmış? Benim tanıdığım ke- diler, tam maaşla emekliyaşamı sürüyor. Ekmek elden su gölden, oyununu oynasa da maaşını alır, oynamasa da..." diyebilirsiniz. öyle ise siz hiç kedi tanımamışsınız beyler. Kedilerin çoğunluğu için ekmek aslanın ağzın- dadır. Sizin tanıdığınız kediler ise bir avuç mutlu azrn- lıktır. Bu mutJu azınlığın, konumlannı hak edtp etmedı- ğine gelince, bu konuda genellemelefden kaçınmayı öneririm. Çünkü, aralannda maaşını hak edenler -hern de fazlası ile hak edenler- olduğu gibi, bunu kendileri- ne doğuştan tanınmış bir hak olarak kabul edip yan ge- lip yatanlar da vardır. İlk gruptan kediler, mesJeki başanlannın yanı sıra, her zaman 'muhalif ve 'devnmcı' kımlıklen ile kedileri en iyi biçimde temsil etmişlerdir. Diğer kediler ise üçe aynlır; bir kısmı, alabıldiğine mütevazıdır, genellikle sütre geri- sinde yatp, etliye sütlüye kanşmaz. Bir kısmı, ihtiras sa- hibi ve yırncıdır. Kenditerinin padişah soyundan geldi- ğine inandıklanndan, yaşamlannın büyük kısmını ikrJdar savaşlan ile geçirirler ki çevirdikleri entrikalar "KahpeBİ- zans^akiteri aratmaz. O kadar acıkİKJır. Üçüncü gruba gelince, onlan "hık deyıciler" olarak tanımlayabilıriz. Kuşkusuz bunlann hepsıni toplasanız, kedı nüfusu- nun çok küçük bır oranını oluştururiar. Ama, unutulma- ması gereken bir husus var. Bunlar çok yetenekli ve üs- telik de eğitilmiş kedilerdir. Bu yüzden de "Efendim bir avuç kedinin maaşı gözünüze mi battyor, ülke bunun- la mı kurtulacak" deyip geçemeyiz. Bu bır avuç kedi- nin daha verimli bır meslek yaşamı sürdürmesinde 'ka- muyaran'vardırçünkü. Bu yüzden onlan, padişah özen- tilerinin elıneterk edemeyız. Kedılenn çoğunluğunun, ya- ni devlet güvencesınden uzak yaşayanlann, kedi hak- lannı savunmak, onlann çalışma koşullannı iyileştirmek için verilecek uğraşlarda onlan ihmal edemeyız. Kedi mil- let'ni bölerek, bir bölümünü 'devletin maaşlı kedisi' ya- panlann karşjsına, kedilerin bölünmez bütünlüğünü sa- vunan kapsamlı ve tutarh bir polrtika ile çtkmamız gere- kiyor. ••• Kedi haklannı savunan birkaç yayın organından biri olan Tiyatro... Tıyatro" dergısi. geçen yılın son sayısı- nı Devtet Tıyatrosu'nda yaşanan kargaşaya ayırmışt. Der- gide yer alan yazı ve tartışmalarda sorun farklı boyutla- n ile ele alınıyor, mevcut padişahlık düzeninin sakınca- lan dile getiriliyordu. Can Gürzap, Orhan Alkaya, Erol Keskin, Yücel Erten, Tamer Levent, hepsı de -kimı zaman btrbin ileçelışmek pahasına- doğrulara ışaret edi- yor, kamusal sanat kunjmlannda yenı bir yapılanmanın zonjnluluğunu vurguluyorlardı. özetle -ve Coşkun Ir- mak'ın deyişi ile- "Devlet Tıyatrolannda Padışahlıktan Demokratik Cumhuriyete" geçişin yollan aranıyordu. Sorunun can damanna basmak yürekliliğini ise Ah- met Levendoğlu göstenyordu: "Devlet Tıyatrosu çık- mazının kökeninde yatan asıl neden, Devlet'ın tiyatro- sunun olmasının yanlışlığıdır." Levendoğlu, böyle bir yapılanmanın başka örneğinin olmadığını, "Devletin ay- nı sanatı ıcra eden oluşumlardan bınne kendi adını ve gücûnü vererekonu 'imtiyazlf kılmasınınyanlışlığını" ve "Demokratikleşme sûredndeyaya kaknş ve 'erkjen' ara- sındaki bağlan/dengelen sağlıklı biçimde kurmayı ba- şaramamış Türkiye gibi bir ülkede o tiyatronun siyasal erkin güdümüne girme, ya da onun 'müdahalesine ma- ruz kalma' olasılığına her an açık biryapı oluşturması- nı" açık seçik anlatarak. • • • Kuşkusuz, kamusal desteklinyatroyalnızca Kültür Ba- kanlığı'na bağlı Devlet Tiyatrolan değil; Istanbul Büyük- şehır Belediyesi ŞehirTıyatrolan'nın Türkiyetiyatrosu için- deki yeri yadsınabilır mi? Elbette, bu kurumda da Ctev- let Tıyatrolan'ndakine benzer sorunlar yaşanıyor. Ve, nasıl Devlet Tıyatrosu sanatçılan sorunlann çözümünü yeni biryasada anyorlarsa ŞehirTıyatrosu sanatçılan da yeni bir yönetmelikie, sorunfann üstesinden gelmeyi amaçlryorlar. İSTİŞAN, yani Istanbul ŞehirTıyatrosu Sa- natçılan Demeğı, geçenlerde Özerk Sanat Konseyı Gi- rişimi'nin desteği ile düzenledıkleri basın toplantısında, hazırladıklan yönetmelik taslağını kamuoyuna sundu- lar. Demek, "demokratik, katılımcı olduğu kadarçiftbaş- lı yönetimi (Genel Müdür ve Genel Sanat Yönetmeni kastediliyor) ortadan kaldıracak ve kurumun hem sa- natsal, hem idanözerkliğınısağlayacak"'çağdaş birdü- zenlemeöneriyor. "SehirTiyatrosu'nda bürokrasinin ve siyasi erkin giderek söz sahibi olması"nı, bu sanat ku- rumunun özgürlüğüne ve ışlevine yönelik bir tehdit ola- rak değerlendiren kediler, Istanbul Belediyesi'nin ve Şe- hir Meclisi'nin bu yönetmelik taslağına olumlu yaklaşa- rak Tıyatroyu tiyatrocularyönetir" ilkesini hayata ge- çirmesinı bekliyor. Son bir not; yukanda adı geçen "Tıyatro... Tıyatro" dergisi belki de artık çıkamayacak. Dergi, kaç sayıdır im- dat sinyalleri göndenyor. Kedinin ensesi kalın da, nere- ye kadar? Padişahlar, kendi reklamlannı yapmamakta direnen kedileri yok sayacaklar elbette. Pekı, kedilere verdikleri desteklerle tanıdığımız özel kuoıluşlann ilgi- sizliğine ne demeli? Britanya VVhitbread ödülü, Seamus Heaney'm'n oldu • Kültfir Servisi - trlandalı şaır, Seamus Heaney geçen salı, Britanya'nın en önemli edebıyat ödülüne, 'Yılın Whıtbread Kıtabı'na değer görüldü. Dört yıl önce 'The Spırit Level' yapıtıyla ödülü kazanan Heaney, çağdaş, akıcı ve temiz bir Ingilızceye kavuşturduğu, Anglo- Sakson destanı 'Beowulf' (Faber) çevırisi İle ikinci kez bu ödülü kazandı. Heaney, 414 kıtabın katıldığı yanşmada, J. K. Rowling'in sevilen çocuk kitaplan sensinden 'Harry Potter ve Azkaban Mahkûmu' adlı kitabını, aldığı oylarla kılpayı geçerek 21 bin poundluk ödülün sahibi oldu. Kuzey ÜKelepi Edebıyat Ödülü Türidye'de yaşayan Nonbanntrıı • KOPENHAG (AA) - Kuzey Ülkelen 2000 Yılı Edebıyat Ödülü, yıllardır Türkiye'de yaşayan Danimarkah şaır Henrik Nordbarndt'a verildi. Helsinki'de toplanan Kuzel Ülkelen Edebiyat Konseyi, Nordbarndt'ı, 1988yıundaçıkardığı 'Rüya Köprülen'isimli derlemesi nedeniyle bu ödüle layık gördü. 54 yaşuıdaki şair, 6 Mart'ta Kopenhag'da yapılacak bir konferansta 47 bin Euro tutanndakı para ödülünü alacak. Bu yıl 39. ödülü veren konsey, Danimarka, tzlanda, Finlandiya, Norveç ve Isveç'ten oluşuyor. BUGÜN • DULCINEA'da Mustafa Kaplan'ın 'Uyumlama' adlı gösterisı 20.00'de ızlenebilu-/245 10 71) m FRANSIZ KÜLTÜR MERKEZİ'nde Galatasaray Lisesi Tiyatro Kulübü'nün 'İnatçı Keraban" adlı oyunu 19.00'da izlenebılir. (252 61 55)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog