Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

1 8 OCAK 2000 SALI CUMHURİYET SAYFA HABERLER Sosyal Araştrmaiar Vakfı kuruldu • HaberMerkezi-Uzun süredir kuruluş hazırlıklan sirren Sosyal Araşürmalar Vakfi'run (SAV) tüzelkişilik kazanması dolayısıyla İTÜ Maçka Sosyal Tesisleri'nde yemekli bir kutlama toplantısı düzenlendı. Sanatçı Mehmet Esatoğlu'nun sunuculuğunu yaptığı gecede tıyatro sanatçısı Mümtaz Sevinç, Nâzım Hikmet'ten şiirler okuyarak ilnlü ozanın doğum gününü kutladı. Haluk Ozkan ve caz sanatçısı Nalan'ın şarkılanyla renklendirdiği geceye Rasih Nun 1leri, Şahap Bakırsan, Nejat Elibol, Güngör Gençay, Ibrahim Karaca, Ihsan Çaralan, Hasan Ataol'un yaıu sıra çok sayıda davetlı katıldı. Gece şair Yılmaz Odabaşı'nın kendi şiirlerini seslendirmesiyle sona erdi. Hükümlülerden açıklama • Istanbul Haber Servisi - Ulucanlar Cezaevi'ndeki tutuklu ve hükümlüler tarafından yapılan yazılı açıklamada, Ulucanlar Cezaevı'nde lOtutukluve hükümlünün ölümüne yol acan operasyondan sonra baskıların sürdüğü belirtildi. Tutuklu ve hükümlüler, kadın ve erkeklerın avukat görüşüne birlikte çıkabilmeleri ve belirli penyotlarla görüşebilmelerine yönelik taleplerinın kabul edilmesi için Bayrampaşa, Ümraniye, Gebze, Çanakkale, Bursa, Bartın, Çankın ve Bergama hapıshanelerinde 6 günlük sayım vermeme eylemi yapacaklanru bildirdiler. DİSKm kampanyası • İstanbul Haber Servisi - Türkiye Devrimcı tşçi Sendıkalan Konfederasyonu'nun (DİSK) düzenlediği "Orgütlü Emek, Demokratik Türkiye" kampanyası sürüyor. ! Kampanya çerçevesinde bugün saat 12.00"de, DİSK üyesi sendikalann örgütlü bulunduğu tüm işyerlerinde, Konfederasyon Yönetim Kurulu tarafından yayunlanan bır bildırinin okunacağı belırtildi. Aynca, DİSK Genel Başkanı Vahdettın Karabay, yann saat 12.00'de, Kartal'da basın toplantısı düzenleyecek. Önce öğrenecekler • ANKARA(AA)-Milli Eğitim Bakanlığı, 145 bin 334 öğretmen ve bakanlık personelini, "Demokrasi ve Insan Haklan" başta olmak ûzere 93 alanda eğitimden geçırecek. Milli Eğitim Bakanlığı'ndan yapılan vazılı açıklamaya göre, öğretmen ve personelin bilgi, beceri \e verimliliklerini arttırmak, bilim ve teknolojık gelişmelere uyumlanru sağlamak amacıyla düzenlenen eğitim faaliyetlenne. bu yıl 145 bin 334 öğretmen ve Milli Eğitim Bakanlığı personeh katüacak. Belçika mallarna 3.7 mityonEUPO • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu • Hazine Müsteşarhğı, Belçika'run kendi mallanrun satın alınunda kullanılmak koşuluyla Marmara depremi sonrası bölgede uygulanacak yeniden imar çalışmalanna yaklaşık 3.7 milyon Euro tutannda kredi sağladığını açıkladı. TeröPle mücadete • ANKARA (AA) - "Terörle Mücadele Şube Müdürleri Bılgilendirme, Değerlendirme ve Koordmasyon Semineri", 40 ilin terörle mücadele şube müdürlüğü temsilcısinin kanlımıyla Polis Akademısi Büyük Stüdyosu'nda başladı. Seminerin açılışına emnıyet genel müdür yardımcılan, daire başkanlan ile Ankara DGM Cumhunyet Başsavcısı Cevdet Volkan kaüldı. Emnıyet Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Er, yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yülardır bölücü, yıkıcı, radikal dinci ötgütlerle ve bu örgütlerin eylemleriyle mücadele ettıgını belirttı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Savaş, Anayasa Mahkemesi'nde sözlü açıklama yapacak Tazflet, RP'nia devamı'ANKARA(Cumhuriyet Bürosu)-Yargı- tay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, FP'nin kapatılması istemiyle açüğı davada bugün Anayasa Mahkemesi'ne sözlü açık- lamada bulunacak. Savaş, FP'nin kapatılan RP'nin devamı niteliğinde, TBMM'de tür- ban gösterisi yapan Merve Kavakçı'ya baş- ta Genel Başkan Recai Kııtan olmak üze- re parti yöneticilerinin destek olduğunu anımsatacak. FP'yi perde arkasmda siyasi yasaklı Nec- mettinErbakan'ın yönettiğini kaydedecek olan Savaş, siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran yasa değişikliğinin anayasaya aykın olduğunu belirterek iptal edilmesini isteyecek. Savaş, FP'nin kapatılması istemiyle acı- lan davada, Anayasa Mahkemesi'nin ara- lannda henüz ant içerek cüppe giymeyen Tülay Tuğcu ve Erruğrul Ersoy'un da bu- lunduğu üyelerine sözlü açıklamada bulu- nacak. Savaş, bugün Anayasa Mahkemesi'ne yapacağı sözlü açıklamada, FP'nin kapatı- lan RP'nin devamı niteliğinde olduğu ve la- iklik karşıtı eylemlerin "odağj" haline gel- diği görüşünü yineleyecek. Savaş, FP yö- neticilerinin kapatılan RP'nin genel baş- kanı Necmettin Erbakan ve Şevket Ka- zan'ın bağımsız milletvekili adayı olabile- ceği yönündeki açıklamalannı anımsata- cak. Anayasa Mahkemesı kararlanna karşın Merve Kavakçrnın TBMM Genel Kurul Salonu'nda türbanla yemin etmek istediğı- ne dikkat çekecek olan Savaş, bu eylemin parti tarafından planlandığını ve başta FP Genel Başkanı Recai Kutan olmak üzere parti yöneticileri ile milletvekillerinin de Kavakçı'ya destek verdiklerini dile getire- cek. Savaş, FP milletvekillerinin türban ya- sağına karşı protesto eylemlerini körükle- diklerini ve "canlı" tuttuklannı anlatacak. Savaş, RP' nin kapatılmasının ardından ba- ğımsız olan milletvekillerinin topluca FP'ye kaüldıklannı ve kimilerinin anaya- sa ve SPY'nin hükümlerine karşın parti yö- netiminde görev aldıklanru belirtecek. Sa- vaş, yapacağı sözlü açıklamasında, RP'nin kapatılmasına söz ve eylemleriyle neden olan ve siyasi yasaklı olan eski parti yöne- ticilerinin FP'yı "perde arkasından yöne- tip yönlendirdikierine'' ışaret edecek. Savaş, aynca Siyasi Partiler Yasası'nın parti kapatmayı zorlaştıran 103. maddesı- nin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykın ol- duğu görüşünü yineleyecek. Savaş'ın sözlü açıklamalarmın ardından, 25 Ocak Salı günü FP'li Cetnfl Çiçek'in yapacağı sözlü savunmaya Mehmet AliŞa- hin ve Şeref Malkoç da yardımcı olacak. Davanın raportörü, raporunu hazırlanıaya başlayacak. Raporun tamamlanmasının ar- dından Anayasa Mahkemesi'nin 11 asıl üyesi beürlenen bır günde toplanarak da- vayı görüşmeye başlayacak. En az bir haf- ta sürmesi beklenen görüşmenin ardından verilen karar açıklanacak. ÇİZMEDEN YUKARI MUSAKART 20 bin orman işçisinin maaşı ağaç kesilerek ödendi. HADEP'ten Eceviteyanıt 'Barışı kötifye kuüanmayız'ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Başbakan Bülent Ecevit'in "Öcalan'ın idamımn askrya ahnmasını suiistimal etmeyta" uyansına HADEP Genel Başkanvekili Hamit Geylani, "Banş ve ülke çıkarlan adma gelişen hicbir hareketi suiistimal etme gibi bir davranısımız olamaz" yanıtı verdi. Geylani, yaptığı açıklamada, olumlu gelişmeleri suiistimal ve provoke edenlerin HADEP dışında aranması gerektiğini savundu. Başbakan Ecevit'in açıklamalanrun banş karşıtı çevrelerce suiistimal edileceği endişesını taşıdıklannı kaydeden Geylani, genel af ve idam cezasının kaldınlması konulanm uzun zamandan beri savunduklarını kaydetti. Geylani, "Abdullah Öcalan hakkında verilen idam cezası fle ilgjli olarak, AİHM'nin erteleme karanna uyulması istemimiz, siyasi ve hukuk anlayışumzuı gereğidir. 12 Ocak zirvesinden çıkan karar da görüşümüzün doğruluğunu kanıtiamaktadır" dedi. Geylani, toplumsal uzlaşmamn sağlanabihnesi için, devlet yetkililerinin söylem ve hareketlerinin de bu doğrultuda olması gerektiğini belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı'nin "bazı harflerin yan yana gefanesi HADEP ketimesiıü çağnşttrdığı içta" bu harfleri dergilerden çıkartmasını • S.-A eleştıren Geylani, "Geçmişte renkkrdem > '!••'. korkuluyordu, şimdi de harflerden. Bazı yetkililerin, hak etmediğimiz ve aleyhimize yorumlanmaya uygun söylemleri, partimize karşı hukuk dışı ve haksız basküara yol açryor* diye konuştu. Türk Ceza Yasası'nı Değiştirme Komisyonu çalışmalanna dün Ankara'da başladı Türk: Düşünce özgürlüğü temel amaç Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Ada- let Bakanı Hikmet Sami Türk, Türk Ceza Yasası (TCY) değiştinlirken, suç ve ceza polıtıkası bütünlüğü içinde, evrensel ölçü- ler ve ülke gerçekleri göz önünde bulundu- rularak idam cezasınm değerlendirilebile- ceğını bildirdi. Türk, hazırlanacak tasanda insan haklanna saygının temel amaç olaca- ğmı ve düşünce özgürlüğünün genişletil- mesınin tasanrun önemli amaçlanndan bi- ri olacağım kaydetti. Adalet Bakanlığı'nca oluşturulan T- CY'yi değiştirecek 20 kişilik komisyon, ça- lışmalanna dün Hâkimevi'nde başladı. Toplantının açış konuşmasını yapan Ada- let Bakanı Türk, 1997'de hazırlanan tasan- nın erken genel seçimler nedeniyle kadük olduğunu anımsatarak, yeni yasaya gerek- sinim duyulmasının nedenlerini TCY'nin hükümlerinin eskimesi, ülke gereksinimle- rinin değişmesı, infaz hükümlerinin yeni- den tanımlanması olarak sıraladı. 55. hükümet döneminde hazırlanan TCY tasansmda idam cezasmın kaldınlarak ye- rine ağırlaştınlmış müebbet hapis cezasınm getınldiğını ammsatan Türk, Türkiye'nin Avrupa Konseyi üyesi olduğunu, AB'ye de aday ülke konumunda bulunduğunu kay- detti. Türkiye'nin Avrupa İnsan Haklan Söz- leşmesi'nin ek 6 numaralı protokolünü im- zalamadığını ammsatan Türk, "Bu proto- kolde de iki durumda idam cezası öngörü- lüyor, savaşta ve savaş tehlikesi dunununda. 55. hükümet döneminde, bu durumu değer- lendirmekiçin bir çahşma başlatıtanıştL As- keri Ceza Kanunundaki bu suçlar değer- lendirilecekti. ancak bu yanm kaldL Şimdi komisyon, yeniden kendi değerlendinnesi- niyapacaktır''dedı. Türk. "Bansuçlarave- rilen ceza, toplum vicdanını rahatsız edici boyut kazandL Bazı suçlara çok hafif ceza veriBrken, bazı suçlara çok ağır ceza veriü- yor* diyerek çarpıklığı dile getirdi. Tekno- lojik gelişmelerin de yeni suç türlerini or- taya çıkardığmı kaydeden Türk, TCY'nin dilinin anlaşılmadığvm söyledi. Komisyon- da daha öncekı tasanyi hazırlayanlann ya- nı srra eleştirenlerin de görev yapacağını bildiren Türk, TCY tasansının 21. yüzyıbn gereksinimlerine yanıt verecek nitelikte olacağım kaydetti. Türk, "BukomByonçağ- daş genşmekri evTensd öjçüüeri veülke ger- çeklerini dikkate alarak ceza kanununun te- meli olan suç ve ceza poHtikasmı benrteye- cektir. Suç işteyene gereken ceza verikcek, ancak ıslah editane de unutulmayacak" di- ye konuştu. Türk, tasannın en belirgin özelliğinin ve amacının, insan haklanna saygıyı temel al- ması olacağım kaydetti. Ozgürlüklerin, özellıkle düşünce özgürlüğünün genişletil- mesini de tasannm önemli amaçlanndan biri olacağım belirten Türk, ekonomik suç- lara yöneük para cezalannm da günün ko- şullanna uygyn hale getirileceğini bildirdi. IRMIKI AYDIN ENGİN aengin(5 doruk.net tr. Akşam. Şu anda elinizde tuttuğunuz gazete henüz ba- sılmamış. Ama haberleri çok- tan yazıişleri masasına inmiş. Orada "Neyi, nereye koyalım, neyi büyütelim, hangisine boşverelim" tartışması sürü- yor. Siz de haberiere bir göz atarsınız. "Susuriuk Düğünü" başlığı ister istemez ilginizi çe- ker, öfkenizi kabartır, merakı- nızı çeler. Okursunuz: istanbul'da ün- lü bir lokantada, "Mavi Mar- mara Et Lofcantası"nda Su- suriuk takımının tümü buluş- muş. Bir düğün bu. Susur- luk'un baş oyuncusu Abdul- lah Çatlı'nın yakın akrabası (kayınço?) Drej Ali'nin kız kar- desi ile Urfalı bir aşiret reisinin oğlunun evlenme töreni. Da- madıntanığı, "Susuriuk Özerk Cumhuriyeti'nin prensi Sedat Bucak. Düğünün konukları, adları Susurluk'a kazınmış özel timciler, Ibrahim Şahin, Ayhan Çarkın, Susuriuk kör- düğümünün bir başka kilit adı, Sami Hoştan... Yani Susur- luk'un yaşayan elebaşılannın belli başlılan... "Çıt karanlık-çtt aydınlık" günlerini anımsarsınız. Mil- Varsayalım ki Demokratız... yonlarca evin pencerelerinin ateşböceklerine döndüğü, kent alanlannın tencere, tava, düdük, ıslık sesleriyle yankı- landığı, "Susma, sustukça sı- ra sana gelecek" uyansının sağır sultanın kulağına bile kü- pe olduğu o güzel günleri anımsarsınız. Burulursunuz. Anılar anılara eklemlenir. Susuriuk sonrasının o çok ha- reketli aylannda, Mehmet Ağar'ın futbol maçı izlemek için "şeref tribününe kuaıl- duğu günlerde, "Türkiye se- eeeeninleee guğrur duyuyor" böğürtüleri yeniden kulağınıza ve yüreğinize saplanır. O günlerde diiinizin ucuna, bilgisayarın tuşuna gelip de yazıya dökülemeyen sorulan, kendi kendinize yürüttüğünüz "demokrasi sorgulamasını" yeniden kendi önünüze koyar- sınız. Susurluk'a alkış tutanların da "oy hakkı" olduğunu, de- mokrasinin, onlann oylanyla (da) ete kemiğe büründüğünü bir kez daha düşünürsünüz. Son seçimin sonuçlan bu so- ruya eklemlenir. Kendinizi "eli- tist" (seçkinci) düşünceler içinde yakalarsınız. Demokrasiyi "yüzde 51'in, yüzde 49 üstündeki tahakkü- mü" olarak tanımlayıp Islam taribindeki "Medine Senedi" gibi toplumsal uzlaşma dene- melerini, demokrasinın yerine öneren Ali Bulaç'ı anımsarsı- nız. O sırada bir faks mesajını getirip koyarlar önünüze. Im- zayı hemen tanırsınız: Metin Karadağ. Bina mimarlığına boşverip, demokrasi mimarlı- ğına soyunmuş, taaa "Sürek- li aydınlık için bir dakika ka- ranlık" günlerinde omuzlaştı- ğın "deliler"den biri. • • • Metin Karadağ yazıyor ya da soruyor: "...Ben demokratım demek ve ardından da demokratlığın gerekieriniyerinegetirmemek vahim bir 'varsayımsal de- mokratlık' durumuna yol aça- caktır... Demokratlığın çoğun- lukta da azınlıkolabilme dere- cesini, nrte/ıM bir demokratlı- ğın ne olabileceğini hayal et- meyeçalışalım... Bugünedek 'demokrasi, asgari bile olsa bir kültür temeli gerektirir' den- miştir; buna bağlı olarak, 'de- mokrasi kültürü bir birikim ya- ratacak derecede üretim ge- rektirir1 diye eklenmiştir... Burada ne olduğunu henüz bizzat yaşayamadığımız için tam olarak bilemediğimiz bir demokrasi üstüne söz söyle- meye çalışarak şüphesiz ayıp ediyoruz... Ayıpsızbirdemok- rasinin yolunun da birilerinin çıkıp 'bütün ayıplan tüketme- siyle' açılabileceğini bilmem'ız gerekiyor. Bugünedekbu ko- nularda birçok ayıp işlemiştir insanlar ve işlemeye devam edecek gibi görünmektedir- ler. Bir ucu yüzde 51'in yüzde 49'dan büyük olduğu temeli- ne dayalı, diğer ucu ise sto- acılığa dayalı demokrasianla- yışlan arasında en verimli or- talama noktayı bulmanın hiç de kolay olmadığını peşinen bilmek gerekiyor. Günûmüzün en yaygın de- mokrasi anlayışı ilkel demok- rasiaritmetiğine dayanır. Yüz- de 51 kayıtsız şartsız, yüzde 49'dan büyüktür, veyüzde 51, toplumun tamamının, yüzde 100'ün karar erki olarak dav- ranır. Yüzde 49 boynu bûkük olarak buna uyar. Bu uçtan, demokrasi dışına çıkışın tek yolu, yüzde 49'un şiddetin kontrolünü tekelinealıp yüzde 51'i tepelemesiyle olanaklı- dır..." • • • Metin Karadağ'ın yer yer çetrefil üslubuna rağmen so- ru (ya da sorun) pek açık. De- mokrasi, yüzde 51 'in tahak- kümü anlamına gelecek bir il- kel aritmetiğe indirgenemeye- cek kadar ckjdi bir iş. öyleyse buyrun Metin Kara- dağ'ın önerdiği tartışmaya: "Kültürü, yüksek matematik düzeyi gerektiren bir demok- rasiyi tartışmaya başlamak..." Evet, demokrat olduğumu- zu "varsayıyorsak" bu tartış- ma kaçınılmaz. Yoksa... Yoksa "Türkiyeeee. seee- ninle. guğğğnırrr duyuuu- uyor"a katlanmak zorunda- yız... POLİTİKA GÜ1NLÜĞÜ HtKMET ÇETİNKAYA ACI... KÖLN - Orta boyluydu. Saçlanna kır düşmüş- tü. Elinde bastonla yanıma yaklaştı... Göz göze gelmiştik... Şöyle dedi: "Ben burada kalan fakir Türklerden biriyim..." Hüznün ve yalnızlığın birleştiği noktada yaşamın ne denli acımasız olduğunu düşündüm... Kırk yıl önce gelmişti Almanya'ya... O zaman gençti... Çalıştı, çabaladı... . . Sonuç ne olmuştu? HuzureviL Kısık kısık konuşuyordu.. Konuşurken yüreğimde derin bir acı hissettim... Yaşlı adamın geride kalan tutkularını ve boşa çı- kan umutlannı; yaşamın kalleşliğini görür gibi ol- dum... Üç çocuğu onu Köln yakınlanndaki huzurevine bırakıp gitmişlerdi... t Dedi ki: "Bana Alman devleti bakıyor..." Sonra çekip gitti... Ben o insanı bir daha hiç görmeyecektim... Almanya'da anlatılan öyküleri anımsadım tek başımakaldığımda... Ali'lerin, Mehmet'lerin, Ayşe'lerin, Serpil'lerin öyküleri 2.5 milyon insanımızın yaşadığı bu ülke- de unutulup gidiyordu... Onlar gurbetçiydi!.. Otuz yıl önce bankadan borç para alıp, altlanna son model Mercedesler çekerek Türkiye'ye gelir- lerdi... Adlan ne olursa olsun, onlara "Almancılar" de- mişlerdi... Değişen birdünyada, üstelik gurbet ellerde ço=' ğakJılar... Birinci kuşak, ardından ikinci ve üçüncü kuşak..: > 1960'larda gelenler yaşlandılar ve yoruldular... Ben üçüncü kuşağı Almanya'ya her gelışimde. çözmeye çalışıyorum... Onlar ne Türk, ne Alman!.. Üniversitede okuyanlan da var; Köln, Frankfurt,; Beriin bulvarlarında dolaşanlan da... Umutlan, yanm kalmış sevdalaria kanştıranlar da var, aydınlığa, yani geleceğe umutla bakanlar da... Hava kapalı... Dom'un karşısında bir kafede Güray Öz'le bir-* likte Almanya'daki Türkleri konuşuyoruz... ••• Adı Ayten de olabilir, Yasemin de, Nilgün de... Ankara'nın bir ilçesinden gelmıştir, beş yıl önce...' öykü şöyle anlatılır. ? Köln'de yaşayan Türk ailesinin en büyük oğlu Mehmet'in bir Alman kadınıyla birlikte yaşadığı' öğrenilince karar verilir "Türkiye'den gelin getihlecektir..." • > ; "Mavi gözlü, san saçlı 18 yaşında güzel bir kız istiyoruz..." Kız bulunur... - .rry Köln'den Ankara'nın o ilçestne gidilir..,, •. Kız istedikleri gibidir... Mehmet artık evlidir, ama aklı kendisinden yaş- ça büyük Alman sevgilisindedir... Bir ay sonra evi terk eder Mehmet... Mavi gözlü ve san saçlı güzel karısı onu bekle- meye başlar... Mehmet'in anne ve babası oğullannın akıllanma- dığını görünce yeni bir karar alırlar: "Biz geliniannesinin - babasının yanına gönde- relim..." Acaba gelin Türkiye'ye döner mi? Gelini karşılanna alırlar ve sorariar: "Bizim Mehmet seni beğenmedi, sen Tün\i- ye'ye, ananın - babanın yanına dön..." Genç kadın şaşınr... Yanıtı ise "hayır" olur... Aylargeçer... Genç kadın, Türk sosyal danışman Zerrin Kök- demir'e başvurur ve durumunu anlatır... Sosyal danışman Kökdemir, gelinin kayınpede- ri ve kayınvalidesi ile görüşür... Kayınpeder ve kayınvalide kesin karar vermiş- lerdin "Oğlumuzu Alman kadından koparamadık, o- nun için gelin Türkiye'ye dönecek..." Gelin Türkiye'ye dönmek istememektedir. Zer- rin Kökdemir'e dönmeme gerekçesini şöyle anla- tır "Ben 18 yaşında bir kadın olarak babamın evi- ne dönersem, beni ya yaşlı bir adama ya da ço- cuklu dul birine verirler; bana başka talip çık- maz..." • • • Bir ay sonra kayınpeder eve gelir ve gelinine şöyle der "Ağabeyin Ankara'da trafık kazasında ölmüş, seni Türidye'ye götüreceğim..." Gelin çılgına döner... Uçağa binilir, Ankara'ya inilir... Bir otobüsle Ankara'nın yakın ilçesine gidilir... Kayınpeder, "Gel bir çorba içelim" deyip gelini lokantaya götürür. Çorba içilirken kayınpeder "Bir dakika" deyip aynlır... Aradan saatler geçer... Geline bir adam yaklaşır ve "Sen filancanın kızı değil misin" diye sorar. Gelin "Evet" yanıtını ve- rir... Gelinin babasına haber verilir. Baba oğluyla lo- kantaya gelir. Ağabey yaşıyordur... Oyun ortaya çıkar!.. ••• • #1 Böyle öyküler Almanya'da sık sık anlatılır... 3' Yoksullar evindeki o yaşlı insanı düşünürkerV, 1 - genç gelinin öyküsünü dinledim... Havada yağmur sıkıntısı vardı... ": hikmet.cetinkaya(a cumhuriyetcom.tr Faks numaramız: 0212/ 513 90 98 Organ mafyasıdavası ? : • tstanbul Haber Servisi - Kadıköy Özel Vatan ,,-, Hastanesi'nde para karşılığı organ naklı yaptıklan gerekçesiyle gözaltına alman ve aralannda bır başhekim ile doktorlann da bulunduğu 13 kişi, sorgulannın ardından çıkanldıklan Nöbetçı Kadıköy 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nce tutuksuz yargılannıak . üzere serbest bırakıldı. Bu arada, Doç. Dr. Yusuf Erçin Sönmez'in mahkemede verdıği ıfadesinde, organ nakli yaptığı için daha önce de yargılanarak ,, suçsuz bulunduğunu ve yaptığı işin suç olduğıına inanmadığını söylediği belirtildi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog