Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

8 OCAK 2000 SALJ • • • • CUMHURİYET SAYFA HABERLERIN DEVAMI T U R K I Y E itantKJİ dirne J< 5 Sinop K 5 Adana PB 7 Samsun 8 Mersin .ocaeli _K 5 Trabzon PB 7 Diyarbakır B ;anakkale PB 9 Giresun PB 7 Şanlıurfa B 13 Ankara lanisa K -4 Mardin PB _B 10 Eskişehir K -5 Siirt PB ıydın B 12 Konya lenizJi B 7 Sıvas K -5 Hakkâri PB -3 longuldak K 7 K -8 Van PB -3 Antalya Y 15 Kars <p*% Parçalı bulutlu PB -10 Marmara'nın doğusu, Guney ve ıç Ege, Iç Anadolu, Akdenız, Bat Karadenız, Orta Kara- denız'ın ıç kesımlen ıle Doğu ve Guneydoğu Anâdolu'nun batısı ya- ğışlı.dığeryefierparça- lı bulutlu geçecek. Ya- ğışlar kıyilarda yağmur ve kaıta kanşık yağmur, ıç kesimlerde kar şek- lınde olacak. Hava sı- caklığı değişmeyecek. DIS MERKEZLER Oslo Helsinki Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Paris Bonn PB PB PB PB PB PB PB PB / 2 3 6 5 7 3 3 Berlin Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atina K K PB K K K PB Y -3 0 10 0 -2 -4 11 12 Moskova Aşkabat Astana Taşkent Bakû Bişkek Tiflis Kahire PB PB PB PB PB PB Y -6 5 -15 3 5 0 5 18 Münih K -3 Zürih K -2 Şam : SlSİİ <^~\ Bulutlu kÇok bulutlu • Yağmuriu Kafiı Gökgürüim CrlJNCELcÜNEYT ARCAYÜREK • Baştarafi 1. Sayfada ekiyor. Kısacası Ecevit, Demirel'in görev süresini uzat- na girişimlerinin "ya olacak, ya olacak" aşamasın- ia Umırtlu mu umutsuz mu renk vermiyor. Girişimi- li Demirel'e övgülerie süsleyerek her TV'de ya da jazetede yineliyor. Son olarak; Demirel'in "bölgemizde ortakmane- •i bir lider" konumuna geldiğini söyledi. Demirel'in de hükümeti her fırsatta övdüğü dik- ate alınırsa, kamuoyu iki yaşlı lider arasında mu- labbetin nedenini anlamakta zorluk çekmiyor. Başbakan; "nabız yoklamalarına" başladığını öylüyor. Herhalde Demirel'in Çankaya'dan indik- en sonra DYP'ye el atmasından müthiş kaygı du- 'an Çiller'le yaptığı görüşmeyi ilk nabız deneme- ;i sayıyor. DSP lideri öteki partilerden önce kendi grubunu )luşturan 136 milletvekilinin Demirel konusunda ıe düşündüğünü, Çankaya ile ilgili grupta hangi üzgâriann estiğini öncelikle saptasa, girişimine ağlıklı bir başlangıç yapmış olmaz mı? Ola ki Ecevit başka hesaplar içinde. örneğin, dHP'yı DemireTe uygun duruma çevirdikten son- a DSP grubunu kendi yönünde yol almaya kolay- ıkla zorlayabileceğini hesaplıyor. Ocak ayı sonuna kadar öyle ya da böyle bir so- ıucu Demirel'e götürmek zorunda. Vakit yitirmemek gereğine değiniyor Ecevit. An- :ak, vakit yitirmenin sakıncalarının bilincinde olan jirişimcinin, neyin olmayacağını görmemiz için De- nirel'in kalıp kalmayacağını bir an önce sonuca jağlaması gerekmiyor mu? Başbakan, "Türkiye'de birtakım sorunlar yaşa- vrken siyasi dalgalanmalara tahammülünün ola- vayacağım" söylüyor. Kuşkusuz bu sözlerin amacı cumhurbaşkanı se- ;imine yönelik. Demirel'in yeniden "£w*açy//da/ıa"görevdekal- nasını savunurken, bu kez "siyasal dalgalanmalar ılmayacağına" ilişkin söylemlerde bulunuyor: "Ama şimdi birsorvnlu cumhurbaşkanlığı seçi- vinden kaygı duymuyorum. Sonınsuz olarak bir }özüm sağlanabilir." Earihe bak, gerçeği bul Kimi yorumlan bu ve buna benzer sözlerinden Ecevit'in Demirel sorununa bakış açısında hafif de jlsa bir değişim olasılığı görüyor. Başbakan'ın bir cümlesinden kaynaklanıyor de- Jişim olasılığı: Tabii, TBMM içinde cumhurbaşkanlığı görevi- li yeterii ve etkin bir şekilde yerine getirebilecek oirçok kimse var ve olabilir" diyor Ecevit. Konuşma virtüözü, deneyimli EcevitrTBMfvHçin^- je Demirel'den başka cumhurbaşkanı olmadığını jöyleyerek bütünüyle parlamentoyu karşısına al- nayı elbette istemez, istemiyor. Bü türden cümleler başta kendi grubunu, öteki siyasal partileri Demirel hesabına anayasayı değiş- :iıme görüşüne alıştımnaya, uysallaştınmaya yöne- ik. Oysa, Ecevit böyle yollardan milletvekillerinin ira- rlesini okşarken ana fıkirden bir adım geri atmıyor. Parlamentoda, cumhurbaşkanlığı görevini "ye- 'erli ve etkin biçimde" yapabilecekler arasında, "en yi seçeneği aradığını" söylüyor. Tabii, övgülereye- ii öğeler katarak en iyi seçeneği gösteriyor Demi- -el! Başbakan'ın Demirel'e öngördüğü yeni görev süresi 5yıl. Demirel'in kabullendiğı sürede5yıl. Ne- Teden çıktı bu 5+5 yıl diye merak etmez misiniz? Söyleyelim: 21 Eylül 1989'da Başbakan Özal, 3umhurbaşkanı Evren'e bugünkü formülü söylü- /or: "Cumhurbaşkanı 5 yılda bir, iki dönem için se- çilmeli. 1987 seçimlerinde yüzde 48 oy alarak Vfecfe'te 300 sandalyeye sahip olsaydık, halkoy- 'amasına gitmeden bu değişikliği yapacaktık" di- yor. Eski günlerden bugünkü siyaset pazanna nurya- ğıyor. Ozanın dediği gibi; Demirel ve Ecevit, "eskileralı- yor, yıldız yapıp satıyoriar". Yoksa 5+5 başansız hamle sonucu yine tarihe ia- de mi edilecek? Seçimler iptal • Baştarafi 1. Sayfada panya açmışlar, kampan- yada halkın milliyetçi duygularını kullanarak küçük bir farkla seçim- lerden zaferie çıkmışlar- dı. tktidardaki SPD, bu gelişmelere göz yumula- mayacağını bildırdi. Bu kampanyalann kaynağı kuşkulu para desteğiyle yapıldığını, bu nedenle de iptal edilmesi gerekti- ğini ileri süren eski Hes- sen Başbakanı ve şu an- daki Federal Maliye Ba- kanı Hans Ekhel, seçim- lere son kanıtlarla gölge dûştüğünü ve yenilenme- si gerektiğini söyledi. Hı- ristiyan Demokrat Parti (CDU) Hessen örgütü- nün 1980'lerin başından bu yana Isviçre'de mil- yonlarca mark parayı banka hesaplannda tuttu- ğu belirlendi. Der Spi- egel'de yayımlanan bir haberde, sadece bu "he- saplarda" tutulan mikta- nn 30 milyon mark civa- rında olduğu belirtildi. Eski federal içişleri baka- nı ve yabancılara karşı sert tutumuyle eleştirile- re hedef olan Manfred Kantker, Almanya dışın- daki hesapbağlantılann- dan sorumJu olduğunu kabul etti. CDU'nun Kohl ile çatışmalanyla tanınan eski genel sekre- teri Heinrich Geissler, Kohl'ün suskunluğunun gerekçelerini açıklama- makla tüm parti hakkın- daki kuşkulan arttırdığı- nı savundu ve tartışmali bağışlann kimlerden gel- diğini açıklamasını iste- di. CDU'nun bir bölün- menin eşiğinde olduğu söylentileri de giderek artmaya başladı. Medya- nın olayı giderek büyüt- mesinin partiyi zor du- rumda bıraktığına dikkat çekildi. Eski Federal Meclis Başkanı Rita Sûs- mutfa, her geçen gün dal- lanıp budaklanan suçla- malann partiyi bir kim- lik krizi içine soktuğunu kaydederek, açığa çıkan- labilecek gelişmelerin varhğına dikkat çekti. Helmut Kohl ve W»If- gang SchaeuMe'nin önce bütün suçlamalan red- detmeleri, ancak zaman- la yeni kanıtlar ortaya çı- kınca da gelişmelerdeki sorumluluklan ûstlenme- meleri konunun bir parti boyutunu aşjp devlet so- runu halini almasına yol açıyor. HizbuDah operasyonu• Baştarafi 1. Sayfada kaldıklannı belirlediler. Bunun üzerine ön çalışma yap- mak ûzere bölgeye giden Istihba- rat Şube Müdûrlüğü'ne bağh po- lislerle, izlendiklerini fark eden örgüt üyeleri arasında Kavacık Kaptanlar Mahallesi, Mûhendis Çıkmazı Sokak, No: 8'deki bina- da saat 14.30 sıralannda silahlı ça- tışma çıktı. Çatışma dakika daki- ka şöyle gelişti: - Saat 15.00: tstanbul tstihbarat Şube Müdûrlüğü'ne bağlı polis ekipleri, telsizden Hidiv Kasn ya- kınındaki bir binada silahlı çatış- maya girdiklenni anons ettiler. -Saat 15.05: Üsküdar ve Beykoz llçe Emniyet müdürlüklerine bağ- lı ekipler olay yerine ulaşırken, ls- tanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Vatan Caddesi'ndeki merkezin- den çatışma bölgesine, Özel Hare- kât Şube Müdürlüğü'ne bağlı tam teçhizatlı ve uzun namlulu silahlı özel ekipler sevk edildi. - Saat 15.08: lstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, polis tel- sizlerinden olay yerine tam dona- nımlı ambulanslann gönderilme- sini istedi. - Saat 15.10: Olay yerine pan- zerler ve cephane sevk edildi. - Saat 15.15: İGDAŞ ile bağlan- tıya geçen polis, çevredeki doğal- gaz akışının kesilmesini istedi. - Saat 15J0: lstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, çatışma- ya devam eden güvenlik güçleri- ne dikkatli olmalan yönünde uya- nda bulundu. - Saat 1525: Olay yeri civan gü- venlik çemberine alınarak gazete- ciler ile vatandaşlann çatışma böl- gesine girmesi engellendi. - Saat 15J0: Olay yerine yakın Kavacık Köprüsü Anadolu Yaka- sı çıkışı ile Acarlar şirketine ait ye- ri buluşma noktası olarak belirle- yen güvenlik güçleri, çatışma böl- - gesin^yığınak yapmayı sürdürdü. - Saat 15.40: lstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, olay ye- rine gelerek operasyonu bizzat yö- netmeye başladı. - Saat 15.45: Özel Harekât Şube Müdürlüğü ekiplerinin olay yeri- ne zırhlı araçlarla gelmeye devam ettiği görüldü. - Saat 1530: Yaklaşık 50 daki- kadır süren silah sesleri kesildi. - Saat 16.10: Bomba uzmanı po- lis ekiplerinin olay yerine geldiği görüldü. - Saat 16.15: Operasyon sürer- ken, bir helikopterin kendilerini engellediğini belirten güvenlik güçleri, helikopterin uzaklaştınl- Oiay yericivan güvenlikçemberine alınarak gazeteciler ile vatandaslann çatışma bölgesine girnıesi engeDen- dL Polis teröristkrin kaldığı eve girebilmek için merdiven kullancu. (HATICE TUNCER/KEREMILGAZ) masmı istedi. Polis Haber Merke- zi'nin irtibat kurduğu Atatürk Ha- valimanı kule yetkililerinin heli- kopterle telsiz irtibatlan bulunma- dığını söylemeleri üzerine, bir po- lis helikopteri, basın kuruluşuna ait olduğu ileri sürülen bir heli- kopteri uzaklaştırmakla görevlen- dırildı. - Saat 16.15: Çatışma bölgesin- den bir polis memuru, elinden ya- ralanmış olarak Haydarpaşa Nu- mune Hastanesi'ne getirildı. - Saat 16.20: lstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, cep tele- fonu görüşmelerini engellediği gerekçesiyle televizyon kuruluş- lanna ait canlı yayın araçlarının o- lay yeri çevresinden uzaklaştınl- masını istedi. - Saat 16J5: Yaklaşık 45 daki- kadır duyulmayan sılah sesleri ye- niden duyulmaya başlandı. -Saat 16.45: Silah sesleri yoğun- laştı. Bu sesler arasında uzun nam- lulu silah seslerınin de bulunduğu duyuldu. - Saat 17.00: Silah sesleri yeni- den kesildi. - Saat 17.13: Tek bir el silah se- si daha duyuldu. -Saat 18.05: Kesilen silah sesle- ri yeniden başladı. Aynı saatte bir patlama sesi de duyuldu. - Saat 18.10 ve 18.12:2 ayn pat- lama daha kaydedildi. 3 katlı vil- lanın çevresinden silah sesleri du- yulmaya devam etti. - Saat 18.40: Silah ve patlama sesleri kesildi. Jstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, telsizle verdiği talimatta, olay yerinde ön- lem alan güvenlik kuvvetlerinin emir verilmedikçe ateş açmamala- nnı ve çevredeki özel hastaneler de dahil olmak üzere tüm sağlık kuruluşlannda gerekli önlemlerin alınmasını istedi. - Saat 19J0: Uzun bir sessizlik- ten sonra güvenlik güçleri çatış- manın sona erdiğini duyurdular. Hüseyin Velioğlu'nun üzerin- den Seyithan Aksoy adına düzen- lenmiş bir kimlik çıktıgı öğrenil- di. Yakalanan 2 kişi ise tstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüle- rek sorguya alındı. lstanbul Emniyet Müdürü Ha- san Özdemir, operasyon ekibine içeriden ateş edilmeye başlandığı- nı, teröristlerin teslim olmalan için defalarca uyanldıklaruu söy- ledi. PORTRE/HÜSEYİN VELİOĞLU Öcalan'la bhiikteokııdu Haber Merkezi - Hizbullah'ın en tehlikeli kanadı ve vurucu gücü, llimcilerin kurucusu Hüseyin Velioğ- Ju, 1952 yılında Batman'ın Gercüş ilçesınde dogdu. Durmazolan soyadını 1978 yılında Velioğlu olarak değiştirdi. 1980 öncesinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgi- ler Fakültesi'nde (SBF) Abdullah Öcalan ile birlikte okudu. Hizbullah'ın tohumlannın abldığı Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve Akıncılar içerisinde faalı- yet yürüttü. SBF'deki yakın arkadaşlanna göre, aslın- da Velioğlu Mısır merkezli "Ihvanı Müslümin*'in (Müslüman Kardeşler) sempatizanı olarak biliniyor- du. Okul döneminde Akıncılann gençlik kanadı "Akıncı GençHk" ve ülkücüler içensınde de çok i\i tanınıyordu. Guneydoğu'da 1950'Ierde bir dönem ha- reketlenen Müslüman Kardeşler'in yerel önderlerin- den feyz aldıği söylenıyordu. Velioğlu 1980'den itibaren Diyarbakır'da yaşama- ya başladı. 1987'den sonra o dönemde Menzil Kita- bevi çevresinde fıkri çalışmalar yürüten gruptan ay- nlarak Batman'a geçti. tşte, daha sonra kamuoyunda llimciler diye ünlenen örgütün en acımasız kanadına admı verecek olan tlim Kıtabevi'ni bu şehirde açtı. Velioğlu, bir dönem PKK ile daha sonra da Men- zilcilerle girdiği çatışmadan galip çıktı. Hizbullah'ın Apo'su olarak tantmlanan Velioğlu'nun son yıllarda Irak- tran sınınndakı Kürt Hizbullahı kamplannda olduğu ileri sürülüyordu. • • _ G U N D E M MUSTAFA BALBAY • Baştarafi 1. Sayfada Deprem bölgesindeki yurttaşlann kaygı duydukla- n konulann başında çocuklannın eğitimi geliyor. De- ğişik zamanlarda sohbet ettiğimiz depremzedeler kendilerini başka kentlere iten başlıca nedeni şöyle açıklıyorlan - Çocuklann eğttimini düşünmek zorundaydık! Bolu'da öğrenim gören üniversite öğrencileri de deprem bölgesı-fay hattı demeden yine okullanna geldiler. Bölgede değil 3-5, iki katlı binalara bile gir- mek tehlikeli iken, öğrencilerden 8 katlı yurtta kalma- ya devam etmeleri istendi. Tabii onlardan böyle bir şeyi isterken önlem almak gerekir. Ne yapmalı? Öğrencilerden tek tek, "Binaya kendi ısteğımle giriyorum" imzalı yazı almalı... Yöneticiler önlemleri düşünürken bu kadarla da kalmamışlar. Deprem bölgesinde eğitim boy atmalı, bu binayı boyatmalı demişler, bir güzel boyatmışlar. Adamlar göz boyamıyor ki, bina boyuyor. Bundan sağlam deprem önlemi olur mu? Ola ki öğrencilerin başına bir şey gelirse, can gidi- yor ama, yöneticiler hayatiannı kurtanyorlar! ••* Sağlık Bakanı Osman Durmuş bir süredir dur- mustu. Doğrusunu isterseniz, kuduzun konuşulduğu günlerde Durmuş'tan ctddi bir demec beklıyordum: - Kuduz mikrobuna gerekli fırçayı atbk. Bir daha ge- temez. Durmuş beklentilerimizi boşa çıkarmadı, grip ko- nusunda çok önemli bir teşhiste bulundu: "Türider gribe doğuştan aşılıdır." Gariplikler konusunda doğuştan aşılı olduğumuz kesin ama, griple ilgili bir saptama yoktu. Koca Sağ- lık Bakanı böyle söylediğine göre şüphe edecek bir şey yok. Bakan'ın tıp bilimine geçecek saptaması şöyte: "Yasama koşullan, taşı, toprağı açısından insanla- nmız bazı mıkroplara karşı bağışıklık kazanmıştır. Av- rupalılar gibi dirençsiz değiller." Türke kurşun işlemezdı, artık mikrop da işlemez! ••• Beyoğlu'nda bir bar... Arkadaş grubu eğleniyor. Gonca Antmen adlı genç kız dans etmeye kalkar- ken yandaki küçük havuza düşüyor. Havuzun içi ışıklandınlmış. Elektrik kaçağı genç kı- an ölümüne neden oluyor... ölümle dans diye buna deniri ••• Istanbul'da bir servis aracı yağış yüzünden kayı- yor. Artık bunu da doğal karşıladık. Yağış varsa, tra- fik kazalan artacaktır! Takla atan araçta beş kişi yaralanıyor. Yaralılar araç- tan çıkıyor-çıkanlıyor. Nafiz San bir an önce hasta- neye gıtmek istiyor. Şarampolden yol kenarına çıkı- yor. 0 sırada karşıdan gelmekte olan minibüs çarpı- yor, ölüyor. Garip ölümler diye bir rekor varsa, birinciliği kim- • «eye kaptırmayız. «•» — •- • **•—-A ••• ^ Büyükçekmece'de yol kıyısında park etmiş bir oto-' mobil... Içindeki iki kişi buz gibi havada ısınmak için aracı çalıştnyor. Uykuya dalıyor. Egzoz gazı usul usul içeri doluyor. Uyuyan iki gençten 21 yaşındaki Ha- kan önderol zehirlenerek yaşamını yitiriyor! Insan, yaşamı kendlsine ancak bu kadar zehir ede- bilir! • • • Yukandaki örnekter salt 48 saat içinde olup biten- lerden küçük bir bölüm. Trafik kazalan ise artık ola- ğan hale geldi. Hani neredeyse o Anadolu deyimini değiştireceğiz: Ecel gelmiş cihane, trafik kazası ba- hane! Ne dersiniz? Can bu kadar ucuzken, hayat paha- lılığının bir anlamı var mı? HizİHiHalı cihat aşamasına geldi MEHMETFARAÇ Terör örgütlennin en tehlikelısi olarak bi- linen Hizbullah'ın, Beykoz'da polisle çatış- maya girmesi. örgütün "tebliğ aşamasını ta- mamJayarakcihataşamasına geldiği" şeklın- de yorumlanıyor. Guneydoğu'da ana karar- gâhlan çökertilen ve binlerce militanı deşif- re olan örgütün büyük kentlerde benzer ey- lemlerle seslenni duyurmaya çalışacağından endişe ediliyor. Hizbullah, tlimcilerve Menzilciler olarak ikiye aynlıyor. Bir dönem PKK'yle amansız birmücadeleye giren llimciler, daha sonra si- lahlı mücadeleye karşı çıktıklan gerekçesiy- le Menzilcilere de savaş açtı. Menzilcilerin lideri Fidan Güngör, tlimcıler tarafından ka- çınlarak öldüriildü Menzilcilerin dini lideri Molla Mansur Güzelsov'un ise tedavi için gittiği Iran'da yaşamını yitirdiği öne sürülü- yor. Menzilcileri tasfıye ederek örgütteki hâki- miyeti ele geçiren tlimciler, 1998 yılına ka- dar Guneydoğu'da yüzlerce eyleme imza at- tılar, en az 300 Menzilci ve PKK yandaşını katlemler. Tetikçiler, Takarov marka taban- calarla gerçekleştirdikleri saldınlarda iz bı- rakmadılar. Tabancaların iğnelerini eylem- den sonra zımparalayan militanlar, aynı sila- hı yeni bir eylemde kullanıhnak üzere başka bölgeye gönderdiler. Hizbullah, hücre tipi yapılanmasıyla örgütlenirken camileri üs tut- tu. Özellikle Güneydoğu'da ortaokullar ve liselerde örgülenmeye gitti. Diyarbakır'da naylon çorap giyen kadınlarla kız öğrencile- re kezzaph saldınlar düzenledi. Örgüt, devletle çatışmaktan kaçındı. Hiz- bullah militanlanyla güvenlik güçleri arasın- da ilk mermiler Diyarbakır'ın Pirinçlik bel- desine bağlı Hatuni Köyü'nde patladı. Böl- geye operasyonagiden özel timcilere Hizbul- lahçılar otomatik silahla ateş açtılar. Bu ope- rasyonun sonrasıyla ilgili bilgi edinilemedi. Ancak bu küçük çatışmadan birkaç ay sonra örgüt sempatizanı olan Hatuni köylüleri, kent merkezine gelen Güleçoba Köyü minibüsü- nü pusuya düşürerek üç korucuyu öldürdü- ler. Güneydoğu'da hücre evlerine yönelik operasyonlarda güvenlik güçleri, militanla- nn direnişiyle karşılaşmadılar. Polis, 1997 yılından itibaren örgüte yöne- lik yoğun operasyonlar düzenledi. 1 Kasun 1997 ile 20 Ekım 1999 tarihleri arasındaki operasyonlarda 1235 kişi gözaltına alındı. 941 kişi adliyeye sevk edildi. Bunlardan 685 kişi serbest bırakılırken 256 kişi tutuklandı. Örgüte en büyük darbe, geçen yılın orta- lannda vuruldu. Mardin'de bir sığınakta ör- gütün bilgisayar disketleri ele geçirildi. Bu disketlenn çözümünün ardından bin kişilik bir liste belirleyen polis, yoğun bir operasyon başlath, 250 kişi tutuklandı. Mardin, Diyar- bakır ve Batman'da aynı anda düzenlenen operasyonlarda örgütün 22 hücre evi ortaya çıkanldı. Polisin yaptığı incelemede, örgütün 20 bin kişilik bir güce ulaştığı beliriendi. Ör- güt bu operasyonlann Hizbullah içindeki po- lis ajanlanndan kaynaklandığı iddiasıyla iç hesaplaşmaya gitti. Diyarbakır ve Batman'da 1999 yılındâ 14 milıtan, Hizbullahçılar tara- fından öldûrüldü. 17 sempatizanı hakkında da ölüm karan çıktı. Diyarbakır polisı bu ki- şilenn korumaya alınacağını açıkladı. Operasyonlann yoğunlaşması üzerine mi- litanlann ve sempatızanlann büyük bölümü başka kentlere kaçtı. Örgüt militanlan lstan- bul, Gaziantep ve Mersin'i üs tuttu. Gazian- tep'te son 20 gün içinde yapüan operasyon- larda kent esnafuıı haraca bağlayan örgütün Vasat kanadına bağlı 23 kişi yakalandı. Miiitanlannı fidyeler, ramazan aylannda toplanan fître ve zekâtlar ve kitabevleri ge- Uriyle fınans eden Hizbullahçılar, operas- yonlar nedeniyle parasal açıdan da sıkıntıya girdiler. Güvenlik birimlerine göre örgüt, Is- tanbul'da bazı işadamlannı da haraç verme- dikleri için kaçırdı. Özellikle tslami vakıf ve derneklerin ra- mazan ayında fıtre ve zekât toplamada etkin- liğini kırmak için aralannda Zehra Eğitim ve Kültür Vakfi Başkanı İzzettin Yıkhrun'nı bulunduğu 16 kişiyi kaçırdı. Örgütün bu ki- şileri fîdye için kaçu-dığı öne sürülüyor. Ör- güt, kaçırdığı en az 50 kişiyi büyük miktar- da fidye karşılığında seıbest buakırken çok sayıda kişiyi de yeraltı sığınaklarında öldür- dü. Orgüt, kaçırdığı bazı kişileri de 15 ay ye- ralnndaki sığınaklarda tuttu. Büyük kentleri daha rahat örgütlenebil- mek için üs tutan Hizbullahçıların Bey- koz'daki hücre evinde güvenlik güçleriyle çatışmaya girmesi ilk kez rastlanan bir olay. Türkiye Cumhuriyeti'ni kâfır düzen olarak tanımlayan örgüt militanlannın, polisle çatış- maya girmesi örgütün benzer eylemleri art- tıracağı konusunda ipuçlan veriyor. Hizbul- lah'a yakın kaynaklara göre örgüt "cihat" aşamasına gelniiştir. Örgütün en tehlikeli ka- nadı llimcilere göre, "Müslümanlann yeter- ii gücü kadrosu ve askeri vardır." PUSULA MITHAT BEREKET AVRUPA GENÇLİĞİ NEREYE GİDİYOR? DEVLETE, POLISE, SİSTEME KARŞI ÇIKIYORLAR... ANARŞİSTLER... OTONOMLAR... SAKIN PUSULANIZI ŞÂŞIKMAYIN www.ntv.com.tr BUAKŞAM 22:05
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog